Lâ tahlikû: ZIRHINIZI cikarmayin??? (2:196)

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #1

    Lâ tahlikû: ZIRHINIZI cikarmayin??? (2:196)

    Merhaba.

    Bir aciklamaya göre* halka ve tuhlikû kelimeleri ayni kökten olup "halka"dan kasit zirhli giysidir cünkü zirhli giysi metal halkalardan olusur. Bkz:


    Shop for historical accurate costumes, accessories, functional & decorative swords, armors, shields & more. Serving since 1985. Price match guarantee. Easy Returns


    Buna göre
    ayette söylenen:

    Hac ve umreyi Allah icin tam yapin. Eger egellenirseniz kolayiniza gelen bir hayvani bagislayin. O bagis yerine varincaya kadar zirh basliginizi cikarmayin. Hasta olanlariniz ya da basindan yara alanlariniz oruç, sadaka ya da bagis yoluyla fidye versinler. Güvene kavuştuğunuzda hac icin umreden yararlanmak isteyenleriniz kolayina gelen bir hayvani bagislasinlar. Bunu bulamayanlar üc gün hac yerinde yedi gün de döndüklerinde, toplam on gün, oruc tutsunlar. Ailesi Mescidil Haram'da oturmayanlar icindir bu. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah'in azabi cetindir.

    Ne dersiniz?

    Sevgi ile,
    Hasan Akcay

    _________________________________

    *http://free-minds.org/forum/index.php?topic=9604247.0
    Last edited by Hasan Akçay; 9. September 2012, 11:28 AM.
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #2
    Fetih 27'de de MUHALLIKIYNE RUÛSEKUM ifadesi var.

    Hemen ardindan
    mukassiriyn
    deniyor.

    Anilan aciklamaya göre burada mukassiriyn namazdan eksilterek demek. Cünkü bu kelime tipki Nisâ 101'deki taksurû gibi "kasara"nin bir türevi olup salâttan bir rekat eksiltmeyi dile getirir:

    Kafirlerin size saldiracagindan endiseliyseniz salâttan eksiltmeniz günah degildir -en taksurû mines salâti in HIFTUM...

    Bütün bunlardan anlasilan, ayetlerdeki hacc ibadetinin arka planinda savas ortami var; o yüzden inananlar zirhlarini giymis, silahlari hazir... teyakkuz halindeler; yoksullara bagisladiklari hayvanlar yerlerine varincaya kadar baslarindan zirhlarini cikarmayacak ve salâttan bir rekat eksiltecekler.

    Sevgi ile,
    Hasan Akcay
    Last edited by Hasan Akçay; 9. September 2012, 10:04 AM.

    Comment

    • Fers
      Uzman Üye
      • Sep 2012
      • 304

      #3
      selam


      Anilan aciklamaya göre burada mukassiriyn namazdan eksilterek demek. Cünkü bu kelime tipki Nisâ 101'deki taksurû gibi "kasara"nin bir türevi olup salâttan bir rekat eksiltmeyi dile getirir:

      Kafirlerin size saldiracagindan endiseliyseniz salâttan eksiltmeniz günah degildir -en taksurû mines salâti in HIFTUM...


      o sureyi/ayetleri yeniden gözden geçirin hocam, nereden eksiltme...salat ve rekat yan yana durmuyor...

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #4
        Fers hocam, o ayetleri elimden geldigince inceledim; kaldi ki bilhassa sayin Abdurrahman Özlük'le uzun uzun müzakere ettik.

        Görüsüm aynen sürüyor:

        Orada sözü edilen, "salât"in kiyamli-secdeli bir uygulamasidir. Uygulamadaki miktara ister rekat deyin ister baska bir ad verin bütünden bir o kadar eksilterek varabilirsiniz. Benim anladigim, en taksurû mines salâti... iste odur.

        Siz farkli anliyorsunuz. Neden olmasin! Ama aciklayin lütfen. Kanitlarinizi getirin. Ikna edici bulursam yanlistan döner, size tesekkür ederim.

        *

        Hacca trasin sonradan mi eklendigi
        Bakara 196 ve Fetih 27'de

        Yüce Allah'in

        Ibrahim nebiye mi ya da
        Muhammed nebiye mi

        seslendiginden anlasilabilir.

        Fetih 27'de
        Yüce Allah'in
        Muhammed nebiye seslendigi
        kesin.

        Cünkü o ayet-i kerime
        Muhammed nebinin güven icinde Mescidil Harâm'a ulasacagi hakkindaki bir düs
        ile ilgili.

        Bakara 196'ya gelince...

