Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #76
    Taner Nickli Üyeden Alıntı
    34.Allah'in, bazi seyleri bazisina fazla kilmasi ve erkeklerin mallarindan harcamalari nedeniyle erkekler, kadinlar üzerine kavvamdırlar [en üst düzeyde koruyup kollayan, gözetenlerdir]. Hâl böyle olunca, sâlih kadinlar, Allah'a itaat edicidirler, Allah'in korudugu sey nedeniyle gayb için koruyucudurlar. Nüşûzundan [dikkafalılık yaparak kendisini taciz ve tecavüz riskine atmasından] korktugunuz kadinlara da, ögüt verin ve yataklarinda yalniz birakin ve de baski yapın/sürgün edin/dövün. Bunun üzerine size saygili davranirlarsa, artik onlar aleyhine baska bir yol aramayin. Allah çok yücedir, çok büyüktür.

    Bu âyette, toplumdaki mutlulugun, huzurun ve sulh içinde yaşamanın yolları gösterilmektedir. Bunları maddeler hâlinde sıralayacak olursak:

    • Erkekler kadinları en iyi sekilde koruyup kollamali ve gözetmelidirler.

    • Sâlih kadinlar, Allah'in bu ilkesine uymalıdırlar. (Çünkü bu ilke kadinlarin (???) korunmasina yönelik olarak konmustur.)

    • Nüşûzundan [dikkafalilik yaparak kendisini taciz ve tecavüz riskine atmasindan] korkulan kadinlar, ögüt verilerek, yataklarinda yalniz birakilarak, baski yapilarak/sürgün edilerek/dövülerek [egitilip rehabilite edilerek] nüşûzdan vazgeçirilmelidir.[35]
    Erkekler kadinlari en iyi sekilde koruyup kollamali ve gözetmelidirler.

    Hayir. KAVVÂM kelimesinin anlamini yalnizca kadinlarin kavvâmi ile SINIRLAYIP daraltmak yanlis olur
    çünkü ayette "Allah'in, bazi seyleri BAZISINA fazla kilmasi"ndan söz edildigine göre Allah bazi seyleri örnegin parayi KADINLARA fazla kilabilir.
    O zaman da kadinlar erkeklerin kavvâmi olmakla yükümlü olurlar.

    Ve eger sayin Hakki Yilmaz'in öne sürdügü gibi KAVVÂM birilerini koruyup kollayanlar ise
    o zaman da kadinlar erkeklerin koruyup kollayanlari olurlar
    ve bu ilke kadinlarin (???) korunmasina yönelik olarak konmustur iddiasi havada kalir.

    Bu bir.

    Ikincisi, KAVVÂM birilerini koruyup kollayanlar degil
    birilerinin ihtiyaçlarini karsilayanlardir
    ki o sayede o birileri ayakta durabilecektir.

    Buna kanit isteyene
    ayni sûrenin 135'inci ayetine bakmak yeter.

    Orda deniyor ki
    adaleti ayakta tutun ve Allah için tanik olun
    kûnû kavvâmîne bil KIST şuhedâe lillah...

    Hukuk ögretimini ve egitimini veren kurumlar açarak,
    adalet saraylari yaparak,
    yargiçlari yeterli gelire kavusturarak...
    adaletin ihtiyaçlarini karsilayacaksiniz.

    Ama
    yargiçlari koruyup kollamak bahanesiyle yönetip yönlendirmeye kalkmayacaksiniz,
    yoksa size baglanip siz SAHiBiNiN SESi olurlar. Allah saklasin.

    Adalet muhtaç olmadigi gibi özgür ve bagimsiz da olacak,
    inanan kadinlar muhtaç olmadigi gibi özgür ve bagimsiz da olacak,
    inanan erkekler muhtaç olmadigi gibi özgür ve bagimsiz da olacak.

