Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • kuman
    Uzman Üye
    • Mar 2013
    • 583

    #121
    Benim merak ettiğim bir konu var, sure uygun diye burada soruyorum;

    Kimler ile cinsel ilişkiye girebiliriz ? Örneğin param yok evlenemiyorum yada evliliği devam ettirebilecek durumda değilim bir çıkıyorum evden 6 -7 ay yada 1 sene yokkum.
    Yada çok zenginim tek eş de bana yeterli gelmiyor
    yada eşiniz sizi tatmin etmiyor
    (Kadın erkek ayrımı yapmadan soruyorum)

    Kur an a göre ne yapabiliriz ?

    Daha doğrusu zina ya düşmeden herhangi bir şekilde cinselliği nasıl yaşarım ?

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #122
      وا نكحوا ,فا نكحوا
      harekesizken de farklı yazılmıştır itirazı yapılabilir
      ve şuna dikkat çekilebilir:

      " وا نكحوا"daki و (vav) ve ا (elif) harfleri birbirlerinden ayrı yani وا şeklinde yazıldığı halde
      "فا نكحوا"da ف (fe) ve ا (elif) harfleri birleştirilerek فا şeklinde yazılmıştır.
      Bu, okuma esnasında "فا"deki "elif"in es geçildiğini ama aslında i olduğunu gösterir,
      o halde fenkihû aslında feinkihu olup KENDiNiZE nikahlayın yani evlenin anlamını taşımaktadır.

      Bkz


      Bu itirazı Nisâ 6'daki (el yazmasında alttan 8. satırdaki)
      فا شهدوا kelimesi çürütüyor
      çünkü bu kelimenin kıraati feişhidu değil "fe eşhidu"dur
      ve tıpkı nasıl fe enkihu BAŞKALARINA nikahlayın yani evlendirin anlamını taşıyorsa
      fe eşhidu da Nisâ 6'da şahidlendirin anlamını taşımaktadır, KENDiNiZ şahidlik edin değil.

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #123
        dost1 Nickli Üyeden Alıntı
        KURANDA ÇOK EŞLİLİK YOKTUR.
        NİSA İLK 10 AYETİ YETİM HUKUKU İLE İLGİLİDİR.
        Sevgili Halil hocam, benim eleştirim size değil.

        Kur'an'da çok eşlilik
        elbet yoktur,
        YOKTUR diyen sizi niye eleştireyim.

        Ama bakar mısınız:


        Taner Nickli Üyeden Alıntı
        3. Ve eğer ki yetimleriniz konusunda hakkaniyetsizlikten korktuysanız; o takdirde sizin için hoş olan, o kadınlardan [yetimlerin kadınlarından] ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlayın. Şâyet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korktuysanız, bir tanesini ya da yeminlerinizin sahip olduğunu nikâhlayın. Bu, hakksızlığa sapmamanız için en uygunudur.
        Kime nikahlayın?

        Sayın Hakkı Yılmaz'a göre
        KENDiNiZE nikahlayın:

        ...toplanacaksınız ve yetimlere bakmakla mükellef olan kadınları ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâhlamak üzere bir kampanya düzenleyeceksiniz. Böylece yetimler üvey çocuklarınız, yetimlere bakmakla mükellef kadınlar da eşleriniz olacak.

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #124
          Sayın Hakkı Yılmaz'a
          ve onun gibi
          Kuran'da çok eşlilik var diyenlere sorular:

          1
          ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder demek
          ikisini aynı anda, üçünü aynı anda, dördünü AYNI ANDA demek (Bkz Fâtır 1)
          yani bir adam örneğin DÖRT kadını aynı anda nikahlayıp zifaf odasına alacak.

          Buna
          islamî ahlak izin verir mi
          ve güç kuvvet yeter mi?

          Ama adam örneğin 4 kadının her birini kendi talibine nikahladığında
          o yapılan iş ahlak ve güç kuvvet dahilindedir.


          2
          "Nûr 33'te belirtildiği üzere
          "yeminlerinizin sahip olduğu" kimselerin ERKEK olanları var,
          erkek inanırlar onları KENDiLERiNE mi nikahlayacak?


