Nur Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #46
    Selamun aleyküm,

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Şu ifade hep aklima takilir:

    lâ yadribne bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne min zînetihinn
    gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarini yere vurmasinlar

    Bir kadin SERT ADIMLAR atinca
    saçi mi bilinir hale gelir sahiden
    gerdani mi,
    gögsü mü?
    Bir kadın SERT ADIMLAR atınca MEMELERİ ve KALÇALARI bilinir hale gelir.


    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Bunu idia eden hakki yilmazlar
    SERT ADIMLAR atarak yürüyen bi kadini gözlemis olsalardi
    keske.
    SERT ADIMLAR atarak yürüyen bir kadın -İddianızı gözlem amaçlı (Rabbimizin Nur 30 daki "Kul lil mu’miniyne yeğuddu min ebsarihim ve yahfezu fürucehüm" emri hiçbir zaman gözardı edilmeyecek)- izlenirse hangi organların oynadığı gözlenmiş olurdu.

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Yok öyle bisey.
    Sizin tüm dikkatiniz kadınların takılarına yönelmiş olmalı ki,cilbab altında takı görmeye çalışmışsınız.

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Sert adimlar atarak yürüyen bi kadinin
    saçi, gerdani, gögsü... açilmaz;
    açilarak bilinip te erkekleri kiskirtir hale gelmez.
    Açılmak ile ayette vurgu yapılan "zahere" aynı şey değillerdir.Bunu anlamak için, "...la yübdiyne ziynetehünne illâ ma zahere minha vel yadribne bi hümurihinne alâ cüyubihinn" ayetini dönüp dönüp okumak gerekir.

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Kaldi ki kadin eger bunlar BiLiNSiN istiyorsa
    başini açar, gerdanini açar, gögüs çatalini açar…
    ayaklarini neden yere vursun?
    Başını açabilir bir yasak söz konusu değil.
    Gerdandan kastınız boyun ise gerdan da açabilir.
    Göğüs çatalını ise "...bi hümurihinne alâ cüyubihinne" ayetine göre açamaz.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #47
      Selamun aleyküm,

      Sesleniş Sevgili yolcu 42 ye olmasına rağmen sonundaki "Neden?" sorusu için cevapamak istedim.

      Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
      Sevgili yolcu42,

      Allah ne diyor,
      önemli olan o.
      Allah ise kapalı ziynetler konusunda
      şunu soyluyor:

      İnanan kadınlar ziynetlerini acmasinlar
      ama örnegin
      kendilerine bağlı ihtiyacsiz ERKEKLER başka,
      onlara açmalari caizdir.
      Şüphesiz önemli olan Allah'ın dediğidir de Allah ne diyor?
      Allah'ın dediği "...la yübdiyne ziynetehünne illâ ma zahere minha vel yadribne Bi hümurihinne alâ cüyubihinne" bu.
      Bu ayette Cenabı Allah: "ziynetlerini açmasınlar" mı diyor?
      Sözkonusu olan zı-he-ra kök harflerinden türeyen zahere/belli etmek,bildirmek,ortaya çıkarmak sözcüğüne yüklenen anlamdır ve sizin dediğiniz gibi açmak değildir. İsterseniz herzaman sözünü ettiğiniz Arap arkadaşınıza sorun isterseniz ben Lisanül Arabdan zı-he-ra kök harflerinin anlamını koyayım.


      Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
      Say ki
      Emine Erdogan hanımefendiye bagli
      korumalardan ikisi
      Erhan Bey ve Enis Bey'dir.

      Emine Hanımefendi ziynetlerini
      onlara acabilir, caizdir...
      ama Meral Aksener ziynetlerini
      onlara acamaz, haram.

      Neden?
      Bayanların dış giysileri ile ev içerisinde giydikleri giysiler aynı değildirler.
      Korunması gereken kişilerin korumaları da ev içerisinde değil evin dışındadırlar. Korunması gereken kişilerin aynı zamanda içerisinde rahatça giyinebilecekleri evleri de korumalar tarafından her türlü koruma altına alınarak ev içerisindekilerin CAN GÜVENLİKLERİ sağlanmış olur.

