İnsanın yolculuğu 2

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #16
    O halde "en el hakk".
    O zaman da benim için cezalandırılma/ cehennem imkânsız oluyor. Yaratılmış değil de Allah'tan bir parça oluyorum.
    Madem ki kendimi O'ndan başka bir varlık olarak tasavvur edemiyeceğime göre, yukarıda söylediğinize göre şehadet hariç, niye O'nun gibi değilim?

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin

    Comment

    • kuman
      Uzman Üye
      • Mar 2013
      • 583

      #17
      Cuppeli girdi nokta iste tam bu nokta.
      Ne dedi cuppeli ; kuyruklu yildiza roket indirmenin ne anlami banasorsalar ben soylerdim. Ozkan ise sunu soyluyor ; madde yogunlasmis enerji. Hareket noktasi ise kardesi albert....

      Madde ne demek ? Yogunlasmis enerji delil ne peki ? Buncabilim adami bunu ispat etmeye mi calisiyor yoksa maddenin ne oldugunu anlamaya mi ????

      Comment

      • kuman
        Uzman Üye
        • Mar 2013
        • 583

        #18
        Newton evrenin sonsuzlugundan bahsederdi. Simdi evrenin bir baslangici oldugunu kabul ediyorsan.
        Bir kac soru var...

        Bing bang var diyorsan evren Allahin goruntusu yada Allah olamaz. Baslangici var.
        Yaratilma ifadesi varsa Kur anda evren Allah olamaz yada siz ....
        Yaratilmayi kabul ediyorsan sonsuz diyebir seyin olmadigini kabul ediyorsuN demektir.
        Yaratilmayikabul edersen hangi elektron diye bir soz soylememen gerekir. Kendinle celisirsin.
        Tasavuf hakkinda cok sey soylenebilir ancak su an gereksiz.

        Newtoon uzayi bosluk kabul eder ancak bosluk degildir.

        Ei sten kardesin izafiyeti buldugunda kendisi inanMadi. Baska bilim adaminin israri ile hyoluna devam etti yani bir kac kisi degil kendi inanmadi..
        Daha fazla arastir derim.

        Hani kur Ani rehber aliyorsaniz kur an . Biz dunyayi oyun olsun diye yaratmadik der.
        Yani Kur ana gore biz oyun yada ilizyonda yasamiyoruz.

        Bilmedigin seyleri ornek verme derim yoksa yanlis olur.

        Izafiyet teorisi newton yasalarini icine alir demissin.
        Newtoon cekim kuvvetini anayasakabul eder ancak kutleler uzayi gerer bu sayede gunes dunyayi yorungesinde tutar cekimkuvetti yerine kutlenin uzayi germesiyle. Bizde boylece gunesin arkasinda ki yildizleri bile goruruz...

        Kunatum mekanigine girersen cikisin olmaz surekli yeni iddalar da bulunmak zorunda kalirsin. Sonucta 200 sene sonra belki birseyler bulunur. Boyutlar yeterli gelmez 11 boyuta kadar yol var dersin...


        En onemlisi ise kendi dusunce sistemini KUR AN DA TABAN OLUSTURMAYA CALISMA ALAKASI BILE YOK.
        KABALA INANCINI TEKRARLAYIP DURURSUN. BENCEVAZGEC BU SEVDA DAN.

        Ben kimsenin inancina karismam ancak kendi inancini kurana dayandirmaya yada bilimsel verilere dayandiriyorsa ispat isterim... Yoksa eger ispat cay parami oder kalkar giderim...

        Comment

        • ozkanates
          Uzman Üye
          • May 2014
          • 291

          #19
          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
          O halde "en el hakk".
          Evet.

          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
          O zaman da benim için cezalandırılma/ cehennem imkânsız oluyor.
          Ceza ve ödül var ama gelecekte değil anda.
          Gelecekte olacak olan bizim onları bilmemiz.

          http://hanifler.com/showpost.php?p=19121&postcount=1

          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
          Yaratılmış değil de Allah'tan bir parça oluyorum.
          Allah'dan bir parça olamayız çünkü O sonsuz.
          Eğer varlık olarak ben varsam, benim varlığımın sınırları,
          Allah ile Allah olmayanın sınırı, dolayısıyla Allah'ın sınırı olur.
          Sınırlara sahip bir mefhum ise sonsuz olmaz.
          Bu yüzden Allah'ın varlığında benim var olmam mümkün değil.