        Burada
        muhatabin Muhammed nebi oldugu
        tipki Fetih 27 gibi
        bu ayet-i kerimenin de
        bir savas ortamindan söz etmesinden anlasiliyor.

        Hz Ibrahim
        hac buyrugunu aldigi esnada
        savas yoktu

        cünkü
        Islam Devletine savas acan
        bir Mekke Müsrik Devleti yoktu.

        Konumuzla ilgili tarihin
        en saglam kaynagi
        Kur'ân'dir. Onu da bilelim.

        Örnegin

        Kasas 27'den ögreniyoruz ki
        haccin
        iki anlamindan

        biri
        "büyük pazar"dir = panayir.

        Cogulu HICEC.

        Mekke'nin
        dolayisiyla Kureysin
        geleneksel
        ekmek teknesi.

        Ikinci anlamina gelince...

        HAC
        dört tane olmazsa olmaza sahip
        bir ibadettir:

        1.Arafat'ta tefekkür ve tövbe yoluyla arinmak,
        2.Bu arinma icin Mes'aril Harâm'da Allah'a sükretmek,
        3.Kabe yönünde yoksullara hayvan bagislamak
        4.Ibrahim nebinin mescidi (Allah'in evlerinin ilki) olan Kabe'yi tavaf ederek o monoteist nebiyi anmak.

        Özetle,

        Ibrahim nebi devrinde
        ticarî hac anlamindaki Mekke panayirlari ile
        dinî hac es zamanliydi.

        Dinî hac icin Mekke'ye gelen inanirlar elbet ticarî hac da yaparak Kureysin ekmek teknesini daha bir bereketli hale getiriyordu. Kureys kazanmaktan mutluydu.

        Kureysin şirke sapmasi ve
        "Rabbimiz Allah!" diyenlere hayat hakki tanimamasi
        cok cok cok sonraki bir gelisme.

        müsriklerin
        Mescidil Harâm'a yaklasmalari ve dolaysisiyla
        Mekke'nin ticarî hac anlamindaki panayirlari
        uzun süren bir din savasindan sonra yasak edildi (Tevbe 28).

        Ibrahim nebi devrinde
        Mekke Müsrik Devleti yoktu;
        dolaysiyla
        ayetlerin arka planindaki o savas ta yoktu.

        Anilan ayetlerde Yüce Allah Muhammed nebiye sesleniyor; Ibrahim nebiye degil.
        Last edited by Hasan Akçay; 10. September 2012, 05:53 AM.

        Comment

        • pramid
          Uzman Üye
          • Sep 2010
          • 984

          #5
          "kasara"nin bir türevi olup salâttan bir rekat eksiltmeyi dile getirir:
          REKAT DİYE BİR KAVRAM KURANDA YOK.

          ŞİMDİ BİR SORU SORALIM;

          10 dk 12 rekat namazı kısaltın. 10k 6 rekat
          10dk 2 rekat nazmazı kısaltın. 10dk 1 rekat

          10dk 2 rekat namazı kısaltın; 5dk. 2 rekat
          10 dk. 1 rekat namazı kısaltın 5dk. 1 rekat ...

          Salat: kuran eğitimi ve okunmasıdır. Bu okunan kuran kısaltılabilir. Müzakere edilen konular kısaltılabilir.

          Zira Nisa suresinde ki ayeti bir inceleyelim;

          “ Namazla” ile ilgili olarak sıklıkla verilen 62/10 ve 4/103 ayetleri çevirmenlerin Kuran’ın sözcüklerini nasıl bozduklarına, nasıl kendi amaçlarına göre değiştirdiklerine iyi bir örnektir. Kuran, günümüzde uygulandığı şekliyle bir sadece namazdan bahsetmediği gibi, bu uygulamaya referans olarak verilen ayetin vurguladığı önemli bir gerçek gözlerden saklanmaktadır.

          Burada gözden kaçan ince ve önemli bir nokta var. 62/9′da geçen “SALAT” ifadesini bilinen namaza bağlamaya engel 62/10 ayetinde bir ifade var.

          62/10 fe iza kudiyetis-salat…

          Sevgili çevirmenlerimizin üç kağıdı burada da işlemeye devam ediyor. “Kudiye” (QDY) ifadesini “bitirmek” olarak çeviriyorlar. Siz çevirmenlerin bu ifadesine güvenerek 62/9′u namaza bağlayabilirsiniz. Ancak “QDY” ifadesine biraz göz atarsak durumda değişme söz konusu olacaktır.

          QDY ifadesi bir şeyi “karara bağlamak” yani “yargıda bulunmak”,”yargıya bağlamak” anlamında kullanılıyor.

