Hac izlenimleri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Hasan Akçay
    Uzman Üye
    • Dec 2010
    • 826

    #121
    Örnegin iletinizdeki ilk konu:
    yetimler hakkinda verilmesi gereken kararlar.

    Sözünü ettiginiz kararlar
    tam olarak hangi husustadir;
    örnek verir misiniz.

    Bu yetimler MALLARI olan kimseler.

    Onlarin haklarindaki hükümleri
    2, 3, 4, 5, 6'da Allah vermis.

    2.
    Yetimlere mallarini verin. Pisi temizin yerine koyup degistirmeyin.
    Onlarin mallarini kendi mallarinizla yemeyin, büyük günahtir bu.

    3.
    Yetimlerin haklarini gözetemeyeceginizden korkuyorsaniz
    nikahlayin size yetki veren kadinlarin ikiserini ve üçerini ve dörderini
    ama bunda adil olamayacaginizdan korkuyorsaniz yalnizca birini ya da yeminleriniz kime malikse onlari.
    Sapmamaniz için uygun olan budur.

    4.
    Kadinlarin "sadukât"ini karsilik beklemeden verin.
    Ama o sadukâttan size kendileri bir sey birakirlarsa
    onu çekinmeden ve saglikla yiyin.

    5.
    Allah'in ayakta kalmanizin araci yaptigi mallarinizi akli ermeyenlere vermeyin.
    Doyurun onlari, giydirin ve kendilerine güzel söz söyleyin.

    6.
    Yetimleri, onlar (nikah) cinsel güç edinene kadar, gözetin.
    Sonra onlarda (rüsd) ehliyet bulursaniz
    mallarini kendilerine verin; büyüyüverirler diye hizla tüketmeyin.
    ...

    1-: Yetimler hakkında verilmesi gereken kararlar var ki, bu kararları kim verecek?
    Bu kararları verme yetkisi nasıl elde edilecek?


    Eger sözünü ettiginiz kararlar
    yetimlere mallarinin verilmesi hakkindaysa
    kararlarin sahibi, Allah'tir. Bkz 2, 4, 5, 6.

    "Bu kararlari kim verecek"ten kastiniz "Yetimlerin mallarini kendilerine kim verecek?" ise
    yetimleri himaye etmekte olan ve onlarin mallarini emaneten elinde bulunduran kimseler verecek.

    "Bu kararlari verme yetkisi nasil elde edilecek?" sorusuna gelince, bilmiyorum. Ben Allah ne söylüyorsa onu bilebilirim ancak. O'nun söyledikleri ise yukardaki ayetlerde. Ama ille kisisel tavrimi belirtmem isteniyorsa devletin yasalaridir geçerli olan.
    Last edited by Hasan Akçay; 29. November 2015, 06:19 AM.

    Comment

    • dost1
      Site Yöneticisi
      • Sep 2008
      • 1905

      #122
      Selamun aleyküm, değerli Hasan Akçay kardeşim,


      Hasan Akçay Nickli Üyeden Alıntı
      Iddia ediyorum:

      Nisâ 23:

      Size yasak edildi (Hurrimet aleykum)
      iki kiz kardesin arasini birlestirmeniz...


      Iki kiz kardesin
      ayri ayri zamanlarda sizin esiniz olmasi
      yasak degil.

      Biri sizden bosanirsa ötekini alirsiniz.

      Ama iki kiz kardesin arasini cem edemezsiniz (en tecmeû beynel uhteyn),
      yasak.

      Yasaklanan
      cem etmektir, birlestirmek...
      birini ötekine kuma getirmek,
      ES ÜSTÜNE ES almak.

      Hos görülebilcek bisey olsaydi Allah yasaklamazdi onu,
      zulümdür ki yasaklamistir, bütün öteki zulümler gibi.


      *

      Ve...
      "ES ÜSTÜNE ES almak zulümdür ama caizdir" diyenlere inanmayin.
      Allah zulme izin vermez. Çünkü zulme izin veren de zalimdir.

      Yûnus 44:

      Allah insanlara hiç bir sekilde zulmetmez,
      insanlara kendileri zulmediyor.


