Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Araştıran
    Uzman Üye
    • Mar 2013
    • 110

    #46
    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Büyük ihtimalle sizde salatın namaz olduğu kanısını secde, rüku, kıyam gibi kelimelerin anlamlarına göre çıkarıyorsunuz.

    Nisâ 102 açik ve net.
    Yüce Allah
    Muhammed nebiye sesleniyor orda
    ve diyor ki

    Sen onlarin içinde olup SALÂT etmelerini saglarken
    onlarin bir bölümü seninle
    "kiyam"a dursunlar, silahlarini da yanlarina alsinlar;
    "secde"den sonra arkaniza geçsinler
    .

    1 kiyam + 1 secde.
    Kisaltilmis SALÂT bu.

    Yine hadis yok.
    Ayet var.
    Allah ne diyorsa o var.
    Tamam hadis yok ayet var diyorsunuz güzel ama.Kıyam la secdenin namazı ifade ettiğini nerden bileceğiz.Yine çevresel etmenlere göre konuşuyorsunuz.Namazın rükunları demişler kıyam,rüku,secde demişler tamam eyvallah bittimi.Burda mutlaka bir kaynağa başvurulması gerek.Oda lügatlerdir.O yüzyılların lügatlerine bakmamız lazım,bu lügatlerden emin olmamız lazım.Hakkı beyin söylediğine bu durumda başka alternatif olmadığı için uymak zorundayız.Adam lisanül arab ve tacul arus dan bahsediyor ve burdaki lügat anlamlarınıda açıklıyor.Bunlara göre kıyam ın secdenin ve rüku nun esas anlamları ortaya çıkıyor.Mesela rüku nun lügattaki 4. anlamını ele alıyor ve diyorki eğer rüku bel bükmekse bir ayette rüku ederken zekat(yada infak tam hatırlayamadım)verenlerden bahsediyor.Eğer rüku bel bükmekse mesela bu nasıl mümkün olacak.Bilmiyorum anlatabildimmi?
    Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #47
      Araştıran Nickli Üyeden Alıntı
      Yanlış anlamadıysam yukardaki ayetlere göre şunu demek istiyorsunuz:Boyun eğip,teslimiyet göstermeden önce mutlaka fiili bir eylem olması gerekir.Eğer bu böyleyse meleklerin secde etmesi ne anlama gelir peki meleklerde önce fiili olarak yeremi kapanmışlardır?Bitkiler ve ağaçların secdesine ne demeli?Gölgelerin,Güneşin,Ayın secdesi?
      17.109 daki ayette secde kelimesi,kökü ve türevlerini göremiyorum.Secdeyle ne gibi bağlantısı var bunun?
      17.107 de Hakkı yılmazın çevirisi şöyle boyun eğip teslimiyet göstererek çeneleri üstü
      kapanırlar.
      Benim arapça uzmanlığım yok ama çevirinin esası şuna dayanıyor.çeneleri üstüne kapattıktan sonra teslimiyet göstermiyorlar tam tersi teslimiyet gösterdikten sonra çeneleri üstüne kapanıyorlar.
      Benim secde denildiği zaman aklıma gelen ilk şey boyun eğmek,teslimiyet göstermek,gerçek karşısında itaat etmektir.
      Bakın secde kelime olarak yere kapanmak anlamında değildir.Ama bir insan acziyetini,teslimiyetini nasıl tiyatral bir şekilde gösterir diyorsanız yere kapanmak,çene üstüne lap diye düşmek tam bir teslimiyet,boyun eğmek ifadesidir derim.
      meleklerin secde etmesi ne anlama gelir...? Bitkiler ve ağaçların secdesine ne demeli? Gölgelerin, Güneşin, Ayın secdesi?

      Kardes, konumuz
      Nisâ 101-104'teki "secde"dir,
      onunla ilgisi olmayan ayetlerdeki secde degil.

      O yüzden örnegin konumuz
      insanlarin "secde"sidir;
      meleklerin secdesi degil.
      agaçlarinki hiç degil.

      Bu basit gerçegi göz önünde tutarsak
      sözü "Peki meleklerin secdesine ne buyrulur; bitkilerin ve agaçlarin secdesine ne buyrulur; gölgelerin, günesin, ayin secdesine ne buyrulur?" gibi varoluşsal anlamdaki "secdeler"e saptirmayiz. Çünkü inanmis kimseleriz biz, iyi niyetliyiz; pürüz çikarmak için konusmayiz.

      Benim secde denildiği zaman aklıma gelen ilk şey boyun eğmek, teslimiyet göstermek, gerçek karşısında itaat etmektir.

      Konumuz
      cephe denen savas ortamindaki "secde"dir,
      orman denen baris ortamindaki secde degil,
      meleklerin bulundugu ortamlardaki secde hiç degil.

      Bu basit gerçek es geçilmezse bilinir ki
      cephe denen can pazarinda egitim ögretim olmaz, o namevcut seyle verilen bi buyruk olmaz,
      kendisi namevcut bi buyruga boyun egmek olmaz.

      Bakın secde kelime olarak yere kapanmak anlamında değildir.

      Allah ne diyorsa o.
      Feth 29'da yüzlerdeki "secde izi"ne yollama yapiyor Allah, eseris sucûd.

      SECDE yüzüstü yere kapanmak anlamina gelecek ki
      o izler olusabilsin, degil mi.

      şunu demek istiyorsunuz: Boyun eğip teslimiyet göstermeden önce mutlaka fiili bir eylem olması gerekir.

      Hayir, öyle bi öncelik sirasindan söz etmiyorum. YERE KAPANMAK anlaminda secde var mi yok mu, ondan söz ediyorum. Bakar misiniz, o ayetlerde "secde"nin yüzlerde biraktigi izlere atif var. YERE KAPANMAK anlaminda secde edilmis ki yüzlerde o izler olusmus.

      Önce bu gerçegi görecegiz. Sonra bundan ille bi ikna olus ya da itaat çikarimi yapacaksak ONDAN SONRA yapacagiz. Ama ille diyorum çünkü o mecazdir, o çikarimin yapilmasi sart degil. Hatta yanlistir.