      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.
      Halil Ay

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #48
        Selamun aleyküm,

        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Cevap yok
        cunku tesettür iddiası
        kocaman bi yalan.
        Kur'an'da tesettür diye bir emir sözkonusu olmayınca "tesettür iddiası" da dayanaksız kalır. Sizin bu tesettür sözcüğüne yüklediğiniz bir anlam varsa bilinmeden birşey söylenemez.

        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Ornegin
        24:31'deki mustesna kisiler
        mahremdir deniyor.
        YALAN.
        İnsanların değil Allah'ın ne dediği önemli. Allah'ın da bu ayette " şunlar ,şunlar mahremdir." diye bir sözü yok.

        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Orda geçen ziynetler
        avret yerleridir deniyor.
        YALAN.
        Ziynet sözcüğünün ne olduğuna Kur'an'dan bakalım mı?

        Ziynet; Kur’an dilinde, güzelleştirmeye, güzel ve çekici göstermeye, hoşlanacak hâle getirmeye yarayan süs demektir. Nitekim dinimizde de bir takım süs eşyalarına “ziynet eşyası” denilmektedir.Ziynet Kur’an’da hem olumlu hem de olumsuz olarak bu anlamda kullanılmıştır.

        En’âm; 43:” …ve zeyyene lehümüşşeytanu ma kânu ya'melun;”


        Enfal; 48:” Ve iz zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm…”

        Bu ayetler; Şeytanın, inkârcılara, kendi kötü amellerini güzel-hoş gösterdiğini bildirmektedir.

        Kasas; 79:” Feharece alâ kamihi fiy zinetih…”
        Karun’un, kavminin karşısına ziyneti ile çıktığını bildiren bu ayet, “Ziynet”in olumsuz anlamda kullanılışına birer örnektir.

        Alemlerin Rabb’i olan Yüce Allah:

        Hucurat; 7:”… lakinnAllahe habbebe ileykümül iymane ve zeyyenehu fiy kulubiküm…”

        İmanı müminlere sevdirerek kalplerini süslediğini;.

        Fussılet; 12:”… ve zeyyennes Semaed dünya bi mesabiyha ve hıfza…”
        .
        Mülk; 5:” Ve lekad zeyyennes semaeddünya bimesabiyha…”

        Bu iki ayette gökyüzünün kandillerle süslendiğini;.

        Ta Ha; 59:” Kale mev'ıdüküm yevmüzziyneti…”

        Musa peygamberin ,Firavun’un büyücüleriyle buluşma gününün “ziynet günü” olmasını istediğini bildiriyor.

        Yukarıdaki dört ayetde de “ziynet” olumlu anlamda kullanılmıştır.

        Kehf; 46:”El malu vel benune ziynetül hayatid dünya…”
        “Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür.”

        Bu ayet de, hem ziynet sözcüğünün kapsamını belirtmekte ve hem de Arapların ziynet sözcüğüne nasıl bir anlam yüklediğini en iyi şekilde anlatmaktadır.

        Nur;31ci ayette, kadınlardan; -kendiliğinden açığa çıkanların dışında- ayette sayılan kişiler dışında zinetlerini açığa vurmamaları,belli etmemeleri,ortaya çıkarmamaları emredilerek, ayaklarını yere vurmak suretiyle belli etmemeleri istenen “ZİYNETLER”, bilezik, kolye, küpe, halhal, hızma, pazubent ve gerdanlık gibi takılar değildir.

        Bİsterseniz bu ayetteki “ziynetin” bu çeşit takılar olduğunu varsayalım.
        Allah’ın; “Ziynetlerini -kendiliğinden açığa çıkanların dışında- açığa vurmamaları,belli etmemeleri,ortaya çıkarmamaları “ifadesinden, esasında kadınların takı takmalarını uygun gördüğü bildirilmiş olmuyor mu?

