Namaz rekatları...

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • aşık74
    Uzman Üye
    • Feb 2009
    • 294

    #151
    Ebû Zerr (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) güneş battığı zamân bana:
    “Güneş nereye gider, bilir misin?” diye sordu.
    Ben: Allah ve Resûlü en bilendir, dedim.,

    Resûlullah şöyle buyurdu:

    “Güneş gider, tâ Arş’ın altında secde eder (âdetince doğudan doğmak üzere) izin ister de ona izin verilir (ve doğu tarafından doğar. Bununla berâber insanların günahları üzerine doğmayı fenâ görür).
    Ve bu hâlde secde etmeye yaklaşır. Fakat secdesi kabûl olunmaz. (Doğacağı yerine gitmeye) izin ister; izin verilmez.
    Ona: Artık nereden geldinse oraya dön! denilir. O da battığı taraftan doğar.

    (Buhari, Kitâbu Bed’i’l-Halk H.9 C.7 S.3017 Ötüken 1987. )

    Buhari hazretleri 600.000 hadisi kafasinda tutarken özur dilerim ama beyni uyuşmus olmali ki , bu sacmaliklari peygamber efendimiz mal etmis.

    Comment

    • aşık74
      Uzman Üye
      • Feb 2009
      • 294

      #152
      17/41 Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

      17/89 And olsun ki, biz Kuran'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.

      18/54 And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.

      54/22 And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

      39/27Yemin ederim ki bu Kur'anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi düşünsünler

      54/17 And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

      17/41 Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

      Ne dersin fedakar kardeşim ? demekki allah kuranda herseyi aciklamis. Buhariye, muslime, şeyhe gerek olmadan,sadece(kurandan) ondan sorumluyuz.
      Last edited by aşık74; 12. February 2011, 11:08 PM.

      Comment

      • aşık74
        Uzman Üye
        • Feb 2009
        • 294

        #153
        FEDAKARADAM Nickli Üyeden Alıntı

        BEN DE ONLARLA İRTİBAT KURUP KAMUOYUNA ONLARIN NE MAL OLDUKLARINI DEŞİFRE ETMEZSEM EN ADİ İNSAN OLAYIM...
        Haydi bakalım sözünüzü tutun ve yapın deşifrelerinizi. (şakaydı)

        Gördüğümüz gibi fadakar kardeşim , durumlar böyle. Ama zannetmeyinki bende sizden farklıydım.
        36 yaşımdayım , bu yaşıma kadar 4 tarikat ve 1 cemaat gördüm. Şimdi ise hiiiç biri yok hayatımda,çoook mutlu ve huzurluyum.

        Harıl harıl rabbimizin kitabına çalışıyorum,öğreniyorum,duyuruyorum ve yaşamaya çalışıyorum....

        Comment

        • aşık74
          Uzman Üye
          • Feb 2009
          • 294

          #154
          Ebubekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı, aranızda onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”

          Zehebi, Tezkiratul Huffaz 1/3, Buhari 1.cilt

          Comment

          • aşık74
            Uzman Üye
            • Feb 2009
            • 294

            #155
            Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.

            ” El Hatib, Takyid 33 

            Comment

            • aşık74
              Uzman Üye
              • Feb 2009
              • 294

              #156
              “ O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.” 42- Şura Suresi 11

              Hadis: “Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”
              Müslim - İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1

              Comment

              • aşık74
                Uzman Üye
                • Feb 2009
                • 294

                #157
                “Dinde zorlama yoktur.” 2-Bakara Suresi 256

                Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.” Nesei 7-8/14,Buhari 12/1883

                Comment

                • aşık74
                  Uzman Üye
                  • Feb 2009
                  • 294

                  #158
                  “De ki; ‘Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız’” 7- Araf Suresi 32

                  Hadis: “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”

                  Müslim 2/16

                  Comment

                  • aşık74
                    Uzman Üye
                    • Feb 2009
                    • 294

                    #159
                    Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.

                    Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

                    Cehennem halkının çoğunun kadınlardan olduğunu gördüm.

                    Bir kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer.

                    Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.

                    Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

                    Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.

                    Hadislerde Anlatılan O Yüce Ahlak sahibini bu şekilde karalamaya kimin hakkı var fekadar kardeşim,söyleyin allah aşkına ????????????

                    Siz bizemi diyorsunuz peygamber düşmanı diye ??????

                    Kim sizce peygamber düşmanı ? Yanlız allah kelamı diyen , yani vahy'e uyan bizlermi ???

                    Yoksa kim ler ?????