    Eger
    "kavvâm"in başina anlam daraltilmasi gelmezse
    ayetlerde söylenen budur.
    Last edited by Hasan Akçay; 27. June 2016, 11:00 AM.

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #77
      Bayramınız kutlu olsun. Kurandaki İslamın yeniden ayağa kalkacagi ve din adamlarınin diktasindan kurtulup dinen özgür olacağımız nice güzel bayramlara.
      Last edited by Hasan Akçay; 5. July 2016, 03:01 PM.

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #78
        Bu sabah namazdan sonra bir adam imama çıkışıyordu. Imam namazi erken kildirmis. Adam yetişememis.

        Niye çemkiriyorsun? Sen kimsin?

        Ne demek sen kimsin? Ben sevabı günahı olan bir kulum. Sen günahsiz misin? Sen gökten mi indin?

        #

        Sahi.
        Neden hükümler verip şeriat bu derler? Bu kustahlik niye?

        Örneğin neden
        kadınları dövün
        derler?
        Last edited by Hasan Akçay; 6. July 2016, 05:00 AM.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #79
          Sayın Hasan Akçay.

          Sizin ve nezdinizde tüm Site'nin bayramı kutlu ve şekerli olsun...

          ......... Bu kustahlik niye?

          Örneğin neden
          kadınları dövün
          derler?
          Burada geçen "nisa" kelimesini ister 'kadın', ister 'iş'-'işçi' diye anlamlandırın;

          dövme kelimesini de "eziyet verme, kişiliksizleştirme" anlamı yerine, "eğitme";
          (demiri dövme gibi) "belli bir forma sokma" veya benzeri bir anlamla karşılasak,

          ne?......
          ve nasıl olur?

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin
          Last edited by galipyetkin; 6. July 2016, 05:57 PM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #80
            Taner Nickli Üyeden Alıntı
            59.Ey iman etmiş kimseler! Allah'a itaat edin, Elçi'ye ve sizden olan emir sahibine [yöneticiye] itaat edin. Sonra eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve âhiret gününe inanan kimseler iseniz, onu Allah ve Elçi'ye havale edin. Bu, daha iyidir ve ilkleştirme [çözüm] bakımından daha güzeldir.

            ...

            Bu âyette, mü’minlerin itaat edeceği emir sahipleri, sizden kaydıyla kayıtlanmıştır. Yani mü’minlerin sadece kendilerinden olan emir sahiplerine itaat etmeleri istenmiş, kendilerinden olmayanlara itaat etmemeleri hükme bağlanmıştır. Daha evvel mü’minlere müşrik, münâfık, Yahûdi, Hristiyan olanları, babaları ve kardeşleri bile olsa velî edinmemeleri, onlara velâyet [yönetim] yetkisi vermemeleri emredilmişti.

            Enfâl, Ahzâb ve Âl-i İmrân sûrelerinde işlenen velâyet konusu dikkate alındığında burada geçen “sizden olan emir sahibi” ifadesi daha net anlaşılır.
            Sayin Hakki Yilmaz
            "yöneten"iniz ile velinizi
            birbirine karistirmis.

            Oysa yöneteniniz basbakan gibi bir "yönetici"nizdir,
            veliniz ise devletiniz aleyhindeki isbirlikçiniz.

            Ilgili ayetlerde bu açik ve net olarak görülüyor.

            Mâide 5:
            Kitab verilenlerin korunan kadinlari size helal kilindi
            uhılle lekumul... muhsanâtu min ellezîne utûl kitâb

            Mâide 51:
            Yahudileri ve hristiyanlari veli edinmeyin
            lâ tettehızûl yehûde ven nasârâ evliyâ

            Kitab verilenler yahudiler ve histiyanlardir.

            O halde size helal kilinanlar
            YAHUDi kadinlar ve HRiSTiYAN kadinlardir.

            Say ki esiniz yahudidir.

            Onaylamissiniz onu,
            hattâ delicesine sevmissiniz
            ki nikahiniza almissiniz.