      Örnegin
      "Nisâ 101-104'teki SECDE egitim ögretim adina verilen buyruga itaat"tir iddasi yanlistir.
      Yukarda belirtmeye çalistim.

      Rica ettim, secdenin yüzlerde biraktigi izlere itiraz edin ve itirazinizi ANILAN AYETLERE dayanarak kanitlayin. Ricami tekrarliyorum. Sözlüklere dayanarak degil o AYETLERE dayanarak kanitlayin. Çünkü sözlüklerde sayin Hakki Yilmaz'in işine gelmeyen anlamlar örnegin YERE KAPANMAK (prostration) da bulundugu halde sayin Yilmaz o anlamlari DIŞLAYIP istemese de sözlükleri istismar ediyor.

      *

      Buraya kadar meramimi anlatabildiysem
      devam edeyim, Allah isterse.
      Last edited by Hasan Akçay; 20. December 2014, 09:54 AM.

      Comment

      • Araştıran
        Uzman Üye
        • Mar 2013
        • 110

        #48
        Fazla yer kaplamasın diye alıntı yapmıyorum.@Hasan Akçay Rica nızda belirtmişsiniz Hakkı Yılmaz işine gelmeyeni almıyor diye?Yani kitabına uydurmayamı çalışıyor diyorsunuz?Benim takip ettiğime göre ve kafama takılan yerleri tebyinden baktığıma göre orda ihtilaflı konularda lügatın ismini veriyor (1) verilen anlamları maddeler halinde sıralıyor (2) Sonra uygun gördüğü maddeyi neye göre uygun gördüğünüde diğer ayetlerle karşılaştırarak ispat ediyor (3).Ben vallahi gördüğümü söylüyorum.Ah keşke lisanül arab,tacul arus gibi sözlüklerin türkçesi olsada hemen alsam.Heee ayrıca bir şey daha ekleyeyim benim şu kıt kafamla anladığıma göre sözcüklerin temel anlamını veriyor.Mesela şöyleki Allah hiçbir zaman gökten yeni kelime indirmiyor,varolan kelimelerle en basit insanın anlayacağı şekilde indiriyor.(Zaten bu kuran ın açıklık ilkesinede uygun).Bir örnek vermek gerekirse Salat sözcüğü o zamanlar kullanılan bir kelime ve bedeviler kendi aralarında uyluklamak olarak kullanıyor.Fakat Salat namaz olarak anlamlanınca bu adamların anlamasını beklermiydiniz.Kimseyi savunmuyorum burda ama Hakkı beyi dinliyorum ve herşeyide sindirmiyorum,mesela Zulkarneyn konusundaki tevili bana uçuk geliyor,zorlama geliyor.
        Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

        Comment

        • Fers
          Uzman Üye
          • Sep 2012
          • 304

          #49
          cihad, cehd kökünden...
          cehd, çaba/güç/kuvvet sarfetme/gayret.. .


          tevbe/41
          infiruu hıfaafaa ve sikaalaa ve CAAHİDUU bi emvaalikum ve enfusikum fii sebiil allah.../
          hafif ve ağır, gidip kendileri ve mallarıyla Allah yolunda çabalayacaklar/cihad...

          tevbe/42
          lev kaane arada kariibaa ve SEFERaa kaasıdaa lettebeuuk../
          kolay lokmalı bir SEFER hatrına tabi olanlar...

          sefer denecekse "SEFER" deniliyor, "DARABE" değil...


          nisa/71
          yaa eyyuhaa elleziine amenuu.../

          huzuu HIZRaakum feNFİRUU subaatin evinfiruu cemiiaa.../
          KORUMAlarınızı alın sonra GİDİN bölük bölük yada topluca...

          nisa/76
          elleziine amenuu yuKAATLuun fii sebiil allaah.../ kabullenenler Allah yolunda KATLederler,
          ve elleziine keferuu yuKAATLuun fii sebiil et taaguut.../ inkarcılar taagut yolunda KATLederler...
          fe KAATLuu evliyaa eş şeytaan.../ sonra şeytanın velilerini KATLedin...

          nisa/84
          fe KAATL fii sebiil alaah.../ Allah yolunda KATLET...

          amaç katl ise emr belli, ifade KATL, "DARABE" değil...


          .

          Comment

          • Fers
            Uzman Üye
            • Sep 2012
            • 304

            #50
            mücahid nedir, cehd/cihad eden, çaba sarfeden/çabalayan...


            nisa/94
            yaa eyyuhaa elleziine amenuu izaa darabtum fii sebiil allah.../

            bu ayeti kendinden önceki konuya bağlayan bir bağlaç yok...
            ayet başindaki ifade yeni bir sesleniş, Allah yolunda dolaşan kabullenmişlere...

            fe tebeyyenuu.../ artık açıklayın...

            neyi...


            nisa/95
            laa yesteviil KAAIDUUN minel mu miniin gayru uliid darari.../ bir değil, muminlerden gerekçesi olmadan OTURANLAR
            ve.../ ile
            el MUCAAHIDUUN fii sebiil allaah bi emvaalihim ve enfusihim.../ Allah yolunda mallarıyla ve kendileri ÇABALAYANLAR...

            ayet 94 teki "Allah yolunda dolaşanlar(darabtum)" ile 95 teki "Allah yolunda çabalayanlar(mucaahiduun)" aynıdır...
            konu "oturanlar/KAAIDUUN ile Allah yolunda çabalayanlar/MUCAAHIDUUN"...

            ve laa tekuuluu li men elkaa ileykumus selaam leste mu minaa tebteguun aradal hayaatid dunyaa...

            savaşla, kavgayla gürültüyle ilgisi yok...
            onların çabası evlerinde oturmak yerine Allah yolunda dolaşma/darabe, darabenin amacı açıklama, o açıklama iqame es salaat tır...

            nisa 101
            ve izaa darabtum fiil ard fe leys aleykum cunaahun en taksuruu mines salaat in hıftum en yeftinekum elleziin keferuu...


            94 teki darabe/dolaşma nın amacı 95 te açıklanan Allah yolunda çabalamadır, o çabanın amacı açıklamadır,
            101 deki yeryüzünde dolaşmanın gerekçesi gerektiğinde kısa kesilebilen salattır,
            o salat 94 teki açıklamadır...
            açıklama, kendilerine sen mu min değilsin denilmeyecek olan "men elkaasselaam" içindir..





