Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #166
    Yaşar Nuri Öztürk'ün çevirisini alıntıladım
    çünkü onun çevirisindeki şu ifadeler ASLI GiBiDiR
    yani Arapça metinde ne deniyorsa o:

    Ne bu mümin kadınlar o kâfirlere helaldir ne de o kâfirler bunlara helaldir.

    Arapça: lâ hunne hıllun lehum ve lâ hum yehıllûne lehunn
    Diyanet: müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar.

    Karşılaştırınca görüyorsunuz:
    Diyanet "müslüman kadınlar" deyip genelleme hatasına düştüğü halde
    Y N Öztürk genelleme yapmamış, "Bu mümin kadınlar" demiş.

    Konu
    elbet "o göçmen mümineler"dir
    ve onların kafir aileleridir.

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #167
      VE el muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn. Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah. Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah. İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ.

      Nisâ 24 (benim yapmaya çalıştığım çeviri denemesi):

      VE kadınların korunanları… ama yeminlerinizin malik oldukları hariç. Allah’ın size yazdığı budur. Bütün ötekiler size helal kılındı ki iffetinizi koruyup uygunsuz davranmaktan uzak durarak onlara mallarınızla ulaşmaya çalışın. Ve eşleriniz olarak kendilerinden yararlanmanıza karşılık mehir onların hakkıdır, mehirlerini verin. Ama mehiri belirlemenizden sonra rızalaşmanız da caizdir. Bilendir Allah, bilgedir.


      Arapça metnin başındaki VE
      üsluba güzellik katıyor,
      bir önceki ayete atıf yapmıyor.

      Zaten VE bağlacı zorunlu olarak atıf yapar diye bir kural yok. Örneğin Nûr 32’nin başında da var VE… ama Nûr 31’in konusu ziynetler olduğu halde Nûr 32’nin konusu evlendirmek… Alâkası yok.

      Nûr 32’nin başındaki VE
      31’e atıf yapmıyor.

      Nûr 32'nin konusu
      31’in devamı değil.

      Tıpkı bunun gibi
      Nisâ 24'ün konusu
      23’ün devamı değil.

      Nisâ 23’ün konusu size haram kılınmış olan kadınlardır –hurrimet aleykum,
      24’ün konusu ise size helal kılınmış olanlar –uhille lekum.
      Ama yeminlerinizin malik oldukları hariç... onlar SiZE haram
      çünkü siz onların ailelerisiniz, onlar SiZiN genç kızlarınız –feteyâtikum (Nisâ 25).

      Sayın Hakkı Yılmaz dahil birilerinin iddiasının aksine,
      yeminlerinizin malik olduğu EVLi kadınlar size helal değildir.

      İffeti korunan kadınlar
      ister BAĞIMSIZ (muhsan) olsunlar ister size BAĞLI (mâ meleket eymânukum)
      eğer EVLi iseler size haram kılınmışlardır, EVLi kadınlarla evlenemezsiniz.
      Last edited by Hasan Akçay; 15. February 2018, 11:40 AM.

      Comment

      • galipyetkin
        Uzman Üye
        • Sep 2011
        • 1389

        #168
        Hanım Efendiler, Bey Efendiler.

        İster kelimeleri benzer mânâlıları/sinonimleri ile değiştirin, ister cümle kurulumunu yeniden düzenleyin
        "nisa"ya karı,
        "mehir'e" bilmem ne parası deyin;
        ister onlara para, ister mallarınızla ulaşmaya çalışın;
        konu "karı" ve "kendilerinden yararlanma" olunca........
        hiçbir değişikliğe uğratamazsınız meallerdeki böyle yanlış ifadeleri.
        Para ile satın alınan veya "kendilerinden yararlanma amaçlı olarak yaklaşılan "nisa olarak nitelenen karı"lar her zaman "mal" olup, hiç bir zaman hayat arkadaşı, eş, zevce değildır.

