Hac izlenimleri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • dost1
    Site Yöneticisi
    • Sep 2008
    • 1905

    #76
    Selamun aleyküm, değerli Hasan Akçay kardeşim,

    Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
    Sayin kuman
    hemen yukardaki 60 nolu iletinize cevaben söyleyeceklerim
    daha önce söylediklerimin tekrari olacagi için
    simdilik cevabim yok.


    ***

    Bi köse yazari olarak Cüneyt Ülsever
    yillarca gerçekleri bi daha bi daha yazdigini ama bunun hiç bi ise yaramadigini görmüs.
    Artik yazmayacagini ilan etti.

    Bi sey degistirememeye
    kendi küçük dünyamdan tipik bi örnek vereyim.

    2007'nin baslarinda (belki adinin geçmesini istemez diye bu yazimdan adini sildigim) bi kardesimiz ve ben
    hanifdostlarda
    "et-tâbîne gayri ûlil irbeti min er-ricâl"i müzakere ettik.

    Hani, 24:31'de geçen
    ve tesettürcüler tarafindan
    inanan kadinin "mahrem"leri ilan edilen erkekler...
    tipki inanan kadinin babasi, erkek kardesi gibi.

    Ifadenin
    o kardesimiz tarafindan onaylanip sunulan
    çevirisi:

    kadina ihtiyaci olmayan erkek tâbiler

    Oysa dogru çevirinin ihtiyaçsiz erkek tâbiler olmasi gerekir
    çünkü Arapça metinde kadin anlamina gelebilecek hiç bi ifade yok;
    kardesimizin dikkatini buna çektim.

    "Tamam ama" dedi,
    ilahiyatçilar onu kadina ihtiyaci olmayan erkek tâbiler diye tercüme ediyor,
    o halde dogrusu odur.

    Dogrusu odur?

    Tesettür ugruna
    Islama sivastirilan ahlaksizligin, müstehcenligin kaynagidir
    o çarpitma.

    Eee?
    Allah'in o gerçegine kardesimizin dikkatini çektim de degisti?
    Hiç bisey.


    *

    Tesettürlü hanimlara sordum:

    Ilahiyatcilar diyor ki
    örnegin hadim edildigi için kadina ihtiyaci olmayan erkek hizmetçiniz,
    vücudunuzun avret sayilan yerlerini görebilirmis, tipki babaniz gibi.
    Caizmis bu.


    Siz ne diyorsunuz, caiz midir?
    Saçinizi, memelerinizi ve öteki avret yerlerinizi açar misiniz
    kadina ihtiyaci olmayan erkek tâbinize?

    Cevap:

    Hayir! Çünkü önemli olan
    onun bana nasil baktigi degil
    BENiM ona nasil baktigimdir.


    Bu kadar.

    Tesettürlü kardesimiz
    kadina ihtiyaci olmayan erkek hizmetçisini seksî bulabilir, onunla yatip "Öp beni, SIK beni!" diye sevisebilirmis.
    Tipki "Muhtesem Yüzyil"daki Sümbül Agaya asik olan kadinin yaptigi gibi.




    *

    Bunu
    baska yerlerde baska kimselere de
    anlattim.

    Sonuç?

    Tamam, tamam...
    Içindekini kustun iste.
    Yaylan simdi!


    Allah'in gerçegi?

    ________________________________________________
    *Cevher Hatun, kadina ihtiyaci olmayan Sümbül Aga'ya evlenme teklif ediyor:

    Hayatta her seyin bi çaresi bulunur, öyle degil mi.
    Anasiz babasiz kalmis bi sürü sabi var neticede. Aliriz evimize bir kaç tanesini. Bakariz onlara. Evlatlarimiz olur...
    Evlatlarimiz olur. Bi aile oluruz... Bi aile oluruz seninle. Kocaman mutlu bi aile oluruz
    .

    http://www.zapkolik.com/video/muhtes...im-2013-710604
    Hanif Dostlara gönderme yaptığınız kişi - eğer başkası ile de aynı konuda yazışmadı iseniz- dost1 adındaki kişi olan benim.

    Tüm yazılarınızda çekinmeden ismimi verebilirsiniz. Bence hiç bir sakıncası yok.
    konuya yabancı olan arkadaşlarımızın da bilgilenmesine yönelik olarak oradaki yazışmalarımızdan sözkonusu ettiğiniz yerleri buraya aktaracağım.

    Gönderen: 25 kasim 2006 Saat 10:32 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay
    Hayır, sevgili yasemin64 kardeşim. Sayın dost1 Allah'ın sözlerini fena halde çarpıtmış.

    Sayın dost1’in cilbab hakkındaki sözleri ne kadar doğruysa ziynetler hakkındaki sözleri o kadar yanlış. Ve onayladığı meallerin mütercimi Allah’ın sözlerini fütursuzca çarpıtmış.

    O çarpık ifadelerin yalnızca birine buyurun birlikte bakalım

    Allah’ın sözleri: ev ittabıyne gayri ûlil ırbeti miner rical
    Dost1’in onayı: yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar

    Görüldüğü gibi ilahî sözlerin içinde kadın anlamına gelen ünse kelimesi yok. Sayın dost1 tarafından onayladığı mütercim üretmiş o kelimeyi ve Allah’ın sözlerine eklemiş.

