Hangi gece el-kadir'in değil ki?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • TEBYİN
    Uzman Üye
    • Sep 2008
    • 240

    #1

    Hangi gece el-kadir'in değil ki?

    KADR: Sözlükte “QDR” kökü, mastar olarak.. “Bir şeye gücü yetmek, muktedir olmak, bir şeyi ölçmek, değer biçmek” manalarına gelir.
    Şimdi bu manayı KADR suresine yedirelim.

    Kadr : 1. Muhakkak ki biz onu Kadir gecesinde indirdik.

    Ayeti salt bir okumaya tabi tuttuğumuzda, şunu düşünebiliriz;
    “Yaradan, bir gece karar verip, insanlığa kurtuluş reçetesi yazmıştır”
    Bu mantık örgüsü doğru gibi görünmekle birlikte, bazı sakıncalara kapı aralamaktadır.
    Şöyle ki,

    Yaradanın insanlık üzerindeki müdahelesi hiç kesintiye uğramamıştır.
    Her an yeni bir yaratış üzerine olan Allah, bu eylemini gerçekleştirirken, baz alacağı yaratık, bu eylemlerden istifade eden insanlık olacaktır.
    Demek ki, ilk insandan beri, Allah’ın vahyi, kesintisiz insanlığa kılavuzluk etmiş, ilahi yardımı hep canlı tutmuştur.

    Bu öngörülerden sonra, sanki, kesintiye uğrayıp, sonra tekrar inmiş bir vahy algısı..
    Kur’anın bütünlüğüne ters düşmektedir.
    Allah’ın insan ile olan diyaloğu hep olmuştur, kıyamete dek hep varolacaktır.
    Şimdi bu ön bilgilerden sonra tekrar Kadr olayını anlamaya çalışalım.

    Daima İlahi bir dekorasyon ile ufku açılan insanoğlu, zaman zaman, kendini kaybedip, çeşitli müdâheleler ile, bu muntazam dekore bozguna kurban edilip, yerine, fıtrata aykırı dekorasyonlar ikame edilmiştir.
    Belli bir süre sonra insanlığa yetmeyen bu yenilik, insanlığın açık ufkunu karartmış, ve tekrar ilahi bir müdaheleyi gerekli hale getirmiştir.
    İşte Kadr bu müdahelenin ismidir.
    Yani;
    Var olalı beri, aynı vahy göğsünden emzirilen insan, zaman zaman yapay biberonlarla kendini ilahi nimetten uzaklaştırmıştır.
    İnsan bunu yapadursun, Allah, insanın gereksinimi olan nimeti Levhi Mahfuzunda hep muhafaza etmiştir.
    Kadr gecesi bize uzatılan göğüsteki nimet, o gün inşa edilmiş bir nimet değildir.
    Bu nimet ilk insanın yaradılışında inşa edilmiş ve ihtiyaç duyuldukça verilmiş bir nimettir.
    Hal böyle olunca,
    Kadr olayını bir geceye, ‘ân’a, ‘zaman’a hapsetmek, him ilahi, hem insani realiteye ters düşer.

    İnsanoğlu, kendini daima canlı tutan vahy’in kendine bakan musluğunu kapatarak, zalimlik etti.
    İç ve dış etkenler neticesinde, bir çöl gibi kavrulan yürekler..
    Artık iyilik ve güzelliğe hasım kesilen beyinler..
    Haksızlığı ve zulmü bayrak edinen algılar..
    İçinden çıkılmaz problemlerle, adeta Cehennemi inşa eden insanoğluna..
    Bir kenarda duran Vahy çeşmesini işaret eden bir “öncü”nün çıkışına start verilmesi gerekmekteydi.
    Bir start için gerekli ilk tetiğin ismidir KADR.
    Bu tetik ile start alıp, 20 küsur yılda alınmış ve kıyamete dek alındığında yeterli olacak nimetin adıdır VAHY.

    İnsanın gücü kendi elindekini bozmaya yetmektedir. Ama, bozduğunu tamir etmede ki mahareti hep yetersiz kalmıştır.
    Bu durumda, sonsuz müktedir, sonsuz güç sahibi, sonsuz yaratma kudretine haiz birinin müdahelesi kaçınılmaz olunca..
    Tam da ihtiyaç duyulan zaman da, bozulan şeyi tekrar ölçülendirmek, şekle şimale sokmanın adıdır KADR âni.

