Nisa Suresi

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #181
    Selamun aleyküm,
    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    FETEYÂT
    erkek + dişi değil
    yalnızca dişilerdir:

    Prof Süleyman Ateş (Kur'ânı Kerîm Tefsîri, Nisâ 25):

    İnanmış feteyâtınızdan... ifadesindeki
    el-feteyât "el-FETÂT"ın çoğulu olup
    fetâ genç delikanlı, yiğit cömert erkek anlamına gelir,
    FETÂT ise genç, güzel, cömert kız demektir.
    Fetat sözcüğüne bir ekleme yapmak istiyorum.
    Kuvvetli,genç avrat/korunmasız

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsustur.
    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
    Sevgi,saygı ve muhabbetle.
    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #182
      dost1 Nickli Üyeden Alıntı
      Arap toplumunda kadın, iki yolla koruma altında olurdu:
      A) Hürriyet.
      O günkü toplumda hür kadınlar zinayı kendilerine yakıştırmazlardı.
      ...

      Sevgili Halil hocam,

      47:4'ü vahyederek köleliğe son veren Yüce Allah'a inat*
      "cariyeler"den yani hür olmayan kadınlar"dan nasıl dem vurulabilir ki
      "hür kadınlar"dan dem vurulabiliyor?

      _________________________________________

      *Prof Abdülaziz Bayındır (https://www.youtube.com/watch?v=mF5h-h1YZUI):

      Batılılar köleliği cariyeliği kaldırdılar,
      bizimkiler de mecbur kaldılar kaldırmaya.
      Ondan sonra, şimdi diyorlar ki:

      Aslında islam köleliği kaldırmayı hedefledi
      ama o devirde ne yapsın şunlar bunlar vardı, onun için kaldıramadı
      ama hedefi buydu
      ...

      Hani, özürü kabahatinden büyük derler ya
      işte bu da öyle bişey...
      Yani Allahu Teâlâ kaldıracaksa kaldırır, insanlardan mı çekinecek hâşâ?


      Peki işin gerçeği nedir?

      İslam
      köleliği kaldırmayı hedeflemiş falan değildir,
      köleliği kaldırmıştır.
      ...
      Last edited by Hasan Akçay; 23. February 2018, 07:46 AM.

      Comment

      • yolcu42
        Uzman Üye
        • Oct 2016
        • 183

        #183
        Hasan bey ve halil hocam selam.sizden yorum bekliyorum.

        Öncelikle "ma meleket eyman" ifadesi neyi kasdeder
        Bu ifadeyle ilgili ayetlere baktığımda,
        "eş,çocuk,evde yaşayan bireyler hatta köle cariye olarak bir üst başlık olarak " bakmakla yükümlü olduğu kimseler" diye düşünüyorum
        Ne dersiniz.
        Şayet aksi takdirde nisa 36nın kapsamında sanki eş ve çocuklar yokmuş da cariyeler varmış anlamı çıkmıyor mu.
        Veya müminun 6 da cariyelere karşı furucunu korumaya gerek yok anlamı verilirken nur58 de cariyeler odanıza girerken izin istesin anlamı çıkıyor.
        Müminun 6: eşleriniz veya(yani,) yeminleriniz altıdakiler...
        Tıpkı başka bir ayette "işitseydik veya(yani) akıl etseydik... Dediği gibi.
        Yani burdaki "veya" bağlacı aynı öznenin farklı anlatımlarını betimliyor sanki.
        Örneğin türkçede,
        "epilepsi veya halk dilinde sara hastalığı.

        Nur58:yemininiz altında olan(bakmakla yükümlü olduğunuz,evinizde yaşayan) ve ergeliğe girmemiş olanlar...

        Burda da "ve" ifadesi aynı özneyi betimliyor
        Yani hem bakmakla yükümlü olduğun hem de küçük olanlar.bunlar iki ayrı kişi değil bir bireyin iki özelliği.
        Diye düşünüyorum.
        Doğrusunu allah bilir
        Sizin fikriniz ne yöndedir.
        Last edited by yolcu42; 24. February 2018, 01:37 AM.

