Namaz ile ilgili bir kaç soru...

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • FuRKaN03
    Yeni Üye
    • Aug 2010
    • 6

    #1

    Namaz ile ilgili bir kaç soru...

    Selam herkese,

    yaklaşık 8 aydır Kuran odaklı İslam hakkında kendimce bilgilenmeye ve uygulamaya çalışıyorum. Daha önce okuduğum yazılar ve konuştuğum insanlar doğrultusunda Salat-ul vusta'nın orta namaz, yani sabah ve akşam namazı arasında gün içerisinde kılınan bir namaz olarak biliyordum. Ancak Hakkı Yılmaz'ın görüşlerine göre Cuma namazı. 'Ve gecenin ilk vakitlerinde de kıl' ayetin son bölümü yani, aslında akşam namazının tam vaktini tanımlayan bir söz olduğuna dair hemfikir kişiler buldum. Bir alman Kuran odaklı İslam sitelerinde okudum. Bu konuda beni aydınlatırsanız çok sevinirim.

    Ayrıca burada Salât'ın geleneksel olarak öğrendiğimiz Namaz olmadığını, fakat Namaz'ın bunun bir parçası olduğunu anladım. Çevremizdeki insanlara destek de bunun bir parçası. Zihinsel yönünü anladım ama mali yönü tam olarak anlamakta zorluk çekiyorum. Zekat değil ama öyle gibi bir şey mi acaba? Kurana göre Salât Namaz ve çevremizdeki insanlara yardım (maddi ve manevi) mıdır yoksa daha kapsamlımıdır? Hakkı beyin bir çok makalesini okudum ama bazen anlamakta zorluk çekebiliyorum, dini konularda daha çok Almanca yazı okuduğum için olsa gerek. Bu konuda da yardımcı olursanız sevinirim.

    Şimdiden çok teşekkürler,
    Allah'ın barışı ve merhameti üzerinize olsun,
    Furkan...
  • hiiic
    Uzman Üye
    • Mar 2010
    • 1980

    #2
    Selam kardeşim.

    Bende salat'ın ne olduğunu sonradan bu siteden öğrendim, daha önce geleneksel uydurma bakış açısına sahiptim, sitede bu konuda bolca çalışma mevcut ancak acizane şunu göstermek isterim..
    Kuranda Namaz yazan yerlere, Zihni ve Mali İmar diye okuduğunuzda ayetler gayet tutarlı bir anlam kazanıyor.. Örneğin ;

    MA'UN SURESİ

    1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!


    2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.


    4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,


    5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.


    6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.


    7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

    Dİyanet İşleri Meali...
    ---------------------

    Bu surede göreceğiniz gibi namaz = Salattır. Zaten Salatın tersinin ne olduğu sure içerisinde anlatılıyor, yani salatı gösteriş için yapanların yada yapmayanların hali surede belli, yoksulu yedirmeyi teşfik etmeyen ve yetimi itip kakan (tersi; işte mali imar)...

    Bu sadece mali imarın bir yönü, esaslı baktığınızda sosyal yardım amaçlı tüm kurumlar mali imar kapsamına giriyor, buna asker, polis, hastahane, postahane, aş evler, yetimhaneler, bakım evleri, okullar, eğitim kuruluşları hepsi dahil... Ancak bazıları bunları gösteriş amacıyla yapıyorlar, etrafınıza bakınız, gösteriş amacıyla sosyal yardım yapan şirketlere bakınız, amaçları ya vergiden kaçırmak yada halka şirin gözükmek, onlar aslında yetimi doyurmayı teşvik etmiyorlar, onlar sadece mal biriktiriyorlar ve bu geçici hayatın acı sonuyla karşılaşacak ve yaptıkları herşeyden hesaba çekilecekler. Biriktirdiği mallar ise kendilerine derin bir iç acısı olacak. O mallarda pek çok ihitiyaç sahibinin hakkı vardı, bunu göremediler.
    -----------------------
    Salatı asıl dinin merkez emrini çok iyi anlamalıyız, Allah saçma sapan hareketleri emretmedi, zaten onlar ıslık çalıp el çırpmaktan ileri değil, kimseye bir faydası olmadığı gibi onlar bir iyilik de değil. DÜşünün hangimizin salatı mükafatlandırılmaya yada boşa çıkarılmaya daha uygundur?

    Bu suredeki gibi diğer surelerdede namaz ve sure arasında anlam bozukluğunu farketmeniz lazım, namaz kılmakla yoksulu yedirmek arasındaki bağlantı da neyin nesi? Allah konuyu bir an dağıtıp sonra tekrar mı topluyor? HAYIR salat (namaz) bize şimdiye kadar öğrettikleri saçmalıktır, şimdiye kadar ki öğrendiklerimiz Kuranda hem yoktur hem de uydurma rivayetlere dayanmaktadır. Aksi taktirde müsülüman olup bu kadar sefiilik çekmek mümkün değil, geleneksel din anlayışı islamın önündeki en büyük problemdir ve ne yazıkki hala kimi otoriteler tarafından halkı ve insanları güdmek amacıyla kullanılıyor...
    Last edited by hiiic; 5. August 2010, 01:09 PM.