    Neden? Çünkü şu minareye kılıf arıyor:

    Allah ziynetler derken gûya ziynet (yerleri) demek istiyormuş yani avret yerleri. Örneğin kolyenin yeri olan gerdan, altın zincirin yeri olan memeler...

    İşte inanan bir kadın oralarını kendisine bağlı ihtiyaçsız erkeklere açabilirmiş. Allah gûya bunu caiz kılıyormuş.

    İTTABİIYNE GARİ ÛLİL IRBETİ MİNER RİCÂL, kadına ihtiyaç duymayan erkekler olsun ki kadın oralarını açınca şehvetle bakmasınlar...

    Ne kurgu ama değil mi. Bunu ben tesettürlü kardeşlerimize hep sordum:

    Tesettürcüler öne sürüyor ki örneğin altın zincirinizin yeri olan memelerinizi iğdiş erkek hizmetçinize açmanıza Allah izin veriyormuş. Bu iddiaya inanıyor musunuz?

    Kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkek hizmetçinize memelerinizi açar mısınız?

    Cevap: Hayır! Çünkü önemli olan asıl benim ona nasıl baktığımdır; onun bana nasıl baktığı değil.

    Anlaşıldı mı, efendim? Tesettürlü kardeşimiz iğdiş erkek hizmetçisini seksî bulabileceğini söylüyor. Canı çekebilirmiş onu. Hattâ belki evlenecek garibimle; yatağa girecek; fantezik aşk oyunları yapacak. "Öp beni!" diyecek; "Sık beni!" Orgazm oluncaya kadar.

    Tesettürcü ve namuslu beyler! Acaba Osmanlı sarayında erkeksizlikten imanı gevreyen kadınlar harem ağalarıyla bu tür ilişkilere girmedi mi? Emin misiniz?

    Bakın, tesettür uğruna İslama boca ettiğiniz fuhuş minaresine asla kılıf uyduramazsınız. Allah’ın sözlerini çarpıtsanız da uyduramazsınız. Çünkü Allah’la inatlaşıyorsunuz. Bırakın bu pis işleri.

    Bırakın inanan kadının memelerini elin adamlarına açıvermeyi. Utanın biraz.

    Sübhanallah, Hasan Akçay

    Gönderen: 25 kasim 2006 Saat 13:43 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay
    "İttabiıyne gayri ûlil ırbeti miner ricâl"in açılımı şöyle:

    ittabiıyne: bağlı
    ırbe: ihtiyaç
    gayri ûlil ırbe: ihtiyaçsız
    miner rical: erkeklerden

    kadınlara bağlı erkeklerden ihtiyaçsız olanlar.
    Kadınların ihtiyaçsız erkek hizmetçileri.

    Örneğin günümüzde Bayan Sabancı gibi fabrika sahibi bir iş kadınına bağlı erkek işçiler. İslamın kurulduğu ortamda Hz Hatice gibi kervan sahibi bir iş kadınına bağlı erkek işçiler.

    Ayette bunların ihtiyaçsız olduğu belirtilmiş ama hangi konuda ihtiyaçsız olduğu yoruma bırakılmış. İki yorum var:

    (1)Tesettürcülerin yorumu: o erkekler kadın konusunda ihtiyaçsızdır; tıpkı iğdiş haremağaları gibi. Bunun ne kadar abes ve ahlaksız bir iddia olduğunu bir önceki iletimde anlatmaya çalıştım.

    (2)Başka bir yorum: o erkekler kolye ve zincir anlamındaki ziynetler konusunda ihtiyçsızdır. Açıklamaya çalışayım:

    Diyelim ki Bayan Sabancı’nın işçileri aralarında para toplayıp doğum gününde ona altın bir zincir armağan ettiler. İhtiyaç duymazlardı o takı ziynetine. Duysalardı armağan etmeyip kendilerine saklarlardı.

    Kaldi ki Bayan Sabancı kendi verdikleri armağana göz diken o işçileri güvenilir bulmaz, işten atardı.

    Şimdi ayetteki icazeteti alalım:

    ziynetlerini kimseye açmasınlar –la yübdîne zînet ehünne
    hariç -illa
    kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkler -ittiabiıyne gayri ûlil ırbeti miner ricâl

    Ziynetlerini kimseye açmasınlar ama kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkekler başka

    O erkek işçiler kendi armağanları olan altın zincire ihtiyaç duyazlar ama verdikleri kişinin hoşuna gidip gitmediğini öğrenmek isterler. Bayan Sabancı'nın onu kendilerinden saklaması beğenmediği izlenimini verir. İşçiler kendilerini aşağılanmış hissederler. Onun için blüzünün üstüne takıp onlarae göstermesi yalnzıca caiz değil aynı zamanda zarutettir.

    Ayette söylenen işte bu.

    Ama altın zincirin yeri olan memelerini? Asla. Tesettür bid’atı uğruna yüzyıllardır Allah’a atılmakta olan çirkin bir iftiradır bu. Ve İslama boca edilen fuhuş...

    Sevgi ile,

    Gönderen: 26 kasim 2006 Saat 04:37 | Kayıtlı IP Alıntı Hasan Akcay
    Savana kareşim,

    Takılan ziynetler, sizin de açıkladığınız üzere kadını karşı cinse elbet cazip hale getirir. Ama cazibenin kaynağı yine de malîdir; bedenî değil. Zaten siz de yüzüğün pahasına dikkat çekerek bu gerçeği dile getiriyorsunuz.