    Saadete gelir isek,
    Kadr Gecesi indirilen şey, o geceye mahsus, ait, özel şey değildir.
    Yaratılan insanın yaratıldığı an yazılan ‘kullanma’ kılavuzunun adıdır, ihtiyaç duyulduğunda indirilen şey.
    İnsan, kendini kullanmayı unutup, emanete ihanet etmeye başladığı an, hatırlatılan şeydir, indirilen ve ölçülendirilen..

    Bütün bunlardan sonra,
    Kerameti gecelerde, saatlerde, vakitlerde arayan insan..
    Bilerek veya bilmeyerek gerçeği hep ıskayacaktır.
    Kadr Gecesi diye bir gecede muhatap alındığını sanacak..
    O gece olmasa, vahy ile hiç tanışamayacağı zehabına kapılarak..
    O geceye kutsallık atfetmenin yollarını arayacak..
    Nihai hedef bir gecede kilitlenince de..
    Kendi ekseninde bocalayıp duracaktır..

    KADR anı, her insanın ana rahmine düşüşüdür, bu an, toprağa düşene dek sürecektir.
    Mesele, Ana rahmine düşüş ile Toprağa düşüş arasını..Ölçülü.. Bilinçli.. Kadir ve kıymetli.. Değerli tutabilmektir.
    Gerçek KADR bu şuur ile elde edilir.
    Yoksa, yılın sadece bir gününde emdiği vahy sütünü yeterli gören bir topluluk zuhur eder ki..
    Şu an böyle bir topluluğun sıkıntısını yaşamaktadır evrenimiz..
    Yüksek fikirler yüksek dağlara benzer: Görenleri ürpertir!

    www.teblig.net
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #2
    Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim! Hangi gün...hangi ay...hangi yıl...? Geçen günler... Geçen aylar... Geçen yıllar bir daha geri geliyor mu? Doğduğumuz gün, ay,yıl belli. Anıyoruz,kutluyoruz ancak bir türlü geri getiremiyoruz o günü... O ayı ...O yılı... Gelmiyor. İnsanları -Allah'ın selamı , rahmeti bereketi ve tüm desteğimiz üzerine olsun- Abdullah oğlu Muhammed'i Muhammed olmaktan çıkar...arak Allah'ın Resulu/Nebisi Muhammed makamına ulaştıran Allah'ın vahyi ile tanıştırıp KADİRİ YAŞAMALARINI sağlayıp, Allah'a kul olma onurunu tattırmak yerine , bulmaca misali gün aratanlara Rabbımız basiret ihsan eylesin . Allah'a kul olma onurunu tadacak olan İnsanlar Kur'an ile tanışmanın yaşamlarına katacakları iyilik ve güzellikleri anar olsunlar. Kadirlerini yaşasınlar ve tüm sevdiklerini Kur'an ile tanıştırarak Kadiri yaşatan olsunlar. Değerli Kardeşlerim! Şüphesiz bizler Alalh'ın Resulu /Nebisi gibi vahiy alarak KADİR GECESİNİ yaşayamayız. Ancak Allah Resulu/Nebisi Muhammed'in -selam olsun-tebliğ ettiği KUR'AN'I okuyarak - tıpkı Allah Resulu gibi- yaşam kitabına dönüştürerek her anımız KADİR yaparız. İnşaAllah. Şüphesiz doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Halil Ay

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #3
      Merhaba.

      Ilgili ayetlerden benim anladigim, kadir gecesi yaz dönencesinden sonraki ilk dolunay gecesidir. O gece inenin münafiklari ele veren bir sûre oldugu Tevbe 64, 81, 86, 124 ve 127'den anlasiliyor.

      O geceye Olcü gecesi denmesi ise her halde anilan ayetler yoluyla münafiklarin imani ölcüye vuruldugu icindir.

      "Kadir gecesi"yle sehru ramazân ayni gecedir cünkü ikisinde de FURKÂN indirilmistir. FURKÂN fark ettiren anlamina geliyor. Münafiklari fark ettirip ele veren okuma yani kur'an (Burada k kücük harf).

