Yazın Ortasında Oruç?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #196
    Araplarda 13. bir ay adı söz konusu değildir.

    Merak edenler her milletin içinde olduğu gibi Arapların içinde de olmuştur
    bir yaz dönümünden bir sonraki yaz dönümüne kaç tane ay doğup batıyor
    diye.

    Onlar da başlarını göğe kaldırıp
    gördükleri ayları
    1, 2, 3, 4... diye sayıp not etmişlerdir.

    Gördükleri ayların sayısı (ıddet eş-şuhûr, عدة الشهور) onüç tane olduğunda 13 ncü aya bir ad vermişlerdir.

    Örneğin Mekke'nin 630'de fethedildiği söyleniyor. Farzedelim ki doğrudur. O yılın 21 Haziranından bir sonraki yılın 21 Haziranına yani bir yıl içinde doğup batan dolunaylar kaç taneydi?

    Buyurun görelim. http://www.timeanddate.com/calendar/...l?year=630&n=0
    (ha:haziran, te:temmuz, ağ:ağustos...)

    30ha 630-29te-28ağ-27ey-27ek-25ka-25ar-23oc 631-22şu-23ma-21ni-21ma-19ha

    Görüldüğü gibi
    13 tane dolunay
    doğup batmış.

    Araplar arasında bu elbet konuşulmuştur.

    19 Haziranda görülen 13 ncü dolunay
    Arapların sohbetlerinde hangi ad ile geçmiştir?

    Sayın Halil Ay,
    "söz konusu değildir"den kasıt bilinmiyor ise
    haklısınız.

    Kuran'da
    şehru ramazân hariç, hiç bir ayın adı geçmiyor.
    Ama Arapların dünyasında o aylar vardı.

    Ve tıpkı o aylar gibi
    13 ncü ay da vardı.
    Last edited by Hasan Akçay; 12. July 2014, 10:20 AM.

    Comment

    • beyazasi
      Katılımcı Üye
      • Aug 2013
      • 50

      #197
      ....
      Last edited by beyazasi; 31. August 2017, 07:20 PM.

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #198
        Selamun aleyküm, değerli beyazasi Kardeşim,

        Öneriniz üzerine Dr Ayman'ın yazısını okudum.

        Sözcükler ilk konulduğu anlamdan kaydırılınca - "salatın", "namaz ve dua" yapıldığı gibi- çeşitli sorunlarla karşılaşıyoruz.

        İlk önce "şehr" sözcüğünü ele alalım. okunmasını önerdiğiniz yazar "şehr" ile ilgili:
        "Klasik Arapça Sözlüklerinde bu kelimenin etimolojisiyle geniş ölçüde yer alır. Örneğin aynı kökten gelen “eşherat” göbeği büyümüş hamile bir kadını anlatmak için kullanılır. “Şehiret” kelimesi de geniş ve kilolu bir kadını anlatmak için kullanılır. Yani kelimenin tüm etimolojik anlamları “geniş bir şey” “göze çarpan bir şey” ile ilgilidir. "
        demiş.

        Doğrudur. Araplar:
        Şişman, yaygın, kaba geniş elbise giymiş kadına "İmreetün şehiretün” derler.
        "Eşherat" ise göbeği büyümüş hamile kadını anlatmaktan çok ayını doldurmuş kadın için "eşheretil mer’e ” şeklinde kullanılır.
        Sözcüğün etimolojik anlamı "geniş şey" değildir.

        Arap dilinde sözcüklerin türetildiği kök harfler vardır. "Şehr" sözcüğü de "Bir şeyin açıkta bulunması ve bu sayede bilinmesi” anlamındaki "ş-h-r" kök harflerinden türetilmiş bir sözcüktür. Bu kök harflerden ne kadar sözcük türetirseniz türetin Bir şeyin açıkta bulunması ve bu sayede bilinmesi”kök anlamı asla kaybolmaz.

        Açıkta bulunarak bilinen herşey için bu kök harflerden türetilen sözcükler kullanılır. Örneğin seyfe/kılıç sözcüğü geniş birşey falan değildir. Ancak kınından çıkarılıp bilinir duruma geldiğinde “şehere seyfehü/ şehhere seyfehu" olarak belirtilir.