          Var olan Allah.
          Benim varlığım O'nun geçici bir tezahürü/görünümü olarak var.

          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
          Madem ki kendimi O'ndan başka bir varlık olarak tasavvur edemiyeceğime göre, yukarıda söylediğinize göre şehadet hariç, niye O'nun gibi değilim?
          Sen Sonsuz Olan'ın sonlu bir tezahürü/görünümü, nefs perdesiyle örtülmüş halisin.
          Nefs perdesi kalktığında göreceksin ki, Sonsuz'dan, Sonsuz Olan'dan, senden başka kimse yok.

          Comment

          • ozkanates
            Uzman Üye
            • May 2014
            • 291

            #20
            Her kavram ancak kendi zıttıyla tanımlı. Sonsuz Olan, kendi sonsuzluğunu deneyimler ama bilemez; çünkü sonsuzun bilgisi ancak kendi zıttından, yani sonludan gelir. Bu sebeple Sonsuz Olan, kendi sonsuzluk halinin zıttını = sonluları = bizleri yaratır. Kendisine ait sonsuz isim ve sıfatların bu sonlu hallerini deneyimleyerek... kendi sonsuzluğunu bilir hale gelir.

            Sonsuz sayıdaki sonlular olan bizlerin her biri... Sonsuz Olan'ın...
            - Sonsuz sayıdaki isim ve sıfatlarının her birinin,
            - Sonsuz farklı oranlarda örtülmesiyle oluşan,
            - Sonsuz sayıdaki kombinasyonlardan biriyiz.

            Sonsuz Olan sonsuz olduğundan, aslında Sonsuz Olan'dan başka bir varlık/yaratılmış yok. Varlıklar/yaratılmışlar dediğimiz, Sonsuz Olan'ın sonsuz isim ve sıfatlarının değişik kademelerde örtülmesiyle (nefsle) oluşmuş ilüzyonlar.

            Bir sonlunun her deneyimlemesi, o sonlunun bilgisini arttırdığından, sonluyu oluşturan üstteki nefs = unutma perdesi giderek incelir. Ve o perde/ilüzyon sonunda kalkar. Bu da sonlunun yeniden kendini bilmesi, yani sonsuzdan/kendinden başka varlık olmadığını, varlık diye bildiklerinin hepsinin sonsuzdan/kendinden ibaret olduğunu hatırlamasıdır.

            Comment

            • ozkanates
              Uzman Üye
              • May 2014
              • 291

              #21
              http://tr.wikipedia....wiki/Panenteizm: Panenteizm ya da Kamusaltanrıcılık, panteizmde olduğu gibi evrenin kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak ilk devindirici olan tanrının evren ve tüm varlıkları özünden yarattığı ve evrene aşkın, evrenin bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır. Panteizmde her şey Tanrı'dır. Panenteizmde ise, her şey Tanrı'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim (tekâmül)'den geçmektir. Somut anlamda tanrının bütünleştiği evrenin ve varlıkların, evrim ile diyalektik olarak değiştiği ve geliştiği, gelişimini tamamladıktan sonra dönüşün yine ezeli ve ebedi olan tanrıya olacağı bu geri dönüşte tekamülünü tamamlayan ruhların da tanrıya kavuşacağına inanılır. Panenteizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur. Platon - Yeni Platoncular - Hegel - Muhyiddin İbn Arabi - Bruno - Whitehead - Spinoza - Hartshorne - Hallac-ı Mansur - Mevlana'nın fikirlerinden destek alır.

              Sonsuz, sonlu olan tarafından tam anlamıyla bilinemez.
              Ama Sonsuz'un bilinebilir, anlaşılabilir, tasavvur edilebilir yönleri de vardır.
              İşte evren dediğimiz enerji okyanusu...
              Sonsuz'un bilinebilir, anlaşılabilir, tasavvur edilebilir yönlerini tezahür ettirmesidir.
              Bu tezahür Sonsuz'un kendinden bir görüntüdür.
              Kendi görüntüsü değildir, böyle görünmeyi dilediği için böyle görünür.
              Kendisi ise hiç değildir, çünkü bir görüntüden ibarettir.
              Aynadaki görüntünün hem olması, hem olmaması gibi, evren hem vardır hem yoktur.
              Sonsuz'un aslını ise bilemeyiz.
              Çünkü onun bilinebilir yönlerini zaten evren görüntüsünde görürken,
              Evren görüntüsünde olmayan ise, zaten bilinemez, anlaşılamaz, tasavvur edilemez yönleridir.
              Ona “O”, “Bilinmezin Bilinmezi” der ve bırakırız.

