Hangi gece el-kadir'in değil ki?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • pramid
    Uzman Üye
    • Sep 2010
    • 984

    #61
    AY degil DOLUNAY geciyor ayette.
    şehr kelimesinin Kurandaki kullanımlarına bakınız. Lütfen

    Evler ve ayın konaklaması ;? DÜŞÜNÜNÜZ

    Comment

    • pramid
      Uzman Üye
      • Sep 2010
      • 984

      #62
      dağ kelimesi bazı ayetlerde bildiğimiz anlamda dağ anlamında olmayabilir, kuranda geçen tur tarus(boğa) takım yıldızı olabilir, zeytin ve incir bir benzetme yapılmış olup(tek çekirdekli zeytin çok çekirdekli incir olmasından dolayı)yıldız(zeytin) takımına(incir)gönderme yapılmış olabilir ve daha saymadığım birçok ilişkili konu.
      BU BİLGİNİN İNCELENMESİ GEREKİR. HER TÜRLÜ ÖRNEK VERİLEN KİTAPTA BİR ÖRNEK OLABİLİR DİYORSUNUZ.

      "TUR" KELİMESİ İLE "TAVR" AŞAMA AŞAMA ANLAMLARI TAKIM YILDIZI İLE UYUŞABİLİR. kURANCA BİR İNCELEMEYE TABİ TUTULMALI.

      BAZI ÇAĞLAR İÇİN İncilde "AEON" KELİMESİ KULLANILMAKTADIR. Boğa(musa çağı), Balık (isa çağı) derlemelerinden söz edilir.

      Ben bu tür konuların müteşabih husus olduğu kanısındayım. En iyisini ALLAH bilir.

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #63
        pramid Nickli Üyeden Alıntı
        şehr kelimesinin Kurandaki kullanımlarına bakınız. Lütfen
        Evler ve ayın konaklaması ;? DÜŞÜNÜNÜZ
        SEHR kelimesinin Kur'ân'daki kullanimina elbet baktim ve daha önce aciklamaya calistim. Bir daha deniyeyim.

        Ayetlerdeki SEHR gökteki dolunaydir; asla yilin 1/12'i degildir. Bunun bir sürü Kur'ânî kaniti var... Bir tanesi: IDDET. Tevbe 36'da gecen "iddet es suhûr"a dikkat!

        Diyanetin
        Talâk 1'e düstügü dip nota göre

        Iddet: bosanan kadinin esiyle irtibatinin kesilmesi icin dinen beklemesi gereken süredir.

        Güzel kardesim, IDDET ES SUHÛR "dolunaylarin süresi"dir. Mevcut meallere onun karsiligini koymuyorlar cünkü koysalar ayetin dogru anlami ortaya cikacak ve uyduruk kamerî yilin uyduruk 1/12'nin SEHR olmadigi anlasilacak.

        IDDET ES SUHÛR ifadesini de kâle alan meal söyle olabilir:

        Allah'in gökleri ve yeri yarattigi günkü yazisina göre
        Allah'in indinde DOLUNAYLARIN SÜRESI 12 dolunaydir.


        Onlar ne diyor?

        Allah'in gökleri ve yeri yarattigi günkü yazisina göre
        Allah'in indinde aylarin sayisi 12'dir
        .

        Hani DOLUNAYLARIN SÜRESI - ıddet es suhûr?

        Sayin pramid, icinde "iddet es suhûr"un Türkcesi de bulunan meale bakin. Allah orda ne semsî yil ne kamerî yil, hicbir yil sisteminden söz etmiyor; "dolunaylarin süresi"nden söz ediyor.

        Siz dahil hic kimse
        Tevbe 36'nin üzerinde oynanan bu oyunu görmedikce
        Kur'ân'daki "sehr"i anlayamaz.

        Lütfen dikkatli okur musunuz:

        1.
        Kur'ân'daki SEHR, "dolunaylarin süresi"ne ait olup onun bazan 1/13'idir. 12, EN AZ 12 demek. 11, bir iddet yapmaz.
        Meallerdeki AY ise "kamerî yil"a ait olup onun hep 1/12'i, hep 1/12'i, hep 1/12'idir.

        2.
        Kurân'daki SEHR vakten sabittir; örnegin SICAK dolunay daima sicak yaz günlerinin habercisidir.
        Meallerdeki AY ise vakten oynaktir; örnegin SICAK ay bazan soguk kis mevsiminin icindedir.

        Icinde SEHR kelimesi gecen ayetleri
        evren kitabiyla birlikte okumamiz gerekiyor,
        ara sira
        basimizi kaldirip yukarlara bakarak.

        Daha söylenmesi gereken seyler var. Ve evler var. Ama bosa anlatiyorum hissine kapilmaya basladim.

        Sevgi ile,
        Hasan Akcay
        Last edited by Hasan Akçay; 6. April 2012, 03:35 PM.

        Comment

        • gerçek hanif
          Uzman Üye
          • Mar 2011
          • 117

          #64
          Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
          SEHR kelimesinin Kur'ân'daki kullanimina elbet baktim ve daha önce aciklamaya calistim. Bir daha deniyeyim.