      Iste kafirlik odur,
      uydurulan din,
      insanin insana ettigi...
      Nisa 23 de geçen:

      "ve en tecmeu beynel uhteyni - illâ ma kad selef-" ayeti yanlış çevirerek yargınıza delil gösteriyorsunuz.

      Ayetin doğru çevirisi:

      "ve iki kız kardeşin arasını birleştirmeniz –eski yapılıp geçenler hariç–" şeklinde olmalıdır.

      Sizin belirttiğiniz gibi bir çeviri yapmak ayetteki "BEYNE" sözcüğünü görmemek demektir. Ayette bu BEYNE sözcüğü olmasa sizin çeviriniz için olabilir denilir.
      BEYNE sözcüğünün anlamı "ARA" demektir. Ayette isim tamlaması izafet olarak kullanılmıştır.
      Haram olan; " İKİ KIZ KARDEŞİN ARASININI BİRLEŞTİRMEKTİR."

      İki kız kardeşin arasının birleştirilmesi, ölen ya da boşanılan eşten sonra hemen baldızla evlenilmesi demektir. Baldız; ancak, araya başka bir eş girdikten sonra,-ondan da ayrılma olursa- haram olmaz.

      Kusursuzluk sadece Allah'a mahsustur.
      Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
      Sevgi,saygı ve muhabbetle.
      Allah'a emanet olunuz.
      Halil Ay

      Comment

      • Hasan Akçay
        Uzman Üye
        • Dec 2010
        • 826

        #123
        dost1 Nickli Üyeden Alıntı
        İki kız kardeşin arasının birleştirilmesi, ölen ya da boşanılan eşten sonra hemen baldızla evlenilmesi demektir. Baldız; ancak, araya başka bir eş girdikten sonra,-ondan da ayrılma olursa- haram olmaz.
        Konumuz "es üstüne es almak"tir
        ve araya baska bir esin girmesinin
        bununla ilgisi yok
        çünkü baldizinizla evlenebilmeniz için o kadindan da "ayrilma"k zorundasiniz.

        Önemli olan sudur:

        Siz
        iki kiz kardesten biriyle evli olup dururken onun üstüne bi de baldizinizla evlenmek suretiyle
        ES ÜSTÜNE ES alamazsiniz. Haram.

        Iki kiz kardesle evlenmeniz midir
        haram olan? Hayir.

        ESiNiZ OLAN kiz kardes ölürse ya da sizden bosanirsa*
        ya da kendisiyle evlendiginiz BASKA bir kadinin zevceligi araya girerse
        ÖTEKi kiz kardesle evlenebilirsiniz.

        Ama, belirttiginiz üzere, o "BASKA kadin"dan da ayrilma olduktan sonra
        yani siz BEKAR hale geldikten sonra evlenebilirsiniz ÖTEKi kiz kardesle.

        Önemli olan,
        evli oldugunuz kadinin üstüne onun kiz kardesiyle evlenmek suretiyle
        es üstüne es alamazsiniz. Yasaklanan bu.

        Demek ki "zulüm"dür.
        Allah zulüm saymayip hos görebilseydi onu
        yasaklamazdi, caiz kilardi.


        *

        Çok esli olmanin
        hos görülmesi imkansiz "zulüm"lere yol açtigini
        istisnasiz bütün müfessirler belirtiyor.

        Örnegin Elmalili:

        Çok esli oldugunuzda adaleti saglayamayacaginizdan korkarsaniz,
        ki KORKMALISINIZ...


        Adaletsizlik = zulüm.

        __________________________________________________ __

        *Esiniz ölürse ya da sizden bosanirsa
        baldizinizla evlenebilirsiniz.
        Uygulama böyle. Benim bildigim bu.

        Bir mümin, baldiziyla evlenebilmek için,
        baska bir kadinla evlenip ondan ayrilmak
        yani HÜLLE yapmak zorunda degil.
        Last edited by Hasan Akçay; 1. December 2015, 07:43 PM.

        Comment

        • galipyetkin
          Uzman Üye
          • Sep 2011
          • 1389

          #124
          Sayın Akçay.

          Her seferinde aynı şeyi yapıyorsunuz:
          "Alay edilmeye dayanamadığınızı söyleyerek çekilme tehdidi."

