melek kavramı ve isimlendirilmesi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • hakikat_yolcusu
    Katılımcı Üye
    • Sep 2012
    • 51

    #61
    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
    Sayın Hakikat Yolcusu. .

    Bir düşüncemi ilettim ki sizin samimi bir kişiliğiniz olduğunu düşünerek ve samimi bir cevap bekleyerek bir bilgi alış-verişi yapalım diye bir soru sormuş idim.

    Ben sizin düşünce hayatınıza girmak istememiştim ki, karışamam ki. Hayatınız sizin, sorumlu olduğunuz belli.

    Şahsınıza ait düşünce kulvarınızdan bir soru ile bilgi isteyerek faydalanmak istememe menfi tepkinizin sebebini hala anlayamıyorum.

    Samimi bir cevap bekler iken, ''dehşet'' tepkinizi nasıl yorumlayayım ki.

    Acaba şu yazdıklarım mı sizi rahatsız ediyor?

    Okuyun, http://www.hanifler.com/showthread.p...0654#post10654. Belki bu günün /tecdid edilmiş müslümanlığı için bazı şeyler öğrenirsiniz

    Benim Peygamber anlayışım, yani O'nu, sizin anlayışınız aksine ''nebi'' olarak kabul etmem mi sizi rahatsız ediyor? Vahyi aracısız alması inancım mı? İnzal mi? Ne?

    O yazıdan çok şey öğreneceksiniz ve sizin dümen suyunuza, lekelemeye kalksanız dahi girmeyeceğimi anlayabileceksiniz; anlayacaksınız.

    Sizden olmayanı (dikkat edin, sizin düşüncenizde olmayanı demiyorum) yok etmek için ''izi kalır'' stratejiniz artık özürlü.

    Fikir değil, ayet içi tefekkürde kalıp beyan eder, beyanlarım yönündeki her ifadeyi, kimden gelirse gelsin değerlandirip en güzele (hadis'e) ulaşmaya çalışırım.

    Ya siz?

    Yazdıklarınız sizi fâş ediyor.

    Üzüldüm.

    Bir dost edinmeyi düşünmüştüm....

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin
    sayın galip yetkin,
    beni sadece benim olmayan iddiların benimmiş gibi lanse edilmesi rahatsız eder, demek ne yazdığım okunmadan yorum yapılmış. tekrar ediyorum, bence meleklerin olmuş olması Yüce Allah'ın aracı kullanmaya ihitiyacı olduğu anlamına gelmez, eğer siz böyle düşünüyorsanız o sizin bileceğiniz. ama aynı mantığın peygamberler(nebi,resul neyse artık, messenger!, prophet! diyelim ) için de birileri tarafından kurulabileceğini unutmayın. biri de çıkıp size, ne yani herşeye gücü yeten rabbin niye peygambere ihtiyaç duysun ki bize ilahi mesajı ulaştırmak için diyebilir. neyse, bu sizin bileceğiniz bir şey. ayrıca bana göre, yarattıklarının çok olması benim O'nun azametini ve mülkünün genişliğini görebilmem için bir kıstas olmakta.
    verdiğiniz linkteki yazıyı da okudum. ben hakikat yolcusuyum! buraya katılmamdaki amacım, benim bu yolculuğumda bana ışık tutacak, rehberlik edecek, yol gösterecek fikir yada kişilerden faydalanmaktır. yazınızdaki o 'ukala cahilleri' uyandıracak fikri derinliğe sahipseniz sizden de yardım isterim tabii, kim bilir ben de onlardan biriyimdir belki
    saygılarımla...

    Comment

    • Fers
      Uzman Üye
      • Sep 2012
      • 304

      #62
      Allah neden yanlış anlaşılmaya müsait (yüz milyonlarca insan sizin bakış açınızla yanlış anlamış)tiyatral bir sahne ortaya koysunki...(raven)

      yeryüzünde islam dışındaki çoğunluğa da uyalım ozaman nede olsa onların sayıları fazla...
      peki Allah neden kendi yarattığı aciz bir melekle pazarlığa otursun ve o pazarlık sonucu ona kullarını şaşırtması için mühlet versin...

