Fetih sûresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #16
    Selamun aleyküm,

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Zilkâde…
    Peki
    bu nerden çıktı?

    Elde 13 Mart 628 diye bir bilgi var,
    onu kamerîye* çevirmişler.

    Miladî.: 13 Mart 628
    Kamerî: 01 Zilkâde 6

    Elbet tamamen uydurma
    tamamen gerçek dışıdır.

    Çünkü

    çevirme işleminden anlaşıldığı üzere
    bu Zilkâde kamerî yıla ait bir aydır,
    dolayısıyla vakten sürekli oynayıp
    bir şu mevsime denk gelir bir bu mevsime.

    Oysa
    Kuran’da ŞEHR diye geçen aylar
    vakten sabittir.

    Örneğin
    Ramazân AŞIRI SICAK demek olup (Elmalılı)
    haram ayların ilkidir, yazın başında yer alır.

    OTURUŞ anlamındaki Zilkâde de haram aylardan biridir ve daima yazın içindedir;
    o ayda savaşılmayıp oturulduğu için bu adı almıştır.

    Açıklaması
    kısaca şöyle:

    Bir ramazan hilali ile bir sonraki ramazan hilalinin arası
    9:36’da ayların süresi diye geçiyor (ıddet eş-şuhûr).

    Allah katında ayların süresi oniki aydır,
    ıddet eş-şuhûri ındellah isné aşere şehr
    .

    Ama 12 ay (12 x 29.5 =) 354 gün olduğu için
    365 günlük şemsî yılın 11 günü artar.

    Artan bu 11 günler birikerek 29.5 güne ulaştığında
    artık ay ortaya çıkar ve vakti sabitler.

    Örneğin
    08 Haz 628’de başlayan** süredeki hilallerin tarihleri şöyle
    (ha:Haz, te:Tem, ağ:Ağu, ey:Eyl…):

    ------1------2----3----4-----5----6----7------8-------9----10----11---12--artık ay
    )08ha 628)07te)06ağ)04ey)04ek)02ka)02ar)01oc 629)31oc)02ma)31ma)30ni)29ma
    )26ha 629….

    Görüldüğü gibi artık ay var.

    O yüzden
    bırakın hilallerin zincirleme 11 gün erken gelip vakten oynamasını
    26 Haz 629 hilali 19 gün GEÇ gelir

    Artık ay böylece her ayın kendi mevsiminde kalmasını sağlayıp
    onları vakten sabitler.

    ____________________________________

    *Bkz. http://www.islamicfinder.org/dateCon...&date_result=1
    **Bkz http://www.timeanddate.com/calendar/?year=628&country=4
    Tarihen aktarılan tarih bilgileri aktarılmış. Hudeybiye Antlaşması ve Rıdvan biatı'nın tarihinin şu ya da bu olmasında kazanılacak ya da kaybedilecek bir durum sözkonusu değildir olsaydı Âyette tarih de belirtilmiş olurdu.
    Halil Ay

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #17
      Selamun aleyküm,

      Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
      Miladî 13 Mart 628'in
      Hicrî 01 Zilkâde 6 olduğu iddiası
      boştur, abestir.

      Yılların sayısını
      ve onların içindeki ayların (şehrlerin) adlarını bilmek istiyorsanız
      Allah'ın yapın dediğini yapacaksınız (Yûnus 5):

      Güneşi bir ışık ve kameri bir nur yapıp
      yılların sayısını bilin diye
      kamere menziller verendir O.


      O dolunay
      D çeyrekay
      ) Hilal

      Kamerin menzilleri bunlar.
      Ay’ın Dünya’dan görünüşü her gün değişmekte, “hilâl”den başlayarak 14. günde “dolunay” hâline gelen Ay, devam eden günlerde yavaş yavaş tekrar eski şekline dönmektedir. Ay’ın bu görünüm değişimi hiçbir farklılık arz etmeden süregeldiği için, çok eski çağlardan beri onu gözlemleyen insanoğlu, Ay’ın her gün değişik bir şekil alan görüntüsüne değişik isimler vermiştir. Meselâ, Araplar Ay’ın bu evrelerine şu isimleri vermişlerdir: Şertan, Butayn, Süreyya, Deberan, Hek’a, Hen’a, Zira’, Nesre, Tarf, Cebhe, Zübre, Sarfe, Avva, Simâk, Gafir, Zubânâ, İklîl, Kalb, Şevle, Neâim, Belde, Sa’düzzâbih, Sa’dübüla’, Sa’düssüud, Sa’dülahbiye Fer’uddelvil, Muahhar ve Reşa. Ayette geçen Ay’ın menzillerinden maksat, onun her gün başka görüntü veren bu konumlarıdır. Bu konumların art arda gelmesi ile Ay’ın Dünya çevresinde oluşturduğu dolanım turu, ayetin ifadesi ile “eski, kuru bir hurma dalı gibi”dir.