      Bilindigi üzere,

      SEHR, dolunay demek.
      RAMAZÂN: asiri sicak.
      SEHRU RAMAZÂN: sicak dolunay, sicak ay.

      Kuran'da adi gecen tek kamerî ay budur.

      Iddiali sözler ettigim öne sürülebilir. Ama bu söylediklerim somut ve Kuranî kanitlara dayaniyor. Acikliyacagim Allah isterse ama önce bir bilgi yoklamasi yapabilir miyim.

      Kullanilan araclar:
      -Moon phases for UTC
      -Tarih cevirme klavuzu

      Hicrî 9 ncu yilin 1 Rebîulevveli Miladî 630'un 18 Hazirani idi. Rebîulevvel hilali o günün arafesinde yani 17 Haziran aksami görünmüstü. Sonra o hilal büyüdü büyüdü, 30 Haziranda dolunay oldu.

      Iste bu, Bakara 185’te sehru ramazan (شهر رمضان) diye anilan "sicak dolunay"di cünkü yaz dönencesinden sonra dogan ilk dolunaydir ve sicak günlerin habercisi oldugu icin sicak dolunay adini almistir.

      Asagidaki tabloda
      ) kamerî ayin ilk hilali
      O kamerî ayin dolunayi

      )1 Rebiulevvel=18 Haz......….1.O30 Haz 630
      )1 Rabiussani=18 Tem…….....2.O29 Tem
      )1 Cemaziyelevvel=16 Agu…..3.O28 Agu
      )1 Cemaziyelahir=15 Eyl……….4.O27 Eyl

      Söylendigine göre Mekke 630’da fethedildi. Eger bu dogruysa inananlar Mekke’ye 1 Temmuz 630 tarihinde sabahleyin girdiler. Kanit: Tevbe 2 ve 5.

      Tevbe 2’den anliyoruz ki inananlar Mekke’ye girdikleri gün oranin müsriklerine 4 dolunay (اربعة اشهر) süre tanidilar. Müsrikler o süre icinde ya Islam olacak ya öldürüleceklerdi. Tevbe 5’e göre ise o dört ay, haram aylardi (الاشهر الحرم).

      O halde sürenin islemeye basladigi gün inananlarin kente girdigi gündü: 1 Temmuz 630 cünkü bir önceki aksam sicak dolunay (sehru ramazân) gecesiydi. Inananlar o gece dolunaya tanik oldular; sabahleyin kente girdiler. Yoksa o dört ay ciktiginda süre dolmamis ve, dolayisiyla, inananlar ve Allah hâsâ sözlerini tutmamis olurdu.

      Bu hesap dogru mu?

      Sevgi ile,
      Hasan Akcay
      Last edited by Hasan Akçay; 23. March 2012, 01:41 PM.

      Comment

      • pramid
        Uzman Üye
        • Sep 2010
        • 984

        #4
        Hicrî 9 ncu yilin 1 Rebîulevveli Miladî 630'un 18 Hazirani idi.
        kuranda mı geçiyor bu bilgi ?

        yoksa atalarımızdan mı duydunuz?

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #5
          Merhaba pramid kardesim.

          Bu bilgi Kuran'da gecmiyor; asla ama asla "atalar"imdan da ögrenmedim. Somut bilgidir. Kullandigim araclari belirttim. Onlari lütfen siz de kullanin. Göreceksiniz.

          Su linkte "moon phases of 630" var: http://www.timeanddate.com/calendar/...l?year=630&n=0 Orada 630 yilina ait dolunay (full moon) tarihlerini göreceksiniz.

          4 Jan (4 Ocak)
          3 Feb (3 Subat)
          4 Mar (4 Mart)
          2 Apr (2 Nisan)
          2 May (2 May)
          31 May (31 Mayis)
          30 Jun (30 Haziran)
          ...

          30 Haziran 630. O yila ait "sicak dolunay"in göründügü tarih iste bu.

          Simdi de Google'in arama penceresine "Tarih cevirme klavuzu" yazip tiklayin. Cikan sayfadaki tarih çevirme klavuzu basligini tiklayin. Önünüze bir klavuz cikacak. Onun gün bölümüne 30 yazin, ay bölümüne Haziran, yil bölümüne 630. "ÇEVİR"i tiklayin.

