Lâ tahlikû: ZIRHINIZI cikarmayin??? (2:196)

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #31
    Sayın dost1.

    Uyarıcı bir yazıyla katılımınıza teşekkürler.

    Ben, sizin
    ''Umre" “bir kere; kısa süreli ömürlenme” anlamına gelir.
    diye anlamlandırmanızı, saygı ile karşılıyorum.

    Fakat, gerek ''kâbe'' hakkındaki açıklamalarınıza, gerek Tevbe-122 ile tutarlılık göstermediğini zannettiğim ''hizmetçiler dahil tüm ailenin'' veya çalışanların, zaten mahşer yerine dönmüş Mekke'ye gitmesini, ''beyte evi'temerta'' diye tanımlamalarınıza katılamıyorum.
    Bu bölümde, konular kısmında http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2657 ''Safa, Merve ve Say'' adlı yazımda Bakara-l58 yönünde görüşlerim var. İsterseniz o kısımda geniş açıklamalarınızı beklerim; belki eksikliklerim vardır; tamamlarım; hepimiz faydalanırız. Biliyorum ki birbirimizi ikna etmeye çalişmadan düşüncelerin açıklanıp da değerlendirmenin arkadaşlara bırakılacağı bir yazışma faydalı olacak.

    Şimdi sizden bir ricam olacak. Bu yazıdaki konumuz olan Bakara-196 da geçen ''engellenme'' kelimesinin gerek lügatsal gerekse günlük kulanılışı yönünde bir açıklamanız olabilir mi? Ve yukarıda bir önceki açıklamalarımda ifade ettiğim yönlerden hangisi için kullanılmıştır.

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.
    Last edited by galipyetkin; 27. August 2015, 12:35 PM.

    Comment

    • Fers
      Uzman Üye
      • Sep 2012
      • 304

      #32
      selam,

      Öyle ise:

      Hacc doğru şuurlanma,
      Umre ise ideal yaşamdır.

      Hacc güzel ahlâkın, doğru yaşamın ilmi,
      Umre ise hayatın doğru planlanıp sistemleşmesidir.

      Bölece ayetin birinci cümlesinin analizi benim yönümden bitmiştir.


      ve etimmuul hacce vel umrete lillaahi.../ hac ve umre başlamış durumda olmalı ki tamamlanması istenmiş...
      ifadelerinizi yerlerine koyarsak, doğru şuurlanma ve ideal yaşam başlamış ve tamamlanması istenmiş...

      fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi.../ alıkonan, hedy den kolay geleni...

      buradaki ifadede geçen baştaki hac ve umreyi tamamlamaktan alıkonmaksa...
      ifade "doğru şuurlanma ve ideal yaşamı tamamlamaktan alıkonanlar hedy den kolay geleni" olur...

      nedir bu hedy...bilinen küçükbaş ya da büyükbaşların en küçüğü mü...
      eğer öyleyse, şuurlanma ve ideal yaşamın tamamlanmamasıyla alakası nedir...
      yoksa başka bir anlamı mı var...

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #33
        Selamun aleykum! Değerli Galipyetkin Kardeşim!

        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        Sayın dost1.

        ...
        Şimdi sizden bir ricam olacak. Bu yazıdaki konumuz olan Bakara-196 da geçen ''engellenme'' kelimesinin gerek lügatsal gerekse günlük kulanılışı yönünde bir açıklamanız olabilir mi? Ve yukarıda bir önceki açıklamalarımda ifade ettiğim yönlerden hangisi için kullanılmıştır.

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Rabbimiz olan Yüce Allah Bakara 196 da:
        "Ve etimmül Hacce vel Umrete Lillah* fein uhsırtüm femesteysera minel hedy* ve la tahliku rüuseküm hatta yeblüğal hedyü mahılleh* femen kane minküm merıydan ev bihi ezen min re'sihi fefidyetün min Sıyamin ev Sadakatin ev Nüsükin, feiza emintüm* femen temettea bil Umreti ilel Hacci femesteysera minel hedy* femen lem yecid feSıyamü selaseti eyyamin fiyl Hacci ve seb'atin iza raca'tüm* tilke aşeratün kamiletün, zâlike li men lem yekün ehlühu hadıril Mescidil Haram* vettekullahe va'lemu ennAllahe şediydül ıkab;"