          Ayetlerdeki SEHR gökteki dolunaydir; asla yilin 1/12'i degildir. Bunun bir sürü Kur'ânî kaniti var... Bir tanesi: IDDET. Tevbe 36'da gecen "iddet es suhûr"a dikkat!

          Diyanetin
          Talâk 1'e düstügü dip nota göre

          Iddet: bosanan kadinin esiyle irtibatinin kesilmesi icin dinen beklemesi gereken süredir.

          Güzel kardesim, IDDET ES SUHÛR "dolunaylarin süresi"dir. Mevcut meallere onun karsiligini koymuyorlar cünkü koysalar ayetin dogru anlami ortaya cikacak ve uyduruk kamerî yilin uyduruk 1/12'nin SEHR olmadigi anlasilacak.

          IDDET ES SUHÛR ifadesini de kâle alan meal söyle olabilir:

          Allah'in gökleri ve yeri yarattigi günkü yazisina göre
          Allah'in indinde DOLUNAYLARIN SÜRESI 12 dolunaydir.


          Onlar ne diyor?

          Allah'in gökleri ve yeri yarattigi günkü yazisina göre
          Allah'in indinde aylarin sayisi 12'dir
          .

          Hani DOLUNAYLARIN SÜRESI - ıddet es suhûr?

          Sayin pramid, icinde "iddet es suhûr"un Türkcesi de bulunan meale bakin. Allah orda ne semsî yil ne kamerî yil, hicbir yil sisteminden söz etmiyor; "dolunaylarin süresi"nden söz ediyor.

          Siz dahil hic kimse
          Tevbe 36'nin üzerinde oynanan bu oyunu görmedikce
          Kur'ân'daki "sehr"i anlayamaz.

          Lütfen dikkatli okur musunuz:

          1.
          Kur'ân'daki SEHR, "dolunaylarin süresi"ne ait olup onun bazan 1/13'idir. 12, EN AZ 12 demek. 11, bir iddet yapmaz.
          Meallerdeki AY ise "kamerî yil"a ait olup onun hep 1/12'i, hep 1/12'i, hep 1/12'idir.

          2.
          Kurân'daki SEHR vakten sabittir; örnegin SICAK dolunay daima sicak yaz günlerinin habercisidir.
          Meallerdeki AY ise vakten oynaktir; örnegin SICAK ay bazan soguk kis mevsiminin icindedir.

          Icinde SEHR kelimesi gecen ayetleri
          evren kitabiyla birlikte okumamiz gerekiyor,
          ara sira
          basimizi kaldirip yukarlara bakarak.

          Daha söylenmesi gereken seyler var. Ve evler var. Ama bosa anlatiyorum hissine kapilmaya basladim.

          Sevgi ile,
          Hasan Akcay
          Anlat hasan hocam anlat ilgiyle takip edenler var.Her ne kadar müdahil olmasak da..

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #65
            Evler Bakara 189'da geciyor:

            Erdem, evlere arkalarindan girmeniz degil -leysel birru bi en te’tûl buyûte min zuhûrihâ;
            Allah'i kâle almanizdir -ve lâkinnel birre menittekâ

            Evlere kapilarindan girin -ve’tûl buyûte min ebvâbihâ.

            Son derece acik ve net bir ifade
            eger ayeti bir bütün olarak alir ve
            bastan okursak.

            Buyurun:

            Sana hilalleri soruyorlar
            Yes’elûneke anil ehilleh.

            Demek ki ayetin konusu hilaller.

            De ki -kul
            "Insanlar ve hac icin vakitlerdir onlar." - hiye mevâkîtu lin nâsi vel hacc.

            Hilaller bize vakitleri bildirir; hacci bildirir. Iyi de, evlerin kapilariyla ne ilgisi var hilallerin?

            Evlerin kapilari herkesin gözünün önündedir yani meSHuR (SHR'e dikkat!). Erdem, evlere arkalarindan degil kapilarindan girmektir. Tipki bunun gibi hacca da kamerin göremediginiz "hilal"inden degil meSHuR olan "dolunay"indan girin.

            SHR Arapcada kocaman yuvarlak sey demek.
            Örnegin gebe kadinin karni...

            meSHur: herkesin gözüne carpan kisi ya da sey
            SeHirR: dag köyü gibi gözden irak degil göze carpan yerlesim alani
            teSHiR etmek: gözler önüne sermek, göze carpar hale getirmek

            Kocaman, yuvarlak, göze carpan sey: "SeHR"dir yani DOLUNAY.

            Haccin "iddet"i yani süresi dolunayda baslayip hilalde sona erer. 10 (on) gündür. Eyyâmen MA'DÛDÂT iste bu. Iki elin parmaklari sayisinca gün (1). Dolunaydan itibaren kamerin görüntüsü kücüle kücüle ters büyük D halini aliyor. Bunun adi: dördün. Dördün karnini iceri cektigi an "hilal"dir. Dolunayin kücüle kücüle hilal olmasi 10 (on) gün aliyor.

