Neden geceye kadar değil de akşama kadar?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #61
    Sayın yolcu42.

    Bu ayetleri nasıl anlıyorsanız öyle anlayın ve kendi anlayışınıza uymadığım için de beni sorgu-suale muhatap tutmayın.
    Bu tür sorular konuyu saptırmaktadır.
    Bizim "oruç" diye adlandırılmaya kalkışılan konuya dahil olmamızın sebebi,
    bu konuda yalnış bilgi verilmesidir.

    Ana konuyu ortaya koyarken biz üç noktayı soru yapmıştık. Bunların içinde "oruç nedir?" veya "ne değildir?" gibi bir konumuz yoktu; konu "oruç" ortaya konulmadan görüşülebilirdi ama döndü dolaştı buraya geldi. Şimdi de sayfalarca tutacak üç açıklamayı benim önüme soru olarak getiriyor ve konu bizden daha da benim elimle uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
    En basiti 2/196. mealini ele alırsak her cümlesi yanlış. Bunun açıklamasını da daha evvel yapmıştım.
    Bu konudan uzaklaşmalar sebebiyle isteklerinizi zamanı geldiğinde/o ayet ve konulara sıra geldiğinde, cevaplama imkanım olursa cevaplarım.

    Asıl siz bana asıl konu olan "neden geceye kadar değil de akşama kadar" sorusunun cevabını verin.

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin
    Last edited by galipyetkin; 12. August 2018, 12:18 AM.

    Comment

    • yolcu42
      Uzman Üye
      • Oct 2016
      • 183

      #62
      Burda kasdettiğiniz ayette,
      Aşiyye değil leyl kelimesi geçer.
      Leyl yani gece,akşam ezanına denk gelen vakitte başlar,sabah namazının bittiği vakitte yani geceden eser kalmadığı ve etrafın mubsir yani görünebilir renk tayfının ( kızıl ve mor arası) olduğu anda biter.(bu renkler birleşince beyaz ışık olur)
      Ve gündüz başlar.

      Gündüzün içinde görünebilir renklerin hepsi mevcuttur.
      Akşam olduğunun ilk belirtisi,
      Frekansı en düşük olan kızıl rengin dünyaya ulaşamadığı andır.
      Bütün renkler sırayla silinir.
      Ve yatsı ezanının okunduğu an olan ğasakil leyl yani gecenin karanlığı evresi başlar.

      Ayrıca gündüzün içinde barınan iki görülemeyen ışık vardır.
      Kızıl ötesi(kızıl renkten bir düşük frekanstadır)
      Sıcaklık verir
      Ve ultra viyole(mor renkten üst banttadır)

      Kuranda ziya veya duha ibarelerinin bunları karşılaması kuvvetle muhtemeldir.

      Gün ve gece vakitlerinin ölçüsü güneşden ziyade gün ışıklarıdır.

      Güneşin battığı an değil,gün ışınlarının kaybolmaya başladığı an,akşam vakti yani gecenin zülefleridir.

      Sabah ezanı vakti ise süreç tersine işler.
      Kuranda geçen "Fecrin kuranı" ifadesi muhtemeldir ki fecr ışıklarının toplanmasını kasdeder
      Böylece bütün ışıklar toplanıp beyaz ışığı oluşturmaya başlar.bütün ışıklar toplanınca beyaz ışık oluşur ve gündüz başlar
      Doğrusunu allah bilir.
      Last edited by yolcu42; 11. August 2018, 05:54 PM.

      Comment

      • yolcu42
        Uzman Üye
        • Oct 2016
        • 183

        #63
        Ayrıca,
        Gün içerisindeki vakitlerde güneşe göre değil gün ışıklarına göre vakit belirlemek üzerine şunları söyleyim.

        Kasas 71.Ayet: (Resûlüm!) De ki: Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah´tan başka size bir ışık getirecek ilah kimdir? işitmiyor musunuz?
        Kasas 72.Ayet: De ki: Söyleyin bakalım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah´tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek ilah kimdir? Görmüyor musunuz?

        Kuranda dikkatimi çeken,bazı ayetlerin sonunda
        İşiten bir kavim için ayetler var
        Göz sahipleri için ayetler var demesiydi.

