Hac izlenimleri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • galipyetkin
    Uzman Üye
    • Sep 2011
    • 1389

    #106
    İki gün evvel şöyle yazmışız:

    "Nisa-127 ile fetva istenen kadınları da mı evlendireceksiniz?
    Yetimin erkeği olmaz mı?"

    1-Sorular gayet basit ama Sayın Hasan Akçay demagoji yapmadan duramaz ki... Nisa-127. ayet ile sorduğumuz soruyu, ayeti her okumuş olan istisnasız herkes ne demek istediğimizi anlamıştır; Hasan Bey de anlamıştır ama bir kulp takacak ve mesleğini yapacak: demagoji.
    Türkçe yetmez, biraz Arapça karıştırarak, İngilizceyi de ekledin mi iş tamamlanır gibi olursa da yakında birleşmiş milletler genel kurulundaki hitap lisanları ile de gerekli açıklamaları yapacaktır insanları ikna için. Ama ikna edemez, çünkü, yanlışlarda dolaşıyor.

    2-Erkek yetimler mi? O da ne? Vurun kıçına tekmeyi. Çünkü Hasan Bey diyor ki:
    "Arapçada çogul zamir elleti (eril zamir "ellezîne"nin aksine) disildir, ve yetimleri degil kendilerine atifta bulunulan kadinlari temsil eder yalnizca. Zira yetâma (yetimler) erildir!

    Şimdi size bir yetim tanımı vereceğim:
    "Yetâmâ (nedim ve nedâmâ gibi) yetimin çoğuludur, veya çoğulun çoğuludur. "Yetim" yalnız kalma mânâsına "yetem"den alınmıştır. "Eşsiz inci"ye de "dürr-i yetim"(sedefinde tek inci) denilmiştir. İşte bu yalnız kalma düşüncesi ile babası vefat etmiş olana da "yetim" denilmiştir ki böyle yetim kalmaya da "yütm" denilir. Bundan dolayı, gerek küçüğe, gerek büyüğe bu tür hitap edilebilmektedir. Çünkü "babadan yalnız kalma" mânâsı kalıcıdır. Fakat örfe göre henüz kendini kurtaracak çağa ermemiş bulunanlara aittir. Bu yönden "yetim" kelimesi bir zayıflık ve özellikle akıl zayıflığı ve fikir noksanlığı mânâsı ile ilgilidir. Ve bundan dolayı erginlikten sonra bile rüştünü bulamayanlar üzerinde "yetim" ismi , lügat ve örf açısından kalıcı olabileceği gibi kocasından yalnız kalan kadınlara da yetim denilir. (ELMALILI)
    İşini kaybetmişlere, işsizlere de yetim denmektedir.

    Nerede yetimin erili, merili?
    Vur tekmeyi!

    Neyse biz de kendimizi kaptırmayalım.

    Bizim yönümüzden küçük kız da olsa, küçük erkek de olsa yetim olmasıyla, yetişkin
    muhtaç erkek veya kadın olmasının arasında fark yok.

    Biz bir kelime üzerinde ısrar ediyoruz. O da "NİSA" kelimesi ki sözlüklerde ve kitapta kadın diye yazsa da Kur'an'cası "İŞ"dir, çalışma hayatıdır.

    Hasan Bey'e sorduk: "Nisa 127. ayetteki kadınları da mı evlendireceksiniz diye?
    Bize bir sürü şey anlattı. Halbuki burada istenen fetva yetimlerin kadınları hakkında değil, yetimlerin "iş"leri hakkındadır.

    Diğer ayetteki ifade de "size temiz kızlar" değil,
    yetimleri "sizin temiz işleriniz" ile (Nisa-l27 deki nitelikler) buluşturundur.

    "NİSA" kelimesinin yerine kadın değil de "İŞ" kelimesini getirin, işi bitirin. Günaha girmeyin.

    Saygılarımla.
    Galip Yetkin.
    Last edited by galipyetkin; 7. December 2019, 04:55 PM.

