Vâkıa sûresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #1

    Vâkıa sûresi

    MEKKE DÖNEMİ

    Necm: 128

    8İşte sağın ashâbı, sağın ashâbı nedir?
    9Ve solun ashâbı, solun ashâbı nedir?
    10Öne geçenler de, öne geçenlerdir.
    11İşte öne geçenler, yaklaştırılanlardır.
    12İşte öne geçenler, Naim cennetlerindedirler.
    13,14Birçoğu evvelkilerdendir, çok azı da sonrakilerdendir. 24Onlar, yaptıklarına karşılık olarak, 15mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 16Karşılıklı onların üzerinde yaslanırlar.
    17,23Çevrelerinde, kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler –ki ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir– beğendiklerinden meyveler, canlarının çektiğinden kuş eti ile; hiç büyütülmeyen çocuklar, saklı inciler gibi iri gözlüler dolaşırlar. 2525Orada boş söz, saçmalama ve zaman kaybına uğratan/ hayırda ağırda aldıran/ zarar veren/ kusur oluşturan şeyleri işitmezler. 26Sadece söz olarak: “Selâm [sağlık, esenlik, mutluluk], selâm [sağlık, esenlik, mutluluk]!”
    27-34Ve sağın yaranı, nedir o sağın yaranı! Onlar, dikensiz kirazlar, meyve dizili muzlar/akasyalar, uzamış gölgeler, fışkıran su, kesilmeyen; tükenmeyen ve yasaklanmayan birçok meyveler ve yükseltilmiş döşekler içindedirler.
    35Şüphesiz Biz, kirazı, muzu, gölgeleri, fışkıran suyu öyle bir yaratışla yarattık. 36-38Ki onları,sağın ashâbı için albenili ve hepsi bir ayarda hiç dokunulmamışlar yaptık.
    39,40Bir cemaat, çoğu öncekilerdendir. Bir cemaat da sonrakilerdendir.
    41Ve solun ashâbı, nedir o solun ashâbı?
    42-48Onlar içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içindedirler, serin olmayan, sevimli olmayan kapkara dumandan bir gölge içindedirler. Şüphesiz solun ashâbı bundan önce varlık içinde zevk ve eğlenceye dalanlar idiler. Ve büyük günah; Allah'a ortak kabul etme üzerine ısrar ediyorlardı. Ve “Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı, biz gerçekten kaldırılacağız? Önceki atalarımız da mı?” diyorlardı.
    (46/56, Vâkıa/8-48)


    Necm: 129

    49,50De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler malûm bir günün belli vaktinde/randevu yerine kesinlikle toplanacaklardır. 51Sonra şüphesiz siz, ey sapıklar, yalanlayıcılar! 52Kesinlikle zakkumdan bir ağaçtan yiyeceksiniz 53de karınlarınızı onunla dolduracaksınız. 54Sonra da onun üstüne kaynar su içeceksiniz. 55Hem de susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.”
    –56İşte bu, din gününde onların ziyafetleridir.–
    57Biz, sizi oluşturduk; doğrulamanız gerekmez mi? 58Peki döküp durduğunuz şeyi [meniyi, yumurtayı] hiç düşündünüz mü? 59Siz mi oluşturuyorsunuz onu, Biz mi oluşturucularız?
    60,61Ölümü aranızda Biz ayarladık Biz. Ve Biz, sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve sizi bilmediğiniz bir şeyde inşa etmemiz üzerine, önüne geçilenler/engellenebilenler değiliz.
    62Ve andolsun, ilk yaratılışı bildiniz, öğrendiniz. Peki, düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?
    63Peki, ekip durduğunuz şeyi hiç düşündünüz mü?
    64Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa Biz mi bitirenleriz?
    65-67Dileseydik Biz, kesinlikle onu kuru bir çöp yapardık da siz, “Şüphesiz biz borç altına girmiş kimseleriz! Daha doğrusu, biz her şeyi elinden alınmış yoksun bırakılmış kimseler imişiz!” diyerek şaşar kalırdınız: 68Peki, içip durduğunuz suyu hiç düşündünüz mü?
    69Siz mi buluttan indirdiniz onu, yoksa Biz mi indirenleriz?

