Nisa Suresi
Collapse
X
-
Sevgili Halil hocam,
47:4'ü vahyederek köleliğe son veren Yüce Allah'a inat*
"cariyeler"den yani hür olmayan kadınlar"dan nasıl dem vurulabilir ki
"hür kadınlar"dan dem vurulabiliyor?
_________________________________________
*Prof Abdülaziz Bayındır (https://www.youtube.com/watch?v=mF5h-h1YZUI):
Batılılar köleliği cariyeliği kaldırdılar,
bizimkiler de mecbur kaldılar kaldırmaya.
Ondan sonra, şimdi diyorlar ki:
Aslında islam köleliği kaldırmayı hedefledi
ama o devirde ne yapsın şunlar bunlar vardı, onun için kaldıramadı
ama hedefi buydu...
Hani, özürü kabahatinden büyük derler ya
işte bu da öyle bişey...
Yani Allahu Teâlâ kaldıracaksa kaldırır, insanlardan mı çekinecek hâşâ?
Peki işin gerçeği nedir?
İslam
köleliği kaldırmayı hedeflemiş falan değildir,
köleliği kaldırmıştır.
...Last edited by Hasan Akçay; 23. February 2018, 07:46 AM.Comment
-
Hasan bey ve halil hocam selam.sizden yorum bekliyorum.
Öncelikle "ma meleket eyman" ifadesi neyi kasdeder
Bu ifadeyle ilgili ayetlere baktığımda,
"eş,çocuk,evde yaşayan bireyler hatta köle cariye olarak bir üst başlık olarak " bakmakla yükümlü olduğu kimseler" diye düşünüyorum
Ne dersiniz.
Şayet aksi takdirde nisa 36nın kapsamında sanki eş ve çocuklar yokmuş da cariyeler varmış anlamı çıkmıyor mu.
Veya müminun 6 da cariyelere karşı furucunu korumaya gerek yok anlamı verilirken nur58 de cariyeler odanıza girerken izin istesin anlamı çıkıyor.
Müminun 6: eşleriniz veya(yani,) yeminleriniz altıdakiler...
Tıpkı başka bir ayette "işitseydik veya(yani) akıl etseydik... Dediği gibi.
Yani burdaki "veya" bağlacı aynı öznenin farklı anlatımlarını betimliyor sanki.
Örneğin türkçede,
"epilepsi veya halk dilinde sara hastalığı.
Nur58:yemininiz altında olan(bakmakla yükümlü olduğunuz,evinizde yaşayan) ve ergeliğe girmemiş olanlar...
Burda da "ve" ifadesi aynı özneyi betimliyor
Yani hem bakmakla yükümlü olduğun hem de küçük olanlar.bunlar iki ayrı kişi değil bir bireyin iki özelliği.
Diye düşünüyorum.
Doğrusunu allah bilir
Sizin fikriniz ne yöndedir.Last edited by yolcu42; 24. February 2018, 01:37 AM.Comment
-
Ayrıca nisa25-26 dahilinde muhsanat kavramında şöyle bir kanı doğru olur mu
"namusunu koruyan kadın"
Çünkü nisa26 da fuhuş cezası olarak yarısı öngörülüyor.hani bir ayette zina yapan kadını evde tutun deniyordu yanlış değilsem.
Nisa25 namuslu kadınlar yeminlerinize bağlamadıkça veya yöntiminizdeki eşiniz hariç haramdır.
Nisa26 namuslu kadına gücü yetmeyen(dilerse) zina suçundan evde tutulan kadını alabilir?
Tabi ki başka bir ayette diyor ki" zina eden bir erkek zina eden bir kadınla veya müşrkle evlenebilir"
Acaba buradaki namuslu kadına güç yetirememe sadece maddi açıdan mı yoksa bu kişi daha önceden zina suçu işlemişte o yüzden kız vermiyorlar mı?
Burayı da düşünmek lazım.
Bu ayet bu durumda olanları kasdediyor olabilir mi çünkü bu kişilerin ne yapacağı başka ayetlerde konu edilmemiş sanırım
Kuranda her durum açıklandığına göre..
Ayrıca şu açıdan da düşünüyorum
Eğer mana şöyleyse
"namuslu kadına güç yetiremeyen elinizin altındaki MÜMİN CARİYELERLE nikahlansın.ücretlerini verin."
Zaten başka ayetlerde mümin cariyelerle evlenme yasak değil.26. Ayette mehirde veriyorsun zaten.
Yani bir kişinin maddi gücü yetmeyince yapacağı zaten maddi gücünün yettiğiyle evlemek değil mi.