            Es edinmeniz hilal kilinan o yahudi kadini
            basbakan edinmeniz neden haram olsun?

            Ama devletiniz aleyhinde işbirlikçi edinemezsiniz onu.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #81
              Ayetlerde
              VELi ile ayni anlama gelen
              baska kelimeler de var.

              Örnegin

              Sizden olmayanlari BiTÂNEH edinmeyin, kötülükten geri durmaz onlar. (Âl-i Imrân 118)
              Allah'dan, elçisinden ve inananlardan baskasini VELiCEH edinenlerinizi... (Tevbe 16)

              Belli ki
              sizden olmayanlar sizinle savasmakta olanlardir,
              ONLARLA işbirligi yapmayacaksiniz.
              Yoksa siz de onlarin safinda yer almis olursunuz.

              Mâide 51'de açik açik belirtilmis bu:

              Inananlar!
              Yahudileri ve hristiyanlari iŞBİRLİKÇi edinmeyin,
              onlar biribirindendir.
              Kim onlarla isbirligi yaparsa onlardan olur.

              Yoksa eşi yahudi olan bir adam
              o yahudiye
              elbet AŞIK olur, dost olur
              ve bi yahudi milletvekili seçildiyse müminler onu elbet yönetici edinirler, edinmislerdir.
              Last edited by Hasan Akçay; 17. August 2016, 07:47 AM.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #82
                Nisa 3'te deniyor ki

                ... sağ ellerinizin altındakileri nkhlayin
                ... fe inkuhu ma meleket eymanukum

                Ma meleket eymanukum
                kolelerinizdir
                yok, yeminleriniz kime malikse onlardır...
                Bunu bi yana bırakalım simdi; konu o değil.
                Ayette "ma meleket eymaniniz"i nkhlayin deniyor, konu bu.

                Inanan kadınlarin da var "ma meleket eyman"i, örneğin peygamber eşlerinin... Bkz Ahzab 55.

                Eğer
                onları nkhlayin
                mevcut harekelerin gerektirdigi uzere
                onlarla evlenin demekse
                inanan kadınlar evlenecek mi onlarla, örneğin peygamber eşleri?

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #83
                  Başka bi soru:

                  "Ma meleket eymaniniz"in
                  dişi olanları var,
                  erkek olanları var. Bkz nur 33.
                  Inanan erkekler evlenecek mi o erkeklerle?

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #84
                    Süleyman Ates'in VATAN gazetesinde yazdigina göre
                    kendisine
                    benim bu konuyla ilgili asagidaki sözlerimi ulastirmislar:

                    Gerçek Ku’rân harekesiz mushaftadır. Örneğin Topkapı Müzesi’nin kutsal emanetler bölümünde sergilenen Osman mushafında 4:3’te EVLENiN anlamına gelen "fenkihu"nun karşılığı "nkh"dir. Hemzesiz, esresiz, ötresiz... Kısacası, harekesiz. Allah’ın sözü odur.

                    Süleyman Ates usenmemis, cevap vermis. Lütfen okuyun:


                    Nasil buldunuz cevabi?

                    Cevabi degerlendirirken
                    lütfen şunu hatirlayin:

                    Harekesiz mushaftaki نكح (nkh)
                    24:32'de ne ise
                    4:3'te de odur...

                    "نكح"layin evli olmayanlarinizi (24:32)
                    "نكح"layin ellerinizin altindakileri (4:3)

                    Ama mushafi harekeleyenler
                    "نكح"yi
                    24:32'de EVLENDiRiN anlamina gelecek sekilde enkihu yapmislar,
                    4:3'te ise EVLENiN anlamina gelecek sekilde inkihu...

                    Benim sordugum sorulari
                    hiç AKIL etmemisler,
                    süleyman atesler simdi de AKIL etmiyor:

                    Nisâ 3 diyor ki
                    "نكح"layin ellerinizin altindakileri.

