melek kavramı ve isimlendirilmesi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #181
    Selamun aleykum! Değerli Kardeşlerim!

    Müzakerelerimizde tefekkürlerimize ışık olması dileğiyle...

    حبل وريد – habl-i verîd tamlaması, uzun zamandan beri "şah damarı" olarak kabul edilmektedir. Oysa bu deyimin esas anlamı anatomi bilimindeki "şah damarı" değildir.
    Anatomi bilimindeki, "şah damarı" kalpten çıkıp baş ve boyun bölgesine temiz kan taşıyan ana atardamarların ortak adıdır.
    Habl-i verîd ise, "vücuttaki kirli kanı taşıyan ana toplardamar"dır.

    Bu konuda klâsik kaynakların bazılarında şu bilgiler yer almaktadır:
    • el-Verîdan, [iki toplardamar] boynun önündeki iki yüzünü kavramış iki damardır ki, vetine [şahdamarına] bağlı olup baştan kalbe doğru girerler. Sahibü'l–Keşşaf.

    • Verîd, "boynun yüzündeki damar"dır ki, öfke halinde şişer. Bunlar iki verîddirler. [şahdamarıdırlar] İbn–i Esir.

    • Verîd, "ciğere ve kalbe bağlı olan bir damardır ki, kanın akışı onda"dır. Râgıb. Ayrıca Râgıb, habl–i verîd'den maksadın "ruh" olduğunu da söylemiştir.

    • Verîd, "atardamardan başka kanı taşıyan damar"dır.

    • Verîdân, [iki toplardamar] ise, "boynun önünde, boynun iki yüzünü kavramış iki damardır. Baştan dağılırlar ve vetîne [şahdamarına] bağlıdırlar." Nizameddin Nisâburî.

    Allah'ın insana yakınlığı belirtilirken habl-i verîd ifadesinin kullanılmasında iki ince nokta vardır:

    1) Bilindiği gibi, atardamar, kanı kalpten vücuda dağıtmakta, yani kanı kalpten uzaklaştırmakta; toplardamar ise vücuttaki kanı kalbe doğru götürmekte, yani kanı kalbe yaklaştırmaktadır. Bu sebeple yakınlık ölçüsü olarak verîd [toplardamar] zikredilmiştir. Nitekim habl-i verîd deyimi, Arap kültürünün yazıya geçmeden önceki hâlinde, [kadim Arap dilindeki şiirlerde] "Ölüm ona verîdden daha yakındır" örneğinde olduğu gibi "pek yakında" anlamı ile yer almıştır.

    2) Habl-i verîd, "kullanılmış, siyah renkli, kirli kanı taşıyan toplardamar"a denmektedir. Kalbin sağ kulakçığında toplanan bu kan oradan akciğerlere gönderilmekte, akciğerlerde temizlendikten sonra tekrar kalbe dönüp vücuda pompalanmaktadır. Bu döngü bir çeşit yeniden yaratma gibidir. Bize göre bu deyimin Âyette ifade ettiği diğer incelik de budur.


    Kur’ân'da kendisini tanıttığı ifadelerden öğrendiğimize göre Allah'ın zatının kullarına mesafe itibariyle yakınlığı söz konusu değildir. Âyette geçen Allah'ın yakınlığı, mecâzî bir ifadedir. Bu ifade ile kastedilen mana, "insan üzerinde kudret yürütüp bir etki meydana getirme konusunda ona kendisinden daha yakın, daha mâlik, daha çok tasarruf sahibiyiz, onun nefsindeki vesveseyi de ondan daha iyi bilmekteyiz" demektir.

    Allah'ın yakınlığı konusu, klâsik kaynakların bazılarında şu şekillerde değerlendirilmiştir:
    Allah Teâlâ'nın ilminin kemalini, genişliğini beyandır. Allah ilmi ile ona damarındaki kandan daha yakındır. Çünkü damara bir engel vardır. O, ona gizli kalabilir. Fakat Allah Teâlâ'nın ilmine engel mümkün değildir. Buna şu mana da verilebilir:Kudretimizin eşsizliği itibariyle Biz ona "habl-i verîd"den daha yakınız. Emrimiz onda, damarlarındaki kanın akışı gibi cereyan eder. Râzî, Mefâtihu'l–Ğayb.