        "Ve hac/programlı ilâhiyat eğitimi ve umre'yi/seminer, sempozyum gibi kısa süreli eğitimleri Allah için tamamlayın. Buna rağmen, eğer siz alıkonursanız/ engellenirseniz, o zaman ilâhiyat eğitimi görenlere kolayınıza gelen şeylerle destek olun! Bununla beraber bu ilâhiyat eğitimi görenlere hediye; vereceğiniz destek, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Artık içinizden hasta olana veya başından tıraşa bir rahatsızlığı bulunana oruç veya sadaka yahut da ibâdetten bir fidye/ karşılık! Artık emin olduğunuz zaman da her kim umrede/kısa süreli eğitimde hacca; programlı ilâhiyat eğitimine kadar kazanç sağladıysa, artık hediyeden; eğitime destekten kolayına geleni! Fakat kim bulamazsa artık üç gün hacda; programlı ilâhiyat eğitimi süresi içinde, yedi de döndüğünüzde oruç tutması! Bu, tam ondur. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Harâm'da; dokunulmaz ilâhiyat eğitim merkezinde hazır olmayanlar içindir. Allah'ın koruması altına girin ve şüphesiz Allah'ın cezasının çok şiddetli olduğunu bilin."

        diyerek buyruğunu bizler duyurmuştur.


        Bir önceki yazınızda

        galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
        ...
        Öyle ise gelelim sonraki kelimeye: ''Engellenirseniz'' kelimesine.

        Engellenme Hacc için Mekke'ye gidişin mi engellendiği, ve bu engellerin sebebi dış etkenler mi yoksa kişinin kendisinden kaynaklanan iç güdüleri mi?

        Yoksa,

        Hacc ziyareti esnasındaki hac görevinin dış etkenlerin engellemesi mi? Ya da kişinin kendisinden kaynaklanan engeller mi?

        Lütfen doğru yalnış demeden Arabça bilenler bi cevaplamayı denesiniz! Biraz katkı verseniz!

        Saygılarımla.
        Galip Yetkin.
        Sorunuzdaki engellenmenin; dış etkenlerden olduğu gibi kişinin kendinden de kaynaklanan nedenlerden olduğunu belirtenler olduğu gibi sadece dış etkenlerden ve sadece kişinin kendisinden kaynaklandığını söyleyenler de vardır.

        Sorduğunuz "engellenme" sözcüğünün aslı, menetmek/alakoymak anlamındaki "ha-sad,ra" kök harflerinden türetilmiştir. "İhsâr", hasr kökünden "if'âl" kalıbında bir masdardır.Ayette geçen "uhsırtum" sözcüğü de bu mastardandır.
        Ayette engellenmenin/alakonulmanın dış etkenlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Gerek kullanılan if'al kalıbı gerekse hastalığın ayrıca belirtilmesi başka türlü anlamama engel olmaktadır.

        Not: Bakara 158 ile ilgili de yazacağım inşaAllah.

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #34
          Eğer engelleme hacc-ı ekber gidiş yolu üzerinde oluyorsa, bu durumda kolayınıza gelen bir kurban.

          -Neden?

          Engellemenin müsebbibi/yapanı ben değilim ki; bir cereme çekilecekse ceremesini niye ben çekeyim ki! Beni çağıran ve gerekli önlemleri almayanlar çekmeli değil mi? Hem çağırıya uyacağım, uyduğum için de hayvan keseceğim! Bu hal adil mi? -Hadi canım sen de- demez mi müşrik?
          Kolayınıza gelen ne demek ki, zor olanı bilelim?

          -Kurban denilen şey hayvan ise;
          -yerine varıncaya kadar...- ne demek. Hayvan kendi kendine gidecek değil ya! Ben engellendiysem, onu götüren biri olmalı, barış gücünden mi o götüren? Engelleyen neden insanlara ambargo koyar da hayvanlara koymaz? ... Hııı..... Evet.....

          -Eğer hedy, kurbanlık hayvan ise hacc-ı ekber ilanında neden bunun da ilanı yapılmamış. Maide-97 ve Bakara-196ya göre kişi başına en az üç veya(bir tane de telef olma ihtimali, ya da yemek için kesilmişse) dört hayvan gerekli. İnsanlar -Yok ya! Bu hacc filan değil, basbayağı para,mal mülk edinmek için bir düzen!- diye düşünmezler mi? Vazgeçmezler mi?

          Bu düşünce tarzına göre engelleme dış güçlerce değil, hacc-ı ekber esnasında kişilerin kendilerinden kaynaklanan saiklerle kişinin kendi kendisini engellemesi olmalıdır.