    Comment

    • ÖmerFurkan
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 445

      #3
      FuRKaN03 Nickli Üyeden Alıntı
      Selam herkese,

      yaklaşık 8 aydır Kuran odaklı İslam hakkında kendimce bilgilenmeye ve uygulamaya çalışıyorum. Daha önce okuduğum yazılar ve konuştuğum insanlar doğrultusunda Salat-ul vusta'nın orta namaz, yani sabah ve akşam namazı arasında gün içerisinde kılınan bir namaz olarak biliyordum. Ancak Hakkı Yılmaz'ın görüşlerine göre Cuma namazı. 'Ve gecenin ilk vakitlerinde de kıl' ayetin son bölümü yani, aslında akşam namazının tam vaktini tanımlayan bir söz olduğuna dair hemfikir kişiler buldum. Bir alman Kuran odaklı İslam sitelerinde okudum. Bu konuda beni aydınlatırsanız çok sevinirim.

      Ayrıca burada Salât'ın geleneksel olarak öğrendiğimiz Namaz olmadığını, fakat Namaz'ın bunun bir parçası olduğunu anladım. Çevremizdeki insanlara destek de bunun bir parçası. Zihinsel yönünü anladım ama mali yönü tam olarak anlamakta zorluk çekiyorum. Zekat değil ama öyle gibi bir şey mi acaba? Kurana göre Salât Namaz ve çevremizdeki insanlara yardım (maddi ve manevi) mıdır yoksa daha kapsamlımıdır? Hakkı beyin bir çok makalesini okudum ama bazen anlamakta zorluk çekebiliyorum, dini konularda daha çok Almanca yazı okuduğum için olsa gerek. Bu konuda da yardımcı olursanız sevinirim.

      Şimdiden çok teşekkürler,
      Allah'ın barışı ve merhameti üzerinize olsun,
      Furkan...

      Benim anladığım..
      Destek için elinden geleni yap..Linke tıkla ve dikkatlice oku.
      SALAT VE NAMAZ

      Dahası YARATICININ huzuruna geldiğinde
      A’RAF 55.Rabbinize; boyun bükerek, gizlice/ürpererek yakarın. O, haddi aşanları/azmışları sevmez.

      Bu olmadan gerisi yalan
      Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Ali-imran Suresi, 92)

      Comment

      • Miralay
        Uzman Üye
        • May 2010
        • 372

        #4
        Selamünaleyküm

        Değerli kardeşlerim; namaz (salat) konusunda gerek bu sitede, gerekse diğer hanif kardeşlerimizin sitesinde çok değerli açıklamalar yapılmıştır.

        Salat çok anlam ifade eden bir eylemdir. Salat derken sadece rüku,secde...vb.gibi fiziksel hareketleri anlamayacağımız gibi; sadece sosyal yardım,dayanışma veya sadece Kur'an okuma olarak ta anlayamayız. Kapsamı çok geniş olan bir eylemler bütünüdür.

        "Ben salat'tan sadece sosyal yardımlaşma olarak anlarım" diyerek, rabbimizin huzuruna çıkmamayı bahane edemeyiz. Veya tam aksini düşünemeyiz.

        Rabbimizin huzuruna çıkarken mali ve sosyal yardımı da yadsımamak gerekir. Zaten madem cemaatle namaz teşvik ediliyorsa, demek ki bu işin bir de sosyal boyutu da var.

        Ben çoğu yerde "salat" ile "salaH" (sonu "HA" ile biten) ı birbirine yakın bulurum. Bence asıl olan "salat" bildiğimiz "namaz", "salah" ise, hepimizin bildiği "ISLAH" yani sosyal yardımlaşma olayıdır. Yani "SALİHAT" işlemektir.

        Kur'an'ın 100 den fazla yerinde geçen "salat" içerisinde önemli bir şube olan "Kıyam", "rüku","secde" hareketlerini içeren ve bizlere farz kılınmış hareketler bütününü bir tarafa atmamız da doğru değildir.

        Comment

        • Miralay
          Uzman Üye
          • May 2010
          • 372

          #5
          Yine namazla ilgili kafamda oluşan sorulara karşılık; hanif bir arkadaşımızın bana göndermiş olduğu bir cevap mailini sizlerle paylaşmak istedim. Umarım faydalı olur.

          1- abdest: yüz ve dirseklere kadar kolların yıkanması, başın ve
          ayakların mesh edilmesi. abdesti yalnızca tuvalete gidip gelmek bozar.
          Abdestin sırası da farzdır. Yıkanmak abdest yerine geçmez. Ayrıca bu
          abdest ritüeli tekrardan yerine getirilmelidir.