        Comment

        • yolcu42
          Uzman Üye
          • Oct 2016
          • 183

          #184
          Ayrıca nisa25-26 dahilinde muhsanat kavramında şöyle bir kanı doğru olur mu
          "namusunu koruyan kadın"
          Çünkü nisa26 da fuhuş cezası olarak yarısı öngörülüyor.hani bir ayette zina yapan kadını evde tutun deniyordu yanlış değilsem.
          Nisa25 namuslu kadınlar yeminlerinize bağlamadıkça veya yöntiminizdeki eşiniz hariç haramdır.
          Nisa26 namuslu kadına gücü yetmeyen(dilerse) zina suçundan evde tutulan kadını alabilir?

          Tabi ki başka bir ayette diyor ki" zina eden bir erkek zina eden bir kadınla veya müşrkle evlenebilir"
          Acaba buradaki namuslu kadına güç yetirememe sadece maddi açıdan mı yoksa bu kişi daha önceden zina suçu işlemişte o yüzden kız vermiyorlar mı?
          Burayı da düşünmek lazım.
          Bu ayet bu durumda olanları kasdediyor olabilir mi çünkü bu kişilerin ne yapacağı başka ayetlerde konu edilmemiş sanırım
          Kuranda her durum açıklandığına göre..

          Ayrıca şu açıdan da düşünüyorum
          Eğer mana şöyleyse
          "namuslu kadına güç yetiremeyen elinizin altındaki MÜMİN CARİYELERLE nikahlansın.ücretlerini verin."

          Zaten başka ayetlerde mümin cariyelerle evlenme yasak değil.26. Ayette mehirde veriyorsun zaten.
          Yani bir kişinin maddi gücü yetmeyince yapacağı zaten maddi gücünün yettiğiyle evlemek değil mi.
          Ayette MÜMİN ifadesi olmasaydı şunu anlardık.
          Demekki mümin kadına güç yetirememe durumunda müşrikle evlenmeye onay veriyor bu ayet.derdik.

          Kısacası ayet farklı bi durum anlatıyor bence.
          Yani "zina suçu işleyen kadınların durumu olabilir diye düşünüyorum.
          Muhsanat kadına gücü yetmeyen(daha önce zina ettiği için kimse kız vermiyor olması muhtemeldir,veya maddi durumu kötü?)
          Muhsanat olmayan yemininiz altında bulunan(bakmakla yükümlü olduğunuz) kadınlardan alsın...
          Meali bana mantıklı geliyor.
          Tabi ki hükmün bana mantıklı gelmesi değil,allahın ne dediği önemli.
          Bu sadece zannımdır
          .
          En doğrusunu allah bilir.
          Last edited by yolcu42; 27. February 2018, 08:16 AM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #185
            Öncelikle "mâ meleket eymân" ifadesi neyi kasteder?

            Bildiğim kadarıyla
            "mâ meleket eymân"ın lafzî çevirisi:

            yeminler kimi yönettiyse o

            Yüklem: meliklik edip yönetti anlamındaki meleket,
            Özne: yeminler anlamındaki eymân.

            Yani
            Özne yemin eden kişiler değil, onların ettiği yeminlerdir;
            dolayısıyla önemli olan, kişiler değil yemin edilerek üstlenilen yükümlülüklerdir.
            O kadar ki "o"nun konumunu yeminler belirler.

            Örneğin
            eğer yeminler "Vallahi ben ona iyi bakacağım" şeklinde ise bakımı üstlenilen kimsedir o,
            bir bakıma bizim toplumumuzdaki BESLEME gibi (4:3, 4:24-25, 24:58, 24:33, 33:55...)

            Eğer yeminler "Vallahi ben onu eşim olarak kabul ediyorum" şeklinde ise eştir o
            yani zevcedir ya da koca (23:6, 33:50, 33:52, 70:30).

            23:6'daki mâ meleket eymân ZEVCE veya KOCA konumundadır,
            24:58'deki mâ meleket eymân ise BAKIMI ÜSTLENiLENLER.

            Ta bu kadar farklı...
            ama AYNI imişler gibi mukayese edilip birbirlerine emsal gösterildikleri oluyor,
            2 elma + 2 armut = 4 elma dercesine.

            Hem de bu abes emsal gösterme işini
            koca koca ilahiyat profesörleri yapıyor,
            örneğin Abdülaziz Bayındır.