          Gelelim hedy-e,
          Bir yerde okumuştum, Sayın D.Ali Ercan diyordu ki:içinizdeki hayvanı kurban edin. Bu deyiş bana Furkan-44ü hatırlattı. O ayette, akletmeden eylem yapan, alışkanlıklarına bağlı olarak, düşünmeden yaptığı şeyler dolayısı ile müşrik, insiyakları ile hareket eden -hayvanlar gibi- olarak niteleniyor.

          O halde hacc-ı ekbere davet edilen müşriklerin vaz geçecekleri, mecaz olarak hedy, kurban edecekleri hayvan, müşriklerin bu yönleri olmalı diye düşünüyorum. Bu yönlerinden kurtulurlarsa, hediye ederlerse/VAZ GEÇERLERSE normal bir insana, müslümana dönüşebilecekler. Şu halde -hedy- karşılıksız vermedir; bu anlamıyla aynı zamanda Allah'ın insanlara gönderdiği ayetlerdir.

          Hani bir yere gideriz de o yerin bizim yaşamımıza ve düşüncemize uymadığını düşünerek, oraya uyum sağlamak için çaba sarfetmeyiz, bazı alışkanlıklarımızdan vaz geçemeyiz de, -ne işim var ya burada!- deriz ya, işte bence kesilmesi-kurban edilmesi gereken bu söylemi söyleten, alışkanlıklarımızı ifade eden, yön veren ve de oraya uyum sağlayabilmek için vaz geçilmesi gereken düşüncelerdir.

          O halde hedy mecaz olarak alışkanlık neticesi beyinde ve hayatta da yer edip meleke haline gelmiş islam yaşantısına aykırı hareketler olup müşrik bu alışkanlıklarını, hem aklını kullanarak hem de hacc-ı ekberde hac ve umrede edineceği yeni melekelerle kurban edecek, vaz geçeceklerdir. Benim anlayışım bu.

          Nasıl olacaktır?

          İşte ayetin kalan kısmı bunu anlatıyor.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 26. July 2021, 02:14 PM.

          Comment

          • Fers
            Uzman Üye
            • Sep 2012
            • 304

            #35
            selam

            Ve hac/programlı ilâhiyat eğitimi ve umre'yi/seminer, sempozyum gibi kısa süreli eğitimleri...(dost1)

            diyelimki hac ve umre, kısa süreli seminer, sempozyum, ilahiyat eğitimi...
            tamamlayın ifadesinin öncesinde eğitimin/seminerin/sempozyumun başladığına dair ifade...

            eğer siz alıkonursanız/ engellenirseniz, o zaman ilâhiyat eğitimi görenlere kolayınıza gelen şeylerle destek olun! Bununla beraber bu ilâhiyat eğitimi görenlere hediye; vereceğiniz destek, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin...(dost1)

            nedir bu baş traşı, bildiğimiz saç kesme mi, hem neden yasak bu traş...
            başı traş edince hedye; destek yerine ulaşmıyor mu...baş traşınla desteğin ne alakası var, ...

            Artık içinizden hasta olana veya başından tıraşa bir rahatsızlığı bulunana oruç veya sadaka yahut da ibâdetten bir fidye/ karşılık!...(dost1)

            hasta olmak, başından rahatsız olmak nasıl bir durum ki, fidye/karşılık olarak oruç/açlık veya sadaka/maddi bedel istenmiş, "hasta olursan, rahatsızlanırsan bedelini ödersin"...

            Artık emin olduğunuz zaman da her kim umrede/kısa süreli eğitimde hacca; programlı ilâhiyat eğitimine kadar kazanç sağladıysa, artık hediyeden; eğitime destekten kolayına geleni!...(dost1)

            bu nasıl bir ifade,
            emin olmak neyin nesi "kesin kanaat mı/ güven mi"...
            umre; seminer, sempozyum ise buradaki kazanç manevi veya bilgiye dayalı olmalı , öyleyse "hediyeden; eğitime destekten kolayına geleni" nedir...

            ilk ifadede hacc ve umre aynı anda zikredilmiş, ...
            sonrasında eğitime katılmaları engellenenlerden öğrenim görenler için destek istenmiş öyleyse her ikisi için istenmiştir...
            şimdide umreye katılanlardan yani öncesinde katılıp nasiplenenlerden/desteklenilenlerden "emin olmaları" şartıyla aynı destek "programlı ilâhiyat eğitimine" katılanlar için isteniyor...