          3
          Nisâ 3'te sizin deyiminizle "yeminlerinizin sahip olduğu"nu nikahlayın deniyor
          ama Ahzâb 55'te görüldüğü üzere peygamber eşlerinin de var yeminlerinin sahip olduğu,
          peygamber eşleri "yeminlerinin sahip olduğu"nu
          KENDiLERİNE mi nikahlayacak, başkalarına mı?


          4
          Nisâ 3'teki "mâ TÂBE lekum"a sizin için HOŞ OLAN diyorsunuz,
          ama Nisâ 4'teki "in TIBNE lekum"a size ikramda bulunan...
          Oysa ikiside AYNI fiil.

          Neden Nisâ 3'te de
          size kendilerini taliplerine nikahlama yetkisi verip
          sizin için sevap kazanma imkanı yaratmak suretiyle
          size ikramda bulunan (kadınlar) demiyorsunuz?

          Asıl önemlisi, size HOŞ OLAN ifadesi abes gelmiyor mu size
          yani ya siz onlar için... HOŞ OLMAYAN biriyseniz nolacak?
          Last edited by Hasan Akçay; 10. December 2017, 08:16 AM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #125
            Bir de şu itiraz yapıldı:

            4:3'teki "فا نكحوا" kelimesini
            diyelim ki dediğiniz gibi "evlendirin" olarak ele aldık,
            4:25'deki "فَا نْكِحُوهُنَّ" kelimemizi ne olarak ele alacaz?

            Cevap:

            Nikahlayın olarak alacağız,
            bırakacağız öyle kalacak!

            Kimse karışmayacak,
            manipüle etmeyecek.

            Akıl sağlığı yerinde olanlar
            sözün gelişine, ayetin içeriğine... bakarak
            doğru anlamı görürler.

            فا شهدوا: Öyleyse şahidlendirin (4:6)
            فا نكحوا: Öyleyse nikahlayın (4:25)
            فا نكحوا: Öyleyse nikahlayın (4:3)
            وا نكحوا: Ve nikahlayın (24:32)

            Nisâ 25: Öyleyse onları nikahlayın ailelerinin izniyle -فا نكحوهن بإذن أهلهن

            Nisâ 1: Ey insanlar,
            Nisâ 3: öyleyse nikahlayın... o kadınları -فا نكحوا... النساء

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #126
              Nisâ 25:

              Bağımsız iffetli müminelerle evlenmeye güç yetiremeyenleriniz için
              yeminlerinizin size bağladığı mümin genç kızlarınız var.

              Sizin imanınızı Allah bilir,
              hepiniz birbirinizdensiniz.

              Onları ailelerinin izniyle nikahlayın -فا نكحوهن بإذن أهلهن
              ve mehirlerini güzelce kendilerine verin.

              Onlar da iffetlerini korusunlar,
              uygunsuz davranmasınlar
              ve gizli dost edinmesinler.

              Koruma altında uygunsuz davrandıklarında ise
              cezaları
              bağımsız müminelere verilenin yarısıdır.

              Darlananlarınız içindir bu
              ama dayanmanız daha hayırlıdır.
              Koruyandır Allah, bağışlayandır.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #127
                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Nisa üçdeki "Ma tabe Leküm" oldukça EVLENDiRiNiZ türündeki okumaya gidilemez.
                Merhaba Halil hocam.

                Nisâ üçte EVLENDiRiNiZ türündeki okumaya
                sahiden gidilemez mi ya da gidilmek zorunda mı
                buyurun birlikte bakalım.

                Kendilerini evlendirme yetkisini size vererek sevap kazanma imkanı sağlamak suretiyle
                (sayın Hakkı Yılmaz'ın deyimiyle) size ikramda bulunan kadınları (mâ tâbe lekum min en nisâ')
                ikişer, üçer, dörder nikahlayın.