Ayette MÜMİN ifadesi olmasaydı şunu anlardık.
Demekki mümin kadına güç yetirememe durumunda müşrikle evlenmeye onay veriyor bu ayet.derdik.
Kısacası ayet farklı bi durum anlatıyor bence.
Yani "zina suçu işleyen kadınların durumu olabilir diye düşünüyorum.
Muhsanat kadına gücü yetmeyen(daha önce zina ettiği için kimse kız vermiyor olması muhtemeldir,veya maddi durumu kötü?)
Muhsanat olmayan yemininiz altında bulunan(bakmakla yükümlü olduğunuz) kadınlardan alsın...
Meali bana mantıklı geliyor.
Tabi ki hükmün bana mantıklı gelmesi değil,allahın ne dediği önemli.
Bu sadece zannımdır
.
En doğrusunu allah bilir.Last edited by yolcu42; 27. February 2018, 08:16 AM.Comment
-
Öncelikle "mâ meleket eymân" ifadesi neyi kasteder?
Bildiğim kadarıyla
"mâ meleket eymân"ın lafzî çevirisi:
yeminler kimi yönettiyse o
Yüklem: meliklik edip yönetti anlamındaki meleket,
Özne: yeminler anlamındaki eymân.
Yani
Özne yemin eden kişiler değil, onların ettiği yeminlerdir;
dolayısıyla önemli olan, kişiler değil yemin edilerek üstlenilen yükümlülüklerdir.
O kadar ki "o"nun konumunu yeminler belirler.
Örneğin
eğer yeminler "Vallahi ben ona iyi bakacağım" şeklinde ise bakımı üstlenilen kimsedir o,
bir bakıma bizim toplumumuzdaki BESLEME gibi (4:3, 4:24-25, 24:58, 24:33, 33:55...)
Eğer yeminler "Vallahi ben onu eşim olarak kabul ediyorum" şeklinde ise eştir o
yani zevcedir ya da koca (23:6, 33:50, 33:52, 70:30).
23:6'daki mâ meleket eymân ZEVCE veya KOCA konumundadır,
24:58'deki mâ meleket eymân ise BAKIMI ÜSTLENiLENLER.
Ta bu kadar farklı...
ama AYNI imişler gibi mukayese edilip birbirlerine emsal gösterildikleri oluyor,
2 elma + 2 armut = 4 elma dercesine.
Hem de bu abes emsal gösterme işini
koca koca ilahiyat profesörleri yapıyor,
örneğin Abdülaziz Bayındır.
Sevgili yolcu42 kardeşim, bu da gösterir ki,
mâ meleket eymân
yeteri kadar incelenmemiş bir konudur
.Last edited by Hasan Akçay; 24. February 2018, 06:30 AM.Comment
-
Konumuz olan المحصنات [muhsanât] sözcüğünün anlamı ise, “koruma altına alınmış kadın” demektir.
Arap toplumunda kadın, iki yolla koruma altında olurdu:
B) Evlilik akdi.
Buna göre muhsanât kelimesinin anlamı, “kocası tarafından korunan kadın” demek olur. O günkü toplumda evli kadın da zina etmez ve zina etmeyi çok büyük bir vebal sayardı.
Hayır, Hz Meryem bekardı ve korunan kadınlardan biriydi (66:12).
O halde Hz Meryem örneğinde görüldüğü üzere
muhsanât kelimesinin anlamı "Allah tarafından korunan kadın" demek olur.
O günkü toplumda bolca vardı kendilerini Allah'a adadıkları için Allah tarafından korunan bu tür kadınlar
ki aralarında 47:4'ten önce cariye yapılmış olanlar vardı.
Zina etmezdi onlar, zina etmeyi çok büyük vebal sayarlardı.
Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, Allah tarafından korunan “bekar kadınlar” kastedilmiştir.
Ne kadar keyfî bir iddia değil mi,
tıpkı şunun gibi:
Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, “evli kadınlar” kastedilmiştir.
Bırakalım kardeşim, Allah'a şunu kastettirmeyi bunu kastettirmeyi de
"Allah ne diyorsa o!" diyelim. 4:24'te O'nun dediği şudur:
Ve kadınların korunanları ama yeminlerinizin yönettikleri hariç -Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum...Last edited by Hasan Akçay; 24. February 2018, 09:20 AM.Comment
-
Niye bunlar Allah Tarafından torpilli de, niye bizim komşu kızcağız günde iki posta dayak yemekte?Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntımuhsanât kelimesinin anlamı "Allah tarafından korunan kadın"
demek olur.