        Bir de:
        "nisa"ya emek/emekçi/iş/işçi;
        "mehir"e maharet anlamını yükleyin.
        Merak etmeyin dinden çıkmaz, bilakis düzgün bir anlam elde edersiniz.

        Artık yeter. Dilimde "tüy bitti".

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin
        Last edited by galipyetkin; 8. December 2020, 02:46 PM.

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #169
          Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsanâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât. Vallâhu a’lemu bi îmânikum. Ba’dukum min ba’d, fenkihûhunne bi izni ehlihinne ve âtûhunne ucûrehunne bil ma’rûfi muhsanâtin gayra musâfihâtin ve lâ muttehızâti ahdân, fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb. Zâlike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbirû hayrun lekum. Vallâhu gafûrun rahîm.

          Nisâ 25:

          İffeti korunan müminelerin bağımsız olanlarını eş almaya güç yetiremeyenleriniz için yeminlerinizin size bağladığı genç kızlarınız var. İmanınızı Allah bilir ama birbirinizdensiniz siz. Onları ailelerinin izni ile eş alın ve örfe uyan mehirlerini kendilerine verin. Onlar da iffetlerini korusunlar, uygunsuz davranmasın ve gizli dost edinmesinler. Korunmaktalarken eğer uygunsuz davranırlarsa onların cezası bağımsız olanların yarı cezasıdır. Darlanıp endişeye kapılanlarınız içindir bu. Ama iyiliğinize olan, dayanmanızdır. Esirgeyip bağışlayandır Allah.
          Last edited by Hasan Akçay; 15. February 2018, 08:41 PM.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #170
            Bu:
            Nisa-25. ayet'in açılımı:

            1. ve men : ve kim, kimin
            2. lem yestetı' : gücü yetmez
            3. min-kum : sizden, içinizden
            4. tavlen : güç, bolluk, zenginlik
            5. en yenkıha : nikâh yapmak
            6. el muhsanâti : iffetli, namuslu, hür kadınlar
            7. el mu'minâti : mü'min kadınlar
            8. fe : o zaman
            9. min mâ meleket : sahip olunanlardan
            10. eymânu-kum : elinizin altında olan (cariyeleriniz)
            11. min feteyâti-kum : sizin genç cariyelerinizden
            12. el mu'minâti : mü'min kadınlar
            13. ve allâhu : ve Allah
            14. a'lemu : en iyi bilen
            15. bi îmâni-kum : sizin imânınızı
            16. ba'du-kum : sizin bazınız, bir kısmınız
            17. min ba'dın : bazısından, bir kısmından (birbirinizden)
            18. fenkihûhunne (fe inkihû-hunne) : öyle ise onları nikâhlayın
            19. bi izni : izni ile
            20. ehli-hinne : onların sahipleri, aileleri
            21. ve âtû-hunne : ve onlara verin
            22. ucûre-hunne : onların ücretlerini (mehirlerini)
            23. bi el ma'rûfi : ma'rufla, iyilikle, örf ve adete uygun olarak
            24. muhsanâtin : iffetliler, namuslu kadınlar
            25. gayra : olmaksızın
            26. musâfihâtin : zina etmek
            27. ve lâ muttehızâti : ittehaz etmeyenler, edinmeyenler
            28. ahdânin : gizli dostlar, metresler
            29. fe : fakat
            30. izâ uhsinne : evlendirildiği zaman
            31. fe : öyle, olduğu halde
            32. in eteyne : eğer gelirlerse (yaparlarsa)
            33. bi fâhışetin : zina, fuhuş, kötülük
            34. fe aleyhinne : o taktirde onlara
            35. nısfu : yarısını
            36. mâ alâ : ...'a olan şey
            37. el muhsanâti : evli kadınlar
            38. min el azâbi : azaptan
            39. zâlike : işte bu
            40. li men haşiye : korkan kimse için
            41. el anete : sıkıntı, fücur, günah
            42. min-kum : sizden, içinizden
            43. ve : ve
            44. en tasbirû : sabretmeniz
            45. hayrun : daha hayırlı
            46. lekum : sizin için
            47. ve allâhu : ve Allah
            48. gafûrun : gafûrdur, mağfiret edendir
            49. rahîmun : rahîmdir

            Bu:
            Yaşar Nuri Öztürk'ün anlayışı:

            " İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlarından biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikâhlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir."

