Melekler vardır, ayrı yaratıklardır. Rabbimizin yada insanın kendi melekesi değildir!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • pramid
    Uzman Üye
    • Sep 2010
    • 984

    #196
    2- İnsan vefat etmesine rağmen, İblis kıyamete kadar "kalan sağlar benimdir" kabulüyle kıyamete kadar yaşıyorsa, o zaman bu iblis nasıl oluyorda her insanın kendine ait bir özelliği, nefsi olabiliyor?
    Bunu arabi bakış açısı ile anlamanızı beklemiyorum. Vefat ile ölme kelimelerini karıştırıyorsunuz.

    Lütfen şu yazıyı kurandan teyit ediniz

    VEFAT

    " وفاةVefat" sözcüğünün kökü " وفىvfy [vefa]" sözcüğüdür. "Vfy" sözcüğü; " غدر ğadr" sözcüğünün zıddı olup "tastamam verme, eksiltmeden yerine getirme" demektir. Bu sözcükten türemiş olan "vefat" sözcüğü ise "ölüm" demektir. "Ölüm"e "vefat" denmesi, Allah'ın kişiye verdiği ömrü senesi, ayı, günü, saati, dakikası ve saniyesiyle eksiksiz yaşatmasındandır. (Lisanü'l-Arab; c: 9, s: 362-364)
    Bu bilgiler doğrultusunda Kur'an'a bakıldığında, "vfy" sözcüğünün gerek sülasi [üçlü] gerekse mezidatı [eklentili kalıpları] dâhil, Kur'an'da toplam 66 kez yer aldığı görülmektedir.
    Ancak sözcük Kur'an'ın her yerinde aynı anlamda kullanılmamıştır. Şöyle ki:
    * Üç ve dört harften oluşan kalıpları "tastamam verme, eksiltmeden yerine getirme" anlamında: Necm/37, 41, Nur/25, 39, Hud/15, 109, 111, Al-i Imran/25, 57, 76, 161, 185, Nisa/173, Fatır/30, Ahkaf/19, Zümer/10, 70, Bakara/40, 177, 272, 281, Nahl/91, 111, Enfal/60, Fetih/10, Yusuf/59, 88, Hacc/29, Ra'd/20, İnsan/7, Maide/1, En'am/152, A'raf/85, Hud/85, İsra/34, 35, Muttaffifin/2, Tövbe/111;
    *Beş harfli " تفعّل Tefe'ul" kalıbından olanları ise "vefat" anlamında kullanılmıştır: Al-i Imran/55, 193, Nisa/15, 97, En'am/60, 61, Zümer/42, Muhammed/27, Nahl/28, 32, 70, Yusuf/101, Secde/11, A'raf/37, 126, Enfal/50, 51, Hacc/5, Mü'min/67, 77, Maide/117, Yunus/46, 104, Ra'd/40, Bakara/234, 240.

    Sırf "vefat" sözcüğünün geçtiği ayetlere bakıldığında, sözcüğün "ölüm" anlamına gelmediği, "ölüm" ile "vefat"ın birbirinden farklı iki ayrı şey olduğu görülmektedir.

    Ve O, sizi geceleyin vefat ettiren, gündüzün elde ettiğiniz şeyleri bilen, sonra adı konmuş ecelin [vadenin] gerçekleşmesi için sizi kaldırandır. Sonra dönüşünüz yalnızca O'nadır. Sonra O, yaptıklarınızı size haber verecektir.
    Ve O [Allah], kulları üzerinde Kahir'dir [hükümranlığı sürdürür] ve O, sizin üzerinize koruyucular gönderir. Sonra da sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksik-fazla yapmadan, onu vefat ettirirler. (En'am;/60, 61)

    Allah, o nefisleri ölmeleri sırasında vefat ettirir. Ölmeyenleri de uyuduklarında; artık haklarında ölüm gerçekleştirdiklerini alıkoyar, diğerlerini de adı konmuş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için nice ayetler vardır. (Zümer/42)

