Peygamberin soyu değil, yolu kıymetlidir

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • alifurkani
    Yeni Üye
    • Apr 2011
    • 17

    #16
    Kim Allah'a ve Resûlüne isyân eder ve hududullahi asarsa Allah onu, temelli kalacagi Cehenneme sokar.) [Nisâ 14] (Allah ve Resûlüne karsi gelen, bilsin ki Allah'in azâbi çetindir.) [Enfal 13]
    Last edited by alifurkani; 5. February 2016, 08:52 PM.

    Comment

    • galipyetkin
      Uzman Üye
      • Sep 2011
      • 1389

      #17
      alifurkani Nickli Üyeden Alıntı
      hakkı yılmaz veya siz kimsiniz ki insanlar sizleri okumak zorunda olsun...
      Madem okumak zorunda hissetmiyorsun, Bre çocuk bu sitede işin ne...? Ha.... !
      Hadi ...... ...!

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin
      Last edited by galipyetkin; 5. February 2016, 04:48 AM.

      Comment

      • alifurkani
        Yeni Üye
        • Apr 2011
        • 17

        #18
        Resûl, size ne verdiyse onu alin, size neyi yasakladiysa ondan sakinin!) [Hasr 7] De ki "Eger Allah'i seviyorsaniz bana uyun ki Allah da sizi sevsin!") [A.İmrân 31]

        [Bu âyet-i kerîme inince, münâfiklar, , "Muhammed kendine tapilmasini istiyor" dediler. Bunun üzerine asagidaki âyet-i kerîme indi...(De ki, "Allah'a ve Peygambere itâ'at edin! Eger [Peygambere uymayip] yüz çevirirlerse, Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [A.İmrân 32]
        Last edited by alifurkani; 5. February 2016, 08:50 PM.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #19
          Peygamber'imiz hakkında denir ki "Kur'an'ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yürüyen Kur'an'dır"

          Yani Kur'an ile Peygamberimiz özdeşleştirilmişlerdir.

          Şu halde Peygamber ölü olduğundan, bizlerin yaşamı da Peygamberin yaşam zamanı ile örtüşmediğinden Muhammed-33. ayetindeki "peygambere uyun" ifadesi ile hacc-27 ayetindeki "sana gelsinler" ifadesi bizler yönünden "kitaba/içeriği olan Kur'an'a uyun; gidin" diye anlaşılmak gerekir.

          Ve Hacc-27'deki ifade ve bunu anlayış haccın nasıl yapılması gerektiğini gayet güzel anlatır.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 17. April 2017, 03:22 PM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #20
            Daha fazla uygunsuz hitaplardan kaçınmak için konuyu bir tek ayet ve meali ile tarafımız yönünden sonlandıralım.

            Bakara-124:"Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 5. February 2016, 02:30 PM.

            Comment

            • khaos
              Uzman Üye
              • Apr 2012
              • 346

              #21
              Peygamberin soyunu kutsallaştırırsanız;

              Şii mezhebindeki gibi peygamberin soyundan gelenleri de peygamberin önüne koyarsınız, damadını da. Hatta Kur'an ın üçte biri Muhammed e, Üçte biri Ali ve soyuna, Üçte biri de insanlara inmiştir dersiniz. Bununla da kalmaz dünya çağ atlarken oturup miskin miskin mehdi yi beklersiniz sizi aydınlığa kavuşturması için.

              HUCURAT /13
              Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
              (FOR RAVEN)

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #22
                khaos Nickli Üyeden Alıntı
                HUCURAT /13 Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
                Nokta.
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #23
                  Hayır!

                  Nokta. deyip de bitiremezsiniz.

                  Çünkü: "Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık" ifadesinin altındaki felsefeyi irdelemeniz gerekir. (İsterseniz yeni bir konuya taşıyın. Mühim)

                  Bazılarının düşündüğü gibi sizler de insanın erkeği ve dişisi arasındaki münasebetlerle hudutlu bir münasebeti değil de kainatın bütünlüğü içerisindeki erkek ve dişinin birbirleriyle ilişkisi yönünden irdeleyin..

                  Bakın. Çevrenizden bir-iki misal.

                  Bir kapının görevini yerine getirebilmesi için bir menteşe gereklidir. Bu menteşe iki unsurdan meydana gelmiştir. Birinin bir parçasının diğerinin bir parçasının içine geçtiği iki unsur. Bu parçalardan biri erkek diğeri dişidir.

                  Babanız olmadan anneniz olmaz

                  Bir insan veya diğer bir canlının (mikrop değil) çocuğunun dünyaya gelmesi için aynı türden bir erkek ve bir dişiye gerek vardır.

                  Bir sağlam duvar örecekseniz kum ve çimentodan oluşmuş harç, harç ve tuğla veya taş vs. lazımdır.