          2/117 Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işe karar verirse (QDY), ona sadece “Ol,” der ve olur.

          33/36 Allah ve elçisi bir işi karara bağladığı (QDY) zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH’a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

          34/14 Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz (QDY) zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı.

          4/65 Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin karara bağladığına (QDY), içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

          6/2 O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra bir yaşam süresini karara bağladı (QDY). Belirlenmiş bir sürede O’nun katındadır. Siz ise hala kuşku duyuyorsunuz.

          12/68 Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden girdiler. Bu, onları ALLAH’ın hiç bir takdirinden kurtaramazdı; ancak Yakup bu kararında (QDY) özel bir nedene sahipti. O, kendisine öğrettiğimiz belli bir bilgiye sahipti; fakat halkın çoğu bilmez.


          Diğer ayetleri aşağıdaki ekte bulabilirsiniz.
          QDY ifadesine baktıktan sonra 62/10 başındaki “kudiyetis-salat” ifadesini yerine yazabiliriz.

          SALAT Ayetler ışığında bir hüküm verdiğinizde, bir karara vardığınızda, Karara bağlandığında, yargıya bağlandığında…

          Ayette “ikame” yüklemi kullanılmamaktadır. Oysa “salat” sözcüğü bildiğiniz üzere sıklıkla “ikame” yüklemi ile birlikte kullanılmıştır. 62/10′da ikame değil QDY yargıya bağlanma anlatıldığına göre bilinen namaz olarak düşünülemez.

          Peki, bu ayetler ne anlatıyor?

          Bunun için Kuran’ın yedekleme sistemine baş vurabiliriz. Kuran’da hemen her ayetin bir veya bir kaç yedeği olduğunu düşünürsek bu ayetin benzer yedeklerine bakınabiliriz.

          KADAYTUMUS-SALAT ifadesi 4/103 ayetinde de geçmektedir. “Salatı ikame”yi namaz kılma şeklinde bozan çevirmenlerimizin kendi sözlüklerine göre 62/10′da ikame’ye dönüştürdükleri “kudiye” ifadesi ne ilginçtir ki 4/103′te birlikte bulunmakta… Yani “ikame” ile “kudiye” ifadesinin aynı şeyi kastettiğini sıklıkla söyleyenlerin tökezlediği ayet…

          4/103 Salatı karara bağladığınızda (kudiyetis-salat), Allah’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık ‘gönülden kabullenirseniz, (itminan, tatmin olursanız) salatı yerine getirin (akimus-salat). Çünkü salat, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.

          Yine ayetin devamından hareketle bağlantılı yedek ayetlerden biri de 2/200 ayetidir.

          2/200 Fe iza kadaytüm menasikeküm fezkürullahe ke zikriküm abeküm….
          2/200 Gerekli ibadetlerinizi((ibrahim tarafından öğretilen salat, hac,) bir karara vardığınızda yine Allah’ı anın.Tıpkı atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla.İnsanlardan bazısı şöyle der: “Ey Rabbimiz, bize dünyada ver.” Böylesi için ahirette bir nasip yoktur.

          Metni bozmayı alışkanlık haline getiren çevirmenlerimiz bu ayette de bekleneni yapmışlar. Ayet “bitirilen ibadetlerden” bahsetmemektedir. Yargıya bağlanmış kanunlar, kurallar, törelerden bahsetmektedir. Çevirmenlerimiz burada hem QDY sözcüğünü hem de NSK sözcüğünü “ibadetler” olarak bozmuşlardır. (NSK ifadesinin geçtiği ayetleri de aşağıdaki ekte bulabilirsiniz.)

          62/10 ayeti 2/200 ve 4/103 ile birlikte düşünüldüğünde açıkça görülecektirki toplantı gününün amacı bir “desteği karara bağlamaktır. Bu destek , iş gücü, kelime gücü, para gücü anlamda da olur”

          QDY sözcüğü geçen ayetler:

          2/117, 2/200, 3/47, 4/65, 4/103, 6/2, 12/68, 15/66, 17/4, 17/23, 19/35, 28/15, 28/28, 28/29, 28/44, 33/23, 33/36, 33/37, 33/37, 34/14, 39/42, 40/68, 41/12, 8/42, 8/44, 10/93, 20/72, 22/29, 27/78, 40/20, 40/20, 43/77, 45/17, 80/23, 10/71, 20/72, 2/210, 6/8, 6/58, 10/11, 10/19, 10/47, 10/54, 11/44, 11/110, 12/41, 14/22, 19/39, 39/69, 39/75, 40/78, 41/45, 42/14, 42/21, 46/29, 62/10, 6/60, 20/114, 35/36, 20/72, 19/21, 19/71, 69/27
          NSK sözcüğü geçen ayetler:
          2/196, 6/162, 22/67, 2/128, 2/200, 22/34
          Last edited by pramid; 10. September 2012, 08:49 AM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #6
            Salat: kuran eğitimi ve okunmasıdır. Bu okunan kuran kısaltılabilir. Müzakere edilen konular kısaltılabilir.

