Warning: Undefined array key "birthday_search" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "joindate" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "posts" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "privacy_options" in phar://.../vb/vb.phar/api/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 7 Warning: Undefined array key "userid" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Undefined array key "lastactivity" in phar://.../vb/vb.phar/library/user.php on line 2 Warning: Trying to access array offset on false in .../vb5/route/profile.php on line 86 Melekler vardır, ayrı yaratıklardır. Rabbimizin yada insanın kendi melekesi değildir! - hanifler.com Kuran odaklı dindarlık

Melekler vardır, ayrı yaratıklardır. Rabbimizin yada insanın kendi melekesi değildir!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • aorskaya
    Uzman Üye
    • Aug 2009
    • 932

    #31
    pramid Nickli Üyeden Alıntı
    Ayeti yaz kardeşim bırak lafı gevelemeyi.
    Seni artık ikaz etmeyeceğim. İnsan gibi uyardıkça, sen haddini aşmakta, terbiyesizlikte sınır tanımamaya devam ediyorsun.

    Terbiyesizlikle, ukalalıkla sindireceğinimi sanıyorsun. Sorulan sorulara ya cevaın olmuyor, yada "kuranda yazıyor, akıl etmeye gerek yok" şeklinde cevap veriyorsun, sonra kalkmışsın kendine bakmadan laf gevelemekten bahsediyorsun.

    Sen laf bile gevelemiyorsun. Kafanda bulduğun şeylerin yanlış olduğunu gördükçe konulardan kaçmaya, başka sataşmalara girmeye çalışıyorsun.

    Sen, önce müslüman edasıyla davranmayı öğren, ondan sonra muhatap ol.


    İnsanın daha fazla sinirlerini de bozma. Daha önceki konuılarda yazdığım ayetlere göre neler yaptın da şimdi ayet istiyorsun.

    Kısasla ilgili hayvanlardan bahseden sana, kısası kurandaki bütün ayetlerle anlatıyorum, hangisine ne diyebilidin de durmadan yeni alanlar açıp ayet yaz bana diyebiliyorsun.

    Bütün insanların islam fıtratı, yani doğru yol üzerine yaratıldıklarını, kendine hanif diyen birisi olarak sen bilmiyormusun, kurandan bulamıyormusunda bana ayet yaz deyip ardından terbiyesizce geveleme lafları edebiliyorsun.


    “sen yüzünü dosdoğru bu dine (islam), allah ’ın fıtratına çevir. o, insanları ona göre yaratmıştır. allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. işte sağlam din bu dindir. ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (rum 30/30)

    Şimdi, insanların islam fıtratı üzerine yaratıldığını, insanların doğru yola koyulduğunu bu ayetten görebiliyormusun?

    selam,
    aorskaya

    Comment

    • ates demir

      #32
      FıTRaT; kök anlamına inin, ve İslam dini neden fıtrat dini iyi düşünün.
      Teşbihi severim. Mesela
      Sen ki aorskaya bir tohumsun.
      İşte çiçek açtığın gün, arzdan semaya uzandığın gün, bir şeyi keşfedersin. Güneş ışığı.
      Güneş ışığı altında büyür boy verirsin.
      Bir süre sonra meyvelerin olur ve güneş onları olgunlaştırır.
      Olgun meyveler iyi yetişen bol su bol güneş alan bir ağaç olduğunun göstergesidir. Yiyenin hoşuna gider.
      Kötü ağaç, sulanmayan, güneş görmeyen yerde yetişir ve meyvesi de acıdır. Yiyenlerin karnını ağrıtır.
      İşte bu bir bahçenin hikayesi.
      Soru şu: bunca şey bu döngü neden?
      Last edited by Misafir; 23. October 2012, 06:10 PM.

      Comment

      • aorskaya
        Uzman Üye
        • Aug 2009
        • 932

        #33
        ates demir Nickli Üyeden Alıntı
        FıTRaT; kök anlamına inin, ve İslam dini neden fıtrat dini iyi düşünün.
        Teşbihi severim. Mesela
        Sen ki aorskaya bir tohumsun.
        İşte çiçek açtığın gün, arzdan semaya uzandığın gün, bir şeyi keşfedersin. Güneş ışığı.
        Güneş ışığı altında büyür boy verirsin.
        Bir süre sonra meyvelerin olur ve güneş onları olgunlaştırır.
        Olgun meyveler iyi yetişen bol su bol güneş alan bir ağaç olduğunun göstergesidir. Yiyenin hoşuna gider.
        Kötü ağaç, sulanmayan, güneş görmeyen yerde yetişir ve meyvesi de acıdır. Yiyenlerin karnını ağrıtır.
        İşte bu bir bahçenin hikayesi.
        Soru şu: bunca şey bu döngü neden?
        Soru şu: bunca şey bu döngü neden?