    Biz ona daha yakınız ifadesi mecâzdır. Bundan maksat, Allah’ın ona ilmen yakınlığıdır. "Allah her yerdedir" ifadesiyle de O’nun ilminin her yeri kuşatmış olduğu kast edilir. Zira yakınlık mekân ve mesafe itibariyledir; Allah ise mekândan münezzehtir. Keşşaf sahibi.

    Yani, "Biz onun halini, ona habl-i verîd’den daha yakın olandan daha iyi biliriz" demektir. Zatın yakınlığı ile ilmin yakınlığına mecâz yapılmıştır. Çünkü o onun gerekçesidir. Kadı Beydavî ve Ebu's–Suud.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • aorskaya
      Uzman Üye
      • Aug 2009
      • 932

      #182
      pramid Nickli Üyeden Alıntı
      bizler tanımlayamasakta ayrı birer yaratıklardır.
      Rabbmin ordularını Kendi bilir; mutmain melekler olmadığı da kesin. Zira rabbimiz aracısız mülküne hükmeder.
      selamlar,

      Zira rabbimiz aracısız mülküne hükmeder. demişsiniz.

      "Hükmeder" ayrı, "hükmedebilir" yine ayrı olgulardır. Hükmedebileceğine şüphe olmaz.

      Ancak;

      1- mülküne aracısız hükmettiğini siz nerden biliyorsunuz? Bu kesin bilginize ayetlerden delillerinizi rica ediyorum.

      2- Mülkllerin bazılarının idaresini, yarattıklarına verirse, rab hakkında şüphemi oluşur, niçin?

      selamlar,
      aorskaya
      Last edited by aorskaya; 15. October 2012, 10:32 PM.

      Comment

      • aorskaya
        Uzman Üye
        • Aug 2009
        • 932

        #183
        pramid Nickli Üyeden Alıntı
        Aslında melek konusunda ki algı kişinin kendini geliştirmişliği ile ilgilidir. İlimden nasibi olanların bakışları ve saptamaları ne güzel.

        Rabbim ilminizi artırsın
        Kuran herkesin anlayacağı kolaylıkta ise (ki rabbimizin iddiasıdır), kişiler zorlanmadan kuranı okuduklarında ne anlıyorlarsa odur. Kuranın meleklerin geçtiği her ayetinde, "meleklerin (dolayısıyla, şeytan, cin ve iblisin de) ayrı birer yaratıklar olduğu" rahatlıkla anlaşılıyor. Bunu anlamak için ayrıca ilime gerek yoktur.

        Ama, bazılarından üste çıkmak için, zorlama sonuçlar çıkarmaya ilim diyorsanız, şahsen ben o ilimden yoksun olduğumu kabul ediyor ve sizin ilmi saptamalarınıza katılmıyorum.

        selamlar,
        aorskaya

        Comment

        • aorskaya
          Uzman Üye
          • Aug 2009
          • 932

          #184
          pramid Nickli Üyeden Alıntı
          Evet kafirler son nebiye melek gelmesini istemişler, şimdikiler de melek geldi diye inanmışlardır. Mantık değişmiyor.
          Bu sözüne delil olan ayeti yazabilirmisin?

          selamlar,
          aorskaya

          Comment

          • ates demir

            #185
            Sayın cok kiymetli dost1
            Lugat olarak Kurani baz aldigimda ve Kuranda kelimelere anlam bindirme olayinda cok farkli anlamlarinda yuklenebilecegini gordugumden vede

            Kaf 16 daki "min habli el veridi" ibaresinin anlami icin cekincem var. Soyleki
            Habli ifadesi genellikle ip olarak cevrilir.
            Allah in ipi: Ali imran 103
            Baglanmak: Ali imran 112
            Mesed den ip: Tebbet 5
            Damar: Kaf 16 ???
            Varid-verid
            Sucu/kesifci: Yusuf 12
            Varmak/ulasmak: Meryem 71
            Girmek/ulasmak: Enbiya 98
            Sahdamari: Kaf 16???