    70Dileseydik onu tuzlu yapardık. O hâlde karşılığını ödemeniz gerekmez mi?
    71Peki, yakıp durduğunuz o ateşi/oksijeni hiç düşündünüz mü?
    72Siz mi ateşin/oksijenin ağacını inşa ettiniz, yoksa Biz mi inşa edenleriz?
    73Biz ateşi/oksijeni bir ibret/hatırlatma ve çöl yolcularına bir yarar yaptık.
    74Öyleyse büyük Rabbinin adını arındır/noksanlıklardan uzak tut/O'nun noksanlıklardan uzak olduğunu öğret!
    (46/56, Vâkıa/49-74)


    Necm: 130

    75Artık hayır. Necmleri/her indirilmede gelen âyetlerin yerlerini/zamanlarını; inişini kanıt gösteririm ki –76ve eğer bilirseniz bu büyük bir kanıt gösterimidir–, 77hiç kuşkusuz o, şerefli Kur’ân'dır. 78Saklanmış/korunmuş bir kitaptadır. 79Ona zihinsel olarak temizlenmişlerden başkası temas edemez. 80O, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.
    81Peki, şimdi siz bu Söz'ü/Kur’ân'ı mı küçümsüyorsunuz?
    82Ve geçiminizi yalanlayarak mı temin ediyorsunuz/verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?
    (46/56, Vâkıa/75-82)


    Necm: 131

    83-85Ancak can boğaza gelip dayandığı zaman, siz de o zaman, onun karşısında bekliyorsunuz, Biz ise ona sizden daha yakınız. Velâkin siz görmezsiniz.
    86,87Peki, mademki cezalandırılmayacakmışsınız, eğer doğrulardan iseniz boğaza gelmiş,
    çıkmakta olan canı geri çevirmeniz gerekmez mi?
    88,89Amma eğer o, yaklaştırılanlardan ise, artık rahatlık, güzel kokulu rızık ve bol nimetlerin cenneti vardır.
    90,91Ve eğer o, sağın ashâbından ise; artık sana sağın ashâbından selâm!
    92-94Ve ama yalanlayıcı solun ashâbından ise; işte kaynar sudan bir ziyafet! Ve cehenneme atılma!
    95Şüphesiz işte Bizim bu naklettiklerimiz, kesin bilginin, gerçeğin ta kendisidir.
    96Öyle ise büyük Rabbinin adını arındır/O'nun noksanlıklardan uzak olduğunu öğret!
    (46/56, Vâkıa/83-96)
    Halil Ay
  • aRaYaN
    Katılımcı Üye
    • Sep 2012
    • 81

    #2
    8İşte sağın ashâbı, sağın ashâbı nedir?
    9Ve solun ashâbı, solun ashâbı nedir?
    10Öne geçenler de, öne geçenlerdir.
    11İşte öne geçenler, yaklaştırılanlardır.

    sağ,sol ve ön.
    sağ elli,sol elli ve ön.

    Bilinen anlamının yanında atom altı parçacıklardan sağ elli olanlar,sol elli olanlar ve önde olanlara da bir atıf olabilir mi ? Araştırmaya değer.

    Bir yazı okuyorumda orda değiniliyor bu konuya.
    Öne geçenler bozonlar.Kuvvet taşıyıcılardır.Ve pauli dışlama etkisine uymadıkları için iç içe geçebilirler.Diğer parçacıklar yakınlaşamaz.Yankınlaştırılmış.


    Vakıa 7.ayet
    56.7 - Ve kuntum ezvâcen selâseh.
    Siz de üç sınıf olduğunuz zaman
    Last edited by aRaYaN; 30. November 2012, 11:45 PM.