          2- vakit: sabah (fecr) (sabahın alacalı olduğu vakit yani takvimlerde
          belirtilen imsak ve güneş arasındaki zaman) öğle (vusta): öğle vakti
          güneşin tepede olduğu vakitten akşam karanlığı çökmeye başlayıncaya
          kadar olan vakit. (yani öğle namazı vaktinden akşam namazı vakti
          girinceye kadar ki hilal) akşam (işa) (akşamın alacalı olduğu vakit,
          yani takvimlerdeki akşam vakti ile yatsı vakti arasında kalan süre)
          tabi bu takvimlerde yazan süreler milimetrik olmasa gerek. Şahsen ne
          astronomi ilmim ne de konuyla alakalı alet teçhizat kaynaklarımız kafi
          olmadığından diyanetin belirlemiş olduğu süreler en sağlam
          görünüyor...

          3- amaç: ALLAH'la randevulaşmak. Kuran okumak, rabbi tespih etmek, o
          gün işlenmiş günahlardan ötürü tövbe ve istiğfar etmek ve de gerek
          dünya namına gerekse ahiret namına dua da bulunmak.

          4- kıble: Kabe’ye yönelinmeli, olağanüstü koşullarda kıble
          bulunamıyorsa doğu da batıda ALLAH'ındır diyerek göz ardı edilebilir.
          Ancak buradan milimetrik bir kıble arayışı içinde kılı kırk yarmamızın
          zaruri olmadığı ortaya çıkıyor.

          5- ses tonu: ne bağırılmalı ne de fısıldanmalı. Ağızdan çıkan sesin en
          azından kulak tarafından duyulması sağlanmalı. Cemaatle kılınan
          namazlarda ise rüku ve secde bölümleri de dahil olmak üzere imam hep
          yüksek sesle olmalı cemaat ise susmalı.

          6- tekbir: Tüm komutlar tekbirle verilmelidir. Ancak iftitah
          tekbirinde elleri kulağa yahut başka yerlere götürmek vs söz konusu
          bile değildir. Sadece dil ile ve biraz da yüksek bir tonla ALLAHu
          ekber denilmelidir.

          7- kıyam: eller bağlanmadan ayakta durularak Kuran okunmalıdır.
          Kuran’ın hepsi ALLAH kelamı olduğundan ötürü her bölüm, her ayet sıra
          vs önemli olmaksızın okunabilir. Namazda okunmayacak süre yoktur.
          Kitap ele alınarak da okunabilir. Kitabın anahtarı olan fatiha illaki
          ibadet olan tilavetlerde kilidi açmalıdır. Beraberinde mealde terennüm
          edilebilir.

          8- rükû: kıraat bölümü bitince tekbir getirilip rükuya gidilir. Belli
          bir süre tesbihat yapılıp tekbir komutuyla direk secdeye gidilir.
          (burada altın husus rükûdan doğrulup yani tekrardan kıyama gidilip
          tekbir edilmesi değil direkman secdeye gidilmesidir. Çünkü namazın
          sırası da farzdır. Ve o da her rekat için kıyam, rüku ve secdedir.
          Kuran’da hep bu sıralamayla gelir. (semi ALLAHu limen hamide vs gibi
          uygulamalar da otomatikmen devre dışı kalır.

          9- secde: alınlarda secde izi kalacak sürede dua edilmelidir. elbette
          secde ederek yakınlaş emri doğrultusunda talebin (duanın) en uygun
          olduğu an secdedir. uzunca hem dünya hem de ahret için dua etmek en
          makbul şey olsa gerek. Secde deki en kritik husus iki secde değil tek
          bir secdenin olmasıdır. Secde edip oturmak sonra da tekrar secde etmek
          namazı bozar. Çünkü namazda oturmak diye bir şey söz konusu bile
          değildir.

          10- birinci rekatı tamamladık. Normal şartlarda namaz 2 rekât
          olduğundan aynı hareketler bir kez daha yapılıp namaz tamamlanır.

          11. namazın tamamlanması: secdeden sonra tekbir komutuyla namaz biter.
          (oturmak, tahiyyat, selam vs gibi olguların namazla ilgisi yoktur.
          secde bittiği anda namaz bitmiştir.)

          12- namazın ardından, oturarak, yan yatarak, ayakta durarak yani her
          koşul ve pozisyonda ALLAH'ı tesbih etmemiz (yüceltmemiz) gereklidir.

          13- savaş durumunda namaz bir rekâttır. Seferilikde namazı kısaltmak
          diye bir şey söz konusu değildir.

