Insanların ilk çoğalması adem ve havadan değildir.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • aorskaya
    Uzman Üye
    • Aug 2009
    • 932

    #31
    mustafabey Nickli Üyeden Alıntı
    Selamün Aleyküm Kardeşlerim;

    İNSAN, yani ADEM bir dini kavramdır, beden değildir.

    Saygılar
    Aleykümselam,

    Mustafabey kardeşim, önce hoşgeldin diyerek, inşallah görüşlerinden faydalanma imkanı bulmayı diliyorum.

    Sevgili kardeşim;

    İnsan, Adem dini kavramsa;
    1-dini bir kavrama mı isimler öğretildi?
    2- Dini kavrama mı secde emredildi?
    3- Dini kavrama mı, iblis onu topraktan beni ateşten yarattı diyerek isyan edebildi?
    4- Dini kavram mı, şeytana uyup, yasak ağaca yaklaştı ve sonra af diledi?

    Fazla uzatmayayım, bunları nasıl cevaplandırırsınız acaba?

    selamlar,
    aorskaya

    Comment

    • bartsimpson
      Super Moderator
      • Mar 2012
      • 692

      #32
      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
      Selamun Aleykum! Değerli Bartsimpson Kardeşim!



      İnsanlar, düşünme sistemi içerisinde bulunan imgeleri belirtecek sesleri ya da bu seslerin resimlerinden oluşan harfleri kullanarak iletişimde bulunabilirler. İletişimde bulunan taraflardan birinin sisteminde olmayan bir imge kullanılmazsa iletişim sağlıklı olarak sürdürülemez.

      İletişimde vahiy sözkonusu olduğunda aktarım, aktarım yapılacak kişinin sisteminde bulunan imgelerle olmalı. Yoksa Aktarım yapılan kişi yapılan aktarımları anlamlandıramaz.

      "Adem hangi dilde konuşuyorsa o dilde öğretilmiştir." sözünden kastım budur. İnsanlar imgeleriyle ya da imgelendirebildikleriyle düşünürler.



      Rüyalar insanların sürekli konuştukları dillerle olabilir diye düşünüyorum.

      Sizin: "Ben de düşünce dili olduğuna inanıyorum. Ruyalar zaman mekan ve insandan ayrı mekanizmalardır. Böyle bir olgunun içinde nesnel bir dilin kullanıması düşünülemez." sözünüzden ben yukarıda açıkladıklarımı anlıyorum. Eğer farklı bir durumsa doğru anlayabilmek için bu sözünüzü açabilir misiniz?


      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.
      Düşünceler kısmen paralel ve aynı...
      bir farkla...
      rüyalar bir iletişim şekli değildir.
      bir doğmadır.
      tıpkı vahiyler gibi.
      vahiylerin "iletişim şekli" olduğunu söylemek "ileteni yani yaratıcıyı" nesnelleştirmek ve bir forma sokmak ihtiyacını doğurur.
      bu da kanımca tehlikeli bir girişimdir.
      Last edited by bartsimpson; 14. November 2012, 02:12 AM.
      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

      Comment

      • bartsimpson
        Super Moderator
        • Mar 2012
        • 692

        #33
        pramid Nickli Üyeden Alıntı
        Allah kuranı öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Ademe de isimleri öğretti ve öğretmeye devam ediyor.

        Semavi prolog da ( ilk konuşma) denen bu olay halen devam etmektedir. Ademin anlayacağı dilde. Yani hangi dil olduğu da önemli değil.

        Zira Allah zamandan münezzehtir.

        zaman ve mekan kavramları yaratılanlar için yani adem/oğulları ve tüm kainat için geçerli bir fizik kuralıdır. (her nefis ölümü tadacaktır)

        yaratılmış olduğumuz için algımızda sınırlı.

        zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah'ın bu kalıplar içerisinde değerlendirilmemesi gerekir.

        dolayısı ile

        2:31 - Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.

        öğretme eylemi Allah'a göre olup bitmiş, bize göre ise kıyamete (belki de daha ötesine kadar) devam edecektir.
        "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

        Comment

        • bartsimpson
          Super Moderator
          • Mar 2012
          • 692

          #34
          aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
          Aleykümselam,

          Mustafabey kardeşim, önce hoşgeldin diyerek, inşallah görüşlerinden faydalanma imkanı bulmayı diliyorum.