                "Nikahlayın"ın ayette 3 tane "Nesne"si var:

                1."mâ meleket eymân"ınızı yani "yeminlerinizin sahip olduğu insanlar"ı nikahlayın
                2.kadınların ikişerini, üçerini, dörderini nikahlayın -mesné ve sülése ve rubâa
                3.yalnızca birini nikahlayın

                1.1
                Nikahlayacağınız o insanların ERKEK olanları var (Bkz Nûr 33)
                ve siz erkeksiniz...
                ERKEKLERi erkekler KENDiLERiNE nikahlayıp onlarla evlenmezler hocam,
                onları talibi oldukları kadınlarla evlendirirler. Ayette söylenen bu.

                1.2
                O devrin bazı kadınları,
                örneğin peygamberin eşleri de sahip o insanlara (Bkz Ahzâb 55).
                Peygamberin eşleri eş edinmiycek onları hocam, evlendirecekler.

                2
                İkişer, üçer, dörder demek
                ikisini aynı anda, üçünü aynı anda, dördünü AYNI ANDA demek.

                Kanıt için Fâtır 1'e bakar mısınız,
                orada şöyle deniyor:

                Övgüler olsun gökleri ve yeri yaratana
                ve melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapana
                câilil melâiketi rusulen ulî ecnihatin mesné ve sulése ve rubâa


                Allah
                örneğin 4 kanatlı bir meleği yaratırken
                meleğin önce 1. kanadını ve üç beş yıl sonra 2. kanadını ve altı yedi yıl sonra 3. kanadını ve daha sonra 4. kanadını yaratmadı değil mi,
                "Ol!" dedi, meleğin 4 kanadı AYNI ANDA oluverdi.

                Şimdi düşünün.
                Allah'ın "O kadınları ikişer, üçer, dörder nikahlayın!" buyruğuna muhatap olanlar,
                örneğin 1 adam 4 kadını aynı anda kendisine nikahlayıp gerdeğe girecek 4 kadınla.

                Olacak şey mi hocam,
                "hulukin azîm" üzerindeki resulun ilettiği islam
                kaldırır mı bu iğrenç ahlaksızlığı?

                Elbet kaldırmaz ve mütercimler de bunun ayırdındadır ki kendi çevirilerinde
                "ikişer ikişer ve üçer üçer ve dörder dörder"i dörde kadar diye çarpıtıyorlar -örneğin B Sadak, C Külünkoğlu, Diyanet (eski), Elmalılı.
                4 eşe sahip olmak isteyen 1 adam ilk eşini şimdi alacak mış mış, 2. eşini üç yıl sonra, 3. eşini daha sonra, 4. eşini daha daha sonra...

                Elleri mahkum çarpıtmaya
                çünkü "Evlendirin!" buyuran Allah'ın sözü "Evlenin!" diye çarpıtılmış bir kere,
                öteki kelimeler ona uydurulmak zorunda.
                .
                Last edited by Hasan Akçay; 13. December 2017, 06:37 AM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #128
                  Nisâ 4:

                  Ve âtûn nisâe "sadukât"ihinne NIHLATEN
                  O kadınlara sadakalarını KARŞILIKSIZ verin


                  Buradaki sadakalar kelimesinin
                  mehirler olarak çarpıtılmasının nedeni de
                  herkesin
                  aklını evlenmek ile bozmuş olmasıdır.

                  Ali Ünal: Evleneceğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin.
                  C Yıldırım: (Evlendiğiniz) kadınlara mehirlerini güçlük çıkarmadan gönül rızasıyla verin.
                  Elmalılı: ve aldığınız kadınlara mihirlerini efendicesine verin
                  H B Çantay: (Aldığınız) kadınların mehirlerini yürekden isteyerek ve (Allahın) bir atiyye(si) olarak verin.
                  Ö Öngüt: (Nikâhınıza aldığınız) kadınların mehirlerini bir hak olarak seve seve verin.
                  S Yıldırım: (Nikâhınıza aldığınız) kadınların mehirlerini bir hak olarak seve seve verin.
                  Hakkı Yılmaz: Ve o kadınlara [yetimlerin kadınlarına] mehirlerini seve seve veriniz .

                  Oysa Arapça metinde
                  ve o kadınlara "sadakalar"ını karşılık beklemeden verin deniyor, o kadar.
                  Evlenmenin esamesi bile yok Allah'ın ayetinde.

                  Kısacası 4. ayet yetimlerin malları hakkındadır
                  tıpkı 2. ayet gibi.