    Comment

    • Hasan Akçay
      Uzman Üye
      • Dec 2010
      • 826

      #107
      Yanlis anlamalar, yanlis iddialar ortaya konuldugunda
      açiklamaya çalisiyorum.

      Örnegin
      "127 ile fetva istenen kadinlari da mi evlendireceksiniz?" denmis alayci bir üslüpla. Üslubu kâle almiyorum çünkü yanlis anlama ya da yanlis iddia degildir üslup.

      Sorunun beni ilgilendiren kismi ayetteki fiilin evlendirmek mi oldugudur.
      Cevap: Hayir, 127'deki fiil "evlenmek"tir, evlendirmek degil.

      Erkek yetimler mi? O da ne? Vurun kıçına tekmeyi.

      Vurun KIÇINA tekmeyi... Üslubu kâle almayacagimi söylemistim.
      Beni ilgilendiren, erkek yetimlerin DISLANDIGI iddiasidir.
      Cevap: Yok öyle bisey. Erkek yetimler de kiz istemeye gidilmek suretiyle evlendirilecek.

      Ama izin verin tekrar edeyim:

      Evlendirmek mal ile desteklemek seklinde degil. Çünkü o yetimlerin zaten MALLARI var. Himaye edenler birakin yetimleri malen desteklemeyi yetimlerin mallarini yemesinler yeter. Allah uyariyor (ayet 2): Onlarin mallarini kendi maliniza katip yemeyin, büyük günahtir bu, hûban kebîra.

      Hasan Bey diyor ki:
      "Arapçada çogul zamir elleti (eril zamir "ellezîne"nin aksine) disildir, ve yetimleri degil kendilerine atifta bulunulan kadinlari temsil eder yalnizca. Zira yetâma (yetimler) erildir!


      Hasan Bey demiyor onu kardesim;
      linkini verdigim yazida
      EDIP YUKSEL, LAYTH SALEH AL-SHAIBAN, MARTHA SCHULTE-NAFEH diyor.

      Bunlarin yaptiklari çalismalar ve verdikleri eserler hakkinda orada bilgi var. Ama Ingilizce.
      Ingilizce bilmiyorsaniz tercüme edeyim.

      Sizin Elmalili'dan yaptiginiz alintiya göre yetame yetim erkekler ve yetim kizlardir ama Arapça metindeki disil zamir ELLETî yetim erkekleri kapsamaz, ve bu da gösterir ki sizin kendileriyle evlenmek istedikleriniz, yetim erkekler ve yetim kizlar anlamindaki yetame degil onlarin kadinlaridir (ANNELERi). Ingilizceden tercüme edip sundugum alintida bu anlatiliyor.

      Nisâ 127:

      Yanlis: kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kilinan (miras)i vermediginiz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlar... (Diyanet)
      Muglak: yazilmis haklari olani kendilerine vermeyip de kendileriyle nikâhlanmak istediginiz kadinlarin yetimleri... (Y N Öztürk)
      Deneme: yetimlerin anneleri ki ONLARLA, kendilerine yazilmis olani vermeksizin, nikahlanmak istiyorsunuz... (H Akcay)
      ...yetâmen nisâi ELLETî lâ tu’tûnehunne mâ kutibe lehunne ve tergabûne en tenkihû HUNNE...

      Arapça metindeki ELLETî kesinlikle "kadinlar"dir, anneler...
      ama Y N Öztürk'ün çevirisindeki yetimlerin kadinlari anneler midir ya da onlarin yetimleri mi belli degil,
      muglak.
      Last edited by Hasan Akçay; 22. November 2015, 11:47 AM.

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #108
        Vurgulamak için
        bi daha:

        Yetame konusunda Elmalili ne diyorsa
        Edip Yüksel, Layth Saleh al-Shaiban... onu diyor:
        yetame "erkek ve disi yetimler"dir.