            Lütfen bu aciklamayi burda birakip gitmeyin. Dolunayi izleyin. Kac gün sonra hilal halini aldigini kendi gözünüzle görün. Ben izleyip gördüm; cok kolay.

            Ayetlerde 10 sayisinin cokca kullanilmasindaki hikmet bu (2). O ayetlerin ilk muhataplari kamerin evrelerine bakarak belirliyor vakitleri (Ayetin ilk bölümünde gecen MEVÂKÎT). Onlarin duvar takvimi, radyosu, gazetesi, televizyonu yok.

            Sevgi ile,
            Hasan Akcay

            _____________________________________________

            1. Arapcanin eski sözlükleri örnegin El-Vâsit ma'dûdât ifadesini iki elin parmaklari sayisinca -مَعْدُودٌ عَلَى رُؤُوسِ الأَصَابِعِ- diye tanimliyor (http://free-minds.org/forum/index.ph...52417#msg52417).

            2.Icinde 10 sayisi gecen ayetler:

            Kocasi ölen es dört dolunay 10 gün bekler (Bakara 234).
            Musa’ya vaat ettiğimiz otuz geceye 10 ekledik (A’râf 142).
            Ve 10 gece (Fecr 2).
            Hacda hayvan bagislayamayan inanir toplam 10 gün oruc tutar (2:196).
            Hac iki elin parmaklari sayisinca gündür ama iki güne sigdirilabilir (2: 203).
            Ramazan orucu iki elin parmaklari sayisinca gündür (2:184).
            Last edited by Hasan Akçay; 7. April 2012, 01:55 PM.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #66
              Gelelim "ayin konaklamasi"na. Aslinda aya ait evrelerin dolunaydan ine ine sifir görüntüye varmasidir anilan konaklama. Arapca metindeki fiil inmek anlamindaki "نزل"dir (Ya Sîn 39):

              Ve ay. Eski bir hurma dali gibi olana kadar
              inen evreler ölceriz ona
              kaddernâhu menâzil - قدرناه منازل.


              Dikkat. Yükselen degil inen evreler. Kamerî ay "yükselen hilal"le baslar. Örnegin ramazân hilali dedikleri odur. Allah onu demiyor; inen hilal* diyor yani dolunaydan sonraki.

              Allah ne diyorsa o. Tamam? Simdi Bakara 185'te Allah ne diyor, ne demiyor?

              Diyor ki: O dolunaya tanik olanlariniz onu oruclasin - fe men sehide minkum us SeHRe fel yesumhu (شهر)...
              Demiyor: O hilale tanik olanlariniz onu oruclasin - fe men sehide minkum ul hilale fel yesumhu (هلال)...

              Peki, biz
              neden Allah'in dedigini yapmiyoruz; oruca baslamak icin neden dolunaya tanik olmuyoruz?
              neden Allah'in demedigini yapiyoruz; neden hilale tanik olmaya yelteniyoruz?

              Ramazân hilali dedikleri tirnak ucu kadarcik bir seydir; batan günesin kizilliginda silinip gider; ufukta bir kac dakikacik eglenir ve bativerir.

              Onu hic kimse göremez. O yüzden, komik mi ciddi mi, girtlak girtlaga tartisir müslümanlar. Farsîler "Biz gördük!" der, "Oruca basliycaz!" Vahhabîler: "Biz görmedik; baslamiycaz!"

              Neden Allah'in dedigini yapmiyoruz? Oruca baslamak icin neden Allah'in "Tanik olun!" dedigi dolunaya tanik olmak istemiyoruz.

              Yüzyillarca bu aci-gülünc hali kim reva görür İslama?

              Sevgi ile,
              Hasan Akcay

              _____________________________________

              *http://www.google.com.tr/imgres?imgu...%3Disch&itbs=1

              Bu linkteki sayfanin ortasinda hareketli bir resim var. Görülen, asagidan bakildiginda ayin ramazân hilali misali büyüyen evreleridir; yukardan bakildiginda ise MENÂZIL denen inen evreleri.
              Last edited by Hasan Akçay; 7. April 2012, 12:53 PM.

              Comment

              • pramid
                Uzman Üye
                • Sep 2010
                • 984

                #67
                kelimeleri tahrifte mahir insanların kurdukları tuzağa pek çoğumuz düşmektedir.

                n-z-l kavramı inmek değildir. Kuran kullanımlarına bakınız lütfen.

                Allah mekandan münezzehdir.

                Şaman kalntısı göktanrı inancı hala zihnlerimizde...

                menazil, bizim istifade ettiğimiz rota.

                ay ve güneş bu rotadan çıkksa, biz ondan istifade edemez ölürüz.

                n-z-l inmekse 8 çift hayvan nereden indi. elbise ? Demir? Selva ?, Kuran ?

                kelimeleri kurandan eksik ayet bırakmadan tahlil ediniz.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #68
                  Merhaba sayin pramid. Arapca metindeki fiilin inmek anlamindaki نزل oldugunu söylemistim. Bu anlamin bir carpitma oldugunu, dolayisiyla benim yanildigimi öne sürüyorsunuz. Ana dilim Arapca degil. Yanilabilirim. Arastiracagim, Allah isterse.