            Yukarıda da Sayın Akçay'ın anlatımı var.

            "iffeti koruyanıyla", " müminelerin bağımsız olanlarını eş almaya güç yetirmesiyle" "kölesiyle", "inanmış hür kadınıyla", "ellerinizin altındaki mümin köle kızıyla"
            ifadeleri ile meallerde ne anlatılıyor? Lütfen bir dost açıklaya bilir mi?

            Diyelim ki askerden gelmiş ve iş sahibi bir oğlum var ve bir yuva kurmak, evlenmek istiyor. Kitap bu günüme, bana hitap ettiğine göre şimdi ben ona na diyeyim?
            -"Oğlum. Bizim kölemiz yok ki", yahut "elimizin altında bir stepnemiz yok ki"
            mi diyeyim?

            Bir de o kız evlendikten sonra yabancılarla aşırı cinsel ilişkiyi alışkanlık haline getirmedi de iki kere uygunsuz davrandı. Yutacak mıyız?

            Yaşar Nuri Öztürk "...bir fuhuş yaparlarsa..." diye yazmış. "bir fuhuş" ne demek.

            Niye imtiyazlı (yarı yarıya) ceza.
            Bu tek başına işlenen bir eylem değil. Ortağına niye ceza yok

            Fahşa/fuhuş kelimesinin mânâsı aşırı hukuksuz cinsel ilişki mi?

            Lütfen bir bilen açıklayabilir mi?
            Teşekkürler.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 23. August 2018, 08:20 AM.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #171
              Nisâ 24'ün ve 25'in "meal"lerinde
              öyle ifadeler var ki
              Arapça metinlerinde yok, YOK, yok.

              Örneğin Diyanet Vakfı'nın 24 "meal"i:

              (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

              Ne yapmak gerektiğini
              kısa kısa
              belirtmeye çalışayım.

              *

              (Harp esiri olarak)...
              iptal.

              *

              sahip olduğunuz...
              Arapça metindeki "mâ meleket eymânukum"un bu sözde mealine göre ÖZNE siz imişsiniz yani çoğul ikinci şahıs. Oysa Arapça metinde YÜKLEM melik olup yönetti anlamını taşıyan "meleket"tir ve ÖZNE üçüncü şahıstır yani ettiğiniz yeminler ne ise o.

              Buna göre
              mâ meleket eymânukum: yeminlerinizin melik olup yönettikleri.

              Bu ham bir konu olup nerdeyse hiç sorgulanmamış,
              ön tekerler tıngır mıngır izlenmekle yetinilmiştir.
              Onun için söylenmesi gerekenin bundan ibaret olduğu sanilmasın.

              *

              Arapça metinde
              cariyeler lafzen geçmediği gibi
              cariye anlamına gelebilecek hiç ama hiç bir ifade yok.
              Allah aşkına iptal edin.

              *

              Arapça metinde
              evli kadınlar da denmiyor,
              söylenen şudur:

              Ve iffeti korunan kadınlar... ama yeminlerinizin melik olup yönettikleri hariç
              Vel muhsenâtu minen nisâi... illâ mâ meleket eymân ukum

              *

              Bunlardan başkası...

              Sibakta
              uhille lekum min verâe zâlikum
              bunların ötesi size helal kılındı
              dendiğine göre bunlardan kasıt "yeminlerinizin melik olup yönettikleri"dir.