      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.
      Halil Ay

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #18
        hasakc

        dost1 Nickli Üyeden Alıntı
        Selamun aleyküm,

        Tarihen aktarılan tarih bilgileri aktarılmış. Hudeybiye Antlaşması ve Rıdvan biatı'nın tarihinin şu ya da bu olmasında kazanılacak ya da kaybedilecek bir durum sözkonusu değildir olsaydı Âyette tarih de belirtilmiş olurdu.
        Aman Allahim, aman Allah'im.

        Güzel kardesim,
        anlatilanlara düsülen tarihin su ya da bu olmasi bi sey kazandirmiyorsa
        masal anlatiliyor demektir.

        1 Zilkâde 6* diye bi tarih yok.

        Tipki
        Fî TARiHİ gibi,
        DEVELER TELLAL iKEN,
        BEN DEDEMiN BESiGiNİ TINGIR MINGIR SALLAR iKEN... gibi
        sanaldir bu tarih.

        Ve

        bir olaya düsülen tarih sanal ise
        olayin kendisi de sanaldir.

        Bir sey kazandirmayan ya da kaybettirmeyen vakit ifadeleri
        tarihte degil
        masallarda kullanilir.


        *

        kazanılacak ya da kaybedilecek bir durum sözkonusu değildir
        olsaydı Âyette tarih de belirtilmiş olurdu
        .

        Neden
        "Hudeybiye diye bi andlasma olsaydi
        ayette Hudeybiye geçerdi"
        demiyorsunuz?

        Bakin Mescidil Harâm andlasmasi var
        Tevbe 7'de Mecscidil Harâm geçiyor,
        Tevbe 2'de süre geçiyor: dört ay,
        Tevbe 5'te bunlarin haram aylar oldugu geçiyor.

        _____________________________

        *Çünkü
        Hz Muhammed halen hayattadir,
        HiCRî TAKViM henüz yapilmamistir.
        Hicrî takvimin esas aldigi KAMERî YIL yok,
        kamerî yilin vakten oynak "şehr"leri yok.

        Allah'in elçisi sagken Zilkâde
        tipki 2:185'teki Şehru Ramazân gibi
        vakten sabittir.

        Yillarin sayisini
        ve şehru ramazân, zilkâde gibi "şehr"leri bilmek istiyorsaniz
        Allah'in 10:5'te yapin dedigini yapip
        "iddet eş-şuhûr"lara bakacaksiniz.

        Miladî tarihi kamerî tarihe çevirmek
        gibi
        abes isler yapmayacaksiniz.
        Last edited by Hasan Akçay; 16. May 2015, 08:40 AM. Sebep: Hasan Akcay

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #19
          Hz Muhammed’in
          Miladî 622’de hicret ettigini herkes kabul ediyor
          ama hangi ay hicret ettigi belli degil.

          Yolculugun 14 Haziranda basladigini söyleyen de var
          ki akla yatan bi tarih bu

          çünkü

          14 Haziran aksami
          ramazân hilalinin arefesi oldugu için ortalik tamamen karanlikti,
          görünmeden yol almaya el verisliydi.

          Ramazân hilallerinin göründügü şu tarihler
          iddetlerin sayisini, dolayisiyla yillarin sayisini
          gösteriyor (Yûnus 5):

          1)15ha 622
          2)04te 623
          3)22ha 624
          4)11ha 625
          5)30ha 626
          6)20ha 627
          7)08ha 628
          8)27ha 629
          9)17ha 630


          Not:

          ) ramazân hilali.