                  Bir şeye ihtiyacınız varsa kompetanına gerek vardır.

                  Somunu yani dişisi olmayan bir vida ne kadar görev yapar.

                  Biraz daha öteye gidin: Motoru olmayan şaheser bir şasi neye yarar?

                  Evlilik.
                  (a:Karı-koca; b:İşçi-işveren)

                  Kürek ve ıskarmoz.

                  Keser, çekiç, balta ve sapı;

                  Çamaşır makinesi ve çamaşır.

                  Ayak ve ayakkabı..... Vs.

                  Hayatımız ve maddiyat dışında da (meselâ özveri ve mutluluk gibi) düşünün.


                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 28. March 2016, 02:11 PM.

                  Comment

                  • khaos
                    Uzman Üye
                    • Apr 2012
                    • 346

                    #24
                    Galip Abi nin postunu okurken aklıma ''yin yang'' geldi. Birbirine karşıt olan ama eşit, kusursuz bir uyum ve denge oluşturan evrensel güçlerin simgesi.

                    Evet Galip Abi bence de bu konuda yeni bir başlık açabiliriz. Hatta çok derin bir konu olduğunu düşünüyorum. Felsefe ye bodoslama bir giriş olacaktır. Ama Hucurat 13 ten (konu ile alakalı söylüyorum) Soyun sopun Allah indinde takva ya ulaşmak için bir ölçü olmadığını da çıkaramazmıyız.
                    (FOR RAVEN)

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #25
                      Saygın Dostum.

                      Verdiğim misalleri çok iyi anlamışsın; birbirlerine karşıt olmasa bile hemen hemen öyle. Çünkü birbirlerini tamamlayıcı. Olumlu bakmak gerekiyor. Anlaşıldığımdan dolayı mutluyum.

                      Verdiğim ayet mealinde "seni peygamber SEÇMEM soyuna niye etki etsin ki; onların arasından tasvip etmediğim eylemler içerisinde olacaklar çıkacak" diyor. Yani İster Peygamber ki can damarlarını kopartırım, ister bilmem ne ol, tasvip etmediğim tutum sahipleri Peygamberimizin amcası gibi cehennemlik hareketler içerisinde olabileceğinden onay alamaz, Ben SEÇERİM" demektedir. Seçim yani "hizmet mevkiine" getirilme kişiye özeldir. Ama "beyinler" iltimas mevkii zannetmekteler; tipik bir kapitalist, "benci" bakış açısı. Bu bakış açısıyla yamanma ve böbürlenip tepeden bakma!... Ve de ne kadar saçma bir düşünce ve bu düşünceye bağlı bir hareket tarzı değil mi?

                      "Allah indi" diye bir şey yok.
                      Kişilerin yaşam için konulmuş kurallara aykırı hareketleri var ise gereği var.
                      Aksi, yani ölçü dışına Allah çıkarsa torpil yapmış olur.
                      Bu nedenle ölçü, yani Kur'an dışına çıkılamaz.

                      Rahat ol. Yanlışın olsa bile düzeltirsin. Allah Tövbe olgusunu bize boşuna anlatmıyor, yeter ki telafi edilemeyecek zarar doğmasın.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.
                      Last edited by galipyetkin; 14. February 2016, 12:54 PM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #26
                        Bir açıklama daha yapmam gerekiyor.

                        "Allah İndi", "Allah Katı" gibi ifadeler,
                        sanki Allah
                        Zeus'un Olimpus Dağındaki ikametgahı gibi bir yerde imiş de
                        orada da kurallar değişikmiş, değerlendirmeler orada değişik bir şekilde yapılacakmış gibi
                        bir izlenim vermekte.

                        Bu ve benzeri ifadeler,
                        bu dünyada da öteki dünyada da aynı kuralları ifade etmekte olup,
                        Allah'ın İncil'i, Zebur'u, Tevrat'ı, Kur'an'ı, Kainatın işleyişi yani adet ve sünneti ile değişmemiş, değişmeyen ve değişmeyecek kurallarıdır.

                        Meselâ Tevbe-36:"Şüphesiz ALLAH KATINDA ......." diye söylenen,
                        Hucurât-13'deki "Allah katında....." diye geçen ve de benzer ifadeler
                        Allah'ın kuralına göre, Allah'ın koyduğu yasasına göre, Allah'ın düzenine göre" demektir.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 14. February 2016, 07:02 PM.

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #27
                          Bu konuda bir soru....

                          27/HACC- :"Ve insanların arasında haccı ilân et ki, yaya olarak ve develer üzerinde uzak dağ yollarının hepsinden SANA gelsinler".

                          "dağ yolları" ifadesinden bir değişik anlam çıkartabiliyor musunuz?