            .

            Comment

            • Fers
              Uzman Üye
              • Sep 2012
              • 304

              #51
              bir şeyin sana bakan tarafı o şeyin yüzüdür, iz yüzde olmaz temas eden yerde olur, alın ise alın, çene ise çene, burun ise burun...

              yusuf/100
              ve refea ebeveyh alel arşı ve HARRUU lehu SUCCEDAA.../
              buradaki ebeveynlerin yaptıkları nedir, kim içindir, izden bahsetmiyor, izleri var mıdır...
              kısaltılmışın kısaltılmış olmayanı nasıldır...


              Meryem/59
              fe halefe min ba dihim halfun edaaus salaat ve ittebeuuş şehevaat .../ onlardan sonraki halefleri salatı yitirip, arzularına uydular...

              hud/87
              kaaluu yaa şuaybu e salaatuke te muruke en netruke maa ya budu aabaaunaa ev en nef ale fii emvaalinaa maa neşaa.../
              şuayb ın salatıdır emreden, atalarının kul olduklarını terketmelerini ve mallarında dilediklerini yapmamalarını...

              bakara/43
              ve eqiimuu es salaat ve atuu ez zekaat.../ salat ı iqamedir arınmış hale getiren...

              hud/114
              ve ekımis salat tarafeyin nehari ve zulefen minel leyli, innel hasenati yuzhibnes seyyiati zaalike zikraa liz zaakiriin.../
              gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde iqame edilen salat, kötülükleri gideren iyiliğin öğüdüdür...

              fatir/18
              ...innema tunziru ellezine yahşevne rabbehum bil gaybi ve EQAAMUUS SALAAT.../...sen ancak rabblerine karşı gaybde haşyet duyan ve SALATI İKAME edenleri uyarırsın...
              yasin/11
              innema tunziru men İTTEBEAZ ZİKR ve haşiyer rahmane bil gaybi.../ sen o ZİKRE UYAN ve gaybde rahman a haşyet duyanı uyarırsın...


              salaat,
              arzulara uymamaktır,
              kullukları terkedip mal a bağımlığı bırakmayı emreden...

              iqaame es salaat,
              arınmış hale gelmektir,
              zikre uymaktır,
              kötülükleri gideren iyiliğin öğüdüdür...



              .

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #52
                Selamun aleyküm,

                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                öncelikle secdenin manasının ne olduğu konusunda ihtilafımız var.

                Bir önceki sayfada
                şöyle açikladim:

                *

                çenelerinin üstüne düserler, yahırrûne lil ezkân... (17:109)

                Görüldügü gibi
                خر düsmek demek, yikilmak, yigilivermek, çökmek.
                Secde kelimesiyle birlikte kullanildiginda anlam
                yere kapanmak oluyor:

                çenelerinin üstüne yere kapanirlar, yahırrûne lil ezkâni succedâ (17:107)

                Gözle görülen bi sey bu. Yani bi insanin çeneüstü yere kapanmasi gözle görülen bi seydir.
                Dahasi, az ya da çok, yüzde iz birakir:

                onlarin yüzlerindeki isaret secde izidir, sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd (48:29)

                Önce bu lafzî anlam.
                SECDE itaattir, teslimiyettir seklindeki yorumlar
                ondan sonra gelir.

                *

                Size göre madem ihtilaf halindeyiz,
                lütfen açiklayin muhalefetinizi.
                Açiklayip kanit getirme görevini yalnizca bana yüklemeyin.

                Yukardaki açiklamamda
                hiç bi hadis yok;
                ayetler var,
                Allah ne diyorsa o var.

                "Bu ayetlerde geçen SECDE insanin yüzünde iz birakmaz" deyin,
                "SECDE gözle görülmeyen bi seydir" deyin,
                "SECDE yere kapanmak degildir ve bu suretle yüzde iz olusmasi degildir" deyin
                ve iddianizi bu ayetlere dayanarak kanitlayin.
                Secde insanın yüzünde iz bırakmaz.
                Secde insanın dışa vurduğu davranışlarla gözlemlenebilen birşeydir.
                Secde yere kapanmak değildir ve bu suretle de yüzde iz oluşması değildir.

                Secde; teslim olma, boyun eğme anlamında kullandığımız sözcüğün ilk ortaya çıkışı, “devenin sahibini üstüne çıkarması için boynunu kösmesi/eğmesi” ve “meyve yüklü hurma dallarının, sahibinin rahat uzanıp toplamasına elverişli olarak eğilmesi” anlamındadır. (Lisan ül Arab; c:4, s:497)

                "Secde"nin insan yaşamındaki yeri ise kişinin, bilinçli olarak bir başkasına teslim olması, boyun eğmesi, onun otoritesi dışına çıkmaması” demektir ki, bu tür secde, insanların davranışlarının dışa vurumu olan işaretlerden, göstergelerden, nişanlardan belli olur.

                Fetih 29 da:"...siymahüm fiy vücuhihim min eserissücudi zâlike meselühüm fiytTevrati, ve meselühüm fiyl’İnciyli kezerın ahrece şat’ehu feazerehu festağleza festeva alâ sukıhi yu’cibüzzürraa liyeğıyza bihimülküffar..."

                "...Onların Allah'a teslimiyetlerinden nişanları, tüm varlıklarında/ her taraflarında belli olur. Bu, onların Tevrât'taki örnekleridir. Onların İncîl'deki örnekleri de, filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, sonra da gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. Bu, ziraatçıların da hoşuna gider..."