              O halde bir Kuran beyanı olarak.. gördüğümüz herşey Allah'dır, O'ndan bir tezahürdür.
              Ve o evren, tekamülde bir aşama, bir görüntü, geçici bir yanılsamadır.
              Zatın kendisi değildir.

              Sonsuzluk, kendinden bazı bölgeleri perdelerle çevirip ayırıyor.
              Perdenin içindeki kendisi, perdenin dışındaki kendisini bilemediği için,
              Kendisinin ayrı bir varlık olduğu ilüzyonuna düşüyor.

              Perdenin içindeki kendisi, kendi isteğiyle, bildiklerini unutunca,
              Bunları "hatırlama" süreci, yani tekamül etme başlıyor.

              Gökte bir yerde zannettiği kendine dönmeye uğraşıp duruyor.
              Aslında ne bir gök var, ne de dönülecek bir kendi.
              Tekamülün tamamlanması, perdenin kalkmasından ibaret.
              Perde kalkınca perdenin içindeki kendisi görüyor ki, arayıp durduğu kendisiymiş.

              Comment

              • ozkanates
                Uzman Üye
                • May 2014
                • 291

                #22
                kuman Nickli Üyeden Alıntı
                Cuppeli girdi nokta iste tam bu nokta.
                Ne dedi cuppeli ; kuyruklu yildiza roket indirmenin ne anlami banasorsalar ben soylerdim. Ozkan ise sunu soyluyor ; madde yogunlasmis enerji. Hareket noktasi ise kardesi albert....

                Madde ne demek ? Yogunlasmis enerji delil ne peki ? Buncabilim adami bunu ispat etmeye mi calisiyor yoksa maddenin ne oldugunu anlamaya mi ????
                Aynı şeyleri söylüyoruz kuman kardeşim.
                Sen evreni kendine zıt konumlandırdığın için, beni de kendine zıt konumlandırıyorsun.

                Bilim, eldeki bilinmeyenlerle elde olmayan bilinmeyenlerin düzenlenmesinden başka bir şey değil.
                Bilim adamları maddeyi ve enerjiyi, zamanı ve mekanı, yerçekimini, uzayı, elektriği anlayamayacaklar.
                Çünkü anlayacak bir şey yok, hepsi ilüzyon.

                Onlar bir rüyanın kanunlarını çözmeye çalışıyorlar.
                Ama hangi yöne ilerlerseler ilerlesinler, vardıkları bilinmezden ibaret.
                Bilinecek bir gerçeklik yok ki bilebilsinler.

                Quantum fiziği bunları bize anlatıyor artık.
                Ama onu da bilimin çılgın bir faraziyesi kabul edip gözlerimizi kapatıyoruz.
                Oysa akıllı olan çılgın, çılgın olan akıllı.

                Comment

                • ozkanates
                  Uzman Üye
                  • May 2014
                  • 291

                  #23
                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Newton evrenin sonsuzlugundan bahsederdi. Simdi evrenin bir baslangici oldugunu kabul ediyorsan.
                  Bir kac soru var...

                  Bing bang var diyorsan evren Allahin goruntusu yada Allah olamaz. Baslangici var.
                  Evren zatın kendi görüntüsü değil.
                  Böyle görünmek istediği için böyle görünüyor.
                  Bu görüntü uzay-zaman sürekliliği içindeyken,
                  Zatın kendisi zamanda ve mekandan münezzeh.

