Yazın Ortasında Oruç?

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • mavera
    Uzman Üye
    • Sep 2008
    • 126

    #31
    dost1 Nickli Üyeden Alıntı

    İnsanlar olanakları uygunsa:

    Hakkı Bey'in açıklamalarında fidye eski toplumlar için geçerli bugünü ilgilendirmez diyor. Bu durumda benim anladığım kadarıyla herkesin mutlaka tutması gerektiğini savunuyor.

    Sizden de aynı paralelde açıklamalar görüyorsum, ilk kez bu farklı ifadeyi okudum.

    Açabilir misiniz?

    Comment

    • hiiic
      Uzman Üye
      • Mar 2010
      • 1980

      #32
      kutuplarda da bazı kötü zamanların güneş gibi açığa çıkdığı zamanlar olur. Her bölgede zaman zaman yokluklar, krizler ağırlaşıp insanları zora sokar. apaçık bir toplumsal sorundur bu, varlığı kıyaslamayla kolayca anlaşılır. İyi bir olayın dönemini yada referans bir değeri bu dönemle kıyaslarsanız sorunun varlığı Gün gibi apaçık ortadadır. Yani bu ara sıra kapılarmızı çalan milli sorunların varlığı diğer dönemleri yada sabit bir değeri kıyasla anlaşılır. İşsizlik rakamları, yoksulluk sınırı gibi değerleri krizin ve sorunun varlığını GÜN gibi açığa çıkarır.

      Daha edebi bir dille anlamak gerekirse,,, sorunlar beyaz ipin rengini kıyaslayarak gün gibi açığa çıkarır. kıyas değeri her ne ise toplumsal sorun içerisinde kendisini belli eder. Bu sıkıntılı dönemlerde kendi harcamalarımızı kısıp bunları olmayan ihtiyaç sahipkerine ulaştırmamızla emrolunduk. Ha eğer sorunun üzerini kapatmak, sorunu çömeyip geçiştirmek yada paylaşmak istemiyorsanız senenin 1 ayı aç kalın...

      Ancak sorun devam ettiği sürece, yani refernas değere (beyaz ipe) dayalı Gün gibi belirlenmiş sorun mevcut olduğu sürece her gün oruç bozuyorsunuz. Sorun ne zaman ortadan kalkar, artık yokluğun veya eksikliğin belirtisi hissedilmez, sorun ne zaman gece karanlığına bürünür ve kıyas değerleri normaline dönerse işte o zaman diğer sıkıntı belirene kadar yiyin için... Dışarısı yanarken kendi zevkini düşünen oruç bozmaktadır, isterse akşama kadar yemesin.

      ***
      bunu daha önce okudunuz mu?
      Last edited by hiiic; 10. August 2011, 10:11 PM.

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #33
        Selamun Aleykum! Değerli Mavera Kardeşim!

        mavera Nickli Üyeden Alıntı
        Hakkı Bey'in açıklamalarında fidye eski toplumlar için geçerli bugünü ilgilendirmez diyor. Bu durumda benim anladığım kadarıyla herkesin mutlaka tutması gerektiğini savunuyor.

        Sizden de aynı paralelde açıklamalar görüyorsum, ilk kez bu farklı ifadeyi okudum.

        Açabilir misiniz?
        Alıntı yapmış olduğunuz yazıda "SAVM"ın ne olduğunu belirtmiştik. Savm bizleri TAKVAya ulaştıracak bir araçtır. İnsanın takvaya ulaşabilmesi için Kendisine kılavuz olarak gönderilen ve bunun açıklamalarının bulunduğu Kur'an'ın okunması ile doğru ile yanlışı ayırdetme bilincine ulaşarak Allah'ın koruması altına girecek Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik eylemlere girişecek ve Allah'ın kendisine sunduğu nimetlerin karşılığını verecektir. Savm halinde amaç olarak sunulan "takvaya" ulaştıracak yukarıdaki belirtilen etkinlikleri yapmaya durumu uygun olmayan kişiler savm halinde olmazlar. Durumları buna uygun olduklarında Allah'ın istediği TAKVAYA ulaşmak için SAVM halinde gerekenleri yaparlar. Allah bizlerden kolaylık ister zorluk istemez.