                Vech,her şeyin önü, görünür yanına denilir. İnsanın bedeninde ilk göze çarpan kimliğinin bilinmesine yarayan belirleyen olması nedeni ile varlığın kendisini temsil ettiğinden, zât anlamında da kullanılır. Lütfen aşağıdaki âyetlere bakınız.
                Abese:38-42; Kıyamet:22-25; Yûnus: 26-27; Zümer:60; Ğâşiye:2-10;
                Âl-i İmrân:106-107; Kasas:88; Rahman:27;İnsan:9; A'raf:29;Rum:30,
                Yunus:105; Bakara:148

                "Sima" sözcüğü bir şeyi istemek,istediğine gitmek anlamındaki "sin-vav-mim" kök harflerinden türetilmiş istediği yönde göstergeler,alametler,nişaneler anlamındadır.
                Bu alâmetler de istedikleri, istediklerine ulaşmak için sergilediği davranışlardır. Bu davranışları belirleyecek olan da kişinin neye secde ettiği ile doğru orantılıdır.
                Allah'a secde eden/ Allah'a teslim olan, boyun eğen, otoritesi dışına çıkmayanın eseri, vechlerinde/tüm varlıklarındaki siması/alametleri,göstergeleri,nişaneleri “mü'minlik,müttekilik”,Allah dışında "dunillaha“ secde eden/teslim olan,boyun eğen, otoritesi dışına çıkmayanın eseri, vechlerinde/tüm varlıklarındaki siması/alametleri,göstergeleri,nişaneleri "kâfirlik-facirlik” olacaktır.


                Bakara;273: "Lil fukarailleziyne uhsıru fiy sebiylillâhi la yestetıy'une darben fiyl Ardı, yahsebühümül cahilü ağniyae minet teaffüf ta'rifühüm bi siymahüm la yes'elunen Nase ilhafa ve ma tünfiku min hayrin fe innAllahe bihi ‘Aliym"

                Allah yolunda harcamanız, yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremeyen kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirler için olsun. Utangaçlıklarından, bilmeyenler, onları zengin sanırlar.
                –Sen onları alametlerinden,göstergelerinden,nişanelerinden tanırsın.–
                Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Ve siz, hayırdan neyi harcarsanız, biliniz ki, şüphesiz Allah, onu çok iyi bilendir.

                Muhammed;30: "Velev neşau le ereynakehüm fele areftehüm bisiymahüm ve leta'rifennehüm fiy lahnil kavl vAllahu ya'lemu a'maleküm"

                Eğer Biz dileseydik, kesinlikle onları sana gösterirdik de. Sonra da sen onları alametlerinden,göstergelerinden,nişanelerinden tanırdın. Yine de sen, onları sözlerinin üslubundan kesinlikle tanırsın. Allah ise işlerinizi bilir.

                Rahman;41: "Yu'reful mücrimune bi siymahüm feyü'hazü binnevasıy vel'akdam"

                Suçlular, alametlerinden,göstergelerinden,nişanelerinden tanınır da alınlarından ve ayaklarından tutuluverirler.

                Asla unutulmaması gereken;türetilen bütün sözcüklerin, türetildikleri kök anlamı yitirmedikleri gerçeğidir.


                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                Allah'a emanet olunuz.
                Halil Ay

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #53
                  dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                  Secde insanın yüzünde iz bırakmaz.
                  Secde insanın dışa vurduğu davranışlarla gözlemlenebilen birşeydir.
                  Secde yere kapanmak değildir ve bu suretle de yüzde iz oluşmuş değildir.
                  Inananlar lütfen bi denesinler.

                  ALLAH'IN ÖNÜNDE olduklarinin bilinciyle secdeye varsinlar aglayarak, yebkûne. Bu onlarin "huşû"unu artiracaktir, yezîduhum huşûâ. O huşûyla bastirsinlar yüzlerini haliya, kuma, çimene... ta ÇENELERI degene kadar, ezkân.

                  Ve aynaya baksinlar. Alinlarinda bi kizarma, bi iz olusmus mu olusmamis mi.

                  SECDE yere kapanmak olmasaydi
                  yere kapanmaksizin yüzde* secde izi olusur muydu,
                  eseris sucûd?

                  *

                  Bildiklerini paylasan dostlara saygi ve tesekkür.

                  Ben burada müzakereden çekiliyorum.
                  Çünkü söylemek istedigimi söyledim; bundan sonrasi TEKRAR olacak.
                  Yararsiz, gereksiz.

                  Örnegin asagida ÖRNEGIN diye dile getirilen husus bi tekrardir.
                  Kendisinin yarari oldu mu ki tekrarinin yarari olsun:

                  ÖRNEGIN Nisâ 101-104'te anlatilan olay
                  kafirlerin bir saldirisla inananlarin üstüne çullanmasinin beklendigi cephede geçiyor.
                  Dolayisiyla, o can pazarinda yerine getirilen SALÂT egitim ögretim olamaz.

                  Tekraren:

                  Konumuz
                  cephe denen savas ortamindaki "secde"dir,
                  baska ortamlardaki secde degil.

                  Bu basit gerçek es geçilmezse bilinir ki
                  cephe denen can pazarinda EGITIM ÖGRETIM olmaz, o namevcut seyle verilen bi buyruk olmaz.
                  Yine de sayin Hakki Yilmaz "fe iza secedû"ya boyun eğdiklerinde [ikna olduklarında] diyor.
                  Oysa namevcut bi buyruga boyun egilemez;
                  anilan müminler o can pazarina geldiklerine göre zaten ikna olmuslar, onlarin ikna olmaya ihtiyaçlari yok.

                  Gerçekten sözün bittigi yere gelinmis,
                  söz bitmis.

                  ______________________________________


                  *Bazi iletileri bu yazimi astiktan sonra gördüm. Onlardan birinde "vech"in YÜZ olmadigi öne sürülüyor. Öyledir elbet ama bizim secde izleri anlaminda "eseris sucûd"dan söz ederken atifta bulundugumuz ayetlerde VECH "yüz"dür.

                  onlarin yüzlerinde secde izlerinden isaretler vardir, sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd (Feth 29)
                  çene üstü yere kapanirlar, yahırrûne lil ezkâni succedâ (Isrâ 107)

                  Çene üstü = yüz üstü.

                  Çünkü
                  çene yüzdedir.

                  SECEDE yalnizca çene ile SINIRLI bi hareket olamaz,
                  alni ve burnu da kapsar.
                  Last edited by Hasan Akçay; 21. December 2014, 12:12 PM.