            SALÂT kelimesi bir cok ayette geciyor. Bazilarinda Kur'ân egitimi anlamina da gelir ama biz Nisâ 101-103'ten söz ediyoruz. Oradaki salât egitim anlamina gelemez.

            Cünkü
            o salâti
            kafirlerin bir saldirisla sizin üzerinize cullanacagi bir anda yapiyorsunuz. Allah sizi uyarmis:

            Kafirler
            sizin
            silah ve esyanizdan uzak bir âninizi kolluyor;
            bir saldirisla üzerinize cullanacaklar.
            Önlem alin.


            Askerler o salâti eda ederken önlem olarak silahlarini yanlarinda tutuyorlar; bir bölük, salât ederken baska bir bölük düsmani gözetliyor.

            Askerleriniz, bir bakima idam mangasinin önündeki mahkum gibi, bastan ayaga duygu kesilmistir. Komutan olarak siz öyle bir ruh halindeki askerlerinize Kur'ân egitimi ya da her hangi bir seyin egitimini vermeye kalkarsaniz onlar sizi bakislariyla öldürürler. Verdiginiz egitimi dinlemezler; alinlarina silah dayayip dinlemeye zorlarsaniz anlattiklariniz bir kulaklarindan girer ötekinden cikar.

            Asker kökenliyim. Buna benzer ortamlarda bulundum. Izin verin bu kadarcik bilgi birikimim olsun.

            Düsmanin bir saldirisla üzerinize cullanacagi bir anda askerlerine egitim vermeye kalkan komutanin aklindan zoru var demektir. O akil hastasi, cephe gerisine yollanir. "Egitim delisi misin nesin; ille egitim vereceksen git orada ver!" denir.

            Cephedir orasi. Can pazari. Orda silahlar susunca yemek yenip namaz kilinabilir ama asla egitim verilmez. Muhammed nebi ideal bir komutandi (33:21). Bunu bilirdi.

            Ayrica, o salât KIYAM ve SECDE ile yapiliyor. Egitim kiyamda durup secdeye kapanilarak yapilmaz.

            O eda edilen
            kiyamli-secdeli (sekilsel) salâttir: namaz.

            Sevgi ile,
            Hasan Akcay
            Last edited by Hasan Akçay; 10. September 2012, 11:40 AM.

            Comment

            • pramid
              Uzman Üye
              • Sep 2010
              • 984

              #7
              hasan kardeşim nusuk ve menasik kavramlarını bana bir anlatsana...

              Egitim kiyamda durup secdeye kapanilarak yapilmaz. O eda edilen, namazdir.
              Cuma Salatında ki hutbe eğitim değil de nedir? Salat sonrası tesbih ne olmaktadır.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #8
                Kardesim,

                Cuma günündeki "salât"tan kasit
                eger egitimse,
                namaz degilse
                kıyama, secdeye gerek yok

                yani

                cuma salâtini namaz degil de egitim sayan akla göre
                mecvcut uygulama yanlistir.

                Bakara 196'nin benim yapmaya calistigim cevirisindeki "nusuk"a gelince, "Dogru ceviri ille budur!" diyemem. Yardim eder misiniz. Ordaki nusuk kelimesinin Türkce karsiligi ne olmali?
                Last edited by Hasan Akçay; 10. September 2012, 11:41 AM.

                Comment

                • pramid
                  Uzman Üye
                  • Sep 2010
                  • 984

                  #9
                  "Nüsük", gümüşün eritilip kalıba dökülmesi, gübreleme anlamındadır. Gümüşten kalıba dökülen her parçaya "nesîke" denir. Bu kelimenin müfredi olan, "en-nesike" Arap dilinde Allah rızası için boğazlamak, kurban etmek ve ibadet et*mek" manalarını ifade etmektedir. Bu lafzın aslı "temizle*mek ve yıkamak" manasında olan "el-ğasl" den alınmıştır.