                    Iyi ama...
                    inanan kadinlar da sahiptir ellerinin altindakilere, örnegin peygamber esleri de sahiptir onlara.
                    Inanan kadinlar, örnegin peygamber esleri... evlenecek mi onlarla?

                    Peygamber esleri zaten evli...
                    böyle saçma sey olur mu.

                    Böyle saçma harekeleme olur mu:

                    Hani Yûnus 100'de deniyor ya:
                    "Aklini isletmeyenlerin üstüne pislik yigar Allah."
                    Yigmis...

                    Allah
                    çok esli pisligi
                    AKLINI isletmeyenlerin üstüne yigmis.

                    Açik ve net,
                    harekesiz yani müdahalesiz Nisâ 3'te
                    çok esli pislige geçit yok.

                    Orda söylenen şudur:

                    Yetimlerin haklarini gözetememekten korkuyorsaniz
                    EVLENDiRiN size yetki veren kadinlarin ikiserini, üçerini, dördererini
                    ama adil olamayacaksaniz yalnizca bir tanesini
                    ya da ellerinizin altindakileri (ENKiHU).
                    Last edited by Hasan Akçay; 31. August 2016, 03:01 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #85
                      Taner Nickli Üyeden Alıntı
                      3.Ve eğer ki yetimleriniz konusunda hakkaniyetsizlikten korktuysanız; o takdirde sizin için HOS olan o kadınlardan [yetimlerin kadınlarından] ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlayın. Şâyet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, bir tanesini ya da yeminlerinizin sahip olduğunu nikâhlayın. Bu, hakksızlığa sapmamanız için en uygunudur.
                      Arapça metindeki TÂBE
                      çeviride HOS olup çikivermis.

                      Yani o kadinlar sizin için HOS ise nikahlayacak imissiniz onlari.

                      Iyi ama...
                      ya siz o kadinlar için HOS degilseniz,
                      Öyle ya gönül bu, ya gönülleri yoksa?
                      Dayatacak misiniz, "lâ ikrahe fîd din" buyuran Allah'a inat?

                      Ne biçim çeviri bu.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #86
                        Yani, kadın ve kız yetimleri sefaletten ve kölelikten kurtarmak için, YETKİ VERİLENLERİNCE açtığınız karı pazarlarında koca adaylarına pazarlayacaksınız öyle mi?
                        Hayırlı olsun!
                        Ya yetki vermezlerse?
                        Ya derlerse:"Pis heriflerin koynuna girmektense, aç-sefil yaşarım!".

                        Yaşı küçükler yetimleri ne yapacaksınız?
                        Yetişkin erkek yetimleri/işe muhtaçları/iş olanaklarından mahrum kalmış olanları ne yapacaksınız? "Verdim gitti" mi diyeceksiniz?

                        Kaldı ki ayette "yetki verenler" diye bir ifade yok. Uydurma.

                        Eh erkeklere de bir şeyler uydurulur her halde. Nasıl olsa "bi herif olsun da nasıl olursa olsun" diyen kadınlarla dolu dünya değil mi?

                        Evlendirin gitsin.
                        Bu işin heveslisi de bol galiba!

                        Ayetlerin amacı bu mu? Ayetleri böyle mi tedebbür ediyorsunuz/geri planına böyle mi bakıyorsunuz? Yani, Kur'an olarak böyle mi okuyorsunuz?

                        24/32. ayeti de ayetlerle konulmuş ana prensipler dahilinde okumak gerekir. Allah kimseye evlenen işsiz-güçsüz fakir kişilere de ben para,yiyecek giyecek, para-pul veririm demiyor. Herkes elinin emeğinin karşılığını hak eder. O halde bu ayet fakir ve işsiz kişileri evlendirin demiyor; iş sağlayın diyor.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 17. October 2021, 09:52 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #87
                          Bunlari daha önce de konustuk Galip bey. Açiklamaya çalistim. Simdi bi daha mi?