                          Mesela Nuh Peygamber'in oğlu babasını tufan esnasında
                          bırakıp da yüksek bir dağa tutunmaya çalışmıştı da.....

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.
                          Last edited by bartsimpson; 18. February 2016, 12:43 AM.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #28
                            Bir de,
                            Musa Peygamber dağa çıkmıştı da "bazı tabletlerle" halkın karşısına gelmişti hani.
                            Acaba halkın bulunduğu seviyede yazma melekesini mi kaybediyordu da o sebepten mi yükseklere çıkmıştı?

                            Eğer kafasını toplamak için desek; dağlara tırmanmaya ne gerek var?
                            Getirdikleri kendi kafası, kendi düşüncesi ürünü de değildi ki......

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 18. February 2016, 10:31 AM.

                            Comment

                            • bartsimpson
                              Super Moderator
                              • Mar 2012
                              • 692

                              #29
                              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                              Bu konuda bir soru....

                              27/HACC- :"Ve insanların arasında haccı ilân et ki, yaya olarak ve develer üzerinde uzak dağ yollarının hepsinden SANA gelsinler".

                              "dağ yolları" ifadesinden bir değişik anlam çıkartabiliyor musunuz?

                              Mesela Nuh Peygamber'in oğlu babasını tufan esnasında
                              bırakıp da yüksek bir dağa tutunmaya çalışmıştı da.....

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin.
                              26- Hani İbrahim'e Beytullah'ın yerini gösterdik ve kendisine şöyle dedik; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve bu evimi tavaf edenler, ayakta dikilenler, rükua ve secdeye varanlar için temiz tut. "

                              27- İnsanlara haccı ilân et. Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşarak yorgun develer üzerinde sana gelsinler.

                              28- Gelsinler de çeşitli yararlarını gözleri ile görsünler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belirli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Bu hayvanların etinden hem kendiniz yiyiniz, hem de sıkıntı içinde bulunan yoksullara yediriniz.

                              29- Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi evi tavaf etsinler.


                              Şu halde bu ev ilk andan itibaren tevhid için kurulmuştur. Yüce Allah yerini İbrahim'e göstermiş, mülkiyetini üzerine almış ve bu temele dayalı olarak kurmasını emretmiştir.

                              "Bana hiçbir şeyi ortak koşma."

                              Çünkü burası Allah'ın evidir, başkasının değil... Ayrıca hacılar ve orada namaz kılanlar için temizlenmesini emretmiştir:

                              "Tavaf edenler, ayakta dikilenler, ve secdeye varanlar için temiz tut."

                              Bu ev onlar için kurulmuştur çünkü. Allah'a ortak koşanlar, O'ndan başkasına kulluk ederek yönelenler için değil.

                              Sonra kendisine gösterilen temel üzerine evin kuruluşunu tamamladıktan sonra yüce Allah evin kurucusu İbrahim'e, insanları hacca, Allah'ın dokunulmaz evini ziyaret etmeye çağırmasını emrediyor. İnsanların O'nun bu çağrısına olumlu karşılık vereceklerini, her taraftan eve akın edeceklerini, kimisinin yaya kimisinin de binek sırtında uzak yoldan çağrısına koşacağını vadetmişti.

                              "İnsanlara haccı ilan et. Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşacak yorgun develer üzerinde sana gelsinler."

                              Kuşkusuz yüce Allah'ın vaadi İbrahim'in yaşadığı günlerde gerçekleşmişti. Bugün de yarın da böyle olacaktır. İnsanlar gruplar halinde bu dokunulmaz eve yönelecekler, onun çevresinde dönmeye koşacaklar. Zengin olan, binek bulabilen, ona, binerek gelir. Değişik araçlara binip oraya koşarlar. Fakirler, yoksullar da, ayaklarıyla gelirler. Binlerce yıldan beri İbrahim'in insanlara duyurduğu Allah'ın davetine koşmak üzere binlerce insan uzak yerlerden akın ederler buralara.

                              Bu noktada surenin akışı hac esnasında uygulanan bazı işaretlere ve bu işaretlerle gözetlenen hedefe değiniyor.

                              "Gelsinler de çeşitli yararlarını gözleri ile görsünler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belirli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Bu hayvanların etinden hem kendiniz yiyiniz hem de sıkıntı içinde bulunan yoksullara yediriniz."

                              "Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi evi tavaf etsinler."