        Alemlerin Rabb’ı olan Yüce Allah, hem takı takılmasını sakıncasız görecek, hem de takıların saklanmasını isteyecek.
        Takı, göstermek için takılır. Görünmemesi gereken takının herhangi bir anlamı olabilir mi?

        “Ziynet” sözcüğünden, takı türü eşyaların anlaşılması, ayetin bütünselliği açısından da mümkün müdür?
        Kadınların taktıkları süs eşyaları, cinsel tahrik unsuru olmaktan çok gururlanmak, büyüklenmek, hava atmak amacı ile takılan eşyalar değil midir?

        Bu tür gururlanmanın, büyüklenmenin, hava atmanın, böbürlenmenin, önüne geçilmek istenseydi, ziynetlerin herkesten saklanması emrinin verilmesi gerekmez miydi?

        Ayette kadınların ziynetlerini diğer kadınların yanında açabilecekleri ifade edilmiyor mu?

        Rabbimiz Olan Yüce Allah;
        A’râf; 31: “Ya Beniy Ademe huzu ziyneteküm ınde külli mescidin ve külu veşrebu ve la tüsrifu inneHu la yuhıbbul müsrifiyn;”

        A’râf; 32“Kul men harrame ziynetellahilletiy ahrece li ıbadiHi vettayyibati miner rızk kul hiye lilleziyne amenu fiyl hayatid dünya halisaten yevmel kıyameti, kezâlike nufassılul ayati li kavmin ya'lemun;”

        “Ey Âdemoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.”
        “ De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş? ...”
        diyerek, takı türünden olan ziynetlerini, kadın-erkek herkesin mescit gibi en kalabalık yerlerde teşhir etmelerini istememiş midir?,
        Burada altın ya da gümüş gibi bir istisna getirmiş midir?, Kısıtlamış mıdır?

        Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Alalh'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #49
          Sayın dost1'in iddialarına cevap vermiyorum
          çünkü onun da benim de yazdıklarımız ortadadır, yeterlidir (bunu kendisi belirtmişti)
          ama benim yazdıklarım sonradan silindi,
          bi daha yazsam yine silinir, silinmeyeceğinin en azından güvencesi yok.

          Bu iletiyi
          cevap vermek için değil
          bu foruma uzun süredir girmediğimi, artık girmeyeceğimi bildirmek için yazdım.

          Comment

          • galipyetkin
            Uzman Üye
            • Sep 2011
            • 1389

            #50
            Sayın Akçay.

            Silintiler hakkında fikir beyanı benim yetkim değil . Ama hepimizin iki günlük yazıları galiba dışarıdan gelen bir saldırı ile etkilendi.
            Bu sizin yazmamanıza sebep olmamalı. Lütfen.

            Sitede sizin gibi bilgiye, düşünceye dayalı yazan;
            tecrübeli ve de düşündüren kaç kişi var ki?

            Saygılarımla.
            Galip Yetkin.

            Comment

            • dost1
              Site Yöneticisi
              • Sep 2008
              • 1905

              #51
              Selamun aleyküm, değerli Hasan Akçay kardeşim,

              Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
              Sayın dost1'in iddialarına cevap vermiyorum
              çünkü onun da benim de yazdıklarımız ortadadır, yeterlidir (bunu kendisi belirtmişti)
              ama benim yazdıklarım sonradan silindi,
              bi daha yazsam yine silinir, silinmeyeceğinin en azından güvencesi yok.

              Bu iletiyi
              cevap vermek için değil
              bu foruma uzun süredir girmediğimi, artık girmeyeceğimi bildirmek için yazdım.