        Eğer açıkta olarak bilinen şey sınırı aşmış ve insanlarca bilinecek ölçüye gelmişse “şöhret” sözcüğü ile ifade edilir.

        Herhangi birşeyi açığa çıkararak bilinmesine neden olan çıkardığı ile meşhurlaştıran bilginlere de "şehr" denilir.

        Araplar aylık işleri için de "müşahere" sözcüğünü kullanırlar.

        Gökyüzündeki kamerin de açıkta bulunarak bilinmesine neden olan süre de "şehr" olarak adlandırılır.

        Araplar, takvimlerindeki ay isimlerini genelde "şehr" sözcüğünü ekleyerek kullanırlar.

        Ömer'in zamanında yapılan hicri takvimde kameri bir takvimdir ve aylara yeni isimler verilmemiştir. Eğer böyle birşey yapılmış olsaydı alışkanlıklarını kolay değiştirmeyen insanlar sürekli itirazlarda bulunurlardı ki, tarihen gelen böyle bir bilgiyi varsa bile ben bilmiyorum.

        "Şehrü Ramazan / Ramazan ayı" bir isim tamlamasıdır.
        "Şehrü Ramazan/Sıcak kırmızı dolunay" bir sıfat tamlamasıdır. Arapçanın dil kurallarına göre sıfat tamlaması olup olmadığını lütfen Arapça bilen birisine sorunuz.


        Yazarın İsra 12:
        Ve cealnelleyle vennehare ayeteyni fe mehavna ayetelleyli ve cealna ayetennehari mubsıreten litebteğu fadlen min Rabbiküm ve li ta'lemu adedessiniyne vel hısab ve külle şey'in fassalnahu tefsıyla"
        ile ilgili açıklamalarını da bu konu ile ilgili diğer âyetleri de okuyarak tefekkür etmek gerekir. Özellikle “gecenin ayetini silip, bir gördürücü olarak, gündüzün ayetini kıldık ” ifadesi gerçekten tefekkür edilmesi gereken bir bildirimdir.

        Bu konudaki tefekkürümüze aşağıdaki âyetler de ışık tutmalıdır diye düşünüyorum.
        Yunus 5-6:
        Huvelleziy cealeş şemse dıyâen vel kamere nuren ve kadderehu menazile li ta'lemu adedes siniyne vel hısab ma halekAllahu zâlike illâ bilHakk yüfassılül ayati likavmin ya'lemun;

        İnne fiyhtilafilleyli ven nehari ve ma halekAllahu fiys Semavati vel Ardı le âyâtin li kavmin yettekun


        O, güneşi bir aydınlık, ay'ı bir ışık yapan ve senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye, aya menziller ayarlayandır. Allah bunu ancak gerçek ile oluşturmuştur. O, bilecek olan bir toplum için âyetleri ayrıntılı olarak açıklar.

        Şüphesiz gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde ve Allah'ın göklerde ve yerde oluşturduğu şeylerde, Allah'ın koruması altına giren bir toplum için nice alâmetler/göstergeler vardır.

        Bakara;189 da:

        Yes'elunekeanil ehilleti, kul hiye mevakıytu linNasi velHacc ve leysel birru bi en te'tül buyute min zuhuriha ve lakinnel birra menitteka ve'tül buyute min ebvabiha* vettekullahe lealleküm tüflihun

        Sana hilallerden soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac/programlı ilâhiyat eğitim dönemleri için zaman ölçüleridir.” Evlerinize arka taraflarından girmeniz/dinde Allah'ın ilkelerinden başka ilkeler benimsemeniz, “iyi adamlık” değildir. Ama “iyi adamlık”, Allah'ın koruması altına girmektir. Öyleyse, evlerinize kapılarından girin; dini, din sahibi Allah'ın çizdiği çerçevede yaşayın. Ve başarıya erenlerden, kurtulanlardan olmanız için Allah'ın koruması altına girin.