    Comment

    • sevginur
      Uzman Üye
      • Nov 2012
      • 300

      #3
      Selamun aleykum dost1 kardeşim

      Hakkı Yılmaz hocamızın hayırlı katkıları için ,dost1 ve bu forumda bulunan galipyetki'nin tabiri ile ''yeterli bilgiye sahip'' olan kardeşlerimizin düşünmeye araştırmaya sevk eden güncellenen bilgiler için hepinize teşekür ederim ..
      Bu görüşleri kabul eden , kabul etmeyen farklı görüşler, farklı bakış açısı getiren tüm kardeşlerimin paylaşımları , niyetlerinin ardındaki kurana uygunluk Allah tarafından tasdiklenmiş hakikatı öğrenme gayretlerinizi Allah hayırla sonunçlandırsın hepinizden razı olsun..

      vakıa süresindeki mealinde üç guruptan bahsediyor

      Bir Üst Cennete Gidecek Olan
      Oluşta önde gidenler, yarışta önde gidenler (Sabikunes sabikun)
      11İşte öne geçenler, yaklaştırılanlardır.
      12İşte öne geçenler, Naim cennetlerindedirler.
      13,14Birçoğu evvelkilerdendir, çok azı da sonrakilerdendir.
      24
      Onlar, yaptıklarına karşılık olarak,
      15mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
      16
      Karşılıklı onların üzerinde yaslanırlar.
      17,23Çevrelerinde, kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler –ki ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir– beğendiklerinden meyveler, canlarının çektiğinden kuş eti ile; hiç büyütülmeyen çocuklar, saklı inciler gibi iri gözlüler dolaşırlar.
      25
      Orada boş söz, saçmalama ve günaha sokan şeyleri işitmezler.
      26
      Sadece söz olarak: “Selâm [sağlık, esenlik, mutluluk], selâm [sağlık, esenlik, mutluluk]!”
      Bir Alt Cennete Gidecek Olan : mutluluk ve sağın yaranı (Ashabı Yemin)

      27-34Ve sağın yaranı, nedir o sağın yaranı! Onlar, dikensiz kirazlar, meyve dizili muzlar/akasyalar, uzamış gölgeler, fışkıran su, kesilmeyen; tükenmeyen ve yasaklanmayan birçok meyveler ve yükseltilmiş döşekler içindedirler.
      35Şüphesiz Biz, kirazı, muzu, gölgeleri, fışkıran suyu öyle bir yaratışla yarattık.
      36-38
      Ki onları,sağın ashâbı için albenili ve hepsi bir ayarda hiç dokunulmamışlar yaptık.
      39,40Bir cemaat, çoğu öncekilerdendir. Bir cemaat da sonrakilerdendir.

      Cehenneme gidecek Olan :

      solun ashâbı varlık içinde zevk ve eğlenceye dalanlar (Ashabı Şimal):

      41Ve solun ashâbı, nedir o solun ashâbı?
      42-48Onlar içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içindedirler, serin olmayan, sevimli olmayan kapkara dumandan bir gölge içindedirler. Şüphesiz solun ashâbı bundan önce varlık içinde zevk ve eğlenceye dalanlar idiler. Ve büyük günah; Allah'a ortak kabul etme üzerine ısrar ediyorlardı. Ve “Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı, biz gerçekten kaldırılacağız? Önceki atalarımız da mı?” diyorlardı.
      9,50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler malûm bir günün belli vaktinde/randevu yerine kesinlikle toplanacaklardır.
      51Sonra şüphesiz siz, ey sapıklar, yalanlayıcılar!
      52Kesinlikle zakkumdan bir ağaçtan yiyeceksiniz
      53
      de karınlarınızı onunla dolduracaksınız.
      54Sonra da onun üstüne kaynar su içeceksiniz.
      55Hem de susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.”
      –56İşte bu, din gününde onların ziyafetleridir.–

      sevgi ve saygılarımlarımızla...
      Last edited by sevginur; 22. January 2013, 04:03 PM.
      De ki: “Ey kâfirler!
      Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
      Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
      Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
      Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
      Kâfirûn Sûresi