              Size haram olanlar işte bunlardır
              yani yeminleriniz tarafından size BAĞLI kılınan genç kızlarınız.

              Bunların ötesinde
              iffeti korunan bütün kadınlar size helal kılınmıştır,
              evlenirlerken ailelerinden BAĞIMSIZ olanlar dahil.

              Kısacası Arapça metinde
              1.evli mevli yok,
              2.muhsenât size helal kılındı deniyor.

              *

              Bir daha:
              yeminlerinizin melik olup yönettikleri SiZE haram kılınmıştır
              çünkü siz varlıklısınız, onların bakımını üstlenip aileleri olmuşsunuz;
              SiZ ailelerinin izniyle sizin toplumunuzdaki yoksullar eş alacak onları
              tıpkı 18'den küçük biyolojik kızlarınız evlenirken yapıldığı gibi.

              Sırf evlenmede size BAĞLI davranıyorlar diye
              18'den küçük öz kızlarınız cariye midir ki
              yeminlerinizin size bağladığı genç kızlarınız cariye olsun?

              *

              Mehir kesiminden sonra
              (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur...

              İyi ama neden hiç artırım değil,
              neden ille indirim,
              neden indirim de indirim?

              Nalıncı keseri misiniz siz
              neden hep kendinizden yana hep kendinizden yana yontarsınız?

              *

              Gerekiyorsa
              devam etmek üzere
              şimdilik sevgiyle.
              .
              Last edited by Hasan Akçay; 19. February 2018, 09:36 AM.

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #172
                Nisa-24. ayette şöyle başlar:

                "ve el muhsanâtu : ve evli kadınlar
                min en nisâi : kadınlardan

                Ne demektir bu iki satırda anlatılan ifade?
                "nisa" kelimesine "kadın" anlamını verirseniz, hiçbir mânâ ifade etmez

                Evli kadınlarla zaten evlenemezsiniz. AMA EVLİ ERKEKLERLE DE EVLENEMEZSİNİZ. Evliliği veya teklifini yalnızca erkek yapmaz.
                Sakın evli kadınlara askıntı olarak onları kocalarından ayırıp kendinize karı yapmaya çalışmayın. Karı boşanmaya teşebbüs etse bile ne olur biliyor musunuz?
                Ortada ne karı kalır, ne koca adayı olarak sen kalırsın ne de koca. Bizim toplumumuz bu işi kolay ve kısa yoldan hallediveriyor. 3'er paralık birer kurşun yeterli oluyor.
                İki tane toprağa misafir, bir kodeslik ve iki taraftan da sefil çocuklar, ve rezalet.

                Eğer "nisa" kelimesine "işçi/çalışan" manasını verirseniz "bir iş yerine bağlı olarak çalışan(evli) işçi" mânâsını yakalarsınız.
                Bir deneyin de bakın: Kurulu bir iş yerinin çalışan işçisini/ustasını sizinle çalışması için ayartmaya kalkmayın. ............
                Çünkü o iş yerinin işini bozduğunuz gibi, iş verenini satan usta/işçi kendisini ayartan iş vereni de satar.

                Nisa 24. ayet acaba kısaca hangisini anlatıyor dersiniz.

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 8. November 2021, 04:06 PM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #173
                  Karşılaştırmak için
                  Nisâ 25:

                  Arapça metin:

                  Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsenâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât. Vallâhu a’lemu bi îmânikum. Ba’dukum min ba’d, fenkihûhunne bi izni ehlihinne...