          Sizin yerinize bir daha ben yapiyorum islemi. Sonuc:

          18 Haziran 630
          gün: 13
          ay: Rebiulevvel
          yil: 9

          Tamam?

          Bu, Rebiulevvel dolunayi. Zaten ayin 13'üdür; ordan da belli. Rebiulevvel hilali bundan 13 gün öncedir. 30 Hazirandan 13 gün önce. Emin olmak icin tarih çevirme klavuzunu kullanabilirsiniz; arti, "moon phases"e bakabilirsiniz.

          "Moon phases 630"un full moon listesinde 30 Hazirani görmüstünüz. Sicak dolunayin tarihi. Onun solunda New moon listesi var. "16 Jun"u gördünüz mü? O, kamerin görüntü vermedigi tarihtir. Ilk hilal bundan 2 (iki) gün sonra görülecek. 16 + 2 = 18. Tarih cevirme klavuzunun gün bölümüne 18 yazin; ay ve yili daha önce yazmistiniz. "ÇEVİR"i tiklayin. Sonuc?

          18 Haziran 630'un Hicrî karsiligi

          gün: 1
          ay: Rebiulevvel
          yil: 9

          Anlastik mi, efendim?

          Sevgi ile,
          Hasan Akcay
          Last edited by Hasan Akçay; 23. March 2012, 03:50 PM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #6
            Sayın Hasan Bey.

            Siz, biz ''yaz dönencesi''ni biliyoruz veya anında öğrenebiliriz. Ya onlar?.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.

            Comment

            • hiiic
              Uzman Üye
              • Mar 2010
              • 1980

              #7
              Kadir gecesi yaşandı ve bitti. Belki temsilen kutlanabilir mi? evet, o gece belki tatil verilebilinir, Kuran okuma vesilesi edilebilinir. zararı olmaz.

              ama o geceye ait uydurma bir sürü bidat var, yok 1 rekat nameste 1000 rekat oluyormuş felan. insanları batıl hurafe batağına sürükler bu, dinden çıkarır...
              Last edited by hiiic; 23. March 2012, 06:47 PM.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #8
                Sayin Galip Yetkin, onlar her kim ise yilin "gündüzü en uzun, gecesi en kisa olan gün"ünü her halde onlar da bilir: 21 Haziran. Kim bilmez!

                Kadir gecesini kutlamamiza gelince, degerli hiicc kardesim, onu "صوم-savm"lamak eger kutlamaksa evet kutluyoruz.

                Bakara 185:
                Insanlari yola iletmesi icin o okuma ve iletisten aciklamalarla o furkân sicak dolunayda indirildi-شهر رمضان الذي انزل فيه القران هدي للناس وبينات من الهدي والفرقان O dolunaya tanik olanlariniz onu oruclasin -فمن شهد منكم الشهر فليصمه...

                Kadr 1:
                Biz "o"nu kadir gecesi indirdik -انا انزلناه في ليلة القدر.

                Sevgi ile,
                Hasan Akcay
                Last edited by Hasan Akçay; 23. March 2012, 08:14 PM.

                Comment

                • hiiic
                  Uzman Üye
                  • Mar 2010
                  • 1980

                  #9
                  Ramazan konusunun da (hiçbir ilme değil direk zannıma ve bilinmezden aldığım ilhamıma dayanarak) mecaz anlamda olduğunu. Sıkıntılı, yoklukla geçen zaman anlamında olduğuna inanıyorum. En güzel örneğini tsunamiden sonra japonyada sağlam kalan yerlerdeki insanların günlük 3 öğün yemeklerini 2'ye düşürerek artan bir öğünün masrafıyla, kaza bölgelerine götürdüğü yardım şeklinde verebilirim. Ya da daha güzel örneği, Atatürkümüzün çıkadığı tekalifi milliye kanunundan sonra, halkın yemediğini biriktirerek zor durumdaki askerine, mehmetciğine, şehit adaylarına gönderme durumu şeklinde inanıyorum