            Fakat kim bulamazsa artık üç gün hacda; programlı ilâhiyat eğitimi süresi içinde, yedi de döndüğünüzde oruç tutması! Bu, tam ondur...(dost1)

            buradaki ifadeye, "Fakat kim bulamazsa" ya göre "hediyeden; eğitime destekten kolayına geleni" ifadesinin içeriği maddi, ve bulunamadığı takdirde karşılığı "on" oruç/açlık...

            Bu hüküm, ailesi Mescid-i Harâm'da; dokunulmaz ilâhiyat eğitim merkezinde hazır olmayanlar içindir...(dost1)

            "ailesi ilâhiyat eğitim merkezinde hazır olanlar" bunlara açlık yok, hazır olmayanlar düşünsün...

            nedir bu...

            Comment

            • ates demir

              #36
              Kanımca daha fazla bir araştırma ve ögrenmeye ihtiyaç duydugum ayetlerin başında geliyor hacc ile ilgili ayetler. Daha çok savm edeceğiz anlaşılan
              Hacc için bilgi gerekir. Ancak bilen hacceder.
              Bilmeyen haccdenleri dinler, izler. Belki kafasına yatar.
              Gelen kisiler fakir zengin orta halli olabilir.
              Baska sartlardan ama parasizliktan degil gelemeyecek biri gelmek icin sadece ucak parası engeli olanın engelini kaldırabilir. Hacc icin yer kirası, otel masrafı, yeme içme, ucak veya otobus parası. Hedy den anladigim budur.
              Basi traş etmek??? Bence Yolladiginiz paranin dekontunu elinizde tutmaktir.
              Buna gucu yetmeyen otursun ak iplikle kara ipligi ayirma calismasi yapsin ve miskine doyumluk fidye versin veya sadaka.
              Simdilik anladiklarim bunlar.
              En dogrusunu Allah bilir.
              Sevgiyle

              Comment

              • dost1
                Site Yöneticisi
                • Sep 2008
                • 1905

                #37
                Selamun aleykum! Değerli Fers Kardeşim!

                Bakara Suresinin 196-203 ayetlerinde haccın, kıble rüknünden sonraki unsurları açıklanmaktadır ki, bu haccın ikinci aşamasıdır.

                Ayetlerden anlaşılacağı üzere hacc ve umre görevi sadece Mescid-i haramda yapılıp bitirilmemektedir. Bu ibadetin bir de ordugâh safhası söz konusudur. Rabbimizin “Ve Hacc ve umreyi Allah için tamamlayın” ifadesi, ikinci aşamanın da yapılmasını emretmektedir.
                Özetle Bakara197-203. ayetlerden oluşan paragrafta haccın zamanı ve ikinci aşamasının uygulanması; geniş alanlarda eğitim öğretim gurupları oluşturulması, sonradan da belirlenmiş günlerde el Meşari’l Haram’da Allah’ın zikrinin gerçekleştirilmesi söz konusu edilmektedir.

                Haccın yapılabilmesi için haccın başladığının duyurulmuş olması gerekir.

                Rabbimiz Hacc;26-29 da: "Ve hani Biz, bir zamanlar, “Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; dolaşanlar, orada kıyam edenler (zulme baş kaldıranlar), rükû edenler, secde edenler için evimi tertemiz et, kendilerine ait bir takım menfaatlere tanık olmaları ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanlar üzerinde belli günlerde O’nun adını anmaları için insanlar arasında haccı duyur. Yürüyerek veya incelmiş (yorgun düşmüş) binekler üstünde her derin vadiyi aşarak SANA GELSİNLER! Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Eski evde/ özgür evde (Ka’be’de) dolaşsınlar.” diye, o evin (Ka’be’nin) yerini, İbrahim için hazırlamıştık. -Siz de onlardan yiyin ve zorluk çeken fakiri doyurun-"

                diye buyurmaktadır.

                Rabbimiz yine Bakara 197. Ayette “Hacc, bilinen aylardır” buyurarak; haccın ne zaman, hangi aylarda yapılması lazım geldiğinin belirlenmesini ve bunun İslam alemine duyurulmasını, Müslümanların da bilinen ve bildirilen bu aylarda, tertip tertip askere gider gibi hacca gitmesini istemektedir.
                Ayette kullanılan “eşhür” sözcüğü çoğul olduğundan haccdaki bir dönem (tertip; eğitim süreci), en az üç ay olmalıdır. Ayetteki “eşhürün malumat” ifadesi nekre bir ifadedir. İslam öncesi kabul tasvip görseydi bu ifade nekre gelmeyip marife gelirdi. Bu demektir ki, Müslümanlar bir “Hacc organize komitesi veya Hacc emiri” oluşturacaklar, bu kurum Hacc dönemlerini belirleyerek ilan edip herkese bildirecek, herkes de ilan edilen dönemlerde gidip Komite’ye veya Emir’e teslim olacaktır. Hacc, 26-29’da altını çizip büyük harfle yazdığımız “SANA GELSİNLER!” ifadesi dikkatlerden kaçmamalıdır. Orada kesinlikle başıboş, plansız, programsız dolanılmayacak, komite tarafından belirlenen, planlanan eğitim ve öğretim programı uygulanacaktır.