          Sayın Hasan Akçay.
          Yanılıyorsunuz!. Aklımın ucundan dahi geçmez.

          Ama sıkışıldığında, her seferinde aynı şey. Şimdi de aynı şeyi yapılıp soru ve konu ile ilgisi olmayan konular gündeme getirilip asıl ve en önemli soru "es" geçiriliyor.

          Evet.

          1-: Bir yetimin sorumluluğu, isteyen her bir kişiye verilmekte midir?

          2-: Deniliyor ki: "Bu yetimler MALLARI olan kimseler."
          Bir yetimin "Malları olmak" Allah'ın emri değil! Cıbıldak; mesela yeni doğmuş olup da cami kapısına terk edilmiş olamaz mı? Malları olmayanlar "diplerine tekme" atılmaya mı münasip? Lüzumsuz işler gurubundan mıdırlar?

          3-: Temiz kadınların evlendirilmesi diğer yetimleri "adalet" yünden nasıl etkilemektedir. Bu soru niye cevaplanmıyor? Ayetin kilit noktası.

          Daha yeni başladık.

          Saygılarımla.
          Galip Yetkin.
          Last edited by galipyetkin; 2. September 2020, 07:03 PM.

          Comment

          • Hasan Akçay
            Uzman Üye
            • Dec 2010
            • 826

            #125
            Esinizin üstüne baldizinizi alamazsiniz
            ama baska bir kadini alabilirsiniz... mi?

            Bu iddia
            Allah'in Ahzâb 52'deki hükmüyle çelisir.

            Comment

            • Hasan Akçay
              Uzman Üye
              • Dec 2010
              • 826

              #126
              Konumuz
              4:3'te caiz kilindigi öne sürülen
              çok eslilik.

              1-: Bir yetimin sorumluluğu, isteyen her bir kişiye verilmekte midir?

              Yetimlerden sorumlu olacaklarin
              hangi kurallara göre belirleneceginin
              konumuzla ilgisi yok.

              2-: Deniliyor ki ki: "Bu yetimler MALLARI olan kimseler." ...Malları olmayanlar "diplerine tekme" atılmaya mı münasip?

              Hayir elbet. Onlara is buluverin, mal verin, is kuruverin
              ama bunun, MALLARI OLAN kadinlari
              onlari himaye etmis olan siz Omar'larin, Ebibekr'lerin, Ayse'lerin, Zeyneb'lerin*...
              nikahlamanizla ilgisi yok.

              Çünkü MALLARI OLAN yetimleri taliplerine nikahlamaniz yoksul yetimlere mal vermenize engel degil;
              yoksul yetimlere is buluvermeniz MALLARI OLAN yetimleri taliplerine nikahlamaniza engel degil.

              3-: Temiz kadınların evlendirilmesi diğer yetimleri "adalet" yünden nasıl etkilemektedir.

              Temiz kadinlar - diger yetimler diye bi ayrim yok;
              adaletsizlik söz konusu degil.

              Size temiz kilinan (mâ tâbe lekum), size yetki veren demek.
              "Büyüklük yap, evlendir beni!" deyip size yetki verenleri, ayrim yapmadan, nikahlayacaksiniz.
              Hattâ yalnizca "nisâ"yi degil erkekleri de nikahlayacaksiniz çünkü Nûr 33'te görüldügü üzere mâ meleket eymâninizin bi kismi erkektir.
              Ama dayatmak yok! "Beni evlendir!" demeleri sart. Yetki vermeyenleri zorla evlendirmek yok.

              ASIL önemlisi
              size yetki vermeyenlerin
              Nisâ 3'le ilgisi yok:

              Yetimlerin haklarini gözetemeyeceginizden korkuyorsaniz
              NiKAHLAYIN size yetki veren kadinlarin ikiserini, üçerini, dörderini
              ama adil olamayacaginizdan korkuyorsaniz
              yalnizca birini ya da mâ meleket eymâninizi.
              Sapmamaniz için uygun olan budur


              ________________________________________________

              *Ahzâb 55'te belirtildigi üzere peygamber eslerinin mâ meleket eymâni var;
              Nisâ 3'te ise "Nikahlayin mâ meleket eymâninizi" deniyor.
              Peygamber esleriyseniz "Nisâ 3 beni baglamaz!" diyemezsiniz, "mâ meleket eymân"inizi siz de nikahlayacaksiniz.
              Last edited by Hasan Akçay; 2. December 2015, 02:42 PM.