    Ayrıca, düşünülse başka türlü cazibeler de akla gelebilir. Yüzüğün üzerindeki ambleme göre siyasî, dinî, ahlakî... Ama Nûr 31'de sözü edilen cazibe tek: malî cazibe.

    O yüzden ben bu tür ayrıntılara dalınıp lafın saptırılmasında yarar göremiyorum. Örneğin ziynetlerin değişik ayetlerde değişik anlamlara geldiğinin anlatılması hiçbir işe yaramaz.

    Çünkü Nûr 31'deki ziynetler örneğin dünya malı olamaz; evlatlar olamaz... Şu iki şeyin yalnızca biri olabilir: (1)ziynetler, (2)ziynetlerin yerleri.

    Yüce Allah ziynetler diyor; tesettürcüler onu ziynet yerleri diye çarpıtıyor. Fesadın sebebi bu çarpıtma.

    Allah'ın ziynetler kelimesine beşerin yerler kelimesini ekleyip ziynet yerleri diye üretilen avret türü... Yok öyle bir avret Allah'ın dininde. Tamamen hevadır; vehimdir; fesattır.

    İslamın başına yüzkızartıcı haller gelmiş bu fesat yüzünden. Benim tepkim buna.

    Allah'ın dediğini Allah'a bırakmıyorlar. Sanki Allah bir şey demek istemiş de gûya becerememiş; Allah adına deyiveriyorlar.

    Örneğin Allah "inanan kadınlara bağlı ihtiyaçsız erkekler" diyor. IRBE yalnızca ihtiyaç demek. İhtiyaçsız -gayi ûlil ırbe. "Olmaaaz!" diyorlar. "kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkekler" demek lazım.

    Bunu tefsir bölümünde yapsalar hoş görmek mümkün ama meal bölümünde yapıyorlar. Oysa meal ASLI GİBİ olmak zorundadır.

    Sokaktaki insanlar bunun ayırdında değil. Kendilerine dayatılan meallerin ASLI GİBİ olduğunu sanıyorlar yani Allah'ın sözleri. Kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeler ifadesindeki kadına kelimesinin Allah'ın sözü olduğunu sanıyorlar.

    İyi niyetine bütün kalbimde inandığım yaseminlerimiz bu hinliğin ayırdında değil. İçim yanıyor.

    Sevgi ile, Hasan Akçay
    Size yazdığım mesaj:

    Gönderen: 26 kasim 2006 Saat 04:37 | Kayıtlı IP Alıntı dost1
    Selamün Aleyküm! Değerli Hasan Akçay Kardeşim!

    Hasan Akçay yazdı:

    Hayır, sevgili yasemin64 kardeşim. Sayın dost1 Allah'ın sözlerini fena halde çarpıtmış.

    Sayın dost1’in cilbab hakkındaki sözleri ne kadar doğruysa ziynetler hakkındaki sözleri o kadar yanlış. Ve onayladığı meallerin mütercimi Allah’ın sözlerini fütursuzca çarpıtmış.

    O çarpık ifadelerin yalnızca birine buyurun birlikte bakalım

    Allah’ın sözleri: ev ittabıyne gayri ûlil ırbeti miner rical

    Dost1’in onayı: yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar

    Görüldüğü gibi ilahî sözlerin içinde kadın anlamına gelen ünse kelimesi yok. Sayın dost1 tarafından onayladığı mütercim üretmiş o kelimeyi ve Allah’ın sözlerine eklemiş.

    Neden? Çünkü şu minareye kılıf arıyor:

    Allah ziynetler derken gûya ziynet (yerleri) demek istiyormuş yani avret yerleri. Örneğin kolyenin yeri olan gerdan, altın zincirin yeri olan memeler...


    Yazmış olduğum yazıda böyle bir ifadeyi alıntı yaparak gösterir misiniz?

    Yazım genelde soruları içeriyor. Sorularla ilgili cevaplarınızı göremedim.

    Ayette geçen ZİNET kelimesini müteşabih olarak gördüğümden Kur’an’da başka ayetlerde kullanılan ZİYNET kelimelerine gönderme yaparak bu kelime ile ilgili görüşlerin açığa çıkmasını istedim.

    Bu formu okuyan kardeşlerimizin daha sağlıklı olarak karar verebilmeleri için muhkem,müteşabih ve tevil kelimeleri hakkında kısa bir anlayış sunmak istiyorum.

    Rabbımız Zümer Suresinin 23. ayeti ile Ali İmran suresinin 7. ayetinde, kuran ayetlerinin muhkem ve müteşabih olduğunu belirtiyor.

    Muhkem nedir? Müteşabih nedir?
    Bunlar birbirinin zıttı kavramlar mıdır? Yoksa değil midir?

    Muhkem ayet, hüküm içeren ayet demektir.Bu ayetler açıktır,nettir ve tek bir anlam ifade ederler.

    Müteşabih ayet, birden çok, birbirine benzer, birbirinden güzel anlamlar içeren, her bir anlamı da açık olan ayet demektir.
    Bu tür ayetler; örnekleme ve benzetmelerle her kültür seviyesindeki insanların anlayabilecekleri, Kim, hangi anlamı anlarsa anlasın, bu anlamların hepsinin de, doğru olduğu ayetlerdir.