                  İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise... sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikâhlayıp alın... (Diyanet Vakfı)

                  Ve sizden her kim hür mü’min kadınları nikâh edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da, yeminlerinizin mâlik olduğu, mü’min genç kızlarınızdan nikâhlamak var. Ve Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Sizin bazınız, bazınızdandır. O hâlde... yakınlarının izniyle onları [yeminlerinizin mâlik olduklarını] nikâhlayın... (Hakkı Yılmaz)


                  İffeti korunan müminelerin BAĞIMSIZ olanlarını eş almaya güç yetiremeyenleriniz için yeminlerinizin BAĞLI kıldığı mümin genç kızlarınız var. İmanınızı Allah bilir ama birbirinizdensiniz siz. Onları ailelerinin izni ile eş alın... (Benim çeviri denemem)

                  2 soru:

                  1.
                  Muhsenât
                  BAĞIMSIZ kadınlar mıdır,
                  hür kadınlar mı?

                  2.
                  Mâ meleket eymânukum min feteyâtikum
                  yeminlerinizin size BAĞLI kıldığı genç kızlarınız mıdır,
                  ellerinizin altında bulunan cariyeleriniz mi?

                  Bir sonraki iletimde
                  kendi görüşümü açıklamaya çalışacağım inşallah
                  ama açıklamam yalnızca bir görüştür,
                  bunun göz önünde bulundurulması gerekir.
                  .
                  Last edited by Hasan Akçay; 20. February 2018, 08:11 PM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #174
                    Muhsenât
                    BAĞIMSIZ kadınlar mıdır,
                    hür kadınlar mı?

                    Hür = köle değil

                    "Muhsenât hürdür yani köle değildir" denilebilmesi için
                    köleliğin helal kılınmış olması yani köleliğin islamda var olması gerekir.
                    Oysa köle edinmek haram kılınmıştır (47:4), islamda kölelik yoktur.

                    Bkz Prof Abdülaziz Bayındır, https://www.youtube.com/watch?v=mF5h-h1YZUI

                    *

                    Muhsan: iffeti koruyan (66:12)

                    "Yeminlerinizin malik olduğu genç kızlarınız"ın iffeti de
                    "muhsenât"ın iffeti de koruma altındadır.

                    Şu farkla:

                    "Yeminlerinizin malik olduğu genç kızlarınız"ın iffeti islam tarafından korunur (Bkz 4:25'teki uhsinn),
                    yeminlerinizin malik olmadığı muhsenât ise BAĞIMSIZ kadınlardır. Onlar iffetlerini kendileri korurular
                    (Bkz 5:5'teki kitab ehlinin gayrimüslim "muhsenât"ı)
                    .
                    Last edited by Hasan Akçay; 20. February 2018, 09:21 PM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #175
                      Nisâ 25'in Arapçasındaki "mâ meleket eymân ukum"a
                      Diyanet Vakfı'nın mealinde cariyeleriniz denmiş:

                      İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın.

                      Hakkı Yılmaz ise
                      her ne kadar "muhsenât"a hür kadınlar demişse de
                      "mâ meleket eymân"a cariye diyememiş, çekinmiş:

                      Ve sizden her kim hür mü’min kadınları nikâh edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da, yeminlerinizin mâlik olduğu, mü’min genç kızlarınızdan nikâhlamak var.

                      Oysa bu çekingenlik hiç bir işe yaramıyor
                      çünkü hür olan, köle olmayan demektir.
                      Siz toplumdaki bazı kadınlara hür dediğiniz anda ötekilere hür olmayan diyorsunuz zaten.

                      Hür olmayan kadınlar = cariyeler

                      Sorun belki kullandığınız dilde,
                      belki Türkçeyi yeteri kadar iyi bilmiyorsunuz
                      .
                      Last edited by Hasan Akçay; 21. February 2018, 07:14 AM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #176
                        Biz lügatten yaptığımız bir araştırmada Nisa-25. ayette geçen "min feteyâti-kum" diye geçen ve " sizin genç cariyelerinizden",
                        "Sayın Akçay tarafından ise 'genç kızlarınız'
                        olarak çevirisi yapılan ifadenin "fetat" kelimesinin ikili çoğulunu,
                        yani erkek ve dişiden oluşan ikilinin çoğulunu yani "dişili-erkekli" anlamını verdiğini tespit ettik.
                        "cariye" ifadesi kabul görmeyeceğine ve kelime de lügat anlamına göre yalnızca "kızlar" diye çevrilemeyeceğine ve de (biz evlenme ifadesini karı-koca oluşumu olarak anlamıyoruz) sizlerin anlayışlarına göre Nisa-25. ayetin o kısmı ne anlatıyor?