        Bizleri kulluk için yaratan rabbimiz, kulluk göstergesi olarakta imtihana tabi tuttuğunu da söylemektedir. İşte insan dünya yaşamını sınav olarak görür ve bu sınavı iyi geçirmeye, soruları doğru cevaplamaya çalışırsa, imtihanıda başarıp, olumlu sonuç alarak ebedi cennet ödülüne kavuşabilir. AKsi halde ise kötülükler ağır basacaktır ve ebedi cehennem hayatını yaşamak zorunda kalacaktır.

        İşte, bana göre döngü bu yüzdendir.

        selamlar,
        aorskaya

        Comment

        • hiiic
          Uzman Üye
          • Mar 2010
          • 1980

          #34
          Zamanımızda dinin tek kaynağı kurandır. Yanına başka kaynak getirilemez, ihtiyaçta yoktur.

          Özetle;

          Muhammed peygamber zamanında, İSLAM = KURAN + HADİSLER + SÜNNETLER
          Muhammed peygamberden sonra, İSLAM = KURAN olmaktadır.
          Değerli arkadşım. Peygamberimiz döneminde dahi HADİSLER hiçbir zaman dinin kaynağı olmadı, böyle birşeyin olması mümkün değil. Hatta dini kaynak olarak kendine ait birşey dahi söyleyemedi ki ayet beklediği uzun zamanlar oldu. Kimseye din hakkında bir bilgi veremedi.
          Kurandaki "soruyorlar, de ki" ayetlerini bilmek, anlamak gerek.
          Peygamberin verdiği hatalı hükümler var Kuranda (kendine bişeyi haram etmesi, ağmaya yüzünü ekşitmesi, savaşta gelir kazanmak için esir vermesi v.s. gibi) O da bir beşerdir, şaşar keza evlatlığının karısına ilgi duyduğunu da biliyorsunuz Kurandan...

          Hadisler hiçbir dönem Dİni kaynak olmadı. Bunu bilenler zaten hadis yaygarasını yasakladı, peygamber de o dönemde hadis kaydedilmesi ve yayılmasını yasakladı. 4 halife de yasakladı. Ama EMEVİ (bu günkü islam anlayışının kurucusu/bu günkü dışarıda dönen cami islamı Peygamberin ve onun getirdiklerinin (ayetlerin) değil muaviyenin dinidir) tekrar getirtti hadisleri. ve dinin en önemli kaynağı haline geldi. Kurana resmen yama yaptı adam, resmen kurana versiyon çekti. Böylece Allahın sünneti değişmedi, tıpkı diğer dinlerdeki gibi müslümanlar da yoldan çıktı, Allah ehli kitabın kaderini ayırmadı. İmtahan etmek, akıl sahiplerini açığa çıkarmak, hakiki halis din; şirksiz hanifleri evrenin atomlarına kaydetmek için böyle yaptı. Peki Kuran neden geldi de baştan beri bu adamlar hristiyan ehlikitabı olsalardı ya? Kuran ile arınacak, onu gerçekten düşünüp anlayacka ve doğruyu bulacak insanlar için Kuran indirildi, hanif olmak için indirildi... Allahın sünnetinde bir değişme bulamazsın, isteseydi bu tahrife izin vermezdi ama imtahan...


          Kuranın açıklayıcısı da ALlahtır. Peygamberin açıklama gibi bir yetkisi de yoktur...Hayatı yaratan insanlara yaşatarak gerekli tüm açıklamaları yapar.
          Kıyâme 19
          Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.


          *********
          değerli kardeşim!..

          Rabbimizin bütün insanları yaratırken fıtrat dediğimiz islami ön yüklemeyi yaparak yarattığını biliyoruz değilmi? Her insan fıtratı aynı değilmidir? Zaten doğru yol üzerinde yaratılmak, doğru yola koymak demek değilmidir?
          Alemlerin rabbi, insanı islam üzere yarattı (tekrar dikkat çekiyorum, dışarıdaki süslü hat yazılı, ağlamaklı naralı kuran okumaklı, camili, minareli, emevi dini değil,)
          Ancak bu doğan temiz bebek için, daha sonra insan atalarından gördüğüyle kendisine batıl bir hurafe dünyası kuruyor...

