Soru: Lokmân 28

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #16
    Selamun aleyküm, Değerli ozkanates Kardeşim,


    ozkanates Nickli Üyeden Alıntı
    Bilgiler için teşekkür ederim. "Biriyle veya tek başına göndermek" ve "mezardan göndermek" anlamları bendeki diğer ayetler ile uyumlu iken aşağıdaki ayetlerde sıra problemi çıkıyor:
    “Allah, diriltir de öldürür de.” Ali İmran 156
    “diriltir de öldürür de.” Tevbe 116
    “O diriltir, O öldürür.” Araf 158
    “diriltir ve öldürür.” Duhan 8
    “diriltir, öldürür.” Hadid 2

    Gözlemime göre Kuran'da kelimelerin kendisi gibi dizilişi de bilgi içeriyor. Yukarıdaki ayetlerde önce diriltilme olduğuna göre....
    "biriyle veya tek başına göndermek"... bir alemden diğerine göndermek, sonraki ölüm de geri döndürmek oluyor.
    "mezardan göndermek"... ise mümkün değil çünkü "mezardan gönderilen" daha sonra ölecek.

    Son seçenek benim rastgelmediğim... "Kuran ifadelerinde olay sırası gözetilmez, sıralı olaylar rastgele sırayla verilir"i düşünmek.
    Yoktuk(memat), var edildik (muhyi), tekrar yok olacağız (memat) ve ahirete sevkedileceğiz.

    Lokman suresinseki nefs sözcüğünde iyelik zamiri yoktur ancak cümle nefi isbat/ olumsuzu isbat cümlesidir. Bu nedenle de gramer kuralları gereği tek nefsin belirtilmesi gerekir bu nedenle de çeviride iyelik zamiri kullanılır.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Alah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #17
      Biz "nefis kelimesi"nin iki anlamı var diye biliyoruz:

      1-Özvarlık, özbenlik, kişi, kişilik, ademoğlu.
      Bu anlamı ile ayetin mânâsı aşağı yukarı şöyle olmalı: "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, bir tek kişinin/şahsın/canın yaratılması, diriltilmesi gibidir."

      2-İnsanın fizyolojik gereksinmelerinin ruhsal enerjisinin merkezi, benlik. Bitmez tükenmez istemleriyle tutkulu ve tiryaki yapan talep merkezi. Ego.
      Nefsin bu tanımını (lügatlardan bakılarak daha iyi ve komple bir tanıma ulaşılabilir.) göz ardı edemeyiz. Ayette "nefis" kelimesi gelişi-güzel seçilmiş olamaz. O halde bu tanıma göre de ayeti anlamlandırmak gerekir.
      İşte biz de Bunu soruyoruz.
      Diyoruz ki: "Elmalılı "gibi" kelimesini de kullanarak ne diyor?"

      Birinci sahifede de şöyle sormuşuz: "Yalnızca şunu sorayım herkese. Elmalılı "GİBİ" ifadesini kullanmış; ayet bütünlüğü içinde ayete hangi mânâyı veriyor. Elmalılı ne diyor?"

      Bu yönde beni aydınlatacak bir dost arıyorum. Lütfen.

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin.
      Last edited by galipyetkin; 20. November 2014, 11:39 PM.

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #18
        Selamun aleyküm, Değerli Galip Yetkin Kardeşim,

        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Biz "nefis kelimesi"nin iki anlamı var diye biliyoruz:

        1-Özvarlık, özbenlik, kişi, kişilik, ademoğlu.
        Bu anlamı ile ayetin mânâsı aşağı yukarı şöyle olmalı: "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, bir tek kişinin/şahsın/canın yaratılması, diriltilmesi gibidir."

        2-İnsanın fizyolojik gereksinmelerinin ruhsal enerjisinin merkezi, benlik. Bitmez tükenmez istemleriyle tutkulu ve tiryaki yapan talep merkezi. Ego.
        Nefsin bu tanımını (lügatlardan bakılarak daha iyi ve komple bir tanıma ulaşılabilir.) göz ardı edemeyiz. Ayette "nefis" kelimesi gelişi-güzel seçilmiş olamaz. O halde bu tanıma göre de ayeti anlamlandırmak gerekir.
        İşte biz de Bunu soruyoruz.
        Diyoruz ki: "Elmalılı "gibi" kelimesini de kullanarak ne diyor?"
        Birinci sahifede de şöyle sormuşuz: "Yalnızca şunu sorayım herkese. Elmalılı "GİBİ" ifadesini kullanmış; ayet bütünlüğü içinde ayete hangi mânâyı veriyor. Elmalılı ne diyor?"