        Ek olarak
        ki ONLAR anlamina gelen elletî zamirine dikkat çekiyor
        Edip ve Layth:

        ELLETî disil olup
        "erkek yetimler"e gitmez; dolayisiyla "erkek yetimler"i içeren "yetame"ye gitmez.
        "yetamen nisâ"daki "nisâ"ya gider, kadinlara, annelere.

        Sizin
        kendileriyle, haklari olduguna hükmedilen her ne ise onu vermeden, evlenmek istedikleriniz
        yetim kizlar degil
        "yetim kizlar"in ve "yetim erkekler"in anneleridir.

        Çeviriyi buna göre yapmak gerekir.
        Last edited by Hasan Akçay; 22. November 2015, 02:20 AM.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #109
          Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
          Özgür ve ehil olduktan sonra
          evlenmek isteyen evlenir, kime ne?
          is kurmak isteyen kurar; kime ne?

          Size temiz kilinan kadinlari...
          taliplerine nikahlayacaksiniz.

          Sorunun beni ilgilendiren kismi ayetteki fiilin evlendirmek mi olduğudur.
          Cevap; Hayır 127'deki fiil evlenmektir, evlendirmek depil.
          a)-Niye kızlarla evleniyor da anneleri evlendiriyorsunuz?
          Niye kızlar size de dullar bize?

          b)-Anneleri ikişer, üçer, dörder evlendirdiniz, iyi-güzel. Evlendirdiklerinizle evlenen adil olmaktan korkmuyorsa, adil olacağından emin ise, ikişer, üçer, dörder nasıl olacak? "Eş üstüne eş" alma yasak değil mi?


          Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
          Evlendirmek mal ile desteklemek seklinde degil. Çünkü o yetimlerin zaten MALLARI var.
          Allah, Allah!
          O yetimlerin kimsesi olmaz da, kendisine ailesinden mal kalmış olabilir. Bunları anlarım.

          Ya annesi ya da bekar teyzesi veya halası varsa niye heriflerin himayesine girsin ki; mal var, kendisini yetiştirecek ve de " verdim gitti" diyebilecek bir büyük de var!

          Diyelim ki kimsesi yok ve mallarını verdiniz, özgür artık onlar. Ve bir müddet sonra hayatını tek başına sürdürürken taliplileri çıkmış.
          Ve diyorsunuz ki:"O eski yetimleriniz 'bize bir babalık yap' diyorlar. Taliplerini soruşturup
          -Verdim gitti.
          deme yetkisini veriyorlar size".

          Niye versinler ki:
          - Al malını, mülkünü, paranı; git kendi hayatını bundan sonra kendin kur, başının çaresine bak! diyorsun,
          Fakat evlenme hürriyetini vermiyorsun; illaki sen "verdim gitti" diyeceksin!
          Yok ya!
          Kendisi "kendimi sana verdim gitti" derse evlilik geçersiz mi olacak?

          "Ma meleket eymanu-kum" dedikleriniz evinizde küçük yaşta hizmetçi/besleme/uşak olarak kullanılan kız ve erkek çocukları, zamanı geldiğinde, istekleri halinde, o güne kadarki hizmetlerinin karşılığını tazminat kabilinden vereceksiniz; gönül rızası ile bıraktığına afiyet olsun. Değil mi?
          Ayetin son cümlesi, bu eymanu-kum'ları da "nikahlayın" diyor. Siz bundan karı-koca hukukunu mu anlıyorsunuz? Küçük yetim erkek ise kim evlenecek, veya kiminle evlendireceksiniz; kız ise kimle evlenecek veya kiminle evlendireceksiniz? İlan mı verecek siniz?

          Niye "Nisa" kelimesini "iş", "evlendirmeyi" de "iş ile buluşturmak" diye anlamayı denemiyorsunuz. Gerek bu çocukları, gerekse bu çocukların kadınlarını heriflerin altına yatırma yerine, onurlarıyla çalışıp hayatlarını kendi kazançlarıyla düzenlemeleri gerektiğini düşünmüyorsunuz.