        En'âm;96 da:

        Falikul ısbah ve cealelleyle sekenen veşŞemse vel Kamera husbana zâlike takdiyrul Azîyzil Alîym
        Tan yerini yarıp çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ay'ı hesap ile yapmıştır. Bu, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/ mutlak galip olanın, çok iyi bilenin belirlemesidir, ayarlamasıdır.

        Yazar sonuç olarak, Allah’ın yasak aylar için bize kesin, açık işaretler vermiştir. Bu işaretler insan elinden çıkmış takvimlere bağlı değil kolayca gözlemlenebilen kozmik fenomenlere bağlıdır. 2:185. ayette kim buna “şahit olursa” diyor. Kimse gelenekse ramazana şahit olamıyor. Bu nedenle iman edenler yeni bir başlangıç yapıp sisteme kendilerini tekrar ayarlamaları gerekir

        diyor.

        "Fe men şehide" ifadesiyle şahid olan aya gönderme yapılmaktadır. Gönderme yapılan bu ay Ramazan ayıdır. "Ramazan ayı geldi" denildiğinde iş biter. Şahidlik için mutlaka görünmesi gerekmez bilinmesi de yeter.

        Değerli Kardeşim,

        Sonuç olarak herkes bildiğine rehindir. Benim rehinliğim bu bilgileredir.

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • beyazasi
          Katılımcı Üye
          • Aug 2013
          • 50

          #199
          ....
          Last edited by beyazasi; 31. August 2017, 07:21 PM.

          Comment

          • dost1
            Site Yöneticisi
            • Sep 2008
            • 1905

            #200
            Selamun aleyküm, Değerli HAsan Akçay Kardeşim,

            Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
            Araplarda 13. bir ay adı söz konusu değildir.


            Sayın Halil Ay,
            "söz konusu değildir"den kasıt bilinmiyor ise
            haklısınız.

            Kuran'da
            şehru ramazân hariç, hiç bir ayın adı geçmiyor.
            Ama Arapların dünyasında o aylar vardı.

            Ve tıpkı o aylar gibi
            13 ncü ay da vardı.
            Ben, Araplarda 13. bir ay adını bilmiyorum. Siz biliyorsanız, öğrenmeme vesile olacak paylaşımınızdan mutluluk duyacağımı biliniz.


            Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
            Allah'a emanet olunuz.
            Halil Ay

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #201
              Ben, Araplarda 13. bir ay adını bilmiyorum. Siz biliyorsanız, öğrenmeme vesile olacak paylaşımınızdan mutluluk duyacağımı biliniz.

              Benden yaptığınız alıntıda
              bunun cevabı var.

              *

              Bu müzakere zincirinin başlığı: yazın ortasında oruç.

              Neden
              daima
              yazın ortası?

              Çünkü bir 13 ncü ay var.

              Hani
              kendisini göz ardı edip
              adıyla uğraşıtığımız
              13 ncü ay.

              630’lara gidelim.

              Bi de o yıllardan
              örnek verelim.

              631 yılında
              yaz dönümünden sonraki ilk dolunay
              19 Temmuzda doğdu.

              O yıllardaki 3 ıddetin dolunay tarihleri şöyle:

              19te 631-17ağ-16ey-16ek-14ka-14ar-130c 632-11şu-12ma-10ni-09ma-08ha
              07te 632-05ağ-04ey-04ek-02ka-02ar-01oc 633-31oc-01ma-31ma-29ni-28ma
              27ha 633-26te-24ağ-23ey-22ek-21ka-21ar-20oc 634-18şu-20ma-19ni-18ma-16ha
              .......634

              Görüldüğü gibi

              2, 1’den 11 gün erken gelmiş;
              3, 2’den 11 gün erken.

              Peki
              4, 3’ten kaç gün erken gelecek?

              Kamerî yılcılara göre,
              11 gün.

              Ama öyle değil.

              Iddet 4’e
              bakar mısınız:

              16te 634-14ağ-12ey-12ek-10ka-10ar-09oc 635-07şu-09ma-08ni-07ma-06ha

              3’ün ilk dolunayı: 27 Haziran idi,
              4’ün ilk dolunayı: 16 Temmuz.