      Comment

      • sevginur
        Uzman Üye
        • Nov 2012
        • 300

        #4
        Devam edelim inşallah


        İşte öne geçenler, yaklaştırılanlardır. (Sabikunes sabikun)olarak vasfedilen seçkin grup eğer hanifler ise; aynı grup için Allah’ın “Birçoğu evvelkilerdendir, çok azı da sonrakilerdendir.” buyurmasını kardeşlerim nasıl değerlendiriyorsunuz?
        De ki: “Ey kâfirler!
        Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
        Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
        Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
        Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
        Kâfirûn Sûresi

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #5
          İşte Kur'an, Vakıa Suresinden:

          SÂBİKÛN (ÖNE GEÇENLER):

          "Öne geçmek" ifadesi bir yarışı çağrıştırmaktadır. Zaten Rabbimiz de Kur'ân'da bizleri birçok işte ortak hareket etmeye, iyi işlerde yarışmaya davet etmiştir:

          (Fecr: 17–20) Hayır… Hayır… Doğrusu siz yetimi kerimleştirmiyorsunuz. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!

          (Asr: 1–3) Asra Andolsun ki, iman eden, Sâlihatı işleyen, hakkı tavsiyeleşen ve sabrı tavsiyeleşenlerin haricindeki tüm insanlar kesinlikle tam bir hüsran/ kayıp-zarar içindedir.

          (Âl-i İmrân: 133) Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete [kavuşmak için] yarışın; o, müttekiler için hazırlanmıştır.

          (Hadîd: 21) Rabbinizden bir bağışlanmaya, Allah'a ve Elçilerine inananlar için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Onu dilediğine verir. Ve Allah büyük lütuf sahibidir.

          (Tövbe: 100) Muhacir ve Ensar'dan ilk önce öne geçenler ve iyi amellerle onları izleyenler; Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'tan razı oldular. Ve O, [Allah] ve onlara, içlerinde temelli kalacakları altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.

          (Mümin: 61) Allah, içinde dinlenesiniz diye geceyi, göz açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratandır. Şüphesiz Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Velâkin insanların çoğu şükür etmezler. [karşılığını ödemezler]

          (Hadîd: 10) Göklerin ve yerin mirası Allah'ın olmasına rağmen neden siz Allah yolunda harcamıyorsunuz? Sizden, fetihten önce harcayan ve savaşan kimse eşit olmaz. Onlar derece bakımından, sonradan infak eden ve savaşan kimselerden daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de "en güzel"i vaat etmiştir. Ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

          Biliyoruz ki, Sünnetüllah'ta karşılık amel cinsindendir:

          (Fecr: 13) Onun için de Rabbin üzerlerine azap kamçısı yağdırdı.

          O hâlde, dünya hayatında Sâlihatı işlemekte yarışıp öne geçenler, dünyada nasıl önde yer aldılarsa, âhiret hayatında da gerek cennete girişte, gerekse nimetlere erişmede yine önde yer alacaklardır.

          11. İşte onlar, [öne geçenler] yaklaştırılanlardır.

          Bir önceki Âyette السّابقون - es-sâbigûn = öne geçenler, önde olanlar ifadesi ile nitelenenler, bu Âyette biraz daha açıklanmış ve - مقرّبون - mukarrebûn = yaklaştırılanlar olarak nitelenmiştir. Yaklaştırılmanın ne demek olduğu ise Sebe' Sûresinde açıklanmıştır:

          (Sebe': 37) Ve sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlâtlarınız değildir. Ancak kim iman eder ve Sâlihatı işlerse, işte onlar için yaptıklarına karşı kat kat karşılık vardır. Ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler.

          Görüldüğü gibi, Rabbimiz, burada mugarrebûn olarak nitelediği kişilerin kimler olduğunu Sebe' Sûresinde açıklamış ve bunların "iman etmiş, sâlihatı işlemiş" kişiler olduğunu açıkça beyan etmiştir.

          12. İşte onlar, [öne geçenler] Naim cennetlerindedirler.