    Tevil , kimilerinin yorumlamak, kimilerinin de tefsir diye belirtiği anlamı çarpıtılmış bir sözcüktür.

    Tevil türediği kökün anlamına sadık kalınarak açıklandığında ise arkalaştırma yani birinci,ikinci,üçüncü gibi ard arda dizme demektir.

    Müteşabih ayetlerin tevili denildiğinde: Bu tür ayetlerin birbirine benzer , birbirinden güzel anlamlarının birinci, ikinci, üçüncü … şeklinde arka arkaya sıralanmasının olduğu anlaşılmalıdır.


    “ev ittabıyne gayri ûlil ırbeti miner rical”

    Evet bu ayetin içinde gerçekten de kadın kelimesi yok.

    Allah Razı olsun. Ayetin açılımını vermişsiniz.

    İttabiıyne gayri ûlil ırbeti miner ricâl"in açılımı şöyle:
    ittabiıyne: bağlı
    ırbe: ihtiyaç
    gayri ûlil ırbe: ihtiyaçsız
    miner rical: erkeklerden

    kadınlara bağlı erkeklerden ihtiyaçsız olanlar.
    Kadınların ihtiyaçsız erkek hizmetçileri.

    Yukarıdaki iletinizde “Görüldüğü gibi ilahî sözlerin içinde kadın anlamına gelen ünse kelimesi yok. Sayın dost1 tarafından onayladığı mütercim üretmiş o kelimeyi ve Allah’ın sözlerine eklemiş.

    Neden? Çünkü şu minareye kılıf arıyor:” diyorsunuz.



    “kadınlara bağlı erkeklerden ihtiyaçsız olanlar” “Kadınların ihtiyaçsız erkek hizmetçileri”

    Yukarıdaki verdiğiniz mealde kadınlara, Kadınların kelimesini nereden bulduğunuzu öğrenebilir miyim?

    Gerçekten dediğiniz -“ ilahî sözlerin içinde kadın anlamına gelen ünse kelimesi yok.” -gibi ayette ünse kelimesi yok.



    Değerli Kardeşim!

    “ev ittabıyne gayri ûlil ırbeti miner rical”

    Bu ayette “kadına ihtiyaç duymaz olmuş” olarak meallendirilen “gayri ûlil ırbeti” dir.

    Nedeni de aşağıda belirtiğim tahlilin sonucudur.

    "mişye" ve "cilse" kelimelerinin "meşy" (yürümek) ve "culûs" (oturma) masdarlarından oluşu gibi, "Irbe" kelimesi, "el-Erbü" masdarındandır.
    "Erb"; birşeye ihtiyaç hissetmek, düşkün olmak ve arzu duymak demektir.
    "irbe" kadınlara ihtiyaç hisseden şehevi duygulan olan demektir.
    "Eryeb" kelimesi de ihtiyaç manasınadır.


    "gayr" kelimesi iki şekilde okunmuştur.
    Birinci kıraat İbn Âmir, Ebu Bekir ve Ebu Cafer, istisna veya hal olarak nasb ile (gayra), okumuşlardır ki buna göre bu "kadınlara âciz olarak bulunan hizmetçiler demektir.
    İkinci kıraat ise, sıfat olarak bunun mecrûr ile (gayri) okumuşlardır




    Değerli Kardeşim!

    “ Neden? Çünkü şu minareye kılıf arıyor: “ diyerek tesbit yapmaya devam etmişsiniz.



    İşte inanan bir kadın oralarını kendisine bağlı ihtiyaçsız erkeklere açabilirmiş. Allah gûya bunu caiz kılıyormuş.



    İTTABİIYNE GARİ ÛLİL IRBETİ MİNER RİCÂL, kadına ihtiyaç duymayan erkekler olsun ki kadın oralarını açınca şehvetle bakmasınlar...



    Ne kurgu ama değil mi. Bunu ben tesettürlü kardeşlerimize hep sordum:



    Tesettürcüler öne sürüyor ki örneğin altın zincirinizin yeri olan memelerinizi iğdiş erkek hizmetçinize açmanıza Allah izin veriyormuş. Bu iddiaya inanıyor musunuz?



    Kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkek hizmetçinize memelerinizi açar mısınız?



    Cevap: Hayır! Çünkü önemli olan asıl benim ona nasıl baktığımdır; onun bana nasıl baktığı değil.

    Anlaşıldı mı, efendim? Tesettürlü kardeşimiz iğdiş erkek hizmetçisini seksî bulabileceğini söylüyor. Canı çekebilirmiş onu. Hattâ belki evlenecek garibimle; yatağa girecek; fantezik aşk oyunları yapacak. "Öp beni!" diyecek; "Sık beni!" Orgazm oluncaya kadar.





    Tesettürcü ve namuslu beyler! Acaba Osmanlı sarayında erkeksizlikten imanı gevreyen kadınlar harem ağalarıyla bu tür ilişkilere girmedi mi? Emin misiniz?



    Bakın, tesettür uğruna İslama boca ettiğiniz fuhuş minaresine asla kılıf uyduramazsınız. Allah’ın sözlerini çarpıtsanız da uyduramazsınız. Çünkü Allah’la inatlaşıyorsunuz. Bırakın bu pis işleri.



    Bırakın inanan kadının memelerini elin adamlarına açıvermeyi. Utanın biraz.