        Bu yönde beni aydınlatacak bir dost arıyorum. Lütfen.

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Arap dilinde “nefs” sözcüğü; bir şeyin iç ve dış yapısıyla ve özellikleriyle tamamını, yani öz yapısını, şahsına özgülüğünü ifade etmek üzere kullanılan bir zamirdir. (Lisan ül Arab; c:5, s:647–652)

        Sorunuz üzerine Merhum Elmalı'nın tefsirine baktım. Lokman 28 için dediği şudur:"Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gerçekten Allah her şeyi işitir ve görür."

        Bu cümleden benim çıkardığım: Halkedilecek ve ba's edilecek bütün nefislerin halkedilerek ba's edilmesinin tek bir nefsin halkedilerek ba's edilmesi nasılsa öyle olacağının bilgisidir.

        Değerli kardeşim,
        Âyette geçen "kenefsin vahıdetin"de "KE";bir şeyin iç ve dış yapısıyla ve özellikleriyle tamamını, yani öz yapısını, şahsına özgülüğü olan tek nefs benzetmesi içindir.

        Âyet:Tüm nefislerin halkedilmelerinin ve ba's edilmelerinin tek nefsin halkedilip ba's edilmesi kadar olduğunu vurgulayarak buna inanmayan müşriklere yeniden halkedilip, ba's edilerek hesaba çekileceklerinin haberini vermektedir.

        Âyetin inişi ile ilgili de:"Âyet-i Kerîme Ubeyy b. Halef, Ebu'l-Esedeyn ile el-Haccac b. es-Sebbak'ın oğulları Münebbih ile Nubeyh hakkında inmiştir. Bunlar Peygamber [sav]'a şöyle demişlerdi: “Yüce Allah bizleri halden hale geçirerek yarattı. Önce bir nutfe, sonra sülük gibi bir kan pıhtısı, sonra bir çiğnem et, sonra bir kemik olduk. Bu sefer sen kalkmış, hep birlikte ve bir anda yeniden diriltilip yaratılacağımızı söylüyorsun.” Bunun üzerine Yüce Allah: "Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra diriltilmeniz ancak bir nefs gibidir" buyruğunu indirdi. Çünkü kullar için zor gelen herhangi bir şey, Yüce Allah'a zor gelmez. Onun bütün kâinatı yaratması tıpkı bir tek canı yaratması gibidir. Muhakkak Allah söyledikleri her şeyi İşiten’dir, yaptıkları her şeyi Gören’dir." şeklinde açıklama bulunmaktadır.(Kurtubi; Ahkamil Kur'an)

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          dost 1'den
          Âyette geçen "kenefsin vahıdetin"de "KE"; bir şeyin iç ve dış yapısıyla ve özellikleriyle tamamını, yani öz yapısını, şahsına özgülüğü olan tek nefs benzetmesi içindir.
          Fazla uzatmadan;
          "KE" ifadesinin tanımı yeterince aydınlatıcı. Fazla kaşımaya gerek yok. Teşekkürler.
          Biz "bir şeyin iç yapısı" ifadesiyle o şeyin/nefsin/bireyin" günah ve sevaplarını anlıyoruz. Dolayısı ile yukarıda verdiğimiz tanım bu bilgilerle tamamlanarak kanımca şöyle olmalı"Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin (günâhları ve sevapları ile) yaratılması ve diriltilmesi gibidir.
          Meallerin bir eksikliği, yalnızca bu sitede, hanifler. com'da izah edilip açıklanmış oldu.

          Ama milyonlarca meal okuyan(yani Arapça bilmeyen, bilse dahi bu hususu fark edemiyen) milyonlarca insan bu bilgiden mahrum.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 21. November 2014, 02:39 PM.