                  Şu farkla ki
                  2. ayet yetimlerin kadın olanlarını da kapsamakla birlikte erkeklerin malları hakkında uyarıda bulunuyordu,
                  4. ayet yalnızca kadınların malları hakkında uyarıda bulunuyor.

                  Yetimlere mallarını verin (emvaleHUM), pisi temizin yerine koyup değiştirmeyin (2).
                  Kadınların mallarını hiç bir karşılık beklemeden verin (4).


                  Belli ki
                  korumanız altındaki yetim kızlardı onlar,
                  kendilerine sadakalar verildi ve böylece mallara sahip oldular
                  ve büyüyüp kadın olduklarında mallarını istiyorlar sizden.

                  Vereceksiniz, hem de hiç bir karşılık beklemeden.

                  NIHLATEN karşılık beklemeden demek,
                  hani bal arıları ayılar için ağaç kovuklarına ve kaya girintilerine bal yaparlar ya, karşılığında hiç bir şey beklemeden
                  tıpkı onlar gibi.

                  Niçin karşılık bekleyesiniz ki?
                  Kendi mallarını istiyorlar sizden,
                  mehir değil.
                  .
                  Last edited by Hasan Akçay; 13. December 2017, 05:39 PM.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #129
                    Daha sonra itirazlarımı yazacağım, ama önce bitmez tükenmez kurguların, tasarların bitmesini, "miz-an-sen"lerin sona ersini bekliyorum; ama Hasan Bey de durmadan üretiyor. Fazla bekleyemedim çünkü şu soru beni zorladı.

                    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                    ve o kadınlara "sadakalar"ını karşılık beklemeden verin deniyor, o kadar.
                    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                    korumanız altındaki yetim kızlardı onlar; kendilerine sadakalar verildi ve böylece mallara sahip oldular
                    Evet.
                    Bir yerde "kadınlar"a verin
                    Diğer yerde "yetim kızlar"a verildi.

                    Ne?
                    -Sadaka.
                    -Neden Sadaka?
                    -Sadaka ne ki?
                    -Niye Onlara verilsin ki?
                    -Hem de karşılıksız.

                    Şimdilik.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 13. December 2017, 08:34 PM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #130
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Daha sonra itirazlarımı yazacağım, ama önce bitmez tükenmez kurguların, tasarların bitmesini, "miz-an-sen"lerin sona ersini bekliyorum; ama Hasan Bey de durmadan üretiyor.

                      Merhaba Galip bey.

                      Önünüzdeki yazıyı dikkatli okuyun önce, doğru anlayın
                      ki ona dair ettiğiniz sözün bi gerçekliği olsun.

                      Örneğin

                      -Sadaka ne ki?
                      -Niye Onlara verilsin ki?
                      -Hem de karşılıksız
                      .

                      Güzel kardeşim, orada geçen "sadukâtihinne"nin o kadınlara onlar henüz küçük iken verilmiş sadakalar olduğu, dolayısıyla tıpkı 2. ayetteki emvaleHUM gibi onların kendi malları olduğu, "Kadınlara sadukâtını verin" emrinin muhatapları tarafından hem de karşılıksız (?) olarak verilecek sadakalar olmadığı, kadınların kendi malları olduğu yazıda belirtilmiş.

                      Sağır duymaz, uydurur derler benim köyümde.

                      Sadukâtihinne
                      mevcut çeviri sahiplerinin uydurduğu gibi verilecek mehirler değildir,
                      sizin uydurduğunuz gibi verilecek sadakalar da değildir;
                      kadınların kendi mallarıdır ki eskiden edinilmiştir.

                      Kişilerin kendi malları
                      onlara zevcelik karşılığı mehir olarak ya da sevap karşılığı sadaka olarak verilmez,
                      bal arılarının yaptığı gibi karşılıksız verilir ki bakın ayette NIHLATEN deniyor - نحلة.

                      "Benim yazılarıma lütfen karışmayın, size izin vermiyorum!" dedim,
                      onu da anlamadınız.
                      Sizin tasallutunuza uğramamak için daha ne yapayım, bu forumda yazmayı mı bırakayım?
                      .
                      Last edited by Hasan Akçay; 14. December 2017, 06:02 AM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #131
                        Canım, Ciğerim Hasan Bey.