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • gerçek hanif
          Uzman Üye
          • Mar 2011
          • 117

          #34
          Ramazan ayı insan hayatını riske atacak mevsimlerde yazın ortasında ve sıcakta oruç tutmaya yönlendiriyor. Oysaki bu ay aslında insan için tutması en kolay olan yani en kısa gündüzlerin olduğu kış ayındn başkası değildir. Kışın sadece insanlar değil hayvanlar bile kış uyksuna yatarak kendi oruçlarını tutarlar, uzun süre birşey yemezler, ayılarm ihramlarına çekilerek yaşar, bunun sebebi ise kış ayında yeterli yiyeceğin bulunamıyor olmasından kaynaklanır. Orucun mantıksal açıklaması da budur. Kışın yiyecek yetersizliği ve mescitlere (sosyal kurumlara) duyulan ihtiyacın artmasından dolayı Allah bu aylarda yiyecek stoğunun hem düzgün harcanması gibi sebepleri bilerek bu ayda orucu bize farz kılmıştır.

          Demişsiniz hocam,
          Peki Şimdi yaz kuraklığından dolayı Milyonlarca Afrikalı (Somali) açlıktan ölmek üzere.Sizin mantığınıza göre Dünya Müslümanlarının yaz ayında oruç tutması ve arttırması artanı Aç Ülkelere göndermesi gerekmez mi ? selam ve muhabbetle.

          Comment

          • nerdogan
            Katılımcı Üye
            • May 2011
            • 39

            #35
            mavera Nickli Üyeden Alıntı
            Bu konuyu birkaç senedir sorarım, araştırım, hala da tatmin edici bir yanıt duymuş değilim. Kutup değil, Helsinki gibi yaşanılan kuzey şehirlerinde bile, geleneksel yaklaşımın açıklamalarına göre Haziran'da 24 saatin 21 saatinde oruç tutulması gerekiyor. Şanslarına küssünler diyeni okudum, kışın da onlar az tutuyorlar ama diyeni de. Hakkı Bey'in (bu konuyla ilgili değil) genel olarak fidye verilemez yaklaşımını da. Kuran evrenseldir diyen çok ama bu konuya açıklama getireni duymadım.

            Aklıma gelen tek çözüm, güneş ışıklarını fiziki güneş ışığı olarak değil, "normal" bir insanın güne başlaması, "normal" bir günün bitişi olarak ele almak. Bunu da bugüne kadar hiç okumadım

            Merhaba, aslında çok uzun zamandır bende merak ediyordum ama sürekli araştırmaya vaktim olmuyor.Bu konuda bazı bilgilerr edindim ve belki ışık tutar diye paylaşmak istiyorum.


            Yukarıdaki resimdede göreceğiniz gibi, güneş tam batmak üzereyken tekrar hava aydınlanmaya başlıyor. Yani bu konuda herhangi bir belgesel vs izleyenler daha iyi bilirler ama genelde gözle görülür biçimde özellikle İsveç Norveç gibi ülkelerin birçok bölgesinde ve de kutuplarda geceler uzun olmasına rağmen sürekli zifiri karanlık olmuyor.Yani resimdeki gibi güneş doğacakmış gibi yapıyor gün süresince hafif bir alacakaranlık oluyor ve burada bildiğimiz zifiri karanlık gece boyunca sürüyor.Yani günler bu şekilde yaşanyor.Eğer güneye gidilirse-örn Norveçte- gece kısalıyor ama aynı şekilde belli bir süre zifiri karanlık ve ardından gece yaşanıyor.Ama elbette yaz dönemlerinde gündüz süresi muhtemelen bizden uzundur.Bunu tam bilemiyorum.Ama gecenin nasıl yaşandığını sorarsanız bu konuda hem izlediklerim hem de okuduklarımdan anladığım gördüğüm böyle.