    Dikkat edilirse, ayetlerdeki "ölüm geldiği vakit elçilerimiz ... vefat ettirirler" ve "ölmeleri sırasında vefat ettirir" ifadelerinde "vefat" sözcüğünün "Allah'ın kişiye verdiği ömrü senesiyle, ayıyla, günüyle, saatiyle, dakikasıyla ve saniyesiyle eksiksiz yaşatması" anlamına karşılık olmadığı; "vefat"ın ölüm anından hemen önce yaşanan bir süreç olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Rabbimiz "vefat"ın ölümden başka bir süreç olduğunu ve değişik şekillerde tezahür ettiğini şu ayetlerde beyan etmiştir:

    De ki: "Size görevlendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirecek, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (Secde/11)

    Şu, kesinlikle meleklerin, kendilerine zulmederlerken vefat ettirdikleri kimseler; Onlar [melekler]: "Ne işte idiniz?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde güçsüzleştirilmiş kimselerdik" derler. Onlar [Melekler]: "Allah`ın yeryüzü geniş değil miydi, siz orada hicret etseydiniz ya?" derler. Artık, işte bunların varacakları yer cehennemdir. Ve o ne kötü gidiş yeridir. (Nisa/97)

    (O kâfirler) Kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, vefat ettirdikleri kimselerdir. Artık teslimiyeti bırakırlar: "Biz, hiç bir kötülükten yapmıyorduk." Bilakis, Şüphesiz Allah sizin yapmakta olduklarınızı çok iyi bilendir. (Nahl/28)

    Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak "Tadın bakalım kızgın ateşin azabını- diye onları vefat ettirirken bir görseydin."
    İşte bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiğiniz şeyler sebebiyledir. Ve şüphesiz Allah, kullara hiçbir şekilde zulmeden biri değildir. (Enfal/50, 51)

    Artık melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak onları vefat ettirirken nasıl olacak! (Muhammed/27)

    (Takva sahipleri) O kimselerdir ki, melekler, onları hoş ve rahat ettirerek vefat ettirirler. "Selam size, yapmış olduğunuz işlerin karşılığı olarak girin cennete..." derler. (Nahl/32)

    Yüzler var ki o gün apaydınlıktır.
    Rabblerine nazar edicidirler.
    Ve yüzler de var ki o gün asıktırlar.
    Zannederler ki kendilerine belkıran yapılır.
    Hayır... Hayır... Köprücük kemiklerine dayandığı zaman,
    ve "Kim tedavi edicidir! [Çare bulan kimdir!]" denildiği [zaman],
    ve o [can çekişen kişi] bunun o ayrılık anı olduğunu anladığı [zaman],
    ve bacak bacağa dolaştığı [zaman],
    işte o gün sevk [sürülüp götürülmek], sadece Rabbinedir. (Kıyamet/ 22-30)

    Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, "vefat" iki şekilde gerçekleşmekte, bu süreci takva sahipleri mutluluk ve rahatlık içinde geçirirken, suçlular ise mutsuz ve işkence içinde geçirmektedirler.
    Demek oluyor ki, "vefat", Allah'ın insanlara, ölecekleri andan hemen önce yaşatacağı, herkese yaptıklarının ve yapması gerekirken ötelediklerinin hepsini eksiksiz fazlasız göstereceği, haber vereceği bir süreçtir. Başka bir ifade ile "vefat", Rabbimizin, insanın hayatındaki tüm kayıtları en ince ayrıntısı ile tıpkı bir yazarkasanın "Z raporu" gibi, ölüm anından kısa bir süre önce hiç eksiksiz fazlasız ortaya koyuvermesidir. Bu "ortaya konuş" ise insanın yapısına yaratılıştan yerleştirilmiş olan "koruyucular, bellekler, elçiler [hafıza hücreleri]" ile sağlanmaktadır.
    Vefat süreci, Kıyamet suresinde şöyle bildirilmiştir:

    O gün, o insan, önden yolladığı şeyler ve geriye bıraktığı şeyler ile haberlenir.
    Aslında insan kendi aleyhine iyi bir gözetmendir.
    Tüm mazeretlerini koysa da bile / Tüm perdelerini koysa da bile...
    Onu çabuklaştırman için dilini ona hareket ettirme!
    Kuşkusuz onun [yaptıklarının-yapmadıklarının] birleştirilmesi ve toplanması yalnızca Bizim üzerimizedir.
    O halde Biz onu [yaptıklarını - yapmadıklarını] topladığımız zaman sen onun toplanmasını izle!
    Sonra, onun [yaptıklarının - yapmadıklarının] beyanı [kanıtlarıyla ortaya konması] da sadece Bizim üzerimizedir. (Kıyamet/13-19)

    "Vefat" konusunda iki husus dikkat çekmektedir:

    1- Vefat ettiren mutlak surette Allah'tır. Hâlbuki bazı ayetlerde buna uygun olarak Allah'ın vefat ettirdiği söylenmiş [Maide/117, Yunus/46, Ra'd/40, Mü'min/77, Zümer/42, En'am/60, Yunus/104, Nahl/70, Al-i Iımran/193, A'raf/126, Yusuf/101], bazı ayetlerde ise vefatı elçilerin veya meleklerin gerçekleştirdiği bildirilmiştir [Nisa/97, En'am/61, Muhammed/27, Nahl/28, 32, Enfal/50, Secde/11, A'raf/37].
    Bunun sebebi, Allah'ın "vefat" işlemini elçiler, melekler vasıtası ile yapmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumun bir başka örneği de, aslında kılavuz olan, karanlıklardan aydınlığa çıkaranın kendisi olmasına rağmen, Rabbimizin bu eylemi, tıpkı vefatı meleklere, elçilere izafe ettiği gibi elçiye izafe etmesidir:

    Allah, inananların Veliysidir [yakın kimsesidir]; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların yakın kimseleri tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlığa çıkarır. Bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada sürekli kalıcıdırlar. (Bakara/257)

    Elif, Lâm, Râ. Bu, Bizim sana, insanları Rabblerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa; Azîz'in [Güçlü Olan'ın], Hamîd'in yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. (İbrahim/1)

    Dolayısıyla, "vefat" konusunu değerlendirirken "öldüren" ve "dirilten"in Allah olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

    2- Bazı ayetlerde ölümden bahsedilirken "ölüm" değil, ölümden önceki "vefat" zikredilmiştir.
    Bu ayetlerde Rabbimiz "hiç olma" anlamındaki "ölümü" zikretmeyerek iyi insanlar için hiçliğin, korkunun, dehşetin olmayacağını ve dünya hayatlarının hoş ve rahat bir vefat süreci ile biteceğini vurgulanmış olmaktadır. Böylece iyi insanlar ölümle korkutulmamakta, ölümden nefret ettirilmemekte, ayrıca bu üslup ile olayın en önemli noktasına dikkat çekilmiş olmaktadır.
    Bazı ayetlerde "vefat" için görevlendirilen elçilerin [meleklerin] çoğul olarak belirtilmesine karşılık, Secde/11'deki ifade tekildir. Bu uygulama, "ölüm meleği" tanımının vefat ettiren meleklerin genel adı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu, yüzlerce askerin yaptığı bir iş ifade edilirken "bunu asker yaptı" diye tekil zamir kullanılmasına benzemektedir.
    En'am suresinden alıntıdır.