            Alintimda da belirttigim gibi aklimdaki imge bir ip ve bu ip birseye ulastiran/neticeye vardiran/kesfettiren bir ip. Bence bu ip bagli olmamiz gereken ip, bu ip ulastirici ip.
            Not: kalp kendi kendine calisan bir organdir. Kalbin kendi kendine patron olmasinin nedeni kalbe kirli kan tasiyan ustteki buyuk damar ile sagdaki kulakcigin birlesim yerindeki bagimsiz/otonomik hucrelerdir. (size katki olsun diye sundum sayin dost1)

            Selam

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #186
              Selamun Aleykum! Değerli Ateş Demir Kardeşim!

              Arap dilinde "habl" bildiğimiz ipe verilen addır. İstiâre yoluyla da ulaşmak ve kendisiyle birşeye ulaşılan varlık için kullanılır.

              Arap dilinde aramak, ulaşmak varmak vb anlamları olan v-r-d kökünden türeyen "varid" "habl" sözcüğüyle tamlama yapılarak istiare yoluyla Allah'ın yakınlığına vurgu yapılmıştır.

              Değerli Kardeşim!
              Bildiğiniz gibi isim tamlamalarında tamlayan ve tamlananlar vardır. "Habli varid" de bir isim tamlamasıdır. Görüşünüze katılıyorum. Şahdamarı olarak meallendirilmesi tam olarak istenilen anlamı vermez ki, katkı için sunduğunuz yazıya neden olan yazımda bu durum belirtilmiştir.
              Bu tamlamanın geçtiği ayete bakacak olursak olay daha da netleşir:

              Kaf;16:"Ve lekad halaknel İnsane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veriyd"

              Andolsun ki insan’ı biz yarattık/takdir ettik, şekil verdik, düzene soktuk. Ona nefsinin vesvese verdiği şeyi biliriz. Biz ona, habl-i verîdden / vücuttaki kirli kanı taşıyan ana toplardamar"dan daha yakınız.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • pramid
                Uzman Üye
                • Sep 2010
                • 984

                #187
                Bu sözüne delil olan ayeti yazabilir misin?
                Cibril nedir?

                Comment

                • ates demir

                  #188
                  Aleykum es selam degerli abim dost1

                  İblis ve seytan aciklamaniza bir ek olarak psikoaanlizde insan nedir neden olusur kisa bir hatirlatma yapmak isterim.
                  Oncelikle insan bir butundur. Bu butun ele alindiginda insanda 3 temel yapi gorulur.
                  1. Altbenlik-id
                  2. Sahtebenlik-ego
                  3. Ustbenlik-superego-vicdan dir.
                  Altbenlik bir cocuktur ogrenen. Tek kelime secilseydi id in karsiligi cocuk olurdu.
                  Sahtebenlik-ego adi ustunde gercek benlik duygularini taklit eden ve nerede ve nasil olursa olsun haz alma ilkesiyle calisan ve kisiyi bu yonde baskilayan benliktir. Tek kelime ile ben der.
                  Ustbenlik superego ise denetim mekanizmasidir ve kisiyi dogruya ve guzele uymasi konusunda uyarir. Tek kelime ile vicdandir. Uyulmadiginda vicdan azabi denilen surekli bir hatirlatma dongusu icine sokar.
                  Burada bir soru cikiyor karsimiza: o halde biz hangisiyiz?
                  Sizce biz hangisiyiz?
                  Selamlar

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #189
                    pramid Nickli Üyeden Alıntı
                    Evet kafirler son nebiye melek gelmesini istemişler, şimdikiler de melek geldi diye inanmışlardır. Mantık değişmiyor.
                    aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                    Bu sözüne delil olan ayeti yazabilirmisin?
                    pramid Nickli Üyeden Alıntı
                    Cibril nedir?
                    selamlar,
                    Bakın piramid kardeşim,
                    Sorulara, başka bir soru ile cevap vererek konuları dağıtmayın.

                    Ayetleri kendi iddialarınızı doğrulamak için çarpıtmaya çalışıyorsunuz, bunu size gösterince, "hata ettiğinizi söyleyip durumu düzeltmek yerine" aklınızca konuyu dağıtmak için soru soruyorsunuz!

                    Lütfen, yukarıda iddia ettiğiniz duruma ilişkin kurandan ayeti gösteriniz. Aksi halde, hatanızı kabul ettiğinizi yazın ve rabbimizden af dileyin.