      .

      Comment

      • Fers
        Uzman Üye
        • Sep 2012
        • 304

        #63
        bakara/34
        ve iz kulnaa lil melaaiketiscuduu li aademe.../
        fe seceduu illaa ibliise.../
        ademe secdede birden fazla melek ve iblis hariç, iblis bir melek...

        ebaa vestekbere ve kaane minel kaafiriine.../
        direnip büyüklenince inkarcılar sınıfına geçmiş...

        araf/10
        ve lekad mekkennaakum fiil ardı.../ sizi yerleştirdik yeryüzünde...
        araf/11
        ve lekad halaknaakum.../ sizi yarattık...
        fe seceduu illaa ibliise.../ iblis haricindekiler secdede
        lem yekun mines saacidiine.../ iblis secde edenlerden olmadı...

        siz olarak nitelenen adem/yeryüzünde yerleşik bulunan vahy muhatabları ve onlara/ademe secdede olmayan iblis...

        kehf/50
        fe seceduu illaa ibliise, kaane minel cinni fe feseka an emri rabbihi.../

        bir melek olan iblis secdede olmayınca cinler safına katılmış ve efendisinin buyruğundan sapanlardan olmuş ...

        e fe tettehızunehu ve zurriyyetehuu evliyaae min duunii.../ onu ve neslini benden başka veliler mi edindiniz...
        ve hum lekum aduvvun.../ size düşmanlar...

        sad/74
        illaa ibliise, istekbere ve kaane minel kaafiriine.../ kibirlendi/büyüklendi ve inkarcılardan oldu...
        sad/75
        estekberte em kunte minel aaliine../ kibirlendin/büyüklendin yücelerden mi oldun...

        iblis; melek, ademe secdede olmayan, cinler safında olan, rabbin buyruğundan sapkın, adem tarafından rab yerine edinilen veli, düşman, kibirlenen/büyüklenen, inkarcı, kendini yücelerden sanan...

        "adem için secde" diyenlere iblis itaat etmemiş, yani itaat etmeme lüksünü kendinde görmüş, yetmemiş sonraki ayetlerde pazarlık edip süre istemiş...
        emir kendisine doğrudan Allahtan gelmiş olsa ve iblis Allah la birebir görüşebilen bir varlık ise hangi cesaretle itaat etmeme lüksünü kendinde bulabilir...
        insanların resullere itaat etmeyebiliyor olmasının nedeni birebir Allah la muhatab olmamalarından kaynaklanır ki bu yüzden varlığını inkar etmekten bile çekinmezler...
        oysa insanoğlu korkunun şiddetiyle eli silahlı bir caninin bile her dediğini ikiletmeden titreyerek yerine getirir, çünkü karşısındadır ve kendisiyle doğrudan muhatabdır...

        Comment

        • Fers
          Uzman Üye
          • Sep 2012
          • 304

          #64
          Yaratma gücü sınırsız olan bir varlık neden sadece insan gibi kusurlu bir canlıyı yaratmakla yetinsinki...
          koskoca evrende yaratılmış bize benzer başka bir yaşam formu yokmu acaba...(raven)

          yetindi diyen kim, evrende neler olup bitiyor kimbilir...

          .