                  Kelimeyi incelerken ulastigim ilk sonuc, söyledigim anlamin dogru oldugunu gösteriyor. Örnegin Zümer 21'de "ennallâhe eNZeLe mines semâi mâen..." deniyor -Allah gökten yagmur نذل...

                  Yanlis yapmamis olsam bile yanlis yaptigimi sanarak yardimima kosmaniz elbet takdire deger. Allah sizden razi olsun.

                  *

                  Yûnus 5’te Allah
                  yillarin sayisini bilelim diye
                  kameri bir aydinlik yaptigini ve
                  ona inen evreler (menâzil) verdigini
                  belirtiyor.

                  Inen evreler
                  örnegin haccin ve orucun vaktini nasil gösterir
                  bir önceki iletimin konusuydu.

                  Bu iletimde "Kamer, yillarin sayisini bilmemizi nasil sagliyor?"un üzerinde duracagim, Allah isterse.

                  23 Haziran 1994’te bir borc senedi imzaladim, diyelim. Haziran sonu Temmuz basi ürün alma vaktidir; harman kaldirilmis oluyor. Bunu düsünerek "Borcumu tam 7 YIL sonra ödeyecegim," demisim.

                  YIL olarak
                  semsî yil sistemini mi esas almaliyim
                  ya da kamerî yilcilara inanip
                  kamerî yil sistemini mi?

                  Dolunaylar
                  hangi sisteme ait yillarin sayisini bilmemizi saglar?

                  Asagidaki tablo dolunaylarin anilan 7 iddetidir. Bakar misiniz 7 iddet sonra hangi mevsimdeyiz?

                  Iddetler, semsî yillar, kamerî yillar…
                  hepsi ayni anda basliyor: 23 Haziran 1994.

                  Vakit
                  7 iddet sonra: Temmuz basidir,
                  7 semsî yil sonra: Haziran sonu.
                  Bir kac gün farkla ikisi de ayni.

                  Ya 7 kamerî yil sonra hangi mevsimdeyiz?

                  Birinci iddetin ilk dolunayi 23 Haziran 1994 tarihli sicak dolunaydir. O iddetin icinde 13 dolunay var. Ikinci iddetin ilk dolunayi 12 Temmuz 1995 tarihli sicak dolunaydir. O iddette 12 dolunay var.

                  Kullanilan arac:
                  http://www.timeanddate.com/calendar/...?year=1994&n=0


                  IDDETLER:

                  1.1 (23 Haziran 1994),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13.
                  2.1 (12 Temmuz 1995),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12
                  3.1 (1 Temmuz 1996),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13
                  4.1 (20 Temmuz 1997),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12
                  5.1 (9 Temmuz 1998),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12
                  6.1 (28 Haziran 1999),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13
                  7.1 (16 Temmuz 2000),2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12

                  7 nci iddetin 12 nci dolunayi olan 5 Temmuz 2001 tarihli dolunay onu izleyen dolunaya yani 5 Temmuz 2001’e kadar sürer. O halde 4 Temmuz, ödeme icin son gün.

                  Semsî yillarin sonu: 23 Haziran 2001.
                  Iddetlerin sonu…….: 4 Temmuz 2001

                  Ikisi de harmandan hemen sonradir. Asil önemli olan, 7 iddet = 7 semsî yil. Dolunaylar semsî yillarin sayisini bilmemizi saglamistir. Allah bunu 13 ncü dolunayi devreye sokarak yapmistir.

                  "13 ncü dolunaylar bir mucizedir," derken kastettigim bu idi.

                  Ama kamerî yilcilar Allah'in o mucizesini, NESÎ fesadini otomatige baglamak suretiyle, iptal ettikleri icin 7 iddetin son 3 dolunayi 7 kamerî yila cok geliyor. 7 kamerî yil öteki ikisinden 3 ay kisadir. 1 mevsim eder bu. Harmana daha 3 ay var.

                  Kisacasi, "Gökteki aylar yillarin sayisini bilmenizi saglar"daki YILLAR kamerî degildir. Eger bunu göre göre, Allah’a inat, kamerî yili esas alirsam senedim protesto olur.

                  Allah’in lugatinda kamerî yil yok cünkü "vakti göstermeyen yil"dan yil olmaz. Allah'in hâsâ bunu bilmemesi mümkün mü?

                  Sevgi ile,
                  Hasan Akcay
                  Last edited by Hasan Akçay; 8. April 2012, 06:31 AM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #69
                    menazil, bizim istifade ettiğimiz rota.
                    ay ve GÜNES bu rotadan çıkksa, biz ondan istifade edemez ölürüz
                    .

                    Merhaba.

                    Ya Sîn 39'da Allah "Ve ay... Ona menâzil takdir ederiz; tâ ki o, eski bir hurma dali gibi olana kadar " diyor -Vel kamere kaddernâhu menâzile hattâ âdekel urcînil kadîm.

                    1.Burada Allah yalnizca aydan söz ediyor ve yalnizca ayin yay seklindeki bir evresi olan hilalden. Benim bildigim, günesin yay halini almasini saglayan evreleri yok. Siz ne dersiniz, günesin evreleri var mi örnegil dördünü, hillali, görüntüsüz evresi?