          Görüldügü üzere ramazân hilalinin vakti daima yaz mevsiminin basi olup
          gökteki bütün "şehr"ler gibi şehru ramazân vakten sabittir.

          Yesiller: "artik ay"a sahip iddetler.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #20
            dost1 Nickli Üyeden Alıntı
            Hudeybiye Mekke'nin 16 km uzağındadır ve Mekke'nin batnındadır. Bunun böyle olduğunu "be-tı-nun" kök harfi ile ilgili yazılanları okursanız görebilirsiniz.
            Mekke'nin 16 km uzagi, Mekke'nin elbet "batn"idir.

            Bunu ben de belirttim iletimde
            çünkü haritalari incelemistim: http://www.namazdua.net/wp-content/u...4/05/mikat.jpg

            O, Allah'in gerçegidir.
            Onda sorun yok.

            Bakin bunlar da batn-i mekke:

            Mekke'nin göbegi (A Bulaç, Diyanet Isleri, E Yüksel, Ibni Kesir, S Ates, Y N Öztürk, Mevdudi...)
            Mekke'nin karni (H B Çantay)
            Mekke'nin ortasi (Ö Öngüt, I I A Mihr)
            Mekke'nin içi (A Ugur, Diyanet Vakfi)

            Fetihle ilgili olan yer "Mekke'nin içi"dir. Sorun bu.
            Çünkü Mekke'nin içi de Mekke'nin "batn"idir
            ve inananlar müsriklerle Mekke'nin içindeki "batn"inda bir aradalar,
            Mekke'nin 16 km uzagindaki "batn"inda degil.

            Mümin savasçilarla müsrik savasçilar Mekke'nin orta yeri anlamindaki "batn"inda karsi karsiyalar ki Allah müsriklerin ellerini muminlerden, muminlerin ellerini müsriklerden orda çekiyor (Fetih 24).

            Gerekçe Fetih 25'te:

            Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi).

            Ates etmemenin, ateskes andlasmasi yapmanin nedeni bu.

            Andlasmanin yapildigi yer ise Kuran'da açik açik belirtiliyor:
            Mescidil Harâm.

            Hudeybiye
            Kuran'dan, AKILDAN uzak bi kurgulama.
            Masal masal matitas...
            Last edited by Hasan Akçay; 16. May 2015, 09:02 AM.

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #21
              Selamu aleyküm,
              Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
              Mekke'nin 16 km uzagi, Mekke'nin elbet "batn"idir.

              Bunu ben de belirttim iletimde
              çünkü haritalari incelemistim: http://www.namazdua.net/wp-content/u...4/05/mikat.jpg

              O, Allah'in gerçegidir.
              Onda sorun yok.

              Bakin bunlar da batn-i mekke:

              Mekke'nin göbegi (A Bulaç, Diyanet Isleri, E Yüksel, Ibni Kesir, S Ates, Y N Öztürk, Mevdudi...)
              Mekke'nin karni (H B Çantay)
              Mekke'nin ortasi (Ö Öngüt, I I A Mihr)
              Mekke'nin içi (A Ugur, Diyanet Vakfi)

              Fetihle ilgili olan yer "Mekke'nin içi"dir. Sorun bu.
              Çünkü Mekke'nin içi de Mekke'nin "batn"idir
              ve inananlar müsriklerle Mekke'nin içindeki "batn"inda bir aradalar,
              Mekke'nin 16 km uzagindaki "batn"inda degil.

              Mümin savasçilarla müsrik savasçilar Mekke'nin orta yeri anlamindaki "batn"inda karsi karsiyalar ki Allah müsriklerin ellerini muminlerden, muminlerin ellerini müsriklerden orda çekiyor (Fetih 24).

              Gerekçe Fetih 25'te:

              Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi).

              Ates etmemenin, ateskes andlasmasi yapmanin nedeni bu.

              Andlasmanin yapildigi yer ise Kuran'da açik açik belirtiliyor:
              Mescidil Harâm.