          Comment

          • Fers
            Uzman Üye
            • Sep 2012
            • 304

            #65
            şu üçüncü tekil şahıs veya birinci çoğul şahıs olayını öğrenmek isterim...(raven)

            hud/25
            ...erselnaa nuuhan ilaa kavmihii innii lekum neziirun mubiinun.../...nuh u toplumuna gönderdik, size açık bir uyaran olduğum kesindir...
            hud/27
            maa neraake illaa beşeren mislenaa.../ kavmi ona kendileri gibi beşerden başkası olmadığını söylemiş....

            ayetin ilk kısmında gönderilen tanımlanmış sonrasında kavmine söylediği söz belirtilmiş, diğer ayette sözü söyleyenin nuh olduğu onaylanmış...

            hud/1
            ...kitaabun uhkimet aayaatuhu summe fussılet min ledun hakiimin habiirin.../...habir ve hakim tarafından, delilleri sağlamlaştırılan ve izahlanan kitap....
            hud/2
            ellaa ta buduu illallaahe, innenii lekum minhu neziirun ve beşiirun.../ Allahtan başkasına kulluk etmeyin diye, size ondan müjdeci ve uyaran olduğum kesindir...

            konuşan, ilk ayette habir ve hakim tarafından delilleri sağlamlaştırılan olarak tanımlanan ve ikinci ayette sözü belirtilendir...

            ha belkide agnostiğin biri çıkar ikinci ayette "kul/de/de ki" ifadesi kullanılmamış bunu muhammed uydurmuş der, o da onun bileceği iş...

            hud/12
            innemaa ente neziirun, vallaahu alaa kulli şey'in vekiilun.../ sen yalnızca uyaransın ve Allah herşeye vekil....

            bu ayette konuşan ne resul ne Allah....

            meryem/64...ve maa netenezzelu illaa bi emri rabbike.../ sadece rabbinin buyruğuyla ineriz...

            bu ayette konuşanlar kim....

            Allah neden yanlış anlaşılmaya müsait (yüz milyonlarca insan sizin bakış açınızla yanlış anlamış)tiyatral bir sahne ortaya koysunki...(raven)

            ayetler, kitap, melek, resuller hepsi müjdeci/ileten/uyarandır...
            bunlar ayetlerde konuşturulurlarda, canlandırılırlarda...yüzmilyonlar ne isterse onu anlasın...

            .

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #66
              Sayın Hakikat Yolcusu.

              ''ukala cahiller'' ifadesi benim değil.

              İslâm fikir yürütmeyi kabul etmez; kişileri ayetlerde mânâ değişikliğine sevkeder. O nedenle delille yani Kur'ana dayanılması, tefekkür istenir.

              Kulanıldığı kelimeler, ifade şekli ve ilk kelimesinden son kelimesine kadar bir bütün olması nedenleriyle Kur'an'ın sonsuz mânâ ifade etmesi bir müslümanı tefekküre ve tecdide sevkeder. Çünkü insanın düşünebileceği her bilgiyi içerir ve bir disiplin verir.

              Her tefekkür birer değerdir. Her değer insanı tekâmül ettirir. İnsanı en güzel mânâya yaklaştırabilir. Arzumuz bu düşünceleri değerlendirip faydalanmak, faydalatmaktır. Yazışma sebebimiz budur. Tabii ki uslup önemlidir. Özür dilemeyi biliriz.

              Peygamberler, aracı değillerdir. Bütün insanları temsilen insanlar arasından ''seçilmiş'' birer hatırlatıcılardır. Alah O'na inzal etmekle bütün insanlarla konuşmuştur. Etrafınıza bakın; her şey Allah'ın bizimle konuşmasıdır, eğer bakmasını bilirsek, işitmesini bilirsek. İnsanlar sapıtmasalar fıtratlarda zeten var olanı hatırlatır, ''yeni din'' getirmezler, hatırlatıcı, müjdeleyeci, ileticidirler ve yeni düzeni oluşturur, yöntemini gösterirler, öğreticidirler; bu nedenle İslâm, peygamberleri değerli tutar. Allah'ın adetinde ve sünnetinde bir değişiklik yoktur, ayetlerinde kullandığı kelimeler ve ifade şeklinde insanların tekamülüne göre kullanılma vardır. Onun için tekdin İslâm vardır, Onun için ''oğullarını tanır gibi'' tanınırlar.