                  Allah sonsuz olduğundan, görüntüsü de sonsuz olmalı.
                  Oysa evrenimizin sınırları var.
                  Buradan da bilimdeki sonsuz evrenler kuramına geliriz.
                  Her bir evren/görünüm bir geçici nefs.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Yaratilma ifadesi varsa Kur anda evren Allah olamaz yada siz ....
                  Yaratilmayi kabul ediyorsan sonsuz diyebir seyin olmadigini kabul ediyorsuN demektir.
                  Yaratilmayikabul edersen hangi elektron diye bir soz soylememen gerekir. Kendinle celisirsin.
                  Sonsuz Olan, sonsuz sayıda sonlular/tezahürler/görünümler yaratır.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Tasavuf hakkinda cok sey soylenebilir ancak su an gereksiz.
                  Sorun yok.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Newtoon uzayi bosluk kabul eder ancak bosluk degildir.
                  Evet dokudur (fabric) ama ne olduğu anlaşılamadı.
                  Yeteri kadar ileri gittiğimiz diğer her konu gibi.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Ei sten kardesin izafiyeti buldugunda kendisi inanMadi. Baska bilim adaminin israri ile hyoluna devam etti yani bir kac kisi degil kendi inanmadi..
                  Daha fazla arastir derim.
                  Sorun yok. Newton fiziği ile düşünüp Einstein fiziği ile görüntüyü kurtarma pozisyonunda değilim.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Hani kur Ani rehber aliyorsaniz kur an . Biz dunyayi oyun olsun diye yaratmadik der.
                  Ne için yarattığı Galip kardeşime olan cevabımda.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Yani Kur ana gore biz oyun yada ilizyonda yasamiyoruz.
                  Bilmedigin seyleri ornek verme derim yoksa yanlis olur.
                  Sayfalar dolusu ayetimi paylaştım.
                  Zıttı ayet paylaşımı olursa okumak isterim.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Izafiyet teorisi newton yasalarini icine alir demissin.
                  Newtoon cekim kuvvetini anayasakabul eder ancak kutleler uzayi gerer bu sayede gunes dunyayi yorungesinde tutar cekimkuvetti yerine kutlenin uzayi germesiyle. Bizde boylece gunesin arkasinda ki yildizleri bile goruruz...
                  Evet.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Kunatum mekanigine girersen cikisin olmaz surekli yeni iddalar da bulunmak zorunda kalirsin. Sonucta 200 sene sonra belki birseyler bulunur. Boyutlar yeterli gelmez 11 boyuta kadar yol var dersin...
                  Evet.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  En onemlisi ise kendi dusunce sistemini KUR AN DA TABAN OLUSTURMAYA CALISMA ALAKASI BILE YOK.
                  KABALA INANCINI TEKRARLAYIP DURURSUN. BENCEVAZGEC BU SEVDA DAN.
                  Kabalacı kardeşlerimle sorunum yok.
                  Diğer her varlık gibi onlar da Allah'ın ilham verdikleri.

                  kuman Nickli Üyeden Alıntı
                  Ben kimsenin inancina karismam ancak kendi inancini kurana dayandirmaya yada bilimsel verilere dayandiriyorsa ispat isterim... Yoksa eger ispat cay parami oder kalkar giderim...
                  Kuman kardeşim, sohbet için buradayız.
                  Umulur ki farklı algılar birbirine ilham olsun yol olsun.
                  Bugün olmaz yarın olur; sonsuzda zaman yok ki acele olsun.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #24
                    Sayın özkanates.

                    1-Allah'ın(O'nun) yaratması ile, O'nun parçası veya O'ndan parça olmanın arasında bir fark görüyor musunuz?
                    Basitçe: yaratılma ile ondan parça olma(ondan olma) arasında ayrım var mı?

                    2-İnsanın düşüncesi/veya iradesi ile O'nun arasında bir ilişki kuruyor musunuz? Nasıl?

                    Saygılarımla.
                    Galip yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 18. March 2015, 11:57 AM.

                    Comment

                    • ozkanates
                      Uzman Üye
                      • May 2014
                      • 291

                      #25
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Sayın özkanates.
                      1-Allah'ın(O'nun) yaratması ile, O'nun parçası veya O'ndan parça olmanın arasında bir fark görüyor musunuz?
                      Basitçe: yaratılma ile ondan parça olma(ondan olma) arasında ayrım var mı?
                      Galip kardeşim, var olmayan bir şey var olan bir şeyin parçası veya O'ndan parça olamaz. Biz O'nun düşüncesindeyiz. Düşünen de O, düşünülen de O. Benzetme olarak... rüya görürken kendime bir alt-evren yaratırım. Rüyamdaki ne o alt-evren benim bir parçam, ne de rüyamdaki kendim yani alt-ben benim bir parçam. Onlar yoklar ki. Uyandım mı ne o alt-evren kalır ne de o alt-evrende gezinip duran alt-ben. Var olan sadece o alt-evreni ve alt-beni yaratan ben.