                    2.Eger buradaki menâzil ROTA ise günesin de rotasi var. Ama Allah yalizca "ay"a menazil takdir ettigini söylüyor. Neden yalnizca aya?

                    3.Ben baska bir ayet te göremedim ki icinde "günese menâzil takdir ederiz" densin. Siz gördünüz mü? Hangi ayet?

                    4.Ya Sîn 40'in sonunda günes, dünya ve aya atfen "Hepsi bir FELEK icinde yüzer," deniyor -küllün fî felekin yesbehûn. Görüldügü gibi rota menâzil degil budur. Yani FELEK. Ne dersiniz?

                    Sevgi ile,
                    Hasan Akcay
                    Last edited by Hasan Akçay; 8. April 2012, 06:55 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #70
                      Merhaba.

                      Ya Sîn 39'daki menazil aya ait "inen evreler"dir ama ROTA olsaydi dahi bir sey degismezdi. Cünkü Allah orda hilal anlaminda yay misali "eski bir hurma dali"ndan söz ediyor -urcûnil kadîm.

                      "Menâzil"e ROTA deyip ayeti ona göre okursak söyle algilariz: Ay eski bir hurma dali gibi olana kadar rotasinin üzerinde duraklar veririz ona.

                      Kuruyup "yay"lasan eski bir hurma dalinin halini aliyor ay. Ve o yay, ayin en kücük görüntüsüdür. Yani ay büyük görüntüden kücük görüntüye düsüyor; dolunaydan hilale iniyor.

                      Benim söyledigim de bu.

                      Allah ayin hilal halini Ya Sîn 39'da yay seklini almis "eski bir hurma dali"na benzetiyor; Bakara 189'da ise, evlerin görülemeyen arkalarina.

                      Hac ayin en göze carpici hali olan dolunayda baslar, ay yay halini alinca sona erer. Onun iddeti 10 gündür ama isteyen, iki günde tamamlar (Bakara 203). Zaten uygulama da böyle. Hacca gidenler bilir; Zilhicce'nin 10'u hac ibadetinin ilk günüdür. Asagi yukari dolunay zamani.

                      Tamam. Hac da bir sürü yozlasmaya ugramis. Ama onun hic olmazsa bir ay icindeki baslama ve sona erme vakitleri Kur'ân'a uygun olmayi sürdürüyor. Topluca uygulanan bir ibadet oldugu icin her halde, onlara dokunulamamis.

                      Oruc ise, bireysel uygulandigi icin olsa gerek, bastan sona saptirilmis.

                      Sevgi ile,
                      Hasan Akcay
                      Last edited by Hasan Akçay; 9. April 2012, 03:50 AM.

                      Comment

                      • pramid
                        Uzman Üye
                        • Sep 2010
                        • 984

                        #71
                        Kuran kelimeleri itibari ile kişileri muallakta bırakmaz.

                        Lisan bir canlı yapı gibi gelişir. Sizler nasılı orhun kitabelerin okuyamıyor ve anlayamıyorsanız, 1400 yıl öncesi mantık kelimeleri ile inzal edilen kuranı, günümüz arapçası ile anlayamazsınız.

                        Kuran kitap içerisinde kelimeleri korur.
                        Şirk zihniyeti kelimeleri mevazinlerinden kaydıramayacağı için, şeytan bir başka kurnazlığını göstermiştir.

                        Salatı namaz,
                        savm, oruç
                        nebi+rasul ortak yapımı peygamber
                        riba faiz vb. kelimeleri mevazinlerinde değil anlamlarından kaydırmıştır.

                        Gök tanrı inancı ile n-z-l kavramını inmek demek, rahmana mekan ittihaz etmektir.

                        Yağmurun gökten bizim istifadeye sunulması gayet normaldır.

                        göğü genişleten allah, rızkımızı göğe "kader" etmiştir. "Rızkınız göktedir" der. Sonrada "tağmur kesilse rızkı kim verir" diye uyarır.

                        İlk yıllarda bir kaç kişiye ve yaratılan diğer varlıklara yeten gök, şimdi 7 milyar insana yetmektedir.

                        GÖK NASIL GENİŞLİYOR GÖRDÜNÜZ MÜ?

                        N-Z-L kelimesi çözün meleklerin ruhun inzalinide çözersiniz.

                        Unutmadan RUH hakkında çok az bilgi verilmiştir.
                        Last edited by pramid; 9. April 2012, 07:30 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #72
                          Ya Sîn 39'daki menazil aya ait "inen evreler"dir ama ROTA olsaydi dahi bir sey degismezdi. Cünkü Allah orda hilal anlaminda yay misali "eski bir hurma dali"ndan söz ediyor -urcûnil kadîm.

                          "Menâzil"e ROTA deyip ayeti ona göre okursak söyle algilariz: Ay eski bir hurma dali gibi olana kadar rotasinin üzerinde duraklar veririz ona.

                          Kuruyup "yay"lasan eski bir hurma dalinin halini aliyor ay. Ve o yay, ayin en kücük görüntüsüdür. Yani ay büyük görüntüden kücük görüntüye düsüyor; dolunaydan hilale iniyor.