                Bakara 196. ayetin ikinci kısmında (ayetin ilk ve son cümleleri arasında) detaylı olarak verilen;
                “Buna rağmen, eğer alıkonursanız, o zaman hediyeden kolayınıza gelen şey! Bununla beraber bu hediye, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Artık içinizden hasta olana veya başından ona (tıraşa) bir rahatsızlığı bulunana oruç veya sadaka yahut da ibadetten bir fidye! Artık emin olduğunuz zaman da her kim umrede hacca kadar kazanç sağladıysa, artık hediyeden kolayına geleni! Fakat kim bulamazsa artık üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde oruç tutması! Bu, tam ondur. Bu (hüküm), ailesi Mescid-i Haram’da hazır olmayanlar içindir.”

                ifadeleri ile, haccın ikinci aşamasını gerçekleştiremeyecek olanların ne yapması gerektiği açıklanmıştır. Bu ifadelere göre onlar, yani haccın ikinci aşamasına katılmayanlardan ailesi Mescid-i haram’da bulunmayanlar, yani taşradan gelenler; kendileri oraya gidemeseler de, haccın ikinci kısmına Hedy yollamak ve traş olmamak /sivilleşmemek durumundadırlar. Hedy yollamak zorunda olan bir diğer kesim de, haccın ilk aşaması sırasında Mekke’de iken kazanç sağlamış olanlardır.


                Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                Allah'a emanet olunuz.
                Halil Ay

                Comment

                • Fers
                  Uzman Üye
                  • Sep 2012
                  • 304

                  #38
                  hacc/mağlup etmek, delil ve isbatla münakaşada yenmek, müzakere etmek, delillerle isbat etmek, ilerlemek, iddia etmek, itibar olunan kaynak, delil...

                  bakara/189
                  mevaakiitu lin naasi vel haccı.../ insanlar ve hacc için kararlaştırılan zaman...

                  bakara/197
                  fe laa refese ve laa fusuuka ve laa cidaale fiil haccı.../ hacda, destursuz konuşma, yalan, sözlü atışma yok...

                  Tevbe/3
                  ve ezanun minallaahi ve resuulihii ilen naasi yevmel haccıl ekberi.../ Allah ve habercisinden insanlar için bildiri, büyük hac günü...

                  Hac/27
                  ve ezzin fiin naasi bil hacci.../ insanlar içinde hac ile bildiri...

                  olan biten bu...

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #39
                    Sayın Fers.

                    Hem uzaktan yatılı misafirim olduğu için, hem de bilgisayarım ufaklıklarca işgâl altında, bu yüzden yazamıyorum. Yarın teferruatlı yazmaya çalışacağım. Söylediğiniz gibi ''olan biten bu'' değil. Olay bir mühendislik işi; ''toplum mühendisliği''; bir müşrikten bir müslüman yapma becerisi. Adam gelir de ''ne derdim var ki'' deyip vazgeçebilir. Mesele, sana gelmiş olan adamı kaçırmadan ikna ve değişimi sağlama becerisi ve yöntemi. Şimdilik bu kadar.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 27. September 2012, 07:38 PM.

                    Comment

                    • galipyetkin
                      Uzman Üye
                      • Sep 2011
                      • 1389

                      #40
                      Saçın tıraş edilmesi.

                      Hac 68-83 ayetlerine göre bir konu hakkında deliller ortaya koyarak karşılıklı ve sıra ile konuşularak veya sorulara ''çünkü....'' ile başlayan gerekçeli cevaplar verilerek ikna etme yöntemidir. Bu ikna ediş o an için değil, ikna edilenin ''ömrü'' boyunca istikrarla sürecek bir devamlı süreç gösterecektir. Çünkü dayanılan delil Kur'an'dan, Kur'an değişmeyeceğinden, delil de değişmeyecektir.

