şeytanı yenmek basittir! Kuranda ipuçları vardır.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • aorskaya
    Uzman Üye
    • Aug 2009
    • 932

    #16
    galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
    Sayın Khaos.

    Bahsettiğiniz sahnede yer alan İblistir. Kişinin kendisine bağlı, saptırıcı ihtiraslarıdır. Size vesvese veren düşüncelerinizdir. İçinizden size seslenendir. İradenize onu denetim altına alabilirsiniz. Ve sizin vefatınızla o da yok olur.
    hiiic Nickli Üyeden Alıntı
    melek; meleke, organ...

    İnsanlara secde eden melekler, insanın melekeleridir. milyarlarca hücre (meleke) senin haberin bile olmadan nice biyoloğun doktorun yapamıyacağı şekilde sana hizmet ediyor, secde ediyorlar.
    Selamlar,
    sevgili kardeşlerim,
    http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2045 linkinde ve "melek kavramı ve isimlendirilmesi" başlığı altında "Melek" konusunda yeteri tartışma yapılmış olup, aynı başlık altında şeytan ve İblislerin durumuna da açıklık getirilmiştir.

    En son "http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2045&page=15" kısmında, melek ve iblisin insandan önce yaratıldığını ve insandan ayrı yaratıklar olduğundan, bunlara nasıl bakmamız gerektiğini bir yazıyla anlatmaya çalışmıştım.

    Bu defa, daha öne çıkan konular doğması nedeniyle, bu başlık altındaki yazılarda dillendirilen aksi yöndeki görüşlere uzun zamandır cevap veremediğimden, şimdi o kısımda yazdığım bir yazıyla cevap vermeye çalışıyorum.


    Ancak; melekten daha çok İblis ve şeytan dostlarına dikkat etmemiz gerekmesi nedeniyle ve İblis'i tanıyabilmek, anlayabilmek ve tedbir alabilmek için meleklerle ilgili olarak bu kadar detay anlatımlara katıldığımı bildirmek isterim.

    Meleklerin ve iblisin, insanlardan önce yaratıldığını, bu nedenle insana ait bir unsur olamayacağını, bu nedenle İblis'in kuranda geçen ipucuna göre anlaşılmaya çalışılmasını ve tedbirler almamız gerektiğini bir kez daha belirtmek isterim.

    Rabbimizin indirdiği kitaptaki hiç bir kelamı, kelimesi boş değildir. Bu nedenle, Adem'in yaratılması, meleklere bildirilmesi, meleklerin bilmediklerini öğrendiklerinde insanı kabul edip secde etmeleri meleklerin bizlere faydalı olduğunu gösterir.

    Ancak, iblisin ise insanı öğrenmesine rağmen sırf yaratılış özünde insandan üstün olmasını ileri sürerek, rabbimizin emrine karşı gelmesi ve bunu sürdürmesini, sonrasında kovulması üzerine, bizleri dosdoğru yoldan, kuran yolundan saptıracağını söylemesi nedeniyle İblis'in dostumuz olmayacağını da bilmemiz gerekir.

    İblis'i umursamazlık yapmamayı, onu kendi nefsimiz vb. gibi olmayan normlara, biçimlere sokarak, tedbiri elden bırakmamayı becermek gerekir.


    Şimdi, melekler ve İblis'in daha önce yaratıldıklarını, bu nedenle insandan bir parça yada insanın bir özelliği olamayacağına dair, başka hiç bir açıklamaya gerek bırakmayan şu ayetleri yazıyorum. Bu ayetlerden sonra, inşallah biz iman edenler, artık melek ve İblis ile ilgili gerçeklerin farkına vararak, tedbirlerimizi alabiliriz.

    Okuduğumuz kurandan, henüz melek ve İblis'i ayrı birer yaratık olarak çıkaramamışsak, işte rabbimizin İblis'le ilgili olarak, kuran okumada istediği tek şart olan; "kovulmuş şeytandan rabbimize sığınma" duasını yapmadan, yada anlayarak yapmadan kuranı okuduğumuz sonucunu çıkarıyor ve Kuranı doğru anlamak için mutlaka İblis'in bizi tesiri altına alacak bir varlık olarak kabul edip, bu duayla rabbimizi devreye sokarak İblis'i tesirsiz hale getirmemiz gerektiğini unutmamamızı diliyorum.