                  Emin değilim, kendi kafamdan uydurduğum, kişisel zan ve inancım böyle. Böyle hissediyor böyle olması gerekliliğine inanıyorum.
                  ÇÜNKÜ, ya ramazan ayından sonra savaş çıkarsa ne olacak??? hem ramazanda aç hem ramazandan sonra mı aç kalacak insanlar. Ya kıtlık çıkarsa ramazandan sonra?... Hem ramazan hemde sonrasındaki belki aylarca süreyi yoksullukla geçirecek insanlar.
                  Lütfen DİKKAT EDİN Ramazandan hemen önceki aylar da haram (savaşılmayan) aylar. yani ramazandna sonra savaşılacak. Burada yiyecek stoklamak ve asker beslemek ne kadar normal. Yenmeyenin fazlası bir şekilde işe yarayacak.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #10
                    Kevser Basar'in "Cahiliye dönemi Arap takviminde nesî baslikli" yüksek lisans tezinde verdigi iki bilgi ilginc (http://www.belgeler.com/blg/146f/cah...sdlamic-period).

                    (1)Araplar "Muharrem"e Saferuevvel derlerdi.
                    (2)Kamerî aylarin adlari hava sartlarina göredir.

                    Örnegin (http://en.wikipedia.org/wiki/Islamic_calendar#Months)

                    1.Saferuevvel: bombos (Rakiplere ait evlerin yagmalanip bosaltildigi ay)
                    2.Saferusâni : bombos (Rakiplere ait evlerin yagmalanip bosaltildigi ay)
                    3.Rebiulevvel : bahar 1
                    4.Rebîulâhir: bahar 2
                    5.Cemâziyelevvel: yarik arazi 1 (arazinin sicaktan catladigi ay)
                    6.Cemâziyelâhir: yarik arazi 2 (arazinin sicaktan catladigi ay)
                    7.Recep: saygi (hayvanlarin üredigi sicak dönemde av yasagina saygi)
                    8.Sa'ban: dagilma (Araplarin su aramak icin saga sola dagildiklari ay)
                    9.Ramazân: asiri sicak
                    10.Sevval: dik kuyruk (develer yavruladigi o ayda kuyrugunu dikiyor)
                    11.Zilkâde: oturma (savasmayip evde oturma vakti)
                    12.Zilhicce: Hac (hacca gidilen ay)

                    Kevser Basar'in verdigi baska bir bilgi: Hava sartlarini cagristiran bu anlamlara dayanan bazi kimselere göre kamerî aylar önceleri "vakten sabit"ti; sonradan "vakten oynak" hale getirildi.

                    Ne dersiniz?

                    Asil ilginc olan, Allah'in gökleri ve yeri yaratirken verdigi hüküm geregince (Tevbe 36) dolunaylar "vakten sabit"tir. Örnegin Sicak dolunay (Sehru Ramazân) 21 Hazirandan sonraki ilk dolunaydir. Hicrî yilin esas aldigi uyduruk "kamerî yil"in Ramazân'i gibi asla bir yil yaza, bir yil bahara, bir yil kisa denk gelmez. Adi üstünde asiri sicak aydir o.

                    Bir de "Muharrem" hakkinda ilginc bir tevafuk var; onu ayrica ele alayim, Allah isterse.

                    Sevgi ile,
                    Hasan Akcay
                    Last edited by Hasan Akçay; 24. March 2012, 08:51 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #11
                      Merhaba hiiic kardesim. Nasilsiniz?

                      Orucla ilgili görüsünüz son derece güzel ve, varsayime dayansa da, bence gercekci. Orucun Bakara 183'teki gerekcesi de öyle. Ve inananlari keninlikle baglayan o gerekcedir:

                      Inananlar! Oruc sizden öncekilere oldugu gibi size de yazildi ki Allah'i kâle alasiniz -لعلكم تتقون

                      Allah'i kâle alasiniz: bir isin icine sizin kendi kisisel cikarlariniz girse bile "Önce Allah!" diyesiniz. Örnegin hayvanlarin üreyip yavrularini büyüttügü dönemde av hayvani öldürmeniz haramdir (Mâide 2, 95); o dönemde önünüze aniden bir av hayvani cikarsa onu öldürmenin dayanilmaz hafifligine kapilip elinizi hemen silahiniza atmayasiniz, "Allah'in yasak emri var; önce O!" diyesiniz. Bunun icin kendinizi egitesiniz.