                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      2-İnsanın düşüncesi/veya iradesi ile O'nun arasında bir ilişki kuruyor musunuz? Nasıl?
                      Saygılarımla.
                      Galip yetkin.
                      İçinde olduğumuz evrende... varlıklara seçenekler sunulur ve varlıklar bunlar içinden seçimlerini özgürce yaparlar. Onlara sunulan her seçenek yaratıcının yaratımıdır ve dolayısıyla yaratıcının iradesidir. Varlıkların bu seçenekler arasından yaptıkları seçimler ise kendi seçimleri ve kendi iradeleridir. O halde külli irade mi cüzi irade mi diyemeyiz çünkü bu ikisi iç içe ve aynı anda gerçekleşir.

                      Bir üst-evrenden, yaratıcının düzleminden baktığımızda ise... bizim düşüncemiz ve irademiz zaten O'nun düşüncesi ve iradesi. Çünkü ben dediğim, O'nun kendini perdelemesinden, örtmesinden başkası değil. Bu örtü yüzünden kendi kendimi göremiyor, göremediğim bu örtülü halime Özkan, Özkan ile konuşan başka bir örtülü halime da Galip diyorum. Örtü kalktığında ise ne Özkan var ne Galip; sadece O var.

                      Benzetme olarak... bu sohbetimizi rüyamda görsem, rüyamdaki Özkan ve rüyamdaki Galip her ne düşünseler, her ne söyleseler, her ne yapsalar, hepsi benim düşüncem, benim sözüm, benim yaptığım, benim irademdir. Bunun gibi, içinden olduğumuz evrenden değil de üst-evrenden baktığımda, her ne olursa olsun, hepsi O'nun düşüncesi, sözü, yaptığı, iradesidir.

                      .
                      Last edited by ozkanates; 19. March 2015, 07:06 AM.

                      Comment

                      • ozkanates
                        Uzman Üye
                        • May 2014
                        • 291

                        #26
                        Çift yarık deneyi:

                        Birbirine yakın iki yarığa doğru tek tek elektronlar gönderiyoruz. Yarıkların arkasındaki düzlemde girişim deseni oluşuyor. Bu durumda anlıyoruz ki elektron dalga yapısında her iki delikten de geçiyor. Şimdi yarıkların başına dedektör koyup elektronların geçişini gözlemlediğimizde, bu sefer arka düzlemde girişim deseni değil yarıkların şekli ortaya çıkıyor. Dedektör de elektronun tek bir tanecik olduğunu ve tek bir delikten geçtiğini doğruluyor. Dedektörü kaldırınca tekrar iki delikten geçen dalga yapısı, dedektörü koyunca tek delikten geçen tanecik yapısı.

                        Bu testi ışık fotonlarıyla, diğer atom altı parçacıklarla yapıyoruz, sonuç aynı. Dalga yapısında ilerleyen atom altı parçacık, konumunu belirlemek için gözlemlediğimizde konum sahibi bir tanecik oluyor. Yani o, bizim ona bakışımıza göre davranıyor.

                        Atomaltı parçacıklarla ilgili kurallar, atomüstü dünyada aynen geçerli. Ancak bunu gözlemleyemeyiz çünkü konu plank sabiti ile ilişkili ve bu sabit çok küçük olduğundan (10 üzeri -43) ancak atomaltı dünyada doğrudan gözlemleyebiliyoruz. Atomüstü dünyada ise, gözlemleyenin gözlemlenenin üzerindeki sürekli etkisi, uzun vadede gözlemlenenin gözlemleyenin bakış açısına, beklentisine, iradesine göre hareket etmesine sebep oluyor. Bu yüzden, gözlemlediğimiz/gördüğümüz şeyleri sadece görmekle kalmayız, elektron örneğine olduğu üzere onları yaratırız. Ve bu şekilde, çevremiz kuşatan her şey, evren, kendi yaratımımızdan ibaret.

                        Elektron örneği bu durumu güzel açıklıyor. Elektronun nerede olduğuna bakan yoksa, elektron hem her yerde hem hiç bir yerdedir ve bu yapıya dalga denir. Elektronun nerede olduğunu gözlemleyen biri varsa, elektron tek bir yerde olur ve bu yapıya parçacık denir.