            Sevgili yolcu42 kardeşim, bu da gösterir ki,
            mâ meleket eymân
            yeteri kadar incelenmemiş bir konudur
            .
            Last edited by Hasan Akçay; 24. February 2018, 06:30 AM.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #186
              dost1 Nickli Üyeden Alıntı
              Konumuz olan المحصنات [muhsanât] sözcüğünün anlamı ise, “koruma altına alınmış kadın” demektir.
              Arap toplumunda kadın, iki yolla koruma altında olurdu:

              B) Evlilik akdi.

              Buna göre muhsanât kelimesinin anlamı, “kocası tarafından korunan kadın” demek olur. O günkü toplumda evli kadın da zina etmez ve zina etmeyi çok büyük bir vebal sayardı.

              Hayır, Hz Meryem bekardı ve korunan kadınlardan biriydi (66:12).

              O halde Hz Meryem örneğinde görüldüğü üzere
              muhsanât kelimesinin anlamı "Allah tarafından korunan kadın" demek olur.
              O günkü toplumda bolca vardı kendilerini Allah'a adadıkları için Allah tarafından korunan bu tür kadınlar
              ki aralarında 47:4'ten önce cariye yapılmış olanlar vardı.
              Zina etmezdi onlar, zina etmeyi çok büyük vebal sayarlardı.

              Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, Allah tarafından korunan “bekar kadınlar” kastedilmiştir.

              Ne kadar keyfî bir iddia değil mi,
              tıpkı şunun gibi:

              Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, “evli kadınlar” kastedilmiştir.

              Bırakalım kardeşim, Allah'a şunu kastettirmeyi bunu kastettirmeyi de
              "Allah ne diyorsa o!" diyelim. 4:24'te O'nun dediği şudur:

              Ve kadınların korunanları ama yeminlerinizin yönettikleri hariç -Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum...
              Last edited by Hasan Akçay; 24. February 2018, 09:20 AM.

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #187
                Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
                muhsanât kelimesinin anlamı "Allah tarafından korunan kadın"
                demek olur.
                Niye bunlar Allah Tarafından torpilli de, niye bizim komşu kızcağız günde iki posta dayak yemekte?
                Ve geçimini sağlamak için çalışmak mecburiyetinde olan kadıncağız hem iş yerinde hem de yolda "mal bu" diye niye taciz edilmekte?

                Bi anlatıverin de nasıl gireceklerse hem bu kadıncağızlar hem de Nisa-127'de bahsettiğiniz "yetimlerin kadınları" "Allah koruması altına" girsinler de rahatlasınlar.

                Allah...!!! Allah.....!!!
                Hem kadınları "mehir" dediğiniz para karşılığı, artırana satacaksınız;
                sonra da "mal" haline koyduğunuz bu kadınlar "Allah'ın koruması altında" diye fetva vereceksiniz.
                Geçiniz......

                Eh hakkınızı verelim: İyi pazarlayıcısınız.

                Allah'ın koruması altında olan ile olmayan kadınlar!!!!!!!??????
                Allah ne zamandan beri böyle ayırım yapıyor, sonra da adil oluyor.

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 25. February 2018, 10:34 PM.

                Comment

                • yolcu42
                  Uzman Üye
                  • Oct 2016
                  • 183

                  #188
                  Galip bey,hasan bey diyor ki bunun anlamı "namusunu koruyan kadın"
                  Yukarıdaki alıntınız hasan beyin böyle düşünenlere eleştirisi yanlış anlamadıysam.

                  Hasan bey tam olarak muhsanat kavramı hakkında ne düşünüyor bişey demek haddim olmaz da,
                  Ben yukarıda anlattığım gibi"namusunu koruyan kadın" yani zina suçu işlememiş olarak anlıyorum.
                  Nisa25 ve 26 da da anlam budur bence.
                  Evli veya hür anlamları yok kanaatindeyim

                  Galip bey bi sorum olcak.

                  Eğer bunlar medeni hukukla ilgili değil,iş hukukunu anlatıyorsa
                  O zaman kuranda medeni hukuktan bahsetmez mi.
                  Evlilik bir müşrik adeti mi?

                  Ukalaca sormuyorum yanlış anlamayın düşüncenizi merak ettim
                  Last edited by yolcu42; 24. February 2018, 01:50 PM.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #189
                    yolcu42 Nickli Üyeden Alıntı
                    HASAN BEY tam olarak muhsanat kavramı hakkında NE DÜŞÜNÜYOR BİR ŞEY DEMEK HADDİM OLMAZ DA....
                    Galip bey, HASAN BEY DİYOR Kİ bunun anlamı "namusunu koruyan kadın"
                    Sayın yolcu42.
                    İlk önce bunu, alıntıyı anlat bana. "Bir şey demek haddim değil" derken, "Hasan Bey diyor ki" demen ne anlatıyor; ne demek?