                      Hac ziyareti için rızasıyla gelen müşrik, müslümanlığa açık olacağından her bir delile dayanılarak ikna edilmesiyle biraz daha müşriklikten kurtulacak, islama biraz daha yaklaşacaktır. Böylece müşrikin müslümanlığa yükselmesi aşama aşama tamamlanmış olacaktır.

                      Eğer müşrik bir yere kadar ikna edilip de o yerden sonra ilerleme kaydedilemiyorsa, ''tamam bu kadar/benden bu kadar'' deyip hüccetleşmeye son verilmemelidir. İş yarım kalır, rızası ile müslümanlığa gelen müşrik de müşriklikte kalır. Hacca kendi rızasıyla gelen müşriki ikna etmek için değişik yöntemleri kullanmak gereklidir. İşte işi bırakmamak, yeni yöntemlerle devam etmek, bu ayette ''saçı tıraş etmemek'' deyimi ile ifade edilir. Yani ''iş buraya kadar/benden bu kadar'' deyip, ''saçı tıraş etmek'' işi yarım bırakmaktır.

                      Genel anlamda ''saçı traş etmek'' üstlenilen bir görevi tamamlama anlamına , saçı tıraş etme fırsatı bulmak demektir. Esas iş bitmemişse, tâli işe geçip de saçın tıraşı yaptırılmaz, yoksa işi savsaklamak olur. Yani üstlenilen görev layıkı ile yerine getirilmelidir.

                      Şimdi karşımıza şöyle bir soru çıkmaktadır. Saç tıraşına müşrik mi karar verecektir?

                      Hayır! Hac karşılıklı hüccetleşme olduğuna göre müslümanlığın ne olduğunu bilmeyen müşrik, müslümanlığına kendi karar veremez; saçın kesilme kararı kendisinde olamaz.

                      Müşrik tıraş olamayacağına göre, traşı kim olacaktır?

                      Devam edeceğim. Siz lütfen cevaplayın.

                      Saygılarımla.
                      Galip Yetkin.
                      Last edited by galipyetkin; 27. August 2015, 12:37 PM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #41
                        Yukarıdaki yazılarımızda ifade ettik ki hacc yani delillere dayanarak ikna faaliyeti, bu faaliyetin tabiatı icabı iki tarafı gerekli kılıyor. Bu da bize 'hac ziyaretinin' gelişigüzel bir ziyaret olmadığını, bu yazı bölümünün 2. sayfasında Nisa-102. ayetini açıklayan yazımızdan anlaşılacağı üzere iyi bir organizasyonun, bir planlamanın gerektiğini anlatıyor.

                        Evet; binlerce kişinin katıldığı hacc ziyareti öyle gelişi güzel, karmaşa içinde yapılacak bir iş değildir. Sayın Dost1 de bu organizasyon yönünde çeşitli kereler dikkati çekmiştir.

                        Hacc bir ikna faaliyeti olduğuna göre 1 müşriğe veya bir guruba hacc boyunca bir mihmandar verilmelidir. Ayrıca müşrik en baştan etki altına alınmalı ve ziyaret kolay, basit ve cezbedici olmalı, ''öf'' dedirtmemelidir.

                        Bu organizasyona bağlı hacc ziyaretinde müşrik arafat, müzdelife ve mescidi'l haram yaşamını ziyaretleri esnasında ikna olursa mesele yoktur. Bu kişiler yönünden hacc ziyareti amacına ulaşmış, bu kişiler "bil hacc-i/hacc ile" tek Allah, Allah'ın tekliği inancına ulaşarak müşriklikten sıyrılmış ve İslamın ekonomik ve sosyal kollektif yaşam tarzını benimsemiş yani ''salât-ı ikâme'' ve''zekatı ita'' prensibini kabul etmiş olurlar.

                        Fakat her müşrik böyle kolayca kabullenmeyebilir. Bunun için mihmandara ne gibi görevler düştüğü yukarıdaki ''saç kesme'' yazımızda belirttik. Bu kısımda mihmandar ikna için delillerin vasfını değiştirmeden, yani kur'an'dan olan delillerin dışında kendi kafasına göre delil üretmeyecek, delil olarak Kur'an'dan ayet sunacak ki buna "ayeti hediye etmek" denir, ileri sürdüğü ayet ikna etmiyorsa başka ayetleri kullanacak ve yöntemini değiştirecek, yani ayeti ve yöntemini kurban ederek ayet ve yöntem değişikliğ yapacak, kolayına gelen, yani iknâya yarayacak daha uygun çeşitli ayet ve yöntemler kullanacak, uygun olmayanları kurban edecek/yani vaz geçecek, ve müşriğin kolay ikna olan yönlerini bulup oradan başlayıp zora doğru giderek, onun da düşüncelerinden kurban sunmasını/vermesini/yani vazgeçmesini sağlayacaktır. (iki sahife önce sayın ateş demir "hedy" hususunda şöyle demiş: "......... Hedy konusunda emin iseniz endişe etmeyin; emin değilseniz/endişeniz varsa diğer şıkları yapın.")