          14- herhangi bir korkunun hasıl olduğu durumlarda yürüyerek,
          gizlenerek yahut binit üstünde namaz kılınmalıdır. Bu tarz namazlarda
          kıble de dahil olmak üzere hiçbir şekilsel şart yoktur. Sadece kıraat,
          dua ve tesbih yapılarak namaz göz ucuyla da olsa eda edilir.

          15- cuma namazı: bizzat meşru otoritenin (imamın) yahut ondan yetki
          almış vekillerin cuma günü öğle namazı vaktinde kıldırdığı cemaatle
          kılınan normal namazın aynısıdır. kadın erkek her Müslüman’a farzdır.
          adı konmuş vakit süresince ticaret yapmak, çalışmak, eğlenmek vs
          haramdır.

          16- namazın kazası yoktur. bitkisel hayatta bile olunsa namaz asla
          terk edilmemelidir.

          17- kıraat bölümü müstesna herkes en iyi bildiği dilde rabbine
          yakarmalıdır. Kuran’ın haricinde anlamadığımız sözleri rabbe sunmak
          saygısızlıktır.

          18- namazda ALLAH'ın huzurunda olununduğunun bilinmesi yani huşu
          esastır. Kişinin sahip olduğu kültürde saygısızlık olarak kabul edilen
          ve sözüm ona belli muteberliğe sahip (vali, başbakan, müdür, patron
          vs) insanların yanında yapamadığı hareketleri (sakız çiğnemek, şeker
          yemek, geğirmek, yellenmek, sigara içmek saçma sapan vücut hareketleri
          yapmak, konuşmak, gülmek, kıkırdamak, üçüncü şahıs ve durumlarla
          muhatap olmak vs) ALLAH'ın huzurunda yapması saygısızlıktır.
          (farkındaysanız haram, günah yahut namazı bozar demedim ))

          19- İslam’da tesettür esastır. kadın erkeğin (mahrem olmayan) beraber
          namaz kılmaları, yahut kadınların erkeğin önünde olmaları caiz
          değildir. Dolayısıyla erkeklere kadınların imam olması da...

          20- Namaza özgü herhangi bir kılık kıyafet yoktur. Ancak Müslüman
          tırışkadan insanlarla buluşurken gösterdiği kılık kıyafet, temizlik vs
          gibi hassasiyetlerin binlerce katını rable buluştuğu zaman
          sergilemelidir.

          21- teheccüd: gece kalkıp kuran okumaktır (gecenin üçte birinden fazla
          üçte ikisinden az) (kuran’la hücceti tamamlamak) yani gece namazı diye
          bir şey söz konusu değildir.

          22- her sabah özel kuran okumak farzdır.

          23- kadına ayrı namaz erkeğe ayrı ritüeller diye bir şey söz konusu
          bile değildir. Mezheplerin uydurmasıdır. Kadın ve erkek aynı şekilde
          namaz kılmalıdır. Peygamberin sünnetini takip ediyorum diyenlerin
          kadın peygamber olmadan kadına ayrı namaz icat etmeleri gülünç değil
          de nedir?

          Sonuç olarak namaz Kuran’ın en temel emirlerinden birisidir. Özrü,
          telafisi ve kazası yoktur. Kuran’a göre ancak namaz kılanlar dinde
          kardeşimizdir, gene yalnızca namaz kılanları uyarabiliriz. Namaza
          üşene üşene kalkanlar münafıktırlar. Hiç kılmayanların varın hükmünü
          siz düşünün. Evin reisi olan babaların, ailelerine namazı emretmeleri
          gerekirse cebren de olsa her vakitte onların başlarında olarak
          kıldırmaları farzdır.

          Namaz kılmayan bir insan zahiren Müslüman’ım dese de İslamlığı yoktur.
          Beynel menzileteyn durumundadır. Kendisine kız verilmez, eşse nikah
          altında tutulmaz, vela hukukundan beridir. Ve beradır. Kendisiyle
          velayete dayalı her türlü hukuk rafa kaldırılır beri olunulur…

          Tabi ki namazı Müslüman gibi kılmak olmazsa olmazdır. Hanif bir
          Müslüman’ın Sünni gibi yahut Şii gibi namaz kılması ya da onların
          arkasında kılması düşünülemez. Eğer Kuran’da anlatılan namaz kendisine
          ulaşmışsa ALLAH’tan değil de kullardan korkarak Sünni gibi kılması
          yahut utanarak saklanarak gizleyerek namaz kılması münafıklığının en
          çarpıcı alametidir. İsterse keçe gibi üstüne çullansınlar isterse
          çetelerini üzerimize salsınlar…

          Not: kuran deyip mezhepleşmeyi haklı olarak şiddetle eleştirenlerin,
          her kişiye özel kişi adedince farklı namaz uygulamasına sahip
          olmalarının İslam’la uzaktan yakından alakası yoktur.