                    Sonra: "Ben yukarıda anlattığım gibi"namusunu koruyan kadın" yani zina suçu işlememiş olarak anlıyorum." dediğinde ben de senin gibi anlarsam diğerleri zina suçunu işlemiş mi oluyor? Yani kadınlar iki kategori olup zaniyeler ve zina işlemiyenler mi oluyor?

                    Ve "evliliğin müşrik adeti" olduğunu nereden yumurtladın?

                    En son olarak da "dubur" kelimesi ne anlatır onu araştır ve "kitap"tan "kur'an"a nasıl ulaşılır, anlattım, onları bir daha oku veya araştır.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin
                    Last edited by galipyetkin; 23. June 2018, 11:32 AM.

                    Comment

                    • yolcu42
                      Uzman Üye
                      • Oct 2016
                      • 183

                      #190
                      Tek bişey sorayım
                      Kuranda evlenme-boşanma hükümleri var mı.
                      (sizin nisae,nikah kelimelerine verdiğiniz anlamı kabul edince evlenme boşanma konularını hangi ayetler açıklıyor merak ettim sadece)

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #191
                        yolcu42 Nickli Üyeden Alıntı
                        Yukarıdaki alıntınız hasan beyin böyle düşünenlere eleştirisi yanlış anlamadıysam.
                        Evet, eleştirimdir
                        ve bunu
                        "Ne kadar keyfî bir iddia!" diyerek
                        açık ve net olarak dile getirdim:

                        Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, Allah tarafından korunan “bekar kadınlar” kastedilmiştir.

                        Ne kadar keyfî bir iddia değil mi,
                        tıpkı şunun gibi:

                        Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, “evli kadınlar” kastedilmiştir.

                        Bırakalım kardeşim, Allah'a şunu kastettirmeyi bunu kastettirmeyi de
                        "Allah ne diyorsa o!" diyelim.

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #192
                          Sayın yolcu 42.

                          Bu sitede yeniden yazmaya başladığında aklımda kaldığınca "kitap"ı birkaç kere hatim ettiğini ve Arapça öğrendiğini yazmıştın. Bu durumda sorduğunun cevabını benden iyi bilmen gerekir; dolayısı ile benim bilgilendirmeme ihtiyacın olmamana rağmen beni buna sorumluymuşum gibi göstermeye çalışmanın altında başka şeylerin varlığına düşüncelerim beni itekliyor.

                          Yalnız şunu söyleyeyim.
                          Allah koyduğu ana ilkelerin uygulamalarını ve uygulama şekillerini insanların aralarında istişare ederek alacakları karara bırakmıştır.
                          Kadınlı erkekli olarak büyük veya küçük topluluklar halinde yaşayan toplumlarda aile hayatı ve evlilik,yani cinselliğin o toıpolumun kurallarına uydurulması o toplumların kendilerinin örf, adet ve kanunlarına göre kurdukları düzene göre işleyip,
                          bazı yerlerde, mesela Brezilya Kuzey Amazon bölgesinde Zo'e kabilesinde, Nepal-Tibet arasındaki Nigma kabilesinde ve Hindistan\'ın güneyinde Toda Topluluğunda çok kocalı yaşam/poliandri varken,
                          bazı toplumlarda, meselâ Arab'larda kadını mal olarak gördüklerinden, çok karılı/poligami,
                          bazı toplumlarda tek eşli evlilik/monogami yaşamı var olup Allah o toplumların kendi örf ve adetine dayalı yaşantılarına karışmamakta,
                          bazı toplumlar da meselâ İtalya, boşanmayı kabul etmemekte;
                          Eskimo da gece yatısına gelen erkek misafire de karısını geceleyin ikram etmekte.

                          Örf ve adetler o toplumların bir birlik, bir bütünlük halinde oluşmasını sağlayan en büyük kültürel yapılardır. Örf ve adetler kendi toplumlarının sosyal hayatlarını da düzenleyen kurallar sistemidir.
                          O toplum için gayet doğal ve geçerli olarak kabul edilmiş bu kuralların asıl maksatlarının dışına çıkılarak, o topluma göre yalan yanlış kurallar getirmeye çalışmak en büyük hatadır. Çünkü konu özü itibariyle yöreseldir.
                          HUCURAT /13
                          Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve ÖRFLER YOLUYLA TANIŞIP KAYNAŞASANIZ DİYE sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.