    ŞİMDİ HEM BİR SORUYU CEVAPLAMAYA, HEM DE KONUYU ÖZETLEMEYE ÇALIŞIYORUM:

    Fers Nickli Üyeden Alıntı
    iblisin önce yaratıldığına dair ayet hangisi...
    Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. (HİCR 28-29.ayetler)

    Bu ayete az bir dikkat verdiğimiz zaman, Melekler (İblis de dahil) in insandan ayrı ve önce var oldukları, insanın olumlu melekeleri yada insanın nefsi gibi olumsuz yanları olmadıklarını hemen anlarız.

    Anlatımdaki, zaman kavramını doğru algılarsak, bir daha melek ve iblis'in daha önceden yaratılan ve insandan ayrı birer yaratık olduklarını sanırım unutmayız.

    İnşallah, bu kısımla ilgili anlaşmzalıklar son bulur ve başka fayda sağlayacağını düşündüğümüz fikirlerimizi yazabiliriz.

    Saygılarımla...
    aorskaya

    Comment

    • bartsimpson
      Super Moderator
      • Mar 2012
      • 692

      #17
      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
      Sayın Fers.

      Evet; inkârcı olmayanı var.

      Süleyman kıssalarında anlatılan, edebi benzetme sanatı ile o güne göre akla hayale gelmeyecek, bizlerin ''şeytanca'' diye nitelendirdiğimiz ve nedense hep uzak kaldığımız işler yapan yani ilim va bilime kulak veren 'Kulak hırsızları' bilim adamları, alimler. Bizde ''alim'' denilince hep Kur'an üzerinde 'derin hocalar' anlaşılıp, ''müsbet bilimler'' denilen bilimlerle uğraşan ilim-bilim adamları akla gelmez. Hatta uçmaya kalkanları kafaları bile kesilir, sanatkârlar aşağılanır.

      Hıcr; 16 - 18:

      16- Andolsun biz, gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik.
      17- Ve göğü taşlanan bütün şeytanlardan koruduk.
      18- Ancak kulak hırsızlığı eden şeytan hariç, onu apaçık bir alev sütunu takip eder.


      Saffat; 6 - 10:

      6- Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
      7- Onu her inatçı şeytandan koruduk.
      8- Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup
      atılırlar.
      9- Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır.
      10- Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder.


      Rahman; 33:

      Ey ins ve cinn topluluğu! Göklerin ve yeriyüzünün çaplarından
      aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa hemen aşın geçin. Ancak üstün
      bir güçle (sultan ile) geçebilirsiniz."

      Rahman-33 suresi bu insanları gayet güzel anlatmış. Yaşayış(yeryüzü) ve düşünüş(gök-sema) monotonluğundan kurtulmak yani ilerlemek-terakki etmek istiyorsanız üstün güç olan ve sağlayan ilim-bilime(sultana) kulak verip yerine getirin. Hemen! Ne duruyorsunuz? Aklınızı çalıştırın!

      İnkarcı, kovulmuş, taşlanmış, inatçı, marid ..... şeytanlar olduğuna göre bu vasıfta olmayanlar da var demek ki.... İşte bunlar bilim adamları.

      Kral Süleyman'ın ihtişamını sağlayanlar, Saba Melikesi'ni hayretlere düşürenler bunlardır; esirler olarak anlatılmışlardır; halbuki islamda esir alıp da tutsak olarak tutmak yoktur, savaş sonrası derhal bırakılırlar. Bunlar Vahye-ilime ''kulak veren'' olduklarından, müslüman ve Kral Süleyman'a bağlı hür kişilerdir.

      İşte Sayın Fers, bemim anladığım ve var dediklerim ''inkârcı olmayan, şeytan olmayıp da şeytan benzetmesi yapılanlar'' bu bilim adamları.

      Yanılıyor muyum?

