Hiic'in dediği gibi Ramazan ayının Fakir ve aç ülkelere olan faydası tartışılır.Katkısı nedir ? Ama pis göbekli yobaz hoca takımına getirisi çok.Acaba bugün kim davet edecek iftara ? Menüde neler var ? Önceden haber vereyimde sevdiğim yemekleri yapsınlar ? Yemeğin üzerine baklava ,Tatlı yemek yemeklerin padişahı bayat espirilerini yaparak fıkra anlatmak.Yemek için dünyaya gelmiş gibi yaşayan yobaz sahtakarların elinde şekil alıyor ramazan maalesef.
Yazın Ortasında Oruç?
Collapse
X
-
-
Ayrıca şu da var, Kuran ayetleri üzerinde düşünülmek için geldi bence..Yani ayetler açıktır ama akıl kullanmadan çözemeyiz..Eğer herşey armut piş ağzıma düş olsaydı -Araplar bunu istediler- o zaman insan olmanın anlamı yoktu.O nedenle şu anda ay adları verilmeden sadece bize kullanmamız gereken doneleri veren Allahın sözlerinden haram ayların ve ramazan ayının hangi ay ve günler olduğunu kaç gün olduğunu tartışıp tespit etmeye çalışıyoruz.Demekki Allah bizden öylece okuyup düşünmeden bizden öncekiler ne yaptıysa uygun görüp devam etmemizi değil irdeleyip gerçeğe ışığa ulaşan yolda bize rehber olmasını istemiştir Kuranın.Comment
-
Hac 78
Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekatı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır!
Çünkü hayatın kendisi zorluk içeriyor.
Beled 4
Biz, insanı ( yüzyüze geleceği nice ) zorluklar içinde yarattık.
Din zoruluk yüklemedi ve aslında insanın karşılaşacağı zorlukları dindirmek, insana çıkış yolu göstermek için geldi.
Allah gereksiz zorluğu yasaklar; gerçekçi olalım, bu günkü oruç zorluktur, Allahın emrine terstir. Ancak llahın bahsettiği Oruç zor zamanlarda yapılırsa toplum ve birey için kolaylık olur.
Tıpki savaş gibi. Savaş zordur, ilk bakışta kötüdür. Ancak eğer savaşılmazsa daha kötüsüyle karşı karşıya kalınır (yakın trarih bakz; fransa-cezayir, ingiltere-filistin veya daha yakın tarih ırak-abd)
Allah zor zamanlarda savaşın bir zorluk değil kolaylık olduğunu söylüyor. Nefsleriniz istemesede o sizin için hayırlıdır diyor.
Aynısını oruç içinde söylüyor;
Bakara 184
Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
savaş nasıl zor günlerin işi ise, oruçta zor günlerin işidir. Bolluğun bereketin olduğu günlerde oruç tutmak ancak kişisel bir işkence, vücuda ve zihne zararın ötesi değildir.
Oysa kıt zamanlarda gıdanın yada gıda harcamasının bir kısmının kısılarak ihtiyaç sahiplerine verilmesi bir kolaylıktır. Bu zorluk o dönemlerde dinin kolaylaştıcı etkisini gösterir.
Allah zoru din olarak seçmemiştir, zaten mevcut hayat zordur ve onu kolaylaştırmanın yöntemlerini bedensel ve düşünsel yapıyı bizlere öğütlemiştir.Comment
-
Ayrıca az önce bir arkadaşım Atatürkün oruç ttutmadığından içki içtiğinden, dinen laik (laiklik bir yönetim biçimidir, kişi değildir, kelimelerin yerlerini değiştirerek Yahudilerin peygamberle geçtiği dalga gibi dalga geçmeleri devam ediyor) dinen laik olduğunu, hatta burda söylemeyeceğim bir çok hakaretide ekleyerek kendi inancının en üstün olduğunu idda etti.
Çünkü piyasada Atatürkün namaz kılıp oruç tuttarkenki bir fotoğrafı yokmuş..