              ''Denizlerin mürekkep, ormanların kalem'' misalini de hatırlarsanız ''derin''lik iddiası cehalettir. Biz ancak okuyup, öğrenip kandimizi yetiştirmeye çalışan ve paylaşanlarız. Ümit ederim ki ileride sizden de pay alır, dost oluruz.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Last edited by galipyetkin; 6. October 2012, 01:44 PM.

              Comment

              • aorskaya
                Uzman Üye
                • Aug 2009
                • 932

                #67
                Allah’ın selamı üzerinize olsun.
                Aslında meleklerle ilgili olarak detaylı bir yazı hazırlayacağımı söylemiştim. Ancak, buna zaman bulamadığımdan henüz asamadım.

                Bununla birlikte konuyla ilgili görüş sunmak yerine bazı kardeşlerimce; konudan uzaklaşıp, ortaya konan fikirler yerine kişilerin kendilerine yönlendirilmesi ve yine bazı kardeşlerimce de kendi düşüncesi dışında fikir beyan edilmesi nedeniyle, fikri yanlışlayacak görüşleri ayetlerden anladıklarıyla delillendirmek yerine ileri sürülen görüşü yakışıksız resimlerle betimleyerek hafife almak gibi hanif olduklarını iddia edenlere yakışmayacak davranışlar nedeniyle müdahil olma gereği duydum.

                Burada, detay yazımı daha derli toplu olarak ilerde yazmak üzere biraz daha ertelerken, bu kardeşlerimin yazılarından alıntılarla konuya bir nebze katkıda bulunmak için görüşlerimi (işlerim ancak imkan verdiğinden) devam eden kısımlar halinde yazıyorum.

                saygılarımla...
                aorskaya

                Comment

                • ates demir

                  #68
                  Bu Kuranda seslenenler kimlerdir?
                  Biz hitabı ile kasdedilen nedir? Soruları genelde geçiştirilir.
                  Oysa Fatihayı her okuduğumda gelen mesajın nasıllığı, nedenliğinin anlaşılabilirliğine bir kez daha hayran olurum.
                  Bizler; bizlerden olanlar. Fahreddini Attar ın mantık el tayr -kuş dili- adlı eserindeki gibi. Sadece otuz kuş...

                  Comment

                  • ates demir

                    #69
                    30 kuşun dışındakiler mi?
                    7 derin vadi ve 7 dağ arasında yolculuklarını tamamlayamayanlar.
                    Bir tohumdum ekilen, yağmurla ıslandım, toprakla bir oldum, büyüdüm, boy verdim. Günebakan çiçegidir diğer adım.
                    Bir yanım arz ıslanıyor yağmurla, bir yanım sema güneşe dönük yüzüm.

                    Comment

                    • ates demir

                      #70
                      Evrenseldir din çünkü evrenseldir fıtrat.
                      Asanı kullan, öğren, bil, gerekirse fırlat.
                      O yüzden İslam dininin adı fıtrat dini.
                      Keşfet, bil, öğren ama önce kendini.

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #71
                        Sevgili piramid kardeşim,
                        Meleklerin ayrı bir varlık olmadığına ilişkin iddilarınızla, konuyu açan kimse olarak yazınıza topluca değil, konunun daha anlaşılabilir olmasını sağlama düşüncesiyle kısım kıısım cevap vermeyi uygun buldum.
                        1.KISIM
                        pramid Nickli Üyeden Alıntı
                        1-Bu isimler (Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil vb.) Allah’ın iş ve oluşu (şe’n/emr) meydana getiriyorken ki melekeleridir. O’ndan gayrı birer ikinci (şefi’) değil.
                        2-İnsanlar zamanla Allah’ın yapıp edişini, edip eyleyişini (melekelerini) bu isimlerle ifadelendirmişler.
                        1- Bu “melek” lerin, meleke olduğu görüşü, meleklerle ilgili olarak kuranda geçen ayetlerden hiç birinde destek bulmaz.