                  Nusuk/menâsikkelimesinin Arapçada toprağı ıslah için gübrelemek (nusuku’l-ard), yeni yağmur yağıp yeşillenmiş toprak (ardun nâsike), bir adamın alıştığı yer (en-Neseki) kelimelerinden da anlaşılacağı gibi “gübrelemek, alışmak” gibi anlamları da vardır. Nefsini günah kirlerinden temizleyip ibadete veren kişiye de "nâsik" adı verilir. Bunun sebebi de, sanki ibadet yapan kişi, bu ibadetiyle, günahlarını ve manevi kirlerini temizlemiş olmaktadır.


                  Bakara 128 Ey Rabbimiz! İkimizi sana teslim olmuş kimseler eyle. Soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet yer ve yöntemlerimizi (MENASİK) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz sen her zaman tevbeleri kabul edensin ve rahmet sahibisin."

                  Hac / 67Biz her ümmete bir ibadet tarzı (MENSEK) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in)de seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.

                  Hac / 34Biz her ümmet için bir 'MENSEK' kıldık, O'nun kendilerine rızık olarak verdiği nimetler üzerine Allah'ın adını ansınlar diye. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver. (Fatiha suresinde “nimet verdiklerinin yoluna ilet” deriz)

                  En’âm / 162De ki: "Benim salatım, nusukum(NUSUK), yaşamam ve ölümüm hep alemlerin Rabbi olan Allah içindir."

                  (Salat ile nusuk’un bu ayette tamamen ayrılmış olduğunu görürüz)

                  Bakara / 200İbadet tarzlarınızı(MENASİK) tam olarak yerine getirdikten (karara bağladığınızda) sonra Allah'ı, önceden atalarınızı andığınız gibi hatta ondan daha fazla anın. İnsanların içinde: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver" diyen vardır ki, onun ahirette bir payı yoktur.

                  Comment

                  • Zinedov
                    Katılımcı Üye
                    • Aug 2012
                    • 68

                    #10
                    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                    Salat: kuran eğitimi ve okunmasıdır. Bu okunan kuran kısaltılabilir. Müzakere edilen konular kısaltılabilir.

                    SALÂT kelimesi bir cok ayette geciyor. Bazilarinda Kur'ân egitimi anlamina da gelir ama biz Nisâ 101-103'ten söz ediyoruz. Oradaki salât egitim anlamina gelemez.

                    Cünkü
                    o salâti
                    kafirlerin bir saldirisla sizin üzerinize cullanacagi bir anda yapiyorsunuz. Allah sizi uyarmis:

                    Kafirler
                    sizin
                    silah ve esyanizdan uzak bir âninizi kolluyor;
                    bir saldirisla üzerinize cullanacaklar.
                    Önlem alin.


                    Askerler o salâti eda ederken önlem olarak silahlarini yanlarinda tutuyorlar; bir bölük, salât ederken baska bir bölük düsmani gözetliyor.

                    Askerleriniz, bir bakima idam mangasinin önündeki mahkum gibi, bastan ayaga duygu kesilmistir. Komutan olarak siz öyle bir ruh halindeki askerlerinize Kur'ân egitimi ya da her hangi bir seyin egitimini vermeye kalkarsaniz onlar sizi bakislariyla öldürürler. Verdiginiz egitimi dinlemezler; alinlarina silah dayayip dinlemeye zorlarsaniz anlattiklariniz bir kulaklarindan girer ötekinden cikar.

                    Asker kökenliyim. Buna benzer ortamlarda bulundum. Izin verin bu kadarcik bilgi birikimim olsun.

                    Düsmanin bir saldirisla üzerinize cullanacagi bir anda askerlerine egitim vermeye kalkan komutanin aklindan zoru var demektir. O akil hastasi, cephe gerisine yollanir. "Egitim delisi misin nesin; ille egitim vereceksen git orada ver!" denir.

                    Cephedir orasi. Can pazari. Orda silahlar susunca yemek yenip namaz kilinabilir ama asla egitim verilmez. Muhammed nebi ideal bir komutandi (33:21). Bunu bilirdi.

                    Ayrica, o salât KIYAM ve SECDE ile yapiliyor. Egitim kiyamda durup secdeye kapanilarak yapilmaz.

                    O eda edilen
                    kiyamli-secdeli (sekilsel) salâttir: namaz.

                    Sevgi ile,
                    Hasan Akcay
                    Sayın Hasan Akcay, bu konuda yanılıyorsunuz. Ayetlerde bir savaş durumu veya savaş anından bahsedilmiyor. Askerlik anılarınız kafanızı karıştırmış anlaşılan. Orada bahsedilen kişilerin her biri de asker değiller.