Ona verdiğim cevabı buradada paylaşmak istiyorum;
1. Siz namaz kılarken poz verip resim mi çektiriyorsunuz? Sözde Allahın huzuruna çıktıklarını idda ettikleri ritüelin fotoğrafını çekip paylaşanlar bu fotoğrafı Allaha göstermek için mi çekmişlerdir yoksa insanlara gösteriş için mi? Elbetteki onların namazı gösteriştir.
2. olarak işte Atatürkün Oruç tuttuğunun fotoğrafı.
Comment
-
Atatürk kendisi belki ritüel ibadet yapmıyordu ancak,temiz bir duruşu olan Din aleyhine faliyet gösteren oluşumların içindede olmadı.Şu bizim Yalova'nın Güney köyü denen Abhaza -Çerkez köyü var.Orada 1937 lerde Şeyh Şerafettin Dağıstani denen bir zat yaşıyormuş.(Köylülerle konuştum,Türbeside köyün dışında mezarlıkta).Atatürk Yalovadaki Çiftliğine geldiğinde bizzat Makam aracını yollar Şeyh Şerafettin Dağıstaniyi aldırır,çiftliğinde misafir eder saatlerce sohbet edrmiş.Köyde bunu hep anlatırlar.Atatürkün Din adamlarına hürmet ettiğini(Yobazlar hariç ) okuduk.Ama Atatürke saldıran grupların yaşantısını irdeleyin ,gözlemleyin ne kadar islami bir duruşları var.Din adına ne ortaya koyuyorlar.Boş boş konuşmaktan başka.Comment
-
Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!
SAVM" ; yemeden, içmeden,konuşmadan,refesten/cinsellikten el çekerek Kur'an'a odaklanmak, Kur'an'ı kendsine yaşam kılavuzu edinmek , doğru ve yanlışı ayırdetme bilincine erişmek, kulu olmaktan onur duyduğu Allah'ı yüceltme etkinliklerinde bulunmak, bunun AKİFİ/öğretmeni olmak ve Allah'ın kendisine verdiği hertürden nimetin ŞÜKRÜNÜ/KARŞILIĞINI vererek kul olma onuruna erişmektir. Rabbımız, kendisine kul olma sevdasında olanlara gereği gibi savmda bulunmayı nasip eylesin.
Savm bizleri TAKVAya ulaştıracak bir araçtır. Günümüzde amaç unutulmuş araca amaç diye sarılınmıştır. Kur'an yöresel değil evrenseldir ve zaman üstüdür. Yeter ki bizler onu yöreye ve zamana hapsedenlerden olmayalım. Günümüzde, günümüzün çalışma koşullarında her insan savm halinde olarak Bakara 185 de belirtilenleri gerçekleştiremez. Bu nedenle de Rabbımız ayette " ...Allah size kolaylık diler,size zorluk dilemez..." diye buyurmuştur. Bugün bakıyoruz yerin metrelerce altında çalışan madenci kardeşlerimiz yer altında sahur ve iftar yapmaktalar. Oysa ki, Allah'ın bizlerden istediği TAKVA dır.
İnsanlar olanakları uygunsa: yemeden, içmeden,konuşmadan,refesten/cinsellikten el çekerek Kur'an'a odaklanacak, Kur'an'ı kendsine yaşam kılavuzu edinecek , doğru ve yanlışı ayırdetme bilincine erişerek, kulu olmaktan onur duyduğu Allah'ı yüceltme etkinliklerinde bulunacak, Allah'ın kendisine verdiği hertürden nimetin ŞÜKRÜNÜ/KARŞILIĞINI vererek kul olma onuruna erişecektir.
Kusursuzluk sadece Alalh'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Din adamlarının kötülüğü engellemek gibi bir yetenekleri yoktur. İnsanların haram yemelerini engelleyemez sadee boş konuşurlar..Ama Atatürke saldıran grupların yaşantısını irdeleyin ,gözlemleyin ne kadar islami bir duruşları var.Din adına ne ortaya koyuyorlar.Boş boş konuşmaktan başka.