                          Güzel kardesim,
                          Nisâ 3'te sözü edilen yetimler mal sahibidir,
                          sefalet mefalet... ne biçim laf o öyle?

                          Ayette "yetki verenler" diye bir ifade yok iddiasina gelince
                          mâ tâbe lekum var, anlami: ki size temiz kildi, ki size yetki verdi.
                          Kanit isteyene bir sonraki ayet yeter:

                          Kadinlarin mallarini karsiliksiz iade edin
                          ama kendileri size o maldan VERDiLER ise (ve in TIBNE lekum an sey'in minhu)
                          onu çekinmeden ve saglikla yiyin.

                          Nisâ 4'ün çevirilerine bakin lütfen. TIBNE aynen böyle tercüme edilmis. Dogru okumuslar onu Nisâ 4'te ama Nisâ 3'e gelince AKIL tutulmasina ugramislar.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #88
                            Kişilerin kişilik hakları ile seçim haklarını, arzu ve isteklerini hiçe sayarak yetimliğe ve yetimlere çare diye meallerde getirilen çözümler, kişileri zorlayıcı ve insan haklarına aykırı palyatif çözümlerdir.

                            Nisa-3'teki sözü edilen yetimler mal sahibi ise mallarını peşkeş mi çektireceksiniz ki illaki evlendiriyorsunuz. İş bulun onlara. Şunu belırtelim ki "yetim" işi/çalışma olanağı olmayan/işsiz kişi demektir.
                            Aptal mı onlar?
                            Kendileri kendilerine karı veya koca bulamıyacaklar mı?
                            Aşık olamıyacaklar mı?
                            Onları kocaya vermek veya karı sahibi yapmak, onların karılarını veya kocalarını seçme özgürlüğünü elinden almaktır.
                            Salak mı onlar?
                            Bu işi yapamazlar mı kendi başlarına?

                            İster "nikahlayın" deyin ister "evlenin" veya "evlendirin" deyin, önerdiğiniz bu eylemler çözüm değildir; ve Bakara:104, Bakara:177, Fecr: 17-20 (ve şu anda hatırlayamadığım) ayetlerine aykırıdır.

                            Çözümü: Bunları(erkek ve kadın yetimleri/muhtaçları/işsizleri) Nisa-2'ye göre TEMİZ İŞLER ile buluşturup/nikahlayıp iş sahibi yapmak, geçimlerini sağlayıp, istikbale hazırlamaktır ki toplumda huzur ortamı sağlansın.

                            Nikâh'layın ifadesini "iş ile buluşturun" diye çevirmez iseniz skandal çeviriler ortaya çıkar.
                            Ne yaparsanız yapın dört karılı yaşamı İslamdan atamaz, 7 yaşındaki çocukların nikâh bahanesiyle ırzlarına geçilmesine mani olamazsınız.

                            Çok da hoşsunuz Sayın Akçay.
                            "Bunları daha önce (Temizlik ve İbadet-İbadet-Hac ve kurban-Hac İzlenimleri bahsinde) konuştuk" deyip lafı bizim ağzımıza tıkmaya kalkıp, kendi söyleyeceklerinizi bir defa daha bu vesile ile söylüyorsunuz.

                            Bakın söylediğim ayetler meal olarak neler söylüyor:

                            FECR SURESİ: 17-20:- Kesinlikle sizin düşündüğünüz gibi değil! Doğrusu siz, YETİMİ, ÜSTÜN-SAYGIN BİR ŞEKİLDE YETİŞTİRMİYORSUNUZ. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi özendirmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!
                            *****************

                            Yani “Rabbinizden kendiniz için bol ikram isterken, O’ndan saygın ve üstün olmaya yönelik şeyler beklerken, yetimlerin saygın ve üstün olmaları için hiç çaba sarf etmiyorsunuz; onları aç, susuz, işsiz, eğitimsiz bırakıyorsunuz.