              Comment

              • galipyetkin
                Uzman Üye
                • Sep 2011
                • 1389

                #127
                Tanımlara baktığımız zaman görüyoruz ki yetimler:
                1_: Kimsesiz küçük kız ve erkek çocuklar,
                2-: Annesi olan babasız küçük kız ve erkek çocuklar,
                3-: Çocuksuz yetim kadınlar
                4-: Çocuklu yetim kadınlar (ki bu grubu 3. gruba sokabiliriz).
                5-: İşsizler

                Ve Ayetin başlangıcına baktığımız zaman da şunu fark ederiz ki, ayet "EY İNSANLAR!" diye başlamakta dolayısı ile kadın erkek herkese yetki ve sorumluluk verilmektedir.
                Böylece bu ayetteki "NİKAHLAYIN" görevi erkekler yanında kadınlara da verilmiştir. Dolayısı ile erkekler "ikişer-üçer-dörder" nikah eylemini yaparken, kadınlar ayrık tutulmadığından aynı yetki ve sorumluluk kadınlar için de mecburidir. Kadınlar da yetimleri "ikişer-üçer-dörder" nikahlamak mecburiyetindedirler.

                Halbuki mealler ve açıklamalarına baktığımız zaman bu yetki yalnızca erkeklerdeymiş gibi
                açıklanmakta ve erkeklerin "dört eş alma" yetkisi de bu ayete dayandırılmaktadır.

                Devam edeceğim.

                Saygılarımla.
                Galip Yetkin.
                Last edited by galipyetkin; 7. December 2019, 04:52 PM.

                Comment

                • Hasan Akçay
                  Uzman Üye
                  • Dec 2010
                  • 826

                  #128
                  Sonra umre de yaptim.

                  Medine sicaktan kavruluyor... Bi hurma bahçesine gittik.
                  Aklimda VÂKIA suresinde anlatilan cennet bahçesi.

                  Acaba Medine'deki bu bahçe
                  cennetteki o bahçeye benziyor mu?

                  27.Ve sagin insanlari...
                  28.dikensiz kiraz agaçlarinin altindadir.
                  29.Salkim salkim hurmalar
                  30.uzamis gölgeler
                  31.DÖKÜLEN SU
                  32.ve bol bol öteki meyveler.
                  33.Tükenmez, yasak edilmez.

                  34.Ve yükseltilmis dösekler*
                  35.Öyle bir var ederiz ki onlari,
                  36.hiç kullanilmamis,
                  37.kusursuz uyum içinde
                  38.sagin insanlari için.


                  *

                  Ve DÖKÜLEN SU (mâin meskûb)...
                  Bizi gerçekten dökülen su sesi karsiladi,
                  bi karis çapinda kocaman bi borudan büyükçe bir havuza akiyor.

                  (Videoda dakika 4:30)

                  Yeralti suyuymus. Motorla çekiliyor.
                  Hz Peygamber döneminde her halde
                  develerle (https://www.youtube.com/watch?v=MDcxE5XaBOQ)
                  çekiliyordu.


                  *

                  Havuzun basinda dört bi yani açik, üstü kapali bi yapi.
                  Biz buna çardak deriz ya, çardagin DAMI çali çimkidir; bu ise betondu.
                  Yerler hali döseli. Kenarlarda yükseltilmis dösekler (furusin merfûa).

                  Döseklerin üstüne
                  1 000 develi agalar gibi
                  kurulduk.

                  Etrafta kelebekler uçusuyor.
                  Ve kus civiltilari.


                  *

                  Arkta akan suyu izleyerek bahçeye indim.
                  Aman Allah’im! Sicaktan kavrulan Medine’nin avucunda yemyesil bi serinlik.
                  Domates, biber, maydanoz, marul, misir, kocaman yapraklariyla tanidik canim kabak göverisi.
                  Ve çiçekler.

                  Benziyor mu?