          Comment

          • ozkanates
            Uzman Üye
            • May 2014
            • 291

            #20
            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
            Biz "nefis kelimesi"nin iki anlamı var diye biliyoruz:

            1-Özvarlık, özbenlik, kişi, kişilik, ademoğlu.
            Bu anlamı ile ayetin mânâsı aşağı yukarı şöyle olmalı: "Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, bir tek kişinin/şahsın/canın yaratılması, diriltilmesi gibidir."

            2-İnsanın fizyolojik gereksinmelerinin ruhsal enerjisinin merkezi, benlik. Bitmez tükenmez istemleriyle tutkulu ve tiryaki yapan talep merkezi. Ego.
            Nefsin bu tanımını (lügatlardan bakılarak daha iyi ve komple bir tanıma ulaşılabilir.) göz ardı edemeyiz. Ayette "nefis" kelimesi gelişi-güzel seçilmiş olamaz. O halde bu tanıma göre de ayeti anlamlandırmak gerekir.
            Nefs konusu gerçekten çok önemli ve tasavvur etmek için emek gereken bir konu. Çünkü bu kelime Kuran'da çift anlamlı... verdiğin tanımların ikisi de doğru:

            “O Allah ki, rahmeti kendi nefsi üzerine yazmıştır.” Enam 12
            “Allah şunu da söyledi: …İsa dedi: "… Sen benim nefsimde olanı bilirsin ama ben senin nefsinde olanı bilmem."” Maide 116
            Allah nefs sahibi.

            "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Hicr 29
            Diğer nefsler Allah’ın nefsinden.

            “(yemin olsun) Nefse1 ve onu düzgün bir biçimde2 şekillendirene1. Ardından da ona bozukluğunu3 ve takvasını ilham edene3 ki, nefsi temizleyip arındıran, gerçekten kurtulmuştur. Onu kirletip örtense3 kayba uğramıştır.” Şems 7-10
            1- Allah’ın kendi ruhundan şekillendirerek yarattığı ruhların her biri bir nefs.
            2- Allah pozitivite olduğundan bu ilk yaratılışta her nefs pozitivitede (melek).
            3- Sonra Allah tarafından örtülerek = kendini unutarak negativiteye iner (cin, adem, insan).

            “Nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar1 hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder2.” Yusuf 53
            “Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar1. Oysaki nefsleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti2.” Neml 14
            “İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır1. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir2.” Nisa 79
            1- Allah’dan olan nefs pozitivitede, 2- Örtülmüş/inmiş nefs negativitede.

            “Onlar zulmü bize yapmadılar1, onlar2 kendi nefslerine3 zulmetmekteydiler4.” Bakara 57
            “Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez1. Ama insanlar2 kendi nefslerine3 zulmediyorlar4.” Yunus 44
            1- Zulüm, Allah’dan ve diğer insanlardan değil,
            2- İndiği negativite hali, 3- Pozitivitedeki nefsin kendine, 4- Zulmeder.

            “Hani Mûsa, toplumuna demişti ki: "Ey toplumum, buzağıyı tanrı edinmenizle2 kendi nefslerinize3 zulmettiniz4. Hadi, yaratıcınıza, Bâri'nize tövbe edin5; nefslerinizi öldürün1.” Bakara 54
            “Her nefs, ölümü tadacaktır1; sonra bize döndürüleceksiniz5.” Ankebut 57.
            1- Nefsi öldürmek, nefsin ölmesi… ölmek, can vermek, intihar etmek değil…
            2- İndiği negativite halinin, 3- Pozitivitedeki nefsin kendine, 4- Zulmedişinin,
            5- Bilincine varma ile, nefsin inmiş halinin sona ermesi = pozitiviteye dönüş.

            “(yemin olsun) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene1. Ardından da ona bozukluğunu2 ve takvasını3 ilham edene ki, nefsi temizleyip arındıran4, gerçekten kurtulmuştur. Onu kirletip örtense kayba uğramıştır2.” Şems 7-10
            1- Pozitivitede yaratılan nefs, 2- Örtülerek negativiteye iner.
            3- Sonra takva ile, 4- Temizlenip arınır = pozitiviteye döner.