        Güneşten gelen ışınlar aslında titreşimdir.
        Görünebilir tayftaki titreşimleri gözümüz algılar.
        Ve buna görme denir.
        Daha düşük frekansta,kızıl ötesi,radyo dalgaları vardır.sonra kulağımızın algılayabildiği ses bantı vardır.bazı canlılar,bizim duyamadığımız titreşimleri yani frekansları duyar.

        Yani demek istediğim,
        Renklerde,kızıl ötesi ışınlar da,radyo dalgaları da ve duyduğumuz müziksesi de aslında aynı türdendir.hepsi frekanstır.
        Yalnızca gözümüzün gördüğüfrekansı kulağımız duyamaz.

        Ayetlerde geceden bahsedip sonundaişitmiyor musunuz demesi
        (gece frekanslarbirer birer kaybolur)

        Gündüzden sonra görmüyor musunuz demesi
        (gündüz ışık tayfları aslında dünyay perde çeker ve evren,yıldızlar görünmez)
        Bunlar düşünülmesi gereken konulardır.

        Bunlar benim alanım değil,
        Namaz vakitlerini araştırıken öğrendim.çünkü kutuplarda bu bize öğretilen vakitler yoktu ve bu çelişkiyi bünyem kaldırmazdı

        Şöyle deseydim eğer
        1.imam ezan okıyunca kılarım namazımı günahı onun boynuna
        Veya
        2.namaz zaten müşrik adetidir

        O zaman bunları araştırmayacak ve allahın yaratma sanatının inceliklerini göremeyecektim.

        Belki tesbitlerimin yarısı yanlıştır.
        Önemli olan araştırmaktır.
        Last edited by yolcu42; 11. August 2018, 05:58 PM.

        Comment

        • yolcu42
          Uzman Üye
          • Oct 2016
          • 183

          #64
          İsra 78.Ayet: اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُوداً

          Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

          Bu ayette güneşin hareketi varken.
          Güneşin görülemediği durumda şu ayet vardır.

          Hud 114.Ayet: Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

          (kopyaladığım mealleri baz almadan arapçasını incelemenizi tavsiye ederim.
          Örneğin fecr kuranı kelimesine sabah namazı anlamı verilmiş )
          Last edited by yolcu42; 11. August 2018, 05:55 PM.

          Comment

          • yolcu42
            Uzman Üye
            • Oct 2016
            • 183

            #65
            Şimdi belki bu kadar açıklama,
            Gereksiz,anlamsız geliyor olabilir.

            Yani ışınlar,frekanslar falan.

            Peki bunları kim yarattı.
            Allah.

            Peki araştırıp incelememiz boşuna mı.

            Al-i İmran 190.Ayet: Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.

            Al-i İmran 191.Ayet: Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah´ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!

            Onun için benim gece,gündüz konusunda bu kadar detaylı konuşmam kimseye komikgelmesin.
            Çoğuda yanlış zannım olabilir fakat,

            İncelemek,yaratıcıya olan övgüyü ve inancı artırıyor

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #66
              Halil Ay hocamızın iletişimi
              umursamadik izlenimi doğmasın,
              cevap verelim.

              Sevgili hocam,
              kamerin İTTİSAK etmesi
              KAMİL hale gelmesine
              yani simetrik olmasi, kenarlarınin eksiklik bulunmaması.

              Kısacası
              kamerin İTTİSAK etmiş görüntüsü dolunay anlaminda "sehr"dir.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #67
                Başka bir husus:

                2:185'te "savm"layın denen SEHR
                yalnızca 1 (bir) dolunaydir;
                "dolunaylar dizisi"ndeki bütün dolunaylar değil.

                Kısacası "savm"lamaya hangi anlam yüklenirken yüklendi,
                anılan etkinlik kısa sürelidir.

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #68
                  Artık biz de, eğer Sayın Akçay ve Sayın yolcu42den fırsat bulabilirsek, yavaş yavaş konuyu açmaya başlayalım. İlk olarak Eyyamen Ma-dudat tan başlayalım.