          Bu cümleyi "Allah insanı doğru yola koyar" her insan için diyemezsiniz. Fatiha suresinde, Allahım bizi doğru yola koy duası var. Kuranda pek çok yerde "doğru yolu bulmak" ifadesi geçer. Doğru yolu kim bulmaya çabalar? kim bulamaz v.s.
          Ben bu konuda yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. uzatmaya gerek yok. Ama şunu unutmamak gerekli, İnsanı şaşırtan da doğru yola koyan da Allahtır. Çünkü o bu dünyayı kimilerimizin şaşırıp cehennemlik olması için yarattı, o dilediğini yapar kimse de hesap soramaz. O insanların çoğunu cehennem için bizzat planlayarak yarattı. Onlara öyle bir servet verdi, onlara öyle geniş imkanlar verdi, herşeyin kapılarını üzerlerine açtı ki, onlar Allahı anmayı unuttular, sonra can boğaz geldiğinde, daha önce hiç hissetmedikleri pişmanlığı hissedecekler. Allah bunu onların amelleri gereği yaptı ama Allah isteseydi hepsi doğru yola girerdi. İradenin böyle büyük riskleri var işte, bu iradeyi dağlar taşlar kabul etmedi, biz cahil insan kabul etti de, cehennemlik amel yapma ve Alemlerin rabbine karşı gelebilme iradesini aldı... ne cesaret ne cesaret ne cesaret de ne korkunç bir cahillik. Allah cümlemizi bağışlasın affetsin.
          Last edited by hiiic; 24. October 2012, 07:43 AM.

          Comment

          • Fers
            Uzman Üye
            • Sep 2012
            • 304

            #35
            Bizleri kulluk için yaratan rabbimiz, kulluk göstergesi olarakta imtihana tabi tuttuğunu da söylemektedir. İşte insan dünya yaşamını sınav olarak görür ve bu sınavı iyi geçirmeye, soruları doğru cevaplamaya çalışırsa, imtihanıda başarıp, olumlu sonuç alarak ebedi cennet ödülüne kavuşabilir.
            ayetleri paylaşabilir miyiz...

            nedir bu imtihan, koşullar neye göre düzenlenmiş olabilir/denge nasıl sağlanmış olabilir...
            doğar doğmaz/yada birkaç aylık/birkaç senelik iken ölen arkadaşların durumu...
            ilki sınav mınav görmedi diğerleri gördü görmedi arası, ne olacak halleri, yoksa onlara cennet cehennem yok mu...

            ya diğerleri, uzun uzun yaşayıp bin türlü çileyi çekenler, yoksa onların cennetleri bebelerinkinden daha mı güzel, sonuçta arada sınav var...

            daha önce başka bir forumda bir başlık altında paylaştığım bir konu vardı sayın galipyetkin bilir...orada tatmin edici bir yorum alamadığım sorulara belki buralardan bir esinti gelebilir...
            belki başka bir başlık/geniş inceleme...

            neyse, nedir bu imtihanın içeriği, belki meleklerle bağlantısıda vardır...

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #36
              Selamun Aleykum! Değerli Aorskaya Kardeşim!

              aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
              Soru şu: bunca şey bu döngü neden?

              Bizleri kulluk için yaratan rabbimiz, kulluk göstergesi olarakta imtihana tabi tuttuğunu da söylemektedir. İşte insan dünya yaşamını sınav olarak görür ve bu sınavı iyi geçirmeye, soruları doğru cevaplamaya çalışırsa, imtihanıda başarıp, olumlu sonuç alarak ebedi cennet ödülüne kavuşabilir. AKsi halde ise kötülükler ağır basacaktır ve ebedi cehennem hayatını yaşamak zorunda kalacaktır.

              İşte, bana göre döngü bu yüzdendir.

              selamlar,
              aorskaya
              Allah razı olsun. Bilgilerinizi ve düşüncelerinizi bizlerle paylaşarak okuyucularınızı tefekküre ve tefekkür sonucu da güzelliklerin çıkmasına vesile oluyorsunuz.

              Değerli Kardeşim!
              İmtihandan kastın ne olduğunu biraz daha açabilir misiniz? Mümkünse ayetler ile örnekler verirseniz mutlu olurum.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • ates demir

                #37
                İmtihan konusunu izninizle buraya http://www.hanifler.com/showthread.p...3319#post13319 taşımak istiyorum.
                Bu konu hakkında sizce Kuran, aklınız ve vicdanınız ne der?

                Comment

                • bartsimpson
                  Super Moderator
                  • Mar 2012
                  • 692

                  #38
                  aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                  Soru şu: bunca şey bu döngü neden?