      Saygılarımla.
      Galip Yetkin.
      sevgili galip,

      süleymanın emrine verilen ustalar cinler olamaz mı?
      neden ilim adamları olsun?
      cinlerde vahye ve ilme kulak verdiler.
      burada derinlik, dalış yapan ve su ile alakalı inşaat yapanlar olduğundan dolayı cinler olduğuna dair görüşler vardır. (o dönemde dalgıçlar ve oksijen tüpleri ile dalanlar olamayacağını varsayıyorum)

      sad/37 Veş şeyatîne kullu bennaiv ve ğavvâs.
      "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

      Comment

      • Fers
        Uzman Üye
        • Sep 2012
        • 304

        #18
        süleymanın emrine verilen ustalar cinler olamaz mı?
        bakara/34
        ve iz kulnaa lil melaaiketiscuduu li aademe.../
        fe seceduu illaa ibliise.../
        ademe secdede birden fazla melek ve iblis hariç dendiğine göre hariç olduğu topluma ait bir karakterdir, iblis bir melek...

        ebaa vestekbere ve kaane minel kaafiriine.../
        direnip büyüklenince inkarcılar sınıfına geçmiş/inkarcılardan olmuş...

        araf/10
        ve lekad mekkennaakum fiil ardı.../ sizi yerleştirdik yeryüzünde...
        araf/11
        ve lekad halaknaakum.../ sizi yarattık...
        fe seceduu illaa ibliise.../ iblis haricindekiler secdede
        lem yekun mines saacidiine.../ iblis secde edenlerden olmadı...

        siz olarak nitelenen adem/yeryüzünde yerleşik bulunan vahy muhatabları ve onlara/ademe secdede olmayan iblis...

        kehf/50
        fe seceduu illaa ibliise, kaane minel cinni fe feseka an emri rabbihi.../

        bir melek olan iblis secdede olmayınca cinler safına katılmış/cinlerden olmuş ve efendisinin buyruğundan sapanlardan olmuş ...

        e fe tettehızunehu ve zurriyyetehuu evliyaae min duunii.../ onu ve neslini benden başka veliler mi edindiniz...
        ve hum lekum aduvvun.../ size düşmanlar...

        sad/74
        illaa ibliise, istekbere ve kaane minel kaafiriine.../ kibirlendi/büyüklendi ve inkarcılardan oldu...
        sad/75
        estekberte em kunte minel aaliine../ kibirlendin/büyüklendin yücelerden mi oldun...

        iblis; melek, ademe secdede olmayan, cinler safında olan, rabbin buyruğundan sapkın, adem tarafından rab yerine edinilen veli, düşman, kibirlenen/büyüklenen, inkarcı, kendini yücelerden sanan...

        iblisin tanımı bu ayetlerde yapılmış, ne olmalıki bu cin o iblis hem melek hem cin olsun....

        iblisteki bu kavramlar birarada toplanmış neyi ifade ediyor bir düşünün...

        Comment

        • Fers
          Uzman Üye
          • Sep 2012
          • 304

          #19
          bu cinler ve şeytanlar beşerden bağımsız kavramlar ise eğer,

          sebe/12
          ve minel cinni men ya melu beyne yedeyhi bi izni rabbihi.../
          burada cin kavramı ayrı olarak zikredilmiş zaten

          enbiya/79....81,82
          ve sehharnaa......ve li suleymaaner riiha aasıfeten tecrii bi emrihii ve mineş şeyaatiini men yeguusuune lehu.../
          süleymana itaat ettirilen, buyruğuyla cereyan eden şiddetli rüzgar ve şeytanlardan, onun için derine dalanlar...

          sad/36,37
          fe sehharnaa lehur riiha tecrii bi emrihii ruhaaen haysu esaabe veş şeyaatiine kulle bennaain ve gavvaasın.../
          süleymana itaat ettirilen, buyruğuyla cereyan eden yumuşak rüzgar ve derine dalan, yapı ustası olan şeytanların tümü...

          burada geçen kavram şeytan, cin iseler sebe/12 deki ifadenin aynısı neden kullanılmadı..

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #20
            Sayın bartsimpson.