                  Bu ifade üzerinde bir zamanlar Hasan Bey ile çekiştik. Fakat Hasan Bey in dediği dediktir. Kendisinden başkasını dinlemez. Çünkü otomatiğe bağlamıştır; ufak bir değişiklik Hasan Beyi bozar.

                  Evvet.
                  Eyyamen ma'dudat bir elin parmakları kadar gün, yani sınırı belli olan bir müddet filan değildir. (Hasan Beyin inanışı).
                  Eyyamen ma'dudat, gelip geçici sayılı günlerdir. Hani deriz ya : üç-beş gün; işte o.
                  Gelip geçicidir ama sınırları, ne kadar uzun veya kısa olduğu belli değildir.https://hanifler.com/showthread.php?t=2791&page=2

                  Bu konuyu siz kendiniz değerlendirin diye ayetleri vereyim:

                  3/ÂLİ İMRÂN-23: E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
                  Kendilerine Kitab dan nasip verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermek için Allah ın Kitabına davet olunuyorlar, sonra onlardan bir grub geri dönüyor ve onlar yüz çevirenlerdir

                  3/ÂLİ İMRÂN-24: Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).
                  Bu, onların -Ateş bize sayılı günlerden başka asla dokunmayacak- demeleri sebebiyledir. Ve onların dînleri hakkında iftira etmiş oldukları şeyler, kendilerini aldattı

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin
                  Last edited by galipyetkin; 10. February 2021, 10:33 AM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #69
                    Benim hakkımda kullandığınız sözlere dikkat edin,
                    ben sizin hakkınızda kullandığımda sizi üzecek sözleri
                    siz benim hakkımda kullanmayın.

                    Comment

                    • yolcu42
                      Uzman Üye
                      • Oct 2016
                      • 183

                      #70
                      Benim hakkımda kullanabilirsiniz.ben alıştım
                      Last edited by yolcu42; 12. August 2018, 08:42 PM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #71
                        Konumuzla ilgili ilk olarak ilk ayet olan2/183. ayeti yazalım:

                        -Ey inananlar, SİZDEN ÖNCEKİLERE YAZILDIĞI gibi MÜTTAKİ OLMANIZ için sizin üzerinize de SİYAM yazıldı.

                        Nedir SİYAM?
                        Siyam SAVMın çoğuludur.
                        Savm Türkçemizde de vardır:Savmak fiilinden gelen savma, uzaklaştırma, etkinliğine son verme, vs.dir; ve tekil, bireysel olarak yapılan eylemdir.
                        Bu kelimenin kökeni savmaa, Hz.Musa zamanında toplumcu bir düzen içinde yaşayanların, sömürücülerin kendilerini ezip sömürmesinden kurtulmak ve eylemleri savmak için kurdukları manastır benzeri bir yaşam tarzı/alanıdır. İsterseniz ibadethane diyebilirsiniz (Hacc:40-savami-).
                        Siyam ise bu eylemlerin toplu olarak yapılmasıdır.

                        Bu açıklamadan da anlaşılıyor ki savm ve siyam
                        İsfâhânî/nin aç kalma seansları değildir.
                        Bir amacı vardır ve bu da muttaki/takva sahibi olmak için sömürüye karşı bir savunmadır.

                        2/184. ayetin özü ise:
                        Savm ve siyamla sayılı günler(eyyamen madudat) sürecek bu zaman içerisinde , savm yazılı olan, daha açıkçası savm esnasında yaşayan insanlar, kişi veya kişiler bir hastalık sebebiyle veya savm/siyamın yapıldığı yerden uzakta seyahatte olmalarından dolayı siyam çalışmalarına katılamıyorlarsa...
                        ... hastalar hastalıkları iyileştiğinde,
                        ... seyahatte olanlar geri döndüğünde
                        savmları ile siyam eylemine katılırlar. Fakat bunların katılamadığı zaman zarfında normal olarak onlar namına da hareket etmiş olan diğerleri fazlaca yüklenmiş/emek vermişlerdir. İşte bunların katılamamasından dolayı miskin/mağdur durumuna düşenlerin miskinliklerini/mağduriyetlerini yani ne yönden miskin/mağdur duruma düşmüşlerse onun da, bu savm ve siyama başından katılamamışlar tarafından gidermeleri gerekir.