              Sanırım sitemizin birkaç gün kapalı kalıp tekrar açılıp tekrar kapalı kaldığını gözlemleme fırsatınız olmadı.
              Sitemizin hizmet aldığı hosting şirketinde sorun yaşandı ve barındırdığı bütün siteler kapandı. Açıldığında bir haftalık yazıların kaybolduğu görüldü. Kaybolan yazılar arasında sizin de yazdıklarınız var. Hosting yedekleme de yapmamış. Biz de haftalık yedekleme yapıyorduk. Kaybolan yazılarımızı geri getiremedik. Bu durum girişteki mesajlaşmada belirtilmişti sanırım gözünüzden kaçtı.chatboxdaki 30 ağustos tarihli iki adet yazıya bakarsanız durumu oradan da görebilirsiniz. Kaldı ki, bu siteye uzun süredir üye olduğunuz için bilmeniz gerekir ki, özellikle tarikatçi vb oluşumların saldırıları yüzünden hiçbir Hosting şirketinin sitemizi barındırmak istememesi ve saldırılar sonucu yaşanan göçmeler nedeniyle birçok kez yazıların bir kısmının yitirildiğini.


              Değerli kardeşim,
              Forum sitemizde, forum kurallarına aykırı olmayan hiç bir yazı silinmez özellikle de uyarılmadan silinmez. Bugüne kadar gözlemlediğiniz tek bir yazı silinme durumuna rastladıysanız lütfen bildiriniz.

              Yazılarınızın silindiği düşüncesine ve silinmeyeceğinin güvencesi olmadığı düşüncesine kapılmanıza çok üzüldüğümü belirteyim.

              Yazıp yazmamakla ilgili takdir ve seçiminiz size aittir.

              Site yöneticisi Halil Ay
              Halil Ay

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #52
                dost1 Nickli Üyeden Alıntı
                Selamun aleyküm, değerli Hasan Akçay kardeşim,
                Sanırım sitemizin birkaç gün kapalı kalıp tekrar açılıp tekrar kapalı kaldığını gözlemleme fırsatınız olmadı.
                Sitemizin hizmet aldığı hosting şirketinde sorun yaşandı ve barındırdığı bütün siteler kapandı. Açıldığında bir haftalık yazıların kaybolduğu görüldü. Kaybolan yazılar arasında sizin de yazdıklarınız var. Hosting yedekleme de yapmamış. Biz de haftalık yedekleme yapıyorduk. Kaybolan yazılarımızı geri getiremedik. Bu durum girişteki mesajlaşmada belirtilmişti sanırım gözünüzden kaçtı.chatboxdaki 30 ağustos tarihli iki adet yazıya bakarsanız durumu oradan da görebilirsiniz. Kaldı ki, bu siteye uzun süredir üye olduğunuz için bilmeniz gerekir ki, özellikle tarikatçi vb oluşumların saldırıları yüzünden hiçbir Hosting şirketinin sitemizi barındırmak istememesi ve saldırılar sonucu yaşanan göçmeler nedeniyle birçok kez yazıların bir kısmının yitirildiğini.


                Değerli kardeşim,
                Forum sitemizde, forum kurallarına aykırı olmayan hiç bir yazı silinmez özellikle de uyarılmadan silinmez. Bugüne kadar gözlemlediğiniz tek bir yazı silinme durumuna rastladıysanız lütfen bildiriniz.

                Yazılarınızın silindiği düşüncesine ve silinmeyeceğinin güvencesi olmadığı düşüncesine kapılmanıza çok üzüldüğümü belirteyim.

                Yazıp yazmamakla ilgili takdir ve seçiminiz size aittir.

                Site yöneticisi Halil Ay

                Tamam, anladım. Teşekkür ederim.

                Siyaset bölümünde
                sayın Chaos'un
                15 Temmuz darbesiyle ilgili bir iletisi var.
                Ona cevap vereceğim, Allah isterse.
                Last edited by Hasan Akçay; 24. September 2017, 06:05 AM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #53
                  Bir kadın SERT ADIMLAR atınca MEMELERİ ve KALÇALARI bilinir hale gelir.

                  Say ki... öyledir, o halde
                  kadınların
                  MEMELERi ve KALÇALARI örneğin ihtiyaçsız erkek tâbileri tarafından farkedilsin diye
                  sert adımlar atmaları caizdir, öyle mi?

                  ve ziynetlerini kimseye belli etmesinler ama... ihtiyaçsız erkek tâbileri hariç
                  ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li... t tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâl


                  Meal ve tefsirlerde öne sürülüyor ki
                  o erkekler KADINA ihtiyaç duymaz haldedirler.