              4, 3'ten 19 gün GEÇ gelmiş.

              Eğer
              16 Haziran ötelenip nesî fesadına uğratılsaydı
              ıddet 3'ün başında yer alacaktı ve
              11 gün erken gelmeler zincirleme sürecekti.

              Allah
              buna izin vermiyor.

              Gökte nesî yok.

              Insan eli
              oralara
              uzanamıyor.

              16 Haziran
              21 Hazirandan önce doğduğu için
              ıddet 3’e aittir, orada kalıyor.

              Böylece
              11 gün erken gelme zinciri kırılıyor ve
              gökteki aylar vakten sabit hale geliyor.

              Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gün
              aylara verdiği düzen bu.

              Özetle,

              Allah’ın kurduğu düzende
              "savm"ın vakti
              daima ama daima "yazın ortası"dır.

              Kamerî yılcılar
              Allah’ın bu düzenine fesat sokmuşlar;
              "küfürde ileri" gitmişler, ziyadetun fîl kufr. 9:37

              Artık bu küfürden dönmek gerekmiyor mu?
              Küfrün neresinden dönülürse kâr değil mi?
              Last edited by Hasan Akçay; 14. July 2014, 08:12 AM.

              Comment

              • DEVRİM
                Yeni Üye
                • Aug 2013
                • 1

                #202
                Hasan Bey merhaba. Sizi epeydir takip ediyorum. Sayenizde geçen sene ve bu sene Şehru Ramazan siyamlarını yapıyorum. Ancak ben sizin gibi 10 gün değil. 3 gün siyam ediyorum. Sorum da bu yönde. Eyyamen madudat Kuranda 3 yerde geçiyo ve hiçbirinde 10 gün olduğuna delalet yok. 2/203'te en azı 2 olanın makulünün de en az 3 olacağını düşünüyorum. Ancak eyyamen madudatın bir özel isim olmadığı ve genel bir ifade ile 3-10 arasını işaret ettiğini düşündüğümden Allahın bu konuda esneklik sağladığını ve 3 yapanın da 10 yapanın da doğru yaptığını düşünüyorum. Cevabınız için şimdiden teşekkürler...

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #203
                  Merhaba DEVRİM kardesim.

                  "Siyam"ın en az 3 gün oldugunu söylüyorsunuz.
                  Elbet haklisiniz çünkü, bilindigi üzere, "eyyâmen ma'dûdât"taki EYYÂM en az 3 gün demek;

                  2 olamaz.

                  Bakara 185'te
                  O kuran şehru ramazânda indirildi... o şehre taniklik edenleriniz onu "savm"lasin, dendigine göre
                  taniklik edilmesi gereken, "şehr"dir yani dolunay.

                  Bu demektir ki
                  eyyâmen ma'dûdât
                  dolunaydan sonra baslar
                  ve
                  en az 3 gün,
                  en çok 15 gündür.

                  Her mümin tam olarak kaç gün oruç tutacagina kendisi karar verir.

                  Ayetlerden
                  benim anladigim
                  bu.
                  Last edited by Hasan Akçay; 16. July 2014, 03:36 AM.

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #204
                    Sn. Hasan Akçay

                    Sıyam'ın Savm (Oruçlu olma hali) kelimesinin çoğulu olduğu ve savm'ın toplu olarak (bireysel değil) yapılması gereken şekli olduğu konusunda ne düşünüyorsunuz?
                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • khaos
                      Uzman Üye
                      • Apr 2012
                      • 346

                      #205
                      savm edin/kendinizi tutun
                      peki bu tutma nasıl olacak?
                      sadece yemeyerek içmeyerek mi?
                      yoksa sadece içerek yemeyerek mi?
                      mesela benim savm mım kendimi kötü sözden alıkoymak olabilir mi? Yada şiddete meyilli yanımı bastırarak, yada av tüfeğimle bu mevsimde tavşan avlamayarak?
                      evet yemeyerek içmeyerek savm yapılabilir.peki Meryem suresi 26.ayet
                      ''Artık ye, iç. Gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen şöyle söyle: 'Ben Rahman için oruç adadım. Onun için bugün, insan cinsinden hiç kimseyle konuşmayacağım''