                      Yani oruc insanin "Önce ben!" deme egilimini törpüleme egitimidir. Homili girtlak yemek degil acliktan ölmek üzere olanlarin yerine kendini koymak; eline, diline, beline mukayyet olmak. Ve, "Allah hesap soracak; hesabimi yüz akiyla vermeyi hak edeyim!" deyip bunun alistirmasini yapmak.

                      Miladî 630 yilindan söz ediyoruz. Inananlarin fiilen sinandigi bir yil.

                      Mekke'nin fethi icin ölümüne savasmak üzere Medine'den yola cikmak üzereler. Bazi münafiklar Allah'in elcisinden izin istiyorlar. Bahaneleri? Evlerimiz tehlikeye acik -ان بيوتنا عورة (Ahzâb 13).

                      Can pazarinin kuruldugu o "huneyn günü"nde (Tevbe 25-26) bazi münafiklar yine arazi olmus, sivismislar. Bahaneleri? Fetih 11:

                      Bizi mallarimiz ve ailelerimiz alikoydu - شغلتنا اموالنا واهلونا.

                      Inananlar baska bir can pazarinda ölümüne savasmak üzere hazirlanirken münafiklar yine yan ciziyor. Ama bu kere yalnizca yan cizmekle kalmayip icten inananlari caydirmaya yelteniyorlar (Tevbe 81):

                      Bu sicakta savasa gitmeyin -لا تنفروا في الحر.

                      Sicak sanki o yila ait senaryonun müziginde ana temadir. Sürekli. Ve can pazarlarindaki alis veris "sicak dolunay"da baslayip; cehennem sicagiyla kiyaslanacak kadar kavurucu sicakta cikilan o savasla sona eriyor. (Tevbe 81) Oysa...

                      cehennem atesi daha siddetlidir -نار جهنم اشد حرا.

                      Acik ve net. Mevsim yazdir. Haram aylardir (Tevbe 5). Ve haram aylarin ilki "sicak dolunay"dir. Münafiklari ele veren sûre o gece indirilmistir. Iste onlarin bahaneleri yukarda belirtmeke calistigim ayetlerde.

                      Sözü sizin su ifadenize getirmeye calisiyorum: DİKKAT EDİN Ramazandan hemen önceki aylar da haram (savaşılmayan) aylar.

                      Güzel kardesim, uydurulan "kamerî" yilin haram aylari da uydurmadir. Bakin hangileriymis onlar:

                      1.Muharrem
                      2.Sâfer
                      3.Rebîulevvel
                      4.Rebîulâhir
                      5.Cemâziyelevvel
                      6.Cemâziyelâhir
                      7.Recep
                      8.Sa'ban
                      9.Ramazân
                      10.Sevval
                      11.Zilkâde
                      12.Zilhicce

                      Zilkâde, Zilhicce, Muharrem arka arkaya geliyor; tamam. Ama Recep almis basini gitmis, apayri bir yerde. Olur mu böyle sacma sey.

                      Inananlar Mekke'ye girince müsriklere 4 dolunay süre taniyorlar. Allah'in emri: "Haram aylar ciktiginda buldugunuz yerde öldürün o müsrikleri! فاذا انسلخ الاشهر الحرم فاقتلوا المشركين حيث وجدتموهم

                      Yani ne yapacak inanirlar?

                      Arka arkaya gelen 3 haram aydan sonra müsrikleri bulduklari yerde öldürecekler, öldürecekler, öldürecekler. Ta Recep'e kadar. Recep gelince "4 ncü haram aydayiz; artik özgürsünüz; özgürce dolasin!" diyecekler.

                      Olur mu böyle sacma sey. Öldürdünüz zaten. Öldürdügünüz insanlar özgür mü olur; özgürce dolasir mi? Hortlak mi sizin muhatabiniz, insan mi?

                      Dogrusu: haram dolunaylar uyduruk kamerî yilin icinde degil "Allah'in gökleri ve yaratirken" düzenlegi "dolunaylarin süresin"ndedir -iddet es suhûr, عدة الشهور (Tevbe 36). Sicak dolunay ile baslarlar; adlarinin anlami sicagi cagristiran öteki aylar ile devam ederler.