            Cin kendisine has özellikler taşıyan ayrı bir varlık değildir. Cin veya cinlik var olanın bir vasfının ifadesidir. Bu vasıf ya yaratılıştan o şeyin kendisine verilmiştir, meselâ aşk; yaşarız, biliriz ama beş duyumuzla algılayamayız, ''ins'' değildir; yani beş duyu ile hissedilemeyenlerdendir.
            Ya da ins cinsindendir, beş duyu ile algılayabiliriz, fakat beş duyumuz hudutları dışındadır; mesela diğer odada oturan çocuğumuz ins olmasına rağmen o an için bize cin vasfındadır.
            Veya görevi memurluk olan bir kişinin ayrıca casus olarak tayininde de bu casusluk vazifeyi veren haricindekiler için cin vasfındadır. Yani bilinen işlerinin haricinde önceden kestirilemeyen işleri olan.

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.
            Last edited by galipyetkin; 13. October 2012, 09:07 PM.

            Comment

            • aorskaya
              Uzman Üye
              • Aug 2009
              • 932

              #21
              galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
              Sayın bartsimpson.

              Cin kendisine has özellikler taşıyan ayrı bir varlık değildir. Cin veya cinlik var olanın bir vasfının ifadesidir. Bu vasıf ya yaratılıştan o şeyin kendisine verilmiştir, meselâ aşk; yaşarız, biliriz ama beş duyumuzla algılayamayız, ''ins'' değildir; yani beş duyu ile hissedilemeyenlerdendir.
              Ya da ins cinsindendir, beş duyu ile algılayabiliriz, fakat beş duyumuz hudutları dışındadır; mesela diğer odada oturan çocuğumuz ins olmasına rağmen o an için bize cin vasfındadır.
              Veya görevi memurluk olan bir kişinin ayrıca casus olarak tayininde de bu casusluk vazifeyi veren haricindekiler için cin vasfındadır. Yani bilinen işlerinin haricinde önceden kestirilemeyen işleri olan.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Selamlar,

              Rabbimiz; "insan ve cinleri kulluk etsinler diye yarattım" dediği ayette insan ve cinleri aynı anda kullanıyorsa;

              1- insan ve cin nasıl aynı kimseler yada şeyler olabilir, birbirinin yerine geçebilir?

              2- Cin ayrı bir varlık değilse nasıl kulluk yapabilecektir?

              3- Sizin örneğinize göre aşk, kulluk yapacakmıdır?

              4- yan odada olmakla birlikte orda olduğundan haberiniz olmayan, orda olduğunu hissedemediğiniz çocuk insan iken, siz orda olduğunu bilmeyince yada hissedemeyince insan vasfı değişirmi?

              5- İnsanların hislerinin, gerçekler karşısında önemi varmıdır, gerçeği değiştirebilirmi?

              selamlar...
              aorskaya

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #22
                aorskaya Nickli Üyeden Alıntı
                Selamlar,

                Rabbimiz; "insan ve cinleri kulluk etsinler diye yarattım" dediği ayette insan ve cinleri aynı anda kullanıyorsa;

                1- insan ve cin nasıl aynı kimseler yada şeyler olabilir, birbirinin yerine geçebilir?

                2- Cin ayrı bir varlık değilse nasıl kulluk yapabilecektir?

                3- Sizin örneğinize göre aşk, kulluk yapacakmıdır?

                4- yan odada olmakla birlikte orda olduğundan haberiniz olmayan, orda olduğunu hissedemediğiniz çocuk insan iken, siz orda olduğunu bilmeyince yada hissedemeyince insan vasfı değişirmi?

                5- İnsanların hislerinin, gerçekler karşısında önemi varmıdır, gerçeği değiştirebilirmi?

                selamlar...
                aorskaya
                sevgili galip aynı şeyleri yazmiim ama bende anlayamadım???
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • dost1
                  Site Yöneticisi
                  • Sep 2008
                  • 1905

                  #23
                  Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!

                  Tefekkürlerimize ışık olabilmesi düşüncesiyle.

                  CİNN
                  Bu sure vasıtası ile Kur`an`da yeni tanıştığımız bir diğer kavram da “cinn” kavramıdır. Ancak “cinn” kavramının iyi anlaşılabilmesi için, bu kavramla birlikte, aralarındaki yakın bağ dolayısıyla, “ins” kavramına, “ins ve cinn” ifadesinin ne anlama geldiğine, daha sonra da kısaca “şeytan” kavramına ve “İblis” kavramına değinmek gerekmektedir.