                    Daha sonra devam ederiz.

                    selamlar,
                    aorskaya

                    Comment

                    • pramid
                      Uzman Üye
                      • Sep 2010
                      • 984

                      #190
                      Kâfirler kendilerine peygamber olarak bir melek gönderilmesini istemişler Rabbimiz de onların beklentilerine şöyle cevap vermiştir.

                      İsra; 95: “De ki: “Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de elbette, onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik.”
                      selam aorskaya

                      Bu alıntı dost 1 yazısından. İçindede bahsi geçen ayet mevcut.

                      Cibril nedir?

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #191
                        pramid Nickli Üyeden Alıntı
                        Evet kafirler son nebiye melek gelmesini istemişler, şimdikiler de melek geldi diye inanmışlardır. Mantık değişmiyor.
                        aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                        Bu sözüne delil olan ayeti yazabilirmisin?
                        pramid Nickli Üyeden Alıntı
                        Cibril nedir?
                        selamlar,

                        Yukarıda, "peygambere melek geldiğine inananları" ayetleri doğru anlayıp anlamnadığını bile idrak edemeden, peygambere inanmamak, onu zora sokmak için inat eden kafirlerin isteklerindeki mantıkla aynı olmakla suçlayıp, melek gelmediğini ispata çalışmaktasın.

                        Bunun üzerine ben,

                        aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                        Sorulara, başka bir soru ile cevap vererek konuları dağıtmayın.

                        Ayetleri kendi iddialarınızı doğrulamak için çarpıtmaya çalışıyorsunuz, bunu size gösterince, "hata ettiğinizi söyleyip durumu düzeltmek yerine" aklınızca konuyu dağıtmak için soru soruyorsunuz!

                        Lütfen, yukarıda iddia ettiğiniz duruma ilişkin kurandan ayeti gösteriniz. Aksi halde, hatanızı kabul ettiğinizi yazın ve rabbimizden af dileyin.

                        Daha sonra devam ederiz.
                        demişim.

                        Bu defa hala yanlışınızı kabul edip düzeltmek yerine inatla sürdürmekte ve buna "dost1" kardeşimizi de ortak etmeye çalışmışsınız.

                        Halbuki "dost1" kardeşimizin yazısında, senin peygambere melek geldiğine inananları kafirlerle aynı mantıkta gösteren hiç bir ifade yoktur.

                        Dost1 in yazısını tekrar aşağıya alıntılayalım:

                        dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                        Kâfirler kendilerine peygamber olarak bir melek gönderilmesini istemişler Rabbimiz de onların beklentilerine şöyle cevap vermiştir.

                        İsra; 95: “De ki: “Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de elbette, onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik.”

                        Evet peygamberler bile insanlığa kendileriyle aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmiştir. Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez.
                        Dost1 in yazısındaki anlatım; peygambere inatla karşı gelen kafirlere, müşriklere; peygamberimizin, “Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, rabbimiz de elbette, onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdi” demesini isteyen rabbimizin sözüdür.

                        Sen eğer, "dost1" kardeşimizin; "Evet peygamberler bile insanlığa kendileriyle aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmiştir. Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez." yazısına dayanarak, ve "dost1" kardeşimde bu yazısında Muhammed'e melek gönderilmediğini anlatmaya çalışmışsa (ki "dost1" böyle bile olsa sadece kendi görüşünü edeplice dillendirmiş iken, sen bu yazıya dayanarak, aksine inananları kafir mantığı ile suçlama gafletine düşmektesin), ikinize birden cevap olarak şunları söyleyebilirim.

                        Rabbimizin, insanlara melek göndermeyeceğine ilişkin sözü, peygamberi kale almayıp, onun sözlerine inanmamak için mazeret arayan, yalancı kafirlere, müşriklere, peygamber dışında yada yanında melek göndermeyeceğini, eğer melek gönderirse zaten kendilerini helak edeceğini anlatmak içindir. Bu durumu, kurandaki başka ayetlerden delillendirmek mümkündür.

                        Yoksa; kuranın hiç bir yerinde, peygambere melek gönderilmediğine ilişkin hüküm yoktur. Hala aksini iddia eden varsa, buyursun buna ilişkin delil ayetini yazsın.