          Bırakın "kadınları-kızları" yatağa atmayı!..
          Becerileri(mehir=maharet) ile uygun veya maharet kazanacakları bir "iş ile evlendirin" veya uygun "işlerle evlendirin" ki maharet/beceri sahibi birer birey olsunlar.
          Tercümelerinizi Bakara-177. ayete uygun yapın.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 2. September 2020, 07:01 PM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #110
            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
            a)-Niye kızlarla evleniyor da anneleri evlendiriyorsunuz?
            Tam aksine.
            Ayet 3'ün konusu olan eski yetim kizlarinizi taliplerine nikahlayacak (evlendirecek)siniz,
            ayet 127'nin konusu olan annelerle ise nikahlanmak (evlenmek) istiyorsunuz.

            Niye?

            Çünkü o eski yetim kizlariniz
            ayet 6'da sarta baglanan cinsel gücü ve annelik ehliyetini edinip kadin olmus,
            size kendilerini evendirme yetkisi vermisler (mâ tâbe lekum).

            Kisacasi
            sizden kendilerini evlendirmenizi istedikleri için evlendireceksiniz onlari;
            istemeyeni evlendirmeyeceksiniz, haddiniz degil dayatmak.

            Bunu daha önce anlatmaya çalistim,
            anlasilmamis;
            simdi anlatabildiysem öteki iddialariniza geçeyim.

            Comment

            • galipyetkin
              Uzman Üye
              • Sep 2011
              • 1389

              #111
              İşte Kur'an'dan bir alıntı: http://www.istekuran.com/fecr.html.

              [I] Fecr Suresi: 17-20:- Kesinlikle sizin düşündüğünüz gibi değil! Doğrusu siz, yetimi, üstün-saygın bir şekilde yetiştirmiyorsunuz. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi özendirmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!
              *****************

              Yani “Rabbinizden kendiniz için bol ikram isterken, O’ndan saygın ve üstün olmaya yönelik şeyler beklerken, yetimlerin saygın ve üstün olmaları için hiç çaba sarf etmiyorsunuz; onları aç, susuz, eğitimsiz bırakıyorsunuz.

              Hareket imkânı bulunmayan muhtaçların karınlarını doyurmalarını sağlayacak bir iş sahibi olmalarını temin etmeye yanaşmıyor, buna karşı içinizde bir istek duymuyor, bu konuda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

              Bu hususta yarışmanız gerekirken aksine bundan kaçıyorsunuz. Hatta başkalarının [zayıfların] mirasına [toplumun onlar için harcayacağı birikime, onların toplum zenginliği içindeki paylarına] el koyuyor, onu büyük bir oburluk, düşüncesizlik ve aç gözlülükle yiyorsunuz.

              Malı da sınırsız bir sevgiyle öyle çok seviyorsunuz ki, aklınıza ne hesap vereceğiniz geliyor, ne de Rabbiniz.”

              Hemen hemen bütün Türkçe meallerde yer alan “yetime ikram etmiyorsunuz” çevirisi, ayetin gerçek manasını ifade etmekten uzaktır. Ayette geçen “ikram”, çay, kahve ve benzeri şeyler ikram etmek anlamına gelmez. Buradaki “اكرام ikram”, üstün kılma, saygın hâle getirme demektir. Bu da eğitim vermekle, fırsat vermekle, iş imkânı vermekle mümkün olabilir. Bir başka ifade ile ikram, “aç, susuz, öğretimsiz, eğitimsiz, becerisiz bırakma, toplumda seviyesiz hâle getirme” demek olan “قهر kahr etmenin” tam tersidir.
              ..........................

              Saygılarımla.
              Galip Yetkin.
              Last edited by galipyetkin; 23. November 2015, 12:20 AM.