          Bu vahim durumun arkasında herkesin öyle ya da böyle geçmişinden,
          çevresinden ön kabullerinden şöyle ya da böyle pek çok şeyi farklı
          dozlarda namaza bulaştırmalarından ve de bilgi eksikliklerinden
          kaynaklanmaktadır.

          Hayatında hiç namaz görmemiş hatta ıssız bir adada yaşamış hay’a bile
          ayakta dur, dizlerine eğil, ve alın üstü kapan bu arada da kuran oku
          rabbi tespih et , dua et ve bunları da günde üç defa ve her vakitte
          iki kere yap dersen yapar. Ama işin içine farklı yanlış bilgiler ve
          önyargılar girince işin içinden çıkılmaz gibi gözüküyor.

          Mağara adamı ne iki secde yapar, ne de rükudan sonra tekrar kalkma
          arzusu gösterir. Ne de elini nerede bağlayacağı spekülasyonlarına
          girer.

          Hamdolsun biz 2007 yılından beri bu şekilde namaz kılıyoruz. Ve ALLAHa
          çok şükür ki dünyanın pek çok farklı bölgesinden (Pakistan, mısır,
          Suriye, Lübnan, Cezayir, Malezya) tanıştığımız hanif Müslümanların da
          bu şekilde namaz kılmaları bizi hakkın yolunun tek olduğu ve eğer
          sistematik bir çalışma yapılınca namaz gibi en kritik konuda bile hiç
          tanımadan %100’e yakın bir mutabakat sağlanıyorsa her konuda tek
          İslam’a ulaşmamızın içten bile olmadığını müjdeliyor.

          Selam,saygı,dua ve muhabbetlerimle

          Comment

          • Ali Rıza Borazan
            Uzman Üye
            • Feb 2009
            • 399

            #6
            Miralay kardeşimi tebrik ediyorum olayı kökünden kavramış. Allah razı olsun işte bu kadar.

            Comment

            • Miralay
              Uzman Üye
              • May 2010
              • 372

              #7
              Allah razı olsun Ali Rıza abi
              Amacımız acizane Kur'an'ı araştırıp, en doğruyu (Rabbimin muradı vechiyle) bularak; sıratı mustakim üzere bulunabilmektir.

              Şu işlerimi bir düzene koyayım da sizinle şöyle doyasıya bir sohbet etmek ihtiyacındayım.

              Selam,saygı,dua ve muhabbetlerimle.

              Comment

              • hiiic
                Uzman Üye
                • Mar 2010
                • 1980

                #8
                "Ben salat'tan sadece sosyal yardımlaşma olarak anlarım" diyerek, rabbimizin huzuruna çıkmamayı bahane edemeyiz. Veya tam aksini düşünemeyiz.
                Sevgili Miralay kardeşim, yatak odasında namaz kılarken rabbinizin huzuruna çıkmış oluyorsunuz da namazı bırakıp salona döndüğünüzde rabbinizin hzurundan ayrılmış mı oluyorsunuz? Yani biz dediğiniz gibi namazı öyle kabul ediyorsak rabbimizin huzuruna çıkmamış mı oluyoruz?

                Kur'an'ın 100 den fazla yerinde geçen "salat" içerisinde önemli bir şube olan "Kıyam", "rüku","secde" hareketlerini içeren ve bizlere farz kılınmış hareketler bütününü bir tarafa atmamız da doğru değildir.
                Rahmân 6
                Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.

                Evet bitkiler bile secde etmeyi ihmal etmemişken biz nasıl ihmal edebiliriz ki? Siz kaç tane secde eden bitki gördünüz? Ben secdenin ne olduğunu öğrendikten sonra sayısız secde eden bitki ve hayvan gördüm, hatta kıyam edenler v.s. aralarında mevcut. Keşke bunu daha iyi öğrenebilseydim.

                4- kıble: Kabe’ye yönelinmeli, olağanüstü koşullarda kıble
                bulunamıyorsa doğu da batıda ALLAH'ındır diyerek göz ardı edilebilir.
                Ancak buradan milimetrik bir kıble arayışı içinde kılı kırk yarmamızın
                zaruri olmadığı ortaya çıkıyor.
                Buna çok üzüldüm, Allaha bırakıp kabeye mi secde ediyorlar? Oysaki Güneş yada AY kabeden hem daha güçlü, hem daha faydalı hem de daha kutsal. Hem onlar secde etmeye daha müsait değil mi, hem tek hemde bütün insanlık için evrensel, hem zamanıda tam belli oluyor, oysa bunlardan çok daha aşasına secde etmeyi insan nasıl düşünebilir? Ne güneş nede ay kadar değeri olmayan bir taş parçasına,... Size böyle açıklıyorum.

                Neml 24
                Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.

                Fussilet 37
                Gece ve gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Eğer Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin!