                    Eğitim öğretim salattır(kapsamındadır) FAKAT Salat yalnızca eğitim ve öğretim değildir.
                    İSLAM(barış ve esenlik) tesisi amacıyla ilgili herhangi bir konuyu karara bağlamak için yapılan her türlü toplantı ve eyleme de salat denir. Ya da önceden verilmiş bir kararın hutbe gibi Bir DEVLET duyurusu esnasında duyurulması İÇİN TOPLANILMASI da salat kapsamındadır. Bu kararları duyup gerekçelerini anlayan insanlar SECDE etmiş olurlar. Tıpkı bir şehre girerken o şehrin kendine has yasalarına "secde ederek" girmek gibi. Ayrıca eğitimde de ikna olmak anlamında secde olabilir. Çünkü yere kapanmak secde değildir. Kuran'da yere kapanmayı ifade eden tamamen farklı bir kelime var zaten ve yere kapanmanın ifade edilmesinin gerektiği yerlerde hep bu kelimeyle ifade edilmiştir. Örnek İsra 109.

                    Ayetlerde savaş anı yoktur, normal bir günde peygambere suikast amaçlı baskın tehlikesi vardır. Dikkat ederseniz orada yazanların emredildiği tek zaman peygamberin onların arasında bulunduğu zamandır. Salatta olanların yanında silah olması da bu yüzden. İkiye bölünmelerinin sebebi ise hepsinin bir arada bulunmalarının hepsi için hayati tehlike oluşturabilmesidir.
                    Last edited by Zinedov; 10. September 2012, 09:53 PM.
                    www.facebook.com/zinedov

                    Comment

                    • Fers
                      Uzman Üye
                      • Sep 2012
                      • 304

                      #11
                      selam

                      Cephedir orasi. Can pazari...(Hasan Akçay)

                      hep aynı muhabbet ama devam,

                      ve iza kunte fihim fe ekamte lehumus salate.../

                      "iza kunte fihim/aralarındayken" tabiri neyi ifade ediyor, aralarında bulunduğu kişilerden kasıt müminlerse, aynı zamanda ideal bir komutan olan peygamber cephede/canpazarında müminlerden ayrı mı duruyordu, özel otağında mıydı, gerekçe neydi ve neredeydi...
                      bu ifadenin sizin bildiğiniz kapsamı/asıl anlamı nedir...

                      lev tagfulune an eslihatikum ve emtiatikum.../ silahlarınızdan ve mühimmatınızdan gafil olsanız...
                      fe yemilune aleykum meyleten vahıdeten.../ üzerinize bir hamle yaparlar...
                      ihtimal tehdit, salat ı ikame ettiği kavmde(iza kunte fihim/aralarındayken) bulunan inkarcılardan, resul dahil herbiri için...

                      "ve iza darabtum fil ardı.../ yeryüzünde dolaştığınızda..."
                      bu ifadeye göre, normal sıradan bir gün değil ve herzaman bulundukları mekan değil çünkü yeryüzünde salat ı ikame ediyorlar...

                      Orda silahlar susunca yemek yenip namaz kilinabilir ama asla egitim verilmez. Hz Muhammed ideal bir komutandi (33:21). Bunu bilirdi.Düsmanin bir saldirisla üzerinize cullanacagi bir anda askerlerine egitim vermeye kalkan komutanin aklindan zoru var demektir. O akil hastasi, cephe gerisine yollanir. "Eger ille egitim vereceksen orada ver!" denir...(Hasan Akçay)

                      namazın ikiye bölünerek kılındığı o anlar, inkarcıların saldırması için güzel fırsatlar zaten, ordunun yarısı etkisiz vaziyette ve savunma gücü o anlar için yarıya inmiş, üstelik komutanları olan peygamber aynı namazı iki defa kılmış ve ordusunu iki kez komutansız bırakmış...
                      namazı bitirenlerden, yeni grup namaz kılarken arkalarına geçip tedbir amaçlı beklemeri istendiyse, daha önce bunlar namaz kılarlarken diğer gruptan aynısı neden istenmedi, eğer istendiyse neden ondan bahsedilmedide sadece namazı bitirenlerden arkalarına geçmeleri istendi...

                      ortada savaş, cephe/canpazarı yok falan yok, üstelik "yeryüzünde seferdeyken" mantığı islam kılıçla yayıldı tezine katıksız destek değil midir...

                      fe iza secedu fel yekunu min varaikum..../ kabul edip ikna olduklarında arkanızda olsunlar/sizden tarafa geçsinler/size karşı olmaktan çekilsinler...
                      "salat ı ikame" amacına ulaşırsa kabul edip ikna olanlar kendilerinden tarafa geçer/onlara karşı olmaktan çekilirler...