                  Comment

                  • dost1
                    Site Yöneticisi
                    • Sep 2008
                    • 1905

                    #54
                    Selamun aleyküm,

                    Değerli kardeşlerim,

                    Secde sözcüğünün yere kapanmak olup olmadığını görebilmek için "noktalı ha-r-r" kök harflerinden türeyen Kur'an 'da harra harru,tehırru,yehırru,yehurrıne şeklinde geçen kavramları daha iyi anlayabilmek için bu sözcüklerin geçtiği âyetleri birlikte görelim.

                    A'raf;143:Ve lemma cae Musa limiykatina ve kellemehu Rabbuhu, kale Rabbi eriniy enzur ileyKe, kale len teraNiy ve lakininzur ilelcebeli feinistekarre mekanehu fesevfe teraNiy* felemma tecella Rabbuhu lilcebeli cealehu dekken ve harra Musa saıka* felemma efaka kale subhaneKe tübtü ileyKe ve ene evvelül mu’miniyn

                    Harra Musa saika: Musa'nın baygın olarak yere düşmesi belirtiliyor.

                    Nahl;26:Kad mekeralleziyne min kablihim feetAllahu bünyanehüm minel kavaıdi feharra aleyhimüs sakfü min fevkıhim ve etahümül azâbü min haysü la yeş'urun

                    Bünyanehüm minel kavaıdi feharra: Binaların temellerinin düşüp çöküp,dağılışı belirtiliyor.

                    Sebe;14:Felemma kadayna aleyhil mevte ma dellehüm alâ mevtihi illâ dabbetül’ Ardı te'külü minseeteh felemma harra tebeyyenetil cinnü en lev kânu ya'lemunel ğaybe ma lebisû fiyl azâbil mühiyn

                    Dabbetül’ Ardı te'külü minseeteh felemma harra:Ağaç kurdu asayıyı yeyince asanın yere düşmesi belirtiliyor.

                    Hacc;31:Hunefae Lillahi ğayre müşrikiyne bih ve men yüşrik billahi fekeennema harra mines Semai fetahtafühüttayru ev tehviy bihir riyhu fiy mekanin sehıyk

                    Ve men yüşrik billahi fekeennema harra mines Semai fetahtafühüttayru: Allah'a şirk koşanların semadan düşüşü ve uçanların onu kapması belirtiliyor,

                    Sad;24:Kale lekad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesiyren minel huletai leyebğıy ba'duhüm alâ ba'dın ilelleziyne amenu ve amilüs salihati ve kaliylün mahüm ve zanne Davudu ennema fetennahu festağfere Rabbehu ve harra rakian ve enabe

                    Ve zanne Davudu ennema fetennahu festağfere Rabbehu ve harra rakian ve enabe: Davud sınandığını anlayarak Rabbine yönelişi,sığınışı ve raki olarak kendini yere atıp,düşürüp,yere kapanması belirtiliyor.


                    Yusuf;100:Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda ve kale ya ebeti hazâ te'viylü ru'yaye min kabl kad cealeha Rabbiy Hakka ve kad ahsene biy iz ahreceniy minessicni ve cae biküm minel bedvi min ba'di en nezeğaşşeytanu beyniy ve beyne ıhvetiy inne Rabbiy Latıyfün lima yeşa' inneHu Huvel Aliymul Hakiym

                    Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda: Burada da Yusuf'un,anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine yükselttiği ve hepsinin succeda/ boyun eğip teslimiyet göstererek o'nun için yere düşüşleri yere kapanmaları belirtiyor.


                    Meryem;58:Ülaikelleziyne en'amAllahu aleyhim minen Nebîyyiyne min zürriyyeti Ademe ve mimmen hamelna mea Nuh ve min zürriyyeti İbrahiyme ve İsraiyle ve mimmen hedeyna vectebeyna iza tütla aleyhim ayaturRahmani harru sücceden ve bükiyya

                    İza tütla aleyhim ayaturRahmani harru sücceden ve bükiyya:Burada da Onların/Allah'ın kendine nimet verdiklerinin kendilerine Rahmân'ın/yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'ın âyetleri okunduğu zaman bukiyye/ağlayarak ve secde/boyun eğip teslimiyet göstererek harru/yere düştükleri kapandıkları belirtiliyor.

                    Secde;15: İnnema yu'minu bi ayatinelleziyne iza zükkiru biha harru sücceden ve sebbehu bi Hamdi Rabbihim ve hüm la yestekbirun

                    İnnema yu'minu bi ayatinelleziyne iza zükkiru biha harru sücceden: Burada da Mü'minlerin Allah'ın âyetleri okunduğu zaman Allah'a olan secdelerini/boyun eğip teslimiyet göstermelerini kendilerini yere atarak,kapanarak gösterdikleri nelirtiliyor.

                    Meryem;90:Tekadüs Semavatu yetefettarne minhu ve tenşakkul Ardu ve tehırrulcibalü hedda

                    Burada da Semaların çatlayacağı,arzın yarılacağı, dağların parçalanarak düşeceğin belirtiliyor.

                    Furkan;73:Velleziyne iza zükkiru bi ayati Rabbihim lem yehırru aleyha summen ve umyana

                    Burada Rablerinin âyetleri hatırlatılan kişilerin körler ve sağırlar olarak yere düşüp,yere kapanıp kalmayacakları belirtiliyor.

                    İsra;107: Kul aminu bihi ev la tu'minu innelleziyne utül ılme min kablihi iza yütla aleyhim yehırrune lil ezkani sücceda

                    Burada da kendilerine ilim verilenlerin Kur’ân okunduğunda, Allah'a olan secdelerinden/ boyun eğip teslimiyet göstermelerinden dolayı ezkani/çeneleri üstü yere düşerek yere kapandıkları belirtilmektedir.

                    İsra;109:Ve yehırrune lil ezkani yebkûne ve yeziyduhüm huşua

                    Burada da Kur'an okunduğunda Allah'a huşu/bilgiye dayalı derin saygı içerisinde olanların yebkune/ağlayarak ezkani/çeneleri üzerine yehırrune/düştükleri yere kapandıkları belirtiliyor.

                    Âyetlerde de açıkça görüldüğü gibi yere düşüp kapanma; "harra, harru, tehırru, yehırru, yehurrıne" sözcükleri ile belirtilmektedir.