                  Bizleri kulluk için yaratan rabbimiz, kulluk göstergesi olarakta imtihana tabi tuttuğunu da söylemektedir. İşte insan dünya yaşamını sınav olarak görür ve bu sınavı iyi geçirmeye, soruları doğru cevaplamaya çalışırsa, imtihanıda başarıp, olumlu sonuç alarak ebedi cennet ödülüne kavuşabilir. AKsi halde ise kötülükler ağır basacaktır ve ebedi cehennem hayatını yaşamak zorunda kalacaktır.

                  İşte, bana göre döngü bu yüzdendir.

                  selamlar,
                  aorskaya
                  sevgili aorskaya

                  hiçbir şeye ihtiyacı olmayanın bizim kulluğumuza ve imtihanımıza neden ihtiyacı vardır.
                  bu sınav sonucunda neden bir cennet (her ne ise???) yada cehennem (her ne ise???) ödülüne kavuşulacaktır.
                  (bu cennet ve cehennem kavramlarını bari biz iyi anlayalım millet bavul hazırlayıp arsa satın almaya başladı!!!)
                  başka ödül yok mudur?
                  madem bu dünyada sınav iyi geçerse öteki tarafta ebedi cennet var, sınav kağıdım iyi olursa ben niye bu dünyada ebedi cenneti seçemiyorum.
                  sonra cennet denilen yer "altından ırmaklar akan, bol yemeklikler olan ve fıstık gibi hurilerin olduğu" bir yer mi?
                  e bunların hepsi benim canım ülkemde de var.... niye sınav... niye mükafat yada ceza...
                  "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #39
                    aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                    Zamanımızda dinin tek kaynağı kurandır. Yanına başka kaynak getirilemez, ihtiyaçta yoktur.

                    Özetle;

                    Muhammed peygamber zamanında, İSLAM = KURAN + HADİSLER + SÜNNETLER
                    Muhammed peygamberden sonra, İSLAM = KURAN olmaktadır.
                    hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                    Değerli arkadşım. Peygamberimiz döneminde dahi HADİSLER hiçbir zaman dinin kaynağı olmadı, böyle birşeyin olması mümkün değil. Hatta dini kaynak olarak kendine ait birşey dahi söyleyemedi
                    Selamlar,

                    Sevgili kardeşim,

                    Peygamber döneminde hadisler neden dinin kaynağı olmasınki? Neden mümkün olmasınki?

                    Pekala mümkündü ve dinin de kaynağıydı. Bu kuranda bizzat rabbimizin "peygambere iman, bir konuda peygamber söz söylemişse, onun sözüne uymak gerektiği, başka hüküm aramaya gerek olmadığı" şeklindeki sözleriyle izin verdiği bir durumdur.

                    Sen ve senin gibi düşünen bazı kardeşlerimiz, "hadis" ile "hadis rivayeti" arasındaki farkı tam anlamadan, hadisleri rivayet olarak kabul etmesinden dolayı, gerçek hadisleri dinin kaynağı kabul edemiyorlar.

                    Halbuki, hadis peygamber sözüdür ve peygamber de dini konularda kuran dışında, yani kendi hevasına uyarak söz söylemezdi. Durum bu olunca, dini konuda peygamberden daha iyi söz söyleyen bir yaratık olmayacağından, peygamber bir söz söylediğinde, onun sözünü dikkate almayıp, yanlış olabileceğini düşünüp, kurandan kendimiz anlamaya çalışmamız hem gereksiz hem de hatalı davranış olur.

                    Öncelikle kendisine inen ve onun tebliğ ve açıklamasıyla, yayılmasıyla görevli peygamberimizin, üstelik kendisine öğretilen ve unutmasının engellenmesi nedeniyle kuranı herkesten iyi bileceğini ve bu nedenle de müslümanların bu sözleri kaynak kabul etmesi gerektiği görülür.

                    Şimdi, son peygamberimiz zamanında ve onun yanında iken bir konuda verdiği hükmü yada bir konuda söylediği sözü işittiğimiz varsayalım. Bunu kaynak kabul etmememiz, "peygamber öyle dese de, ben kurandan şöyle anlıyorum" dememiz bizim peygambere ve kuranda ona iman edilmesi emri veren rabbimize iman etmemiş olacağımız durumu doğurmazmı? Elbette, tamda bu duruma düşeriz.

                    O halde, peygamber sözleri yani hadisleri dini kaynaktı, onu bizzat duyanların iman etmesi gerekirdi.

                    Zamanımızda ise, bizzat duyma imkanı olmadığından, hadis iddialarının da % 100 peygambere ait hadis oldukları hiç bir şekilde tespit edilemeyeceğinden kaynak olma özelliği taşımazlar.