            Özetle "nefs" iki anlamlı çünkü nefsin iki hali var. Bu konunun kargaşaya girmesi bence çok daha genel bir tercüme sorunundan geliyor. Teknik terimler eş anlamlıları ile tercüme edilmemeliler. Bu eş anlamlıların da eş anlamlıları olur ve böylece kavram genişleye genişleye kaybolur gider. Teknik terimler kendileri olarak kullanılmalılar (nefs nefs olarak) ki, anlamları sadece kullanıldıkları yerden (Kuran'dan) gelsin, kullanıldıkları yerle tanımlansın/sınırlansın/anlamlansın. Yukarıdaki örnek; ruh, melek, cin, adem, insan, iblis, şeytan, cehennem, cennet başta olmak üzere tüm diğer Kuran terimleri için de geçerli.

            Comment

            • ozkanates
              Uzman Üye
              • May 2014
              • 291

              #21
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Diyoruz ki: "Elmalılı "gibi" kelimesini de kullanarak ne diyor?"

              Birinci sahifede de şöyle sormuşuz: "Yalnızca şunu sorayım herkese. Elmalılı "GİBİ" ifadesini kullanmış; ayet bütünlüğü içinde ayete hangi mânâyı veriyor. Elmalılı ne diyor?"
              Elmalılı: "Sizin yaratılmanız da, ba'solunmanız da ancak tek bir nefis gibidir." Lokmân 28

              "Gibi" benzetme edatı, anlatılan konuda bir benzetme, bir benzeyan-benzetilen ikilisi olduğu için. Bu sebeple "ölerek yaşamını kaybeden ile, ahiret gününde yeniden dirilen tek bir nefs gibidir" anlamı düşüyor. Çünkü bu ikisi "aynı nefs gibidir, birbirlerine benzerler" değil, "aynı nefstir". Belirtilen seçenekte bir benzeyen-benzetilen ikiliği olmadığından, benzetme edatı kullanmaya ihtiyaç olmazdı.

              Ayetin bana göre 2 görevi var.

              1-
              a) "Ve, -da" bağlacı "ba'solunmak" kelimesinin "yaratılmak" anlamında olmadığını, farklı olduğunu tanımlar.
              b) Bu, yukarıda verdiğim ayetlerde de (olaylar ayetlerde oluş sırasıyla verilir ilkesi gereği) tanımlı.
              c) b maddesi ile... "mezardan göndermek" anlamı düşer.
              d) b maddesi ile... "biriyle veya tek başına göndermek", iki alem arasında karşılıklı göndermeye dönüşür.

              Bana göre şu ayet kelimeyi tanımlıyor: “Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız." Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.” Bakara 55-56. Burada kelime "iki alem arasında karşılıklı göndermek" anlamını koruyarak, "diriltmek" anlamına daralıyor. Bir alemden öbürüne göndermek = bir alemde öldürmek = diğer alemde "diriltmek".

              2-
              "Gibi" benzetme edatına dönersek o, "ölme ve dirilme"de değil, "siz"de benzetme yapıyor. "Siz hepiniz, yaratılmanız ile ve diriltilmelerinizle tek bir nefs gibisiniz". "Tek nefsiniz" diyemezdi çünkü bu durumda Allah'ın nefsi dışında nefs yok anlamına gelirdi. Oysaki her insan bir nefs, Nisa 79. Ve tüm bu nefsler tek bir nefsten, Hicr 29. Özetle "gibi" benzetme edatı, çoklukta teklik ilkesini, teklik "gibi" olma ilkesini, çokluğun varlığı reddetmeden izah ediyor.
              .
              Last edited by ozkanates; 21. November 2014, 04:12 PM.

              Comment

              • ozkanates
                Uzman Üye
                • May 2014
                • 291

                #22
                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Sorunuz üzerine Merhum Elmalı'nın tefsirine baktım. Lokman 28 için dediği şudur:"Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gerçekten Allah her şeyi işitir ve görür."

                Bu cümleden benim çıkardığım: Halkedilecek ve ba's edilecek bütün nefislerin halkedilerek ba's edilmesinin tek bir nefsin halkedilerek ba's edilmesi nasılsa öyle olacağının bilgisidir.
                Bunu konuşmuştuk: "Bir fabrikadan çıkan tüm ürünler, o fabrikadan çıkan herhangi bir ürün gibidir" (bana göre tüm yorumlar doğru olduğundan bu da doğru, ben sadece alternatifimi sunuyorum).