                Ayrıca

                Bakara 177
                İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, ??????'yı (yaparlar), zekat verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır!
                --------------------------------------------
                Lütffen yukarıdaki ayetteki namaz kelimesinin üzerini kapatıp oraya gelmesi gereken fiili, ALlahın emrini düşünün? acaba anlam bütünlüğü ve ayetin tutarlılığı için orada bahsettiği ???? sizce ne olabilir? lütfen...
                --------------------------------------------

                Bir sonraki mesajınızda yazanlar gerçekten bu mesajı kimden aldınız bilmiyorum ama bu şekilde namaz kılmayı kimden öğrendiğini biliyorum.
                Sevgili Miralay kardeşim, eğer bu bahsettiğin şeyi Allah emrettiyse bakın yahudiler bunu islamdan önceden beri yapıyorlar. İşte size anlattığınız namazın videosu.

                TIKLAYINIZ 1

                TIKLAYINıZ 2

                Daha başka ne diyebilirim ki. Ben sadece tebliğ edebilirim. İslamiyet tüm saçmalıkları yıkmak için geldi. Allah yaratıcılık vasfı taşıyana tapınmamayı ve anlamsız açma hareketler yapmayı yasaklamıştır.

                Bilemiyorum acaba ben mi yanlış düşünüyorum? Bu arada ???? lı olan bölge de namazı kılarlar (Salatı ikame ederler) yazıyor...
                Last edited by hiiic; 5. August 2010, 11:57 AM.

                Comment

                • Miralay
                  Uzman Üye
                  • May 2010
                  • 372

                  #9
                  Selam hiiiç kardeşim.
                  Seni muhabbetle kucaklarım.

                  Güzel kardeşim öncelikli olarak yazdıklarım seninkilere cevap olarak yazılmış değildi ama, fikirlerin benim için önemlidir.
                  Ben Furkan03 kardeşimiz bir soru sormuş; onu cevaplamak adına yazmıştım ya neyse

                  Tabii ki her anımızda, her halukarda Allah'ın huzurunda olduğumuzun bilincinde olmalıyız.
                  Bizim ağaçlardan,çiçeklerden,güneşten,aydan neyimiz eksik ki, ruku etmeyelim,secde etmeyelim. Bunlar bize daha çok yakışır; öyle değil mi?

                  Daha sonraki astığım yazının bana gelen bir mailden alıntı yaptığımı acaba söylemeyi mi unuttum diye düşündüm kendi kendime.
                  Tabii ki o yazılanlara imzamı da atarım. Kabulümdür. Bir tek kıble olayına katılmıyorum.

                  Çünkü Kur'an'da yönümüzü mescid-i haram'a döndürmemiz emrinde ben "NAMAZLARINIZDA" veya "NAMAZ KILARKEN" diye bir emirle karşılaşmadığımdan dolayı namazda kıblenin farziyetine şüpheyle bakmaktayım hala.

                  Rükunun "tevazu", secdenin "teslim olmak" anlamına geldiğinin ben de farkındayım.

                  Lakin daha önce de belirttiğim gibi, "Salat","rüku","secde" gibi sözcüklerin sadece tek anlamı olduğuna katılmıyorum.
                  Tabii ki rüku ederken en tevazulu halimizi takınırken, Rabbimizin karşısında da namaz eylemindeki gibi eğilmemizin (doğu-batı farketmez. Heryer Allah'a çıkar);
                  Secde ederken tam bir teslimiyetle rabbimize fiili secde etmemizin de ne zorluğu ya da ne sakıncası olabilir ki.
                  Rabbimizin huzurunda ruku edip eğilmeyeceğiz de kimin önünde eğileceğiz.
                  Yine rabbimizden başka fiili de olsa kime secde edeceğiz.

                  Benim Kur'an'dan anladığım 100 ün üzerinde geçen,"salat","rüku","secde" ifadeleri konularına göre değişik anlamlar yüklenmişler.

                  Bunun fiilisi de var,mecazisi de...
                  Maddi olanı da var, mana olanı da...

                  Sevgili hiiiç kardeşim
                  Allah'a emanet olmanı rabbulaleminden niyaz ediyorum.

                  Selam ve dualarımla
                  Last edited by Miralay; 5. August 2010, 01:32 PM.

                  Comment

                  • FuRKaN03
                    Yeni Üye
                    • Aug 2010
                    • 6

                    #10
                    Selam,

                    öncelikle yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim, Allah hepinizden razı olsun.

                    Milanay kardeşimizin eklediği yazıdaki bir konuya değinmek istiyorum. Rukudan sonra kalkma, iki kere secde etme, namazın sonunda oturmak ve selam vermek gibi şeylerin namazda aslında yeri olmadığı, ki hak veriyorum doğrudur, ama ben şahsen bunların yapılmasında da bir sakınca görmüyorum, yanlışsam düzeltin. Namaz bence kişişel yoruma açık olmalı, herkes dilediği gibi içinden geldiği gibi kılmalı. Ben mesela namazın sonunda otururken Allahın tevhidine şahitlik ettikten sonra kendimce dua eder ve af dilerim, içimden ne geliyorsa onu söylerim.