                    Bu nedenle;

                    Muhammed peygamber zamanında, İSLAM = KURAN + HADİSLER + SÜNNETLER
                    Muhammed peygamberden sonra, İSLAM = KURAN

                    olmaktadır.

                    selamlar,
                    aorskaya

                    Comment

                    • aorskaya
                      Uzman Üye
                      • Aug 2009
                      • 932

                      #40
                      hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                      Hatta dini kaynak olarak kendine ait birşey dahi söyleyemedi ki ayet beklediği uzun zamanlar oldu. Kimseye din hakkında bir bilgi veremedi..

                      1- Peygamberimiz, dini kaynak olarak zaten hep kurandan konuşması gerektiğini bilen biriydi. Bu nedenle, kuran dışında din konuşması imkansızdı.

                      Ancak, "kendine ait bir şey söyleyemedi" demek yanlış olmaktadır. Söylemek isteyipte, çeşitli nedenlerle söyleyemediği, engellendiği gibi bir surum yaratılmış oluyor.

                      Bu nedenle, "söyleyemedi" sözü yerine "SÖYLEMEDİ" demek daha doğrudur.

                      2- Uzun zamandır ayet beklediğini, din hakkında uzun zaman kimseye bilgi veremediğini nerden biliyorsun?

                      Kuranda, böyle bir bilgi verilmemiştir. Bu durumda sen, farkında olmadan rivayetlerle verilen bilgiyi kuran kesinliğinde bilgi gibi sunmuşsun.

                      a_ Peygambere uzun zaman vahiy gelmemesi, kuranda yoksa da bunu gerçek kabul etsek bile o ana kadar olan vahiylerin yeterli olmasından olabileceğini de anlamak gerekirdi. Kaldıki, zaman göreceli olduğundan, "uzun zaman" deyimide tam olarak doğru olmayacaktır.

                      b_ Peygambere (aslında böyle olmamakla beraber, uzun zaman vahiy gelmese bile) "kimseye din hakkında bilgi veremedi" yakıştırması, çok iddialı bir söz olmakla beraber, düşüncesizce edilen bir söz olmaktadır.

                      Elçinin, din hakkında bilgi verememesi, elçiden daha çok rabbimizin acziyetini göstereceğini düşünemeyen kimseler yada imansız kötü niyetli kimseler bu sözü söyleyebilirler.

                      Özetle, siz burada kurandan verilmeyen bir bilgiyi, kuran anlatımıymış gibi aktarma hatasına düşmektesiniz. Bu durumda, din konusunda, kuran dışı kaynağı bizzat kullandığınızı görmenizi ve hatalı olduğunuzu göstermenizi diliyorum.

                      selamlar...
                      aorskaya

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #41
                        hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                        Peygamberimiz döneminde dahi HADİSLER hiçbir zaman dinin kaynağı olmadı, böyle birşeyin olması mümkün değil. Hatta dini kaynak olarak kendine ait birşey dahi söyleyemedi ki ayet beklediği uzun zamanlar oldu. Kimseye din hakkında bir bilgi veremedi.
                        1- Kurandaki "soruyorlar, de ki" ayetlerini bilmek, anlamak gerek.
                        2- Peygamberin verdiği hatalı hükümler var Kuranda (kendine bişeyi haram etmesi, ağmaya yüzünü ekşitmesi, savaşta gelir kazanmak için esir vermesi v.s. gibi) O da bir beşerdir, şaşar keza evlatlığının karısına ilgi duyduğunu da biliyorsunuz Kurandan...
                        1- ...Hatta dini kaynak olarak kendine ait birşey dahi söyleyemedi... Kurandaki "soruyorlar, de ki" ayetlerini bilmek, anlamak gerek.

                        İşte aslında seninde belirttiğin gibi yamda bu sözler "hadisleri (onu şahsen işitenler için) dini kaynak yapmaktadır. Peygamberin sözünü işiten herkes, onun kurandan konuştuğunu da bilince onun sözlerini kaynak kabul etmek ve tabi olmak zorunda olacağını da bilir.

                        Peygamberden duyanlar için ifade ettiği anlamla, başkalarından duyan bizler için ifade ettiği anlamların farkını biraz düşünürsek anlayabiliriz.

                        2- Peygamberin hatalarına dikkat ederseniz, sadece kendinin içine düştüğü durumları gösteren hatalar olduğunu da görürsünüz. Yani, peygamber bu hatalara bizzat kendisini düşürmüştür. Ama, bunları başkasına dini uygulama olarak anlatma hatasına düşmemiştir. Yine, peygamber hataları rabbimizce hemen düzeltilerek, başkalarına yayılması da engellenmiştir.