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #12
                        hep aynı muhabbet (Fers). Askerlik anılarınız kafanızı karıştırmış anlaşılan. İSLAM bir konuyu karara baglamak icin...(Zinedov).

                        Kardesler,

                        Karsisindakini asagilayan, aklina geliveren her düsünceyi test etmeden kanit diye ortaya süren bu tavrin konumuzu karara baglayacagina, hattâ baris ve esenlik getirip zerre kadar yarar saglayacagina inanamiyorum.

                        Muhabbetin konusu: cephe denen can pazarinda eda edilen kiyamli-secdeli salât. Anlasilan, o muhabbet daha cook devam edecek. Ama bensiz.

                        Sevgi ile,
                        Hasan Akcay
                        Last edited by Hasan Akçay; 11. September 2012, 04:12 AM.

                        Comment

                        • Zinedov
                          Katılımcı Üye
                          • Aug 2012
                          • 68

                          #13
                          Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                          hep aynı muhabbet (Fers). Askerlik anılarınız kafanızı karıştırmış anlaşılan. İSLAM bir konuyu karara baglamak icin...(Zinedov).

                          Kardesler,

                          Karsisindakini asagilayan, aklina geliveren her düsünceyi test etmeden kanit diye ortaya süren bu tavrin konumuzu karara baglayacagina, hattâ baris ve esenlik getirip zerre kadar yarar saglayacagina inanamiyorum.

                          Sevgi ile,
                          Hasan Akcay
                          Sevgili Hasan Akcay;

                          Sizi aşağılamak nasıl bir kelime. Sizi sever ve sayarım. Araştırmalarınızdan çok faydalanmışımdır, Kuran ile ilgili bir çok konuda benden kat kat deneyimli ve bilgili olduğunuzu da iyi bilirim.

                          Fakat insanların çok iyi bildikleri konular Kuran'ı anlamada bazen onlara ÖNKABUL olarak zorluk getirmiştir. Örneğin hadislerden veya alimlerden huri konusunu çok iyi öğrendiğini ve çok bildiğini düşünen bir insan ayetlere de "huri hatunlar" önkabulü ile bakar ve bilmem kaç yıllık profesör bile olsa araştırma gereği bile hissetmeyerek "huri hatunlar" önkabulü ile çevirir geçer. Araştırsa bile gerçeği araştırmak yerine önkabulüne delil bulmak için araştırırsa önkabulü onun gerçeği görmesine engel olur.

                          Yıllarca yaşlanana kadar Yahudi olan hatta bu konuda İLİM İHTİSAS yapmış Yahudi din alimi insanlar da Müslüman olunca Kuran ayetlerini kendi inançlarına uydurmaya, o şekilde anlamaya o bakış açısından bakmaya çalışmışlar ve zorlamışlar, İsrailiyatın çoğunluğu da muhtemelen bu şekilde meydana gelmiş diye düşünüyorum. Yani onların da hepsinin kötü niyetle yapıldığını düşünmüyorum.

                          Siz de ilgili ayetlere yaşamış olduğunuz askerlik tecrübesi ile bakınca ayetleri bu engin tecrübenizle yoğurmaya çalışmış ve edindiğiniz önkabul ile bakmışsınız diye düşünüyorum. Bundan sıyrılıp bakmanız gerektiğini düşünüyorum zira ayetlerde savaş anı, cephe falan yok. Dolayısıyla askerlik ile ilgili yaptığınız yorumlar havada kalıyor. Bu düşüncemi ifade etmem saygısızlık değildir, size karşı saygısız bir üslup da takınmadım. Lütfen yazdıklarımı kontrol edin.

                          Ayrıca ateistlerin size ne hakaretvari ifadeler yazmalarına rağmen sabırla yanıt vermenize şahit oldum. Bizim halis niyetle söylediğimiz iki kelimeye kırılmayın, onlara gösterdiğiniz sabrın çok az bir kısmını bizlere de gösterin ve konuya devam edin lütfen.Selamlar
                          Last edited by Zinedov; 11. September 2012, 04:29 AM.
                          www.facebook.com/zinedov

                          Comment

                          • Miralay
                            Uzman Üye
                            • May 2010
                            • 372

                            #14
                            Selamünaleyküm
                            Hasan abimizi yıllardır takip ederim. Sizlerin de ifade ettiğiniz gibi ilmine saygı duyduğum değerli bir abimizdir. (Bazı fikirlerine katılmasam da)

                            Hasan abi,

                            Değerli yazılarına devam etmeni diler, saygılarımı sunarım.