    Comment

    • aorskaya
      Uzman Üye
      • Aug 2009
      • 932

      #197
      pramid Nickli Üyeden Alıntı
      İNSANIN İBLİSİ DİYE BİR TABİR KURANDA BULAMAZSINIZ. ASLINDA BU SORUNUN MUHATABI SİZSİNİZ.

      iBLİS İNSANIN ÜMİTSİZLİK MELEKESİDİR. bU MELEKE İNSANLIK VAR OLDUĞU SÜRECE YAŞAYACAKTIR. ÇÜNKÜ ALLAHDAN İZİNLİDİR.
      Tabiki kuranda bulamazsın çünkü yok...

      Çünkü İblis, sizin dediğiniz gibi insanların kötü tarafı, yada insanların nefisleri değildir.

      Şimdi de, İnsana ait nefis gibi bir husus olduğu görüşünü terk ederek, yeni bir çarpıtmayamı başvuracaksınız sevgili pramid!

      1-İnsanın ümitsizlik melekesi ne demektir yahu?

      İnsanın her ne melekesi olursa olsun, insana ait bir yeti, bir husus ise insanla beraber nasıl ölmüyor da kıyamete kadar yaşayabiliyor?

      2- Senin ümitsizlik meleken, benim ümitsizlik melekem, onunki vb. nasıl bizler ölünce ölmezler?

      3- Tek bir cevabı var!

      Nasıl tanımlarsan tanımla, "İblis; insanın parçası yada özelliği değildir.

      Ayrı bir varlık olarak iblis, kıyamete kadar izinlidir. "


      Bunun için kuranda itirafları bize anlatılmakta ve tedbir almamız istenmektedir.

      Daha fazla aksini kabul etmeye çalışmaya zorlamak, insanı mahveder...

      Ama, hala bu seçimde bulunmak isteyenler olabilecekse, yapılabilecek şey kalmıyor...

      Herkes seçimlerinin sonuçlarına katlanır.

      Selamlar,
      aorskaya

      Comment

      • aorskaya
        Uzman Üye
        • Aug 2009
        • 932

        #198
        pramid Nickli Üyeden Alıntı
        Bunu arabi bakış açısı ile anlamanızı beklemiyorum. Vefat ile ölme kelimelerini karıştırıyorsunuz.

        Lütfen şu yazıyı kurandan teyit ediniz
        Harikasın ya!

        Herşeyi kendisinin anlayabileceğini, ama başkasının anlayamayacağını kabul eden bir kafaya; ne anlatılabilirki?

        Gerçekten, bu sözden de ibret alınacak çok şey vardır.

        Şimdide konuyu meleklerin varlığını inkardan, bunların varlığını kabul edenlerin, medeniyetsiz oluşundan, dinden dönenler olduğundan bahseden sen, bana kalkıp "vefat" ı anlatmaya çalışma...

        "İnsan, yaşam, vefat, kabir, kıyamet, hesap günü ve sonrası" başlığındaki yazılarıma bakarsan vefattan ne anladığımı görürsün.

        Ama, sen şu yukarıdaki hataların gösterilmesine rağmen görmezden gelmeye ve bunlara değinmemeye devam edebilirsin.

        Ancak, rabbimizin şahit olduğunu hatırla! Yada zaten biliyorsun, buna rağmen devam ediyorsun.(değilmi?)

        Selametle,
        aorskaya
        Last edited by aorskaya; 20. November 2012, 10:33 AM.

        Comment

        • pramid
          Uzman Üye
          • Sep 2010
          • 984

          #199
          Aorskaya selamet, bizim zihni yapımız ile senin zihni yapın farklı. Üslüp sıkıntılı olduğu için tartışmanın bir anlamı yok.

          Bilgileni sun. Ama lütfen dayatma. Çünkü senin sunduğun verileri bizler bir süre savunmuştuk. O bilgilerimiz bizim cehaletimizdendi.

          Comment

          • aorskaya
            Uzman Üye
            • Aug 2009
            • 932

            #200
            pramid Nickli Üyeden Alıntı
            Aorskaya selamet, bizim zihni yapımız ile senin zihni yapın farklı. Üslüp sıkıntılı olduğu için tartışmanın bir anlamı yok.