                        Dolayısıyla, peygamber; tebliğ ettiği kimselere, yanlış bir aktarmada bulunmamıştır. Bu nedenle, onun sözleri, uygulamaları ona bizzat tanık olanlarca, yanlış olabileceği düşünülmeden uyulması gereken kaynaklar olmaktadır.

                        selamlar,
                        aorskaya

                        Comment

                        • aorskaya
                          Uzman Üye
                          • Aug 2009
                          • 932

                          #42
                          hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                          1- Hadisler hiçbir dönem Dİni kaynak olmadı. Bunu bilenler zaten hadis yaygarasını yasakladı, peygamber de o dönemde hadis kaydedilmesi ve yayılmasını yasakladı. 4 halife de yasakladı.

                          2- Ama EMEVİ (bu günkü islam anlayışının kurucusu/bu günkü dışarıda dönen cami islamı Peygamberin ve onun getirdiklerinin (ayetlerin) değil muaviyenin dinidir) tekrar getirtti hadisleri. ve dinin en önemli kaynağı haline geldi. Kurana resmen yama yaptı adam, resmen kurana versiyon çekti.

                          3- Böylece Allahın sünneti değişmedi, tıpkı diğer dinlerdeki gibi müslümanlar da yoldan çıktı, Allah ehli kitabın kaderini ayırmadı. İmtahan etmek, akıl sahiplerini açığa çıkarmak, hakiki halis din; şirksiz hanifleri evrenin atomlarına kaydetmek için böyle yaptı.

                          4- Peki Kuran neden geldi de baştan beri bu adamlar hristiyan ehlikitabı olsalardı ya? Kuran ile arınacak, onu gerçekten düşünüp anlayacka ve doğruyu bulacak insanlar için Kuran indirildi, hanif olmak için indirildi...

                          5- Allahın sünnetinde bir değişme bulamazsın, isteseydi bu tahrife izin vermezdi ama imtahan...
                          1- Hadisler hiçbir dönem Dİni kaynak olmadı. Bunu bilenler zaten hadis yaygarasını yasakladı, peygamber de o dönemde hadis kaydedilmesi ve yayılmasını yasakladı. 4 halife de yasakladı.

                          a- Hadisler, onu bizzat kaynağından duyanlar için, o kaynakta kuran kaynağından aktarması nedeniyle dinin kaynağı olmuşlardır.

                          b- Bunu bilenler zaten hadis yaygarasını yasakladı, demişsin. Bu sözünü iyi anla. Evet, bilenler hadisin kendisini değil, onun yaygarasını, sahibi dışında dillendirilmesini yasakladı.

                          Hadisi, sahibinin söylemesi başka, sahibinin söylediği iddia edilen hadisler aktarılması başka şeylerdir.

                          Bakın aslında, yine kuran dışında başka bir kaynağı, rivayetleri görüşünüzü destekliyor diye kaynak olarak kabul edip, savunmaktasınız. Ama, bu iddilarınız da sonuçta rivayettir. Bu nedenle, rivayetleri kullanırken dikkat edin.

                          Peygamberin ve halifelerin hadisleri yasakladığı şeklindeki bilgi kurandan değilse de, yani kaynağı kuran değilse de; kuranın, kendisi korunurken başka şeylerin (hadislerin) korunduğunun bildirilmemesi bilgilerine dayanarak, bu bilgiler kuranın desteklediği bilgiler olduğundan doğru olmaktadır.



                          2- Ama EMEVİ (bu günkü islam anlayışının kurucusu/bu günkü dışarıda dönen cami islamı Peygamberin ve onun getirdiklerinin (ayetlerin) değil muaviyenin dinidir) tekrar getirtti hadisleri. ve dinin en önemli kaynağı haline geldi. Kurana resmen yama yaptı adam, resmen kurana versiyon çekti.

                          Dediklerinize katılıyorum. Ama, peygamberin kendisinden duymakla, ondan duyduğunu duyanların aktarmasındaki farkı iyi kavrayalım.

                          3- Böylece Allahın sünneti değişmedi, tıpkı diğer dinlerdeki gibi müslümanlar da yoldan çıktı, Allah ehli kitabın kaderini ayırmadı. İmtahan etmek, akıl sahiplerini açığa çıkarmak, hakiki halis din; şirksiz hanifleri evrenin atomlarına kaydetmek için böyle yaptı.

                          Sünnetullah değişmez.

                          4- Peki Kuran neden geldi de baştan beri bu adamlar hristiyan ehlikitabı olsalardı ya? Kuran ile arınacak, onu gerçekten düşünüp anlayacka ve doğruyu bulacak insanlar için Kuran indirildi, hanif olmak için indirildi...