            Birde bir yazıyı sizle paylaşmak istiyorum.Buna göre kutuplarda bir nimet gibi oluşan kutup ışıklarınınn da hikmetleri anlaşılıyor.Bu ışıklar rastgele değil belli bir düzene uygun ortaya çıkıyorlar.
            Buradan ilgili ışıkların görüntüsü görülebilir,


            Ayrıcaaaa ansiklopedik bilgi için,


            İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Süleymaniye Vakfı Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, 20 yıl süren araştırmaları sonucu “Kutuplarda namaz” sorununu tarihe gömdü. Bayındır’ın çalışmasına göre; modern astronominin bizlere öğrettiklerinde derin bir belirsizlik var. “Güneş doğduğunda gündüz, battığında da gece olur” kabulünü çürüten Bayındır, kutuplarda yaptığı çalışmayla, Güneş’in ufuk çizgisi altında olmasına rağmen gündüzün yaşanabildiğini, ufuk çizgisi üzerinde olduğunda da gecenin olabileceğini ortaya koydu. 20 yıldır gökyüzü gözlemleriyle uğraşarak, namaz vakitleri üzerinde çalışmalar yapan Bayındır, kutuplarda bulunan ve “Kuzey Işıkları” olarak bilinen Güneş halelerinin de Allah’ın bu bölgedeki vakit ayarlama sisteminin bir parçası olduğunu öne sürüyor.

            GECE İLE GÜNDÜZ, GÜNEŞ’TEN BAĞIMSIZ

            Ayetleri mecaz yorumlayarak daha iyi anladığını kaydeden Prof. Dr. Bayındır, “Astronomi bu konuyu tahlil edemediği için gündüz ve gece deyip geçiştiriyor. Gece ve gündüze dair bildiğimiz tanımlama tarih olmuştur” diye konuştu. Kutuplarda 7 kişilik ekibiyle çalışmalar yürüten Bayındır, bu bölgede 5 vakit namaz için Kuzey Işıkları’nın yeterli olduğunu belirledi. Enbiya Suresi’nin “Geceyi, gündüzü ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedir” mealindeki 33. Ayeti’ni örnek gösteren Bayındır, gece ile gündüzün Güneş’ten bağımsız hareket etiklerini dile getirdi.

            Çıplak gözle bile anlaşılır

            “Vakitler çıplak gözle bile anlaşılabiliyor” diyen Bayındır, 22-26 Haziran’da Norveç’in Tromso kentinde ikinci bir çalışma yapacaklarını ve bunun kamuoyuna duyurulacağını anlattı. Bu çalışmayla takvim çalışması yapacaklarını vurgulayan Bayındır, İÜ Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ökten’in bu çalışmalar sonucunda yeni bir takvimin yapılabileceğini söylediğini aktararak, namaz vakitlerinin bölgesel nitelikte hazırlanmasına çalışılacağını kaydetti.

            Işıkların meridyene göre konumu

            Kutuplarda namaz vakti, dünyanın geri kalan kısımlarında olduğu gibi Güneş esas alınarak değil, gözlem yöntemiyle belirleniyor. Tüm vakit namazları ufuktaki ışıklara bakılarak kılınıyor. Vakitleri ise Kuzey Işıkları olarak bilinen güneş halesinin, meridyene göre olan konumu ortaya koyuyor. Buna göre 5 vakit namaz şu gözlemlere göre kılınıyor:

            SABAH: Kuzey ışıkları batı ucuna kadar belirir.

            ÖĞLE: Güneşin halesi ve ışık dairesinin, meridyenin sağına doğru kaymaya başladığı an

            İKİNDİ: Güneşin halesinin orta noktasının bulunduğu yerle, batı noktasının tam ortasına güneş kaydığı an

            AKŞAM: Doğu tarafında, diğer yönlere göre göreceli olarak karanlık belirdiğinde

            YATSI: Yatsı batı tarafında beliren aydınlığın yok olmasıyla birlikte.

            Comment

            • nerdogan
              Katılımcı Üye
              • May 2011
              • 39