                  *

                  Bizimkiler "Maydanoz koparabilir miyiz?" dediler.
                  Bahçenin sahibi: "Helal! Helal!"

                  __________________________________________________ ______

                  *Altini çizdigim kelimelere lütfen dikkat eder misiniz.

                  34.Ve yükseltilmis dösekler...
                  35.Öyle bir var ederiz ki onlari...

                  Arapça bilmemize gerek yok, Aklimizla okuyalim yeter.
                  onlar nedir?

                  Bakin ne imis:

                  Biz onlari (hurileri) yepyeni bir yaratilista yarattik. (Diyanet)
                  Biz kadinlari yeniden biçimlendirdik. (E Yüksel)
                  Biz (oradaki) kadinlari da yeniden bir güzel insâ' etmisiz (S Ates)

                  Nereleriyle okumuslar?
                  Last edited by Hasan Akçay; 12. December 2015, 09:28 AM.

                  Comment

                  • galipyetkin
                    Uzman Üye
                    • Sep 2011
                    • 1389

                    #129
                    Bazı tefsirciler, rüştünü ve mallarını elde ederek ayrılmış bu yetimlerden nikahlanacak olanlarının -bana bir babalık daha yap- diye kendisini yetiştirene yetki vermesi gerektiğini söylüyor. Bu deyiş erkek yetimleri akla getiriyor? Onlar da mı babalık yapılmasını istiyor?
                    Biz ayetlerde böyle bir şeylere rastlamadık; çünkü yok. Kişisel yakıştırma.
                    Kadınları erkek hakimiyeti altına sokma, erkeklerin hükmü altına alma çabası.
                    Okuyun ayeti, kız veya erkek ayrımı yapılmadan yetimlerin nikahlanması kesin emir.

                    Her neyse!...
                    Diyelim ki bir kısım yetime mallarını verdiniz ve evlendirdiniz.
                    Hayatı kurtuldu mu?
                    Diyelim ki bir afet sonucu eşini, ailesini, malını mülkünü kaybedip, cascavlak kalırsa, ne olacak?
                    İşlemler sil baştan mı başlayacak?
                    Halbuki okutulup veya işe gönderilip meslek sahibi yapılan öyle mi?
                    Evlenmek kişisel bir tercihtir. Allah kimseyi buna zorlamaz.
                    Demek ki gösterilen çare palyatif, yalapşap, yani kalıcı değil. O zaman da, nikahlanmak Allah'ın isteği olamaz.

                    Bakın;

                    nisa ifadesini iş,
                    nikâhı da iş ile buluşturmak, iş ile birbirine bağlamak, bir işe sahip yapmak

                    diye mânâlandırırsanız, hemen, kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan ayetin çözümüne ulaşırsınız ve ne yetimin malı, ne yetki verme, ne evlendirme, ne erkek yetim, ne kız yetim, ne de yetimlerin kadınları kalır. Zaten hiçbiri ayette yazılı değil, uydurma.
                    Yetimlerin kadınları diye tercüme edilen de yetimlerin işleri mânâsındadır. Surenin hiç bir yerinde de yetimlerin kadınlarından bahsedilmez, böyle bir ifade dahi yoktur; yetimlerin işlerinden, iş durumlarından bahsedilir.

                    İsterseniz mealler üzerine yerleştirerek bir denemede bulunun.

                    Yazdıklarım benim düşüncelerim. Daha evvel de bu konuda benzer bir şekilde yazmış idim.

                    Saygılarımla.
                    Galip Yetkin.
                    Last edited by galipyetkin; 28. March 2021, 08:41 AM.

                    Comment

                    • Hasan Akçay
                      Uzman Üye
                      • Dec 2010
                      • 826

                      #130
                      galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı
                      Yazdıklarım benim düşüncelerim...
                      Elbette.
                      Düsüncelere ancak SAYGI gösterilir
                      ama KATILMAK sart degil.


                      *

                      "Bana bi babalik daha yap..."
                      Bu deyiş erkek yetimleri akla getiriyor? Onlar da mı babalık yapılmasını istiyor?

                      Evet.
                      Ama buradaki baba kelimesinin anlamini daraltmiyoruz degil mi.
                      "Babalik, annelik, ablalik, abilik..."tir tamami. Onun için büyüklük yap diye de yazdim.