                    Comment

                    • aşık74
                      Uzman Üye
                      • Feb 2009
                      • 294

                      #160
                      Bu Kuran uydurulacak bir hadis (söz) değildir. Aksine o önündekini tasdikleyici, her şeyi detaylandırıcıdır. İnanan bir topluluk için kılavuz ve rahmettir.

                      12- Yusuf Suresi 111

                      Şimdi sen bu hadise (söze) inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.

                      18- Kehf Suresi 6

                      İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana gerçek olarak okuyoruz. Hal böyleyken Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?

                      45- Casiye Suresi 6

                      Kimin hadisi (sözü) Allah’tan daha doğru olabilir?

                      4- Nisa Suresi 87

                      Eğer doğru sözlüler iseler onun benzeri bir hadis getirsinler.

                      52- Tur Suresi 34

                      İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve o yolu oyalanma aracı yapmak için hadis eğlencesi satın alırlar. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

                      31- Lokman Suresi 6

                      Comment

                      • aşık74
                        Uzman Üye
                        • Feb 2009
                        • 294

                        #161
                        Fedakar kardeşim üstteki yazılarada , bunlar kimin yazıları demiyeceksin değilmi ? Kaynak neresi bu yazılarda demiyeceksin değilmi ?

                        Benden bu kadar yardımcı olduysam ne mutlu bana.

                        Vahy sarsın bedenini.... selamlar...

                        Comment

                        • hiiic
                          Uzman Üye
                          • Mar 2010
                          • 1980

                          #162
                          Namazın şartları eksik, imamı azamın kitabının bi sayfasını keçi yemiş...

                          bi sayfa eksik geçende rüyamda gördüm, imamı azam geldi, bana dediki, sen dedi bana dedi beni benden bana bensiz anlat dedi,, islamın alimlerine dedi, laf söleyenler felah bulmaz dedi. O eksik sayfayı anlat dedi.. sizler gökteki incilersinz, sizin sözlerinizi dinlemeyen dine sokmayan zındıkul ekberdir dedi. Allaha ve resulune inanan banada inansın dedi, benim cennetteki adım "doğrucu isiin" dir dedi.

                          sahifeye göre namaz tarım alanlarında kılınamaz!
                          2 rekat ilk sünnet kılınan namazlarda sağda solda dikili ağaç meyve ağacı olamaz.
                          farzlarda sadece 2 başak boyu 3 tas has hoşaf bulunabilir.

                          Tarlada namaz kılmak mekruhdur namazı sakıt eder.
                          Dikili arazilerden en az 2 km karayollarında 3 km, ağır sanayi bölgelerinden 5 km uzakta namaz kılınabilir.

                          İnanmayanlara işte ayetten DELİLLLLL!;

                          İbrahim 37.
                          "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kabe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler."


                          Zındıklık etmeyin, ayette de yazıyor, hadiste alakalı mutlaka vardır, imam azam yazmış keçi yemiş, alimlerimiz rüyada görmüş.. zındıklık etmeyinnnn!...


                          _______________________________
                          bazıları ayetten delile inanmaya bilir;onlar için bir ek olsun

                          bir ayette ribat görüp rabıtaya delil bulan
                          bana hayır yollarıyla vesileler arayını tarikata yontan
                          alakasız yerlerden kelime seçip din kuranlara akıl erdiremeyenler bakalım bana ne erdirecekler
                          Last edited by hiiic; 14. February 2011, 09:09 AM.

                          Comment

                          • Miralay
                            Uzman Üye
                            • May 2010
                            • 372

                            #163
                            Selamünaleyküm can dostlar,güzel insanlar.
                            Her ne kadar sitemizde yeterince doyurucu bilgiler olmasına karşın; sizlere namazla ilgili,başka bir siteden alıntılar yaparak;namaz hakkında kafalardaki soru işaretlerini gidermeye çalışacağım inşaAllahü Teala.(Not yazının hepsi tek bir iletiye sığmayacağından,bölümler halinde asacağım.)


                            1. Namaz kılmak, Allah’ın bir emri midir?

                            Birçok kişi bu söylediğimizi tuhaf karşılayacaktır. Bu algılama zemini, İslam inanışlarına bilinçli olarak inanılmadığını gösterir. Zira bizi bu soruyu sormaya iten temel neden, gelenekte bize aktarılan namazın Kuran’da sözü edilen salâtla pek uyuşmaması olmuştur.

                            Yadsınamayacak gerçek şu ki, Kuran’da hangi namazın hangi biçimde kılınacağı bildirilmediği gibi, namazların kılınma biçiminin kimden veya nereden öğrenilmesi gerektiği noktasında da başvurulacak bir kişi/yer bildirilmemiştir.