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 23. February 2018, 12:05 PM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #177
                          FETEYÂT
                          "fetat"ın
                          2'den çok anlamındaki çoğuludur,
                          2 (iki) anlamındaki çoğulu değil.


                          Bkz 1

                          The Arabic English Lexicon* by E W Lane


                          fata n.m. (pl. fityan) 12:30, 12:36, 12:62, 18:10, 18:13, 18:60, 18:62, 21:60
                          fatayat n.f. (pl. of fatat) 4:25, 24:33


                          Bkz 2

                          The Quranic Arabic Corpus
                          (http://corpus.quran.com/wordbyword.j...r=4&verse=25):

                          فتياتكم -feminine plural noun

                          ___________________________________

                          *"The Arabic English Lexicon"ın kaynak edindiği kadîm sözlükler:

                          Al-Mufradaat fi Ghariib al-Qur'aan,
                          Lisaan al-Arab,
                          Taaj al-Aruus min Jawaahir al-Qaamuus

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #178
                            Bilgilendirilme için teşekkürler.

                            Bir de şu araştırmayı tavsiye ederim:



                            Alıntılanan şu kısım bile bu yazının muhakkak okunması gerektiğini gösteriyor; çünkü mealcilerin mealleştimelerindeki etkisi altında kaldıkları aykırı algı ve bilgilerini belirliyor.

                            "............. İslâm öncesi dönemde başta savaşlar, baskınlar, işlenen cinayetler
                            ve ödenmeyen borçlar sebebiyle insanlar önce esîr edilir
                            sonra da köleleştirilerek alınıp satılır ve köle edilen kadınlarla
                            da nikah akdi yapılmaksızın cinsel ilişkiye girilirdi.
                            İslâm bu uygulamayı dondurdu;
                            mevcut kölelerin salıverilmesini sürece bıraktı. (Bize göre "yetimler olarak" Nisa -3'e tabi tutuldular.)

                            İslâm meşru savaş sonucu insanların esîr edilmesini onayladıysa
                            da esirlerin köleleştirilmelerini ve nikahsız olarak cinsel partner
                            edinilmelerini onaylamadı.

                            Kur’ân hükmü olarak onların karşılıksız
                            veya fidye/tazminat karşılığı özgürleştirilmeleri görevleştirildi.
                            İlişki için evlilik şartı getirildi Hz. Peygamberimiz de Kur’an hü-
                            kümlerini uyguladı.

                            Peygamberimiz ve ilk büyük dört halife
                            döneminden sonra yönetimde babadan oğula intikal sistemiyle
                            birlikte kölelik uygulamasına dönüldü ve savaş esirleri köleleştirildi
                            ve odalık kılındı............... "


                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 23. February 2018, 06:29 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #179
                              FETEYÂT
                              erkek + dişi değil
                              yalnızca dişilerdir:

                              Prof Süleyman Ateş (Kur'ânı Kerîm Tefsîri, Nisâ 25):

                              İnanmış feteyâtınızdan... ifadesindeki
                              el-feteyât "el-FETÂT"ın çoğulu olup
                              fetâ genç delikanlı, yiğit cömert erkek anlamına gelir,
                              FETÂT ise genç, güzel, cömert kız demektir.

                              Comment

                              • dost1
                                Site Yöneticisi
                                • Sep 2008
                                • 1905

                                #180
                                Selamun aleyküm,
                                Değerli kardeşlerim.
                                Tefekkürlerimize ışık olması dileğiyle.