              Comment

              • Hasan Akçay
                Uzman Üye
                • Dec 2010
                • 826

                #112
                Bir önceki iletimde
                "daha önce açiklamaya çalistim, anlasilmamis; SiMDi anlasildiysa devam edeyim" demistim.
                Anlasildigina dair tek kelime yok, hiç bi belirti yok.


                *

                galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                Hareket imkâni bulunmayan muhtaçlarin karinlarini doyurmalarini saglayacak bir is sahibi olmalarini temin etmeye yanasmiyor, buna karsi içinizde bir istek duymuyor, bu konuda birbirinizi tesvik etmiyorsunuz
                Bu iletinize ben de tesekkür ederim;
                muhtaçlara elbet yardim etmeliyiz.

                Ne var ki
                bize muhtaç olanlara yardim etmemiz, bize muhtaç olmayanlara yardim dayatmasinda bulunmamizi gerektirmez;
                dayatmamiz onlarin ehliyet (rüsd) sahibi olduklari hakkinda yanildik anlamina gelir (ayet 6).

                Hükmümüz: onlar ekonomik ehliyet sahibidir artik, kendi islerini kendileri kurabilirler.
                Iddiamiz: onlar ekonomik ehliyete sahip olamadilar henüz, bizim onlara is kuruvermemize muhtaçtirlar.

                Hangisi gerçek kararimiz?

                Ayetlere göre açik ve net olana gelince, 4:3'te sözü edilen nisâ
                mallari olan, ekonomik "ehliyet"ini ispat etmis akli basinda kadinlardir;
                malsiz mülksüz, kendilerine birilerinin is kuruvermesine muhtaç AKLI ERMEZLER degil.
                Yoksa himayemiz altinda tutmayi sürdürmemiz gerekirdi onlari (ayet 5).

                4:2'deki uyari o ki onlar henüz himayemizden çikmamisken
                "mallari"ni kendi malimizla yemiyecegiz; büyük günahtir bu.

                4:6'daki buyruk o ki
                cinsel güç ARTI ekonomik ehliyet edindiklerinde
                mallarini geri verip özgür birakacagiz onlari.

                ve 4:3'teki hüküm o ki o kadinlarin bize temiz kilinanlarini,
                HER BiRiNi kendi talibine vermek suretiyle ikiser, üçer, dörder nikahlayacagiz (Omar 2 kadini, Hatice 3 kadini nikahlayacak, Ebibekr 5 kadini...)
                AMA "Bi büyüklük daha yap, beni evlendir" diyerek bize yetki verenleri nikahlayacagiz yalnizca. Dayatma yok.


                *

                Lütfen dikkat;
                ikiser, üçer, dörder*... ülestirme sayilaridir;
                ikisi bir arada ve ayni anda, üçü bir arada ve ayni anda, dördü bir arada ve ayni anda anlamina gelirler
                (ve SINIRLAMAKSIZIN beser, altisar... seklinde anlamca devam edip ÖZENDiRiRLER).

                O yüzden 4:3'teki nikahlayin evlenin degil evlenDiRin anlamina geliyor.

                Yoksa
                bi erkegin örnegin dört kadinla bir arada ve ayni anda evlenip gerdege girmesi mümkün degildir;
                kaldi ki mümkün olsaydi bile ahlaksizlik olurdu bu.

                __________________________________________________ ________________

                *Fâtir 1:

                Övgüler olsun gökleri ve yeri yaratip
                melekleri kiser, üçer, dörder kanatli elçiler yapana...

                Allah
                örnegin 6 kanatli bir melegin
                ÖNCE 1 kanadini, BiR YIL SONRA 3 kanadini, DAHA SONRA 2 kanadini degil
                hepsini bir arada ve ayni anda var etmistir.

                Zira
                Allah bir isin olmasini isterse "Ol!" der, o kadar;
                o is hemen olur. Bkz 36:82.
                Last edited by Hasan Akçay; 28. November 2015, 09:26 AM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #113
                  Bir lokantanin mutfagini düsünelim.

                  Tezgahinda
                  tepsi tepsi
                  adana, urfa...