Mâide 63
Din adamları ve alimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!
Bu gün Atatürke laf uzatan din adamlarının, Yusufa laf atan amon hutep rahiplerinden ne farkı var?Comment
-
Haklısın.Çığırtkan sesleriyle yırtındıkları halde cemaatin bir kulağından girip ötekinden çıkıyor söyledikleri.Demekki sözler ağızdan çıkıyor,kalpten değil.Kalpten çıkan kalbe tesir eder.Tezgahlarında din satmasalar bu halde olmazdık.
Bu insanlarla hiç bir yere varılmaz.size yaşadığım bir olayı anlatayım.
Bizim Fabrikada emekli olanları pek göndermiyoırlar.(Torpilli olanları )
Bir departman var.Müdürü Tarikat ehlinden(Cemaatçi).Bünyesinde çalışan 50 kadar işçi usta teknisyen var.Emekliliği gelen emekli oluyor.60.000 TL filan emekli ikramiyesi alıyor.Maaşları çalışırken ortalama 2.000 TL civarı.20-25 sene çalışmış işçi bu sürede evini arabasını almış,çocuk okutmuş, evlendir olanlarda var.Şimdi emekli olma vakti geliyor.Emekli olacak eğer Departman müdürünün cemaatindense işe yarayan olsun yada yaramayan hiç fark etmez.İşi hemen hazır ,ertesi günü yine aynı maaşa yakın parayla devam.Kendini dindar ,cemat taassubu zanneden zavallılar hemen 15.000 Tl lik arabasını satıp 35-40 milyarlık araba alıyor.Evini satıp daha şaşalısını alıyor.Zaten kazancından ,ihtiyaçtan arta kalanı infak ettiği yok.Habire biriktirmek var.
İyide buraya kadar hadi normal diyelim.Peki emekliliği gelmiş sade vatandaş ihtiyaçtan olayı devam etmek istiyor.( Özel sebeb).ama işe geri alınmadığını ,alınanların ise yalaka,çıkarcı hatta iki yüzlü olanların olduğunu görüyoruz.Neden ? Departman müdürü kendi tayfasını tekrar işe başlatıyor.Neden sade bir vatandaşı geri almıyor ihtiyacı olduğu halde ?Adam beni çarşıda görünce bir ağlamadığı kaldı.kendisini geri çağırmamışlar.Çağrılanları sordum kimler diye...Hepsi müdürün kendi müritleri.böyle insanlık olur mu ? Bırak müslümanlığı.aynı siyasi parti kadrolaşması gibi.Halbuki iş başka ,yeteneğe,beceriye ihtiyaca göre geri alınmalı alınacak adam.Liyakat esas olmalı.Bunu kafası bastığı halde böyle yapmayan bu odun kafalı sözde dindar insanlarla bir yere varılamaz.
Birde başka bir işyerinde şunu işittim.arkadaş işe müracaat etti.Namaz kılıyonmu ? Sohbetlere gidiyon mu ? Eşin kapalımı ? sigara içiyonmu ?içki hiç içmedin değilmi ?..v.s .vs. gibi ahiret soruları soruyor işe almadan önce...EE... iyi. Peki iyide.. maaşa gelelim. Ne vercen.asgari ücret veririm.Niye ?az önce müslümanlık testi yapıyordun ya. Maaşa gelince niye kapitalist oldun ? Yada yahudi mantığı ile haraket ettin ? Niye maske ile yaşıyorsun ? iki yüzlüsün ?Comment
-
Bırak dünya onları oyalasın. Sen gözlerin korkudan döneceği günü bekle.