                    Âyetlerden düşmenin yere kapanmanın nasıllığı da ezkani/çeneleri, ebkune/ağlayarak,summen/sağırlar, umyana/körler,yetefettarne/ çatlama, tenşakkul/yarılma, hedda/parçalanma,huşu/bilgiye dayalı derin saygıdan olduğu belirtilmektedir.

                    Âyetlerden düşmenin yere kapanmanın ("harra, harru, tehırru, yehırru, yehurrıne") gerekçesinin de Allah'a secdeden/bilinçli olarak Allah'ı; teslim olacak, boyun eğilecek tek otorite kabul etmekten kaynaklandığı görülmektedir.

                    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                    Allah'a emanet olunuz.
                    Halil Ay

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #55
                      En'am :115-"Ve Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek biri yoktur. O, en iyi işitendir, en iyi bilendir.

                      Ayette Rabbimizin kelimeleri “tam, mükemmel, doğru, adil, değiştirilemez söz” olarak nitelenerek onların eksiklikten, eleştirilmekten uzak olduğu da beyan edilmiş olmaktadır.(Hakkı Yılmaz)

                      Bu durumda eğer Kitap'taki "salatı" namaz, "salatı ikâme"yi de namaz kılmak olarak tercüme ediyorsanız o zaman Ahzab-43 ve 56. ayetlere göre Allah ve meleklere peygamber için namaz kıldırmanız, sizin de Peygambere namaz kılmanız gerekmektedir.

                      Çene üzerine secde.
                      Allah aşkına siz hiç böyle bir akrobasi yapanı hiç gördünüz mü? Ben yer hareketleri yapan Rus atlet kızlarının minderde bir hareket dizisinden başka bir hareket dizisine geçişte upuzun yatarak çenesini yere dayayıp ileri bakarak durak hareketi olarak yaptığını hatırlıyorum.

                      Ama Allah'ın kelâmlarını dinlerken dinleyenlerin, dinlediklerinin doğruluğundan ve haşmetinden başlarının öne eğildiğini-çenelerinin göğüslerine düştüğünü yani bir secde olduğunu ama bunu başın secdesi olarak gördüm.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin
                      Last edited by galipyetkin; 23. January 2021, 12:36 PM.

                      Comment

                      • dost1
                        Site Yöneticisi
                        • Sep 2008
                        • 1905

                        #56
                        Selamun aleyküm,


                        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                        Inananlar lütfen bi denesinler.

                        ALLAH'IN ÖNÜNDE olduklarinin bilinciyle secdeye varsinlar aglayarak, yebkûne. Bu onlarin "huşû"unu artiracaktir, yezîduhum huşûâ. O huşûyla bastirsinlar yüzlerini haliya, kuma, çimene... ta ÇENELERI degene kadar, ezkân.

                        Ve aynaya baksinlar. Alinlarinda bi kizarma, bi iz olusmus mu olusmamis mi.

                        SECDE yere kapanmak olmasaydi
                        yere kapanmaksizin yüzde* secde izi olusur muydu,
                        eseris sucûd?
                        Müslümanım diyenin secdesi/teslim olup, boyun bükerek, yaşamındaki her tür eylemde belirleyici tek otoritesi sadece Allah'a olur. Müslüman secde ettiği Allah'a tazarruan yakarırken duyacağı haşyetle kendisini yere atabilir,yere kapanabilir(harru). Bu durumda yere kapananın bedeninde kapanılan yerin bıraktığı etkilerden olarak;dizinde ve başın yere değen kısımlarında kızarıklıklar olabilir. Aynaya bakıldığında da görülür.

                        Allah'a secde edenin eseri;yere kapanmanın(harru) etkisinden kaynaklanan kızarıklıklardan değil ancak, sergilediği davranışlarından görülür.

                        Çoğulu asâr olan eser, birşeyin varlığını gösteren alâmettir. Araplar devenin ayağına, yürüdüğünü belirten bir alâmet yaptıklarında(çan, zil vb) bu sözcüğü kullanırlar. Yine başkalarına aktaracakları yazılı belgeler için ve hareketler, huylar gibi vasıflar için de bu sözcüğü kullanırlar.

                        İsterseniz "e-peltek se-re" kök harflerinden türetilen " aser, yu'ser, asere, tü'sirune, yü'sirune, asar, yesiyru,asari, eseriy" sözcüklerinin [Kur'an'da geçtiği âyetlere bakalım:

                        Naziat;38:Ve aserelhayateddünya

                        Müddessir;24:Fekale in hazâ illâ sıhrun yu'ser

                        Yusuf:91:Kalu tAllahi lekad aserekâllahu aleyna ve in künna le hatıiyn;

                        A'lâ;16:Bel tü'sirunelhayateddünya

                        Ahkaf;4:Kul eraeytüm ma ted'une min dunillahi eruniy ma zâ haleku minel Ardı em lehüm şirkün fiys Semavat iytuniy bi Kitabin min kabli hazâ ev esaretin min ılmin in küntüm sadikıyn

                        Haşr;9: Velleziyne tebevveüddare vel'iymane min kablihim yuhıbbune men hacere ileyhim ve la yecidune fiy sudurihim haceten mimma utu ve yü'sirune 'alâ enfüsihim velev kâne bihim hasasatun, ve men yuka şuhha nefsihi feülaike hümülmüflihun

                        Hadid;27: Sümme kaffeyna 'alâ asarihim biRusuliNa ve kaffeyna bi'Iysebni Meryeme ve ateynahul'İnciyle ve ce'alna fiy kulubilleziynettebe'uhu re'feten ve rahmeten, ve rehbaniyyetenibtede'uha ma ketebnaha 'aleyhim illebtiğae rıdvanillahi fema raavha hakka ri'ayetiha feateynelleziyne amenu minhüm ecrehüm ve kesiyrun minhüm fasikun

                        Mü'min;21: Evelem yesiyru fiyl Ardı feyenzuru keyfe kâne akıbetülleziyne kânu min kablihim* kânu hüm eşedde minhüm kuvveten ve asaren fiyl Ardı feehazehümullahu bi zünubihim ve ma kâne lehüm minAllahi min vak;

                        Rum;50: Fenzur ila asari rahmetillahi keyfe yuhyil Arda ba'de mevtiha inne zâlike le muhyil mevta ve Huve alâ külli şey'in Kadiyr

                        Saffat;70: Fehüm alâ asarihim yühreun

                        Ta Ha;84: Kale hüm ülai alâ eseriy ve aciltü ileyke Rabbi literda

                        Yasin;12: inna nahnu nuhyilmevta ve nektübü ma kaddemu ve asarehüm ve külle şey'in ahsaynahu fiy imamin mübiyn

                        Âyetlere baktığımızda insan bedeninde oluşan kızarırklıklarla "eser" sözcüğünün hiç bir ilgisinin olmadığı görülür.