                      Örnegin, belki:

                      1.Sehru ramazân
                      2.Recep
                      3.Zilkâde
                      4.Zilhicce

                      Muharrem
                      ay adi degil haram anlaminda bir sifat.
                      Yani bu 4 ay "muharrem"dir.

                      Daha yazmam gereken seyler var. Ama cok uzadi. Özür dilerim.

                      Sevgi ile,
                      Hasan Akcay
                      Last edited by Hasan Akçay; 24. March 2012, 01:34 PM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #12
                        Sayın hiiiç.

                        Askerler için uygulanan ve halkın yemediğini, kullanmadığını yani ihtiyaç fazlasını aktarma eylemi, normal zamanlarda devlet eliyle, adilane bir şekilde hükmi ve hakiki şahıs ihtiyaç sahiplerine dağıtılırsa aç ve açıkta kalan ve etkinliğini kaybeden olur mu?

                        Atatürk'ün ''tekalifi milliye'' kanunu Bakara-177 ve ''Bakara-219, Nahl-71'' emirlerine uygun hareket etmeyen halka, dinen yapması gerekeni kanun zoruyla yaptırmasından başka ne ki?

                        Sizin mecaz olarak algıladığınız ''Ramazan'' muhtaçlar, garibanlar, mustaazaafler, miskinler için mutat bir yaşam. Ramazan onlar için yalnız ramazan ayı boyunca değil hayat boyu ramazan eğer ''bakara 177'' ile ''bakara-219 ve Nahl-71'' uygulanmazsa. Daha iki gün evvel bir kadıncağız devletin islamdaki devlet, insanların islamdaki insan olmamasından dolayı zoraki ''ramazanda'' bırakıldığı için iki çocuğunu saç kurutma makinesine teslim ederek intihar etmedi mi?

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 28. April 2016, 07:44 PM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #13
                          Muharremle ilgili tevafuktan söz edecegim ama önce Tevbe 36’da gecen idddet es suhûr mucizesine deginmem gerekiyor -عدة الشهور.

                          Diyanet mealinde
                          Talâk 1’e düsülen dipnotta da belirtildigi üzere
                          IDDET süre demek:

                          IDDET, bosanan kadinin esiyle irtibatinin tamamen kesilmesi icin dinen beklemesi gereken süredir.

                          Ve SÜRE basi, sonu belli olan vakittir. Örnegin aksam namazinin süresi günesin sarktigi yani ufka sürtündügü anda baslar, gecenin kararip ak ipi kara ipten secemez oldugumuz anda sona erer.

                          O halde
                          IDDET: süre
                          SUHÛR: "sehr"in bir cogulu, dolunaylar
                          IDDET ES SUHÛR: dolunaylarin süresi.

                          Dikkat. YILIN süresi degil DOLUNAYLARIN süresi.
                          Tevbe 36’yi buna gore tercüme edelim ki
                          Allah ne diyorsa o olsun:

                          Gercek su ki dolunaylarin süresi Allah’in indinde 12 dolunaydir -ان عدة الشهور عند الله اثنا عشر شهرا.

                          Dolunaylarin süresi bir dolunay dogdugu anda baslar, o ayni dolunay bir daha dogdugu anda sona erer. Kendisini artik tanidigimiz icin sicak dolunayi alirsak sicak dolunay bir kez dogdugu anda baslar, ikinci kez dogdugu anda sona erer.

                          Örnegin Miladî 623 ve 624’e ait sicak dolunaylarin dogdugu tarihler
                          623: 17 Temmuz aksami,
                          624: 6 Temmuz aksami.

                          Bu sürede en az 12 dolunay olacak. Allah’in gökleri ve yeri yaratirken verdigi hüküm bu.

                          Önümüzde o süreye ait oldugu söylenen bir dizi dolunay var da bunun saglayini yapmak istiyorsak sayacagiz. 1, 2, 3, 4, … 11 dolunay. Bitti. Hayir! Bu, süre olamaz cünkü 11 dolunay cok az; 11 dolunay 1 süre yapmaz.

                          Buyurun sayalim.