                        Her yerde ve hiç bir yerde olan elektron, gözlemleyenin gözlemlemesi ile tek bir konuma inerek tanecik olur. O halde gözlemleyenin algısı sonucu tanecik olan elektron... dalga olan elektronun geçici bir tezahürü, geçici bir görünümü olarak ortaya çıkar. Gözlemleyenin gözlemlemesi bittiğinde, tanecik/konum sahibi olan elektron, yine aslına, dalga yapısına, yani her yerde ve hiç bir yerde olan elektron yapısına döner.

                        İşte Varlık da böyle. Bir gözlemleyen yokken Varlık, hem her yerde (sonsuzluk) hem hiç bir yerdedir (hiçlik). Her yerde olan ve hiç bir yerde olmayan Varlık, Bir gözlemleyen varken, gözlemleyenin gözlemlemesinden ibaret geçici bir konum, geçici bir görünüm kazanır ve buna da evren diyoruz. Gözlemleyenin gözlemlemesi bittiğinde Varlık yine aslına yani hem her yerde hem de hiç bir yerde yapısına döner.

                        Bu işin nasıl böyle yürüdüğüne gelirsek, çünkü hepsi ilüzyondan ibaret. Ben bilgim dahilinde zihnimde çeşitli görüntüler oluşturabilirim. O görüntüler ben onları kurguladığım sürece vardırlar, var olmanın, gerçekliğin tüm görünümlerini gerçeklerler. Onları görürüm, duyarım, tadarım, koklarım, dokunum. Ben onları kurgulamayı bırakınca onlar yok olur ve zihnim aslına, hem her şey olan hem de artık hiç bir şey olmayan kendine döner. Ta ki ben yeni bir kurgu başlatana kadar. Eğer bilgim sonsuz ise, kurgularım da sonsuz çeşitlilikte olur ve bu şekilde sonsuz bilgim, kurguladığım sonsuz çeşitlilikte ve sayıda sonlularda tezahür eder. Benim durumum ise, bu sonluların hem her birini yaratan olmak, hem de her birinin kendisi olan olmaktır.

                        Özetle evrenimiz sonsuz bilincin kurguladığı, tasavvur ettiği sonsuz sayıdaki sonlulardan biri ve evrenimizdeki her bir obje de, her bir elektron dahil olmak üzere yine aynı. Ancak hepimiz bu kurgunun kanunları ile sınırlandığımız/sonlu olduğumuz için, durumu, ancak kurgunun sınırlarına yani sonsuza (evrenimizin sınırlarına, big bange, kara deliklere) veya hiçe (atomaltı dünyaya) doğru ilerledikçe gözlemleyebilir hale geliyoruz.

                        Rüya görmekte olup rüyasında kendine "ben rüyada mıyım" acaba diyen kişi gibi, rüyanın rüya olduğunu kavradığında rüya kurgusunun sınırları kalkıyor, rüya bitiyor. Varlık yeniden hem her şey olan (sonsuzluk), hem de hiç bir şey olmayan (hiçlik) haline, kendine dönüyor.

                        .
                        Last edited by ozkanates; 19. March 2015, 09:09 AM.

                        Comment

                        • ozkanates
                          Uzman Üye
                          • May 2014
                          • 291

                          #27



                          Toplam 12 dakika.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #28
                            Sayın özkanates

                            Demişsiniz ki:
                            "... varlıklara seçenekler sunulur ve varlıklar bunlar içinden seçimlerini özgürce yaparlar. Onlara sunulan her seçenek yaratıcının yaratımıdır ve dolayısıyla yaratıcının iradesidir.
                            ... bizim düşüncemiz ve irademiz zaten O'nun düşüncesi ve iradesi."

                            O zaman kişinin kişiliği ne oldu? Özgürce seçime ne oldu da çoğunluk cehenneme gitti? Kendilerine eziyet edilmesinden, acı çektirilmesinden zevk alanlardan mıydılar?
                            Bizim irademiz O'nun iradesi ise cehennemi biz özgürce seçmiyor tam tersine O'nun tarafından sevk ediliyoruz.

                            Biz her şeyin Allah'la aynılık gösterdiğini
                            yani Allah'tan olduğunu değil,
                            Allah'ın yaratma gücünden oluştuğuna inanıyoruz.