                  Sef garson "Götürün bunlari!" dediginde
                  garsonlar ne anlar?

                  GÖTÜRÜN, malum,
                  homili girtlak kendiniz götürün anlamina geldigi gibi
                  müsterilere götürün anlamina da gelir.

                  Sef garson hangisini kastetmistir?

                  Ipucu:
                  o kebaplari götürecek olanlarin bazilari
                  et yemeyen kisilerdir (vejeteryan).

                  Ve bunu
                  sef garson da garsonlar da
                  biliyor.


                  *

                  Size yetki veren kadinlari nikahlayin!
                  fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâ'
                  (Nisâ 3)

                  Buradaki
                  "nikahlayin"in anlami da
                  su ikisinden biri olabilir:

                  1.kendinize nikahlayin
                  2.baskalarina nikahlayin.

                  Allah hangisini kastediyor?

                  Ipucu:
                  o kadinlari nikahlayacak olanlarin bazilari,
                  Hatice örneginde görüldügü üzere,
                  KADINDIR.

                  Ve bunu
                  Allah da insanlar da
                  biliyor.
                  Last edited by Hasan Akçay; 27. November 2015, 12:01 PM.

                  Comment

                  • Hasan Akçay
                    Uzman Üye
                    • Dec 2010
                    • 826

                    #114
                    NiKAHLAYIN ile ilgili yukardaki bilgi yeterli degil.
                    Tam bilgiyi vermek gerekirse
                    isin içine gramer girer, Arap kültürü girer, ama en enemlisi muhteva girer.

                    Ben
                    ASIL geçerli olan muhteva oldugu için
                    ona dikkat çekmeye çalistim.

                    Yani
                    Nisâ 3'te anilan kadinlari nikahlayacak olanlar Hatice misillu KADINLAR dahil bütün inananlardir,
                    nikahlanacak olanlar ise ikiser, üçer, dörder... yani hepsi bir arada ve AYNI anda nikahlanacak.


                    *

                    Bu iletimde
                    kisaca
                    gramere degineyim.

                    NiKAHLAYIN anlamindaki "fenkihû"nun açilimi "fe inkihû"dur.
                    InKiHÛ ise evlenin demek.
                    Dolayisiyla 4:3'te evlenin deniyor, evlendirin denmiyor.

                    Ancak...
                    evlendirin anlamindaki ENKiHÛ da, tipki inkihû gibi, NKH kökünden gelir
                    ve dikkat dikkat... Hz Peygamber zamaninda fiilimiz NKH seklindedir.

                    Yani örnegin
                    4:3'te de NKH seklindedir
                    24:32'de de NKH seklinde.

                    Ama Hz Peygamberin ebedi yasama göçmesinden yaklasik yüz yil sonra mushafa harekeler eklenirken
                    bi takim insanlar tarafindan
                    NKH 4:3'te evlenin anlamina gelsin diye iNKiHÛ okunacak sekilde harekelenmis, 24:32'de ise evlendirin anlamina gelsin diye ENKiHÛ okunacak sekilde.

                    Kisacasi NKH fiiline Nisâ 3'te yüklenen evlenin anlami
                    Allah'in indirdigi degil
                    muhtevayi göz ardi eden o insanlarin tercihidir.


                    *

                    Iste Allah'in dinine musallat olan çok esli zulüm
                    beserin yaptigi o YANLIS tercihe dayaniyor.

                    Hani
                    Allah'in indirdigi ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir ya (Mâide 44),
                    es üstüne es almak Allah tarafindan haram kilindiktan sonra
                    es üstüne es alan çok esliler,çok esciler kafirlerin ta kendileridir.
                    Last edited by Hasan Akçay; 1. December 2015, 12:41 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #115
                      Kâle rabbî... (Enbiyâ 4)

                      De ki "Rabbim..." (S Ates, Kur'ân-i Kerîm Tefsîri, MiLLiYET)
                      Peygamber, onlara dedi ki: "Rabbim..." (Diyanet)

                      MUHTEVA
                      sözgelimi demek, sözün gelisi, sözgelisi.
                      Süleyman Ates:

                      4 ncü ayetteki kâle (قَالَ) fiilini
                      Medine ve Basra karilerinin tamami ve Kufe'lilerin de bazilari kul (قُلْ) seklinde okumaslardir.
                      Sözgelisine daha uygun oldugu için biz bu kiraati esas aldik.