            Bilgileni sun. Ama lütfen dayatma. Çünkü senin sunduğun verileri bizler bir süre savunmuştuk. O bilgilerimiz bizim cehaletimizdendi.
            Pes artık, Sen;

            1- ya ne yazdığını bilmiyor,
            2- ya yazdığın şeylerin ne anlama geldiğini bilmiyor,
            3- yada ne yazılırsa yazılsın, ille de benim dediğim gibi şartlanmalara sahip ve seninle aynı düşünmeyenleri de cahil, medeniyetsiz ve dinden dönen yani mürted görebilen sağlıksız bir mantığın var.

            Yukarıda hiç bir şey yapmamış edasıyla yazan kardeşim, bak bu söylediklerini ben senden önce en son ne zaman söylemişim!

            aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
            Sevgili pramid,

            Önceki yazında ne denli hatalı pozisyonlara düşen tavırlar sergileyerek yazdığına ilişkin görüşlerime hiç değinmeyen, başka bir yazı yazmışsın. Bu yazında da, yine benzer hatalar yer almakta ise de bunları göstermeden önce, konunun önemine dayanarak bir kere daha kısaca size hatırlatmada bulunmak istiyorum.

            Burada yazışan taraflar, eğer müslümanlarsa; herkes kurandan görüşünü ortaya koyar ve okuyucularda bunu kendi akıllarıyla değerlendirip, kabul ve red hususunda kendi iradelerini kullanırlar.

            Yazarlara düşen, görüşlerini aktarıp, kenara çekilmektir. Aksi halde, kişiyi etkilemek için, onun aklını kullanmasını engelleyecek küçük de olsa empozelerde bulunmak, kendine ve kişiye zararlı sonuçlar doğurur. Hatalı iseniz, diğer kimseyide akıl etmeden onu kabule yönlendirdiğiniz ve kabulunü sağladığınızda onunda hata yapmasına sebep olursunuz.

            Bu nedenlerle;

            1- Yazışmadaki karşı taraf için; "medeniyetsiz, arabi kafalı, dinden dönenler" şeklinde ithamlarda bulunma gibi yanlış huyları acilen terketmeniz,

            2- Eğer doğruysanız, ortaya koyduğunuzla yetinip, bunu kabul için başkaca ek çabalara girmemek zorunda olduğunuzu bilmeniz,

            3- Peygamberin tebliğ ve açıklama pratiğini kurandan anlamaya çalışarak, tebliğ edip, uyarıp, başkaca bir şey yapmamamız gerektiğini anlayabilmeyi,

            becermeniz gerekiyor.

            Bu yazılarımı, sizin yatıklarınızın açıklaması olarak söylediğimi iyi kavramanızı ve bundan böyle bu bilinçte yazılarınızı beklediğimi belirtmek isterim.

            selamlar,
            aorskaya
            Ama, galiba bu huylarınız hiç değişemeyecek değilmi?

            Rabbim şahittir, bana o yeter...

            selamlar,
            aorskaya

            Comment

            • pramid
              Uzman Üye
              • Sep 2010
              • 984

              #201
              Hiç düşündün mü bu ortamda millet neden senin uslübundan şikayetçi.


              Selam

              Comment

              • aorskaya
                Uzman Üye
                • Aug 2009
                • 932

                #202
                pramid Nickli Üyeden Alıntı
                Hiç düşündün mü bu ortamda millet neden senin uslübundan şikayetçi.


                Selam
                Çok düşündüm ve vardığım sonuç:

                Kendilerinin akıllarını her şeyden üstün tutan kompleksli kimselerin, önce fikirler yerine sataşmalara başladıklarını, sonra da sataşmanın ötesinde;

                Müslüman kimliğine bile bakmaksızın, "medeniyetsizlikle, mürtedlikle, maymunlukla vb." suçlayabildiklerini gördüm.