                            Siz Lütfen devam edin. Biz öğreti olarak kuantum fiziği ve türevleri öğretisine erişemedik ve de merak etmeye de vaktimiz olmadı. Sizi takip etmekten zevk alıyorum.

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.

                            Comment

                            • ozkanates
                              Uzman Üye
                              • May 2014
                              • 291

                              #29
                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Sayın özkanates
                              Demişsiniz ki:
                              "... varlıklara seçenekler sunulur ve varlıklar bunlar içinden seçimlerini özgürce yaparlar. Onlara sunulan her seçenek yaratıcının yaratımıdır ve dolayısıyla yaratıcının iradesidir.
                              ... bizim düşüncemiz ve irademiz zaten O'nun düşüncesi ve iradesi."

                              O zaman kişinin kişiliği ne oldu? Özgürce seçime ne oldu da çoğunluk cehenneme gitti? Kendilerine eziyet edilmesinden, acı çektirilmesinden zevk alanlardan mıydılar?
                              Bizim irademiz O'nun iradesi ise cehennemi biz özgürce seçmiyor tam tersine O'nun tarafından sevk ediliyoruz.
                              Bu sorular biz SONLULARIN olduğu yerden bakınca:
                              Ceza ve ödül var ama gelecekte değil anda.
                              Gelecekte olacak olan bizim onları bilmemiz.
                              http://hanifler.com/showpost.php?p=19121&postcount=1

                              Bir gezegen düşünelim, hep aydınlık olsun.
                              Oradaki varlıklar, aydınlığı deneyimlerler ama onun aydınlık olduğunu bilemezler.
                              Çünkü aydınlığın bilgisi/tanımı karanlıktan gelir; karanlığın tanımı da aydınlıktan.

                              Her kavram sadece kendi zıttıyla tanımlı. Bu yüzden tekamül,
                              Zıtların her ikisini (şeylerin yok ve var hallerini) deneyimleme,
                              Yok hallerinden var hallerine doğru bir yürüyüş.

                              Var olan atomik titreşimdir, atomik titreşimin algılanmadığı hale "soğuk" adı verilir.
                              Var olan fotondur, fotonun algılanmadığı hale "karanlık" adı verilir.
                              Var olan sevgidir, sevginin algılanmadığı hale "korku" adı verilir.

                              "Kötü" dediklerimiz, sevginin daha az algılandığı, evvelki halleri deneyimleyenler.
                              "İyi" dediklerimiz, sevginin daha fazla algılandığı sonraki halleri deneyimleyenler.
                              İyi ve kötü diye ayrıştırdıklarımız, aynı yolculuğun farklı anları.
                              Kötü dediğimiz, iyinin sunum/giriş bölümü.
                              Aslında sevgiden başka bir şey yok.
                              Tekamül bunu bilmenin yolculuğu.

                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Biz her şeyin Allah'la aynılık gösterdiğini
                              yani Allah'tan olduğunu değil,
                              Allah'ın yaratma gücünden oluştuğuna inanıyoruz.
                              Evet, ilki panteizm, ikincisi panenteizm.
                              Her şey Allah'ın yaratma gücünden oluştu.
                              Savım bu yaratmanın O'nun düşüncesinde olduğu.
                              Hiç biri gerçekte yok, tek var olan yaratıcının kendisi.

                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Siz Lütfen devam edin. Biz öğreti olarak kuantum fiziği ve türevleri öğretisine erişemedik ve de merak etmeye de vaktimiz olmadı.
                              "Varlık nedir" sorusu, "varlık var mıdır" sorusundan başlar:

                              Sıfır, +1 ve -1 olarak ikiye ayrılabilir. Bu +1 ve -1 tekrar birleştiğinde yine sıfır olurlar. Hiçlik de madde ve anti-madde olarak ikiye ayrılır. Elektron, anti-elektron, proton, anti-proton, nötron, anti-nötron, tüm atom altı parçacıklar ve onların antileri. Bu ikiliklerden ikisi de, madde ve anti-maddenin ikisi de varlıktır. Fakat birleştiklerinde yeniden hiçlik olurlar. Peki biraz önce var olan o iki varlık şimdi neredeler? Yoklar çünkü aslında hiç var olmadılar. Onlar ancak hiçliğin geçici bir görüntüsü, geçici bir tezahürü olarak varlar. Atom altı alemde bu tezahür (hiçlikten var olmak ve zıtla birleşerek yeniden hiç olmak), durmaksızın gerçekleşir ve biz bunu gözlemleriz. Aynı şekilde, tüm evrenimiz de, hiçliğin madde ve anti-madde olarak ayrışmasından oluştu. Bu ayrışma bittiğinde, evren yine aslına, hiçliğe dönecek.