                          İnşallah, herkes kuranın indiriliş amacını ve ondakilerin önemini kavrayabilsin ve kurtuluşa erebilsinler. Ama, bu dileğimiz gerçek olmayacak, çoğu insan kuranı reddedenlerden ve ondan bihaber olanlardan meydana gelen gurubu oluşturacaktır.

                          O halde, gerçekten kuranın önemini kavrayıp, ondaki hükümleri olduğu gibi kabul edebilen kimselerden olabiliriz.

                          5- Allahın sünnetinde bir değişme bulamazsın, isteseydi bu tahrife izin vermezdi ama imtahan...

                          Kesinikle...

                          Rabbimiz her şeyi görüp bilmekte ve her şey onun izni dahilinde olmaktadır.

                          selamlar...
                          aorskaya

                          Comment

                          • aorskaya
                            Uzman Üye
                            • Aug 2009
                            • 932

                            #43
                            hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                            Kuranın açıklayıcısı da ALlahtır. Peygamberin açıklama gibi bir yetkisi de yoktur...Hayatı yaratan insanlara yaşatarak gerekli tüm açıklamaları yapar.
                            Kıyâme 19
                            Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.

                            Kuranın açıklanması deyince, sadece ondaki sözlerin ne demek olduğu anlaşılmamalıdır. Kuranın bir de o sözlerin söylenmesine, emirlerin hükümlerin indirilmesine sebep gibi açıklamaları vardır.

                            İşte rabbimizin açıklaması deyimi bu anlatılanların hepsini kapsamaktadır. Ancak, bunun yanında, bizlerin bile kuran hükümlerini açıklamaya çalıştığımız, tartıştığımız ortamları düşünürsek, peygamberin sadece ayetleri insanlara tebliğ edip, kenara çekildiklerini düşünmek saçma olur.

                            Peygamber, hem ayetleri ulaştırmış, hem onları anlatmış ve hem de kendisi uygulayarak müslümanların kurtuluşunu, temizlenmesini sağlamıştır.

                            "Nitekim, kendi içinizden size âyetlerimi okuyan, sizi (kötü inanç, fikir, söz ve fiillerden) arındıran, size Kitap ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik (Bakara, 2/151

                            "Andolsun ki Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu; zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve kendilerine Kitap ve hikmeti Öğreten bir Peygamber gönderdi" (Âl-i İmrân, 3/164).

                            Ayetlerde de görüldüğü gibi; Peygamber, kuranı hem tebliğ etmiş ve hem de bilinmeyenleri (kurandan) öğretmiştir. Burada, sadece tebliğ yapmış olsaydı, öğrettiğinden bahsedilmemesi gerekirdi. Öğretmek için, tebliğin dışında ayrı bir çaba, ayrı bir anlatım gerekir değilmi sevgili kardeşim....

                            selamlar,
                            aorskaya

                            Comment

                            • aorskaya
                              Uzman Üye
                              • Aug 2009
                              • 932

                              #44
                              aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                              Rabbimizin bütün insanları yaratırken fıtrat dediğimiz islami ön yüklemeyi yaparak yarattığını biliyoruz değilmi? Her insan fıtratı aynı değilmidir? Zaten doğru yol üzerinde yaratılmak, doğru yola koymak demek değilmidir?
                              hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                              Alemlerin rabbi, insanı islam üzere yarattı (tekrar dikkat çekiyorum, dışarıdaki süslü hat yazılı, ağlamaklı naralı kuran okumaklı, camili, minareli, emevi dini değil,)
                              Ancak bu doğan temiz bebek için, daha sonra insan atalarından gördüğüyle kendisine batıl bir hurafe dünyası kuruyor...

                              Bu cümleyi "Allah insanı doğru yola koyar" her insan için diyemezsiniz. Fatiha suresinde, Allahım bizi doğru yola koy duası var. Kuranda pek çok yerde "doğru yolu bulmak" ifadesi geçer. Doğru yolu kim bulmaya çabalar? kim bulamaz v.s.
                              Fıtrat konusundaki anlatımlarıma katılmaktasın.

                              Allah insanı doğru yola koyar derken, nasıl olduğunu da yazımda belirtmiştim. O kısmı atlamışsın.

                              Allah'ın, yaratışta doğru yola koyduğu insanı, bu yoldan ayrılıp, yanlış yollara girdiyse, her durumda onu doğru yola koyması beklenemez zaten.

                              Yazılarım da açıkladığım bazı kısımları ya atladığınız, yada anlamadığınız görülüyor.