                        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                        Bildiklerini paylasan dostlara saygi ve tesekkür.

                        Ben burada müzakereden çekiliyorum.
                        Çünkü söylemek istedigimi söyledim; bundan sonrasi TEKRAR olacak.
                        Yararsiz, gereksiz.

                        Örnegin asagida ÖRNEGIN diye dile getirilen husus bi tekrardir.
                        Kendisinin yarari oldu mu ki tekrarinin yarari olsun:

                        ÖRNEGIN Nisâ 101-104'te anlatilan olay
                        kafirlerin bir saldirisla inananlarin üstüne çullanmasinin beklendigi cephede geçiyor.
                        Dolayisiyla, o can pazarinda yerine getirilen SALÂT egitim ögretim olamaz.
                        Katkılarınız için ben de size saygılarımı sunuyorum. Rabbim,cümlemizin de ilmini artırsın.

                        Tekrarın gereği olmadığını belirtip can pazarında salatın eğitim öğretim olamayacağına yeniden vurgu yapmışsınız.
                        Ben de: Sefer halinde olan bir topluluk, her an yapılabilecek bir saldırı olasılığı varken bile önlemlerini alarak, ortamın durumuna uygun olan eğitim ve öğretimi; İçerisinde bulundukları durumu da göz önünde bulundururarak, kısaltarak yapabileceklerini söylemiş olayım.

                        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                        Tekraren:

                        Konumuz
                        cephe denen savas ortamindaki "secde"dir,
                        baska ortamlardaki secde degil.

                        Bu basit gerçek es geçilmezse bilinir ki
                        cephe denen can pazarinda EGITIM ÖGRETIM olmaz, o namevcut seyle verilen bi buyruk olmaz.
                        Yine de sayin Hakki Yilmaz "fe iza secedû"ya boyun eğdiklerinde [ikna olduklarında] diyor.
                        Oysa namevcut bi buyruga boyun egilemez;
                        anilan müminler o can pazarina geldiklerine göre zaten ikna olmuslar, onlarin ikna olmaya ihtiyaçlari yok.
                        Allah'a secde etmeyen/teslim olup, boyun bükerek, yaşamındaki her tür eylemde belirleyici tek otoritenin Allah olduğunu idrak etmeyen birisinin Allah'ın Resulu'nun çıktığı seferde ne işi olabilir. Kur'an'da, yalandan secde ettiğini belirtenler (münafıklar) sefere çıkmadıkları için kınanırlar.
                        Allah Resulu ile sefere çıkan kişi de sefer sırasındaki salat sırasında Allah Resulunce söyleneceklere boyun eğip teslim olmalı ki, söylenenleri davranışa dönüştürür duruma gelsin.
                        Can pazarına gelenler coşmak ister imanlarını artırmak ister. Yapılacak salat ile İmanlarının artmasına yönelik eğitim öğretimin yapılması sefere katılanların moralini savunma ve saldırı isteklerinin doruğa ulaşmasına neden olur.

                        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                        Gerçekten sözün bittigi yere gelinmis,
                        söz bitmis.
                        Gerçekten de söylenecek olanlar söylenmiş. Bundan sonrası müzakerecilerce bilinenlerin yinelenmesinden öteye geçmez.

                        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                        Allah'a emanet olunuz.
                        Halil Ay

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #57
                          dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                          Allah Resulu ile sefere çıkan kişi de sefer sırasındaki salat sırasında Allah Resulunce söyleneceklere boyun eğip teslim olmalı ki, söylenenleri davranışa dönüştürür duruma gelsin.
                          Can pazarına gelenler coşmak ister imanlarını artırmak ister. Yapılacak salat ile İmanlarının artmasına yönelik eğitim öğretimin yapılması sefere katılanların moralini savunma ve saldırı isteklerinin doruğa ulaşmasına neden olur.
                          Yine tekrar;
                          yani daha önce söyledigim gibi
                          yine tekraren söylüyorum,

                          yararsiz, gereksiz:

                          Güzel kardesim, cephede müminlerin moralini savunma ve saldiri isteklerini doruga ulastirmaniz sarttir, HAKKIYLA yerine getirmek zorundasiniz. KISALTIP eksik yerine getirirseniz savasi pesinen kaybedersiniz; intihar edersiniz ve kendinizle birlikte nice müminin kanina girer, kardes katili olursunuz.

                          Iste o yüzden can pazarindaki ISTEKLENDIRME salât degildir, olamaz.

                          Salâtin kisaltilmasi sakincaisizdir, lâ cunâhe;
                          isteklendirmenin kisaltilmasi ise intihardir.

                          ADI Kur'ân odakli dindarlik olan bi sitede bu tür yalan yanlis dolayisiyla Kur'ân'a ters seyleri mecburen okumaktansa konu degisip durum yatisincaya kadar forumdan uzak duracagim, Allah isterse.
                          Last edited by Hasan Akçay; 22. December 2014, 03:52 AM.

                          Comment

                          • Araştıran
                            Uzman Üye
                            • Mar 2013
                            • 110

                            #58
                            Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                            Yine tekrar;
                            yani daha önce söyledigim gibi
                            yine tekraren söylüyorum,

                            yararsiz, gereksiz:

                            Güzel kardesim, cephede müminlerin moralini savunma ve saldiri isteklerini doruga ulastirmaniz sarttir, HAKKIYLA yerine getirmek zorundasiniz. KISALTIP eksik yerine getirirseniz savasi pesinen kaybedersiniz; intihar edersiniz ve kendinizle birlikte nice müminin kanina girer, kardes katili olursunuz.