              #36
              Ayrıca sürekli aklımı kurcalayan bir mevzu var.Kutuplara Çİne oraya buraya peygamber gelmişmi diye binlerce insan soruyor merak ediyor.Bence durduğumuz yerden sürekli soruyor ama başka da birşey yapamıyoruz gibi..Sonuçta oradaki insanlar bir şekilde Hz İbrahimi bilmiyorlar ve ne istendiğini de bilmiiyorlarsa orucu bilmelerinin namazı bilmelerinin tekbaşına bir anlamı olmıyacak.Yani herşeyden daha önemli sorunumuz bence orucun namazın nasıl yapılacağı-kutup da- olmamalı.Bu insanların Hz İbrahim ve soyundan Allahın bizden istediklerinden nasıl haberdar olabilecekleri olmalı sanki.Bence bunları bende dahil hepimiz merak ediyoruz ancak, gerek Hz İbrahimin gerekse devamındaki tüm elçilerin bize öğretmek istediği öğretiyi pek de yayamıyoruz onların gösterdiği gibi.Kendi içimizde bile yayamıyoruz aslında.Ancak onlar onca sefalet ve zorluklara rağmen ülke ülke coğraafya coğrafya gezdiler ve ömürleri yettikçe yaydılar.Biz ise deveye bile ihtiyacımız olmadan uçakla her türlü tatiile seyahate gidebilir durumda iken birazda bunu kafamıza taksak mı acaba diyorum.Yani sürekli bir peygamber gelsede bizi güdse-biraz tuhaf ama kusurabakmayın- herkese öğretse görevini yapsa, bu bizim işimiz değil mı diyoruz-genel insanlık adına yazıyorum lütfen yanlış anlaşılmasın bu forumdan ve yazarlarından da Allah razı olsun-.Ne diyorsunuz?

              Comment

              • gerçek hanif
                Uzman Üye
                • Mar 2011
                • 117

                #37
                nerdogan Nickli Üyeden Alıntı
                Ayrıca sürekli aklımı kurcalayan bir mevzu var.Kutuplara Çİne oraya buraya peygamber gelmişmi diye binlerce insan soruyor merak ediyor.Bence durduğumuz yerden sürekli soruyor ama başka da birşey yapamıyoruz gibi..Sonuçta oradaki insanlar bir şekilde Hz İbrahimi bilmiyorlar ve ne istendiğini de bilmiiyorlarsa orucu bilmelerinin namazı bilmelerinin tekbaşına bir anlamı olmıyacak.Yani herşeyden daha önemli sorunumuz bence orucun namazın nasıl yapılacağı-kutup da- olmamalı.Bu insanların Hz İbrahim ve soyundan Allahın bizden istediklerinden nasıl haberdar olabilecekleri olmalı sanki.Bence bunları bende dahil hepimiz merak ediyoruz ancak, gerek Hz İbrahimin gerekse devamındaki tüm elçilerin bize öğretmek istediği öğretiyi pek de yayamıyoruz onların gösterdiği gibi.Kendi içimizde bile yayamıyoruz aslında.Ancak onlar onca sefalet ve zorluklara rağmen ülke ülke coğraafya coğrafya gezdiler ve ömürleri yettikçe yaydılar.Biz ise deveye bile ihtiyacımız olmadan uçakla her türlü tatiile seyahate gidebilir durumda iken birazda bunu kafamıza taksak mı acaba diyorum.Yani sürekli bir peygamber gelsede bizi güdse-biraz tuhaf ama kusurabakmayın- herkese öğretse görevini yapsa, bu bizim işimiz değil mı diyoruz-genel insanlık adına yazıyorum lütfen yanlış anlaşılmasın bu forumdan ve yazarlarından da Allah razı olsun-.Ne diyorsunuz?

                Bu dediğinizi yapanlar var.Gülen Cemaati.Oralara ulaştı.

                Comment

                • Astrocosmo
                  Yeni Üye
                  • Aug 2011
                  • 1