                        Şimdi, peygambere melek indirilmediğine yada indirilmeyeceğine inanmanıza sebep olan ayetleri birlikte değerlendirdiğimizde;

                        A- İnsanların inanması için peygamber dışında veya peygamberle birlikte melek gönderilmeyecektir. İmasızlar için melek indirilirse; bu ancak onları helak etmek için olur.

                        6:8 - "O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı.

                        B- Eğer, onlara elçi olarak melek gönderilseydi dahi, yine melek görüntüsünde değil, insan şeklinde gönderilirdi. (Çünkü, onlar zaten inanmamak için bahane öne süren kimselerden başkası değillerdir.)

                        6:9 - Eğer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.

                        C- İman etmek istemeyenler, ne olursa olsun iman etmeyeceklerdir. Melşekler geldiğinde ise iman etseler dahi artık her şey için çok geç olacaktır.

                        6:111 - Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah'ın diledikleri hariç, yine de inanacak değillerdi, fakat çokları bunu bilmezler.
                        6:158 - (İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) işaretlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz."

                        D- İşte imansızların tıpkı, inek kesmemek için mazeret üretenlerde olduğu gibi inanmamak için ileri sürdüğü bahanelere örnek:

                        15:7 - "Eğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin."

                        Halbuki melekler bakın nasıl ve ne için indiriliyor.


                        15:8 - Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez.

                        E- RABBİMİZ İNSANDAN VE MELEKLERDEN ELÇİLER SEÇER. İNSAN ELÇİLER İNSANLARA TEBLİĞ VE AÇIKLAMALARDA BULUNURKEN, MELEK ELÇİLER İSE PEYGAMBERLERE TEBLİĞ VE AÇIKLAMALARDA BULUNMAZLARMI? yOKSA MELEK ELÇİLER, KİMLER İÇİN SEÇİLİRLER?

                        22:75 - Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elçiler seçer. Şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.

                        öZETLE; KAFİR, MÜŞRİK ZATEN İMAN ETMEMEYE KARARLIDIR. BAŞKALARINI KANDIRMAK İÇİN, PEYGAMBERİN YANINDA YADA YERİNE MELEK İSTEMELERİ, ASLINDA KENDİLERİNİ KANDIRMAKTAN BAŞKA ŞEY DEĞİLDİR.


                        25:7 - Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!"
                        25:21 - Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.
                        25:22 - Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.
                        25:25 - O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
                        41:14 - Onlara Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman: "Eğer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız." dediler.

                        Toparlayacak olursak; "imansızlara melek gönderilmeyeceği ve imansızların isteği üzerine peygambere melek gönderilmeyeceği vardır, ancak peygambere melek elçi gönderilmeyeceği yoktur.

                        Aksine, insan ve meleklerden elçiler seçilmesi, insan elçilerin diğer insanlara, melek elçilerin ise peygamberlere elçilik için seçilmesini anlatır.

                        selamlar,
                        aorskaya
                        Last edited by aorskaya; 16. October 2012, 04:04 PM.

                        Comment

                        • Fers
                          Uzman Üye
                          • Sep 2012
                          • 304

                          #192
                          Aksine, insan ve meleklerden elçiler seçilmesi, insan elçilerin diğer insanlara, melek elçilerin ise peygamberlere elçilik için seçilmesini anlatır.
                          Alemlerin efendisi resulünle bizzat konuşmuş mudur, öyleyse birileri merak eder "ses tonu nasıldı, erkek mi dişi mi yoksa duyduğu zaman resulün ikisine de benzetemediği bir ton mu, ya da tondan soyut sıradışı! ses dalgaları mı"...
                          rüyasında mı göründü, öyle olsa ne fark eder uyanık halde sorulacak sorular rüya içinde geçerli, sonuçta irtibat yine resulün kendisi/beyni ile...
                          beynine bir şekilde düşünce olarak mı kaydedildi, inzal mi, öyle ise resule ne gerek var her bir bireyin beynine işlenmesi daha mantıklı, kesin, adil...
                          yoksa değil mi...