Ve geçimini sağlamak için çalışmak mecburiyetinde olan kadıncağız hem iş yerinde hem de yolda "mal bu" diye niye taciz edilmekte?
Bi anlatıverin de nasıl gireceklerse hem bu kadıncağızlar hem de Nisa-127'de bahsettiğiniz "yetimlerin kadınları" "Allah koruması altına" girsinler de rahatlasınlar.
Allah...!!! Allah.....!!!
Hem kadınları "mehir" dediğiniz para karşılığı, artırana satacaksınız;
sonra da "mal" haline koyduğunuz bu kadınlar "Allah'ın koruması altında" diye fetva vereceksiniz.
Geçiniz......
Eh hakkınızı verelim: İyi pazarlayıcısınız.
Allah'ın koruması altında olan ile olmayan kadınlar!!!!!!!??????
Allah ne zamandan beri böyle ayırım yapıyor, sonra da adil oluyor.
Saygılarımla.
Galip Yetkin.Last edited by galipyetkin; 25. February 2018, 10:34 PM.Comment
-
Galip bey,hasan bey diyor ki bunun anlamı "namusunu koruyan kadın"
Yukarıdaki alıntınız hasan beyin böyle düşünenlere eleştirisi yanlış anlamadıysam.
Hasan bey tam olarak muhsanat kavramı hakkında ne düşünüyor bişey demek haddim olmaz da,
Ben yukarıda anlattığım gibi"namusunu koruyan kadın" yani zina suçu işlememiş olarak anlıyorum.
Nisa25 ve 26 da da anlam budur bence.
Evli veya hür anlamları yok kanaatindeyim
Galip bey bi sorum olcak.
Eğer bunlar medeni hukukla ilgili değil,iş hukukunu anlatıyorsa
O zaman kuranda medeni hukuktan bahsetmez mi.
Evlilik bir müşrik adeti mi?
Ukalaca sormuyorum yanlış anlamayın düşüncenizi merak ettimLast edited by yolcu42; 24. February 2018, 01:50 PM.Comment
-
Sayın yolcu42.yolcu42 Nickli Üyeden AlıntıHASAN BEY tam olarak muhsanat kavramı hakkında NE DÜŞÜNÜYOR BİR ŞEY DEMEK HADDİM OLMAZ DA....
Galip bey, HASAN BEY DİYOR Kİ bunun anlamı "namusunu koruyan kadın"
İlk önce bunu, alıntıyı anlat bana. "Bir şey demek haddim değil" derken, "Hasan Bey diyor ki" demen ne anlatıyor; ne demek?
Sonra: "Ben yukarıda anlattığım gibi"namusunu koruyan kadın" yani zina suçu işlememiş olarak anlıyorum." dediğinde ben de senin gibi anlarsam diğerleri zina suçunu işlemiş mi oluyor? Yani kadınlar iki kategori olup zaniyeler ve zina işlemiyenler mi oluyor?
Ve "evliliğin müşrik adeti" olduğunu nereden yumurtladın?
En son olarak da "dubur" kelimesi ne anlatır onu araştır ve "kitap"tan "kur'an"a nasıl ulaşılır, anlattım, onları bir daha oku veya araştır.
Saygılarımla.
Galip YetkinLast edited by galipyetkin; 23. June 2018, 11:32 AM.Comment
-
Evet, eleştirimdir
ve bunu
"Ne kadar keyfî bir iddia!" diyerek
açık ve net olarak dile getirdim:
Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, Allah tarafından korunan “bekar kadınlar” kastedilmiştir.
Ne kadar keyfî bir iddia değil mi,
tıpkı şunun gibi:
Öyleyse, 24. âyetteki المحصنات [el-muhsanât] ile, “evli kadınlar” kastedilmiştir.
Bırakalım kardeşim, Allah'a şunu kastettirmeyi bunu kastettirmeyi de
"Allah ne diyorsa o!" diyelim.Comment
-
Sayın yolcu 42.
Bu sitede yeniden yazmaya başladığında aklımda kaldığınca "kitap"ı birkaç kere hatim ettiğini ve Arapça öğrendiğini yazmıştın. Bu durumda sorduğunun cevabını benden iyi bilmen gerekir; dolayısı ile benim bilgilendirmeme ihtiyacın olmamana rağmen beni buna sorumluymuşum gibi göstermeye çalışmanın altında başka şeylerin varlığına düşüncelerim beni itekliyor.
Yalnız şunu söyleyeyim.
Allah koyduğu ana ilkelerin uygulamalarını ve uygulama şekillerini insanların aralarında istişare ederek alacakları karara bırakmıştır.