          Sevgili kardeşim;

          İnsan, Adem dini kavramsa;
          1-dini bir kavrama mı isimler öğretildi?
          2- Dini kavrama mı secde emredildi?
          3- Dini kavrama mı, iblis onu topraktan beni ateşten yarattı diyerek isyan edebildi?
          4- Dini kavram mı, şeytana uyup, yasak ağaca yaklaştı ve sonra af diledi?

          Fazla uzatmayayım, bunları nasıl cevaplandırırsınız acaba?

          selamlar,
          aorskaya
          Selamlar,

          İnsan ya da Adem dini bir kavram mı değil mi araştırmasını yaparken dikkatimi çeken bir şey oldu.

          Kuran'da Adem ve İnsan'dan bahsedilen ayetlerde farklılıklar var.

          Adem'den bahsedilen ayetlerde ruh kavramı yok.

          İnsan'dan bahsedilen ayetlerde ruh kavramı var.

          ADEM'DEN BAHSEDİLEN AYETLER

          Bakara (31) Allah adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

          Bakara (33) Allah şöyle dedi: "Ey adem! Onlara bunların isimlerini söyle." adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

          Bakara (35) Dedik ki: "Ey adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

          Bakara (37) Derken, adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

          Al-i İmran (34) Şüphesiz, Allah, adem'i, Nûh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

          (Burada kesin ayrımlar ile alemlere üstün kılınmış bir durum söz konusu, bu durum insan ve onun soyu için geçerli değil, farklı bir ırk ya da yaşam formu mu acaba?)

          Al-i İmran (59) Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.

          (Aynıdır demiyor gibidir diyor ve ayrıldığı noktayı da söylüyor)


          Maide (27) (Ey Muhammed!) Onlara, adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

          Araf (172) Hani Rabbin (ezelde) ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

          (Allah neden Hicr (29)'da ruhundan üflediği yaratılışı kesin tanımlı bir insan'dan bahsederken burada ademoğullarının sulplerinden diye bir ayrıma gidiyor, yada ruh insana yaratılış anında Allah tarafından veriliyorsa, ademoğulları ve sulpleri ezelde nasıl yaratılmış olabiliyor??? insana verilip onlara verilmeyen nedir???)

          Araf (31) Ey ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.

          (neden insanlar değilde belirgin bir ayraç ile "ademoğulları"???)

          Meryem (58) İşte bunlar, adem'in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

          (İsimleri zikredilenler de nebi değil mi? "İşte bunlar" deyip te isimleri zikredilenlerin soyundan gelenler ve nimet verilenler kim ki ayrıcalıklı olarak belirtiliyor. Burada Adem ve rasullerden daha üstü bir durum söz konusu gibi...)

          Ta Ha (115) Andolsun, bundan önce biz adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

          Ta Ha (117) Biz de şöyle dedik: "Ey adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

          Ta Ha (120) Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

          Ta Ha (121) Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.


          (Araf (172)'de Ademoğulları ve sulpleri ezelde Allah'ın rableri olduğuna şahitlik ediyor ama Adem cennette rabbine isyan ediyor)

          Yasin (61) "Ey ademoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

          (neden "Ey insanlar" değil???)

          Nuh (17) ‘Allah, sizi (babanız adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

          (Adem'i bitki bitirir gibi yerden bitirdi, İnsanı kuru bir çamurdan şekillendirilmiş balçıktan yarattı düzenledi ve ilaveten ruhunda üfledi)

          İNSAN'DAN ve RUH'TAN BAHSEDİLEN AYETLER (İSA PEYGAMBER'DE DAHİL)

          Nisa (171) Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur.

          Rad (40) Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

          Hicr (29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

          İsra (85) Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."

          Sad (72) "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."

          Zümer (42) Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır.

          Tahrim (12) Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem'i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.