                  #38
                  Sıcak ve uzun günlerde Ramazan hakkında

                  Merhaba

                  Konuyu bir süredir takip ediyorum,
                  Yaz ortasında ramazan ve oruç hakkında Kameri aya göre 1 Yıl 354 Gün ise bu Güneş takvimine endekslenince içinde çıkılmaz sorunlar ortaya çıkması kaçınılmazdır. İslam dünyasının temel aldığı 1 Yıl 365 Güne göre 11 gün daha kısadır. Neticede bu durum Şu anki gibi, Mısır vs eski uygarlıklarında temel aldığı evrensel güneş takvimine göre bu endekslemeden dolayı akıl adalet ve iradenin kabul edemediği sorunlar ortaya çıkmaktadır bu şu anki kullanılan güncel (hristiyan) takvimine göre endekseleme 11 gün fark atar ve neticede istenmeyen sonuçlar ile birlikte gelir, Ayrıca konuya Adil bakıp Allah'ın bizim için tasarruf ayını iyi düşünürsek, Ramazan Ayı Kameri Takvime göre 9. aya yane Eylüle denk gelmektdir Yane Mart gibi gece ve gündüz eşitliğinin başladığı aylara! Bu da demektirki yeryüzü Mart ayındaki gibi Eylül ayının sonuna doğru 12 saat gece 12 saat gündüz yaklaşık olarak eşit aydınlanmaktadır, ve böylecede nimetin azaldığı kutuplara doğru zaman biraz kısalsada temel olarak adalet gerçektende sağlanmış olmaktadır. Yeryüzünde madem öyle 354 Gün (Kameri Takvim) esas alınsaydı 11 gün fark atma gibi oldukca anlamsız bir durum ortaya çıkmazdı, ama zaten asıl vahim mesele güneş takviminin var olup olması değil İslam alimlerinin mesheblerinin içinde akıl ve irade dışı kararlar alıp bu takvimi 365 güne endekselemeye çalışmalarıdır.. Bilinirki esasen mübarek aylar Kameri aya göre değişmez, Bu sonradan var olan bir çelişkidir.. Şüphesis Kuran Ramazan ayının Mübarek bir gecesinde KADIR ayında inmiştir. Esasen ne Kadir gecesi ne Mirac gecesi nede berat gecesi tarihleri değişmez Ayette bildirildiği Cuma günleri gibi sabittir
                  . Bakara - 185 Sizden kim (mâzereti olmaksızın) bu ay(ın ilk hilâlin)e erişirse/görürse hemen orucunu tutsun
                  - Burada Parantez içindekiler mealin açıklamaları dışında kalırsa, yane -kim o aya erişirse Oruç tutsun- anlamında meal ortaya çıkmaktadır. Rabbimiz temelde bizim her ihtiyacımızı karşılamıştır, sonra bizim (adil bir çerçevede tasarrufumuza bırakmıştır) biz onun için zaten ne yaprsak yapalım yeterli değildir, herşey onun merhametine kalmıştır, Dinde Niyet takvaa irade ve tevazuu esas alınmalıdır. Malum o bizden gücümüzün dışında hiç bir şey istemez.. Şüphesis bizim için kolaylık isteyen O dur.. Unutmayalımki Şu an ki Ramazan Ayında esas alınan takvim sisteminin Vebali oldukca büyüktür! Din Alimleri bilmlelidirki, Peygamber efendimizin buyudruğu gibi "Kolaylaştırınız Zorlaştırmayınız" ilkelerini temel alınması gerekirken bu uzun ve sıcak Yaz Aylarında malum yüz binlerce insan Oruçlarını can güvenliği ve ortaya çıkan ciddi Sağlık sorunları nedeniyle tutamıyorlar, oysa Gerçek Ramazan ayının gece gündüz eşitliğine göre orta derece veya hafif rahatsız insalar bile oruç tutabileceklerdi! Diyanetin malesef ırsarla düzeltmediği Yanlış Takvimi ve buna bağlı yaşlı, çocuk ve hasta dinlemeden çok erken gelen gereksiz Ramazan davulcu zulmü de eklenince, İslamın itibarı malesef zedeleniyor!

                  konuyu toparlamak gerekirse Kameri takvim esas alındığından Güneş takvimine göre özellikle Kutuplara yakın bölgelerde oruç sahur ve iftar saatleri uygulanması son derece zor sonuçlar ortaya çıkmaktadır.. Dinimizi Bilinçli ve hakkıyla adil bir şekilde yaşamak hepimizin hakkıdır ve bu konularda çağımızda kullanılmayan Arap takvimini ele alıp sorgulayabilen sağduyulu ilahiyatcıların ve din adamlarından adil bir çözüm dilemek sanrım yine utopik bir talep ve düşünce olur..

                  Saygılarımla.

                  Comment

                  • gerçek hanif
                    Uzman Üye
                    • Mar 2011
                    • 117

                    #39
                    Foruma hoş geldin öncelikle.Peki , Bu durum bizde böyle de , diğer ülkelerde neden bizim gibi.