                        a) Örneğin sadece aşağıdaki ayet bile tek başına bu iddiayı çürütür;
                        Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi. (BAKARA SURESİ / 30)

                        Sizin iddianıza göre “melek” deyimini meleke olarak kabul ettiğimizde; rabbimizin kendi melekelerine; “…halife var edeceğini” söylemesi gibi mantıksız bir durum ortaya çıkar. Daha sonra, melekelerinin, yani güçlerinin, “rabbimizi hem şükürlerle yüceltmesi ve hem de bozgunluk çıkaracak birine gerek olmadığı” gibi rabbimize itirazında aynı tutarsızlık yeniden baş gösterir.

                        Son olarakta, rabbimizin kendi melekerine, yani kendi kudretine, kendi gücüne; “ben sizin bilmediklerinizi bilirim” deme durumu ortaya çıkarki, bu sıradan birinin dahi akıllıca bulmayacağı şeydir.

                        b) Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi. (BAKARA SURESİ / 31)

                        Rabbimizin kendi gücüne, yetilerine “…isimleri sorması” düşünülemez. Bu durumda kendi yetenekleri yerine başka yaratıklara bunu yapması akıl ve mantık gereği olmaktadır.

                        2- “İnsanlar zamanla Allah’ın yapıp edişini, edip eyleyişini (melekelerini) bu isimlerle ifadelendirmişler” DEMİŞSİNİZ.

                        Sevgili kardeşim,
                        Yukarıda da açıkladığım üzere, ayrı bir varlık olan melekleri, insanlar (yaptıklarına göre) isimlendirmemişlerdir.

                        Kuranda meleklerin hepsinin ismi geçmez ise de “Cebrail ve Mikail” isimlerine kuranda rabbimiz tarafından yer verilmesi, onların isimlerinin de insanlar tarafından konmadığını, bunun ötesinde isimleri yüzünden de meleke olamayacağını ispatlar.

                        Örneğin;
                        Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır." (BAKARA SURESİ / 98)

                        Bu ayette; Alllah’a düşman olmamanın yanı sıra; herhalde onun güçlerine de düşman olunmamasının anlatıldığını düşünemeyiz. Çünkü, Allah’a düşman olanların, onun yaptıklarına, yapacaklarına dost olmalarını beklemek saftiriklik olur. Yani kısaca, Allah’a düşman demek, zaten onun her şeyine düşman demektir. Bu durumda, rabbimizin kendisi ve güçlerini aynı anda kelam edeceğini düşünmek, aslında kelamın ne olduğunu ve hele de rabbimizin kelamı üzerinde yeterince düşünülmediğinin göstergesi olur.


                        Rabbim izin verirse, devam edeceğim…

                        Saygılarımla,
                        aorskaya

                        Comment

                        • Fers
                          Uzman Üye
                          • Sep 2012
                          • 304

                          #72
                          selam

                          kendi melekelerine; “…halife var edeceğini” söylemesi gibi mantıksız bir durum ortaya çıkar...(aorskaya)

                          ne kadar tuhaf dimi,
                          tıpkı "kendi yarattığı aciz, koşulsuz şartsız itaat etmesi gereken, kendisiyle birebir muhatab emirErlerinle muhabbet etme ihtiyacı duyması hatta fikir danışması" gibi...

                          Daha sonra, melekelerinin, yani güçlerinin, “rabbimizi hem şükürlerle yüceltmesi ve hem de bozgunluk çıkaracak birine gerek olmadığı” gibi rabbimize itirazında aynı tutarsızlık yeniden baş gösterir...(aorskaya)

                          tuhaflık devam ediyor,
                          bu söz onlara ait "laa ilme lenaa illaa maa allemtenaa.../ bize ne öğrettiysen o, başka bir bilgimiz yok..." ve bu söz gereğince öncesinde rableri "oturup yeryüzünde bunları şunları yapabilecek niyette bir adem yaratacağım" demiş olmalı kendilerine çünkü ademin dünyada neler yapabileceklerinden kesin bir şekilde eminler/bilgi sahibiler/haberdarlar ama buarada "kaale innii a lemu maa laa taa lemuune.../ sizin bilmediğinizi bildiğim kesin.." denmiş kendilerine, yani bilgilendirme eksik...
                          ve onlar/kendisiyle birebir muhatab koşulsuz şartsız itaatte olmaları gereken emirErleri anlaşılmaz bir cürretle sanki yönetim kurulu misali ve sanki yaratıcı birşeyden anlamaz da ne olacağını bilip kestiremez misali akıl vermişler...