          Naziat (1) Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

          Naziat (2) Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

          Tekvir (7) ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.
          "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

          Comment

          • ates demir

            #35
            Öğrenme ve uyku arasındaki bağlantıya bir bakın dilerseniz.
            Sevgilerle

            Comment

            • mustafabey
              Katılımcı Üye
              • Aug 2012
              • 92

              #36
              Selamlar;
              Arkadaşlar dini kavramların, kelimelerin doğru anlaşılması farklı açılardan incelenmesi ile zihnimiz aydınlatacaktır, görüş açımız genişleyecektir.
              Konuyla alakalı olarak önemli olduğunu düşündüğüm dini kavramlar;

              Adem,
              Ademin eşi
              Ademoğlu,
              İnsan,
              Beşer
              İnsler ve cinler,
              Güruh
              Faniler ve ölümlüler,


              Diğer önemli kavramlar;
              Beden
              Can
              Ruh
              Kelime
              Akıl



              Açıkcası benim anladığım, bu konulardaki kargaşanın nedeni ;
              1-günlük konuşma dili (birbirimizle anlaştığımız kelimeler) yani dünya dili
              2- dini terimler veya kavramların (bir bakıma ahiret dili) birbirine karıştırılmasıdır.
              (acı suyla tatlı suyu birbirine karıştırmamak gerekir veya dünya işleri(kişisel menfeatlar) ahiret işlerinin birbirine karıştırılmaması lazım)



              Aorskaya kardeşim bana yöneltiğin sorulara gelince; sorularının cevabı ADEM kavramını anlamamıza bağlı, ADEMi anlayabilirsek sorun bir parça çözülür.

              Din akıl sahiplerine indirilmiştir, kelime sahiplerine değil.
              Yukarıdaki yazımda bahsettiğim gibi akıl gözüyle görmek lazım, cisimler ışığın çoğunu emiyor, az bir kısmını yansıtıyor, gözümüz yansıtılan kısımı algılıyor, oda az bir bilgi veriyor, yetersiz. Fazla bilgi edinmek için yansıtılmayan kısmı araştırmak gerekli, o işide akıl yapıyor.

              Yani kelimelerde aynı , ışığın çoğunu emiyor, karanlık belli belirsiz bir görüntü veriyor yetersiz,

              Kelimelerin özü ise aydınlık ama biz o kısmı direk göremiyoruz maalesef; onu akıl görüyor, benim anladığım bizler akıl sahibi değiliz, bizler ise kelimelerin peşinden giden, zan ile hareket eden akılsızlar, duyduklarımızdan okuduklarımızdan çalarak aklı bütün etmeye çalışanlarız, akıl sahibi olanlar ise Allahın akıl verdiği kullar yani peygamberler, kitabı verilenlerdir. Allahın huzuruna da kul hakkıyla gidilmez, işimiz zor!


              Bartsimson kardeşim ruh ile ilgili olarak önemli bir noktaya değinmişsin, acaba bizim ruhumuz var mı? Açıkcası bizim akıl sahibi olmadığımız gibi, bize özel bir ruhun olmadığını zannediyorum, bizde can var oda bedenimizdeki sinir sistemi, eğerki bizdede Allahın üflediği ruh olsa, bizde din hakkında herşeyi kelimelerin peşinden gitmeden bilirdik, biliyormuyuz? Bilemiyoruz, demekki yok! Şu kelimeler olmasa biz bir şey bilmezdik, bilen kelimeler taşıyıcılar (anlam), açıkcası biz hangi sınıfa, aleme giriyoruz derseniz, ademin, insanın altındaki alemlerdeyiz, dinen insan değiliz, çünkü bize üflenen ruh yok!

              Ama günlük konuşma dilinde hepimiz insanız o ayrı mesele. Dini kavramları acı suyla tatlı suyu karıştırma örneğindeki gibi anlamaya çalışmakla az(yetersiz) bilgi elde ederiz kanaatindeyim.

              Saygılar …..

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #37
                mustafabey Nickli Üyeden Alıntı
                Açıkcası bizim akıl sahibi olmadığımız gibi, bize özel bir ruhun olmadığını zannediyorum,
                Önemli bir ayrıntı olduğu için öncelikli olarak bu bölüme cevap yazıyorum. Sonrasına inşaallah sıra gelir.