                              Daha enteresanı bugün varlık dediğimiz evren de, aslında varlıkla yokluğun birlikte tezahürüdür. Bir filmi seyrederken dakikada 16 resim görürüz. Yani resimleri oluşturan ışık ekranda her saniye 16 kere vardır ve 16 kere yoktur. Algımızın sınırlılığıyla bu değişimleri algılayamayıp bir süreklilik olarak algılamamız gibi... evren de, saniyede 10 üzeri 43 kere yaratılıp 10 üzeri 43 kere yok olur (en küçük zaman birimi 10 üzeri eksi 43 saniye, plank sabiti). Bu geçişleri algılayamadığımızdan, var ve yokun birlikte tezahürü olan evreni bir süreklilik olarak algılar, uzay-zaman sürekliliği (space-time continuity) diye isimlendiririz.

                              Evrenin yaratılmasından önceki hale ve evrendeki kara deliklerin merkezindeki hale, yani mekanın ve zamanın olmadığı hale ise... uzay-zaman TEKilliği (space-time singularity) deriz. TEK = Bir = Tevhid. TEKilliğin karşıtı çokluk (plurality). Evrenin yaratılışında uzay-zaman TEKilliği çokluğa dönüşür, yani evrene/bize. Ve çokluk/evren da kara deliklerde tekrar TEKilliğe: Vahdette kesret, kesrette vahdet.

                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Sizi takip etmekten zevk alıyorum.
                              Bilmukabil Galip kardeşim, ben de sizlerden çok faydalanıyor, keyif alıyorum.

                              Comment

                              • kuman
                                Uzman Üye
                                • Mar 2013
                                • 583

                                #30
                                Ozkan kardes hani hersey ilizyondu ? Hangi sinirdan bahsediyorsun ilizyonun sinirimi olur?

                                Evren zatın kendi görüntüsü değil.
                                Böyle görünmek istediği için böyle görünüyor.

                                Bu su demek olmuyor yani; kendi goruntusu!!!!

                                Bu görüntü uzay-zaman sürekliliği içindeyken,
                                Simdi uzay zaman surekliligi dedigin sey ilizyon olduguna gore bu cumleyi kurma sebebini anlayamadim....

                                Zatın kendisi zamanda ve mekandan münezzeh.
                                Zaman yada mekan olmadigina gore nasil munezzeh oluyor!!!!

                                Allah sonsuz olduğundan, görüntüsü de sonsuz olmalı.
                                Oysa evrenimizin sınırları var.
                                Burasi da bir tuhaf; evrenin basi ve sonu ve sinirlari var!!! Var olmayanin siniri nasil oluyor????

                                Buradan da bilimdeki sonsuz evrenler kuramına geliriz.
                                Her bir evren/görünüm bir geçici nefs.*
                                Simdi de sonsuz evren kurami. Olmayan evrenlerin olmayan sonsuz kurami.
                                Ozkan kardes evren yok bilim zaten ilizyon ile ugrasiyor nerden cikariyorsunuz bu kurami !?
                                Olmayan sonsuz evrenler kurami... biraz tuhaf olmuyor mu soyledikleriniz!!!

                                Madde yogunlasmis enerji diyorsunuz. Hani illizyondu??? Ne zaman gercek olduguda yogunlasmis enerji oldu...
                                Bir karar verin madde ilizyon mu yyoksa yogunlasmis enerjimi ???

                                Tebrik ederim ilizyon evrenimizde fabric oldugunu yani doku oldugunuda soylediniz .
                                ( Bu fabric denilen sey baska bir konu icin soylenmis olmasin... yani evrenin ic yapisi yerine baska bir konuda)

                                Tasavufu quantum ile iliskilendirerek renklendirmek ben tasavufcularin yaptigi en buyuk yanlis. Kuantum olasilik anlatir gercek farkli olabilir.

                                Sicim kurami sonsuz evren kurami dedigim gibi olasilik ancak fizik degil...
                                Neyseki ilizyondayiz bir an icin urktum...

                                Comment

                                Working...