                    Comment

                    • hiiic
                      Uzman Üye
                      • Mar 2010
                      • 1980

                      #40
                      Ayrıca sürekli aklımı kurcalayan bir mevzu var.Kutuplara Çİne oraya buraya peygamber gelmişmi diye binlerce insan soruyor merak ediyor.Bence durduğumuz yerden sürekli soruyor ama başka da birşey yapamıyoruz gibi..Sonuçta oradaki insanlar bir şekilde Hz İbrahimi bilmiyorlar ve ne istendiğini de bilmiiyorlarsa orucu bilmelerinin namazı bilmelerinin tekbaşına bir anlamı olmıyacak.Yani herşeyden daha önemli sorunumuz bence orucun namazın nasıl yapılacağı-kutup da- olmamalı.Bu insanların Hz İbrahim ve soyundan Allahın bizden istediklerinden nasıl haberdar olabilecekleri olmalı sanki.Bence bunları bende dahil hepimiz merak ediyoruz ancak, gerek Hz İbrahimin gerekse devamındaki tüm elçilerin bize öğretmek istediği öğretiyi pek de yayamıyoruz onların gösterdiği gibi.Kendi içimizde bile yayamıyoruz aslında.Ancak onlar onca sefalet ve zorluklara rağmen ülke ülke coğraafya coğrafya gezdiler ve ömürleri yettikçe yaydılar.Biz ise deveye bile ihtiyacımız olmadan uçakla her türlü tatiile seyahate gidebilir durumda iken birazda bunu kafamıza taksak mı acaba diyorum.Yani sürekli bir peygamber gelsede bizi güdse-biraz tuhaf ama kusurabakmayın- herkese öğretse görevini yapsa, bu bizim işimiz değil mı diyoruz-genel insanlık adına yazıyorum lütfen yanlış anlaşılmasın bu forumdan ve yazarlarından da Allah razı olsun-.Ne diyorsunuz?
                      Kuranda Allah;
                      -resul (uyarıcı) göndermeden bir yere zulmetmem diyor.
                      -resullerin en önemli özelliği halkın onları red etmesi inanmaması
                      -resuller boş beleş gelmez, akla mantığa yatkın vicdana yatkın bilgileri verirler.
                      -resuller para için (fetonun 240 milyon doları ne?) çalışmaz, milletin sefası için teşekkür bile beklemeden çalışır.

                      fetonun yaydığı din değil, batılıyettir.

                      Oysa Anadoluya gelen bu özelliklerde bir lider ve uyarıcı var. tarihten ders alınmasını emreden, ders almayanların ceza çekeceğini bildiren bir lider. Allahın emrettiği gibi sınırları asker ve silahlarla, düşmanda olan teknolojiden daha üstünü almayı emreden bir lider var. Yurtta ve cihanda barışı emreden, savunmak dışındaki saldırıların cinayet olduğunu emreden bir resul var.

                      ve onu insanlar diğerleri gibi redediyor, anlamıyor ve inadına atalarının öğretilerine sarılıyor. Keza atalarına emredilen Kitapta o resulün emirlerinden bahsediyordu.

                      feto din değil batılıyet yayıyor. bağış veren kesimlere tatlı gözükmek için şovdan öte birşey değil. Salatı gösteriş amacıyla yapıyor. Tıpkı deniz feneri örgütü gibi.

                      Akledene anlayana sivrisinez saz. anlamayana davul zurna az demişler.

                      Comment

                      • mavera
                        Uzman Üye
                        • Sep 2008
                        • 126

                        #41
                        hiiic Nickli Üyeden Alıntı
                        kutuplarda da bazı kötü zamanların güneş gibi açığa çıkdığı zamanlar olur. Her bölgede zaman zaman yokluklar, krizler ağırlaşıp insanları zora sokar. apaçık bir toplumsal sorundur bu, varlığı kıyaslamayla kolayca anlaşılır. İyi bir olayın dönemini yada referans bir değeri bu dönemle kıyaslarsanız sorunun varlığı Gün gibi apaçık ortadadır. Yani bu ara sıra kapılarmızı çalan milli sorunların varlığı diğer dönemleri yada sabit bir değeri kıyasla anlaşılır. İşsizlik rakamları, yoksulluk sınırı gibi değerleri krizin ve sorunun varlığını GÜN gibi açığa çıkarır.

