Iki numaralı mahkeme

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #31
    Bu anlattıklarımı kitap haline getirdim
    ama yayınlamıyacağım.

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #32
      Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
      Bu anlattıklarımı kitap haline getirdim
      ama yayınlamıyacağım.
      Değerli Hasan Akçay,
      Tarihe not düşürmek adına yayınlamanız iyi olmaz mı?
      Halil Ay

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #33
        KADER SİLAHLI HAYDUTLUK MUDUR?

        Sorgulayan
        ve disiplin uğruna
        çoğunluğa ters düşmekten çekinmeyen biriyim,
        "sürü"ye uymayı inadına reddederim.

        Böyle davranmayı sanırım bana darbe öğretti.

        Bir gün okulumda
        öğrenciler boykota gitmiş.

        Ben ders yaparken
        sınıfın kapısı tekmelenir gibi açıldı.

        Kapıda iri yarı biri.

        "Hocam herkes deniz kenarında toplandı, bu sınıf bekleniyor."
        Neden?
        "Boykot var."
        Okul müdürülüğü bana öyle bir şey duyurmadı.
        "Hocam! Boykota katılmayan bir tek bu sınıf kaldı."

        Ceketinin önünü açtı,
        silahlıyım der gibi.

        Bu benim tepemin tasını attırdı.

        Bana bak dedim, ben ders yapıyorum,
        bırakacak mısın dersime devam edeyim,
        yoksa...

        Yoksa ilk iş
        iki elimle gırtlağına dalacaktım.
        Anladı, çekip gitti.

        Derse devam ettim.

        O bebelerimi hep takdirle anarım.
        Sesim titriyordu, aldırmadılar,
        her zamankinden daha çok
        ellerini kaldırdılar, derse katıldılar.

        .
        Last edited by Hasan Akçay; 19. September 2026, 06:21 AM. Sebep: "

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #34
          DARBELERİ KENDİ PİS ÇIKARLARI İÇİN YAPIYORLAR

          Darbeci dediğin "silahlı zorba"dır. Yani eşkıya. Zorbalıkla baş olan
          hangi eşkıya kendinden başkasını düşündü ki Talat Aydemir düşün-
          sün. Onun ve yanındakilerin isteği saraydaki altın yaldızlı, ay yıldız-
          lı şatafattı.

          Gazeteci Güneri Civaoğlu:

          Kara harp okulu komutanı albay Talat Aydemir'in ihtilal hazırlığı
          sır değildi. Ankara orduevinin karşısındaki bahçede albay Aydemir
          adına biz genç gazetecilere çay pasta sunulur, "Yakında bu servisi
          altın yaldızlı, ay yıldızlı tabak ve fincanlarda yapacağız," denirdi.


          Yok Atatürk unutturuluyormuş, yok "hocafendi"ye haksızlık
          ediliyormuş... da darbe onun için gerekliymiş.
          Geçin bunları. Herkes darbesini kendisi için yapıyor.

          Yetmedi, 15 Temmuz 2016'da bir de din savaşına döktüler işi. Mi-
          narelerden salalar okutup halkı kör dövüşüne soktular.

          Öyle bir hava estirdiler ki
          sanki Uhud savaşında Okçular Tepesi ne idiyse
          bu kalkışmada Boğaziçi Köprüsü odur.

          Kaç masumun kanına girdiler, kaç masumun katili oldular?

          Tanıdığım
          imam-hatip çıkışlı bir devlet memuru
          "İstanbul'da olsaydım" dedi,
          "tabancamı kaptığım gibi o köprüye koşardım."

          Ateş eder miydin?

          Bir an bile tereddüt etmezdim,
          o darbeci askerlerin alınlarına sıkardım.

          Samimi söyleyin memur bey,
          halifelik gelmeli mi?

          Evet.

          -

          Bu gözü bağlanmışlığın
          elbet bir bedeli olacak.

          -

          Efendim,
          eğer halk engel olmasaymış
          darbe başarıya ulaşırmış.

          Yok kardeşim.
          Darbe girişimleri hep oldu bu ülkede,
          hiç birine sivil halk karıştırılmadı,
          hepsinde darbeyi yasal kuvvetler bastırdı.

          Örneğin 15 Temmuz darbesine
          canları pahasına
          yasal kuvvetler dur dediler.


          O köprüye neden getirildiğini bile bilmeyen harp okulu öğrenci-
          lerine ve erlere sıkmadı onlar, her şeyi bile bile yapan eşkıyaya
          ateş ettiler ve karşılıklı ateş edilmeye başlandığı an darbe giri-
          şimi balon gibi söndü.