                        Daha zor hallerde (burada oruç denmişse de kullanılan ifade ''savm '' olmayıp ''siyam''dır) müşriğin islam yönünde daha fazla bilgi sahibi olması, beceri kazanması, dürüstlüğü ve hayrı elde etmesi ve koruması için ikna edilecek; mihmandarların da siyam/kuvvetli bir savaşım/çaba gerektiğinden, bunun için de ''fidye'' vermesi ve sadakatla hareket etmesi gerektiği yönünde ikna edecektir. Fidye, kişinin fıtratını sonradan değiştiren islama aykırı düşünce eylem fazlalıkları olup bundan ve de, maddi yönden de ''kavam-itidal'' fazlalıklarından kurtulmasıdır.(Lütfen okuyunuz): ''http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2603''. Bunlar/bu fazlalıklar müşriğin hem bedensel(tutku), hem de düşünsel(kapris,ide fiks) bazda hastalıklarıdır ve ayette ''hasta olanlarınız ya da başından yara alanlarınız'' ifadesiyle anlatılmış.

                        Bu müşrik bu hastalıklarından ikna yoluyla kurtulmuş, yani "güvene kavuşmuş", tek Allah inancına ulaşmasına rağmen, ekonomik ve sosyal yönden tam yatkın hale gelmemiş ise getirilememişse tekrar "kurban kesmesi/kişisel fedâkarlıkta bulunması" istenmektedir.

                        Görüldüğü gibi haç üç günlük bir iş değildir.

                        Gelecek yazımda da ayette geçen 3, 7, 10 rakamları ve ''ailesi mescidi'l haram civarında yaşama'' konusundaki görüşlerimi anlatacağim.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 21. February 2023, 01:43 PM.

                        Comment

                        • Fers
                          Uzman Üye
                          • Sep 2012
                          • 304

                          #42
                          sayın galipyetkin

                          devam etmediniz....

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #43
                            Sayın Fers.

                            Sizi üzer miyim? Klavye başına onun için oturmuştum da Sayın dost1'in mealini verdiği Tevbe Suresi 7. ayetine takıldım.

                            Bakara-196'nın kalanının müsvettesi kafamda hazır. Zaten bir sayfalık bir yazı.Yarın üzerinde görüş alışverişi yaparız inşallah.

                            Saygılarımla
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 5. October 2014, 08:54 AM.

                            Comment

                            • Fers
                              Uzman Üye
                              • Sep 2012
                              • 304

                              #44
                              eyvallah hocam, hayırlı geceler...

                              Comment

                              • galipyetkin
                                Uzman Üye
                                • Sep 2011
                                • 1389

                                #45
                                Rakamlar.

                                Bu bilgileri, rakamların ayet içerisinde kullanılmasının bazı hallerde rakam anlamlarından başka anlamlar da taşıyabileceğini (mesela Nuh'un ''yaşı'' diye 950 yarine 1000 yıldan 50 eksik ifadesi gibi), bu ayette de rakamların rakamsal değerler ile kullanılmadığını, ayete muhatapların davranış ve ruhsal durum ve kazanımlarını anlatmak için kullanıldığını söyleyen bir site yazarlarından makul bulduğum için aldım. Bunlara göre:

                                3 rakamı, müşriğin döndüğünde, yani müslümanlığı kabulünden sonra, hacc esnasında kendisini iknâ etmek için kullanılan ifadeler altındaki delillerin(ayetlerin içeriğinin) doğru, kendisinin bundan önce tutmuş olduğu yolun ise yalnış olduğunu,
                                7 rakamı, hakkını vererek bu doğrularınn kendisi tarafından kabul edildiğini,
                                10 rakamı ile, o kabulün kendisini müslüman yaptığını ve müslüman olmakla kandisinin bir menfaat sağladığını, hem de islamın da bir kişinin daha katılmasıyla menfaat sağladığını, dolayısı ile 10 rakamının karşılıklı menfaat edinmeyi anlattığını
                                ifade ediyorlar.

