Yaşanmış bir olayın red edilmesi ? Helak olan kavimler yaşadılar mı ? Bunların kalıntıları bir ayettir. Nebiler yaşadılar mı? O zaman bunların kalıntıları da ayettir.
İSLAMDA ve NAMAZ: 2 - KURANDAN DELİLLERLE DOĞRU NAMAZ
Collapse
X
-
Kalıntılarını bulabilir ve kesin olduğuna emin olabilirsen evet, işaret, gösterge, ispat anlamında ayettir.
Peki sonuç nedir, bunları (aksi yönde görüş bildiren bir alıntında olmadığına göre) neden açıklama gereği duydun?
Anlatmak istediğin nedir, bunu yazında göstermelisin...
selamlar,
aorskayaComment
-
Pramid herhalde yazıyı;" peygamberin yaşadığının kanıtları kuran ayetleridir" şeklinde okumuşsun.
kanıtları değil, "kalıntıları" demiş kardeşimiz...
selamlar,Nebiler yaşadılar mı? O zaman bunların kalıntıları da ayettir.
aorskayaComment
-
Siteni tekrar gözden geçiriyorum. Nebilerin yaşantıları onların kalıntıları ve Kuran ayetleridir. Ben açıkca sizlerin sünnet düşmanı olduğunuzu sandım. Ayet yorumlarınız harbi orjinal.Alıntı:
Nebiler yaşadılar mı? O zaman bunların kalıntıları da ayettir.
bU SÖZÜ BİLEREK Mİ DEDİN BİLMİYORUM AMA DOĞRU.
Kuran ayetleridir nebilerin yaşadıkları.
Borsa ve bakara arası bağlantı beni hayrete düşürdü. Hitabı bu güne olan bir mesaj aldım ayetlerden.Last edited by seckin; 16. November 2012, 03:19 PM.Comment
-
Nebilerin yaşantıları onların kalıntıları ve Kuran ayetleridir.Siteni tekrar gözden geçiriyorum. Nebilerin yaşantıları onların kalıntıları ve Kuran ayetleridir. Ben açıkca sizlerin sünnet düşmanı olduğunuzu sandım. Ayet yorumlarınız harbi orjinal.
Borsa ve bakara arası bağlantı beni hayrete düşürdü. Hitabı bu güne olan bir mesaj aldım ayetlerden.
1- Ben kendi adıma, sünnet düşmanı olunmayacağını, olunursa peygamberlere iman edilmemiş olunacağını söyledikten sonra parantez açarak; peygamberin vefatından sonra, sünnet denen şeylerin % 100 sünnet olduğunun tespiti hiç bir şekilde mümkün olmadığından, bu iddiaların sünnet diye kabul edilerek, bunlara göre din yaşanmaması gerektiğini belirtmek isterim.
Peygamber, yaşayan kuran olarak, zaten kuranı anlatıp, kurana göre yaşadığına göre, kuranı yaşamaya çalışan sünneti de yaşamış olur zaten.
Sünnet denilenleri ise bu durumda, sünnet diye kabul etmek yerine, dini bir açıklama, görüş, yada iddia olarak kabul edip, bu; kurana ters değilse ve bizim aynı konudaki görüşümüzden daha akla yatkın ise kabul edilmesi gereken bir görüş kabul edilmelidir.
2- Nebilerin yaşantıları onların kalıntıları ve Kuran ayetleridir. demişsin.
Önceki yazında da aynı şekilde yazmıştın. Bu cümlenden hiç bir şey anlaşılmıyor. Bununla anlatmak istediğini, daha anlaşılır şekilde yazman gerekir.
Nebilerin yaşantıları kimlerin kalıntılarıdır, bu kalıntılar nelerdir? yani!
selamlar,
aorskayaComment
-
Selam kardeşim...