Kadınlı erkekli olarak büyük veya küçük topluluklar halinde yaşayan toplumlarda aile hayatı ve evlilik,yani cinselliğin o toıpolumun kurallarına uydurulması o toplumların kendilerinin örf, adet ve kanunlarına göre kurdukları düzene göre işleyip,
bazı yerlerde, mesela Brezilya Kuzey Amazon bölgesinde Zo'e kabilesinde, Nepal-Tibet arasındaki Nigma kabilesinde ve Hindistan\'ın güneyinde Toda Topluluğunda çok kocalı yaşam/poliandri varken,
bazı toplumlarda, meselâ Arab'larda kadını mal olarak gördüklerinden, çok karılı/poligami,
bazı toplumlarda tek eşli evlilik/monogami yaşamı var olup Allah o toplumların kendi örf ve adetine dayalı yaşantılarına karışmamakta,
bazı toplumlar da meselâ İtalya, boşanmayı kabul etmemekte;
Eskimo da gece yatısına gelen erkek misafire de karısını geceleyin ikram etmekte.
Örf ve adetler o toplumların bir birlik, bir bütünlük halinde oluşmasını sağlayan en büyük kültürel yapılardır. Örf ve adetler kendi toplumlarının sosyal hayatlarını da düzenleyen kurallar sistemidir.
O toplum için gayet doğal ve geçerli olarak kabul edilmiş bu kuralların asıl maksatlarının dışına çıkılarak, o topluma göre yalan yanlış kurallar getirmeye çalışmak en büyük hatadır. Çünkü konu özü itibariyle yöreseldir.
HUCURAT /13
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve ÖRFLER YOLUYLA TANIŞIP KAYNAŞASANIZ DİYE sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
KUR'AN'da da "karı-koca/zevc-zevce edinme/evlenme hukuku" hakkında düzenleme Nisa Suresinde bulunmayıp, Nisa Suresi ile düzenlenmiş ayetler "iş hukuku"nu, iş, işçi ve işveren yönünden uyumluluğun oluru, aksaklıkların giderilmesi vs. anlatılmaktadır.
Çünkü KİTAP'ı iyice tetkik ederseniz "evlenme izahı" denilen ayetlerin hem birbirleriyle, hem de İslam\'ın ana prensipleri ile (meselâ kadınları dövme) çeliştiğini;
Nuh Peygamber'den beri çalıştırılanların sömürüldüğünün anlatılmış olduğunu fark edeceğiniz gibi, konunun, yani çalışma hayatının sömürüye en açık ve zulüm içerdiğini ve de konunun evrenselliğini bu nedenle Allah'ın bizzat kendisinin, yönlendirici yönde emredici kurallar getirmiş olduğunu anlayacaksınız.
Zuhruf-32
"Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, BAZISI BAZISINI TUTUP ÇALIŞTIRSIN. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır." Yaşar Nuri Öztürk
Eğer karı koca hukuku yani evlilik bakımından yasa çıkartılmasına ihtiyaç duyulursa, istenirse o toplumun meclisince o topluma uygun kurallar getirilerek ihtiyaç giderilir.
Saygılarımla.
Galip Yetkin.Last edited by galipyetkin; 14. August 2020, 05:29 PM.Comment
-
Vel muhsanatu minen nisâi
illâ mâ meleket eymânukum.
Nisâ 24'ün başındaki bu ifadenin Türkçesi bana göre şöyle olabilir:
Ve korunan kadınların bağımsız olanları
ama yeminlerinizin yönettikleri hariç.
Bu ifadeden benim anladığım
konu islam ve evlilik olduğunda
kadınların tümü korunmaktadır.
Sizin onları eş almanızın helal olması ya da olmaması
korunup korunmamaları yüzünden değil
evlenirlerken sizden bağımsız olup olmamaları yüzündendir.
Evlenirlerken
hiç kimsenin iznine ihtiyaç duymayan, dolayısıyla BAĞIMSIZ olan kadınlar size helaldır
ama yeminleriniz tarafından size BAĞLI kılınanlar haram.
Onları başkaları eş alacak, siz ailelerinin izniyle -bi izni ehlihinn (4:25)
4:25'teki izâ uhsinne anahtar ifadedir,
ki korunmaktalarken anlamına gelir
ve yüklem olarak korunmak edilgendir.
Bunun anlamı:
Yeminlerinizin yönettiği genç kızlarınız, tamam, kendi iffetlerini kendileri korurlar
ama korumaya bir de dış etken katılıyor.
Yüklemin telaffuz edilmeyen Öznesi odur.