              Hudeybiye
              Kuran'dan, AKILDAN uzak bi kurgulama.
              Masal masal matitas...
              Beni ;
              "Mekke'nin göbegi (A Bulaç, Diyanet Isleri, E Yüksel, Ibni Kesir, S Ates, Y N Öztürk, Mevdudi...)
              Mekke'nin karni (H B Çantay)
              Mekke'nin ortasi (Ö Öngüt, I I A Mihr)
              Mekke'nin içi (A Ugur, Diyanet Vakfi) "

              bunların söyledikleri değil, ""be-tı-nun" kök harflerinin Arap dilindeki anlamı ilgilendirir. Bunlar, salat sözcüğüne de namaz, dua vb şeyler diyorlar.

              Bir şehrin içerisindeki bir semte, mahalleye,sokağa göre o semtin, mahallenin, sokağın "batni" denilebilir ve denildiğinde de herkes bunun neresi olduğunu anlar ancak, batnı, şehir ismi belirtilerek söylendiğinde, hiçbir kimse bu söylemden batnı belirtilen şehrin içini, göbeğini,karnını,ortasını anlamaz.

              Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
              Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
              Sevgi,saygı ve muhabbetle.
              Allah'a emanet olunuz.
              Halil Ay

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #22
                Batni mekkete
                Hudeybiye'yi de kapsar
                diyorsunuz.

                Tamam. Kapsar.
                Batni mekke Mekke'nin içini kapsadigi gibi Hudeybiye'yi ve ona benzeyen nice baska yerleri de kapsar.
                Bunda sorun yok.

                O halde itiraziniz neyedir?

                "Hudeybiye Kuran'da geçmiyor" dedim; itiraziniz buna mi?
                "Olaya düsülen 1 Zilkâde tarihi tipki Fi TARiHi gibi sanaldir" dedim; buna mi?
                "Olaya düsülen tarih sanal olduguna göre olayin kendisi de sanaldir, masaldir" dedim; buna mi itiraz ediyorsunuz?
                "Müsriklerin ve hicret edememis olan muminlerin bir arada oldugu yer Mekke'nin içidir, 16 km uzagi degil" dedim; itiraziniz buna mi?
                "Savasan taraflar nerde iseler ellerini orda birbirlerinden çekerler, ateskes orda geçerlidir" dedim; buna mi?
                Taraflar Mekke'nin 16 km uzaginda ellerini birbirlerinden çekmezlerse Mekke'nin içindeki mümin erkekleri ve mümin kadinlari öldürürler mi?
                Last edited by Hasan Akçay; 16. May 2015, 07:15 PM.

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #23
                  Gene yanıltıcı mealler üzerinden fikir yürütmeler, dolayısı ile yanlışlar içinde bocalamalar. Neymiş?
                  Efendim "batni" kelimesi "içi" demekmiş;
                  yok "karnı" demekmiş;
                  yok yok "ortası" demekmiş;
                  yok ya! "göbeği".
                  Ama 16 Km. ötedeki yerler de batniye dahilmiş de .........

                  Aynı "sarı öküz"ün kesilmesindeki senaryo.

                  Halbuki "batni" kelimesinin bir de "nesil" mânası var. Kelimeyi bu mâna ile cümleye yerleştirseler iş açığa çıkacak ama nedense yapmıyorlar. Yapmayınca da müşriklerle, münafıklarla, kafirlerle diğer kesimin ayrılması bölgesel, Mekke'ya has kalıyor.
                  Halbuki Mekke'nin fethi ile, o fethe şahit olanlardan başlayarak ve de o günden başlayarak artık müşrik/münafık/kafir ile mümin nesillerinin kesin olarak ayrımının başladığı ve kesinleştiği bildiriliyor.

                  24. ayeti şöyle çevirebiliriz : "Onlara muzaffer kıldıktan sonra, Mekke nesilleriyle onların sizleri sömürmesini, sizlerin de onlar tarafından sömürülmenizi önleyen Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir."

                  Burada kullanılan "sömürü" kelimesi yerine (şu an benim bulamadığım) her türlü istismarı ifade eden bir kelime kullanılmalıdır.

                  Bu ayet "Mekke'nin içi mi dışı mı" tartışmasınnın çok ötesinde olarak o andan itibaren Muhammed Peygamber son peygamber olduğundan kıyamete kadar müslüman ile diğer nesillerin ayrıldiğı, İslamın bölgesel değil dünya dini olma adımını attığı anı anlatmaktadır. Unutmayın Mekke'de sırada "Hacc-ı Ekber" var.