                      Iste, MALLARI OLAN, dolayisiyla size MALEN ihtiyaç duymayan "yetame"yi nikahlama isini,
                      onlari himaye etmis olan SiZ anneler, babalar, ablalar, abiler... yapacaksiniz
                      ve SiZ Hatice'ler, Zeyneb'ler, Aise'ler... yapacaksiniz. Çünkü sizin de "mâ meleket eymân"iniz var. Bkz Ahzâb 55.

                      "Kimleri nikahlayacaksiniz"a gelince, cevap: kadinlari ve erkekleri.

                      Çünkü
                      nikahlayin yükleminin 3 Nesnesinden 1'i olan mâ meleket eymân
                      kadinlar ve erkeklerdir. Bkz Nûr 33.

                      Nikahlayin size yetki veren
                      1.kadinlarin ikiserini ve üçerini ve dörderini
                      2.ya da onlarin yalinzca 1'ini
                      3.ya da mâ meleket eymâninizi.

                      Kanit olarak ilgili ayetlere yollama yaptim,
                      tekrarin lüzumu yok.
                      Last edited by Hasan Akçay; 3. December 2015, 07:30 AM.

                      Comment

                      • galipyetkin
                        Uzman Üye
                        • Sep 2011
                        • 1389

                        #131
                        Artık bu çöpçatanlık işi sıkmaya başladı.

                        Şimdi tamamı müteşabih olan bu 3. ayete yetimler lehine faydacı bir anlayışla, ne dediğine bakılırsa, bu ayet standart hayat şartlarının altında yaşam sürdürmeye mecbur bırakılan yetimlerin Allah'ın verdiği dünya nimetleri ile buluşturulup, onlara kol-kanat gerilmesi ve bunun nasıl yapılması gerektiğini anlatır.
                        Bu kol kanat germe de gene müteşabih anlatı ile:

                        MESNA(ikişer): yardımlaşarak.
                        SÜLASE(üçer): İçe sinecek derecede
                        RUBA(dörder): Fayda sağlayacak oranda

                        olması istenmekte.
                        Bu ifadeler 35/1. ayette de müteşabih olarak geçer.

                        4/3. ayeti de bu anlayışla tercüme etmek de öyle yapıldığı, katmalar katıldığı andaki gibi zor değil:

                        "Eğer yetimler konusunda haklarını vermede korkunuz yoksa(işiniz, durumunuz müsait ise, yani altından kalkabilecek iseniz), o zaman sizin için temiz olan işlerinizle bunları ikişer, üçer, dörder (yardımlaşarak, yardımlarınız içe sinecek ve fayda sağlayacak şekilde), maharet edinecekleri şekilde(veya maharetlerine uygun şekilde) nikahlayın/iş sahibi yapın/iş ile buluşturun/meslek öğrenmek üzere çalıştırın. Bu şekilde(çalışmaktan, yani işçilerin fazlalığından dolayı) adil olamamaktan çekinirseniz o zaman bir tanesi ile ilgilenin; ya da(bunu da yapamıyorsanız) evinizdeki/elinizin altındaki "beslemeyi" işe gönderin/meslek öğretin."
                        (Meslek öğrenmeye yönelik okumak veya okutmak da "iş" kapsamı içinde düşünülmelidir.)

                        4/4 ayetin ilk cümlesi ile de yerleştirilecekleri işlerin becerilerine/yeteneklerine/maharetlerine(mehir) uygun ücret "sadukat" verilmesi istenir.


                        Böylece konu benim yönümden kapanmış olup isteyen yetimleri başlık parası karşılığı evlendirir, ister evinde hizmet ettirir.

                        Saygılarımla.
                        Galip Yetkin.
                        Last edited by galipyetkin; 7. December 2019, 05:04 PM.

                        Comment

                        • Hasan Akçay
                          Uzman Üye
                          • Dec 2010
                          • 826

                          #132
                          "Bunlar benim düsüncem" dediniz.
                          Güzel. SAYGI hakkidir düsüncenizin.

                          Ama sizin de
                          farkli düsüncelere SAYGI göstermeniz kosuluyla.
                          Çöpçatanlik möpçatanlik... Lütfen!