                  “Cinn”, halk kültüründe; “İnsan gibi yiyip, içen, üreyen, inanan, bazen ehil insanlarca işçi gibi çalıştırılan, olağan üstü güç ve bilgilere sahip, insanları çarpan, istediklerine zarar veren, erdirici, yüksek değerler ilham eden gizli destekçi güç, görünmeyen yaratık” olarak bilinmektedir.

                  “Cinn” sözcüğü, “cenn” kökünden türemiş bir sözcük olup, sözcüğün asıl anlamı; “bir şeyi duyulardan saklamak”tır. Arapça`da “Cennehülleylü (gece onu örttü), ecennehü (onu örttürdü), cenne aleyhi (üzerine örttü)” şekillerinde kullanılır. Nitekim Kur`an`da, İbrahim peygamberi konu alan bir pasajda “fellema cenne aleyhilleylü (ne zaman ki gece kendisini sakladı, yani iyice karanlık çöktü)” şeklinde yer almıştır (En`âm; 76).


                  Aşağıdaki sözcükler de “cenn” kökünden türemiştir:
                  Cennet: “Toprağı ağaç yapraklarıyla saklanmış yer” demektir.
                  Cinnet: “Aklı, fikri saklanmak, delirmek” demektir.
                  Cenin: Ana karnında saklandığı için bu adı almıştır.
                  Cünnet: “Savaşta kullanılan kalkan”; kişiyi oktan mızraktan sakladığı için bu ad verilmiştir.


                  Netice olarak bütün eski ve yeni sözlüklerde “İnsanın beş duyusuyla kavrayamadığı, algılamaya kapalı, mevcudiyeti kesin olan varlıklara veya güçlere CİNN dendiği” yer alır.

                  Kur`an bu sözcüğü “mikrop, elektrik, mıknatıs, ışın, radyasyon, ajan (casus), yabancı, kimliği belirsiz kimse” anlamlarında kullanmıştır.

                  İNS, İNSAN:
                  İnsan sözcüğü, "fi'liyan" kalıbında olup ens sözcüğünden türemiştir ve aslı insiyan 'dır.
                  Sözcük anlamı "beş duyu ile hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran" demektir.
                  Sözcüğün anlamı bu olmasına ve evrendeki tüm görünebilen varlıkları kapsamasına rağmen bu sözcüğün sırf insana isim olarak verilmesinin nedeni, insanın yaratılışı itibariyle karşılıklı ünsiyete muhtaç oluşudur. Yani insanın sosyal bir varlık olması, başka varlıklar ile ve özellikle de insanlar ile ilişki kurmadan yapamamasıdır.

                  İNS ve CİNN:
                  Cinn konusu kapsamı içerisinde, hassas ve Kur'ân'ı doğru anlamak için çok önemli bulduğumuz bir noktayı açıklamak zorundayız. Bu mesele ins ve cinn sözcüklerinin ins ve cinn şeklinde bir arada ve bir takım hâlinde kullanılmasıdır. Bu birleşik ifade genellikle "İnsanlar ve Cinler" olarak çevrilmektedir. Hâlbuki bu birleşik ifadelerde sözcüklerin anlamı farklılaşmakta, başkalaşmakta ve zenginleşmektedir.

                  Bu durumu, Kur'ân'dan örnek vererek açıklamakta yarar vardır:

                  • Mağrib [batı] ve meşrik [doğu] sözcükleri, "batı-doğu" şeklinde söylendiğinde anlam, sadece iki yönü kapsamaz, bütün yönleri kapsar. Örnek olarak Müzzemmil Sûresinin 9. Âyetinde Rabbu'l-meşrikı ve'l-mağribi [Doğunun, Batının Rabbi] ifadesi, sadece doğu ile batıyı anlatmayıp tüm yönleri ve mekânları ifade etmektedir. Bu da "Allah her yerin Rabbidir" demektir. Bu iki sözcüklü birleşik ifade ile ilgili diğer örnekler şunlardır: Nûr Sûresinin 35; Bakara Sûresinin 115, 142, 177; Şuara Sûresinin 28; Rahmân Sûresinin 17. Âyetleri.