                Eeee, fikirini bile ortaya koyup kenara çekilemeyen kimselerden bu yaklaşımlara zaten alışmıştım, burada da onların bir tezahürü olarak kabul ettim.

                Ancak; az sayıda ve gerçekten samimi olarak yazışmada bulunan kardeşlerimden de gayel güzel yazışma ortamları yakalayabildim.

                Buda adam olana yetiyor, yetmeli de... Çünkü, asıl rabbimizin vereceği karşılıktır, onun razılığıdır. Bunu sağlamaya çalışanlara selam olsun...


                Saçma sapan, imansızların bile göstermedikleri pervasızlıkları gösterenleri ikaz edince, üsluptan şikayet etmekten başka ne yapılabilirki?

                Dünyada insanlara hep iyi davransanda, adil olsanda, kendini insanların hizmetine adayarak yaşamını bitirsen de, diğer ilahları ilah kabul etmeyip, sadece Allah'a taparak yaşayamamışsan, seni bekleyen yeni mekan bellidir.

                pramid Nickli Üyeden Alıntı
                ... ayrıldığımız hususlar sizi adaletli olmaktan, iyilik yapmaktan, yakınlara bakmaktan ayırmıyor ise sorun yok. İstersen kaşar peynirine tap. Ben bu Allahın emrettiklerine bakıyorum.

                "İyilik yapta, istersen peynire tap" diyen, bunu derken haddini aştığını görmeyen veya belkide umursamayan ve müslüman olduğunu iddia edene, müslümanlığın ilk ve en önemli şartının "LA İLAHE" yi kabul ederek, önce başka ilahlar olmadığını kabul etmesi, ondan sonra ise "İLLA ALLAH" diyerek sadece ALLAH'a tapılması ( iyilikleri yapmak şartıyla; kaşar peynirine veya başka şeylere değil) gerektiğini kavrayabilmesini söylemekten" daha fazla bir şey anlatmama gerek varmıdır acaba?


                Şimdi sana tavsiyem;

                Sen de bunları ve içinde bulunduğun durumu bir düşün...

                selamlar,
                aorskaya
                Last edited by aorskaya; 20. November 2012, 02:13 PM.

                Comment

                • seckin
                  Katılımcı Üye
                  • Nov 2012
                  • 74

                  #203
                  ikişer, üçer, dörder kanatlı(cenah)olmalarından bahseden ayet.

                  İsra-24 Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat(cehah) ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.
                  Bizlere yıllarca yanlış anlatmışlar bizlerde yanlış anlamışız. Cenah Anne babanın şefkatinin göstergesi gibi. Cenah ise Allahın meleklerinin gücünü anlatıyor. O zaman Allah daha merhametli. Bu ikişer üçer cenah Allahın sonsuz merhametine de göstergesi olabilir. Yanlış mı düşünüyorum. Cenah merhamet gücü de diyebilir miyiz.

                  Comment

                  • pramid
                    Uzman Üye
                    • Sep 2010
                    • 984

                    #204
                    Cenah Anne babanın şefkatinin göstergesi gibi. Cenah ise Allahın meleklerinin gücünü anlatıyor. O zaman Allah daha merhametli. Bu ikişer üçer cenah Allahın sonsuz merhametine de göstergesi olabilir. Yanlış mı düşünüyorum. Cenah merhamet gücü de diyebilir miyiz.
                    Zihnine sağlık....

                    Comment

                    • seckin
                      Katılımcı Üye
                      • Nov 2012
                      • 74

                      #205
                      Alıntı:
                      Cenah Anne babanın şefkatinin göstergesi gibi. Cenah ise Allahın meleklerinin gücünü anlatıyor. O zaman Allah daha merhametli. Bu ikişer üçer cenah Allahın sonsuz merhametine de göstergesi olabilir. Yanlış mı düşünüyorum. Cenah merhamet gücü de diyebilir miyiz.
                      Zihnine sağlık....
                      Seninde

                      Comment

                      Working...