                          *

                          Bakin Nûr 32'de "Evli olmayanlarinizi NiKAHLAYIN!" diyor Allah.
                          1.Eger "Nikahlayin!"dan kasit "Is sahibi yapin!" ise evli olanlari neden is sahibi yapmayasiniz?
                          2.Allah Nûr 32'de büyüklük yapip evlendirin mi diyor çöpçatanlik yapin mi?


                          *

                          Malsiz mülksüz, bes parasiz kimselere mal verin, is kuruverin... tamam
                          ama ayet 3 dahil Nisâ suresinin basindaki yetimler MALLARI OLAN insanlar; sizin malî desteginize muhtaç degiller; malî destek istemiyorlar sizden.
                          Siz onlarin malini kendi maliniza katip yemeyin yeter (ayet 2).

                          Arti, mallarini kullanabilecek ehliyeti kazanmislar ki siz bunu görüp mallarini kendilerine vermis, özgür birakmissiniz onlari (ayet 6).
                          Ekonomik özgürlüklerini kazanmislar.
                          Is kuruveriyorum ayaklarina yatip köstek olmaya hakkiniz yok.
                          Last edited by Hasan Akçay; 6. December 2015, 06:27 AM.

                          Comment

                          • galipyetkin
                            Uzman Üye
                            • Sep 2011
                            • 1389

                            #133
                            İllaki beni polemiğe katmak.
                            Hayır katılmıyorum, ve bu konuda son defa yazıyorum.

                            Hiç merak etmeyin malı mülkü olan yetimlerin toprak altından bile çıkar bir yakını, bir uzak akrabası çıkar onu himaye altına alır.
                            Bu devirde ise "vesayet makamı" olan Mahkemeler vardır ve yetimlerin vasileri ve malları bunların denetimi altındadır.

                            Gelelim yetimlerin mallarına.
                            Garibanı okutamadınız veya okumadı.
                            Bir meslek öğrensin diye çıraklıktan başlamak üzere bir işe gönderdiniz. Az veya çok, kendisine bir haftalık verilir. Bu haftalık işi öğrendikçe, iş sahibine faydası arttıkça, artar.
                            Bu haftalık eve getirilir ve bunun içinden kendisinin günlük ihtiyaçlarının karşılayacağı bir miktarı verilir ve geri kalanı ne olur?
                            İşte bunu yemeyin Hasan bey. Hak edince bunu, bunun toplamının tamamını verin.
                            Hiç merak etmeyin. Malı olanın bakıcısı da çok olur Onun-bunun eline kalmaz ve memleket "beslemelerden geçilmez". Ama şimdi "yetimhaneler gırtlağına kadar dolu. Neden acaba?

                            Saygılarımla.
                            Galip Yetkin.
                            Last edited by galipyetkin; 9. May 2016, 02:44 PM.

                            Comment

                            • Hasan Akçay
                              Uzman Üye
                              • Dec 2010
                              • 826

                              #134
                              Insanoglu tehlikeyle dalga geçmeyi seviyor.
                              Sörf gibi, boga güresi gibi,
                              seytan taslama ve ihram gibi...


                              *

                              Seytana duydugu öfke seline kapilarak
                              terligini çikardigi gibi seytanin kafasina firlatan mi dersin,
                              seytanin üzerine çis yaptigina kendisini inandiran mi.

                              Ahmet Hakan 2001'de hacca gitmis.
                              Onun 16 Ocak 2006 tarihli "Hürriyet"teki yazisindan:

                              …Seytan taslama kulesine yaklastigimda gördügüm manzara suydu: Iri yari adamlar kendilerinden gecmis bir sekilde önüne gelene carparak ellerindeki taslari kuyuya atmaya calisiyorlardi. Ortalik mahser yeri gibiydi. Kimsenin kimseye dikkat ettigi yoktu. Taslama bölümüne biraz yaklasinca bir terlik yiginiyla karsilastim. Taslama aninda yasanan büyük kargasa nedeniyle ayaklardan cikan terliklerdi bunlar. Terlik yiginini asip dengeyi bozmadan kuyuya yaklasmak imkánsizdi.