                        Daha edebi bir dille anlamak gerekirse,,, sorunlar beyaz ipin rengini kıyaslayarak gün gibi açığa çıkarır. kıyas değeri her ne ise toplumsal sorun içerisinde kendisini belli eder. Bu sıkıntılı dönemlerde kendi harcamalarımızı kısıp bunları olmayan ihtiyaç sahipkerine ulaştırmamızla emrolunduk. Ha eğer sorunun üzerini kapatmak, sorunu çömeyip geçiştirmek yada paylaşmak istemiyorsanız senenin 1 ayı aç kalın...

                        Ancak sorun devam ettiği sürece, yani refernas değere (beyaz ipe) dayalı Gün gibi belirlenmiş sorun mevcut olduğu sürece her gün oruç bozuyorsunuz. Sorun ne zaman ortadan kalkar, artık yokluğun veya eksikliğin belirtisi hissedilmez, sorun ne zaman gece karanlığına bürünür ve kıyas değerleri normaline dönerse işte o zaman diğer sıkıntı belirene kadar yiyin için... Dışarısı yanarken kendi zevkini düşünen oruç bozmaktadır, isterse akşama kadar yemesin.

                        ***
                        bunu daha önce okudunuz mu?

                        okumadım.

                        Comment

                        • mavera
                          Uzman Üye
                          • Sep 2008
                          • 126

                          #42
                          dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                          Selamun Aleykum! Değerli Mavera Kardeşim!

                          Alıntı yapmış olduğunuz yazıda "SAVM"ın ne olduğunu belirtmiştik. Savm bizleri TAKVAya ulaştıracak bir araçtır. İnsanın takvaya ulaşabilmesi için Kendisine kılavuz olarak gönderilen ve bunun açıklamalarının bulunduğu Kur'an'ın okunması ile doğru ile yanlışı ayırdetme bilincine ulaşarak Allah'ın koruması altına girecek Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik eylemlere girişecek ve Allah'ın kendisine sunduğu nimetlerin karşılığını verecektir. Savm halinde amaç olarak sunulan "takvaya" ulaştıracak yukarıdaki belirtilen etkinlikleri yapmaya durumu uygun olmayan kişiler savm halinde olmazlar. Durumları buna uygun olduklarında Allah'ın istediği TAKVAYA ulaşmak için SAVM halinde gerekenleri yaparlar. Allah bizlerden kolaylık ister zorluk istemez.

                          Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                          Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                          Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                          Allah'a emanet olunuz.
                          Aleykum selam.

                          İbadetlerin Allah için değil, insanlar için olduğunu konuşuyoruz, orucun "takva" sağlamak için olduğunu konuşuyoruz.

                          Ramazan'da makro ortamın da orucun "takva" sağlayabilmesine imkan sağlayacak şekilde düzenlemesi gerektiğini düşünüyorum. Koşmak normalde vücuda yararlı bir spor olabilir ama yüzlerce arabanın sürekli korna çalıp egzos bulutu oluşturduğu bir yerde koşmak bu yararı sağlamaz. Bugünkü oruç -bazı kişiler için- bence biraz buna benziyor.

                          Kendimden bildiğim, etrafımdan da gözlemlediğim şu durumun büyük bir çoğunluğa uyduğunu düşünüyorum: gece sahura kalkıp, dolu mide ile yatıp, yarım saat uyuyamamak, sonra uykuya dalıp, iki saat sonra yeniden kalkıp işe gittiğinizde, öğlene kadar bir fark ortaya çıkmıyor, öğleden sonra çapa sallıyorsanız vücut, bilgisayar başındaysanız beyin kontrolünü kaybetmeye başlıyor. akşama kadar çalışıp, eve geldiğinizde yıpranmışlık iyice artıyor, açlık ile bir miktar fazla kaçırılan yemekten sonra bu yıpranmışlık sonucu birkaç saat uyuklama durumu oluyor. sonrasında zaten yatmanız gerekiyor ki, gece yeniden sahura kalkıp aynı döngüyü başlattığınızda ayakta kalabilesiniz. bu döngü içinde "takva" ne kadar yakalanabiliyor.

                          Comment

                          • bartsimpson
                            Super Moderator
                            • Mar 2012
                            • 692

                            #43
                            dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                            Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!