                Kuran-Din-Allah akıl sahiplerini muhatap alır, eğer akıl sahibi olmadığımızdan bahsediyorsanız muhatap da değiliz. Yaşa hayatını gitsin boşver bunları, takma kafana... ama yapamazsın

                Ruh konusuna gelince...

                Hicr (29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

                Ben insan içerisinde bulunan ve akıl erdiremediğimiz için ruh diye tabir edilen yapının esma terkiplerinden oluştuğunu düşünüyorum. Buna da delilim Bizzat Allahın "içine Ruhumdan üfledim" demesidir. Dikkatle bakınız Kuranın bazı yerlerinde belirtilen "biz" şeklindeki çoğul ifadeler, söz konusu insan yaratılışı olduğunda "ben" öznesine dönüşmektedir. Ayrıca melekler Allaha itaat ve secde için yaratılmış varlıklar yada olgular olduğuna göre insan da bu itaatten ve saygıdan nasibini alıyor. Neden? Bizzat Allahtan bir parça taşıyor...

                “Allah’a kavuşmak için iki rekat namaz da yeter. Ancak, böyle bir namaz için abdesti, insanın kendi kanı ile almış olması gerekir.”

                Hallac-ı Mansur'un "Ene'l Hak- Enel Hak" diye sokaklarda bağırması boşuna değildi. Katledildi o ayrı...
                Last edited by bartsimpson; 15. November 2012, 04:12 AM.
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • mustafabey
                  Katılımcı Üye
                  • Aug 2012
                  • 92

                  #38
                  Hepimiz yaşantımıza menfaatlerimizi savunduğumuz akıl yönünden hepimiz akıllı varlıklarız bundan şüphemiz yok, bu ayrı.

                  Dini bir kavram olarak” akıl sahibi olmak” açısından bakarsak durum değişiyor kanaatimce. Bizde aklın emarelerinin olması, akla ulaşacak yolların olması, kelimeleri akıl zannetmemiz ayrı, akıl sahibi olmak farklı manadadır. Gerçekten biz akıl sahibi olsaydık çözülmeyen hiçbir problem kalmazdı emin ol. Yazımda belirttiğim gibi günlük konuşma diliyle dini kavramları karıştırmamak lazım, maalesef karıştırıyoruz, buna bir çözüm bulmak lazım da nasıl? Bende çok karıştırıyorum, anlamak zor.

                  Hicr (29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir beşer yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

                  Ayetini incelersek konuya yönelik olarak, her birimiz ayette bahsedilen şekilde mi yaratıldık yoksa bir anne babadan mı halk olduk ona bakmak lazım. Biz bir halkayız, bedenlerim çoğalması ayrı, yukarıdaki ayette bahsedilen yaratılış ayrı gibi geldi bana. Beşerin yaratılışında bir ruh üflenmesi var o açıkca belirtilmiş zaten.

                  saygılar...

                  Comment

                  • aorskaya
                    Uzman Üye
                    • Aug 2009
                    • 932

                    #39
                    mustafabey Nickli Üyeden Alıntı
                    Hepimiz yaşantımıza menfaatlerimizi savunduğumuz akıl yönünden hepimiz akıllı varlıklarız bundan şüphemiz yok, bu ayrı.

                    Dini bir kavram olarak” akıl sahibi olmak” açısından bakarsak durum değişiyor kanaatimce. Bizde aklın emarelerinin olması, akla ulaşacak yolların olması, kelimeleri akıl zannetmemiz ayrı, akıl sahibi olmak farklı manadadır. Gerçekten biz akıl sahibi olsaydık çözülmeyen hiçbir problem kalmazdı emin ol. Yazımda belirttiğim gibi günlük konuşma diliyle dini kavramları karıştırmamak lazım, maalesef karıştırıyoruz, buna bir çözüm bulmak lazım da nasıl? Bende çok karıştırıyorum, anlamak zor.