                              selamlar...
                              aorskaya

                              Comment

                              • aorskaya
                                Uzman Üye
                                • Aug 2009
                                • 932

                                #45
                                hiiic Nickli Üyeden Alıntı

                                1-Ama şunu unutmamak gerekli, İnsanı şaşırtan da doğru yola koyan da Allahtır.

                                2-Çünkü o bu dünyayı kimilerimizin şaşırıp cehennemlik olması için yarattı, o dilediğini yapar kimse de hesap soramaz. O insanların çoğunu cehennem için bizzat planlayarak yarattı. Onlara öyle bir servet verdi, onlara öyle geniş imkanlar verdi, herşeyin kapılarını üzerlerine açtı ki, onlar Allahı anmayı unuttular, sonra can boğaz geldiğinde, daha önce hiç hissetmedikleri pişmanlığı hissedecekler.

                                3- Allah bunu onların amelleri gereği yaptı ama Allah isteseydi hepsi doğru yola girerdi. İradenin böyle büyük riskleri var işte, bu iradeyi dağlar taşlar kabul etmedi, biz cahil insan kabul etti de, cehennemlik amel yapma ve Alemlerin rabbine karşı gelebilme iradesini aldı... ne cesaret ne cesaret ne cesaret de ne korkunç bir cahillik. Allah cümlemizi bağışlasın affetsin.
                                1-Ama şunu unutmamak gerekli, İnsanı şaşırtan da doğru yola koyan da Allahtır.


                                Allah, insanları doğru yola koyarak yaratır. Allah, insanı şaşırtmaz, doğru yoldan çıkarmaz. İnsan kendisi çıkar. Aksi halde, "kulluk için yarattığı ve imtahana tabi tuttuğu" sözüyle çelişen duruma düşer. Bu da mümkün değildir.
                                Bu konuyu biraz daha düşünün, sonra yazın.


                                2-Çünkü o bu dünyayı kimilerimizin şaşırıp cehennemlik olması için yarattı, o dilediğini yapar kimse de hesap soramaz. O insanların çoğunu cehennem için bizzat planlayarak yarattı. Onlara öyle bir servet verdi, onlara öyle geniş imkanlar verdi, herşeyin kapılarını üzerlerine açtı ki, onlar Allahı anmayı unuttular, sonra can boğaz geldiğinde, daha önce hiç hissetmedikleri pişmanlığı hissedecekler.

                                Elbette rabbimize hesap sorulamaz. Ama, rabbimde sözünden dönmez ve sünnetini değiştirmez, adaletinden sapmaz.

                                İnsanların çoğunu cehennem için planlayarak yaratmadı. Her insanı kulluk etsin diye yarattı. Ama, onun katında zaman söz konusu olmadığından yarattığı insanlardan çoğunun cehennemlik olduklarını gördü/bildi ve bize anlatırken de bunu bildirdi.

                                Aksi halde, cehennem için yarattığı insanlardan kulluk beklemesi, onları imtihana tabi tutması tutarsızlık olur.

                                Rabbim, doğru yoldan şu yada bu sebeple ayrılan, sapan, azan insanların daha da azmaları için onlara servet dahil başka cazip imkanlarda sunmuştur. Ancak, bütün bunlar rabbimizin saptırması değil, onların sapması sonucu daha da sapmaları içindir. Bu fark iyi tahlil edilmelidir.


                                3- Allah bunu onların amelleri gereği yaptı ama Allah isteseydi hepsi doğru yola girerdi. İradenin böyle büyük riskleri var işte, bu iradeyi dağlar taşlar kabul etmedi, biz cahil insan kabul etti de, cehennemlik amel yapma ve Alemlerin rabbine karşı gelebilme iradesini aldı... ne cesaret ne cesaret ne cesaret de ne korkunç bir cahillik. Allah cümlemizi bağışlasın affetsin

                                Bu kısımda sözleriniz, yukarıda rabbimizin şaşırttığı görüşünüzle çelişmektedir. Aslında, burada söyledikleriniz doğru olmaktadır.

                                Çünkü, gerçekten de önce rabbimiz, insanların bir kısmını şaşırtmıyor, aksine onların şaşmaları, doğru yoldan ayrılmaları ve bunu da devam ettirmeleri istekleri üzerine, onları oranın dönülmez haline gelmesi için daha çekici imkanlar sunmuştur.

                                Dağların kuranı reddedip, insanın kabul etmesi ise kısaca anlatılamayacak uzunlukta ve öneme sahip olması nedeniyle burada değinmeyeceğim.

                                selamlar...
                                aorskaya

                                Comment

                                Working...