                        Açıklama, izah ve tatmin etme ötesinde
                        tehdidiniz para etti.

                        Yazın be canım ciğerim dostum; yaza bildiğiniz kadar esintilerinizi yazın

                        Biz mi?
                        Boş verin.
                        Başımızın çaresine bakar, başka bir çıkış yolu buluruz.
                        Gerekirse gönlümüze taş basar, çenemizi çivileriz.
                        Yeter ki Sayın Hasan Bey sıkılmasın.

                        Buyurun Hasan Akçay.
                        Sahne sizin.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #132
                          galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                          Daha sonra itirazlarımı yazacağım, ama önce bitmez tükenmez kurguların, tasarların bitmesini, "miz-an-sen"lerin sona ersini bekliyorum; ama Hasan Bey de durmadan üretiyor. Fazla bekleyemedim çünkü şu soru beni zorladı.

                          Evet.
                          Bir yerde "kadınlar"a verin
                          Diğer yerde "yetim kızlar"a verildi.

                          Ne?
                          -Sadaka.

                          Anlayın diye
                          şu açıklamayı ayaptım:

                          Nisâ 4'teki sadukâtihinne
                          mevcut çeviri sahiplerinin uydurduğu gibi VERiLECEK mehirler değildir,
                          sizin uydurduğunuz gibi VERiLECEK sadakalar değildir;
                          kadınların kendi mallarıdır ki eskiden EDiNiLMiŞTiR.


                          Bu açıklama da işe yaramadı,
                          yine anlamadınız.


                          *

                          Peki,
                          bi daha:

                          "Ve étun nisâe sadukâtihinde"deki SADUKÂT sadakalardır
                          ki o kadınlar henüz küçük kızlar iken verilmiştir kendilerine.
                          Ama o sadakaların verilmesi bitti gitti.
                          O kadınlara sadaka verin denmiyor artık,
                          geçmişte başkalarının onlara verdiği sadakalar iken şimdi kendilerinin olan mallarını verin deniyor NIHLATEN.

                          NIHLATEN kelimesini büyük harflerle yazıp vurgulamamın nedeni
                          kanıttır o.

                          Kadınlara
                          mehirlerini verdiğinizde bunun karşılığı onların sunacağı zevceliktir,
                          sadaka verdiğinizde bunun karşılığı cennetteki bi köşktür
                          ama kendi mallarını verdiğinizde bunun karşılığı olmaz, bunu NIHLATEN yapacaksınız
                          tıpkı ayılara bal veren ARILAR gibi.

                          Bi daha:

                          Nisâ 4'te kadınlara sadukâtını KARŞILIK BEKLEMEDEN (نحلة) verin deniyor;
                          o halde Nisâ 4'teki sadukât kadınların kendi mallarıdır.


                          *

                          BU KEZ anladınız mı
                          ya da hâlâ anlamadığınız için kurgu, mi-zan-sen, "Hasan Bey durmadan üretiyor" diyerek
                          hakaretler etmeye devam mı?

                          Sizin tehdit diye çarpıttığınız
                          "...ya da bu forumda yazmayı mı bırakayım?" sorusu
                          sizin tasallutunuzdan kurtulmamın yollarından biridir.

                          Kardeşim, buna ihtiyaç duymamı istemiyorsanız
                          karışmayın yazılarıma.
                          Hakaret etmenize izin vermiyorum.
                          .
                          Last edited by Hasan Akçay; 14. December 2017, 01:00 PM.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #133
                            Biz sahneyi terk etmiştik. Ama zorla bize rol verildi.
                            Biz de bu son görevimizi yapıp tekrar sahnesinden çekileceğiz. Sahne tamamen Sayın Akçay'a kalacak. Dilediği gibi oynasın.