          8–10. Âyetlerde bildirilen âhiretteki insan gruplarının konumları bu Âyetten itibaren açıklanmaya başlanmış ve ilk olarak da es Sabigun = öne geçenler konu edilmiştir. Böylece "önde olanlar" sınıfına anlatımda da öncelik tanınmıştır.

          Âyette "onlar cennetlerdedir" denilmeyip de naim cennetlerindedirler denilmesi dikkat çekicidir. Naim sözcüğü lügatte "bol, çok, sonsuz nimetler bulunduran" demektir. Dünyadaki bağ, bahçe ve bostanların daima bakım, budama, sulama gibi emek istediği ve yorgunluğa sebep olduğu düşünülürse, "öne geçenler"e vaat edilen Naim cennetlerinin dünyadakiler gibi külfeti olmayan, sırf yararlanmaya ve safa sürmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Es-sâbigûn'a verilen "Naim cennetler" müjdesi, Sûrenin 88–89. Âyetlerinde tekrar gündeme gelecektir.

          13–14. Bir topluluk [çoğu] evvelkilerdendir, çok azı da sonrakilerdendir.

          "Es-Sâbigûn" hakkında bilgi veren bu Âyetlerde "evvelkiler" ve "sonrakiler" ifadeleri ile kimlerin kastedilmiş olduğunun dikkatle düşünülmesi gerekir.

          Eğer "evvelkiler" ve "sonrakiler" ayrımının "zaman"a göre yapıldığı kabul edilir ve ayrımı belirleyen zaman olarak da bu Âyetlerin indiği dönem benimsenirse, Naim cennetlerinden yararlanacak olanların çoğunun peygamberimizin Elçilik görevi yaptığı dönemden evvel yaşayanlardan olduğu, çok azının da bu dönemden sonra yaşayacaklardan olacağı anlaşılır. Ancak bu kabulleri benimsemelerine rağmen bazıları Naim cennetlerinden yararlanacak olanlarının çoğunun "Muhammed ümmetinin ilklerinden", çok azının da sonrakilerinden olduğunu iddia etmişlerdir. Ne var ki, âhirete, mahşere ait beyanların normal olarak ilk insandan son insana kadar herkesi kapsaması gerektiği hususu dikkate alınırsa, bazılarınca yapılan bu ayrımın gerçekçi olmadığı hemen görülebilir.

          Eğer "evvelkiler" ve "sonrakiler" ayrımının "zaman"a göre değil de "olay"a göre yapıldığı kabul edilir ve "olay" olarak da herhangi bir Allah Elçisinin yaptığı davet benimsenirse, Naim cennetlerinden yararlanacak olanların çoğunun Elçilerin davetlerinin ilk dönemlerinde onlara destek verenler olduğu, azının da bu dönemler dışında yaşayanlar olduğu anlaşılır. Bize göre, yukarıda mealleri verilen Âyetlerden Hadîd Sûresi'nin 10. ve Tövbe Sûresi'nin 100. Âyetleri bu görüşü desteklemektedir.

          Aslında yukarıdaki görüşlerden hangisi benimsenirse benimsensin, Rabbimizin bu Âyetlerde bizlere vermiş olduğu şu iki mesaj hiç değişmeyecektir:

          Sâbigûn ölçüsünde cennet hak edenlerin sayıları sürekli azalmaktadır.
          Zor dönemlerde işlenen amel, normal dönemlere nazaran daha değerlidir.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.