Nisâ 135
Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Bu ayet Allahın kesin emir ve farzıdır. Bırak onlar kendi uydurdukları farzlarına devam etsinler. Başka birşeyden değil, sadece bu kitap Kurandan hesaba çekilecekler.Comment
-
Tekrar etmek istedim..Birde aklıma takılan apayrı bir nokta var ve konu dışı,
affınıza sığınarak;
Alıntı:
Takvâ; “iman etmek, şirkten uzak durmak, Allah'ı unutmamak, Allah ve elçilerine boyun eğmek, inkârcılarla mücadele etmek, bollukta ve darlıkta sahip olunan mallardan bağışta bulunmak, namaz kılmak, zekât vermek, verilmiş sözlerde durmak, sıkıntılara sabretmek, açgözlü olmamak, ana-babaya iyi davranmak, hiçbir zaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak, tevbe etmek, yanlışlarda ısrar etmemek, yaptıklarının affını dilemek, öfkeye sahip olmamak, başkalarını bağışlamak, adaletli olmak ve adaleti ayakta tutmaya gayret etmek”tir.
Sayın Dost1, daha önce Sn.Hakkı Yılmazın eserinden okumuştum bu bölümü.Gerçekten de Takva, iman eden bir insanı bütünüyle anlatan bir ifade.Ancak bu tanımda dikkatimi şu çekiyor, hiçbirzaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak.Bu maddeyi tam olarak anlayamadım.Çok ayrıntıcı olduğumu düşünebilirsiniz ama bu ifadeyi okuduğumda ne anlamalıyım?Yani haksız olduğum bir mevzuda tartışma çıkarıp hani denir ya "zeytinyağı misali" üste mi çıkmaya çalışmamdır bu ya da bir toplulukta sırf yüceltilmek için sürekli kendimi öven şekilde anlatmak sürekli en iyi en güzel benim demek mi, yoksa haklıda olsam kendimi ispat etme anlatma hakkımı savunma gereği duymamammıdır?Comment
-
Selamun Aleykum! Değerli Nerdoğan Kardeşim!
İsterseniz önce tezkiyenin ne olduğuna bakalım. “تزكية Tezkiye”, “زكى zekâ” fiilinden gelir. “زكى Zekâ”, sözlükte temizlik, paklık, artıp büyümek, feyiz ve bereket anlamlarına gelir. (Türkçe`de kullandığımız “ذكى zeki, zekâ” sözcükleri “peltek ze” yani “ذ zel” harfi ile yazılır ve konumuz olan sözcükten farklıdır.)Birde aklıma takılan apayrı bir nokta var ve konu dışı,
affınıza sığınarak;
Sayın Dost1, daha önce Sn.Hakkı Yılmazın eserinden okumuştum bu bölümü.Gerçekten de Takva, iman eden bir insanı bütünüyle anlatan bir ifade.Ancak bu tanımda dikkatimi şu çekiyor, hiçbirzaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak.Bu maddeyi tam olarak anlayamadım.Çok ayrıntıcı olduğumu düşünebilirsiniz ama bu ifadeyi okuduğumda ne anlamalıyım?Yani haksız olduğum bir mevzuda tartışma çıkarıp hani denir ya "zeytinyağı misali" üste mi çıkmaya çalışmamdır bu ya da bir toplulukta sırf yüceltilmek için sürekli kendimi öven şekilde anlatmak sürekli en iyi en güzel benim demek mi, yoksa haklıda olsam kendimi ispat etme anlatma hakkımı savunma gereği duymamammıdır?
“Tezkiye”: Temizlemek, geliştirmek, feyizlendirmek, büyütmek ve temize çıkarmak demektir.
Kavram olarak “tezkiye”: Nefsini temizlemek, onu şirk, günah, nifak (ikiyüzlülük), rics (pislik), cehalet, kötü duygular ve benzeri şeylerden temizlemek, ona itaati ve takvayı (sakınmayı) öğretmek demektir.
“Tezkiye” Allah`ın bir emri ve bir ibadet eylemidir. Bu anlamda “tezkiye”, takvaya ulaşmak için çaba, insanı Allah`tan uzaklaştıracak her şeyden kaçma, nefsi fücur (iman ve din örtüsünü yırtıp atmak) sayılan şeylerden alıkoymaya gayret göstermektir. “Zekat” sözcüğü de bu kökten gelmektedir.