                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Âyette geçen "kenefsin vahıdetin"de "KE";bir şeyin iç ve dış yapısıyla ve özellikleriyle tamamını, yani öz yapısını, şahsına özgülüğü olan tek nefs benzetmesi içindir.

                Âyet:Tüm nefislerin halkedilmelerinin ve ba's edilmelerinin tek nefsin halkedilip ba's edilmesi kadar olduğunu vurgulayarak buna inanmayan müşriklere yeniden halkedilip, ba's edilerek hesaba çekileceklerinin haberini vermektedir.

                Âyetin inişi ile ilgili de:"Âyet-i Kerîme Ubeyy b. Halef, Ebu'l-Esedeyn ile el-Haccac b. es-Sebbak'ın oğulları Münebbih ile Nubeyh hakkında inmiştir. Bunlar Peygamber [sav]'a şöyle demişlerdi: “Yüce Allah bizleri halden hale geçirerek yarattı. Önce bir nutfe, sonra sülük gibi bir kan pıhtısı, sonra bir çiğnem et, sonra bir kemik olduk. Bu sefer sen kalkmış, hep birlikte ve bir anda yeniden diriltilip yaratılacağımızı söylüyorsun.” Bunun üzerine Yüce Allah: "Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra diriltilmeniz ancak bir nefs gibidir" buyruğunu indirdi. Çünkü kullar için zor gelen herhangi bir şey, Yüce Allah'a zor gelmez. Onun bütün kâinatı yaratması tıpkı bir tek canı yaratması gibidir. Muhakkak Allah söyledikleri her şeyi İşiten’dir, yaptıkları her şeyi Gören’dir." şeklinde açıklama bulunmaktadır.(Kurtubi; Ahkamil Kur'an)
                Yukarıdakinin aynısı, müşrikler "Allah insanları yarattı ama diriltemez" veya "herkesi birden diriltemez" demişler. Kuran'da bu iki önermeyi yaptıkları ayetleri biliyorsan paylaşmanı rica ederim. Bunları Kurtubi kardeşim üzerinden değil de Kuran'daki yerlerini görüp üzerine düşünmek isterim.

                Comment

                • ozkanates
                  Uzman Üye
                  • May 2014
                  • 291

                  #23
                  galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                  Biz "bir şeyin iç yapısı" ifadesiyle o şeyin/nefsin/bireyin" günah ve sevaplarını anlıyoruz. Dolayısı ile yukarıda verdiğimiz tanım bu bilgilerle tamamlanarak kanımca şöyle olmalı"Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin (günâhları ve sevapları ile) yaratılması ve diriltilmesi gibidir.
                  Meallerin bir eksikliği, yalnızca bu sitede, hanifler. com'da izah edilip açıklanmış oldu.
                  “Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Enam 38

                  “Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.” Bakara 118

                  "İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık." Enam 98

                  “Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.” Fussilet 3

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #24
                    Sayın özkanateş.

                    Bizden bir alıntı yapıp peşinden de bazı ayetleri zikrederek, bizim ayetlerde ve kitapta tahrifat yaptığımız intibaı uyandırmışsınız.

                    Alıntıladığınız Elmalılı'nın MEALi'nin ayetler gibi dokunulmazlığı mı var?

                    Herkesin sizin gibi, benim gibi nefs kelimesinin iki mânâsını da bilemiyeceğini düşünerek, hatta bilmediklerini bilerek, değil ayetin, mealin bile bütünlüğüne dokunmadan misal olarak "kanımca şöyle olmalı" diyerek hem de parantez içerisinde ÖNERİmizi yazıp okuyanların fikir ve bilgi sahibi olmalarını arzu etmiştik.

                    Şöyle soylesek değişir mi?:
                    -"Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin (günâhları ve sevapları ile) yaratılması ve diriltilmesi gibidir." diye ANLAŞILMALIdır.-
                    Acaba bu durumda da, "düşünce yönünden....." diye eleştirir misiniz?

                    Beğenmedi iseniz siz bir öneri getirin ve fikirlerinizi ortaya koyun; ama polamiğe yol açmayın lütfen.

                    Saygılarımla
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 24. November 2014, 11:36 AM.