                  • Dünya ve âhiret sözcükleri beraber söylendikleri zaman "her yer ve her zaman" anlamını ifade eder. Bu sözcükler ile ilgili Kur'ân Âyetleri şunlardır: Bakara Sûresinin 217, 220; Al-i-Imrân Sûresinin 22, 45, 56; Nisa Sûresinin 134; Tövbe Sûresinin 69, 74; Yûnus Sûresinin 64; Yûsuf Sûresinin 101; Hacc Sûresinin 15; Nûr Sûresinin 14, 19, 23. ve Ahzab Sûresinin 57. Âyetleri.

                  • Yaş, kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman "her şey, her ne varsa" anlamını içerir. Örneğin En'âm Sûresinin 59. Âyetindeki, yaş ve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın ifadesi sadece yaşı ve kuruyu değil, canlı veya cansız her şeyi ifade etmektedir.

                  • Sabah, akşam sözcükleri de Kur'ân'da farklı ifadeler içinde sıkça yer almakta ve "daima, her zaman" anlamına gelmektedir. Bu sözcükler ile ilgili Âyetler de şunlardır. A'râf Sûresinin 205; Ra'd Sûresinin 15; Nûr Sûresinin 36; Mümin Sûresinin 46, 55; En'âm Sûresinin 52; Kehf Sûresinin 28; Meryem Sûresinin 11, 62; Fetih Sûresinin 9; Furkan Sûresinin 5; Ahzab Sûresinin 42; İnsan Sûresinin 25; Al-i-Imrân Sûresinin 41. Âyetleri.

                  Görüldüğü gibi, birbirinin zıt anlamlısı olan sözcükler birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldığında, kalıbın anlamı sözcüklerin özel anlamlarından farklılaşmakta, zenginleşmektedir.

                  Konumuz olan ins ve cinn kalıbında da durum aynıdır. Kalıbı oluşturan sözcüklerin anlamlarına bakıldığında, cinn' in algılanamayan varlık, ins 'in ise algılanabilen varlık olması dolayısıyla, cinn ve ins sözcüklerinin birbirlerinin karşıtı olan sözcükler olduğu görülmektedir.
                  Bu karşıtlık, "insan" ve "cin"in yaratılışları konusunda bizi bilgilendiren Kur'ân Âyetlerinde de görülmektedir:

                  (Rahmân; 14-15) O, insanı [görünen, bilinen varlıkları] pişmiş çamur gibi kuru balçıktan [değişken bir maddeden] yarattı. Ve cannı ateşin dumansızından [enerjiden] yarattı.

                  (Hicr; 26-27) Ve hiç kuşkusuz biz, insanı [görünen, bilinen varlıkları] çınlayan kilden, işlenebilen çamurdan [halden hale giren bir maddeden] yarattık. Ve cannı daha önce, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden [engel tanımayan enerjiden] yaratmıştık.

                  Öyleyse Âyetlerdeki cann ateşten yaratılmıştır ifadesinin anlamı, "elektrik, manyetik dalgalar, şua gibi gözükmez güçler enerjiden yaratılmıştır" demektir." İnsan topraktan yaratılmıştır" demenin anlamı da "beş duyuyla hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran varlıklar maddeden yaratılmıştır" demektir.

                  Anlamlarının birbirlerine zıt olduğunu gördüğümüz "ins" ve "cinn" sözcükleri, birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldıklarında, "gördüğünüz-görmediğiniz, bildiğiniz- bilmediğiniz, tanıdığınız-tanımadığınız, yani herkes ve her şey" anlamına gelmektedir. Bunun Kur'ân'daki örnekleri ise şunlardır:

                  (Zâriyât; 56) Ben, cinn ve insi [herkesi] yalnızca, bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.
                  (İsrâ; 88) De ki: "İns ve cinn, [herkes] bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar, yine de, onun benzerini, ortaya koyamazlar."
                  (Cinn; 5) Oysa biz, insanların ve cinlerin [herkesin] Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.
                  (Rahmân; 33) Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak sultan/üstün bir güç olmadan aşamazsınız.
                  (Rahmân; 56) Orada daha önce ins ve cinn dokunmamış, [hiç kimse tarafından el ve göz değdirilmemiş] bakışlarını eşine dikmiş eşler vardır.