                  25. ayete gelince ....
                  Daha sonra açıklamaya çalışacağım.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 17. July 2015, 04:54 PM.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #24
                    25. ayette geçen bir kelime var: El hedy.

                    Malum adamlar, hacda Allahın lutfunu aramayı ticaret yapmak olarak çevirdikleri gibi; tüccar kafalı bu adamlar, Allahın hidayeti ve Allahın hidayete erdirecek hediyesi, yani AYETLER mânâsı olan bu EL HEDY kelimesini hac yapanlara kurbanlık hediye/beleş yiyecek olarak tercüme ediyorlar ve hayvan tüccarlarını ve kasapları zengin etmek, hac yapan insanları soymak için yanıltıyorlar.

                    İşte ayette müşriklerin İslâmın Mekkeye girmesine mani olmakla Mekkelilere ve Mekke nezdinde diğer yerlere Mescid-i haram kollektif yaşamının/Beyt yaşamının ve dolayısı ile Allahın hidayetinin/hediyesinin ulaşmasını engelledikleri anlatılıyor.

                    Ve ayrıca daha evvel de ifade edildi. Tevbe-7. ayete rağmen Allahı, sanki müşriklerin Allahı ile aynı, aynı seviyede tutup anlaşmaktan, ateşkesten bahsediyorlar. Alah ile bunları nasıl aynı seviyeye getirir de bir anlaşma ile Allahı onların düşüncelerine göre hudutlayabilirsiniz. Peygamber vasıtasıyla yapılan anlaşma ile Allaha, -bunu yaparız, -şunu yapmayız diyebilirsiniz? Allaha şartlar koşabilirsiniz? Aklınız alıyor mu?
                    Bu yönde tek bir istisna getirilmiştir, o da Mescid-il haram yaşamı istikametinde/Kollektif ve bölüşümcü yaşam yanında/yönünde yaşam süren bir grup himaye altına alınmış, beyt yaşamına uygun yaşadıkları için diğerlerinden ayrık tutulmuşlardır.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 24. December 2019, 10:09 PM.

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #25
                      Denilebilir ki kesilen hayvanlar karın doyurmak için değil de Allah için kesiliyor. Ama Allah için kesilen hayvanların eti ve kanı hiç bir zaman Allah'a ulaşmaz ki.
                      Kaldı ki Mekke daha yeni fethedilmiş ve hac daha ilan edilecek. Müslümanların haccı bilinmiyor. "Sana gelsinler" denilen Peygamber öğretecek.
                      Bilinen ise müşriklerin haccı; panayır.
                      Müşrikler panayırda Kâbe'yi tavaf edip ilahları Lat için kurban kesip Kâbe'ye terk ediyorlardı. Tercümelerde Kitabın yazdığı değil, bu müşrik adetleri anlatılıyor.

                      Dolayısı ile müslümanların yaşaması gereken kollektif yaşamının yaşandığı topluluk olan "mescid-il haram"ın ziyaret edilmesi, orada yaşanan kollektif yaşam şeklinin öğrenilmesi için istenmiş, ama saptırıcılar "mescid-il haram" ismini Kâbe'ye yakıştırıp insanları "Lat" putuna tahsis edilmiş o yapıya yönlendirip saptırmişlardır.

                      Mümin savaşcılar ile müşrik savaşçılar Mekke'nin içinde karşı karşıya imiş ......
                      Yok öyle bir şey. Sisin bir yeri basması gibi, müslümanlar Mekke'yi çevreleyen tepelerden aynı bir sis gibi Mekke'ye inmişler ve hiç bir mukavemetle karşılaşmadan kansız olarak Mekke'yi fethetmişlerdir. Bu durum Allah'ın işteğidir ve ayette de bu şöyle belirtmiştir:
                      "Şayet orada (onların arasında) kendilerini henüz bilmediğiniz için çiğneyip ezeceğiniz ve bu bilmeyerek yapılan bu iş yüzünden üzüleceğiniz, kınanacağınız iman eden erkekler ve iman eden kadınlar olmasaydı, .........".
                      Belki kaale bile alınmayacak, kıyıda köşede bir iki kendini bilmez etkisizce kılıç çekmiş olabilir.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.
                      Last edited by galipyetkin; 8. March 2022, 11:15 PM.

                      Comment

                      Working...