          Comment

          • sevginur
            Uzman Üye
            • Nov 2012
            • 300

            #6
            Allah razı olsun ..
            Heyecanlanmamak mümkünmü ..! Dünya hayatı iyiler ve kötüler arasında bir yarış değilmi.(İblis,)Yeniden diriltilecekleri güne kadar bana süre ver" dedi.
            Bu yarış bir gün sona erecek herkes öbür alemde ödül yada ceza alacak..
            Verdiğiniz ayetler
            (Asr: 1–3) Asra Andolsun ki, iman eden, Sâlihatı işleyen, hakkı tavsiyeleşen ve [u]sabrı tavsiyeleşenlerin haricindeki tüm insanlar kesinlikle tam bir hüsran/ kayıp-zarar içindedir
            iyiliği Allaha iman etmeyen kişi de yapabilir.. kimse annesinden kötülük yapan biri olarak dünyaya gelmiyor sonradan isyankar kul olabiliyor..İyilerde iyiyken kötü olabilir.
            buradaki iyiler sabikun aktif sürekli iyiliği olan elçiler yani tebliğle aktif olanlar.sürekli öne geçenler sizler gibi dünyada iken peygamberlik son bulsada sizler arkasından devam ettiriyorsunuz..
            (Tövbe: 100) Muhacir ve Ensar'dan ilk önce öne geçenler ve iyi amellerle onları izleyenler; Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'tan razı oldular. Ve O, [Allah] ve onlara, içlerinde temelli kalacakları altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.
            diğer takip eden iyilere verilecek mükafat aktiflerle aynı değil ne mutlu sizlere selam selamla karşılanacaksınız.. kötülerin mahrumiyetine düşürecek hatalardan, gafletten ,azgınlıktan rabbimize sıgınırız

            95–96. Şüphesiz işte bu, [Bizim naklettiklerimiz] kesin bilginin, gerçeğin ta kendisidir. Öyle ise büyük Rabbinin adını tesbih et!


            selam ve dua ile ..
            sevginur
            Last edited by sevginur; 23. January 2013, 07:49 PM.
            De ki: “Ey kâfirler!
            Ben sizin taptıklarınıza tapmam/ Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam.
            Siz de benim taptığıma tapıcı değilsiniz/ Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
            Ve ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim/ Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz/ Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
            Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir.”
            Kâfirûn Sûresi

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #7
              Merhaba.

              Allah
              Vâkia sûresinin bazi ayetlerinde
              ne diyor?
              Dogru anladigimdan emin degilim.

              Arapcanin gramerini bilen bir kardesimiz
              lütfedip aciklarsa sevinecegim.

              Bu iletiyi onun icin yaziyorum

              Simdiden
              Allah razi olsun.

              32.Bir cok meyvalar
              34.ve yükseltilmis dösekler -ve furuşin merfûa.
              (35.Öyle bir var ederiz ki ONLARI...)
              38.sagin halki icin.

              Ayet 34'teki furuş Rahmân 54'te de geciyor. Ve orada "furuş"un dösek oldugu kesin. Cünkü cennet halkinin onlarin üzerine yaslandigi belirtiliyor: müttekiîne alâ furuşin...

              Buna ragmen
              M Esed'in Vâkia 34 cevirisi:

              ve yüceltilmis eşler

              Esed'i buna zorlayan
              Ayet 37'deki ONLARI zamirinin "dösekler"e gitmesi olabilir mi?

              Bir de

              FURUŞ kelimesinin zamiri
              Rahmân 54'te HÂ oldugu halde (batâinuhâ)
              Vâkia 37'de HUNNE.

              Nicin?

              Sevgi ile,
              Hasan Akcay
              Last edited by Hasan Akçay; 26. January 2013, 07:53 AM.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #8
                32.Ve fâkihetin kesîrah
                34.Ve furuşin merfûah
                (35.Innâ enşe’nâ HUNNE inşââ)
                38.Li ashâbil yemîn.

                Bu arada

                ceviri ile ilgili
                görüsüm:

                Ceviri

                ASLI GIBIDIR ya da en azindan
                ASLI GIBIDIR iddiasini tasir.

                Onun icin
                Arabca metindeki sözlerin
                ceviriye oldugu gibi yansitilmasi
                gerekir.

                Bu bakimdan Diyanetin cevirisi dürüst sayilabilirdi
                eger parantez ici müdahaleyi yapmasalardi:

                ...cok cesitli meyveler icinde ve yüksek dösekler üzerindedirler. Biz ONLARI (hurileri) yepyeni bir yaratistta yarattik.

                Hakki Yilmaz'in
                sözüm ona cevirisi
                kesinlikle yanlis.

                Cünkü

                ONLARI anlamindaki HUNNE atilip onun yerine
                kirazi, muzu, gölgeleri, fiskiran suyu

                konmus.