                          Benim söyledigim de bu.

                          Allah ayin hilal halini Ya Sîn 39'da yay seklini almis "eski bir hurma dali"na benzetiyor; Bakara 189'da ise, evlerin görülemeyen arkalarina.

                          Hac ayin en göze carpici hali olan dolunayda baslar, ay yay halini alinca sona erer. Onun iddeti 10 gündür ama isteyen, iki günde tamamlar (Bakara 203). Zaten uygulama da böyle. Hacca gidenler bilir; Zilhicce'nin 10'u hac ibadetinin ilk günüdür. Asagi yukari dolunay zamani.

                          Tamam. Hac da bir sürü yozlasmaya ugramis. Ama onun hic olmazsa bir ay icindeki baslama ve sona erme vakitleri Kur'ân'a uygun olmayi sürdürüyor. Topluca uygulanan bir ibadet oldugu icin her halde, onlara dokunulamamis.

                          Oruc ise, bireysel uygulandigi icin olsa gerek, bastan sona saptirilmis.

                          *

                          Merhaba.
                          Bu aciklamami simdilik yeterli buluyorum. Sayin pramid'in yazisiyla birlikte okunabilsin diye alintiladim.

                          Sevgi ile,
                          Hasan Akcay

                          Comment

                          • birkatkimolsun
                            Yeni Üye
                            • Oct 2010
                            • 19

                            #73
                            Ay'a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik(ölçeklendirdik); sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).(36/39)

                            Ne güneşin aya erişip yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.(36/40)

                            burada dönen ayın evresimidir? mıdır yöksa ayın başlangıçta bulunduğu gökyüzündeki başlangış menzilimidir?

                            ""ada""(dönüş) kelimesi ayın dolunaydan hilal evresine geçişi için kullanılan doğru kelimemidir?

                            çünkü ""ada"" en başa dönüşü ifade eder ayın evrelerini bütüncül olarak ele aldığımızda başlangıcıda dolunay kabul ettiğimizde en başı veya tam zıddı hilal evresi değildir.(bir aylık peryoddan bahsediyorum.)



                            bu arada benim bu ayet için idda ettiğim gözyüzü olayı şu şekilde cereyan eder;

                            dediğim gibi allahın insanlar için takdir ettiği takvim sistemi 19 yılık peryodu olan meton döngüsüne dayanan ve dolunayları esas alan bir güneş-ay takvimdir.

                            yalnız kurandada belirtildiği üzere ve kullanıldığı üzere gökcisimlerinin farklı hareketleri referans alan(ayın ""yörünge hareketi"", yıldızların hareketi, güneşin hareketi) takvim uygulamalarıda olmuştur bunlar karma olarakta kullanılmış olabilir.

                            Allah ""şaşmaz bir ölçü"" olarak güneşi ve ona delil olarakta gölgeyi işaret etmiştir.

                            şimdi yukardaki ayetimizle ilgili konuya dönersek dönersek;

                            eski devirlerde insanlar ayın yörüngesel hareketini hesaplamak için şu şekilde bir yol izlemişlerdir.(27,7 gün)

                            önce gökyüzünde sabit(referans) bir gökcismi(yıldız veya takım yıldız) seçmişlerdir.dünya ay dönerken aynı zamanda kendi etrafındada döndüğü için böyle bir seçim zorunluluktur.

                            şimdi hesabı yapmaya başlayalım referans gökcismimiz ve ay başlangıçta gökyüzünde zodyakta(yeryüzünden gözlemlenebilen gökyüzü) 1. evde olsun(toplam 12 ev vardır).

                            ertesi gece sabit gökcismimiz gökyüzünde göründüğünde ay ile sabit gökcismi arasında biraz fark vardır daha sonraki gecelerde sabit gökcizmimiz doğduğunda ay 2. evdedir bu bu şekilde devam edip gider taki 12. eve kadar ve en sonunda ay kurumuş bir hurma dalı gibi gökyüzünde bir menzil çizerek en başa 1. eve tekrar gelir.işte bu aradaki süre tam olarak ayın yörüngedeki süresini vermesede yaklaşık bir süre verir, 27gün ile 28 gün arası birşey referans aldığınız gökcismi ilede alakalıdır.


                            genel kültür manasında evler konusu ile ilgili olarak bazı şeyler söyleyeyim eski çağlarda insanlar güneşin hangi evde olduğunu hesaplayarakta hangi ayda olduklarını bilebiliyorlardı.

                            bunu yaparken kullandıkları yöntem şudur güneş doğmadan önce doğu ufkunda hangi takım yıldız varsa güneş o takım yıldızın evinde demektir yıl içinde bu takım yıldızlar hareket eder hesaplamada 12 takım yıldızından yararlanılır ama güneşle paralele olan takım yıldızlarının sayısı 13 tür, yılancı takım yıldızı akrep takım yıldızının hesabı içinde sayılır.