                              Hacıların gördüğü birçok yararlı şeyler vardır. Bir kere hac bir mevsim, bir kongredir. Hac bir ticaret ve ibadet mevsimidir. Toplanma ve tanışma kongresidir. Dünya ve ahiretin buluştuğu, aynı şekilde inanca ilişkin uzak-yakın anıların buluştuğu bir farzdır. Ticaret ve pazar esnafı hac döneminde oldukça hareketli, bol sürümlü bir mevsim yaşarlar. Çünkü bu dönemde bu dokunulmaz evin çevresine, dünyanın dört bir yanından, birçok ürün gelir. Her taraftan, her kafileden akın eden hacılar, değişik mevsimlerin yaşandığı farklı ülkelerden birçok ürünler sunarlar. Ama bu farklı mevsimlerde yetişen ürünler bir mevsimde bu kutsal evin çevresinde toplanır. Bu haliyle hac bir ticaret mevsimi, 'ürünlerin sergilendiği bir panayırdır. Her sene kurulan uluslararası bir pazardır.

                              Bir ibadet mevsimidir hac. Orada ruhlar arınır. Allah'ın dokunulmaz evinin çevresinde Allah'a yakınlığı hisseder.

                              Bunların. yanısıra hac, dünyanın dört bir yanından gelen müslümanların katıldığı bir kongredir. Ataları İbrahim'in döneminden bu yana zamanın derinliklerine kök salmış asıllarını bulurlar bu kongrede.

                              "Allah sizi gerek daha önceki kutsal kitaplarda, gerekse elinizdeki Kur'anda 'müslüman' olarak adlandırdı. (Hac Suresi, 78)

                              Orada topluca bağlandıkları ekseni bulurlar. Hep birlikte yöneldikleri, topluca buluştukları şu kıbledir eksenleri... Altında toplandıkları sancaklarını bulurlar. Tek ve değişmez inanç sancağıdır bu. Irk, renk ve ülke farklılıkları bu sancağın altında kaybolur gider. Bir zaman için farkında olmadıkları gerçek güçlerini bulurlar. Milyonların kenetlenmesinden, birleşmesinden kaynaşmasından doğan güçtür bu. Şayet bu milyonlar tek ve değişmez sancağın inanç ve tevhid sancağının altında toplanacak olurlarsa hiçbir kuvvet karşılarına dikilemez.

                              Hac, bir tanışma, danışma, hareket çizgilerini uyuşturma, güçleri birleştirme, mal, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunma kongresidir. Bu kongrede, Allah'ın gölgesi altında, onun evinin yakınında, uzak-yakın itaatlerin, eski-yeni anıların gölgesinde, en uygun yerde, en uygun atmosferde ve en uygun zamanda o günkü birlik ve beraberlik halindeki İslâm aleminin toplumsal hayatı için birtakım düzenlemeler yapılır.

                              Yüce Allah "Gelsinler de çeşitli yararlarını gözleri ile görsünler" buyuruyor. Buna göre her kuşak kendi şartları, ihtiyaçları, deneyimleri ve hayatın zorlukları doğrultusunda yarar sağlar. Bunlar yüce Allah'ın müslümanlara haccı farz kıldığı ve Hz. İbrahim'e insanları bu evi ziyaret etmeye çağırmasını emrettiği gün irade ettiği bazı hususlardır.
                              "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                              Comment

                              • galipyetkin
                                Uzman Üye
                                • Sep 2011
                                • 1389

                                #30
                                Sayın bartsimpson sorduğum soruya, soruyla alakası olmayan ve doğru olmayan yönleri tarafımdan da evvelce etraflı bir şekilde açıklanmış olmasına rağmen, doğruları iletmeyen meallere dayanarak cevap verilmiş. Meselâ hacc-26. ayette "tavaf" geçmez; kullanılmış ifade "taiffine"dir. Bu ayrı bir konu.

                                Gelelim "DAĞ" ifadesine, "dağa tutunmak" ifadesine, "dağ yoları" ifadesine, "dağa çıkmak" ifadesine.
                                Dağ "güç" mânâsında kullanılmıştır.

                                Çok kısa olarak da:

                                Musa Peygamberin dağa çıkması, bazılarının kullandığı ifade ile "Allah'ın huzuruna çıkması"(ki yanlış ifadedir.), yani Allah'tan vahiy alması. Dolayısı ile buradaki "dağ", Allah'ı, Allah gücünü ifade eder.

                                Diğer dağ anlatımları ise para gücünü/sermaye gücünü/para babalarını ifade eder.
                                Her halde Nuh Peygamber'in oğlunun (bir dal parçası değil ki) dağa tutunmasını,
                                paranın kölesi olduğunu ifade eden "dağ yollarından" ifadesinin de paranın, para babalarının yamaklığından/köleliğinden/şirkten/putperestlikten İslam'a, kolektif yaşamaya gelmeye davet olduğu herhalde anlaşılmıştır.

                                Saygılarımla.
                                Galip Yetkin.
                                Last edited by galipyetkin; 23. March 2016, 02:03 PM.

                                Comment

                                Working...