                      Bu kiraat ihtilaflarinin,
                      daha ziyade ilk Arap yazisinin yazim karakterinden çiktigi anlasilir.
                      Çünkü ilk zamanlarda kaf ile lâm arasina uzatma elifi konmaz(di).


                      Demek neymis,
                      "muhteva"ya daha uygun olan anlam hangi kiraati gerektiriyorsa
                      o kiraat tercih edilmeliymis.

                      Iyi de... süleyman atesler
                      bu kurala
                      Nisâ 3'te niye uymazlar?
                      Last edited by Hasan Akçay; 28. November 2015, 10:43 AM.

                      Comment

                      • Hasan Akçay
                        Uzman Üye
                        • Dec 2010
                        • 826

                        #116
                        Iddia ediyorum:

                        Nerde bi zulüm varsa Allah ONU yasaklamistir.
                        Islamin Muhammed nebi tarafindan iletilen versiyonu odur
                        yani indirilen din.

                        Örnegin
                        "Senin sirtin anamin sirtidir" deyip hanimini "zihar"layanin yaptigi sey zulümdür.
                        "Evlatlik = biyolojik evlat" diyenin biyolojik aileye yaptigi sey zulümdür.
                        Mertçe insanin yüzüne söylemek yerine arkadan çekistirenin yaptigi sey zulümdür.
                        Yetim mali yiyenin yaptigi sey zulümdür.

                        Allah bütün bu zulümleri yasaklamistir.


                        *

                        Es üstüne es almak zulümdür;
                        o yüzden yasak edilmistir.

                        Nisâ 23:

                        Size yasak edildi (Hurrimet aleykum)
                        iki kiz kardesin arasini birlestirmeniz...


                        Iki kiz kardesin
                        ayri ayri zamanlarda sizin esiniz olmasi
                        yasak degil.

                        Biri sizden bosanirsa ötekini alirsiniz.

                        Ama iki kiz kardesin arasini cem edemezsiniz (en tecmeû beynel uhteyn),
                        yasak.

                        Yasaklanan
                        cem etmektir, birlestirmek...
                        birini ötekine kuma getirmek,
                        ES ÜSTÜNE ES almak.

                        Hos görülebilcek bisey olsaydi Allah yasaklamazdi onu,
                        zulümdür ki yasaklamistir, bütün öteki zulümler gibi.


                        *

                        Ve...
                        "ES ÜSTÜNE ES almak zulümdür ama caizdir" diyenlere inanmayin.
                        Allah zulme izin vermez. Çünkü zulme izin veren de zalimdir.

                        Yûnus 44:

                        Allah insanlara hiç bir sekilde zulmetmez,
                        insanlara kendileri zulmediyor.


                        Iste kafirlik odur,
                        uydurulan din,
                        insanin insana ettigi...
                        Last edited by Hasan Akçay; 28. November 2015, 04:17 AM.

                        Comment

                        • galipyetkin
                          Uzman Üye
                          • Sep 2011
                          • 1389

                          #117
                          Bu sabah Sayın Hasan Akçay kendini Babil'in asma bahçelerine atmış dolaşıyor.
                          Dolaşmasına dolaşsın ama sorular hala cevapsız.

                          Meselâ:
                          1-: 4/3. ayetteki yetkileri nasıl elde ettiniz? Siz kimsiniz? Her canı isteyen: "1bende istiyorum, bende istiyorum

                          Comment

                          • Hasan Akçay
                            Uzman Üye
                            • Dec 2010
                            • 826

                            #118
                            galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                            ...sorular hala cevapsız.