öyle bir şey yok Şura süresi 13 te ALLAH subhane ve teala şöyle buyuruyor
“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
Bu ayetin bize gösterdiği Adem a.s. dan beri ALLAH ın şeriatı temel olarak aynıdır..Diğer Peygamberlerde de zaman zaman yahudilerin yaptıkları kötülüklerden dolayı ceza mahiyetinde bazı helal olan şeylerin onları haram kılınması dışında taat olarakda ahkam olarakda aynıdır..bu bize şunu gösterir..nuh a.s.mın ümmetinede namaz beş vakit ve rekat sayıları aynıydı ibrahim a.s.ma da verilen emir aynıydı musa'ya ve isa'ya da aynıydı..dolayısıyla s.a.v. elçilik gelmeden de namaz kılmaktaydı ve çevresinde de namaz kılanlar mevcuttu..Kuranda ibrahim a.s.mın şu duasını bilmekteyiz..De ki: “Ey kâfirler!
Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
Kâfirûn SûresiComment
-
Selamun Aleykum! Değerli Sevginur Kardeşim!
Ne güzel belirtmişsiniz: Şura süresi 13 te ALLAH subhane ve teala şöyle buyuruyor:
“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır."
diye.
Bu ayetten; "Bu ayetin bize gösterdiği Adem a.s. dan beri ALLAH ın şeriatı temel olarak aynıdır..Diğer Peygamberlerde de zaman zaman yahudilerin yaptıkları kötülüklerden dolayı ceza mahiyetinde bazı helal olan şeylerin onları haram kılınması dışında taat olarakda ahkam olarakda aynıdır.." çıkarımı yapılabilir. Ancak, "nuh a.s.mın ümmetinede namaz beş vakit ve rekat sayıları aynıydı ibrahim a.s.ma da verilen emir aynıydı musa'ya ve isa'ya da aynıydı..dolayısıyla s.a.v. elçilik gelmeden de namaz kılmaktaydı ve çevresinde de namaz kılanlar mevcuttu.." çıkarımı yapılamaz. Beş vakit namaz ve rekat sayılarına Kur'an onay vermez. Kur'an'ın onay verdiği "salat" ve Tazarruanlı duadır/namazdır.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Selamünaleyküm değerli abilerim ve kardeşlerim.
Namaz bahsi, en çok tartışılan bir konu olmuştur ve olmaya devam edecektir.
Ben anladığım kadarıyla kendi nefsime bir özet çıkarmayı uygun buldum. Katılan veya katılmayan olabilir. Hepsine saygım vardır.
1-"Namaz yok!" diyen kardeşlerimin dayanağı:
a) Eğer gerçekten namaz olsaydı; cenab-ı Allah Kur'anda onu da tarif ederdi. Ne şekilde kılınacağını detaylı olarak bize beyan ederdi. ki, Rabbimiz bize Kur'anda eksik hiçbirşey bırakmadığını bildirmiştir.
b) "Kur'anda "salat" olarak geçen kelimeler iyice tahlil edildiğinde tamamen namazı çağrıştırmamaktadır. "Salat" bambaşka birşeydir. Her konuda Kur'anda kelimeleri özenle seçen, o kelimeyi konunun anlamına tabiri caiz se, "taşı gediğine koyarcasına" oturtan cenab-ı Allah, neden çok önemli olarak,dinin direği olarak kabul edilen "salat" kelimesini kullanmıştır? Yerine tamamen namazı çağrıştıran bir kelime koyabilirdi. ki, koymuştur da.
Ama o "salat" değildir. Başka birşeydir. Onu da inşaAllah ilerde tartışırız.
c) Namaz genelde putperestlerin,şamanların,mecusilerin yaptığı ritüellerin birebir kopyasıdır. Ya onlar da doğrusunu yapıyorlar; ya da bu ibadet batıldır.
d) Kur'anda zekatla beraber anılan salat,"eqımıssalat" olarak zikredilir. Eqım ayağa kalkmak,ayağa kaldırmak,ayakta tutmaktır. Eğer,"namaz kıl!" emri olsaydı, "cealessalat" şeklinde olmalıydı.
e) Yaya olarak,binek üzerinde,... namaz kılmak fiziken neredeyse imkansızdır.