                    Hicr (29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir beşer yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

                    Ayetini incelersek konuya yönelik olarak, her birimiz ayette bahsedilen şekilde mi yaratıldık yoksa bir anne babadan mı halk olduk ona bakmak lazım. Biz bir halkayız, bedenlerim çoğalması ayrı, yukarıdaki ayette bahsedilen yaratılış ayrı gibi geldi bana. Beşerin yaratılışında bir ruh üflenmesi var o açıkca belirtilmiş zaten.

                    saygılar...
                    Bart kardeşimiz, akıl konusunu açıkladığı için tekrar detaylara girmeye gerek yoksa da hala akıl konusunda, akıl sahibi olmakla, dini bakımdan akıl sahibi olma konusunda durum kavranamamış görünüyor.

                    Dini bakımdan akıl sahibi olmak, aklı üretene organın/yapının, her ürettiği olmamaktadır. Dinen akıl sahibi olmak demek; "aklı kullanmak" demektir. Aklın kullanıldığının göstergesi olarakta, iman edebilmiş, mümin olabilmiş durumda olmaktır. Rabbimiz, akıllılığı mümin olabilmek olarak kabul ediyor.

                    Yaratılış ve doğumla oluşan insandaki ruh konusundaki anlamalarınız içinde, insanın "alak"tan sonra geçirdiği aşamaları ve hangi durumda canlı haline geldiği konularını incelemenizi öneririm.

                    selamlar,
                    aorskaya
                    Last edited by aorskaya; 15. November 2012, 10:33 AM.

                    Comment

                    • bartsimpson
                      Super Moderator
                      • Mar 2012
                      • 692

                      #40
                      ates demir Nickli Üyeden Alıntı
                      Öğrenme ve uyku arasındaki bağlantıya bir bakın dilerseniz.
                      Sevgilerle
                      Bu yazıyı mesajları çok geç vakitte yazdığım için mi yazdın sevgili ateş
                      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                      Comment

                      • mustafabey
                        Katılımcı Üye
                        • Aug 2012
                        • 92

                        #41
                        Kuranda “ulûl elbab” diye geçen ifade akıl sahibi, sırların sahibi olarak çevrilmiş tam olarak derinlemesine anlamları nelerdir? Arapça bilenler bir yorum getirirse dinen “akıl sahibi olmak” nedir, daha iyi anlarız diye düşünüyorum.


                        Aşağıdaki ayetleri okuyunca “akıl sahibi olmak”, “ilim sahibi olmak”, “alim olmak” her babayiğidin harcı değil. Öyle biz kendi kafamıza göre akıl sahibiyiz demekle akıl sahibi olunmadığı ZUMER 18 de açıklanmış;

                        ZUMER 18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun güzel olanına olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (akıl sahipleri).

                        Şimdi herkes kendine bir sorsun acaba bizi Allah hidayete erdirdi de, biz ulûl'elbab (akıl sahibi) olduğumuzu zannediyor, hidayete erdiğimizi kabul ediyoruz.

                        Günlük konuşma diliyle, dini terimleri birbirine karıştırıyoruz, buna her zaman dikkat etmek lazım gelir. Gözümüz kör aslında, gören akıldır. Aklı işletmek, elde etmek için çabalamalıyız, ancak elimizden bu gelir. Ama bu çabalamamız akıl sahibi olduğumuzu göstermez, Akıl sahipleri kitabı okuyan RESUL’lerdir.

                        TALAK 10: Allah onlar için çok şiddetli azap hazırladı. Ey iman eden ulûl'elbab! Öyleyse Allah'a karşı takva sahibi olun. Allah size zikri indirmiştir.

                        TALAK 11: Resûl, iman edenleri ve salih amel işleyenleri, karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah'ın âyetlerini açıklayarak okur. Ve kim, Allah'a îmân ederse ve salih amel işlerse onu, içinde ebediyyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere dahil eder. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir.


                        Allahın ayetlerini (indirilen ve yaratılan ayetler) anlamak, keşfetmek için alim olmak bilgili olmak gerekir, açıkcası anlatılanlara objektif bakmalıyız. Kendi kafamızdan kendimize sıfatlar vermezsek, kendimizi yüceltmezsek(müminiz, akıl sahibiyiz, hidayete ermiş gibi kendimizi görmezsek) ayetleri daha iyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Kelimelere karşı gözümüz kör, körlüğü aşmak için daha derin düşünmeliyiz.