                          KUR'AN'da da "karı-koca/zevc-zevce edinme/evlenme hukuku" hakkında düzenleme Nisa Suresinde bulunmayıp, Nisa Suresi ile düzenlenmiş ayetler "iş hukuku"nu, iş, işçi ve işveren yönünden uyumluluğun oluru, aksaklıkların giderilmesi vs. anlatılmaktadır.
                          Çünkü KİTAP'ı iyice tetkik ederseniz "evlenme izahı" denilen ayetlerin hem birbirleriyle, hem de İslam\'ın ana prensipleri ile (meselâ kadınları dövme) çeliştiğini;
                          Nuh Peygamber'den beri çalıştırılanların sömürüldüğünün anlatılmış olduğunu fark edeceğiniz gibi, konunun, yani çalışma hayatının sömürüye en açık ve zulüm içerdiğini ve de konunun evrenselliğini bu nedenle Allah'ın bizzat kendisinin, yönlendirici yönde emredici kurallar getirmiş olduğunu anlayacaksınız.

                          Zuhruf-32
                          "Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, BAZISI BAZISINI TUTUP ÇALIŞTIRSIN. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır."
                          Yaşar Nuri Öztürk

                          Eğer karı koca hukuku yani evlilik bakımından yasa çıkartılmasına ihtiyaç duyulursa, istenirse o toplumun meclisince o topluma uygun kurallar getirilerek ihtiyaç giderilir.

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.
                          Last edited by galipyetkin; 14. August 2020, 05:29 PM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #193
                            yolcu42 Nickli Üyeden Alıntı
                            Hasan bey tam olarak muhsanat kavramı hakkında ne düşünüyor bişey demek haddim olmaz...
                            Vel muhsanatu minen nisâi
                            illâ mâ meleket eymânukum.


                            Nisâ 24'ün başındaki bu ifadenin Türkçesi bana göre şöyle olabilir:

                            Ve korunan kadınların bağımsız olanları
                            ama yeminlerinizin yönettikleri hariç.


                            Bu ifadeden benim anladığım
                            konu islam ve evlilik olduğunda
                            kadınların tümü korunmaktadır.

                            Sizin onları eş almanızın helal olması ya da olmaması
                            korunup korunmamaları yüzünden değil
                            evlenirlerken sizden bağımsız olup olmamaları yüzündendir.

                            Evlenirlerken
                            hiç kimsenin iznine ihtiyaç duymayan, dolayısıyla BAĞIMSIZ olan kadınlar size helaldır
                            ama yeminleriniz tarafından size BAĞLI kılınanlar haram.
                            Onları başkaları eş alacak, siz ailelerinin izniyle -bi izni ehlihinn (4:25)

                            4:25'teki izâ uhsinne anahtar ifadedir,
                            ki korunmaktalarken anlamına gelir
                            ve yüklem olarak korunmak edilgendir.

                            Bunun anlamı:

                            Yeminlerinizin yönettiği genç kızlarınız, tamam, kendi iffetlerini kendileri korurlar
                            ama korumaya bir de dış etken katılıyor.
                            Yüklemin telaffuz edilmeyen Öznesi odur.

                            Edilgen: onlar iffetçe korunmakta iken
                            Etken..: islam onları korumakta iken

                            Peki ne yapılacak
                            islam onları koruyup dururken
                            onlar uygunsuz davranırsa?

                            Nisâ 25:

                            bağımsız müminelerin yarı cezasına çarpılacaklar
                            fe aleyhinne nısfu mâ alel muhsanâti minel azâb

                            Sevgili yolcu42,

                            Bu tür uzun iletilerde
                            dikkat dağılabiliyor.

                            Bu söylediklerimle ilgili
                            kısa bir anı anlatayım.
                            Belki dikati dağılmaktan kurtarır.

                            Bir akşam işten evlerimize dağılırken
                            aniden yağmur bastırdı.
                            Yürümek imkansız.

                            Bir arkadaşın arabasına doluştuk.