                          sebebi nedir bilinmez, resuller gerçekten Alllah emriyle hareket edenler ise tebliğ edilen öğüde göre bir şekilde kendisiyle/rable irtibatlı olmalılar...

                          bu durumda aracı kullanıldımı, kullanılmadı mı...
                          cevap, aracı kullanılmasına gerek yok beyne kayıt/inzal ise "rab doğrudan herkesle irtibat kuruyor/beyne inzal olmalıydı, ne diye bir kişi" denebilir demiyen/demek istemeyen demez...

                          resuller gerçek ile birlikte olanlar ise doğrudan herkesle irtibat ihtimali ortadan kalkar ve araya bir melek girer ve bu melek "resulle rab arasındaki bağlantıyı sağlayan köprü" olur...
                          ozaman köprünün nasıl birşey/ne olduğunu bulabilmenin yolu sahip olunan ayetlerdeki tanımına selam vermekten geçer...

                          rabden resul ile gelen ilmde var mıdır böyle bir köprü ve onu tanımlayan deliller, nasıl kuruldu bu irtibat...

                          Comment

                          • ates demir

                            #193
                            Ali İmran 81

                            1. ve iz ehaze allâhu : ve Allah aldığı zaman
                            2. mîsâkan : misak/söz
                            3. nebiyyîne : peygamberler
                            4. lemâ : olduğu zaman
                            5. âteytu-kum : size verdim
                            6. min kitâbin : (kitaptan) kitabı
                            7. ve hikmetin : ve hikmet
                            8. summe : sonra
                            9. câe-kum : size geldi
                            10. resûlun : resûl
                            11. musaddikun : tasdik eden
                            12. limâ : o şeyi
                            13. mea-kum : sizinle beraber
                            14. le tu'minunne bi-hî : mutlaka ona îmân edeceksiniz
                            15. ve le tensurunne-hu : ve mutlaka ona yardım edeceksiniz
                            16. kâle : dedi, söyledi
                            17. e akrartum : ikrar ettiniz mi, kabul ettiniz mi
                            18. ve ehaztum : ve aldınız
                            19. alâ zâlikum : bunu üzerinize
                            20. ısrî : zor, ağır
                            21. kâlû : dediler
                            22. akrarnâ : ikrar ettik, kabul ettik,
                            23. kâle : dedi
                            24. fe eşhedû : o zaman, öyle ise, şahit olun
                            25. ve ene mea-kum : ve ben, sizinle beraberim
                            26. min eş şâhidîne : şahitlerden

                            Comment

                            • ates demir

                              #194
                              Hucurat 7


                              1. va'lemû : ve bilin
                              2. enne : olduğunu
                              3. fî-kum : sizin içinizde
                              4. resûlu allâhi : Allah'ın Resûlü
                              5. lev : eğer, şâyet, ise, olsa
                              6. yutîu-kum : size tâbî olur, uyar, itaat eder
                              7. fî kesîrin : çoğunda
                              8. min el emri : işlerden
                              9. le : mutlaka
                              10. anittum : siz sıkıntıya düşerdiniz
                              11. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
                              12. allâhe : Allah
                              13. habbebe : sevdirdi
                              14. ileykum : size
                              15. el îmâne : îmân
                              16. ve zeyyene-hu : ve onu müzeyyen kıldı, süsledi
                              17. fî kulûbi-kum : kalplerinizde
                              18. ve kerrehe : ve kerih, çirkin gösterdi
                              19. ileykum : size
                              20. el kufre : küfrü
                              21. ve el fusûka : ve fısk
                              22. ve el isyâne : ve isyan
                              23. ulâike : işte onlar
                              24. hum : onlar
                              25. er râşidûne : irşad olanlar

                              Comment

                              • pramid
                                Uzman Üye
                                • Sep 2010
                                • 984

                                #195
                                ancak peygambere melek elçi gönderilmeyeceği yoktur.
                                'Ona bir melek indirilmeli değil miydi!,' diyorlar. Bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Onlara zaman da verilmezdi. ENAM 8

                                Eğer melek gelse idi iş bitirilirdi. Allah beşer ile vahy hicap ve rasul ile konuşur. Biz beşerler ile de sadece hicap ve rasul ile konuşmaktadır.

                                Comment

                                Working...