                            SAVM" ; yemeden, içmeden,konuşmadan,refesten/cinsellikten el çekerek Kur'an'a odaklanmak, Kur'an'ı kendsine yaşam kılavuzu edinmek , doğru ve yanlışı ayırdetme bilincine erişmek, kulu olmaktan onur duyduğu Allah'ı yüceltme etkinliklerinde bulunmak, bunun AKİFİ/öğretmeni olmak ve Allah'ın kendisine verdiği hertürden nimetin ŞÜKRÜNÜ/KARŞILIĞINI vererek kul olma onuruna erişmektir. Rabbımız, kendisine kul olma sevdasında olanlara gereği gibi savmda bulunmayı nasip eylesin.

                            Savm bizleri TAKVAya ulaştıracak bir araçtır. Günümüzde amaç unutulmuş araca amaç diye sarılınmıştır. Kur'an yöresel değil evrenseldir ve zaman üstüdür. Yeter ki bizler onu yöreye ve zamana hapsedenlerden olmayalım. Günümüzde, günümüzün çalışma koşullarında her insan savm halinde olarak Bakara 185 de belirtilenleri gerçekleştiremez. Bu nedenle de Rabbımız ayette " ...Allah size kolaylık diler,size zorluk dilemez..." diye buyurmuştur. Bugün bakıyoruz yerin metrelerce altında çalışan madenci kardeşlerimiz yer altında sahur ve iftar yapmaktalar. Oysa ki, Allah'ın bizlerden istediği TAKVA dır.

                            İnsanlar olanakları uygunsa: yemeden, içmeden,konuşmadan,refesten/cinsellikten el çekerek Kur'an'a odaklanacak, Kur'an'ı kendsine yaşam kılavuzu edinecek , doğru ve yanlışı ayırdetme bilincine erişerek, kulu olmaktan onur duyduğu Allah'ı yüceltme etkinliklerinde bulunacak, Allah'ın kendisine verdiği hertürden nimetin ŞÜKRÜNÜ/KARŞILIĞINI vererek kul olma onuruna erişecektir.

                            Kusursuzluk sadece Alalh'a mahsusdur.
                            Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                            Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                            Allah'a emanet olunuz.
                            Halil Ağabey,

                            Son döneme kadar orucu, yeme, içme ve sex ile sınırlı bilirdim.
                            ama konuşmamayı kapsadığını da sayenizde öğrendim.

                            Sorum şu : Ramazan döneminde 30 gün boyunca insanların birbirleri ile konuşmadığı bir ortamda sosyal hayat ve gerekleri nasıl devam eder ya da edebilir?

                            Dolmuşa bindim şöföre parayı uzattım

                            - Nereye?
                            - Karşıyaka. (ha...Gitti oruç)

                            Kapıya komşu geldi.

                            -Oğlum annen evde mi?
                            ......... kafa ile (ı ıh işareti)
                            -nerede?
                            -........
                            -çocuğum söylesene dilini mi yuttun?

                            Toplantıda patron sorar...

                            -Mehmet bey önümüzdeki 3 ay satış hedeflerimiz nelerdir?
                            -...... (soğuk terler boşalır)
                            - Mehmet bey duymadınız mı bir soru sordum?
                            -......
                            -Adam konuşsana yahu.
                            -Efendim orucum, yani oruçtum, sayenizde... (Allahım affet)
                            -Haa Allah kabul etsin.
                            -

                            Cevaplarsanız sevinirim?
                            Last edited by bartsimpson; 18. July 2013, 03:21 PM.
                            "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                            Comment

                            • ORHAN VELİ
                              Yeni Üye
                              • Jun 2012
                              • 19

                              #44
                              Bartsimpson çok güzel yerden yakalamışsın;yanlış tevil var bunda nimetlerden yararlanmak diyoruz sonrada belli bir süre o nimetlerden uzak durmak hemde hayatın en önemli nimetlerinden yemekten içmekten,cinsellikten uzak durmak Halil hocayı bekleyeceğim bir bakalım ne diyecek.

                              Comment

                              • merdem
                                Uzman Üye
                                • Nov 2012
                                • 1364

                                #45
                                Ayin 5. de Hakki Yilmaz'dan "KUR'AN'DA ORUC" linki verdim, demek kimseyi ilgilendirmiyor icindekiler.


                                http://www.hanifler.com/showthread.php?t=3382



                                Sonra da bosu bosuna yaziyor konusuyor oluyorum

                                Comment

                                Working...