                            Iste o yüzden can pazarindaki ISTEKLENDIRME salât degildir, olamaz.

                            Salâtin kisaltilmasi sakincaisizdir, lâ cunâhe;
                            isteklendirmenin kisaltilmasi ise intihardir.

                            ADI Kur'ân odakli dindarlik olan bi sitede bu tür yalan yanlis dolayisiyla Kur'ân'a ters seyleri mecburen okumaktansa konu degisip durum yatisincaya kadar forumdan uzak duracagim, Allah isterse.
                            Kusura bakmayın ama kendi mantığınıza göre bir şey geliştiriyorsunuz,sonra bu böyle olamaz diye diye desteksiz iddialarda bulunuyorsunuz ve sonunda sitede yazılanların yalan,yanlış ve kurana ters olduğu tespitini yapıyorsunuz.Yazmayım yazmayım dedim ama dayanamadım.Sizin mantığınızın yerine birde ben bakış açımı sunayım öyleyse.Bir kere Can pazarındaki isteklendirme demişsiniz ben salatın kısaltmasında kullanılabilecek olan en uygun kelime brifing i kullanmak istiyorum daha öncede yazışmıştık anlamı kısa toplantı.Can pazarında müminlerin morali,saldırı isteği doruk noktasına çıkarılamaz bu mantıken hiç de akla uygun değildir o zaman sizin dediğiniz gibi bu belkide çok uzun sürer,bu yüzden böyle bir salat biçimi savaş esnasında olmamalıdır.Bu salat savaştan önce sonuna kadar yapılmalı ve müminlerin moral-motivasyonu en üst düzeye getirilmeli,savaş sırasındada tam kıvama gelen mücahidler brifingle daha önce almış oldukları eğitim perçinlenmelidir.Şimdi bu durumdada Kurana aykırı bir durum görebilecekmisiniz acaba merak ettim.Yazımın başındada belirttiğim gibi desteksiz iddialarınız bu durumda salat nedir diye sorduğum ilahiyatçılardan cevap olarak namazdır-duadır aldığımdan farksızsınız.
                            Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #59
                              Sayın Araştıran.

                              Hasan Akçay'ın cevap vereceğini zannetmiyorum. İnşallah beni yanıltır.

                              Biz bu yazının ikinci sahifesinde "ne savaşı? Nereden çıkarıyorsunuz?" diyerek savaş ortamından bahsedenleri kınamıştık. Bunda kararlıyız. Bu ayetler savaş ortamında yapılması gerekenleri anlatmıyor. Savaş veya savaş ortamı ve cihat ve savaş seferini gerektiren bir durum yok.
                              Meselâ: Nisa-94. ayette "Allah için SEFERE çıktığınızda" denilen ayette "sefer" kelimesi yok.
                              Meselâ: Nisa-95 "sefer" kelimesi yok.
                              Meselâ: Nisa-101'de "yeryüzünde seferdeyken" diye geçen ifadede "seferdeyken" ifadesi yok.
                              Yani velhasıl ağızlarından salyalar akarak düşman arayan silahlı Müslümanlar yok, can pazarı, düşmanlarla sarılmış bir durum, silahlı çarpışmanın geçtiği bir savaş cephesi yok. Bu ifadeler sünnetçilerin kendi dinlerini dayandırdıkları "iki rekat" iddialarına dayanak bulma çabaları neticesi Allah'ın dinini bozmalarıdır.

                              Bakın Nisa-94. ayette "darabe" diye bir kelime var. Bu kelimeyi darb etmek/vurmak diye çeviriyorlar.Mesela darphanede metal pul üzerine bir vurgu ile iz bırakarak pulu paraya çevirmek. İşte biz de bu kelimeyi, kişinin kendi özelliklerinin/burada İslam Dininin dini bilgilerinin aktarımının karşısındakinde kalıcı iz bırakacak etkisi olarak da tercüme edebiliriz.
                              Şimdi de Nisa-98. ayeti okuyun. Bunlar "siz iman etmiş değilsiniz denemiyecek" olan mücbir/mecbur bırakan sebepten dolayı mesela kötürüm olup da ona bakan kızı veya eşi vs. gibi göç edememişleri düşünün. Allah Müslümanlığa yatkın bu kişileri Müslümanlığın gelişmelerinden, Allah kendi rahmetinden mahrum, kaderleriyle baş başa bırakır mı? Onlara bir yardım göndermez mi? Nisa-101. ayetini bir de bu bakış açısıyla değerlendirin.(Nisa-102 ve 103 hakkında bilahare yazmaya çalışacağım)

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin
                              Last edited by galipyetkin; 19. November 2020, 11:35 AM.

                              Comment

                              • Araştıran
                                Uzman Üye
                                • Mar 2013
                                • 110

                                #60
                                @galipyetkin Ben arap dili uzmanı değilim o yüzden hipotezinize karşılık veremeyeceğim.Fakat şöyle bir baktığımızda Yaşar nuri ve Hakkı Yılmaz beyde darabe nin savaşla ilgili olduğu kanısında.Şunuda biliyorum ki bir kelimenin anlamını öyle lap diye ordaki geçen ayete yada kuran dışıda olsa herhangibir cümleye yapıştıramazsınız.Bunu yeteri kadar incelemek gerekir.Başına-sonuna bakmak,anlam bütünlüğüne uyması,diğer cümlelerin veya ayetlerin perçinlemesi gibi konularda hassasiyet gereklidir.Nisa 94 yaşar nuri gaza demiş Hakkı Yılmaz sefer demiş bu fark var.95 de evet sefer yok.101 de yaşr nuri dolaştığınız zaman Hakkı yılmaz sefer demiş yine.101 de bir anlaşmazlık görülüyor sadece.Aklıma takılan şu yaşar nuri neden aynı darabeye bir yerde gaza demiş bir yerde dolaştığınızda demiş bunu kestiremedim.Hakkı yılmaz ikisindede sefer demiş bir çelişme yok yani.
                                Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır..ANKEBÛT - 51

                                Comment

                                Working...