                    Tekrardan Allah razı olsun yardımlarınız için,
                    Allahın barışı ve merhameti üzerinize olsun...

                    Comment

                    • Miralay
                      Uzman Üye
                      • May 2010
                      • 372

                      #11
                      Senden de Allah razı olsun Furkan03 kardeşim.

                      Yukarıda astığım ve namazı tarif eden yazıyı; Murat Erdoğanlı (Allah kendisinden razı olsun) isminde dünyanın çeşitli yerlerini görmüş ve değişik ülkelerden gelen haniflerle tanışmış (onların namazlarını gözlemlemiş) bir kardeşimizin, kendisine namazla ilgili sorduğum sorulara binaen cevapladığı bir mailden alıntıladım.

                      Tabii ki hepsine katılmak ya da katılmamak size kalmış. Siz rabbimin huzurunda nasıl olmanız gerekiyorsa, ne şekilde huşu içerisinde kendinizi hissediyorsanız öyle yapınız.

                      Arkadaşımız Kur'an ayetlerinden namazla ilgili pasajları akıl büyüteciyle araştırmış ve bu sonuçları çıkarmıştır. Çoğu benim aklıma yattı. (Tamamı demiyorum)

                      Siz de Kur'an'ı okuyarak akıl süzgecinizle daha güzel bir araştırma yapabilirsiniz.

                      Allah'a emanet olunuz.

                      Comment

                      • Miralay
                        Uzman Üye
                        • May 2010
                        • 372

                        #12
                        Yine hiiiç kardeşim (ki Allah ondan da gani gani razı olsun) "Salat" olayını sadece lügat anlamına indirgersek hata yapmış olabileceğimize kanaat ediyorum.

                        Hem maddi hem de manevi anlamlarını irdelersek görün bakın neler neler çıkacak karşımıza.
                        Ben de günde 5 vakit camiye gidip, cemaatle namaz kılıp ta, toplumsal,sosyal olaylara değinmeyen insanlara çok sinir oluyorum. Bir müslüman suya sabuna dokunmalı ve sosyal düzensizlikleri Islah etmelidir. Salihat işlemenin yolu burdan geçer.
                        Dost1 kardeşimizin de (Allah ondan da razı olsun) belirttiği gibi işi sadece hasenata bırakırsak, sadece 1'e 10 alırız. Ama Salihat işlersek karşılığı cennettir.

                        Her zaman dediğim gibi, her ne kadar "salat" ve "salihat" farklı gibi görünseler de; birbirlerine çok yakın akraba olduklarından hiç şüphem yoktur.

                        Comment

                        • hiiic
                          Uzman Üye
                          • Mar 2010
                          • 1980

                          #13
                          Yani kısaca, "Salat" ile "Tazarrulu Niyaz"ı birbirinden ayırmak gerekir.
                          Namaz diye adlandırılan "Tazarrulu Niyazdır" Dost1 hocam bunu açıklamışdı sitede mevcut. Diğer mealler ise tamamen problemlerin çözümüne yönelik eğitim öğretim ve mali imardır.

                          Tazarrulu niyazda ise Allah gerekeni söylemiş;,
                          -sesini çok kısama çokda alçaltma
                          -Gönülden boyun eğerek dua v.s.

                          Abdest bu duanın bir parçası değil. abdest salatın, yani toplumsal sosyal imarlaşmanın bir parçası. Gerçekten günümüzde bile aynı temizliğe ihtiyaç duyarken birde o devri düşünün ve bu ayetin gerekliliğini düşünün. Dİyorki Salata (namaza yada taruzlu niyaza değil, aslında bu fıtratımız gereği çocukken ilk aklımıza gelen şeydir) problemlerin çözümü için zihni ve mali imara ki bu cemaatle kalabalık ve bütün halde daha güzel yapılır, ona yaklaşırken ellerini dirseklerine kadar, yüzünü, ayaklarını yıka, saçıcına suyla düzelt, güzel görn ve o imar yerlerine yani mescitlere giderken güzel giyin ne kadar açık değil mi? Eğer tuvalete gitmişsen tekrar yıka diyor, eğer aklına kadın düşmüşse şehvetin ağır basıyorsa diyorgi git guslet buda yıkanmak değil dikkat ediniz, gidip hacetinizi görün, bu duyguyu ihtiyacınızı giderene kadar Salata yani imara yanaşmayın, yada sarhoşsanız insanlara yük olursunuz, saçma konuşursunuz yine yaklaşmayın diyor. Bunlar dua yada namaz ayetleri değil. İnsanlığın ihtiyaç duyduğu medeniyet. Ve cemaate en bilgillini lider lider seçeceksin, mesela salatta bir hastalığa çözüm aranıyor, tıpçıların en bilgilisi imam yani önder seçilir, yada bir hırsız yakalanacak, polislerin en bilgilisi komiser seçilir v.s. Bunlar Salat ayetleridir namaz yada dua değil....