                Ceviri degil bu.
                Tefsîr.

                Hakki Yilmaz'in beserî görüsü.

                Ceviri
                ASLI GIBIDIR.

                Farka bi daha dikkat:

                Tefsir ile cevirinin arasindaki fark
                Allah ile beşer arasindaki farktir.

                Bakin "onlar"in icinde
                yüksek dösekler de var.

                Dogru ceviri şöyle olabilir:

                32.Bir cok meyveler
                34.Ve yükseltilmis dösekler
                (35.Öyle bir var ederiz ki ONLARI...)
                38.sagin halki icin...

                Ve ASIL soru:

                Allah
                kadin erkek ayrimi
                yapmiyor;

                Cennet ödüllerini bütün "sagin halki"na veriyor. Cenneti hak eden anam, kizim, biricik hanimim... o şehvetli hurilerle ne yapacak? Kadin kadina cinsel iliski?!
                Last edited by Hasan Akçay; 26. January 2013, 11:32 AM.

                Comment

                • Miralay
                  Uzman Üye
                  • May 2010
                  • 372

                  #9
                  Selamünaleyküm
                  Hasan abi ben Arapça dilini ve gramerini bilmiyorum ama, sana katılıyorum.
                  Sanırım sizin aydınlatıcı yazılarınızdan birisiydi. O yazılardan esinlenerek yorumluyorum. "Hurin ıyn" terimini pek çok yerde "huri kızları" olarak çeviriyorlar. Bana "su pınarı" daha uygun gibi geliyor. Bizde su pınarı için,"suyun gözü" deyimi kullanılır.
                  "Tomurcuk göğüslü yaşıt kızlar" olarak çevrilen ise, "üzüm bağları" olarak çevrilebilir mi?

                  Bir de, orada, herkesin farklı şekilde tekrar diriltileceğimizden bir ayette bahseder. Ben bunu tekrar diriltildiğimizde, ne erkek ne de dişi olarak değil; mesela cinsiyetsiz olarak dirileceğimizi anlıyorum.

                  Vakıa suresinden uzaklaşmış oldum ama, özür dilerim. Aklıma bunlar geldi.

                  Comment

                  • merdem
                    Uzman Üye
                    • Nov 2012
                    • 1364

                    #10
                    Cennetten çıkarılanlar Âdem, Havva ve İblisten ibaret değil. Onlardan başka topluluk halinde çıkanlar var. Tek ihtimal kalıyor, oda Âdem ve Havva dışında topluluk teşkil eden ve Âdem ile Havva’dan cinsel birleşmeyle ürememiş çocukların veya yetişkinlerin varlığı. Nefsleri Âdem ve Havva’dan olduğundan Âdem ve Havva’nın çocuklarıdırlar fakat bedenleri Âdem gibi doğrudan topraktan yaratılmış. Âdem ve Havva cennette cinsel ilişkide bulunmamışlardı zira yasak ağaçtan yiyinceye kadar cinsel organlarını bilmiyorlardı. Tuvalete gitme ihtiyaçları da yoktu zira her iki durumda da Cinsel organlarını bileceklerdi. Yasak ağaçtan yer yemezde ayıp yerleri kendilerine göründü ve akabinde cennetten kovuldular. Kuran’dan mealen:

                    - Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. 20/121

                    Yukaridaki satirlari http://www.mubin.net/yeni_sayfa_6.htm bu siteden aktariyorum.

                    Adem ile Havva'nin cennetteki durumlari örnek olarak alinabilinirmi?

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #11
                      Merhaba.

                      Dogru anladigimdan emin olamadigim hususlar var. Onlari sorup ögrenmeye geldim. Simdilik cevap alamadim. Üstelik siz bana soruyorsunuz. Adalet mi bu. Neyse... Hadi hasanlik yine bende kalsin; cevap veriyorum:

                      "Tomurcuk gögüslü yasit kizlar" olarak cevrilen ise, "üzüm baglari" olarak çevrilebilir mi? (miralay)

                      Nebe sûresi:
                      31.Allah'i kâle alanlar kurtulmustur.
                      32.Bahceler, üzümler -hedâike ve e'nâbâ
                      33.ve ayni olgunlukta TANELER -ve KEVÂIBE etrâbâ.