Edilgen: onlar iffetçe korunmakta iken
Etken..: islam onları korumakta iken
Peki ne yapılacak
islam onları koruyup dururken
onlar uygunsuz davranırsa?
Nisâ 25:
bağımsız müminelerin yarı cezasına çarpılacaklar
fe aleyhinne nısfu mâ alel muhsanâti minel azâb
Sevgili yolcu42,
Bu tür uzun iletilerde
dikkat dağılabiliyor.
Bu söylediklerimle ilgili
kısa bir anı anlatayım.
Belki dikati dağılmaktan kurtarır.
Bir akşam işten evlerimize dağılırken
aniden yağmur bastırdı.
Yürümek imkansız.
Bir arkadaşın arabasına doluştuk.
En son
içeriye Amerikalı genç bir kız daldı ama yer yok.
Bir erkeğin kucağına oturuverdi. Hareket ettik.
Şimdi düşünün.
Bunu islam hoş görmez,
uygunsuz davranış sayar -fâhişeh (Ahzâb 30)
ama o kızımızın toplumu hoş görüyor.
İleti gerçekten uzadı,
daha sonra devam etmek üzere
burada keseyim.
Hem geribildirim de alırım belki, iyi olur.
.Last edited by Hasan Akçay; 26. February 2018, 07:45 AM.Comment
-
İlginç bişey söyliyeyim,
şaşıracaksınız:
Ahzâb sûresinde belirtildiği üzere
Muhammed nebiyle evli bazı kadınlar onun "yemininin yönettiği"dir -"mâ meleket yemîn"uke (50, 52)
ve bunlar eğer uygunsuz davranırlarsa cezaları iki katına çıkarılır -yudâaf lehâl azâbu dı’feyn (30).
Oysa bakın Nisâ 25'in mevcut "meal"lerinde ne deniyor:
Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanacaktır. (Yaşar Nuri Öztürk)
Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. (Diyanet)
fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb
Gördük mü?
Allah diyor evlendikten sonra iki kat ceza,
onlar diyor evlendikten sonra yarım ceza.
Abdülaziz Bayındır'ın deyimiyle,
peki gerçek nedir?
Nisâ 25'teki izâ uhsinne
islam tarafından korunur olmalarından sonra anlamına geliyor,
evliliğe geçtiklerinden sonra anlamına gel-mi-yor.
Gayrimüslimken yeminlerle bakımı üstlenilen genç kızlara
islama girmelerinden sonra yeni ortama alışma süresi tanıyor Allah,
onların henüz tam uyum sağlayamamış olmasını cezada indirim nedeni yapıyor yani bir tür ARTI AYRIMCILIK olayıdır bu
ve yalnızca geçici bir süre içindir, en geç evlenir evlenmez sona eriyor.
Hiç düşünmüyor ulema(?!)mız yazık ki...
Benim eşim
başka bir erkeğin kucağına oturacak, başka bir erkekle öpüşecek, hatta meallerde öne sürüldüğü üzere zina yapacak
ama sırf onu benim yeminim yönetiyor diye yarı ceza ile yırtacak.
Ne yarı cezası Allah aşkına,
tabancamı kaptığım gibi alın çatından fururum o şırfıntıyı, fururum!
Onunla öpüşen ırz düşmanını da fururum.
Kesmez, o yasayı çıkaranları da fururum. Evlilikte zinaya teşviktir o, ceza değil...
.Last edited by Hasan Akçay; 25. February 2018, 11:41 PM.Comment
-
Nisâ 25'teki "izâ uhsinne"yi
sayın Hakkı Yılmaz
Türkçeye sahiplenildiklerinde diye çevirmiş.
"İzâ uhsinne"yı
onlar islama girip te islam tarafından korunur olduklarında diye okumak
evlendiklerinde diye okumaktan elbet daha isabetlidir
ama Sayın Hakkı Ylımaz'ın sahiplenildiklerinde diye okuması çok daha isabetli.
Fakat en isabetlisi "Allah ne diyorsa o"dur
yani lafzî çeviri.
Yorumsuz, eksiltmesiz, artırmasız.
O'nun dediği: izâ uhsinne
yani korunmaktalarken.
Evliliğe girdiklerinde demiyor Allah,
sahiplenildiklerinde demiyor...
Korunmaktalarken diyor.
"Allah ne dediyse o"na razı olun, Allah'ın dediğini deyin yalnızca:
Korunmaktalarken uygunsuz davranırlarsa onların cezası bağımsız olanların yarı cezasıdır
fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb
.Last edited by Hasan Akçay; 26. February 2018, 01:59 AM.Comment
Comment