2-"Namaz var!" diyen kardeşlerimizin dayanağı:
a) Özellikle Nisa 101-103 ayetleri gibi pekçok yerde namaz kastedilmektedir. Hatta savaş halinde bile, kısaltılarak ta olsa namaz kılınmalıdır.
b) Kur'anda "kıyam,kıraat,rüku,secde,..." tabirleri geçiyorsa namaz kılmak elzemdir.
(Buna benim acizane bir tenkidim olacak: Dinden,imandan haberi olmayan ümmi bir insan eline Kur'an geçip te okuduğunda bu kelimelerin halen uygulanan rüku,secde olarak anlamaz. Ki, bizim de bu şekilde anlamamamız gerekir. Böyle anlarsak, ataların dinine,geleneklere uymuş oluruz. Eğer Kur'an evrelsel ise, ki öyledir; her topluma,her coğrafyaya hitap eder. Buna savunma olarak, rivayetleri ve peygamberin sünnetlerini ortaya koyarsak hata ederiz.
Zira ne rivayetlerin,ne de sünnet olduğu iddia edilen şeylerin günümüze kadar sağlıklı bir şekilde geldiğini hiç kimse iddia edemez. İddia edilecek olsaydı, İslam aleminde dört mezhebin yerinin ne olduğunu izah edemezdik.)
c) Namazın vakitleri belli olan bir farz olduğu. Hatta Hud suresi,İsra suresi ve diğer surelerde namaz vakitlerinden bahsedildiği.Last edited by Miralay; 17. November 2012, 08:04 PM.Comment
-
Sevgili miralay,(Buna benim acizane bir tenkidim olacak: Dinden,imandan haberi olmayan ümmi bir insan eline Kur'an geçip te okuduğunda bu kelimelerin halen uygulanan rüku,secde olarak anlamaz. Ki, bizim de bu şekilde anlamamamız gerekir. Böyle anlarsak, ataların dinine,geleneklere uymuş oluruz. Eğer Kur'an evrelsel ise, ki öyledir; her topluma,her coğrafyaya hitap eder. Buna savunma olarak, rivayetleri ve peygamberin sünnetlerini ortaya koyarsak hata ederiz.
Zira ne rivayetlerin,ne de sünnet olduğu iddia edilen şeylerin günümüze kadar sağlıklı bir şekilde geldiğini hiç kimse iddia edemez. İddia edilecek olsaydı, İslam aleminde dört mezhebin yerinin ne olduğunu izah edemezdik.)
Dİnden, imandan haberi olmayan birisi, eline kuranı alıp, samimi olarak onu anlamaya çalışmak koşuluyla, namaz yokturda bulabilir, oruç yokturda bulabilir, veya vardır ama şöyledir diye tamamen yanlış sonuçlarda bulabilir...
Buldukları, gerçekten aklının ürünü ise ve bunları öylece kabul ediyorsa, yani aklının bulduğu yerine, aksine başka şeyleri kabul etmiyorsa; o zaman başka söze gerek bırakmadan bu kimse yeterli olanı yapmış olur.
Çünkü, kuranda herkesten istenen akıl etme ile vardığı sonuç budur, ve rabbimiz kimseye gücünün yetmediğini yüklemeyeceğinden, bu kadarıyla kurtulaşa ermiştir.
Ancak, namaz, oruç, vb. başka şeylerle karşılaştığında ise, kurandan anlayışı bunları karşılaştığı biçimi kabul veya redde zorluyorsa, yine kurandan anladığı üzere devam ederse kurtuluştadır. Ama, kurandan aklının bulduklarına ters başka bir şeye kaydığı anda, tehlike başlar o kimse için.