                  Oysa Allah KADINA ihtiyaç duymayan demiyor
                  ihtiyaçsız diyor yalnızca
                  ama hadi yine say ki... kadına ihtiyaç duymuyor o erkekler
                  peki ya KADINLAR onlara ihtiyaç duyarsa?

                  Hatırlayın,
                  Sümbül Ağa hadımdı ve kadına ihtiyaç duymuyordu
                  ama bir kadın (Cevher Hatun) yatağına girdi onun.

                  Sonra kadın ona evlenme teklif etti
                  (https://www.youtube.com/watch?v=zn5_l6eFR8o):
                  şöyle diyerek (5:50'den itibare BiR dk)

                  Hayatta her şeyin bi çaresi bulunur, öyle değil mi.
                  Anasız babasız kalmış bi sürü sabi var neticede. Alırız evimize bir kaç tanesini. Bakarız onlara. Evlatlarımız olur...
                  Evlatlarımız olur. Bi aile oluruz... Bi aile oluruz seninle. Kocaman mutlu bi aile oluruz.

                  .
                  Last edited by Hasan Akçay; 10. October 2017, 07:04 AM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #54
                    Soru şu:

                    Allah Nûr 31'de
                    inanan kadınların
                    kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkeklere belli edebilecekleri şeylerinin
                    KALÇALARI ve MEMELERi olduğunu mu söylüyor,
                    halhal gibi TAKILARI olduğunu mu?

                    Caiz olan hangisi?

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #55
                      "Cilbab altında takı görmeye çalışmışsınız. "

                      Sevgili Halil Ay,
                      bu izlenimi nasıl edindiniz bilmiyorum
                      ama ben cilbab altinda
                      asla takı görmeye çalışmadım, çalışmam.

                      Cilbab
                      islevi,
                      onu giyenleri tanıtmak olan
                      bir giysidir.

                      Tipki kadin polislerin üniformasi gibi.

                      Kadinlari
                      uniforma devletin polisi olarak tanıtır,
                      cilbab ise INANANLARIN kadinlari olarak tanitir
                      (ki 5:5 geregince bazıları isevidir, bazilari musevi).

                      Cilbabin, üniformanin
                      takılarla ilgisi yok.
                      .
                      Last edited by Hasan Akçay; 9. October 2017, 06:33 AM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #56
                        Alemlerin Rabb’ı olan Yüce Allah,
                        hem takı takılmasını sakıncasız görecek,
                        hem de takıların saklanmasını isteyecek
                        .

                        Çelişki yok efendim.

                        Sakıncalı olan şey
                        bizim dilimizde takıp takıştırmak diye ifade edilen
                        "takı teşhirciliği"dir, "kokona"lık.

                        Ve
                        vücut teşhirciliği nasıl sakıncalıysa (Ahzâb 33)
                        takı teşhirciliği de öyle sakıncalıdır (Nûr 60).

                        Ahzâb 33:

                        Peygamber eşleri! Evlerinizde ağırbaşlı davranın,
                        cahiliyyedeki gibi AÇILIP SAÇILMAYIN (lâ teberrecne teberrucel cahiliyye)...

                        Nûr 60:

                        Cinselliği kalmamış olup evde oturan kadınlar
                        ziynetleri ile TEŞHiRCiLiK yapmaksızın (gayre müteberricâtin bi ziynetin) giysilerini atabilirler...


                        *

                        Takı, göstermek için takılır.
                        Görünmemesi gereken takının
                        herhangi bir anlamı olabilir mi?


                        Bazı takılarınızı örneğin zincir denen uzun kolyenizi
                        tanıyıp güvendiğiniz insanların önünde takınırsınız yalnızca, herkesin önünde takınmazsınız.
                        Yoksa sizin GÖRMEMiŞiN BiRi olduğunuzu ve teşhircilik yaptığınızı düşünürler,
                        hattâ o takınızı çalmaya kalkışanlar bile çıkar.


