Kuran'a göre RUH kelimesi İLAHİ BİLGİ/BUYRUK yani VAHİY anlamında kullanılmıştır. Çeşitli kültürlerde var olan "bedenin ruhu" inancına Kuran'da yer yoktur.
Kavramı anlamak için en iyi yöntem az yorum çok ayettir. Aşağıdaki ayetlerde BÜYÜK HARFLERLE yazılanlara dikkat ediniz:
Ayetlerden anlaşılabileceği üzere "Ruh", Rabbimizin emrinden bize ulaştırılan ilahi bilgiler, buyruklar yani vahiydir. Adem'e üflenen Ruh da yine Kuran'da "Ademe isimlerin öğretilmesi" şeklinde ifade edilmiştir. Canlılık ile ilgisi yoktur. Adem vahiy almadan önce de canlıdır.
Yukarıdaki ayette secdenin ne zaman yapıldığına dikkat edelim. Yanıt: "Ruh üflendikten sonra".
Şimdi bir de aşağıdaki anlatıma bakalım.
ALLAHIN EMRİNDEKİ BİLGİ/İLİM o kadar geniştir ki (SONSUZ İLİM) Allah o ilimden bize verdiğinin nispeten azlığını ÜFLEMEK olarak tabir etmiştir. Üflemek ÇOK ÇOK AZ verildiğini, aslının esintisi, yalnızca rüzgarı gibi olduğunu ifade eder. Ruh; Rabbimizin emrinden bizlere ulaştırılan "AZ" bir ilimdir.
"Ruhül emin" de güvenilir bilgi yani kendisinden emin olunan bilgi demektir. Emin(güvenilir), Allahın vahyinin sıfatıdır.
Allah bizleri vahiy ile bilgilendirmiş/desteklemiştir.
Vahiy sayesinde bilmediğimiz bir çok şey öğrendik.
Ruh kısaca vahiydir. Uzun tanımı İsra 85'de söylendiği gibi "Rabbimizin emrinden bizlere ulaştırılan AZ bir ilimdir". Kuran'daki ruh kavramı bütün ayetlerde aynı anlamdadır.
Yazı adresi:
Kavramı anlamak için en iyi yöntem az yorum çok ayettir. Aşağıdaki ayetlerde BÜYÜK HARFLERLE yazılanlara dikkat ediniz:
Kullarından DİLEDİĞİNE melekleri, EMRİNDEN OLAN RUH ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!" (Nahl 2)
O Refî'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için EMRİNDEN OLAN RUH'u kullarından DİLEDİĞİNE indirir. (Mümin 15)
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur. İşte böylece sana da EMRİMİZDEN BİR RUH vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin. (Şura 51-52)
Ayetlerden anlaşılabileceği üzere "Ruh", Rabbimizin emrinden bize ulaştırılan ilahi bilgiler, buyruklar yani vahiydir. Adem'e üflenen Ruh da yine Kuran'da "Ademe isimlerin öğretilmesi" şeklinde ifade edilmiştir. Canlılık ile ilgisi yoktur. Adem vahiy almadan önce de canlıdır.
"Onu amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp RUHumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın" (Hicr 29)
Şimdi bir de aşağıdaki anlatıma bakalım.
"Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: 'Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.' dedi." (Bakara 31)
"Ve o zaman meleklere: 'Âdem’e secde edin!' dedik, hemen secde ettiler." (Bakara 34)
"Ve o zaman meleklere: 'Âdem’e secde edin!' dedik, hemen secde ettiler." (Bakara 34)
Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "RUH, Rabbimin EMRİNDENdir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir." Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmiş olduğumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek için bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın. (İsra 85-86)
"Ruhül emin" de güvenilir bilgi yani kendisinden emin olunan bilgi demektir. Emin(güvenilir), Allahın vahyinin sıfatıdır.
Ve şüphesiz ki bu kesinlikle âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Onunla uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine EMİN RUH (GÜVENİLİR BİLGİ) indi. Ve şüphesiz o, kesinlikle öncekilerin kitaplarında da vardı. Ve İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir Âyet olmadı mı? Ve Biz onu yabancılardan birine indirseydik de bunu o onlara okusaydı onlar buna iman ediciler değillerdi.(Şuara 192-199)
Allah bizleri vahiy ile bilgilendirmiş/desteklemiştir.
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları KENDİSİNDEN BİR RUH ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir! (Mücadile 22)
Vahiy sayesinde bilmediğimiz bir çok şey öğrendik.
Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. De ki "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Siz o Kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar. (Enam 91)
Biz bu Kur'an'ı sana vahyederek, hikâyelerin en güzelini anlatıyoruz. Oysaki sen, bundan önce bunlardan tamamen habersiz olanlardandın. (Yusuf 3)
Dedi: "İlim, ancak Allah katındadır. Ben size, bana vahyedileni tebliğ ediyorum. Fakat sizin, cahillik edip duran bir toplum olduğunuzu görüyorum." (Ahkaf 23)
Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler (Casiye 17)
Yazı adresi:

demekle bir takim kuslarin etinden faydalanilmaz dersek, havada ucan hic bir varlik yoktur ki Allah'a secde etmesin'e ters düser.
Comment