Eski bir nurcu olarak bunları yazacağım hiç aklıma gelmezdi..Nekadar sapıtmışız haberimiz yok..Kutsiyyet bizi kör etmiş...Adeta beynimiz çıkarılmış,kalp size yeter anlayışla koyuna çevrilmişisiz....Tek referans kurandır..Batıla batıl demeyi bilmek lazım...
Devam edecek....
Devam edecek....

("ALLAHım, onun yerden izini kes.") demiş. Ondan sonra çocuk daha yürümemiş, öyle kalmış, hırçınlığının cezasını bulmuş.
Bu iki kudsî cümleler, kuvvetli münasebet-i mâneviye ile beraber makam-ı cifrî ve ebcedî hesabıyla, birincisi Risalet-ün Nur'un ismine, ikincisi onun tahakkukuna ve tekemmülüne ve parlak fütuhatına mânen ve cifren tam tamına tetâbukları bir emaredir ki; Risalet-ün Nur bu asırda, bu tarihte bir "urvet-ül vüska"dır. Yâni çok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir "hablullah"tır. Ona elini atan, yapışan necat bulur diye mânâ-yı remziyle haber verir.
cümlesi hem mânâ, hem cifr ile Risalet-ün Nur'a bir remzi var. Şöyle ki:..
(Alak 6) bu tâguta bakar ve baktırır.
*
kelimesine tam münasip Said’dir
unvanıyla göstermesinin bir hikmeti budur
duasının kabulünü ispat etti






Comment