                                Nisa Suresi 22-25 ayetlerindeki pasajda yer alan muhsanât-muhsınîn sözcüklerindeki anlam farklılığı dikkat çekmektedir. Sözcüğün doğru anlaşılabilmesi için asıl anlamının tesbit edilmesi gerekir: Sözcüğün türediği ح ص ن [h-s-n] kökünün anlamı, “engel olma, koruma altına alma” demektir. Şehri koruyan sûr'a ve kaleye, حصن [hısn] denir. Konumuz olan المحصنات [muhsanât] sözcüğünün anlamı ise, “koruma altına alınmış kadın” demektir.
                                Arap toplumunda kadın, iki yolla koruma altında olurdu:
                                A) Hürriyet.
                                O günkü toplumda hür kadınlar zinayı kendilerine yakıştırmazlardı.
                                B) Evlilik akdi.
                                Buna göre muhsanât kelimesinin anlamı, “kocası tarafından korunan kadın” demek olur. O günkü toplumda evli kadın da zina etmez ve zina etmeyi çok büyük bir vebal sayardı. O nedenle zina ve fâhişelik, genellikle câriyeler tarafından yapılırdı.
                                Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات[el-muhsanât] ile, “evli kadınlar” 25. âyetteki el-muhsanât ile de “hür kadınlar” kastedilmiştir.
                                24. âyette, Yeminlerinizin sahip oldukları hariç, muhsan kadınlar [nikâhlı/evli kadınlar] da haram kılındı buyurulmuştur. Müslümanlara iltica edip de himâyeye verilmiş kadınların diyar-ı küfürdeki kocalarının varlığı önemli değildir. İltica ile iş bitmiştir. Mümtehine sûresi'ndeki, Ey iman etmiş kimseler! Mü’min kadınlar göçmenler olarak size geldiği zaman, hemen onları imtihan edin. –Allah onların imanlarını daha iyi bilir.– Artık, eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz artık onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar [göç eden mü’min kadınlar], onlara helâl değildir, onlar da bunlara helâl olmazlar. Onlara [kâfir kocalarına] sarfettiklerini verin. Ücretlerini [mehirlerini] kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür, ki aranızda O hükmeder. Allah çok bilendir, çok iyi yasa koyandır ifadesine dikkat edilmelidir.

                                Bir diğer önemli konu da MÂ MELEKET'İN MEHİRİ konusudur.
                                Burada üzerinde durulması gereken bir husus da, Ve sizden her kim hür mü’min kadınları nikâh edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da, yeminlerinizin mâlik olduğu mü’min genç kızlarınızdan nikâhlamak var. (…) Ve örfe uygun bir şekilde ücretlerini [mehirlerini] verin buyruğudur. Bundan anlaşıldığına göre, yasalar çerçevesinde himâye altında bulunan kadınlarla evlenmek, hür kadınlarla evlenmekten daha kolay ve daha masrafsızdır. Zira sosyal konumları gereği bunların mehiri, günlük ihtiyaçları ve hayat standartları hür kadınlara göre daha az ve düşüktür. Çünkü bunlar sosyal konum itibariyle düşük, ahlâkî değer ve soy-sop itibariyle de meçhuldür. Bu nedenle de evlilik tercihinde ikinci planda kalmaktadırlar.
                                Âyetteki, O hâlde fuhuşta bulunmayan, gizli dost edinmeyen sahiplenilmiş kadınlar olmak üzere yakınlarının izniyle onları [yeminlerinizin mâlik olduklarını] nikâhlayın ifadesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, himâyeye tevdi edilmiş kadınlarla da ancak nikâhlanmak sûretiyle cinsel ilişki kurulabilir. Onlarla da nikâhsız ilişki kurmak, zinadır ve haramdır.

                                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                                Sevgi saygı ve muhabbetle.
                                Allah'a emanet olunuz.
                                Halil Ay

                                Comment

                                Working...