                      şehru ramazan/sıcak dolunay
                      peki savmın zamanı bildirilir de süresi bildirilmez mi?
                      süre ile ilgili yeni hüküm konulmuş mu?

                      sayılı günler...
                      Ve Allah'ı sayılı günlerde anın. Artık kim iki gün içinde acele ederse ona günâh yoktur… (Bakara, 203)
                      daha açık bilgi bakınız bakara196
                      (FOR RAVEN)

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #206
                        Sıyam'ın Savm (Oruçlu olma hali) kelimesinin çoğulu olduğu ve savm'ın toplu olarak (bireysel değil) yapılması gereken şekli olduğu konusunda ne düşünüyorsunuz?

                        "Savm"a oruçlu olma hali diyorsunuz, tamam. Ama salâtin aksine, orucun "cami"si yok. Siyam "savm"in çogulu olsa bile toplu olarak eda edilemez. Oruç kesinlikle bireysel bir ibadettir; toplu olarak duyumsanmasi mümkün degil.

                        Örnegin

                        açlık
                        yemek yeme ihtiyacini
                        aç kalan bireye
                        hissettirir.
                        Last edited by Hasan Akçay; 16. July 2014, 03:54 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #207
                          ...benim savm mım kendimi kötü sözden alıkoymak olabilir mi? Yada şiddete meyilli yanımı bastırarak, yada av tüfeğimle bu mevsimde tavşan avlamayarak?

                          Benim bildigim, oruç zaten ben odakli davranmamayi gerektirir. Kisinin kötü sözler söylemesi ve kendi içindeki şiddet egilimini eyleme dökmesi... ben odakli davranmasi yüzünden olmuyor mu?

                          Tavsan gibi bir av hayvani öldürmekle orucun alakasina gelince, orucun vakti "şehru ramazân"dir, şehru ramazân "haram aylar"in ilkidir. Haram aylarda av hayvani öldürmek haram.

                          peki Meryem suresi 26.ayet

                          Yalnizca susmakla eda edilen oruç
                          Hz Meryem'e özgü olsa gerek;
                          onun ADI anilmis; ona "Konusmayacaksin!" denilmis.

                          ...savmın zamanı bildirilir de süresi bildirilmez mi?

                          Bildirilmis zaten:
                          dolunay ile onu izleyen ilk hilal (ya da bir sonraki aya ait yeniay) arasindaki süre.
                          En az 3 gün. Sart bu.

                          Haccin süresi de böyle:
                          dolunay ile onu izleyen ilk hilal (ya da bir sonraki aya ait yeniay) arasindaki süre.
                          Yine en az 3 gün. Ama acelesi olanlara özel izin var: 2 gün de yeter.

                          Süre hac için de savm için de "eyyâmen ma'dûdât"tir ama bu iki ibadet farkli aylarda yerine getirilmek zorunda. Çünkü hacca gidip te yoksullar için hayvan bagislayamayanlarin toplam 10 gün kefaret orucu tutmasi gerekiyor. Hacda ramazân orucu tutulursa kefaret orucu iptal edilmis olur. Allah'in hükmünü iptal etmek insanlarin haddi degil.
                          Last edited by Hasan Akçay; 16. July 2014, 06:18 AM.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #208
                            Sayın khaos,
                            Nedense Kur'an'daki bazı "inci"leri göremiyorsun. Mesela Meryem Suresi de tüm insanlık içindir ama "onun adı anıldığı için Meryem'e özgü; 'Konuşmayacaksın' diye O'na denilmiş" diyenlere niye kulak vermiyorsun. Sana ne Meryem'den!......
                            Aç Kitabı; orada bir sürü ayetin "Muhammed", "Peygamber" diye başladığını göreceksin. Sana ne onlardan!......
                            Bir sürü ayet de "Musa Peygamber'e hitap eder. Sana ne!....