                            eskiden 21 mart ekinoksunda güneş koç burcundan doğarmış yalnız bugün dünyanın yaşadığı presesyon(dabbetül arz) hareketinden dolayı çağımızda balık burcundan(takım yıldız) doğuyor.bugün yaşadığımız çağa balık çağı denmesinin sebebi budur.eksen.jpg
                            eskiden koç burcu 21 mart--20 nisan arasıydı ve koç burcuna girilmesiyle baharda başlardı bugün ise koç burcu 19 nisan -13 mayıs arasına kaymıştır.

                            bahar mevsimi(21 mart) ise bugünkü hesaplamalarla güneşin balık burcunda bulunduğu(12mart-- 18 nisan) tarihlerinde başlamaktadır.sphinxstars4.jpg

                            bu saydığım hesaplamaların hepsinden farklı amaçlar için faydalanıldığını anlamak için rahman suresinin başlangıcındaki ayetlere bakmak yeterlidir.

                            RAHMAN SURESİ

                            5. güneş ve Ay. Hesaba bağlıdır her birinin her şeyi.
                            6. Çimen/yıldız ve ağaç/takımyıldız secde ediyorlar.
                            7. Ve gök. Yükseltti onu(güneş). Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.
                            8. Azgınlık etmeyin ölçü ve tartıda, saptırmayın mizanı.
                            9. Ölçüyü titizlikle, adaletle koruyun ve hüsrana araç yapmayın mizanı.

                            **6. Suredeki secere kelimesinin ağaç olarak çevrilmiş hâlbuki bu ayetlerde bir benzetme yapılmış, çimenin tek yapraklı ağacın ise çok yapraklı olmasından hareketle, yıldız ve takımyıldıza gönderme yapılmıştır, benzer bir teşbih zeytin ve incir den bahseden ayette de vardır zeytinin tek çekirdekli incirin çok çekirdekli olması benzetmenin yönünü belirler. Konumuza dönersek güneşin şaşmaz ölçüyü koyucu özelliğine atıf var bu ölçüde gölgedir gölgeden faydalanılarak yapılan takvim hesaplamalarıdır. Ayriyeten bu hesaplamalarda şaşılmaması gerektiğine vurgu var.

                            NOT:benim kanatim menzil kelimesine, tüm yukarda anlatıklarımıda göz önüne alarak, istikameti belirli olan durak denilebilir.
                            çünkü evler gökyüzünde sabit değildir hepsi saat yönünde soldan sağa doğru kayarlar/inerler işte evlerin bu ,çıkış anları olsa bile, yön itibariyle iniş hareketlerinden ötürü bunlara menzil denmiş olabilir.

                            ayın bu duraklara girmesi hareketsiz bir alana girmeyi tanımlamıyor istikameti iniş olan 30 ar derecelik alanlar tanımlanıyor.
                            Last edited by birkatkimolsun; 9. April 2012, 02:32 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #74
                              Merhaba.

                              Anlasilmasi son derece kolay bir uzay olayini, korkarim, anlasilmaz hale getirmekle mesgulüz. Kisa kesmek istiyorum. Daha önce verdigim su linki tiklar misiniz:



                              Önünüze cikan sayfanin ortasinda hareketli bir resim var (animation); ayin yerküreyi dolanisini gösteriyor. Ayin yörüngesi bu. Ayin sürekli degismekte olan evrelerini izlemek icin resmin sagina bakacaksiniz.

                              Dünya günesin saginda,
                              ay da düyanin saginda iken
                              ayin evresi dolunaydir.

                              Iyice sisirilmis bir balon düsünelim. Dolunay odur. Agzi yavas yavas acilan bir balon gibi bosaliyor dolunay. Yani dolunayimizin sisligi iniyor* (نزل).

                              Allah’in mekandan münezzeh olmasi yagmurun gökteki bulutlardan yeryüzüne inmesiyle nasil alakasizsa dolunayin sisliginin inmesi de öyle alakasiz.

                              Devam. Allah Ya Sîn 39’da diyor ki:

                              Ve ay… inen evreler veririz ona. Tâ ki ay, ine ine degisip eski bir hurma dali gibi olana kadar - Vel kamere… kaddernâhu menâzile hattâ âde kel urcûnil kadîm.

                              Kurumus eski hurma dali gördünüz mü hic? Ben ayetimizdeki bu ifadeyi tefekkür ederken birisini inceledim. Tipki ok atmaya hazir bir "yay"a benziyor. Bu, ayin en kücük evresi. Hilal. Acikliyacagim, Allah isterse. Devam.

                              Dolunay, ayin 13-14 yasindaki halidir. Bkz. http://www.stargazing.net/david/moon/index29days.html

                              Bundan 9 gün sonra yani ay 22-23 yasinda iken ters D halini aliyor. Bunun adi: ceyrekay ya da dördün. Bkz. http://www.stargazing.net/david/moon/day22h10moon.html

                              Ceyrekay ertesi aksam karnini iceri cekiyor. Bkz. http://cdn.c.photoshelter.com/img-ge...n-08-27-05.jpg Inen hilallerin ilki iste bu.

                              Bundan sonra ay inecek, inecek… eski bir hurma dalina dönecek ve 29 gün 12 s 44 dk 3 sn'lik ömrünü tamamlamak üzere görünmez olacak.