                            En son
                            içeriye Amerikalı genç bir kız daldı ama yer yok.
                            Bir erkeğin kucağına oturuverdi. Hareket ettik.

                            Şimdi düşünün.

                            Bunu islam hoş görmez,
                            uygunsuz davranış sayar -fâhişeh (Ahzâb 30)
                            ama o kızımızın toplumu hoş görüyor.

                            İleti gerçekten uzadı,
                            daha sonra devam etmek üzere
                            burada keseyim.
                            Hem geribildirim de alırım belki, iyi olur.
                            .
                            Last edited by Hasan Akçay; 26. February 2018, 07:45 AM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #194
                              İlginç bişey söyliyeyim,
                              şaşıracaksınız:

                              Ahzâb sûresinde belirtildiği üzere
                              Muhammed nebiyle evli bazı kadınlar onun "yemininin yönettiği"dir -"mâ meleket yemîn"uke (50, 52)
                              ve bunlar eğer uygunsuz davranırlarsa cezaları iki katına çıkarılır -yudâaf lehâl azâbu dı’feyn (30).

                              Oysa bakın Nisâ 25'in mevcut "meal"lerinde ne deniyor:

                              Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanacaktır. (Yaşar Nuri Öztürk)
                              Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. (Diyanet)
                              fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb

                              Gördük mü?

                              Allah diyor evlendikten sonra iki kat ceza,
                              onlar diyor evlendikten sonra yarım ceza.

                              Abdülaziz Bayındır'ın deyimiyle,
                              peki gerçek nedir?

                              Nisâ 25'teki izâ uhsinne
                              islam tarafından korunur olmalarından sonra anlamına geliyor,
                              evliliğe geçtiklerinden sonra anlamına gel-mi-yor.

                              Gayrimüslimken yeminlerle bakımı üstlenilen genç kızlara
                              islama girmelerinden sonra yeni ortama alışma süresi tanıyor Allah,
                              onların henüz tam uyum sağlayamamış olmasını cezada indirim nedeni yapıyor yani bir tür ARTI AYRIMCILIK olayıdır bu
                              ve yalnızca geçici bir süre içindir, en geç evlenir evlenmez sona eriyor.

                              Hiç düşünmüyor ulema(?!)mız yazık ki...

                              Benim eşim
                              başka bir erkeğin kucağına oturacak, başka bir erkekle öpüşecek, hatta meallerde öne sürüldüğü üzere zina yapacak
                              ama sırf onu benim yeminim yönetiyor diye yarı ceza ile yırtacak.

                              Ne yarı cezası Allah aşkına,
                              tabancamı kaptığım gibi alın çatından fururum o şırfıntıyı, fururum!
                              Onunla öpüşen ırz düşmanını da fururum.
                              Kesmez, o yasayı çıkaranları da fururum. Evlilikte zinaya teşviktir o, ceza değil...
                              .
                              Last edited by Hasan Akçay; 25. February 2018, 11:41 PM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #195
                                Nisâ 25'teki "izâ uhsinne"yi
                                sayın Hakkı Yılmaz
                                Türkçeye sahiplenildiklerinde diye çevirmiş.

                                Taner Nickli Üyeden Alıntı
                                Sahiplenildiklerinde fâhişe işlerlerse, o zaman onlara hür kadınlara verilen azabın yarısı verilir.
                                "İzâ uhsinne"yı
                                onlar islama girip te islam tarafından korunur olduklarında diye okumak
                                evlendiklerinde diye okumaktan elbet daha isabetlidir
                                ama Sayın Hakkı Ylımaz'ın sahiplenildiklerinde diye okuması çok daha isabetli.

                                Fakat en isabetlisi "Allah ne diyorsa o"dur
                                yani lafzî çeviri.
                                Yorumsuz, eksiltmesiz, artırmasız.

                                O'nun dediği: izâ uhsinne
                                yani korunmaktalarken.

                                Evliliğe girdiklerinde demiyor Allah,
                                sahiplenildiklerinde demiyor...
                                Korunmaktalarken diyor.

                                "Allah ne dediyse o"na razı olun, Allah'ın dediğini deyin yalnızca:

                                Korunmaktalarken uygunsuz davranırlarsa onların cezası bağımsız olanların yarı cezasıdır
                                fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb
                                .
                                Last edited by Hasan Akçay; 26. February 2018, 01:59 AM.

                                Comment

                                Working...