                            Bazı şeyleri karıştırmayacaksınız!.......
                            Sonra..........
                            Gelirim oraya haaa!....
                            Tamam mı?!........

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 19. March 2016, 01:47 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #209
                              Hakki Yilmaz (http://hanifler.com/showthread.php?t=164)

                              Doğum öncesindeki birkaç dakikayı nakleden bu ayetlerde Meryem’in şikâyetlerine cevap veren ve ona yol gösteren biri ortaya çıkmıştır. Kim olduğu belirtilmeden ayette “o” veya “kimse” diye bahsedilen kişi, Meryem’e Allah’ın bir su arkı akıttığını haber vermiş, hurmalardan yemesini, sudan içmesini söylemiş, çocukla ilgili olarak gelecek eleştirilere cevap vermemesini ve o eleştirileri yönelten insanlarla konuşmamasını öğütlemiştir.

                              Hz Meryem'in susma orucu tutmasi
                              "Babasiz çocuk dogurdun sen!" diye
                              kendisini elestirenlere karsi aldigi bir önlemdir.

                              Babasiz isalar dogurdugumuzda.
                              elbet biz de o orucu tutmaliyiz.

                              Nasil olsa Hz Meryem'e o ögüdü veren kimse gibi ulu bi zat
                              bize de gelecek, susma orucu tutmamizi tavsiye edecektir.
                              Last edited by Hasan Akçay; 16. July 2014, 03:49 PM.

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #210
                                Selamun aleyküm, Değerli Bartsimpson Kardeşim,

                                Masdarlar, fiillerden türemiş isim kategorisinde sözcüklerdendir.
                                Arapçada masdarlar mücerred/yalın ve kıyasi masdarlar olarak iki ana başlıkta incelenir.
                                Mücerred/yalın masdarlar işitip öğrenmeye dayalı olduğundan semai masdarlar olarak da adlandırılırlar. Türedikleri sülâsi masdarla aynı anlamdadırlar .Türetildiği kalıplar belli bir anlam üretmezler. Mücerred/yalın/semaî masdarların anlamlarını sözlükten bularak öğrenebiliriz

                                Mezîdünfih/Kıyasi masdarlar ise belli anlamlar içeren if'âl, tef'îl,tefa''ul, tefâ'ul müfâ'ale,infi'âl,if'ilâl,ifti'âl,istif'âl,İsm-i fâ'il,İsm-i mef'ûl gibi kalıplardan oluşurlar. Bu kalıplar masdara geçişlilik,geçişsizlik, etkenlik,ettirgenlik, işteşlik dönüşlülük vb. değiştirilemez anlamlar kazandırırlar. Bu kalıplar bilinmeden sözlüğe bakılmamalıdır.

                                Müfâ'ale bâbındaki masdarların çatısı, nesnesi bakımından geçişli veya geçişsiz, öznesi bakımından ise genellikle işteşlik anlamı kazanırlar.
                                “ahd /söz verme, “mu'âhede / sözleşme”, “haber , ”muhâbere /haberleşme, ” vb.

                                Sizin çoğul mu diye sorduğunuz “ الصّيامes Sıyâm” sözcüğü, “sad-vav-mim “ kök harflerinden türemiştir. Kök harflerinden olan “vav” harfi Arap dilindeki “elif-vav-ye” illet harflerinden birisidir. İllet harfleri, sözcük üretme yapımı sürecinde ya düşerler ya da başka harflere dönüşürler. "Es Sıyam" sözcüğü de illetli harf bulunan “sad-vav-mim ”kök harflerinden müfâ'ale/isteşlik kalıbında “fi’al” vezninde bir sözcük olup ortadaki “vav”harfi “ye” harfine dönüşmüştür.

                                İsteşlik; bildiğiniz gibi birden fazla özne tarafından aynı zamanda, karşılıklı veya birlikte yapılan fiillerde sözkonusudurlar. "Sıyam" sözcüğü isteş bir fiildir. Birden fazla kişi tarafından yapılması müfâ'ale/isteşlik kalıbından gelir.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...