                            Allem ediyor, kallem ediyor, kendi kurgusuna uygun uydurmalarla her şeyi saptırıyor;
                            sadaka'yı da "eskiden edinilmiş mallar" deyip uyduruyor Sayın Hasan Akçay.
                            Halbuki "Eskileri de dahil "hak edişlerini" verin" anlamındadır. Çünkü eşek gibi karın yokluğuna çalıştırıldılar; bu çalışmalarının karşılığını iç ettiniz, gasp ettiniz, geri verin deniliyor

                            Ayette kadın-madın da yok. Ayette geçen "nisa" kelimesi "çalışma/faaliyet/iş/işi yapan/işçi" demektir

                            Bu ayeti de surenin üçüncü ayetinin ayrılmaz bir parçası/devamı olarak okumanız gereklidir.
                            Bu durumda da: " yanınızda karın tokluğuna çalıştırdığınız "beslemeyi"/hizmetliyi/yanaşmayı/hizmetçiyi (kadın veya erkek) ücretlendirin ve çalışmalarına ait eski haklarını da verin . Eğer çalışan "hak ediş"lerinin bir kısmını rızaen almaz da size bırakır ise siz de onu afiyetle yiyin." anlamı çıkar

                            Ayetlerin anlamı bu kadar basit ve net iken dolandırmak niye.

                            Çünkü birinci ayetin anlatımında basit bir hata yapılmış ve bu hata bulaşıcı hastalık gibi diğer ayetlere de sirayet ediyor.

                            Evet Sayın Akçay.
                            Siz de bundan sonra benim yazdıklarımı dile getirerek ve benim adımı anarak bir şey yazmayın lütfen.
                            Çünkü sizin hayal gücünüzde bir figüranlik veya oyunculuk istemiyorum.

                            Buyurun.
                            Sahne tekrar sizin.

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 1. October 2019, 09:34 PM.

                            Comment

                            • yolcu42
                              Uzman Üye
                              • Oct 2016
                              • 183

                              #134
                              Hasan bey,
                              Nisa 2 den itibaren nisa 11 e kadar bölüm kopuk değil kanaatindeyim.

                              Yani bu ayetler,annesi ve babası ölüp,yetim kalan,mirastan hak elde edip küçük olduğu için miras payının, velayetinin verildiği kişide bulunan yetimleri ifade ediyor olabilir.
                              Açıklama yazmıyorum çünkü nisa 12 ye kadar okursanız anlam bütünlüğü var görünüyor.
                              Nisa 2 deki durum,evlenme çağına kadar evlerinde baktıkları yetimlere harcamaları,
                              Nisa 3, evlilik çağına gelmiş kişileri evlendirmeleri,
                              Nisa 4, evlenen bu kadınların,sadakalarını(söz verilmiş olan miras paylarını) verilmesini
                              Nisa 6,evlilik çağına kadar nasıl harcama yapmak gerektiğini,
                              Nisa7,miras payını,

                              Kasdediyor gibi.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #135
                                yolcu42 Nickli Üyeden Alıntı
                                Hasan bey,
                                Nisa 2 den itibaren nisa 11 e kadar bölüm kopuk değil kanaatindeyim.

                                Yani bu ayetler,annesi ve babası ölüp,yetim kalan,mirastan hak elde edip küçük olduğu için miras payının, velayetinin verildiği kişide bulunan yetimleri ifade ediyor olabilir.
                                Açıklama yazmıyorum çünkü nisa 12 ye kadar okursanız anlam bütünlüğü var görünüyor.
                                Nisa 2 deki durum,evlenme çağına kadar evlerinde baktıkları yetimlere harcamaları,
                                Nisa 3, evlilik çağına gelmiş kişileri evlendirmeleri,
                                Nisa 4, evlenen bu kadınların,sadakalarını(söz verilmiş olan miras paylarını) verilmesini
                                Nisa 6,evlilik çağına kadar nasıl harcama yapmak gerektiğini,
                                Nisa7,miras payını,

                                Kasdediyor gibi.
                                POLYGAMY başlıklı şu makaleye göz atar mısınız,
                                ana dili Arapça olan Brother Yaseen tarafından yazılmış
                                ve Yaseen sizinle nerdeyse AYNI görüşte:



                                İngilizce bilmiyorsanız,
                                makaledeki ilgili ifadeleri
                                tercüme edeyim, inşallah.

                                Comment

                                Working...