                        *

                        Nûr 31'de kadınların ziynetlerini
                        diğer kadınların yanında açabilecekleri
                        ifade edilmiyor mu?


                        Lütfen!
                        Diğer kadınların yanında değil
                        kendi kadınlarının yanında:
                        nisâihinne

                        Tıpkı ihtiyaçsız erkek tâbileriniz gibi
                        tanıyıp güvendikleriniz onlar sizin,
                        yakın çevrenizde bulunmalarına o yüzden izin verdikleriniz.


                        *

                        Siz "nisâiHiNNE"yi sorgulamak istiyorsanız
                        asıl şunu sorun:

                        Nûr 31'deki ziynetler örneğin MEMELER ve KALÇALAR olsaydı
                        kadınların memeleri ve kalçaları kadınları neden tahrik etsin?

                        Kadınların,
                        memelerinin ve kalçalarının
                        KADINLAR tarafından bilinir hale gelmesi
                        neden sakıncalı olsun?
                        .
                        Last edited by Hasan Akçay; 15. October 2017, 01:14 AM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #57
                          Müftülüklere nikah kıyma yetkisi verildi
                          ve Allah'ın Nûr 31'deki hükmü
                          EMSAL oluşturacak şekilde
                          yepyeni bir boyut kazandı. Şimdi onu anlatmaya çalışayım.

                          Nûr 31'in Hakkı Yılmaz çevirisi:

                          Mü'min kadınlara da,
                          bakışlarından bir kısmını kısmalarını ve ırzlarını korumalarını söyle.
                          Zînetlerini de –görünenler hariç– belli etmesinler...


                          Yani farkedilmez kılsınlar,
                          örneğin göğüs çatallarını (MEMELERiNi) açmamak suretiyle yapsınlar bunu
                          ya da seke seke yürümemek suretiyle...

                          Allah'ın hükmü bu.

                          Ve madem ki din adamları
                          Allah'ın hükümlerini yerine getirmekle görevlidir
                          farkedilmez kılsınlar hükmünü de yerine getireceklerdi,
                          getirdiler.

                          Hem ÖYLE bi getirdiler ki
                          yaratılan ortamda hiç kimse itiraz edemedi,
                          gıkını çıkaranın dünyasını başına yıktılar.

                          Örneğin ilahiyatçı Bahriye Üçok öldürüldü,
                          "İslam ve Giyim Kuşam"ı yazan Zekeriya Beyaz itibar linçine uğratıldı.
                          Yetmedi; adamcağız 3 yerinden bıçaklandı, ölümden döndü.

                          Peki, Nisâ 3'teki hüküm de Allah'ın (?) hükmü:

                          NiKAHLAYIN size helal olan kadınların ikişerini, üçerini, dörderini
                          Fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa


                          Nolacak şimdi?

                          Din adamları nikah kıyacak
                          ve Allah'ın hükmünü yerine getirecek,
                          tamam.

                          İkinci, üçüncü, dördüncü kadınlarını almak isteyen evli erkekler
                          müftüye baş vurup "Kıy nikahımı" diyecekler.
                          "Sen din adamısın, Allah'ın hükmünü yerine getir."

                          Allah'ın
                          kadınlar ziynetlerini farkedilmez kılsınlar hükmünü ölümüne yerine getiren din adamları
                          çok eş nikahı kıymayacak ve Allah'ın dörde kadar evlenin hükmünü yerine getirmeyecek
                          öyle mi?

                          Din adamlarına bu ne zulümdür.

                          Nikah kıyma yetkisi
                          var
                          ama yok.

                          Başörtüsü zulmü de başörtüsü zulmü dedik yıllarca...
                          nikah zulmü de nikah zulmü mü demiyeceğiz?
                          Ne sanıyo birileri bizi, ne biçim müminleriz birilerinin gözünde?
                          .
                          Last edited by Hasan Akçay; 22. October 2017, 12:53 PM.

                          Comment

                          Working...