                            Meselâ:
                            1-: 4/3. ayetteki yetkileri nasıl elde ettiniz? Siz kimsiniz? Her canı isteyen: "1bende istiyorum, bende istiyorum
                            Cevap ayette geçen mâ tâbe lekum ifadesidir.
                            MÂ TÂBE LEKUM size temiz kilinanlar demek, size yetki verenler,
                            tipki ayet 4'teki TIBNE gibi.

                            Baskalarini degil yalnizca onlari nikahlayacaksiniz.

                            Açikladim, cevap verdim;
                            hala cevapsiz demeyin lütfen.

                            Siz kimsiniz?

                            Siz
                            4:3'teki "nisâ"yi himaye eden erkeklersiniz, Hatice misillu kadinlarsiniz;
                            o "kadinlar"i SiZ nikahlayacaksiniz.
                            Last edited by Hasan Akçay; 28. November 2015, 11:27 AM.

                            Comment

                            • galipyetkin
                              Uzman Üye
                              • Sep 2011
                              • 1389

                              #119
                              Yukarıdaki yazım daha tashih görmeden parmağımın yanlışlıkla değişik bir tuşa dokunmasıyla ve peşpeşe gelen bazı aksaklıklar nedeniyle tamamlanamamış ve gerisi silinerek yarım kalmış bir yazı.

                              ("MA TABE LEKUM" ve "TIBNE" ifadeleri hakkında sonradan bazı söyleyeceklerim olacak.)

                              Yazmak istediklerim esasen şu:

                              1-: Yetimler hakkında verilmesi gereken kararlar var ki, bu kararları kim verecek?
                              Bu kararları verme yetkisi nasıl elde edilecek?
                              Abuzittin Efendi bunlar yönünde bir karar karar verirse, bu karar Hasan Bey tarafından beğenilmezse ve taraflar arasında "illaki benim dediğim olacak" diye cinayet çıkarsa ne olacak?

                              -Hamisi verecekmiş.

                              Kim bu?
                              Gökten mi düştü?
                              Alnında mı yazıyor?

                              "Al bu yetimi, kafana göre işle" mi denmiş?
                              Denetimi filan yok mu bunun.
                              Mesela evlenme yaşı hakkında bir hukukçunun gösterdiği yasaya ve yasanın maddesine itimat etmeyip de her "herze"yi bildiği zannedilen bir hakimin lafına itimat edip de 16 yaşında bir küçüğü evlendirirse taraflarla birlikte hapishanenin güllü bahçesinde misket oynar.

                              İster "hami" deyin, ister "vasi" deyin, ister "evlat edinen" deyin, ne bunlar? Allame-i cihan mı?. Bazıları gibi "ben ne dersem o" diyenlerden mi ?
                              Denetime tabii değiller mi?

                              2-: Ayetin 1. bölümünde deniyor ki: "adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın".
                              Bu ifade yani "temiz kadınlardan ikişer, üçer, dörder evlendirilme veya evlendirme olgusu evlendirilen ve evlendirilmeyen yetimler yönünden adaleti nasıl sağlayacak. Meselâ Abuzittin'in yetim Ayşe'si evlendirildi ise yetim Süleyman'a, veya Hasan beyin yetimi Murat'a adalet yönünden etkisi ne ve nasıl olacak.

                              Yeni başladık.

                              Saygılarımla.
                              Galip Yetkin
                              Last edited by galipyetkin; 28. November 2015, 11:45 PM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #120
                                Sizden ricam:

                                1.Bir iletinizde yalnizca bir konuyu ele alin lütfen, müzakerenin derli toplu yapilabilmesi için...
                                2.Alay edilmeye dayanamiyacagim noktaya geldigimde sizi okumayi ve cevaplandirmayi birakacagimi bilerek üslubunuza mukayyet olun.

                                Comment

                                Working...