                          iyide neden bütün bu muhabbet...

                          Son olarakta, rabbimizin kendi melekerine, yani kendi kudretine, kendi gücüne; “ben sizin bilmediklerinizi bilirim” deme durumu ortaya çıkarki, bu sıradan birinin dahi akıllıca bulmayacağı şeydir...(aorskaya)

                          onu da anlamıyorum, bu emirErleri/harici görünmez varlıklar neden yönetim kurulu pozisyonunda herşeyden haberdar, neden emirErlerine bunları açıklama gereği duymuş, bu muhabbete girmiş ne gereği var Allah ın koşulsuz şartsız itaatte olmaları gerekenlere şunu yapın demeleri kafi bilgi sahibi olmalarını istemesine ne gerek var....

                          Çünkü, Allah’a düşman olanların, onun yaptıklarına, yapacaklarına dost olmalarını beklemek saftiriklik olur...(aorskaya)

                          iyide, aynı şeyi emirErleri/harici görünmez varlıklar için düşünmekte öyle olur....

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #73
                            Sayın Fers.

                            Size ve sizin nezdinizde bütün arkadaşlarıma bir soru sormak istiyorum.
                            Fakat cevabın bilinen meallere göre değil de, orijinal vahiye göre (ben Aapça bilmiyorum), vahiy üzerinden olmasına özen göterilmesini istirham ediyorum.

                            Soru şu:

                            Bakara-31'de geçen bir ifade var: ''adem el esmae''. Burada geçen ''adem'' etten-kemikten ''Adem mi?/Adam mı?''

                            Yoksa; yokluğu, bilinmezliği, daha meydana çıkmamışlığı anlatan bir ifade mi? Yani ''adem-el esmae'' o anda ''esmaların bilinmez olduğunu'', ''meleklerin'' bu isimlerden bihaber olduğunu ifade eden bir tamlama mı?

                            O ''prolog''da Adem'i/adamı ifade eden, öğrenmesi için kendisine talim ettirilen birini ifade eden bir sözcük var mı?

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.

                            Comment

                            • Fers
                              Uzman Üye
                              • Sep 2012
                              • 304

                              #74
                              selam

                              araf/10
                              ve lekad mekkennaakum fiil ardı.../ sizi yerleştirdik yeryüzünde...
                              araf/11
                              ve lekad halaknaakum.../ sizi yarattık/takdir ettik...
                              kulnaa lil melaaiketiscuduu li aademe.../ adem için secde edin dedik...
                              fe seceduu illaa ibliise.../ iblis haricindekiler secdede
                              lem yekun mines saacidiine.../ iblis secde edenlerden olmadı...

                              sad/26
                              yaa daavuudu innaa cealnaake haliifeten fiil ardı fahkum beynen naasi bil hakkı.../ insanlar arasında gerçek ile karar vermesi için halife tayin edilen davud...
                              bakara/30
                              innii caailun fiil ardı haliifeten.../ yeryüzünde halife tayin edecek olan...

                              davud gibi ademden önce de yeryüzünde birileri olsa gerek...

                              yeryüzüne yerleştirilen "siz" kimse adem de o dur...
                              davud neyse adem de o dur...

                              bakara/31
                              kaale enbiuunii bi esmaai haaulaai in kuntum sadikiine.../
                              "sözü doğru olanlar iseler esmayı haber vermesi istenenler" melekler mi...
                              onların doğru dışında söz söyleme ihtimalleri de mi var...
                              bakara/33
                              ve a lemu maa tubduune ve maa kuntum tektumuune.../
                              "ve maa kuntum tektumuune" bu sır saklayanlar kim...
                              melekler mi, onlar sır da mı saklıyor Allahtan...