                          ..1.17 Temmuz 623
                          ..2.16 Agustos ,,
                          ..3.14 Eylul ,,
                          ..4.14 Ekim ,,
                          ..5.12 Kasim ,,
                          ..6.12 Aralik ,,
                          ..7.11 Ocak 624
                          ..8.10 Subat ,,
                          ..9.10 Mart ,,
                          10.9 Nisan ,,
                          11.8 Mayis ,,
                          12.6 Haziran ,,

                          Bundan sonraki dolunayin tarihi 6 Temmuz 624 yani 21 Hazirandaki yaz dönencesinden sonra. O halde bu, bir sonraki sürenin sicak dolunayidir; sayimini yaptigimiz süreye ait degildir. Bizim süremiz burda biter. 12 dolunay. Tamam, bu bir süredir.

                          Devam.

                          ..1.6 Temmuz 624
                          ..2.4 Agustos ,,
                          ..3.2 Eylul ,,
                          ..4.2 Ekim ,,
                          ..5.1 Kasim ,,
                          ..6.30 Kasim ,,
                          ..7.30 Aralik ,,
                          ..8.29 Ocak 625
                          ..9.28 Subat ,,
                          10.29 Mart ,,
                          11.28 Nisan ,,
                          12.27 Mayis ,,
                          13.25 Haziran ,,

                          Görüldügü üzere bu sürede 12 degil 13 dolunay var. Ve bu, Kurânî bir mucizedir cünkü dolunay sürelerini günes yilina uyumlu hale getiriyor. Yani örnegin 7 kurak yildan once Yûsuf nebinin yönettigi

                          7 bitek dolunay süresi = 7 bitek semsî yil.

                          Dolunaylarin süresi YIL degildir cünkü bazan 12, bazan 13 dolunaya sahip olduklari icin uzunlukca degisirler ama semsî yillarin sayisini bilmemizi saglarlar. Yûnus 5’i buna göre okursak mucizeyi daha iyi anlariz:

                          Hesabi ve yillarin sayisini bilin diye Allah aya evreler ölcüp verendir -وقدره منازل لتعلموا عدد السنين والحساب…

                          Tevbe 36 su âna kadar okunurken ne yazik ki 13. dolunay gercegi göz ardi edilmis ve Allah’in "1 yildaki aylarin sayisi 12’dir" dedigi sanilmis. Baska bir deyisle Allah’a yalan söyletilmis.

                          Allah Tevbe 36’da ne semsî yildan ne kamerî yildan… hic bir takvim sisteminin yilindan söz etmiyor; "dolunaylarin süresi"nden söz ediyor.

                          Dolunaylarin süresi 12 dolunaydir: EN AZ 12 dolunaydir, demek. 11 dolunay 1 süre yapmaz. Ama bazi sürelerde 13 dolunay var. "1 yilda ille 12 dolunay olacak!" diye 13. dolunayi bir sonraki süreye devretmeyin. Katmerli NESÎ küfrüdür o (Tevbe 37).

                          Bu konuda meramimi anlatabildim mi?

                          Sevgi ile,
                          Hasan Akcay
                          Last edited by Hasan Akçay; 24. March 2012, 07:09 PM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #14
                            Aman Allah'im, fena halde yanilmisim. Dolunaylarin 6 Temmuz 624 tarihinde baslayan süresi 13 degil 12 dolunaylidir cünkü benim 13. dolunay dedigim 25 Haziran 625 dolunayi bir sonraki süreye ait.

                            O süredeki dolunaylar:

                            ..1.25 Haziran 625
                            ..2.25 Temmuz ,,
                            ..3.23 Agustos ,,
                            ..4.21 Eylul ,,
                            ..5.21 Ekim ,,
                            ..6.19 Kasim ,,
                            ..7.19 Aralik ,,
                            ..8.18 Ocak 626
                            ..9.17 Subat ,,
                            10.18 Mart ,,
                            11.17 Nisan ,,
                            12.17 Mayis ,,
                            13.15 Haziran ,,

                            Cok ama cok özür dilerim. 13 dolunaya sahip olan süre budur; bundan önceki degil.

                            Sevgi ile,
                            Hasan Akcay

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #15
                              SAyın Hasan Bey.

                              Hah. İşte bu . Demin ''yaz dönencesi'' ile sormak istediğim de bu idi.

                              Sağolasın. Nesi belasını öğrenmeye öyle ihtiyaç var ki...

                              Saygılareımla.
                              Galip Yetkin.

                              Comment

                              Working...