                            Öte yandan biz, Din’in temel kitabından genel geçer bir namaz biçimini niçin öğrenemeyelim? Niçin Yüce Allah müminlerden bunu saklasın?

                            Comment

                            • Miralay
                              Uzman Üye
                              • May 2010
                              • 372

                              #164
                              2. Allah’ın Müslümanlardan murat ettiği ilk yükümlülük, namaz mıdır?

                              Müslümanların çoğunluğu bu soruya büyük olasılıkla “Elbette öyledir” biçiminde bir yanıt vereceklerdir. Ne var ki, yanlış cevap! Çünkü Müslüman kişi, “Allah’ın buyruklarına teslim olmuş, kendi ve doğayla ilişkisinde barışa ermiş kişi” anlamına gelmektedir. Bu nedenle Şeytan, onun baş düşmanıdır. Şeytan’ın temel hedefi ise, tek olan Allah’a inanan Müslüman kişiyi bu inancından uzaklaştırmak ve Allah’ın yanında (“Allah’tan başka” değil) soyut ya da somut birtakım putlara taptırmaktır. İnsanlar ahırette “Ben Allah’ın olmadığına inandım.” diye hayıflanmayacak; zira insanlar istemeseler bile Allah’ın kulu olmaktan öteye geçemezler. Ne var ki, kurtuluşa erenler, O’nun vahyine kulak verip ilmiyle amel edenlerdir. Öte yandan insanlar ahırette şöyle hayıflanır: “Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki, vallahi bizler şirk koşanlar değildik!” (6/23). Çünkü Şeytan, onlara dünya hayatında fark ettirmeden Allah’ın yanında başka tanrılara da taptırmıştır. Bu kural, görünüşte Müslümanlığa mensup olan kimseler için de geçerlidir. Öyleyse buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, Müslümanlara buyrulan ilk yükümlülüğün, vahye ve onun bildirdiği Tek Allah’a bağlılığı ayakta tutarak Allah’ın yanında tanrılar edinmemekte diretmek olması gerekmez mi? Nitekim Cennet’e girmeyi engelleyen kesin durum, “kişinin yüreğinde şirk pisliğinin bulunması”dır (4/48). Peki ne oluyor da Müslümanların genel zihniyeti, ilk yükümlülüğü, namaz kılmak şeklinde bir farziyetle sınırlandırıyor? Kanımızca bunun nedeni, namaz tapınışı İslam’a sokulduğu sırada, yaygınlaştırılması amacıyla namazın önem derecesini Kuran’a inanıp inanmama derecesinde kabul ettirme çabasıdır. O nedenle aslında “Salâtı ikâme etmeyen kâfirdir” tümcesinde sahih olan bir anlam, “Namaz kılmayan kâfirdir” tümcesinde mevzu duruma düşmektedir. Zira salât, bundan böyle tam anlamıyla “vahiydeki Tek (ehad olan) Allah’a bağlılığı ayakta tutma” değil de sözde “Din’in en önemli bireysel yükümlülüğü olan namaz” anlamına evirilmiştir.

                              Comment

                              • Miralay
                                Uzman Üye
                                • May 2010
                                • 372

                                #165
                                3. Namaz her şeyden önce kime farz kılınan bir ibadet biçimidir?


                                [074.043]
                                [074.043] [DI] Onlar derler ki: «Namaz kılanlardan değildik.»
                                [074.043] [DV] Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
                                [074.043] [E0] Derler: biz namaz kılanlardan değildik
                                [074.043] [E1] (Onlar) derler: «Biz namaz kılanlardan değildik,
                                [074.043] [E2] Suçlular der ki: «Biz namaz kılanlardan değildik.»
                                [074.043] [FK] Cehennemlikler derler ki; «Biz namaz kılanlardan değildik.
                                [074.043] [IK] Derler ki: Biz, namaz kılanlardan değildik,
                                [074.043] [SY] Onlar şöyle cevap verecekler: «Biz namaz kılanlardan değildik.»
                                [074.043] [TK] Onlar: «Biz namaz kılanlardan değildik» dediler.
                                [074.043-4] [ON] Dediler ki: «Biz namaz kılanlardan olmadık. Ve yoksullara taam verir de olmadık.»