                      Anlami carpitilan iste bu KEVÂIB kelimesi. Örnegin, Diyanet'e göre "gögüsleri cikmis genc kizlar"mis onlar.

                      Oysa KEVÂIB "ka'be"nin cogulu. KÂ'BE ise iki AŞIK KEMIGI anlamindaki "kâbeyn"de geciyor (Mâide 6). Oranizi elinizle yoklarsaniz onlarin üzüm tanesi seklinde oldugunu hissedersiniz.

                      Bir su birikintisinin üzerine düsen yagmurun orada olusturdugu kabarciklara da kâ'be (habbe) deniyor. Bu acidan "Habbeyi kubbe yapmayalim!" ilginc degil mi.

                      Ben bu bilgiyi ana dili Arapca olan Yaseen'den aldim. Yaseen COMPANIONS OF HEAVEN baslikli makalesinde "Benim ülkemde KÂBE üzüm tanesidir," diyor; "KEVÂIB onun cogulu."

                      Kisacasi, Nebe 33'te
                      birbiriyle yaşit, gögüsleri cikmis kizlar ya da huriler yok;
                      ayni olgunlukta üzüm taneleri var.

                      Adem ile Havva'nin cennetteki durumlari örnek olarak alinabilinirmi? (merdem)

                      Cennet bizim icin gaybdir; onunla ilgili bilgimiz bize Kurân'da verilenle SINIRLI. Kurân'da böyle bir mukayese yok. Arti, bazi ayetlerde belirtildigi üzere, öteki dünyada cinsel iliski olacak. "Adn bahceleri... oraya erdemli esleriyle birlikte girerler -Cennétin adnin yedhulûnehé ve men salahe min... ezvâcihim" (Râ'd 23).

                      Sevgi ile,
                      Hasan Akcay
                      Last edited by Hasan Akçay; 26. January 2013, 04:34 PM.

                      Comment

                      • ates demir

                        #12
                        Eşten kasıt evlendikten sonra hanımınız/beyiniz ise itirazım var.
                        Eşten kasıt eşleştiğiniz birşeyse itirazım yok.
                        Aynı anda dogan ikizlerde birbirinin eşidir. İster tek ister cift yumurta olsun degismez.
                        Eşten algıladıgım budur.
                        Sevgilerle

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #13
                          Esten kasit evlendikten sonra haniminiz/beyiniz ise itirazim var.

                          Râ'd 23'te
                          sag-sol ayakkabi anlaminda ezvâc yok ;

                          baba, ogul, es...
                          var.

                          Yani
                          aile:

                          aralarinda
                          baba-ogul, KARI-KOCA
                          iliskisi olanlar.

                          Adn bahceleri...

                          Oraya girer cenneti hak edenler
                          ve
                          onlarin erdemli babalari, esleri.


                          Yaniliyor muyum?
                          Last edited by Hasan Akçay; 27. January 2013, 05:03 AM.

                          Comment

                          • Fers
                            Uzman Üye
                            • Sep 2012
                            • 304

                            #14
                            salaha
                            min aabaai him/ atalarından/önceki nesillerden
                            ve ezvaaci him/eşlerinden/kendisiyle eş dönemdekilerden
                            ve zurriyyaati him/zürriyetlerinden/kendinden sonrakilerden

                            ve men salaha min aabaaihim ve ezvaacihim ve zurriyyaatihim.../ kendinden öncekiler, kendileri ve sonrakilerden düzgün muhteremler......

                            .

                            Comment

                            • Fers
                              Uzman Üye
                              • Sep 2012
                              • 304

                              #15
                              Aynı anda dogan ikizlerde birbirinin eşidir. İster tek ister cift yumurta olsun degismez...(ates demir)

                              Comment

                              Working...