Bundan sonra ise, akıl ve kuran işbirliğine aykırı davranışlar arttıkça, kötülükleri ağır basmaya başlar. Ama, kuran akıl dostluğu uygun şekilde yaşandıkça, o kimseye korku olmamaktadır.
selamlarımla,
aorskayaComment
-
Bu konu bana eski bir anımı hatırlattı;Sevgili miralay,
Dİnden, imandan haberi olmayan birisi, eline kuranı alıp, samimi olarak onu anlamaya çalışmak koşuluyla, namaz yokturda bulabilir, oruç yokturda bulabilir, veya vardır ama şöyledir diye tamamen yanlış sonuçlarda bulabilir...
Buldukları, gerçekten aklının ürünü ise ve bunları öylece kabul ediyorsa, yani aklının bulduğu yerine, aksine başka şeyleri kabul etmiyorsa; o zaman başka söze gerek bırakmadan bu kimse yeterli olanı yapmış olur.
Çünkü, kuranda herkesten istenen akıl etme ile vardığı sonuç budur, ve rabbimiz kimseye gücünün yetmediğini yüklemeyeceğinden, bu kadarıyla kurtulaşa ermiştir.
Ancak, namaz, oruç, vb. başka şeylerle karşılaştığında ise, kurandan anlayışı bunları karşılaştığı biçimi kabul veya redde zorluyorsa, yine kurandan anladığı üzere devam ederse kurtuluştadır. Ama, kurandan aklının bulduklarına ters başka bir şeye kaydığı anda, tehlike başlar o kimse için.
Bundan sonra ise, akıl ve kuran işbirliğine aykırı davranışlar arttıkça, kötülükleri ağır basmaya başlar. Ama, kuran akıl dostluğu uygun şekilde yaşandıkça, o kimseye korku olmamaktadır.
selamlarımla,
aorskaya
Hristiyan bir arkadaşla aynı otelde çalışıyoruz islamı merak etti öğrenmek için bana sordu bende diyanetten gittim ingilizce bir kuran aldım ve ona verdim "oku" dedim "ama abdest" " şehadet" "bunlar olmadan olur mu?" dedi.
ben de kuranı açıp ilk ayetini okudum ona
"Read in the name of your Lord Who created."
ve oda okudu.....
Hristiyan misyonerlerin çalışma sistemlerini inceleyin, sonra dönüp birde islamı öğrenmek isteyen insanlarımıza ve insanlara yaptığımız eziyetlere bakın.
Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bakara, 2/185)
Allah uğrunda hakkıyla cihat edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! (Hacc, 78)
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez (Maide, 6)"Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."Comment
-
Sevgili bart,Hristiyan misyonerlerin çalışma sistemlerini inceleyin, sonra dönüp birde islamı öğrenmek isteyen insanlarımıza ve insanlara yaptığımız eziyetlere bakın.
Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bakara, 2/185)
Allah uğrunda hakkıyla cihat edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! (Hacc, 78)
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez (Maide, 6)
Misyonerlerin, yehova şahitlerinin insanları kendi içlerine çekme çabalarına yakınen tanık olan ve kullandıkları teknikleri genel olarak öğrenme şansına sahip olan biri olarak, yukarıdaki kıyasınızı ve vardığınız sonucu çok doğru buluyorum.
Müslümanlar, artık, siz kuranı anlamazsınız, onu alimler anlar, size anlatır, sizde ona göre yaşarsınız diyen (z)alimlerin farkına varmalı, bunu labul eden cahili zihniyetten kendilerini kurtarabilmelidirler.
İnşallah herkes, anlamadıkları şekliyle arapça mırıldanmaların kendilerine fayda sağlamadığını görerek, anlayabileceği herhangi bir meal yada meallerle kurandakileri öğrenmeye ve ona göre yaşamayı hayatlarına geçirebilirler.
Yoksa, bu zalimlere inanırken, misyonerleri neden dışladıklarını önce kendilerine sonra da bizlere açıklamaya çalışsınlar.
selamlar,
aorkayaComment
Comment