                                “Biz namaz kılanlardan değildik” hayıflanmasını yapanlar kimdir? Müminler mi? Hayır, tam tersine mücrimler... “Mücrim” kelimesinin anlamı Son Nebi’den sonraki siyasi kargaşalar döneminde bulandırılmış ve “günahkâr Müslüman” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Bunun koşutu bir gelişme olarak da, Kuran’da Cehennem’e girenlerin oradan çıkamayacaklarına ilişkin kesin ifadeler bulunmasına karşın, günahkâr Müslümanların Cehennem’de günahlarının cezasını çektikten sonra Cennet’e kabul edileceği inanışı yayılmıştır. Bu kadar malumatı verdikten sonra sormak gerekir,

                                Ø bu hayıflanmayı neden namazları tam olarak eda etmeyen müminler değil de mücrimler, yani kâfirler, inkârcılar, müşrikler yapmaktadır?

                                Aynı mücrimler, 74/46 ayetinde “Din gününü yalanlardık” diyor. Yine Allah 74/48’de “Artık onlara şefaatçilerin şefaati de yarar vermez” diye buyurmuştur. Yani bu kimselerin müminlerin bir kesimi olması, olanaksız bir durumdur. Öyleyse bu mücrimlerin ilk hayıflanmasının, Allah’ın tekliğine ve vahyi ulaştıran elçilere bağlanmamaları olması daha mantıklı olmaz mı? Ayrıca bu ayette “mukıymüssalâte” ifadesi değil, “musalliyn” kelimesi kullanılır. Peki niye “namaz kılanlar” olarak çevrilmek zorunda hissedilmiştir? “Dua edenler” olarak çevrilse daha anlamlı olmaz mı? Zira sık sık dua edenler Allah karşısında kibirlerini yenmiş insanlardır ve dolayısıyla Zikr’e kulak verirler.

                                Öte yandan eğer gerçekten 74/43’e göre namaz kılmayanlar cehenneme girecekse aşağıdaki ayetlerde niye hiç namaz geçmiyor? Bu tutarsızlığın nedeni nedir?

                                O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o mü'minleri! (9/112)

                                Bütün müslüman (teslim olan) erkekler, müslüman (teslim olan) kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler (kânitiyn), itaat eden kadınlar (kânitât), doğruluk yapan erkekler, doğruluk yapan kadınlar, sabreden erkekler sabreden kadınlar, mütevazı erkekler (hâşi’ıyn), mütevazı kadınlar (hâşi’ât), benliğini arındıran erkekler (mütesaddikıyn), benliğini arındıran kadınlar (mütesaddikât), oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı Çok anan erkekler ve kadınlar yok mu, işte bunlara Allah bir bağışlama ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (33/35)

                                Acaba 9/112’de niçin secde ve rükû edenler ayrı ayrı anılmış da toptan mukıymussalât ya da musalliyn denip geçilmemiş?

                                Eğer gerçekten bu ayetin anlamına vâkıfsanız, yani gerçekten secde ve rükû bir genelleme yoluyla “namaz” anlamına geliyorsa bu ayrıcalığın nedenini de açıklayabilmelisiniz?

                                Aynı ikili 22/77, 48/29, 22/26, 2/125’te de var. Fakat nasıl oluyorsa secde ve rükû kavramları ayrı ayrı olarak da (tek başına rükû: 38/24, 77/48) sözde “namaz” anlamında birçok ayette anılıyor. Öte yandan râkı’ûn kelimesini kimi çevirilerde görüldüğü gibi Allah’la kul arasındaki ahlâk ilişkisinde “tevazu göstererek Allah'ın emirlerine boyun eğenler”, secde edenler kelimesini ise yine Allah’la kul arasındaki ahlâk ilişkisinde “içten bir saygıyla boyun eğenler” anlamına yormak çok mu zor? Nitekim 77/48 ayetinde Allah tarafından rükû etme emrinin ilginç bir bağlamda verilmesi rükûdan anladığımız yeni anlamı da haklı çıkarabilecek niteliktedir. Secde içinse hiç kafa yormaya gerek yok. Çünkü zaten geleneğin uleması birçok ayette (özellikle meleklerin Âdem’e secde etmesi olayı anlatılırken) farkında olmadan secdenin Kuran’daki tek anlamını mecaz anlam gibi düşünüp “boyun eğmek” anlamında çevirmektedir. Ne var ki, geleneğin mealcileri bu temel kelimeler arasındaki anlam inceliklerini genelde gözden kaçırıp çevirilerine yansıtamadığından dolayı Kuran, açlıktan bayılacak duruma gelmiş birisi yese bile tat vermeyecek, içindeki malzemenin ne idüğü belirsiz olduğu bir çorba durumuna düşürülmüştür.


                                Önerdiğimiz çeviri:

                                Derler ki: “Biz (Allah’ın birliğini vurgulayan vahyine ve Elçisine) bağlı kişiler değildik.” (Müddesir, 74.43)

                                Comment

                                Working...