                    Comment

                    • ozkanates
                      Uzman Üye
                      • May 2014
                      • 291

                      #25
                      Galip kardeşim,
                      Tekamül yolcuları için tekamülün her adımı aynı güzellikte.
                      "Tahrifat" denenler, benim için ancak aynı tekamülün farklı adımları.

                      Benim önerimi sormuşsun, benim önerim tek kelime değiştirmemek.
                      Mealde her izahat, anlamı kendi tekamül adımına çekmek.
                      Orjinal ise tüm adımlar için.

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #26
                        "Herkesin sizin gibi, benim gibi nefs kelimesinin iki mânâsını da bilemiyeceğini düşünerek, hatta bilmediklerini bilerek"...

                        Kuran taahhüt ediyor ki, o ayrıntılı, eksiksiz, çelişkisiz ve anlaması kolay.
                        O halde neden kimin neyi bilip bilmediğine yoğunlaşıp izahatlere girişelim.
                        Ayrıntılı, eksiksiz, çelişkisiz ve anlaması kolay olana izah neden gereksin.

                        Burak Özdemir kardeşim, "Allah'ın ilmi Allah'ın ilmini öğretme ilmini de içerir".

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #27
                          Pübliye edilmiş bir MEAL, tekrar ediyorum Kur'an'ın kendi kendini taahhüt etmesi değil; "Meal"dir. Elmalılı'nın Meali bile olsa yanlış veya eksiklikler taşıyorsa veya ayetin mânâsını tam olarak vermiyorsa tekâmüldeki öğreniciler için yanıltıcıdır. Bu nedenle biz eksik veya aksaklıklarının gösterilmesinden/izahından yanayız.

                          Teşekkürler ve iyi günler.

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.
                          Last edited by galipyetkin; 14. February 2015, 03:09 AM.

                          Comment

                          • ozkanates
                            Uzman Üye
                            • May 2014
                            • 291

                            #28
                            Bahis Elmalılı değil. Kendisi 35 meal + Halifler.com içinde farklı olan olduğu için bahis oldu.
                            Önerimi sordun, "meal/tercüme yaparken kelime eklememek-çıkarmamak" dedim, bahis bu.

                            Ben de teşekkür eder, iyi günler dilerim.

                            Comment

                            • ozkanates
                              Uzman Üye
                              • May 2014
                              • 291

                              #29
                              Arapça bilmediğimi baştan belirterek, Kuran'ın "detaylı, eksiksiz, çelişkisiz, kolay anlaşılır" olma için uyguladığı terim metodojisi algım:

                              - Her Kuran terimi tek anlam içerir; farkı/benzer anlamlar kullanılmaz.
                              - O tek anlam mutlaka tanımlanır, okurun seçimine bırakılmaz.
                              - O tanım, o terimin kullanıldığı ayetlerden en az biri ile yapılır.
                              - O ayet, diğer anlamların kullanılamadığı bir yapıda tasarlanmıştır.
                              - Tüm diğer ayetler, terimin o tek anlamına uyar ve o anlam ile okunur.
                              - O tek anlam, kendinden sonraki başka bir terimin tanımında kullanılır.
                              - Her terim için, ilk terimden o terime olan tanım dizisini izlemek gerekir.

                              Kuran'daki terimlerin farklı/benzer anlamları da rastgele olmayıp kendi görevleri için tasarlanmışlar. Her tekamül kademesi, terimlerin farklı/benzer anlamlarından kendi tekamül aşamalarına uyanı seçer. Tüm ayetler o "seçilen" anlama mükemmelen uyarak anlam bütünlüğü oluşturur. Böylece Kuran, her tekamül kademesine aynı anda rehberlik eder.

                              Bu sistem o kadar başarılı ki, hiç kimse dışarıda kalmaz. Her tekamül kademesi kendi Kuran anlayışından o kadar emin olur ki, tüm gruplar kendilerine apaçık olan bilgileri diğerlerinin anlayamamasına şaşar, birbirlerinin akılsızlığına hayret ederler .

                              .
                              Last edited by ozkanates; 2. December 2014, 03:43 PM.

                              Comment

                              • ozkanates
                                Uzman Üye
                                • May 2014
                                • 291

                                #30
                                Bu sabah Kuran'da "zikir" terimini taradım.
                                Yukarıdaki metodojide tekil anlam: Vahiyi hatırlama/hatırlatma.

                                Comment

                                Working...