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #15
                              Konu herhalde Bakara -196 olacakken, başlamadan namaza geldi.

                              Kendimi namaz konusundan uzak tutmaya çalışacağım. Çünkü ''Pehlivan tefrikası''na sonra da ''haklılık'' iddiasına dönüşüyor. İş alevlenmeden önce ben de Nisa 102 hakkındaki görüşlerimi araya sıkıştırıvereyim bâri.

                              Mekke'nin fethi sonrası verilen ültimatom ile Müslüman şeriatını öğrenmek isteyen MÜŞRİKLERİN dîni öğrenim ve eğitim (salat) için çağrıldıkları Hacc-ı Ekber'de Peygamber tarafından, hareket tarzlarının/davranış biçimlerinin nasıl olması yönünde bir bilgilendirmeyi anlattığı bir sahne önümüzdedir.

                              Dikkat edin Mekke'de ve civarında Tevbe-7 de belirtilen ve Mekke'nin fethinde Peygamber'in mescid el haram istikametinde (ind el mescid el haram fema İSTİKAMU) , nimete nankörlük etmeyenler (yani Mu'minun:4, 5 (Bakara-219/2) ve Nahl-71 ayetlerine benzer yaşayanlar) olmasından dolayı anlaşma yaptıklarından/himayeye aldıklarından başka dost yoktur. Sıcak bir savaş hali de yoktur. İstikrar yoktur,ama asayiş kurulmuş ki Hacc-ı Ekber'e çağrı var.

                              Peygamber hacc-ı ekber için gelen müşriklere/müslümanlığa ilk adım olan hacc-ı ekber için gelenlere, salat etmekte, yani haccın nasıl yapılacağı yönünde ilk elden bilgilendirmekte, öğretmekte, eğitmektedir(salat/yardım). Bu öğrenilenler haccın birinci günü, ''Arafat'' diye adlandırılan toplanma bölgesinde, haccın 2. ve 3. safhaları hakkında verilen bilgilerdir. Böylece dinleyenler "hacc hakkında" 'arif', bilgi sahibi, irfan sahibi olacaklar ve bu bilgilerini 2.ve 3. safhalarda tatbik edeceklerdir. Meselâ ''Safâ Tepesi'' nin anlamı, neden ''Merve Tepesi''nde değil de orada toplanıldığı, amaçları vs.

                              Buradaki bölükler askerlikteki bölükler değildir. Hacc için gelenlerin kalabalıklık durumuna göre hitap edilebilecek ve denetim altında tutulabilecek büyüklükteki müşrik topluluklarıdır ki 3...5...15... bölük/gurup da olabilir. Çünkü bilgilendirme kalabalık durumuna göre günün ilk ışıklarından akşam alacakaranlığına kadar sürmektedir.

                              Silahlı olanlar da yalnızca Mekke'yi fetheden müslümanlardır; sahabelerdir(denetim altındaki düşmanın silahlarından arındırılmadığı iddia edilemez.). Bunlardan(sahabelerden) bir grup peygamberin etrafında bulunup da sırf onu koruyan (onlardan bır kısım/grup seninle beraber bulunsunlar denilen) fedai sahabeler(yakın koruma), ''diğer guruplar'' da salat için alana alınan fakat içlerinde sabotaj/suikast yapma ihtimali olan kişilerin bulunabilaceği toplulukları peygamberden mesafeli tutup eylem yapılmasını engelleyecek sahabelerdir. 'Bir grup' ifadesi, müşriklerin iki gruba ayrılacağını veya sahabelerin iki gruba ayrılacaklarını anlatmaz. Duruma göre ayrılan, teşkil edilenen gruplardan 'herhangi bir grup' anlamınadır.

                              İlk alana alınıp da secde edenler alanı boşaltacaklarından, düzenin korunması için arkaya geçecekler ve onları çevreleyen korumacı sahabeler de onlarla arkaya, arka bölgeye geçip, arka tarafı koruyacaklardır. Yani buradaki anlam ''secde ettiklerinde (diğerleri, yani ilk müşrik grubuna refakat edenler) sizin arkanızda (koruyucu) olsunlar.'' anlamınadır. Alana yeni gelen öğrenicilere yeni bir sahabe grubu refakat edecektir.

                              Bu nedenlerle ben bu ayeti önceki ayetle birlikte ''korunma ve koruma'' organizasyonu ayetlari olarak anlıyorum.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin.
                              Last edited by galipyetkin; 1. September 2017, 08:56 PM.

                              Comment

                              Working...