                        Burada dikkat şuraya çekilmelidir: Eğer toplumda aç ve açıkta olanlar ve miskinler bulunuyorsa bunlar da kişisel çabalar/savm yanında toplumsal çaba/siyam ile giderilir. Tıpkı Nisa suresinin ilk dört ayetinde yetimler hakkında ne ve nasıl yapılıyoru anlattığımız gibi. Salatın ikâme edildiği, zekatın verildiği ve nahl-71'in uygulandığı İslam ülkelerinde aç, açıkta kalan ve fakir insan yoktur.
                        Bu nedenle ayetlerde bir kişinin bir fakiri/yoksulu doyurması gibi geçen ifadeler müteşabihtir.

                        Diğer ayet 2/185. ayeti daha sonra açıklayacağım.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin
                        Last edited by galipyetkin; 20. August 2022, 11:23 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #72
                          O dolunayi görenleriniz
                          o dolunayi savmlasinlar.

                          Ayetimizde söylenen budur.

                          Yani?
                          "Yani"si sudur:

                          O dolunayi savmlama işi
                          o dolunayin zamaninda, o dolunay varken yapilabilir
                          tıpkı o dolunayi görmek isi nasıl o dolunay varken yapilabilirse.

                          Şimdi aklımıza danışalım.

                          O dolunayin zamani 14-15 gün sonra dolacağına göre
                          o dolunay kaç gün savmlanabilir?

                          Soru budur:
                          eyyamen madudat kaç gundur;
                          3 ?
                          10 ?
                          15 ?
                          15'den fazla?

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #73
                            Neden gelip geçici, sayılı günlerdir.
                            Eğer savm ve siyam yapılmasa idi "ramazan" denilen şartlar devamlı kalacaklardı ve neticesi ne olurdu bilemeyiz.
                            Fakat "ramazana ve şartlarına" karşı, farz olan gerek ferden gerek topluca savunma özellikli karşı koyma/savm ve siyam neticesi, İslam Toplumu için kötücül durum, "Eyyamen Ma'dudat"da yani gelip geçici sayılı günler sonunda bitmiş olacaktır.
                            Bu gelip geçici sayılı günler için "gün/müddet" verilemez. Şartlara göre uzun veya kısa olabilir. Ama savm ve siyama uyulmakla muhakkak sona erecektir.
                            Çünkü:

                            2/185.-:
                            Kur'an bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici olarak bunalımın(ramazanın) herkese açık/aşikâr/alamet/belirti/(eşşehr) olduğunda iner(çare olur). Bundan dolayı sizden her kim bu belirtiye/alamete/(ramazana)/(eşşehre) şahit olursa hemen onda/ona karşı SAVM/mücadele etsin. Kim de hasta veya yolculukta ise diğer günlerde girişsin. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez ama sayısını(eyyemen ma'dudatı) tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiği için Allah'ı yüceltmenizi/güvenmenizi ve karşılığını ödemenizi ister.

                            Ramazan ve ramazan gibi sıkıntı, dert, ızdırap veren içinden çikamadığımız durumlar, felaket diye nitelediğimiz haller başımıza veya toplumun başına gelebilir. Bu hal o kişi ve o toplum için gecedir;önünü, arkasını sağını, solunu görüp fark edemez, kalakalmıştır. İşin içinden çıkamaz. İşte Bakara-185. ayet Kur'an'ın(umarın, çarenin, evrensel doğrunun ki Kur'an'ın isimlerindendir) gecemizde bize indiğini anlatırken bir de Kadr Suresini okuyun; daha iyi anlayacaksınız. Yalnız unutulmamalıdır ki Kur'an bir kitap değildir. Mânâdır, içeriktir, mefhumdur. Kitabın/Mushafın içerisinde mânâ olarak vardır. Bu özelliğini Ayetlerle kısa bir süre önce yazmıştım;isterseniz bir göz atın. (http://www.hanifler.com/showthread.php?t=1710&page=16)
                            Buyrun:

                            KADR SURESİ

                            Rahman ve Rahîm Allah adına.