                              Insallah sizi bunaltmadim? Bir yandan da advertisement denen cöplerle cedellesiyorum. Verdigim linkler calismazsa sonra düzeltmek üzere ve

                              sevgi ile,
                              Hasan Akcay

                              ___________________________________________

                              *Bu bir benzetme. Ayetin ilk muhataplari kamerin ici dolu bir cembere benzeyen dolunay (شهر) halinden merdiven iner gibi adim adim inisini görüyorlar tâ ki (حتي) o, eski bir hurma dali misali hilal (هلال) halini alincaya kadar. Bakin bu da bir benzetme. Benim anadilim Arapca degil, نزل fiilinin bu anlama geldigini ana dili Arapca olanlardan ögrendim.
                              Last edited by Hasan Akçay; 10. April 2012, 02:29 AM.

                              Comment

                              • pramid
                                Uzman Üye
                                • Sep 2010
                                • 984

                                #75
                                AYETLER


                                En’âm 96
                                (Mekkî 55) O, sabahı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, aziz olan (ve her şeyi) pek iyi bilen Allah'ın takdiridir.

                                YILDIZLAR HESAP ÖLÇÜSÜ DEĞİLDİR.

                                A’râf 54
                                (Mekkî 39) Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
                                GÜNEŞ AY VE YILDIZLAR EMRE GÖRE HAREKET EDERLER.

                                Yûnus 5
                                (Mekkî 51) Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir kavme ayetlerini açıklamaktadır.

                                GÜNEŞ IŞIK, AY İSE YANSITANDIR. ANA KONU GÖLGELER
                                AYIN HANGİ HALLERİNDEN İSTİFADE EDERİZ. N-Z-L / MENZİL


                                Ra’d 2
                                (Mekkî 96) Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istiva eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamaktadır.

                                İbrahim 33
                                (Mekkî 72) Ve sizin için ALIŞILMIŞ ÜZRE/TEKRARLANAN (MÜMİN31, YUSUF 47 AYETTE DE KULLANILIYOR)eden güneşi ve kameri musahhar kıldı ve sizin için geceyi ve gündüzü de musahhar kılmıştır.


                                Nahl 12
                                (Mekkî 70) O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.

                                Enbiyâ 33
                                (Mekkî 73) O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

                                BAKIN BURADA MENZİL DEĞİL,(كُلٌّ فِي فَلَكٍ) İÇİNDE S-B-H EDERLER. FÜLK İSE GEMİ ANLAMINDA OLUP, BENCE (tartışılabllir) BUNA GÜNEŞ SİSTEMİ VEYA SAMANYOLU GALAKSİSİ OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUM. TIPKI GEMİ GİBİ.

                                Hac 18
                                (Medenî 103) Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

                                GÖLGELER MEVZUSU İLE HACCEDİLECEK BİR KONU. ZİRA AYIN MENZİLLERİ, DÜNYANIN GÖLGESİ İLE OLUŞMAKTADIR.

                                Furkân 45
                                (Mekkî 42) Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, ona delil kıldık.

                                HESAP ÖLÇÜSÜNDE GÜNEŞ SADECE DELİLDİR. GÖLGE OLMASI İÇİN IŞIĞA GEREK VARDIR.

                                Furkân 61
                                (Mekkî 42) Gökte burçları var eden, onların içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.


                                Lokman 29
                                (Mekkî 57) Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadır. Güneşi ve ayı da buyruğu altına almıştır. Bunların her biri belli bir vadeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.

                                Fâtır 13
                                (Mekkî 43) Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte (bütün bunları yapan) Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'nu bırakıp da kendilerine taptıklarınız ise, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.

                                Yâsîn 38
                                (Mekkî 41) Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, aziz ve alim olan Allah'ın takdiridir.


                                Yâsîn 40
                                (Mekkî 41) Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.

                                Zümer 5
                                (Mekkî 59) Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et! O, azizdir, ve çok bağışlayandır.


                                Rahmân 5
                                (Mekkî 97) Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.

                                Nûh 16
                                (Mekkî 71) Onların içinde ayı bir nur kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.

                                ZAMAN ÖLÇÜMÜNDE, AYDINLIĞIN DELİLİ OLAN GÜNEŞİN IŞIĞINI YANSITAN AY BAZ ALINIR.

                                Kıyâme 9
                                (Mekkî 31) Güneşle ay biraraya getirildiği zaman!

                                ZAMANIN SONU

                                Tekvîr 1
                                (Mekkî 7) Güneş katlanıp dürüldüğünde,

                                DELİLİN SONU

                                Şems 1
                                (Mekkî 26) Güneşe ve ONUN AYDINLIĞINA

                                Şems 2
                                (Mekkî 26) Güneşi TELA YAPTIĞINDA Ay'a,

                                BU AYETTE GEÇEN TELA, KİTABIN OKUNMASI, TİLAVETİ DEMEKTİR. "KİTABNI İÇİNDE AYLARIN SAYISI 12, DÖRDÜ HARAMDIR." AYETİNİ HATIRLAYINIZ

                                Comment

                                Working...