                  Bu konudaki diğer örnekler şunlardır: En'âm Sûre sinin ; 112 , 130 ; A'râf Sûre; sinin 38 , 179 ; Fussilet Sûre; sinin 25 , 29 ; Ahkâf Sûresinin ; 18 ; Neml Sûresinin 17 ; Rahmân Sûresinin 39, 74 ; Nâss Sûresinin 6 ; Hûd Sûresinin ; 119. ve Secde Sûresinin 13. Âyetleri
                  Kaynak:İşte Kur'an


                  Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
                  Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
                  Sevgi,saygı ve muhabbetle.
                  Allah'a emanet olunuz.
                  Halil Ay

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #24
                    (Rahmân; 14-15) O, insanı [görünen, bilinen varlıkları] pişmiş çamur gibi kuru balçıktan [değişken bir maddeden] yarattı. Ve cannı ateşin dumansızından [enerjiden] yarattı.

                    (Hicr; 26-27) Ve hiç kuşkusuz biz, insanı [görünen, bilinen varlıkları] çınlayan kilden, işlenebilen çamurdan [halden hale giren bir maddeden] yarattık. Ve cannı daha önce, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden [engel tanımayan enerjiden] yaratmıştık.

                    Öyleyse Âyetlerdeki cann ateşten yaratılmıştır ifadesinin anlamı, "elektrik, manyetik dalgalar, şua gibi gözükmez güçler enerjiden yaratılmıştır" demektir." İnsan topraktan yaratılmıştır" demenin anlamı da "beş duyuyla hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran varlıklar maddeden yaratılmıştır" demektir.


                    yani cin diye tabir edilen (görmediğimiz) varlıklar var.

                    bunlar mikro boyuta indirgenmeden, yaratılış maddesi radyoaktivite olan,

                    (Rahmân; 14-15) O, insanı [görünen, bilinen varlıkları] pişmiş çamur gibi kuru balçıktan [değişken bir maddeden] yarattı. Ve cannı ateşin dumansızından [enerjiden] yarattı.

                    (Hicr; 26-27) Ve hiç kuşkusuz biz, insanı [görünen, bilinen varlıkları] çınlayan kilden, işlenebilen çamurdan [halden hale giren bir maddeden] yarattık. Ve cannı daha önce, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden [engel tanımayan enerjiden] yaratmıştık.


                    varlıklar.

                    bunlar, insanlar (görünen varlıklarla) ile,

                    (Rahmân; 33) Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak sultan/üstün bir güç olmadan aşamazsınız.

                    dünyada yaşamak durumundalar. (ki kendilerini dünyadan kurtaracak yerçekimine aksi yönde bir güç olmadıkça)

                    doğru mu anlamışız? sevgili dost1

                    yoksa???
                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • pramid
                      Uzman Üye
                      • Sep 2010
                      • 984

                      #25
                      RABBİMİZ SIRATI MÜSTAKİM ÜZEREDİR.

                      "Benim Rabbim sırat-ı müstakim üzeredir" (Hud 11/ 56)

                      Şeytan ise bu yolda oturan bir sapmaya benzetmedir. Şeytan sıratı müstakimde değildir.

                      Comment

                      • aorskaya
                        Uzman Üye
                        • Aug 2009
                        • 932

                        #26
                        pramid Nickli Üyeden Alıntı
                        RABBİMİZ SIRATI MÜSTAKİM ÜZEREDİR.

                        "Benim Rabbim sırat-ı müstakim üzeredir" (Hud 11/ 56)

                        Şeytan ise bu yolda oturan bir sapmaya benzetmedir. Şeytan sıratı müstakimde değildir.
                        Şeytanı zaten insanlar var sayar değilmi?

                        Şeytanda yoktur, insanları saptırmasıda yoktur, tedbir almaya gerekte yoktur sana göre değilmi?

                        Şeytan zaten semboldür, insanın kötü tarafıdır değilmi? İblis insanın nefsidir, şeytanda bu nefsin etkilediği kötü taraflardır değilmi?

                        Ben ise şeytanı, yani İblis'i beni ve iman edecekleri doğru yoldan saptırmaya çalışan, aslında görevini yapan ve kendisine uyarsam, suçlayamayacağım bir varlık olarak düşünmeye devam edeyim.