    Sergilediğiniz mizansene ne diyebilirim ki?

    Karar, bu mizanseni okuyan kardeşlerimizindir.

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.

    Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

    Sevgi,saygı ve muhabbetle .

    Allah'a emanet olunuz.

    İlgilenen kardeşlerimiz aşağıdaki bağlantıya tıklayarak yazışmaların tamamını okuyabilirler.

    Buraya tıklar mısınız?

    Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.

    Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

    Sevgi,saygı ve muhabbetle .

    Allah'a emanet olunuz.
    Halil Ay

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #77
      Selamun aleyküm, değerli bartsimpson kardeşim,

      Hasan Akçay kardeşimizle olan yazışmalarınızdaki sözkonusu "avret" sözcüğü ile ilgili oluşan soruları gidermeye yardımcı olur düşüncesiyle:

      عور - 'avr sözcüğünden türeyen عورة - 'avret –çoğulu, عورات'tır - 'avrât'tır– sözcüğü, lügatte "yarık, yırtık, açık, gedik, korumasız" demektir. İlk vaz'ı, "ağızdaki ön dişlerin gedikliği" anlamındadır. [102–19] Lisânu'l-Arab, “Avr” mad.

      Sözcüğün Kur'ân'da hangi anlamda kullanıldığını görmek için, sözcüğün geçtiği diğer Âyetlere de bakılması gerekir:

      (Ahzâb: 13) Ve hani bunlardan bir grup, "Ey Yesrib [Medine] halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün" diyorlardı. Onlardan bir kısmı da, "Evlerimiz gerçekten savunmasızdır ['avret'tir]" diyerek peygamber'den izin istiyorlardı. Hâlbuki onlar [evleri] savunmasız ['avret] değildi. Onlar, sadece kaçmak istiyorlardı.

      (Nur: 58) Ey iman etmiş kimseler! Yemînlerinizin sahip olduğu kimseler, sizden erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız üç durumda; sabah salâtından önce, öğle vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, ışa [gece] salâtından sonra izin istesinler. Bunlar sizin için üç avrettir [açık ve korumasız, üç zamandır]. Bunlar dışında ne size ne de onlara bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, bazınız bazınızın üzerindedir. Allah, Âyetleri size işte böyle açığa koyuyor. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

      Görüldüğü gibi "avret" sözcüğü, Ahzâb Sûresinin 13. Âyetinde 2 kez geçmekte ve her ikisinde de "açık, korumasız" anlamında kullanılmaktadır.
      Nur Sûresinin 58. Âyetinde ise çoğul hâliyle "avrât" olarak geçen sözcük, bu kez insanların korumasız, savunmasız pozisyonunu anlatmak için kullanılmış ve sabah salâtı öncesi, kaylûle denilen öğle vaktindeki uyku zamanı ve yatsı salâtı sonrası, üç avret olarak nitelenmiştir. Gerçekten de kişiye özel bu zamanlar; korunma, savunma, kendine çeki düzen verme imkânının olmadığı zamanlardır.

      Yukarıdaki Âyetlerden "avret" sözcüğünün, "muhkem olmayan, sağlam olmayan, kendini koruyamayan" anlamlarında kullanıldığı kesin olarak öğrenildikten sonra, Nur Sûresindeki, "avrâtu'n-nisâ" [kadınların avretleri] tamlamasının daha kolay anlaşılması mümkündür. "Avrâtu'n-nisâ" tamlamasındaki "avret" sözcüğü de, aynı anlamda olup, kadınların korunmasız, karşı koyamayan, savunma yapamayan yerleri için kullanılmıştır. Kadınların bu pasif organları ise, cinsel organı ile makatıdır. Çünkü bu organlar; el, ayak ve göz gibi kendisini dış etkilere karşı koruyamaz, harici etkilere tepki veremez; müdahalelere karşı pasiftir.

      Kadının avreti konusunda rivâyetlerden kaynaklanan onlarca görüş üretilmiş, mezhepler de birbirinden farklı olarak değişik avret yerleri benimsemişlerdir. Meselâ, Mâlikîler avreti, "galiz[birinci dereceden] avret" ve "hafif[ikinci dereceden] avret" olmak üzere iki kısıma ayırmışlar, cinsel organ ile makatı galiz avret, ziynet sayılan organları da hafif avret olarak kabul etmişlerdir. Mâlikîlerdeki bu anlayışın, yani ziynet sayılan yerlerin ikinci dereceden avret olduğu anlayışının, daha takvâlı bir hayatın amaçlanmasına yönelik, ihtiyatlı bir görüş olarak değerlendirilmesi mümkündür. Fakat bu konudaki yorumcuların ekserisi, kadındaki avreti diz ile göbek arasındaki bölge olarak kabul etmişlerdir. Bizce bu sınır, hem Âyetteki organları hem bu organlara yaklaşma sınırlarını içine aldığından kabule en şayan olanıdır. Ama Âyetin açık ifadesi de kesin olarak bilinmeli ve aksi iddia edilmemelidir. Çünkü eğer Allah isteseydi bu konuda da – Mâide Sûresinin 6. Âyetinde olduğu gibi– milimetrik sınırlar belirlerdi. Kur'ân'da böyle sınırlar belirlenmediğine göre, ayrıntıların değerlendirilmesi Yüce Allah tarafından kullara bırakılmış demektir. Zaten bu konudaki görüşlerin çokluğu ve birbirinden farklılığı da konunun Allah tarafından kullara bırakılmış olmasındandır.
      Bu açıklamalardan sonra konumuz olan Âyetteki, kadınların avretlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar ifadesine dönülecek olursa, burada bizce, kadınlarının cinsel organlarının işlevlerini henüz öğrenmemiş, bunu anlayabilecek yaşa gelmemiş çocuklar kastedilmektedir. Bu yaşlardaki çocukların cinsel organları da gelişmemiş olduğundan, karşılıklı olarak bir etkilenme söz konusu olmaz.