                            Hareket imkânı bulunmayan muhtaçların karınlarını doyurmalarını sağlayacak bir iş sahibi olmalarını temin etmeye yanaşmıyor, buna karşı içinizde bir istek duymuyor, bu konuda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

                            Bu hususta yarışmanız gerekirken aksine bundan kaçıyorsunuz. Hatta başkalarının [zayıfların] mirasına [toplumun onlar için harcayacağı birikime, onların toplum zenginliği içindeki paylarına] el koyuyor, onu büyük bir oburluk, düşüncesizlik ve aç gözlülükle yiyorsunuz.

                            Malı da sınırsız bir sevgiyle öyle çok seviyorsunuz ki, aklınıza ne hesap vereceğiniz geliyor, ne de Rabbiniz.”

                            Hemen hemen bütün Türkçe meallerde yer alan “yetime ikram etmiyorsunuz” çevirisi, ayetin gerçek manasını ifade etmekten uzaktır. Ayette geçen “ikram”, çay, kahve ve benzeri şeyler ikram etmek anlamına gelmez. Buradaki “اكرام ikram”, üstün kılma, saygın hâle getirme demektir. Bu da eğitim vermekle, fırsat vermekle, iş imkânı vermekle mümkün olabilir. Bir başka ifade ile ikram, “aç, susuz, öğretimsiz, eğitimsiz, becerisiz bırakma, toplumda seviyesiz hâle getirme” demek olan “قهر kahr etmenin” tam tersidir. ..........................(Hakkı Yılmaz).

                            BAKARA-104: "Ey iman edenler! "Râina" demeyin, "unzurna" deyin/"bizi davar gibi güt" diye konuşmayın, "bize bak" diye konuşun ve dinleyin. Kâfîrler için korkunç bir azap vardır".

                            BAKARA-177: "Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, salatı ikame eder, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri."


                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin
                            Last edited by galipyetkin; 3. November 2019, 11:36 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #89
                              Aptal mi onlar?

                              Galip Bey, sakin olabilir misiniz lütfen. Mal sahibi o yetimler elbet aptal degiller ama "babasiz"lar. Sizden bi babalik daha yapip taliplerine "Verdim gitti!" demenizi istiyorlar.

                              Comment

                              • galipyetkin
                                Uzman Üye
                                • Sep 2011
                                • 1389

                                #90
                                Allah. Allah ....!

                                Bunlar yetim yahu.....
                                Ya babasız, ya annesiz. ya da ikisinden de mahrum küçük veya işsiz-ya da düşkün yetişkin kişiler.
                                Ya velayete veya vesayete, ya da bakıma, düzgün bir işe ya da hepsine birden muhtaç olan gariban kimseler.

                                Yetişkinler evlenecekse gidip herifin birine "beni şuna veriver" mi diyecek, pis müşrik Arapların örflerini İslam yaşamına mı sokacak.
                                Kişiliksizliktir bu, salaklık, aptallıktır.

                                Küçükler reşit olduklarında mallarının ve de hayatlarının idarelerine kendileri sahip olurlar. Kızlar ve kadınlar da karşı cinse evlenme teklif edebilir ve de evlenir.
                                Okuyun, hatta eleştirdiğiniz Prof. Dr. Süleyman Ateş'ten okuyun.
                                Bunlar için mi (eh, uygun başlık parası aldık, iyi paraya sattık) "verdim gitti" denecek

                                Neymiş; "bana son bir babalık yap"mış!
                                Hadi canım sende..........
                                İnsanlara hükmetme ihtirasının yansıması.

                                Anadolu'muzun kızlarının dokuduğu halı ve kilim desenleri neyi yansıtır bilir misiniz?

                                Saygılarımla.
                                Galip Yetkin
                                Last edited by galipyetkin; 6. February 2021, 03:14 PM.

                                Comment

                                Working...