          Kaldı ki, tanklı tüfekli darbeler eskidendi. Silah olarak şimdi dini
          kullanıyorlar. "Minareler süngümüüüz!" diye naralar atıp insanla-
          rı Allah'la aldatarak...

          Ve herkes kendi darbesini kendi pis çıkarı için yapıyor.

          Öyle ki örneğin "Sahip olduğum tek şey şu kol saatimdir, birgün
          eğer zenginleşirsem bilin ki çaldım" diyenler kârun kadar zengin-
          leşiyor ama zerre kadar utanmıyorlar. Çünkü eşkıya utanmaz.

          Osmanlının son döneminde eşkıya köy basardı. Köylünün yiyece-
          ğini, bileziklerini, kolyelerini, parasını alır giderdi. Köy basan eşkı-
          ya utandı mı?
          .
          Last edited by Hasan Akçay; 11. July 2026, 04:01 PM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #35
            dost1 Nickli Üyeden Alıntı
            Değerli Hasan Akçay,
            Tarihe not düşürmek adına yayınlamanız iyi olmaz mı?
            Sağlık durumum
            el vermez.
            İlginize teşekkür ederim.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #36
              ADALETİN TERAZİSİ

              İki Numaralı Mahkemede kararlar açıklandıktan sonra sınıftaki sıra-
              ma oturdum, bizden sonra gelecek olan harbiyeliler okusun diye sıra-
              mın kitap defter koyduğum yerine şunu yazdım:

              Suçlamanın bu kadar kolay, ceza vermenin bu kadar zevkli olduğu-
              nu bilmezdim. Ey hem suçlu hem güçlü olanlar! Sayenizde onu da
              öğrendim.


              Ama albay Baykara'nın kendi oğlunu savunurken kullandığı deyimle
              bizi "paravan" yapıp arkamıza saklananlar ve ön yargılarıyla üzerimi-
              ze çullananlar dahil, insanları eleştirip suçlamak benim için hiç kolay
              değil. Suçlamadan önce bir daha bir daha düşünmek gerekir.

              Aklıma "Muhteşem Gatsby"de Nick'e babasının verdiği öğüt geliyor:

              İçinden ne zaman birini eleştirmek gelirse şunu hatırla: senin elinde-
              ki imkanlara bu dünyadaki herkes sahip olmamıştır.


              -

              Savcılar ne iş yaparlar? Benim gördüğüm, sanığı yalnızca suçlar-
              lar. "Ötesini yargıç düşünsün, bana ne!" derler.

              Örneğin bizim savcının iddiasına göre benim içinde bulunduğum
              grup çatışmaya girmiş. Teslim alınana kadar azılı bir çete gibi vu-
              ruşmuşuz.

              Tanıklar geldiler. Bizim kendiliğimizden teslim olduğumuzu söyle-
              diler ama savcımız bunu kâle almadı, esas hakkındaki görüşünü
              sunarken en baştaki iddiasını aynen tekrarladı.

              Ve yargıcımız, canı sıkılmış olacak ki, tavanı seyretti.

              Oysa hukuk derslerimizde bize anlatılan şu idi: cumhuriyet savcı-
              ları "cumhur"un savcılarıdır, sanıkların lehindeki delilleri de bulup
              getirirler ve onları kâle alırlar.

              Eğer lehteki delilleri yok sayarlarsa adaletin terazisi hangi İKİ şe-
              yi tartacak?



              Örneğin bazı yerel yöneticiler yolsuzlukla suçlanıyor. Savcılar iddi-
              anameyi mahkemeye sunmuşlar ama sanıkların lehinde hiçbir de-
              lil getirmemişler. Neden?

              O yöneticiler görev devrinden önce yolsuzluk yapılmış olduğunu
              belirleyip dosyalar düzenlemişler ama iç işleri bakanlığı dosyaları
              ellerinden almış, sümen altı etmiş.

              Savcıların o dosyaları bakanlıktan getirterek mahkemeye sunması
              ve "Sanıklar yolsuzlukla mücadele de etmiştir" demeleri gerekmez
              miydi?

              Yıllar sonra benim gördüğüm odur ki derslerde bize anlatılan ada-
              let başkadır, adaletmiş gibi yapılıp kullanılan şey başka. O MIŞ gi-
              bi yapılarak kullanılan adalet adalet değildir, zulüm aracıdır.
              .
              Last edited by Hasan Akçay; 4. October 2026, 03:45 AM.

              Comment

              Working...