                        HİCR 29: Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir beşer yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin" demişti.

                        Bizim durumumuz yukarıdaki ayette açıklanan gibi olsaydı, yani Allahın bize üfürdüğü bir RUH olsaydı her şeyi anlar, akıl sahibi olur, alim olurduk. Herşeyde önümüzde eğilirdi. Burda anlatmak istediğim bizim ruhumuz yok, yukarıdaki ayet beşerin yaratılışından bahsediyor, her gördüğümüze kendimize yamamak yanlışa götürür bizi. Burada kişiselleştirme yapmamak gerekli, genel ifade olarak beşerin yaratılışında bir ruh var, bizdeki can.

                        Ankabut 43: Bu örnekleri insanlar için veriyoruz. Ancak alimlerden başkaları bunlara akıl erdiremezler.
                        Furkan 44: Yoksa sen onların çoğunun duyduklarını veya akıl ettiklerini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler belki yolca daha sapıktırlar.
                        Mülk 10: Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş(duymuş) veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.”

                        AL-İ İMRAN-190: Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde, ulûl elbab(akıl sahipleri, sırların sahipleri) için elbette âyetler vardır.


                        AL-İ İMRAN-191: Onlar (ulûl elbab,), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Noksan sıfatlardan arısın sen, artık bizi ateşin azabından koru.


                        AL-İ İMRAN-7: Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir. Fakat kalplerinde eğrilik bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri (ilimde derinleşenler) ise: "Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır" derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (akıl ve sırların sahipleri) düşünüp anlar.


                        SAD 29: Kitabı sana indirdik, âyetleri ile tedbir alsınlar ve ulûl'elbab(akıl sahipleri) tezekkür etsin(anlasın, düşünsün) diye


                        RAD 19: Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak ulul'elbab ( akıl sahipleri) anlar.


                        MÜMİNn 53-54 : Ve andolsun ki Musa'ya hidayet verdik ve Benî İsrail'i, kitaba varis kıldık. Ulûl'elbab için hidayet ve zikir olarak

                        İBRAHİM 52: Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve ulûl'elbabın (akıl sahipleri) tezekkür etmesi için insanlara bir bildiridir.

                        YUSUF 111: Andolsun ki; onların kıssalarında ulûl' elbab için (akıl veya sır sahipleri için) bir ibret vardır. Uydurulan bir söz değildir ve lâkin onların ellerindekini tasdik eder ve herşeyi ayrı ayrı açıklar. Mü'min kavim için bir hidayet ve rahmettir.

                        Ölümlü ve fani olarak bizim yapacağımız aklı elde etmek, bütünlemek, Allahın yarattığı ve indirdiği ayetleri araştırmak, incelemek, idrak etmek, düşünmek, bilgilenmek Allahın yaratılışta insana, ademe verdiği bu rızıkları ortaya çıkarmaya gayret etmemiz(cihat) gerektiği ve bu sayede Allahın yücelik sıfatlarını(esmasını) anlamaya çalışarak insan vasıflarını ortaya çıkarmak, yaşama geçirmek olarak görüyorum.

                        Saygılar.

                        Comment

                        • merdem
                          Uzman Üye
                          • Nov 2012
                          • 1364

                          #42
                          Degerli Mustafabey Kardesim,

                          bu satirlarini kopyaladim:

                          Allahın yarattığı bu ayetleri okumaya bir tanım yaparsak; doğayı incelemek, maddenin kimyasını araştırmak, evreni keşfetmeye çalışmak, yaratılan kanunları, mikroskopik canlıları, DNA’yı, atomu, molekülleri, elektronları, insanın duygularını, hayvan içgüdülerini, marsı, ayı, denizi, atmosferi ….. kısacası pozitif bilim olarak nitelenen her türlü ilimle uğraşmak, öğrenmek, bu konuda deneyler yapmak, içinde bulunduğumuz dünyayı, maddi alemi keşfetmek Allahın yarattığı ayetlerini okumaya çalışmaktır. Edison veya başkaları Allahın ayetlerini okuyup, lambayı icat etmeselerdi, biz geceleri karanlıkta kalırdık. İşin bu tekniki gelişme boyutu olsada Allahın yarattığı ayetlerle meşgul olmak, bu ayetleri okumak en büyük ibadetlerdendir.