                        selamlar,
                        aorskaya

                        Comment

                        • raven
                          Uzman Üye
                          • Sep 2012
                          • 102

                          #27
                          birinci bölüm;


                          -şeytan diye birşey yok,
                          -melek diye birşey yok,
                          -iblis diye bir şey yok,
                          -cennet diye bir şey yok,
                          -cehennem diye bir şey yok
                          -ruh diye bir şey yok
                          -şefaat diye bir şeyde yok

                          -peki ne var efe?

                          -matrix var birader. bunların hepsi matrix in işi.

                          -vallahamı efe

                          -tabi biraderim sen bakma aslında insan diyede bir şey yokkkk

                          -ya efe ne demek istiyon kafam karıştı

                          -bak birader bir mimar var bu mimar bir software yapmış işte bizde bu software in içindeki programlarız

                          -peki peygamberler?

                          -onlar hub dır biraderim.kendisine gelen bilgiyi, portlarına bağlı bütün bilgisayarlara yollar.

                          -iyide efe kitap var bu kitap neyin nesi. hem bu kitapta cennette var cehennemde şeytan da var melekte

                          -bak o kitap aslında sistem yazılımını destekleyen uygulama yazılımı. Ama o yazılım yazıldıktan sonra serverlere aktarılırken bazı sorunlar çıkmış.Sen orda belirtilen şeyleri hardware olarak algılama software in bir parçası olarak düşün.

                          -Peki efe bu hadis olayı nedir?

                          -O da Warez yani korsan yazılım.İçinde bir sürü virüs var

                          -peki efe bu evliyalar falan

                          -Onlarda hacker biraderim haaa oda hepsi değil bazıları lamer bunların. şimdi anladınmı biraderim

                          -efe bir git işine yav




                          to be continued...
                          Last edited by raven; 20. October 2012, 01:42 AM.
                          Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

                          Comment

                          • pramid
                            Uzman Üye
                            • Sep 2010
                            • 984

                            #28
                            Şeytanda yoktur, insanları saptırmasıda yoktur, tedbir almaya gerekte yoktur sana göre değilmi?
                            Senden Allaha sığınıyorum. İns olanından yani. Birde cin olanı var sizler onu hayalet sanırsınız. Peri mi dese idik.

                            Comment

                            • pramid
                              Uzman Üye
                              • Sep 2010
                              • 984

                              #29
                              Hayatın kendisi gerçek...

                              Sen trafik canavarına inanıyor musun ?

                              Peki enflasyon canavarına...

                              İnanmıyoruz niye günlük hayatta kullanıyoruz.

                              hayalete inanıyor musunuz?

                              Peki perilere?

                              İnsanlık neresinden üretti bu kavramları...

                              Anlayış sorunun olması normaldir. Birileri hayal aleminde gezer; birileri gerçek hayatta.

                              Comment

                              • aorskaya
                                Uzman Üye
                                • Aug 2009
                                • 932

                                #30
                                pramid Nickli Üyeden Alıntı
                                Hayatın kendisi gerçek...

                                Sen trafik canavarına inanıyor musun ?

                                Peki enflasyon canavarına...

                                İnanmıyoruz niye günlük hayatta kullanıyoruz.

                                hayalete inanıyor musunuz?

                                Peki perilere?

                                İnsanlık neresinden üretti bu kavramları...

                                Anlayış sorunun olması normaldir. Birileri hayal aleminde gezer; birileri gerçek hayatta.
                                Şeytan konusunuda daha fazla uzamasına gerek bırakmayacak şekilde bir kaç sorunun cevaplanması halinde sonuçlanacak aşamaya getirelim.

                                1- Şeytan, size göre ayrı bir varlık, insandan ayrı bir yaratık olmayıp, insanın kendisi yada insanın nefsi veya insanın kötü taraflarıdır değilmi?

                                2- Eğer şeytan, insanın bir vasfı ise her insan vefat ettirildiğinde, şeytanında ölmesi gerekir değilmi?

                                3- Yoksa, şeytanın insandan insana geçen, yani reenkarnasyona tabi olduğunu düşünmüyorsunuzdur değilmi?

                                Cevaplarınıza göre devam ederek, iddialarımı kanıtlamaya çalışacağım. Bu nedenle lütfen cevaplayınız.

                                selamlar,
                                aorskaya

                                Comment

                                Working...