                              Buna ragmen bütün cesaretimi toplayip kalabaligin icine dalmaya calistim. Olmadi. Kendinden gecmis adamlar gecit vermedi. Bir iki siyrik ve iki kritik sendeleme sonucu kendimi disari zor attim...


                              Matadorumuz bogadan kaçmis.

                              *

                              Ihram iki büyük havludan ibaret bi giysi. http://www.omarali.com.my/omarali2/i...mart&Itemid=57
                              Donsuz... yani ihramin altinda don yok; tehlike BURADAN kaynaklaniyor.

                              Hacilar
                              son derece tedirgin ama yine de sakalasiyorlar,
                              YiGiDiN MALI meydanda olur
                              filan diyerek.


                              *

                              Ulema ise
                              ayetleri çarpitiyor,
                              masum masum...

                              Örnegin
                              Mâide 2:

                              ihrâmdan çiktiginiz zaman avlanabilirsiniz. (S Ates)
                              ihramdan çiktiginizda (isterseniz) avlanin. (Diyanet)
                              ihramdan çiktiginiz vakit avlanin. (Y N Öztürk)

                              Oysa Arapça metinde ihram yok (iza haleltum fastâdû).

                              Konu avlanmanin helalligi, haramligidir;
                              o halde dogru çevirinin "YASAK DÖNEMDEN çiktiginizda avlanin!" olmasi gerekir (5:2),
                              Size yasakken av hayvani öldürmeyin, lâ taktulûs sayde ve entum hurum (5:95).
                              Last edited by Hasan Akçay; 5. December 2015, 06:05 AM.

                              Comment

                              • Hasan Akçay
                                Uzman Üye
                                • Dec 2010
                                • 826

                                #135
                                Öyle basit seyler var ki
                                akla hakaret diye
                                insan söylemekten çekiniyor.

                                Örnegin
                                mevsimler VAKTEN SABiTTiR; her mevsim yalnizca kendi vaktinde gelir.
                                Mevsimler aylardan olusur, o yüzden aylar vakten sabittir.

                                Avlanmanin yasak oldugu
                                haram aylar vakten sabittir.

                                Peki, "YASAK DÖNEMDEN çiktiginizda avlanin!" buyrugu
                                niçin Mâide 2'de veriliyor,
                                avlanma yasagindan söz etmenin yeri orasi midir?

                                Evet orasidir.

                                Çünkü
                                1.avlanma yasagi,
                                2.Mekke panayirlari,
                                3.hac
                                es zamanlidir.

                                "Haram aylar"dir söz konusu olan.

                                O aylarda
                                av hayvanlari yenice dünyaya getirdikleri yavrularini büyütmektedir; av hayvanlarinin öldürülmesi haramdir
                                ve Mekke'de kurulan panayirlarin güven ortamina ihtiyaci var, savas haramdir.

                                Yaz aylaridir haram aylar
                                çünkü KIS ve ilkbahar mevsimlerinde kervanlarla DIS ülkelere giden Kureys tüccari Mekke'de yoktur (Bkz 106:2), Kureyssiz Mekke panayiri olmaz
                                yani Kuran ayetlerinde belirtilen de bu:

                                Haram aylar KIS mevsimine, ilkbahara denk gelmezler;
                                haram aylar vakten sabittir
                                haram aylar daima ama daima yaz aylaridir.

                                Günesin dogudan gelmesi nasil sünnetullah olup degismez, gegistirilemezse (bkz 2:258)
                                haram aylarin vakten sabitligi de sünnetullahtir; degismez, degistirilemez.

                                O aylardan biri olan Zilhicce,
                                dolayisiyla hac
                                bi su mevsime bi bu mevsime bi o mevsime denk getirilemez.

                                Lütfen bkz
                                http://www.hanifler.com/showthread.php?t=1731&page=3

                                "Size haramken av hayvani öldürmeyin!" buyrugunu
                                vakten oynak yani NÂMEVCUT bir aya baglamak
                                ve yilda yalnizca 2 gün giyilen "ihram"a sokup kusa çevirmek akla hakarettir.
                                Last edited by Hasan Akçay; 16. December 2015, 08:10 AM.

                                Comment

                                Working...