                          Dua için herhangi bir zaman kısıtlaması, yada bir önşart yoktur. Rekar, sayı yada ritüel yada diğer. Sadece gönülden boyun eğerek, orta sesle rabbe dua etmek varki bunu zaten önemli bir projeyi teslim ederken ediyoruz, yada o karanlık gecede gemide dalgaların arasında kaldığımızdan biliyoruz v.s.

                          Zaten şu ayeti silip atamazsınız;

                          Zuhruf 36
                          Kim Rahman'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.


                          namazda değil, her an Allahı zikretmemiz gerekiyorki bu zaten kuran okuyana çok kolay, her yer onun ayeleriyle dolu, işte fitnetci ergenekoncular;

                          Bakara 205
                          O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.


                          En’âm 123
                          Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkarlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.


                          v.s. yada işte putperest hindistan yada müşrik tarikatlılar ...


                          Namazda Allahı anmak nedirki eğer namaz dışında unutacaksan? Namaz denilen şeyin bir katkısı yok, zaten bir süre sonrada kendiliğinden bırakılan sadece o anlık bir çıkar beklentisinden başka bir his değil.

                          Namaz diye anlıan şeylerin önemli bir bölümü ne namazdır nede taruzlu niyaz, Salattır, bir bölümüde zaten dua anlamındadır ki onu da sağolsun delil diye sunup diğer salat ayetlerininde üstü kapatılıyor.

                          Var mı yanlışım?

                          Comment

                          • Ali Rıza Borazan
                            Uzman Üye
                            • Feb 2009
                            • 399

                            #14
                            Evet, Tapma kimin ilkelerini kimin buyruklarını yerine getiriyorsan, ona secde etmendir. onun ritiel olarak belirli vakitlerde yaşadığın ilkelri taptıklarının adına yaptığın putlar adına varıp tescillemendir. Allaha Tapanlarda hem kendisinin koyduğu yaşam şekilleri içerisinde allaha nasıl tapılacğının onun ilkesi ve inkilabı var.hem de günün ayların yılların belirli vakitlerinde ritüel bir tapınma şekli olan namaz oruç hac gibi türleri var ne var bunda? Allah bunları kendisine tapanlarla kendisi dışında tapınanları biribirinden ayırdetmek içindir. selam ve sevgiler sunarım.

                            Comment

                            • Barış
                              Uzman Üye
                              • Sep 2008
                              • 569

                              #15
                              Selam Dostlar,

                              Furkan kardeşim,öncelikle sana hoşgeldin demek istiyorum. İnşallah güzel paylaşımlarda bulunuruz.

                              Salat, Allah'ın emrettiği ancak müslümanların yitirdiği bir kavram ne yazık ki.
                              Salatı ikame etmekten uzaklaşıldığı için bu hallerdeyiz.
                              Salatla ilgili forumumuzdaki bilgileri okumanın faydalı olacağını düşünüyorum. Soruların olursa, ilgili konu başlığının altında konuşalım. Böylece, ayetleri de teker teker okuma imkanın olur.
                              İster sitemizden oku, ister herhangibir meali eline alıp oku, namaz diye çevrilen ayetleri bulundukları ayet grubu içerisinde değerlendirirsen, salat ve namaz hususundaki sorularının yavaş yavaş yok olacağını göreceksin. Alim olan Allah, okuyup araştıran samimi kullarının yardımcısıdır. Önemli olan acele etmeden okumaktır diye düşünüyorum.

                              Şunu belirtmek istiyorum son olarak.
                              Elbette ki Rabbimize yakaracağız, dua edeceğiz. Ama bunu yapacağız diye, Kurandaki salatın üzerinin örtülmesine sebep olmamalıyız. Bunlar farklı kavramlardır ve birbirleriyle karıştırıldıkları zaman, salatımız zayi oluyor ne yazık ki.

                              Salat dinin direğidir.
                              Ne zaman ki salat uçup gitti, bu sözün yerine namaz geldi, direksiz kaldık, gökkubbe başımıza yıkılmıyorsa, Allah'ın rahmetindendir, bizim hiç dahlimiz yok.

                              Rabbine yakarma edebini bilen ve salatını zayi etmeyip ikame edenlerden olmayı dilerim hepimiz için. Selam ve sevgi ile.
                              Kimse kimsenin yargıcı değil, olmamalı da zaten..Herkes kendi üzerinde gözetmen ve yargıç olsun..Kendimizi rahatsız edelim, dünyamız değişsin...Belki o zaman huzuru bulmuş benliğimiz başkalarına kendiliğinden ışık saçar../Elif.

                              Comment

                              Working...