                              ve alleme aademel esmaae kullehaa.../ ademe öğretilen esma...
                              kullehaa.../ onun hepsi...
                              ne olabilir bu "el esmaae kullehaa" acaba davud da biliyor muydu bunları, bağlantısı var mı....

                              Comment

                              • hakikat_yolcusu
                                Katılımcı Üye
                                • Sep 2012
                                • 51

                                #75
                                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                                Sayın Hakikat Yolcusu.
                                ''ukala cahiller'' ifadesi benim değil.
                                sayıngalipyetkin,
                                sizin olmayan ifadeleri yada sahiplenmeyeceğiniz ifadeleri yazmazsanız daha iyi olur kanısındayım.
                                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                                İslâm fikir yürütmeyi kabul etmez; kişileri ayetlerde mânâ değişikliğine sevkeder. O nedenle delille yani Kur'ana dayanılması, tefekkür istenir.
                                Kulanıldığı kelimeler, ifade şekli ve ilk kelimesinden son kelimesine kadar bir bütün olması nedenleriyle Kur'an'ın sonsuz mânâ ifade etmesi bir müslümanı tefekküre ve tecdide sevkeder. Çünkü insanın düşünebileceği her bilgiyi içerir ve bir disiplin verir.
                                buna benzer iddiaları diğer dinlere mensup kişilerden de duyabiliriz. önemli olan iddiları ispatlayabilmektir bence.
                                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                                Her tefekkür birer değerdir. Her değer insanı tekâmül ettirir. İnsanı en güzel mânâya yaklaştırabilir. Arzumuz bu düşünceleri değerlendirip faydalanmak, faydalatmaktır. Yazışma sebebimiz budur. Tabii ki uslup önemlidir. Özür dilemeyi biliriz.
                                bu yazdıklarınıza da kimsenin itirazı olmaz herhalde
                                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                                Peygamberler, aracı değillerdir. Bütün insanları temsilen insanlar arasından ''seçilmiş'' birer hatırlatıcılardır. Alah O'na inzal etmekle bütün insanlarla konuşmuştur. Etrafınıza bakın; her şey Allah'ın bizimle konuşmasıdır, eğer bakmasını bilirsek, işitmesini bilirsek. İnsanlar sapıtmasalar fıtratlarda zeten var olanı hatırlatır, ''yeni din'' getirmezler, hatırlatıcı, müjdeleyeci, ileticidirler ve yeni düzeni oluşturur, yöntemini gösterirler, öğreticidirler; bu nedenle İslâm, peygamberleri değerli tutar. Allah'ın adetinde ve sünnetinde bir değişiklik yoktur, ayetlerinde kullandığı kelimeler ve ifade şeklinde insanların tekamülüne göre kullanılma vardır. Onun için tekdin İslâm vardır, Onun için ''oğullarını tanır gibi'' tanınırlar.
                                aracı değillerdir demişsiniz de sonra yazdıklarınızdan (mesela Allah O'na inzal etmekle bütün insanlarla konuşmuştur) sanki aracıymış gibi bir mana çıkıyor, yan Allah'tan aldığı mesajı insanlığa ileterek bir manada aracılık yapmış oluyor.
                                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                                ''Denizlerin mürekkep, ormanların kalem'' misalini de hatırlarsanız ''derin''lik iddiası cehalettir. Biz ancak okuyup, öğrenip kandimizi yetiştirmeye çalışan ve paylaşanlarız. Ümit ederim ki ileride sizden de pay alır, dost oluruz.
                                daha önce de belirttim sevgili galip yetkin, benim amacım beni doğruya ulaştıracak her şeyden elimden geldikçe faydalanmak. inşallah başarılı da oluruz. kimseyle düşmanlık etmek için de buraya gelmedim...
                                saygılarımla...

                                Comment

                                Working...