                                Ailesi ''mescidi'l haram''da (ya da civarında) oturmayanlar

                                Biliyoruz ki Mekke'nin fethiyle, Arap toplumunun o güne kadar ''havra'' ve '' manastır'' gibi toplu yaşanılan bir binası olmadığından, salavatta yani açık havada diye ifade edilebilecek bir şekilde ekonomik ve sosyal yönden havra, manastır kollektivist bir hayat tarzı yaşayan bir müşrik gurubu ile antlaşma yapılarak, bu grup islamın koruması altına alınmış, fakat bunlar müşrik olduğundan diğer bütün müşrikler gibi Hacc-ı Ekber'e çağrılmışlardır.

                                İşte bu mescidi'l haram ailesinden/toplumundan olanlar (yani mesdidil haram yanında analaşma yaptıklarınızdan olanlar) da islamın getirmek istediği ''ekonomik ve sosyal kollektivizm''i yaşasalar da müşrikliklerini gidermek- yani islamın uluhiyetini- ehad ve samed Allah anlayışını ve ahıretin varlığını ve ceza ile mükâfatı- benimsemeleri için haccetmek mecburiyetleri vardır. Bu kimseler ekonomik uygunluk gösterdikleri ve zaten mescidi'l haram'da yaşadıkları/mescid'il haram toplumunu kendileri meydana getirdikleri için mescidi'l haram'ı ziyaretten muaf tutulmuşlardır; mescid'il haram kendileridir. Meallerİn ''ailesi mescidi'l haram'da(veya civarında)'' ifadesini bu yönden yanlış buluyor ve ifadenin ''mescidi'l haram ailesinde/toplumunda yaşayanlar''veya ''mescidil haram ailesinden/toplumundan olanlar'' diye anlıyorum

                                Hacc'ül Beyt.

                                Hacc kavramının anlamı delille ispat etmek, bir şeye teveccüh etmek, fedakarlık etmektir. Mescidi'l haram, Beyt-ül Atiyk (İbrahim Peygamberin beytinin ''tip-a-tip'' benzeri) diye anılan ve Mekke'de yaşayan vera (din bakımından yasaklanmış şeyleri yapmaktan, aklını kullanarak sakınma, haramdan kaçınma, para ve mülk şehvetini taşımama, şehvetleri denetim altına alma) sahiplerinin kurduğu hem toplumdur hem de toplumsal yaşamdır(bu nedenle ''mescit''veya ''beyt'' denilen yerlerde bir bina değil hep bir topluluk olarak anlamak gerekir) . İşte ziyaret bu topluma yapılacak ki hac esnasında hediye edilen ayetler o ziyaret ile anlam bulsun ve o toplumdaki islami aktivite ile o ziyaretçi şuurlansın, o toplumun kollektif yaşamına şahit olunsun, tatmin olsun ve gönüllü olarak o kollektif yaşam tarzı arzu edilsin. Ayetin anlamından bu mânâ çıkartılıp atıldığında iş şekilsel bir işe, ruhsuz bir duruma dönüşmüş olur ki, yolun çarpıtılması da bundan başka bir şey değildir(Al'i imran-99). Alah hakkı olan ziyaret değil, ''salatı ikâme ve zekatı ita'' ile toplumculuk üzere hayat sürmektir.

                                Tatmin olduktan sonra da ömür boyu umre hayatı yaşayıp Ehl-i Beyt vasfını almak gerekir. Ehl-i Beyt'ten olmak için de önce Allah'ın 'ahed ve samed ......liğine' iman edip ''ameli salih'' işleyen bir kişilik, yani:
                                1- uluhiyette kıst
                                2-insanlar arasındaki münasebetlerde kıst
                                3-tabiata ve hayvanlara davranışlarda kıst
                                sahibi olmak gerekir.

                                Mescidi'l haram ailesinden olan müşrik de umreden, belirtilen nedenlerle muaf; fakat uluhiyeti öğrenme yönünden hacca davet edilmiştir.

                                İşte Bakara-196 da anlatılan da, bir müşriği hacc ile yukarıdaki vasıflarla donatılmış bir insana, müslümana dönüştürme mühendisliğidir.

                                Benim ayetten anladığım bu, böyle anlıyorum.

                                Görüş ve denetimlerinize sunuyorum.

                                Saygılarımla.
                                Galip Yetkin.
                                Last edited by galipyetkin; 21. February 2023, 01:48 PM.

                                Comment

                                Working...