Şüphesiz bizler kendimizi sürekli "tezkiye" eylemi içerisinde olacağız. Bu "tezkiye" eylemi davranış olarak bizlerde görünecek ancak bu yaşanan olaylar içerisinde başkalarına karşı takındığımız tavırda bizleri kibire sokacak söylemlere götürmeyecek.
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Açıklayıcı cevabınız için teşekkürler, yani bu durumda "hiçbirzaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak" ifadesiyle "hiçbirzaman haklı olduğumuz hallerde kendi hakkımızı savunup kendimizi temize çıkarma mücadelesi vermemeyi" anlamıyoruz.Ben bu şekilde anladım açıkçası.Haklı olan bir insan hakkını hiçbirzaman savunmamasının takva tanımı içinde olması garip geldi.Ne de olsa Allah her zaman Hak ve haklı yanında olmamızı ve bu uğurda mücadele etmemizi istiyor.Yanılıyor muyum acaba?Comment
-
Selamun Aleykum! Değerli Nerdoğan Kardeşim!
Allah razı olsun. Sorunuzu göremediğim için atlamışım kusuruma bakmayınız. Değerli Kardeşim! Her durumda kendimizi savunmak Allah'ın bize yüklediği bir görevdir. Rabbımız bizlerden salihat işlemeyi ister. Muhsin/iyileştiren güzelleştiren, muhlis/has halis ve muslihun/bozuk giden işleri düzelten olmamızı ister. Durumun daha da netleşmesi için "tezkiye" ile ilgili şöyle bir örnek vereyim. Allah'ın emrettiği gibi örtün diyen birisine; "Benim kalbim temiz,ben böyle rahatım." cevabı bu insanın gerçekte değil de söz de kendisini tezkiye ettiğini gösterir. Oruç tut diyen birisine ;" Allah'ın benim açlığıma ihtiyacı mı var . Benim kalbim temiz. Önemli olan iyilik etmek değil mi? Ben iyilik ediyorum ." türünden cevapları da o kişinin gerçekte değil de sözle tezkiye etmeye çalıştığını gösterir. Sorunuza neden olan "hiçbirzaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak" tan kasıt;Takvaya giden yolda Allah'ın dediklerini yaparak kendisini tezkiye etmek için çalışmak varken, bunları yapmayarak kendisini birtakım sözlerle tezkiye etmeye çalışmanın yanlış olduğuna vurgu yapmaktır.Açıklayıcı cevabınız için teşekkürler, yani bu durumda "hiçbirzaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak" ifadesiyle "hiçbirzaman haklı olduğumuz hallerde kendi hakkımızı savunup kendimizi temize çıkarma mücadelesi vermemeyi" anlamıyoruz.Ben bu şekilde anladım açıkçası.Haklı olan bir insan hakkını hiçbirzaman savunmamasının takva tanımı içinde olması garip geldi.Ne de olsa Allah her zaman Hak ve haklı yanında olmamızı ve bu uğurda mücadele etmemizi istiyor.Yanılıyor muyum acaba?
Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.Halil AyComment
-
Bu konuyu birkaç senedir sorarım, araştırım, hala da tatmin edici bir yanıt duymuş değilim. Kutup değil, Helsinki gibi yaşanılan kuzey şehirlerinde bile, geleneksel yaklaşımın açıklamalarına göre Haziran'da 24 saatin 21 saatinde oruç tutulması gerekiyor. Şanslarına küssünler diyeni okudum, kışın da onlar az tutuyorlar ama diyeni de. Hakkı Bey'in (bu konuyla ilgili değil) genel olarak fidye verilemez yaklaşımını da. Kuran evrenseldir diyen çok ama bu konuya açıklama getireni duymadım.
Aklıma gelen tek çözüm, güneş ışıklarını fiziki güneş ışığı olarak değil, "normal" bir insanın güne başlaması, "normal" bir günün bitişi olarak ele almak. Bunu da bugüne kadar hiç okumadım
Comment
Comment