                          İşte Allahın yarattığı ayetleri okuyanlar, bilgilerini artırıyorlar, gözle gördüğümüz icatları yapıyorlar, Allahın yaratma sıfatlarını görüyorlar. Burada insana herşeyi öğreten, alınan bilginin kaynağı Allahtır, bu bilgiler yaratılan ayetler araştırarak elde ediliyor, yine Allahın insana ikram ettiği akılla, Allah ayetlerini okuyanları mükafatlandırır.



                          Gercekten en önemli buluslar hep müslüman olarak tanimlamadigimiz kisiler tarafindan ortaya koyuluyor. Ve bu konuda cok haklisiniz, o kisiler Allah'in Ayetlerini okumasini geregince kavramislar. Biz müslümanlar sadece Kur'an'daki Ayetleri okumakla ibadet ettigimizi saniyoruz. Ve takilip kaliyoruz. Kac rekat namaz, kac gün oruc, örtümü carsafmi derken iblis oturuveriyor yolun üstüne. Gayrimüslimin orta caglardaki bakirelik kemerleriyle ugrasmalarindan daha da öteye gittik. Pecenin arkasindan kadini sagini solunu göremez oldugu gibi bizde dünyamizi göremez olduk.

                          Millet aya marsa gidiyor, dünyanin en zenginiyim diyen suudiler kiclarini yerlerinden kaldirmaktan acizler. Hangi Islam devletinin uzayda parmagi var? Var mi yokmu altindan mescidler, gökdelen oteller diksinler. Uzay caginda orta cagi yasiyoruz. Kominist ülkeler sinirlarini acti dünyaya, bir Iran'in bir Suud'un iclerinde neler dönüyor bilen yok. Dünyaya kapatmislar kapilarini. Para getiren hacilar haricinde kimseyi sokturmuyorlar Allah'in her kuluna serbest kildigi Ka'be alanina.

                          Gavur deyip geciyoruz, o gavur dediklerimizin cogunlugu tabiati bizden cok seviyor, saygi duyuyorlar ve koruyorlar. Su yoksullugu ceken devletlere su yardimlari, aclik cekenlere yiyecek yardimlari, kimsesiz cocuklara sahip cikan kurumlar, hayvanlari koruma dernekleri... ne gelirse aklimiza.

                          Günde 5 vakit namaz gibi kiliselerde gecirmiyorlar zamanlarini, ibadetlerini baska yoldan yapiyorlar.

                          Bu yüzdendir Rabbimiz onlara daha bol imkanlar sagliyor. Lütfen itiraz eden olmasin, müslüman dünyada sikinti cekmelidir ki, ahirette bolluk ile karsilassin diye yada gayrimüslime herseyi bol bol veriyor, sonradan agizlarindan burunlarindan getirmek icin. Rabbimiz verdigi nimetleri üzerimizde görmek ister, asiri gitmemek sartiyla tüm iyi ve güzel olan helal kilinmistir.

                          Bilmem duymusmusunuzdur, krimi filimlerinde, romanlarinda devamli su sözler kullanilir; Katili, hirsizi yakalamak istiyorsak ayni katilin ve hirsizin düsündügü gibi düsünmemiz lazimdir derler. Yani katilin ve hirsizin bir adim önünde olmalari lazim gelir.

                          Müslüman olarak büyük bilim adamlarini iyice incelememiz gerekir, ne düsündüklerini, hangi yollarda calistiklarini, en önemlisi yasadiklari hayat sartlarini ögrenmemiz gerekir.

                          Cok güzel vurgulamissin; Bizler kelimelerin arkasindan kosuyoruz, kelimelerle bilgilenecegimizi zannediyoruz. Okul zamanlarini coktan asdik, kelimeleri birakip pratike yönelmeliyiz.

                          Bilmem anlatabiliyormuyum ne demek istedigimi?

                          Selam ve dua ile.

                          Comment

                          Working...