      Kusursuzluk sadece Allah!a mahsusdur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.
      Halil Ay

      Comment

      • dost1
        Site Yöneticisi
        • Sep 2008
        • 1905

        #78
        Selamun aleyküm, değerli Hasan Akçay Kardeşim.

        Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
        Ama iman etmediyseniz... apisarasi açikta dolasan biri bile olabilirsiniz.
        Ve sizin IRZ anlayisiniz Kuran'dakinden daha KATI olabilir.


        Güzel kardesim,
        buradaki SiZ
        her hangi bi insan demek.

        "Yok ben anlatamadim, yok siz yanlis anladiniz"
        tartismasi baslatmak ta degil niyetim;
        "siz"i insan anlaminda kullandim diyorum, o kadar.
        Aman dikkat.

        Aslinda aklimdan geçen,
        Avustralya yerlileri idi.

        Ve
        Elmalili'nin apisarasi dedigi "ferc"in baska,
        "IRZ"IN baska olduguna dikkat çekmekti.

        Hadi "ben" diyeyim:

        Ben
        beni ameliyat edenlere apisarami teslim ettim
        ama "IRZ"IMI... asla.
        Irzın Türkçeye geçmiş anlamına göre haklısınız ama Arapça olan sözcüğün gerçek anlamına göre ne yazık ki, siz, sizi ameliyat edenlere sadece apışaranızı değil IRZINIZI da teslim etmiş oluyorsunuz.

        Lütfen anadili arapça olan arkadaşınıza; "Irz nedir?" diye sorar mısınız ?

        Kusursuzluk sadece Allah!a mahsusdur.
        Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
        Sevgi,saygı ve muhabbetle.
        Allah'a emanet olunuz.
        Halil Ay

        Comment

        • Hasan Akçay
          Uzman Üye
          • Dec 2010
          • 826

          #79
          et-tâbiîne gayri ûlil IRBETi min er-ricâl
          onlarin
          KADINA ihtiyaci olmayan erkek tâbileri degil
          "IHTIYAÇSIZ erkek tâbileri"dir.

          Ama say ki KADINA ihtiyaci yoktur o tâbilerin...
          hiç farketmez
          yani bu, o erkekleri
          inanan kadinin erkek kardesi, babasi, amcasi... misillu "mahrem"leri yapmaz.

          Kanit isteyene Sümbül Aga örnegi yeter.

          Ne diyor
          KADINA ihtiyaci olmayan Sümbül Aga'ya
          evlenme teklif eden Cevher Hatun:

          Hayatta her seyin bi çaresi bulunur, öyle degil mi.
          Anasiz babasiz kalmis bi sürü sabi var neticede. Aliriz evimize bir kaç tanesini. Bakariz onlara. Evlatlarimiz olur...
          Evlatlarimiz olur. Bi aile oluruz... Bi aile oluruz seninle. Kocaman mutlu bi aile oluruz.




          Tesettürlü hanimlarin
          "Avret saydiginiz saçinizi basinizi, memelerinizi... KADINA ihtiyaci olmayan erkek tâbilerinize açar misiniz?"
          sorusuna verdikleri cevap ta bunu gösteriyor:

          Hayir. Çünkü önemli olan
          onun bana nasil baktigi degil
          BENiM ona nasil baktigimdir.


          Inanmiyor tesettürlü hanimlar
          çalinan tesettür minaresine tesettürcü ulemanin uydurdugu
          "inanan kadinin KADINA ihtiyaci olmayan erkek tâbileri onun mahremidir"
          kilifina.
          Last edited by Hasan Akçay; 9. November 2015, 01:46 AM.

          Comment

          • kuman
            Uzman Üye
            • Mar 2013
            • 583

            #80
            Neden tesetturlu hanimlara sordunuz sadece tesettursuzlere de sorsaydiniz ya.

            Belki mini etek giyen kadinlar baska birsey diyecek bir sorsaniza.

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #81
              Sayın Bartsimpson'a katılmamak imkânsız.
              Adamların düşüncelerinde nedense hep apış arası; onlarsız düşünce sistemleri çalışmıyor.
              Nedense "rical" kelimesini hep "erkek" diye anlatıyorlar. Bir de olmayan "kadın" ifadesini ekledin mi iş tamam.
              Halbuki "rical" bir devletin, bir toplumun idari işlerini yürüten, yürütme güçlerini elinde tutan yüksek dereceli personeldir. İsterseniz bir devletin işlerinin iyi bir şekilde yürütülmesi için planlamalar yapıp bu planlamaya göre iş sahası yaratan, işçi alan, işe son veren mevkilerdekilerdir. Kadın da olabilir erkek de olabilirler.