                            Ayetlerin meali:

                            1-Şüphesiz Biz, değerli sayfalar içindeki Kur’ân'ı Kadr gecesinde indirdik.
                            2-Kadr gecesi nedir; sana ne bildirdi/öğretti?
                            3-Kadr gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
                            4,5-Haberci âyetler, içlerindeki ruh; can katan, canlı tutan güçleriyle Rablerinin izniyle/ bilgisi gereği, o şafak sökene kadar/aydınlığa kavuşuncaya kadar iner dururlar; her bir işten.


                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 26. April 2021, 11:25 AM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #74
                              2 iddia:

                              1.Kuran BİR gecede indirildi.
                              2.SEHR "belirti"dir, zorluk belirtisi.

                              Dogrusu:

                              1
                              Kuran 23 yıl gibi uzun bir sürede indirildi;
                              kadir gecesinde yani 1 (bir) gecede indirilmedi.
                              2:185'te ve 97:1'de kullanılan fiil o yüzden "inzal"dir,
                              ki 1 (bir) kerede indirilmeyi dile getirir.

                              Kısacası
                              anılan 2 ayette indirildiği belirtilen o kuran (k küçük harf)
                              yalnızca bir suredir.

                              Bir de TENZİL fiili var;
                              23 yıl gibi bir sürede parca parça indirilmeyi o dile getirir.

                              2
                              SEHR zorluk "belirti"si değildir,
                              "dolunay"dir.

                              Kuran'daki kelimelerle böyle oynamak suretiyle
                              yeni bir Kuran yazılabilir elbet
                              ama Allah'in indirdiği Kuran değildir o.

                              Başka bir forumda da SEHR "kent"tir denmişti ciddi ciddi;
                              hani 9:2'de musriklere süre veriliyor ya 4 sehr...
                              4 kent veriliyor demekmiş o.
                              Sözün bittiği yerdi; "Aman aklımıza mukayyet olalim" demek zorunda kaldım.
                              Last edited by Hasan Akçay; 14. August 2018, 09:42 AM.

                              Comment

                              • yolcu42
                                Uzman Üye
                                • Oct 2016
                                • 183

                                #75
                                Doğru yolu bulasınız diye Musa´ya Kitab´ı ve furkanı verdik.
                                (Sure No:2 Ayet No :53)

                                Furkan,kitaptan tevrattan ve incilden farklı bir şey olarak anlatılır.
                                Ramazanda inen furkanın kitap olduğunu nerden çıkardınız

                                (3-4) (Resûlüm!) O, sana Kitab´ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ile İncil´i indirmişti. Furkan´ı da indirdi. Bilinmeli ki, Allah´ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.
                                (Sure No:3 Ayet No :4)

                                Ey iman edenler! Eğer Allah´tan korkarsanız O, size furkanı verir(kılar), suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
                                (Sure No:8 Ayet No :29)


                                Ayrıca kadir gecesinde inen "o" zamiridir.onun kuran olduğuna ve kadir gecesinin ramazanda olduğuna deliliniz nedir.(benim hatırladığım yok,varsa söyleyiniz de ben de bileyim.)

                                Size şehr kelimesinin yaklaşık 30 günü kaplayan bir zaman belirteci olduğuyla ilgili yukarda ayetler verdim ve siz bunlara izahat bulabildiniz mi . Sonra yine iddianızda sabit durdunuz.
                                Şehr,zaman birimidir çünkü zamanla ilgili emirler (yevm,senet)de olduğu gibi şehr ile tarif edilir.
                                Kuran der ki aylar onikidir.şehru ramazan bir isim tamlamasıdır.ramazan ayı demektir.demekki ramazan bu oniki aydan biridir.

                                Siz diyorsunuz ki şehr kelimesine şehir demişler.allah akıl versin.

                                Peki birinin verdiği anlamı başka ayetle başka biri çürütüyorsa ve iddia sahibi bu çürütmeyi görmezden geliyorsa.şehr kelimesine traktör anlamı da verilebilir.size niye komik geliyor ki?

                                Allah ne yazmış acaba demiyor çoğu insan.
                                Ben olsam şöyle yazardım diyor.
                                Lafım size değil.
                                Last edited by yolcu42; 14. August 2018, 10:31 AM.

                                Comment

                                Working...