              Kimdir bunlara ihtiyaç duymayacak olanlar?
              En başta akla gelen emekli olmuş olanlardır.

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.

              Comment

              • bartsimpson
                Super Moderator
                • Mar 2012
                • 692

                #82
                Galip beyin müteşabih ayet yorumlarına şapka çıkarmamak mümkün değil.
                "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                Comment

                • galipyetkin
                  Uzman Üye
                  • Sep 2011
                  • 1389

                  #83
                  Sayın bartsimpson.

                  Teşekkür ederim.
                  Fakat bu konudaki meramımı daha evvelce şurada:
                  http://www.hanifler.com/showthread.p...0614#post20614
                  ifade etmeye çalışmış ve açıkça şöyle demiştik:
                  "Bu çeviriler sanki bir kısım insanlar içinmiş gibi çevrilmekte ve sanki her ihtiyar kadın ziynetlerle donatılmış gibi anlatılmaktadır. Diyelim ki ziynet sahibi olmayan kadınlar ve de erkekler bu ayetten "bana ne yahu", "bu ayet bazı kişilere özel" demez mi? Bu da Kur'an'a aykırı değil mi?

                  Biz bu ayette geçen "nikâh" kelimesinden "iş aktini" yani iş bulmayı, "kadın" kelimesinden "işi", "ziynetten" maharetlerini/bilgilerini, "iffet"ten de "ununu eleyip eleğini duvara asmayı/itidal içinde bulunmayı" anlamaktayız. Bu anlayışa göre ayet bana şöyle hitap ediyor.
                  "İş bulma ümidi/çalışma gücü kalmamış kocamışlar/emekli yaşı gelmişler, köşelerine çekilip, kendi iş yaşamı ve hayatı hakkında ukalalık yapmadan, elini eteğini işten çekerek (yenilere yer açarak/emekli olarak) itidal içinde yaşasınlar, ukalalığı bırakıp yeniliklere ayak uydursunlar"

                  Bize küçüklüğümüzde, ilkokula giderken mesleğin, sanatın/zanaatın bir altın bilezik yani bir "ziynet" olduğu öğretilmiş ve herkesin meselâ öğretmenlik, mühendislik,marangozluk,kalaycılık vs gibi bir meslek, bir sanat/zanaat sahibi olması yönünde öğretmenlerimizce teşvik edilmiştik. Bizim ziynet anlayışımız burada böyle.

                  Saygılarımla.
                  Galip Yetkin.
                  Last edited by galipyetkin; 7. December 2019, 04:15 PM.

                  Comment

                  • bartsimpson
                    Super Moderator
                    • Mar 2012
                    • 692

                    #84
                    Bu kadın cehennemin en dibine atılmalı. Cehennem kütüklerinin ateşe en yakın olanına girmeli. Baksanıza şuna hem mini etek giymiş, hem çömeliyor orasını burasını tanımadığı erkeğe gösteriyor, hem de tanımadığı bir erkekle el sıkışıyor. Üstelik bunları ulu orta yapıyor.

                    Haksız mıyım?

                    "Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #85
                      Bir müminin "avret"i yalnizca esine açabilecegi "ferc"idir
                      ki 50:6'da görüldügü üzere YARIK anlamini tasiyor.
                      Elmalili'nin belirttigine göre halk arasinda buna apisarasi denir.

                      Bunun
                      mini etekle
                      ilgisi yok.

                      Çünkü bir müminin saklamasi gereken yeri apisarasidir;
                      mümin orasini sakladiktan sonra
                      mini etek giymis, maksi etek giymis...farketmez.


                      *

                      Ayetlerin Türkçe çevirilerinde
                      ferc kelimesi
                      IRZ, namus diye geçiyor.

                      Oysa IRZ baskadir,
                      apisarasi baska.

                      Her insan
                      mecbur kaldiginda örnegin ameliyat masasinda
                      apisarasini teslim eder ama irzini teslim etmez.


                      *

                      Bi de... bu forumda
                      IRZ kelimesinin dogru anlami için kelimenin Arapça köküne bakilmasi istendi
                      ama meallerdeki IRZ kelimesi Arapça degil Türkçedir;
                      hangi anlama geliyor diye kelimenin Arapça köküne bakmanin lüzümu yok.
                      Türkçedeki IRZ kelimesinin anlamini Türkler belirlemistir.
                      Örnegin IRZ düsmani derler.
                      Last edited by Hasan Akçay; 14. November 2015, 05:39 AM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #86
                        Benim gördügüm
                        ayetlerde "apisarasi"na atifta bulunulduktan sonra
                        iki kural dile getiriliyor
                        yani apisarasindan söz edilmesinin gerekçesi bu iki kural.

                        1.Mümin temiz olacak:

                        Inanan erkeklere söyle, bakislarini kissinlar ve apisaralarini saklasinlar; onlar için TEMiZ olan budur (24:30).
                        Ve inanan kadinlara söyle, bakislarini kissinlar ve apisaralarini saklasinlar... (24:31).


                        2.Inanan KADINLAR ve inanan erkekler "TEK es"lidir:

                        Müminler o kimselerdir ki
                        apisaralarini saklarlar ama esleri YA DA yeminlerinin malik olduklari hariç.
                        Yalnizca onlarla ilgili olarak kinanmazlar. (23:5-6, 70:29-30)
                        Last edited by Hasan Akçay; 14. November 2015, 05:40 AM.

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #87
                          Senelerdir anlatıp duruyorlar da bir türlü benim kalın kafam şu anlatılanlara bir türlü erişemiyor.

                          Deniyor ki: "inanan kadın ve erkekler TEK EŞ'lidirler". Ne kadar açık.

                          Ama apış arasını teşhire gelince:
                          1- Ya eşi
                          2- Ya da "yeminlerinin malik olduğu"
                          HARİÇ başka kimseye göstermezler.

                          Eeee... Hani tek eşli idiler di de burada iki kişi ile cinsel ilişki kuruyorlar
                          Nisa -3 ayetine göre "dörder tane karı" aldırıyorlar, ama kadınlar avucunu yalıyor.
                          Peygambere 13 tane karı yakıştırıp peşine de bir sürü akraba kızı takıyorlar.

                          Kocasını anladık; ama kim bu kadınların"yeminlerin malik oldukları"?
                          Stepneleri mi?
                          Meselâ Arabistan'da veya bir zamanlar Benazir Butto adlı kadın başbakan çıkarmış Afganistan'da bu gün zaten kendisi yok olan kadının kocasından başka, yeminle malik olduğu kimdir?
                          Türk kadınınınki kimdir?

                          Bir türlü kafam basmıyor.

                          Saygılarımla.
                          Galip Yetkin.
                          Last edited by galipyetkin; 14. November 2015, 12:40 PM.

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #88
                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            Senelerdir anlatıp duruyorlar da bir türlü benim kalın kafam şu anlatılanlara bir türlü erişemiyor.
                            Benim söyledigim de o ya.

                            Siz istediginiz kadar 2 + 2 = 4 deyin
                            vatandas inanmis bi kere 2 + 2 = 5 olduguna.
                            Hiç bisey degismiyor.

                            Örnegin
                            Eeee... Hani tek eşli idiler di de burada iki kişi ile cinsel ilişki kuruyorlar...

                            Bi de video koyup anlattim bunu.


                            Iki kisi ile degil
                            yalnizca 1 (bir) kisi ile
                            iliski kuruyorlar.

                            Çünkü
                            ayette YA DA anlamina gelen ev, أوْ baglaci var.
                            Iki seyden yalnizca biri seçilip alinabilir demek bu
                            yani hem o HEM DE öteki degil
                            ya o YA DA öteki.

                            Inanan birisi apisarasini
                            ya esine açabilir
                            YA DA yemini kime malikse ona.
                            Last edited by Hasan Akçay; 15. November 2015, 06:43 AM.

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #89
                              Değil mi ya!
                              Nikah yapmaya ne gerek var? Hele bi kadın bi herife
                              -"Gel len; yat aşağı." dedi mi, daha demeden iş biter.

                              Geldiği gibi de gider.

                              Gitmez mi?

                              Yok, yav!
                              Vur kıçına tekmeyi ....

                              Ama kadın oldu mu resmi nikahtan boşansa bile ayrılamaz Türkiye'de! Önünde sonunda yer kurşunu!

                              Her ne ise. Verilen bilgiler için teşekkürler.
                              Bizim maksadımız kendi görüşümüze de dikkatleri çekmek idi. Biz "nikah" diye ifade edilen kelimeyi iş hukukunu ifade eden bir terim olarak algılıyoruz ve mesela Nisa 3. ayetteki ikişer, üçer, dörder evlendırin ifadesini biz özel teşebbüse verilmiş bir talimat sayıyor, görüyor ve devlete vereceğiniz zekattan masraflarını karşılamak üzere işlerinize yatırım yapıp genişleterek işsizleri/yetimleri ikişer üçer, dörder işe alın, iş verin olarak algılıyoruz.

                              Daha evvel açıkladığım bu düşüncemi tekrarlama imkânı bulabildiğimden mutlu oldum. Teşekkürler.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin.
                              Last edited by galipyetkin; 26. July 2018, 02:25 PM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #90
                                Sefa ve Merve Allah'in isaretleridir... (2:158)

                                Say
                                yani bu iki isaretin arasinda gidip gelmek
                                "dinî hac"cin içinde yer alirMIS gibi yapiliyor
                                ama alâkasi yok.

                                Ayetin devamindan açik ve net olarak anlasiliyor bu:

                                "Ev"i hac edenler, o ikisinin arasinda gidip gelmekle,
                                günah islemis olmazlar, lâ cünahe...


                                Yani "dinî hac"la alâkasizligi bi yana
                                günah olma ihtimali bile vardir ki
                                inananlar günah midir diye sormak ihtiyaci duymuslar.

                                Neden günah olabilir?
                                Çünkü müsriklere uyularak yapiliyor:

                                O iki düz yükselti
                                "ticarî hac"ta insanlara MÜSRiKLERiN et, süt, su... dagittigi yerlermis.
                                Daha çok insan gelsin diye.

                                Bi tür özendirme yani.
                                Ner kadar çok insan, o kadar çok alis veris, o kadar çok kâr.
                                Kureysin ekmek teknesi öyle doluyor.

                                Simdilerde hacilar için kurulan sofralar
                                (http://www.daimihuzur.com/galeri/27-...resimleri.html)
                                belki o günlerden bugünlere yansiyan bi gelenek.
                                Last edited by Hasan Akçay; 15. November 2015, 02:02 PM.

                                Comment

                                Working...